Adrenal Bez Hastalıkları ve Cerrahisi
Böbreküstü bezi hastalıklarını, hormon fazlalığı tablolarını ve cerrahi gerektiren kitleleri tek sayfada topladım.
Adrenal Bez ve Hastalıkları
Tümünü görBöbreküstü bezi hastalıkları, küçük ama yaşamsal görevler üstlenen iki bezin çalışmasındaki bozukluklardan oluşur. Bu bezler tansiyondan tuz dengesine, şeker düzeninden strese verilen tepkiye kadar geniş bir alanı yönetir. Sorunlar ya hormon üretiminin artmasıyla ya da bezde bir kitlenin ortaya çıkmasıyla kendini belli eder. Cerrahi onkoloji ve endokrin cerrahi uygulamamda bu bezlerin hastalıklarını düzenli olarak değerlendiriyorum. Bu sayfada ana başlıkları tanıtıyorum ve her konunun ayrıntısını ilgili sayfalara bırakıyorum.
Böbreküstü Bezleri Nerede Bulunur?
Böbreküstü bezleri, her iki böbreğin üst kutbuna oturan küçük ve üçgen biçimli iki organ olarak bulunur. Karın boşluğunun arka bölümünde, omurganın iki yanında yer alır. Sağ taraftaki bez karaciğerin arkasına doğru konumlanır. Sol taraftaki bez ise dalak ve pankreasın kuyruk bölümüne komşu durur. Her iki bez de yağ dokusu içinde gömülü biçimde korunur. Boyutları küçük olmasına karşın görevleri oldukça geniş kapsamlıdır. Bezler iki ayrı katmandan oluşur. Dış katman kabuk bölümü olarak adlandırılır. İç katman ise öz bölüm adını alır.
İki katman birbirinden farklı hormonlar üretir. Kabuk bölümü tuz dengesini ve şeker düzenini yöneten salgıları yapar. Öz bölüm ise ani tepki hormonlarını üretir. Bu ayrım, hastalıkların anlaşılmasında temel bir yol gösterici olur. Bezlerin kanlanması birden çok damardan sağlanır. Toplardamar çıkışı ise tek bir damarla gerçekleşir. Bu anatomik özellik cerrahi planlamada önem taşır. Sağ taraftaki toplardamar çok kısa bir seyir gösterir. Bu kısalık, sağ taraftaki girişimi daha dikkatli hale getirir. Bezlerin komşuluklarını görüntüleme incelemeleri ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Anatomiyi iyi bilmek, güvenli bir çalışmanın temelini oluşturur.
Bu Bezler Hangi Görevleri Üstlenir?
Bu bezler, yaşamın sürdürülmesi için gerekli birkaç hormon grubunu üreterek önemli görevleri üstlenir. İlk grup tuz ve su dengesini yöneten hormondan oluşur. Bu hormon böbreklerden sodyum tutulmasını ve potasyum atılmasını sağlar. Dengenin bozulması tansiyon düzeyini doğrudan etkiler. İkinci grup şeker düzenini ve strese verilen tepkiyi yöneten hormondur. Bu hormon kan şekerini yükseltir ve iltihap tepkisini dengeler. Bedenin açlığa, enfeksiyona ve yaralanmaya dayanmasını da aynı hormon sağlar. Üçüncü grup cinsiyet hormonlarının öncüllerinden oluşur. Bu öncüller kadınlarda tüylenme düzenini etkiler.
Dördüncü grup öz bölümde üretilen ani tepki hormonlarıdır. Bu hormonlar kalp hızını ve tansiyonu kısa sürede yükseltir. Tehlike anında bedenin hazır duruma geçmesini sağlar. Hormonların üretimi beyindeki bir merkez tarafından denetlenir. Merkez, kandaki düzeyleri sürekli ölçer ve üretimi buna göre ayarlar. Bu geri bildirim düzeni dengeyi korur. Düzenin bozulması hastalıkların temelini oluşturur. Üretim arttığında belirli tablolar ortaya çıkar. Üretim azaldığında ise farklı bir tablo gelişir. Her iki yön de ayrı biçimde değerlendirilir. Bezlerin görevlerini bilmek, yakınmaların anlaşılmasını kolaylaştırır.
Adrenal Hastalıklar Nasıl Gruplanır?
Adrenal hastalıklar, hormon üretimine ve kitlenin niteliğine göre gruplanır. İlk grupta hormon üretimi artmış tablolar yer alır. İkinci grupta hormon üretmeyen kitleler bulunur. Üçüncü grupta hormon üretimi azalmış tablolar değerlendirilir. Dördüncü grupta ise kötü huylu tümörler ele alınır. Bu dört başlık birbirinden ayrı bir yol izler. Aynı kitle hem hormon üretebilir hem de kötü huylu olabilir. Bu nedenle her kitlede iki soru birlikte sorulur. Sorulardan biri hormon üretimini, diğeri kitlenin niteliğini araştırır.
Gruplamanın ayrıntılı dökümünü adrenal bez ve hastalıkları başlıkları bölümünde bulabilirsiniz. Hormon üretimi artmış tablolar günlük yaşamı belirgin biçimde etkiler. Hormon üretmeyen kitleler ise çoğu zaman sessiz kalır. Azalmış üretimle giden tablolar iç hastalıkları alanında izlenir. Kötü huylu tümörler seyrek görülür ancak dikkatli bir yaklaşım gerektirir. Başka organlardan bu beze sıçrayan tümörler de ayrı bir başlık oluşturur. Bu başlıkların tümü tek bir organ, yani adrenal bez çevresinde toplanır. Her grubun tanı ve tedavi yolu farklı biçimde kurulur. Cerrahi karar yalnız bazı gruplarda gündeme gelir. Diğer gruplarda izlem ya da ilaç tedavisi öne çıkar. Bu ayrımı hastalarıma ilk görüşmede anlatıyorum. Yol haritasını baştan çizmek, süreci anlaşılır hale getirir.
Hormon Fazlalığı ile Giden Tablolar Nelerdir?
Hormon fazlalığı ile giden tablolar, hangi hormonun aşırı salgılandığına göre adlandırılır. İlk tabloda şeker ve stres hormonu aşırı üretilir. Bu tabloda yüz bölgesinde yuvarlaklaşma, gövdede kilo artışı ve ciltte incelme görülür. Kan şekerinin yükselmesi ve kemik kaybı da eşlik eder. İkinci tabloda tuz tutucu hormon aşırı salgılanır. Bu tabloda tansiyon yüksekliği ve kan potasyum düşüklüğü öne çıkar. Kas güçsüzlüğü ve sık idrara çıkma da bildirilir. Üçüncü tabloda öz bölümden ani tepki hormonları aşırı üretilir. Bu tabloda ataklar halinde çarpıntı, terleme ve baş ağrısı yaşanır.
Dördüncü tabloda cinsiyet hormonu öncülleri aşırı salgılanır. Bu tabloda kadınlarda tüylenme artışı ve ses kalınlaşması görülür. Her tablo kendi sayfasında ayrıntılı biçimde ele alınır. Tanı, kan ve idrar ölçümleriyle konur. Ölçümler tek başına yeterli kalmadığında baskılama testleri yapılır. Testler hormonun denetim dışı üretildiğini gösterir. Hormon fazlalığı saptandığında görüntülemeyle kaynağa ulaşılır. Kaynak bezdeyse cerrahi seçenek gündeme gelir. Kaynak beyindeki merkezse farklı bir yol izlenir. Bu ayrımı iç hastalıkları bölümüyle birlikte yapıyorum. Ortak değerlendirme, doğru kararın temelini oluşturur.
Hormon Üretmeyen Kitleler Ne Anlama Gelir?
Hormon üretmeyen kitleler, bezde yer kaplayan ama kan değerlerini değiştirmeyen yapılar anlamına gelir. Bu kitleler çoğunlukla hiçbir yakınmaya yol açmaz. Başka bir nedenle çekilen görüntülemede rastlantısal olarak görülür. Büyük bölümü iyi huylu yapıdadır. Yağ içeriği yüksek olanlar görüntülemede kolayca tanınır. Kist biçimindeki yapılar da benzer biçimde ayırt edilir. Kanamaya bağlı gelişen kitleler zaman içinde küçülür. Bu kitlelerin çoğunda izlem yeterli olur. İzlem aralıkları kitlenin görünümüne göre belirlenir.
Bir bölümünde ise görüntü özellikleri kuşku uyandırır. Sınırları düzensiz olan kitleler daha yakından değerlendirilir. Kontrast maddeyi geç bırakan kitleler de aynı biçimde ele alınır. Boyutu belirgin biçimde büyük olan kitlelerde cerrahi öne çıkar. İzlem sırasında büyüyen kitlelerde de karar değişir. Başka bir organda tümör öyküsü varsa yaklaşım farklılaşır. Bu durumda kitle sıçrama olasılığı yönünden incelenir. Gerektiğinde işlevsel görüntüleme eklenir. Doku örneği alınması ise ancak seçilmiş durumlarda düşünülür. Örnek alma kararını her zaman bir kurul değerlendirmesiyle veriyorum. Aceleci bir girişim, gereksiz yük oluşturabilir.
Rastlantısal Saptanan Kitlelerde Yol Nasıl Çizilir?
Rastlantısal saptanan kitlelerde yol, iki temel soru üzerinden çizilir. İlk soru kitlenin hormon üretip üretmediğidir. İkinci soru kitlenin iyi huylu görünüp görünmediğidir. Her iki sorunun yanıtı da incelemelerle aranır. Hormon üretimi kan ve idrar ölçümleriyle araştırılır. Kitlenin niteliği ise görüntüleme özellikleriyle değerlendirilir. İki yanıt da olumluysa izlem kararı verilir. Yanıtlardan biri kuşku doğuruyorsa cerrahi gündeme gelir. Bu basit düzen, kararın hızlı verilmesini sağlar.
Konunun ayrıntılarını rastlantısal saptanan adrenal kitle sayfasında ele aldım. Rastlantısal kitlelerin sayısı görüntüleme kullanımının artmasıyla birlikte çoğalır. Karın ağrısı ya da böbrek taşı için çekilen incelemelerde sık karşılaşılır. Bu durum hastalarda kaygı yaratır. Kaygıyı azaltmanın yolu, süreci baştan anlatmaktır. İzlem kararı verilen kişilerde ölçümler belirli aralıklarla yinelenir. Görüntüleme de aynı düzen içinde tekrarlanır. Değerler ve görünüm değişmezse aralıklar uzatılır. Değişiklik saptanırsa plan yeniden ele alınır. İzlem süresi kişiye göre belirlenir. Düzenli bir izlem, gereksiz girişimin önüne geçer.
Tanı Aşamasında Hangi İncelemeler Yapılır?
Tanı aşamasında yapılan incelemeler iki ana başlıkta toplanır. İlk başlık hormon ölçümlerinden oluşur. Kanda tuz tutucu hormon ve onu uyaran maddenin düzeyi ölçülür. Şeker ve stres hormonunun sabah düzeyi ayrıca değerlendirilir. Gerektiğinde gece verilen bir ilaçla baskılama testi yapılır. Ani tepki hormonlarının yıkım ürünleri kanda ya da idrarda ölçülür. Bu ölçüm için günlük idrarın biriktirilmesi istenir. Potasyum ve sodyum değerleri de aynı incelemeye katılır. Ölçüm öncesinde bazı ilaçların düzenlenmesi gerekir.
İkinci başlık görüntüleme incelemelerinden oluşur. Kesitsel tomografi ilk sırada yer alır. Bu yöntem kitlenin boyutunu, sınırlarını ve yoğunluğunu gösterir. Kontrast maddenin dokudan ne hızla ayrıldığı da ölçülür. Manyetik rezonans incelemesi ek bilgi sağlar. Bu yöntem özellikle gençlerde ve gebelik döneminde tercih edilir. İşlevsel görüntüleme seçilmiş kişilerde eklenir. Ani tepki hormonu üreten tümörlerde bu yöntem yol gösterir. Kötü huylu tümör kuşkusunda da işlevsel inceleme istenir. Tüm sonuçlar bir arada değerlendirilir. Değerlendirmeyi iç hastalıkları ve radyoloji bölümleriyle birlikte yapıyorum. Ortak bir bakış, kararı sağlam bir zemine oturtur.
Hangi Kitleler Cerrahi Gerektirir?
Hangi kitlelerin cerrahi gerektirdiği, üç ölçüte bakılarak belirlenir. İlk ölçüt hormon üretimidir. Denetim dışı hormon üreten kitlelerde girişim gündeme gelir. Bu tablolarda ilaç tedavisi çoğu zaman kalıcı çözüm sağlamaz. İkinci ölçüt kitlenin görünümüdür. Sınırları düzensiz ve yoğunluğu yüksek kitlelerde girişim öne çıkar. Kontrast maddeyi geç bırakan kitleler de aynı gruba girer. Üçüncü ölçüt kitlenin boyutu ve büyüme eğilimidir. Belirgin biçimde büyük kitlelerde girişim tercih edilir.
İzlem sırasında büyüme gösteren kitlelerde de karar değişir. Bu üç ölçütten biri bile karşılandığında cerrahi konuşulur. Ölçütlerin hiçbiri karşılanmıyorsa izlem sürdürülür. Karar verirken kişinin yaşını ve genel durumunu da gözetiyorum. Genç kişilerde uzun izlem yerine girişimi öne alıyorum. İleri yaştaki kişilerde ise ek hastalıklar ağırlık taşır. Ani tepki hormonu üreten tümörlerde hazırlık ayrı bir önem kazanır. Bu kişilerde tansiyon ve sıvı dengesi girişimden önce düzenlenir. Hazırlık tamamlanmadan girişim planlanmaz. Kararı her zaman iç hastalıkları bölümüyle birlikte veriyorum. Ortak karar, hem güvenli hem de doğru bir yol sağlar.
Adrenal Cerrahi Nasıl Uygulanır?
Adrenal cerrahi, günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemle uygulanır. Bu yöntemde karın duvarından küçük delikler açılır. Deliklerden kamera ve ince aletler gönderilir. Görüntü ekrana büyütülerek yansıtılır. Bez çevresindeki dokulardan dikkatle ayrılır. Besleyici damarlar tek tek kapatılır. Toplardamar çıkışı özenle bağlanır. Çıkarılan bez küçük bir torba içinde dışarı alınır. Yöntemin ayrıntılarını kapalı yöntemle bez çıkarılması sayfasında anlattım.
Girişim karın önünden ya da sırt tarafından yapılabilir. Sırttan yaklaşım, karın içi yapışıklığı olan kişilerde tercih edilir. Karından yaklaşım ise geniş bir görüş alanı sağlar. Seçim, kitlenin yeri ve büyüklüğüne göre yapılır. Çok büyük ve kötü huylu görünen kitlelerde açık yöntem seçilir. Açık yöntemde daha geniş bir kesi kullanılır. Bu seçim, komşu organların korunmasını kolaylaştırır. Her iki bezin birlikte alınması ise seyrek gündeme gelir. Tek bezi alınan kişilerde diğer bez görevi üstlenir. Bu nedenle çoğu kişide hormon desteği gerekmez. İki bezin de alındığı durumlarda ise ömür boyu destek kullanılır. Bu ayrımı girişimden önce hastamla ayrıntılı konuşuyorum.
Ameliyat Sonrasında İzlem Nasıl Sürer?
Ameliyat sonrasında izlem, çıkarılan kitlenin niteliğine göre sürer. İlk günlerde tansiyon ve kan değerleri yakından ölçülür. Tuz tutucu hormon fazlalığı olan kişilerde potasyum düzeyi izlenir. Tansiyon ilaçları bu kişilerde kademeli olarak azaltılır. Şeker ve stres hormonu fazlalığı olan kişilerde farklı bir yol izlenir. Bu kişilerde karşı bezin uyanması zaman alır. Uyanma süresince dışarıdan hormon desteği verilir. Destek kademeli biçimde azaltılır. Azaltma düzenini iç hastalıkları bölümüyle birlikte yürütüyorum.
Ani tepki hormonu üreten tümör çıkarılan kişilerde tansiyon yakından izlenir. Girişimden sonra tansiyonun düşmesi beklenen bir durumdur. Sıvı desteği bu dönemde önem taşır. Kötü huylu tümör saptanan kişilerde izlem daha sıkı kurulur. Bu kişilerde görüntüleme belirli aralıklarla yinelenir. Kan ölçümleri de aynı düzen içinde sürdürülür. İyi huylu kitle çıkarılan kişilerde izlem kısa sürede seyrekleşir. Yara yeri ve genel durum ilk kontrolde değerlendirilir. Günlük yaşama dönüş kapalı yöntemde hızlı gerçekleşir. Ağır kaldırmaktan bir süre kaçınmak gerekir. İzlem çizelgesini taburculuk sırasında yazılı olarak veriyorum. Yazılı bir plan, sürecin takip edilmesini kolaylaştırır.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular