Patoloji Raporu Nasıl Okunur? (ER, PR, HER2, Ki-67)
Patoloji raporu nasıl okunur? ER, PR, HER2 ve Ki-67 satırlarının tedavi kararını nasıl yönlendirdiğini sade bir dille açıkladım.
Patoloji raporu, meme kanseri sürecinde tedavi kararının dayandığı en kapsamlı belgedir. Rapor, alınan dokunun mikroskop altında incelenmesiyle hazırlanır ve tümörün kimliğini ayrıntılı biçimde tanımlar. Hastalarım bu belgeyi ellerine aldıklarında çoğu zaman yabancı terimlerle karşılaşır. Bu sayfada raporda geçen başlıkların her birini gündelik bir dille açıklıyorum. Hangi satırın hangi tedaviyi gündeme getirdiğini de adım adım anlatıyorum.
Patoloji Raporu Hangi Bölümlerden Oluşur?
Patoloji raporu, birbirini tamamlayan birkaç bölümden oluşur. İlk bölümde incelenen materyalin nereden ve hangi yöntemle alındığı yazılır. Bu bilgi, örneğin iğneyle mi yoksa ameliyatla mı elde edildiğini gösterir. İkinci bölümde dokunun çıplak gözle görünümü aktarılır. Burada dokunun ölçüsü, rengi ve içindeki kitlenin görünümü tanımlanır. Üçüncü bölümde mikroskop altındaki bulgular yer alır. Hücrelerin dizilimi, biçimi ve çevre dokuyla ilişkisi bu bölümde anlatılır. Dördüncü bölümde boyama yöntemleriyle elde edilen sonuçlar bildirilir.
Son bölümde ise bütün bulgular kısa bir sonuç paragrafında toplanır. Hastalarıma önce bu sonuç bölümünü okumalarını öneriyorum. Ayrıntılı satırları sonra birlikte gözden geçiriyoruz. İğneyle alınan örnek genellikle kalın iğne biyopsisi yöntemiyle elde edilir. Bu yöntemle alınan doku, tümörün kimliğini ortaya koymaya yeterli olur. Ameliyatla çıkarılan dokuda ise bilgiler daha ayrıntılı bir biçimde verilir. İki rapor arasında bazı başlıklarda fark bulunabilir. Bu farkın nedenini hastalarıma önceden açıklıyorum. Raporun üst kısmında ayrıca örneğin laboratuvara ulaşma tarihi yazılır. Bu tarih, dokunun uygun koşullarda saklanıp saklanmadığını anlamaya yarar. Uzun bekleyen örneklerde bazı boyamalar güvenilirliğini yitirebilir. Bu nedenle örneklerin gönderim sürecini yakından izliyorum.
Tümörün Histolojik Tipi Ne Anlatır?
Tümörün histolojik tipi, hücrelerin hangi yapıdan köken aldığını anlatır. Meme dokusunda süt üreten bezler ve sütü taşıyan kanallar bulunur. Tümörlerin büyük bölümü kanal yapısından kaynaklanır. Bez yapısından kaynaklanan tümörler daha seyrek görülür. Bu ikinci grup muayenede belirgin bir kitle vermeyebilir ve görüntülemede daha zor seçilir. Raporda ayrıca özel adlar taşıyan seyrek tipler de bildirilebilir. Bu seyrek tipler genellikle daha sakin bir seyir gösterir. Tipin adı, tedavinin genel çerçevesini doğrudan değiştirmeyebilir.
Buna karşılık cerrahi planı etkileyen ayrıntılar tipe göre değişir. Bez yapısından kaynaklanan tümörlerde yayılım sınırları daha belirsiz kalır. Bu nedenle bu hastalarda ameliyat öncesi manyetik rezonans görüntüleme isteyebiliyorum. Raporda tümörün yanında yerinde kalan alanların bulunup bulunmadığı da yazılır. Yerinde kalan alanların geniş olması çıkarılacak doku sınırını genişletir. Bu satırı cerrahi öncesinde özellikle okuyorum. Tipin doğru belirlenmesi, sonraki bütün kararların temelini oluşturur. Şüpheli durumlarda ek boyama yöntemleriyle ayrım netleştirilir. Bez yapısından kaynaklanan tümörlerde belirli bir hücre bağlantı proteininin kaybı aranır. Bu proteinin bulunmaması tanıyı destekleyen bir bulgu olarak kabul edilir. Kanal kaynaklı tümörlerde ise aynı protein korunmuş olarak görülür. Bu ayrımı raporda özellikle arıyorum.
Tümör Derecesi Nasıl Belirlenir?
Tümör derecesi, hücrelerin normal meme dokusuna ne kadar benzediğine bakılarak belirlenir. Patolog üç ayrı başlığı ayrı ayrı puanlar. Birinci başlık hücrelerin bez yapısı kurup kurmadığıdır. İkinci başlık hücre çekirdeklerinin biçim ve büyüklük farklılığıdır. Üçüncü başlık bölünme aşamasındaki hücrelerin sıklığıdır. Üç başlığın toplamı dereceyi belirler. Düşük derecede hücreler normal dokuya benzer ve daha düzenli görünür. Yüksek derecede ise hücreler düzenini yitirir ve hızlı çoğalır.
Derece, hastalığın vücutta ne kadar yayıldığını anlatmaz. Yaygınlık ayrı bir başlık altında değerlendirilir. Aynı yaygınlıktaki iki hastada derece farklı olabilir. Yüksek dereceli tümörlerde ilaç tedavisi daha sık gündeme gelir. Düşük dereceli tümörlerde plan daha ölçülü kalabilir. Derece tek başına karar verdirmez. Hormon almacı durumu ve büyüme almacı sonucu da aynı anda okunur. Bu başlıkları birlikte değerlendirmeyi alışkanlık haline getirdim. Derecenin belirlenmesinde patologlar arasında küçük yorum farkları görülebilir. Sınırda kalan sonuçlarda incelemenin yinelenmesini isteyebiliyorum. İkinci bir göz, kararın güvenilirliğini artırır. Bu titizliği hastalarıma da açıklıyorum.
Damar ve Lenf Kanalı Tutulumu Raporda Nasıl Geçer?
Damar ve lenf kanalı tutulumu, raporda ayrı bir satır olarak geçer. Bu satır, tümör hücrelerinin doku içindeki küçük kanallara girip girmediğini bildirir. Hücrelerin bu kanallara girmesi yayılım yolunun açıldığını düşündürür. Bulgu var olarak yazıldığında hastalığın daha hareketli olduğu kabul edilir. Bulgunun bulunmaması ise olumlu bir işaret olarak okunur. Bu satır özellikle erken tabloda anlam kazanır. Lenf bezlerinde tutulum bulunmayan hastalarda karar vermeyi kolaylaştırır. İlaç tedavisi tartışmalı olduğunda bu bulgu terazinin bir kefesine ağırlık koyar.
Raporda ayrıca tümörün deriye ya da göğüs duvarına ulaşıp ulaşmadığı belirtilir. Meme başına yakın yerleşimde meme başı altındaki dokunun durumu ayrıca yazılır. Bu bilgiler cerrahi sınırın genişliğini planlamak için gerekir. Hastalarıma bu satırların ürkütücü görünse de yol gösterici olduğunu anlatıyorum. Her bulgunun karşılığında bir tedavi adımı bulunur. Bulgular bir araya geldiğinde kişiye özgü bir plan çıkar. Bu planı konseyde birlikte oluşturuyoruz. Raporda ayrıca çevredeki meme dokusunun genel durumu tarif edilir. Bu dokuda iyi huylu değişiklikler bulunabilir ve bunlar ayrıca yazılır. İyi huylu bulgular tedavi planını değiştirmez. Yine de izlem sırasında bu bilgileri göz önünde tutuyorum.
Cerrahi Sınır Temiz Ne Demektir?
Cerrahi sınır temiz ifadesi, çıkarılan dokunun kenarlarında tümör hücresi bulunmadığını anlatır. Patolog dokunun dış yüzeyini boyayla işaretler ve mikroskop altında bu yüzeyi inceler. Hücreler boyalı yüzeye değmiyorsa sınır temiz olarak bildirilir. Hücreler yüzeye ulaşmışsa sınır pozitif olarak yazılır. Bazı raporlarda sınırın yakın olduğu belirtilir. Yakın sınır, hücrelerin kenara çok az bir uzaklıkta kaldığını gösterir. Cerrahi sınır sonucu, ek girişim gerekip gerekmediğini belirler. Pozitif sınır bulunduğunda çoğu zaman yeniden doku çıkarılması gündeme gelir.
Yerinde kalan alanların geniş olduğu tümörlerde sınır değerlendirmesi daha dikkatli yapılır. Meme koruyucu girişim uygulanan hastalarda bu satır özel bir önem taşır. Memenin tamamının alındığı hastalarda ise değerlendirme farklı ölçütlerle yapılır. Sınır sonucunun ışın tedavisi planına da etkisi olur. Hastalarıma sınır sonucunun ameliyat kalitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu anlatıyorum. Doku çıkarılırken sınırı yeterli bırakmaya özen gösteriyorum. Gerektiğinde ameliyat sırasında ek örnek alıyorum. Böylece ikinci bir girişim olasılığını azaltmaya çalışıyorum. Raporda sınırın hangi yönde yakın olduğu da belirtilir. Deriye ya da göğüs kasına bakan yüzdeki yakınlık farklı yorumlanır. Bu yüzeylerde doku zaten doğal bir sınır oluşturur. Bu ayrıntıyı hastalarıma çizimle anlatıyorum.
Koltuk Altı Bezlerinin Raporda Yer Alışı
Koltuk altı bezlerinin raporda yer alışı, incelenen ve tutulan bez sayısının ayrı ayrı yazılmasıyla olur. Raporda önce çıkarılan toplam bez sayısı bildirilir. Ardından içinde tümör hücresi saptanan bez sayısı belirtilir. Tutulan bezlerde odağın büyüklüğü de ayrıca tanımlanır. Çok küçük hücre toplulukları için ayrı bir tanım kullanılır. Bu küçük odakların anlamı, tümörün diğer özellikleriyle birlikte yorumlanır. Bez kapsülünün dışına çıkan tutulum ayrı bir satırda yazılır. Bu bulgu ışın tedavisi kararını etkileyebilir.
Bez sonucu, hastalığın evrelendirilmesi açısından temel başlıklardan biridir. Ameliyat sırasında ilk istasyondaki bezler ayrı olarak gönderilir. Bu bezlerde tutulum bulunmadığında geniş bir temizlik çoğu zaman gerekmez. Tutulum bulunduğunda karar, odağın büyüklüğüne ve sayısına göre verilir. Ameliyat öncesi ilaç alan hastalarda değerlendirme daha ayrıntılı yapılır. Bu grupta tedaviye yanıt veren bezlerde iz dokusu görülebilir. Patolog bu izleri ayrıca not eder. Sonuçları hastamla birlikte tek tek okuyorum. Bez sayısının yeterli olması değerlendirmenin güvenilirliğini artırır. Az sayıda bez çıkarıldığında sonuç ihtiyatla yorumlanır. Bu durumda görüntüleme bulguları daha çok ağırlık kazanır. Kararı bütün verileri birlikte okuyarak veriyorum.
Östrojen ve Progesteron Almaçları Neyi Gösterir?
Östrojen ve progesteron almaçları, tümör hücrelerinin bu hormonlara duyarlı olup olmadığını gösterir. Hücre yüzeyindeki ve içindeki bu yapılar, hormon sinyalini algılayan birer anten gibi çalışır. Raporda östrojen almacı ER, progesteron almacı ise PR kısaltmasıyla yazılır. Sonuç pozitif olduğunda tümörün hormonla beslendiği kabul edilir. Bu tabloda hormon etkisini engelleyen ilaç tedavisi gündeme gelir. Sonuç negatif olduğunda hormon yolunu hedefleyen ilaçlardan yarar beklenmez. Hormon almaçları bu nedenle tedavi seçiminin ilk basamağında yer alır. Boyanmanın yaygınlığı ve şiddeti de raporda ayrıca belirtilir.
Yaygın ve güçlü boyanma, hormon tedavisinden beklenen yararı artırır. Zayıf boyanma gösteren tümörlerde karar daha dikkatli verilir. Progesteron almacının negatif çıkması tümörün daha hareketli olabileceğini düşündürür. Bu durumda ek ölçütlere daha çok ağırlık veriyorum. Almaç sonuçları iğne biyopsisinde ve ameliyat dokusunda ayrı ayrı çalışılabilir. İki sonuç arasında küçük farklar görülebilir. Böyle durumlarda daha büyük doku örneğinin sonucunu esas alıyorum. Hastalarıma bu sonucun tedavi süresini de belirlediğini anlatıyorum. Adet döneminin sürüp sürmediği de ilaç seçimini etkiler. Bu nedenle almaç sonucunu yaş ve hormon durumuyla birlikte okuyorum. Menopoz döneminden önce ve sonra farklı ilaç grupları gündeme gelir. Planı bu ayrıntılara göre düzenliyorum.
Büyüme Almacı Sonucu Nasıl Yorumlanır?
Büyüme almacı sonucu, hücre yüzeyindeki bir proteinin ne kadar yoğun bulunduğuna göre yorumlanır. Bu protein raporda HER2 kısaltmasıyla geçer. Boyama sonucu sıfırdan üç artıya uzanan bir ölçekte bildirilir. Sıfır ve bir artı sonuçlar negatif kabul edilir. Üç artı sonuç pozitif olarak yorumlanır. İki artı sonuç ise belirsiz olarak tanımlanır. Belirsiz sonuçta gen sayısını ölçen ek bir yöntem uygulanır. Bu ek inceleme durumu netleştirir.
Pozitif sonuç, hedefe yönelik ilaç tedavisinin plana eklenmesini sağlar. Bu tedavi, almacı tanıyan ve etkisini engelleyen ilaçlarla yürütülür. Negatif sonuçta ise bu grup ilaçlardan yarar beklenmez. Son yıllarda zayıf boyanma gösteren tümörler için ayrı bir tanım kullanılmaya başlanmıştır. Bu ara grup, yeni ilaç seçenekleri açısından değerlendirilir. Sonucun doğruluğu laboratuvar koşullarına bağlıdır. Şüphe duyduğum durumlarda incelemenin yinelenmesini isteyebiliyorum. Böylece tedavi kararını sağlam bir zemine oturtuyorum. Bu almacın pozitif bulunması tek başına kötü bir haber sayılmaz. Hedefe yönelik ilaçlar bu grupta belirgin bir değişim sağlamıştır. Tedavi genellikle kemoterapiyle birlikte planlanır. Bu bilgiyi hastalarıma sonucu aktarırken hemen ekliyorum.
Hücre Bölünme Göstergesi Ki-67 Ne Anlatır?
Hücre bölünme göstergesi, tümörün ne hızda çoğaldığını anlatan bir işarettir. Raporda Ki-67 adıyla geçen bu belirteç, bölünme aşamasındaki hücrelerde boyanma verir. Boyanan hücrelerin yoğunluğu düşük ya da yüksek olarak bildirilir. Düşük düzey, tümörün daha yavaş seyrettiğini düşündürür. Yüksek düzey ise hücrelerin hızlı çoğaldığını gösterir. Bu bilgi hormon almacı pozitif tümörlerde ayrı bir anlam kazanır. Hızlı çoğalan tümörlerde ilaç tedavisi daha sık gündeme gelir. Yavaş seyirli tümörlerde plan hormon tedavisi ağırlıklı kalabilir.
Bu belirtecin ölçümü laboratuvarlar arasında farklılık gösterebilir. Bu nedenle sonucu tek başına bir eşik gibi kullanmıyorum. Dereceyle ve almaç sonuçlarıyla birlikte okuyorum. Sonucun sınırda kaldığı hastalarda ek incelemeler gündeme gelir. Bu incelemeler kararı daha güvenli bir zemine taşır. Hastalarıma yüksek bir sonucun tek başına kötü haber anlamına gelmediğini anlatıyorum. Hızlı çoğalan tümörler ilaç tedavisine daha belirgin yanıt verebilir. Bu ayrıntıyı görüşmelerde özellikle vurguluyorum. Bölünme göstergesi tedavi sırasında yeniden çalışılabilir. Ameliyat öncesi ilaç alan hastalarda bu ölçüm yanıtı yansıtır. Düşen bir sonuç tedavinin etkili olduğunu düşündürür. Bu değişimi izlem dosyasına ayrıca not ediyorum.
Moleküler Alt Tip Nasıl Çıkarılır?
Moleküler alt tip, yukarıdaki başlıkların birlikte değerlendirilmesiyle çıkarılır. Hormon almacı durumu, büyüme almacı sonucu, derece ve bölünme göstergesi bir arada okunur. Bu dört başlık tümörü belirli davranış gruplarına ayırır. Hormon almacı pozitif ve bölünmesi yavaş olan grup daha sakin seyreder. Hormon almacı pozitif ancak bölünmesi hızlı olan grupta tedavi daha yoğun planlanır. Büyüme almacı pozitif grupta hedefe yönelik ilaçlar öne çıkar. Üç almacın da negatif olduğu grupta ilaç tedavisi merkeze yerleşir. Bu gruplandırma tedaviyi kişiye göre biçimlendirmeyi kolaylaştırır.
Grupların ayrıntılı tanımını moleküler alt tipler başlığında açıklıyorum. Alt tip, raporda her zaman açık bir adla yazılmayabilir. Bu durumda tanımı ben çıkarıyorum ve hastama aktarıyorum. Alt tip bilgisi izlem sıklığını da etkiler. Daha hareketli gruplarda kontrol aralığını kısaltıyorum. Sakin seyirli gruplarda ise uzun süreli hormon tedavisine ağırlık veriyorum. Alt tipin sabit bir etiket olmadığını da hatırlatıyorum. Hastalığın seyri sırasında yeniden değerlendirme gerekebilir. Bazı hastalarda alt tip kararı tartışmalı kalır. Bu durumda gen etkinliğini ölçen ek testler gündeme gelir. Ek testler özellikle ilaç tedavisi kararında yol gösterir. Bu seçeneği uygun hastalarda ayrıca konuşuyorum.
Ameliyat Öncesi İlaç Alan Hastada Rapor Nasıl Okunur?
Ameliyat öncesi ilaç alan hastada rapor, tedaviye verilen yanıtı içerecek biçimde okunur. Bu hastalarda patolog, tümör yatağında kalan hücreleri arar. Hiç hücre kalmaması tam yanıt olarak tanımlanır. Bu sonuç, tedavinin hedefe ulaştığını gösteren güçlü bir işarettir. Az sayıda hücre kalması kısmi yanıt olarak yorumlanır. Tümörün hiç küçülmemesi ise yanıtsızlık anlamına gelir. Lenf bezlerindeki durum ayrı olarak değerlendirilir. Bezlerde iz dokusu görülmesi, oradaki hücrelerin de eridiğini düşündürür.
Bu raporlarda ölçüm, tedavi öncesi görüntülemeyle birlikte yorumlanır. Tümör yatağı dağınık kaldığında ölçüm zorlaşabilir. Patolog bu durumda kalan hücrelerin dağılımını ayrıca tarif eder. Yanıtın derecesi, sonraki ilaç planını doğrudan yönlendirir. Yetersiz yanıt alınan hastalarda ek tedavi gündeme gelir. Tam yanıt alınan hastalarda plan daha sade kalabilir. Bu değerlendirmeyi konseyde birlikte yapıyoruz. Hastalarıma raporun bu bölümünü ayrı bir görüşmede anlatıyorum. Yanıt değerlendirmesi için tümör yatağının işaretlenmiş olması gerekir. İşaretleme, ilaç tedavisine başlamadan önce görüntüleme eşliğinde yapılır. Bu küçük işlem, sonraki cerrahinin sınırını belirlemeyi kolaylaştırır. Planı bu nedenle en baştan birlikte kuruyoruz.
Raporu Hekimimle Nasıl Konuşmalıyım?
Raporu hekiminizle konuşurken hazırlıklı gitmek süreci kolaylaştırır. Görüşmeye gelmeden önce anlamadığınız satırları işaretlemenizi öneriyorum. Sorularınızı yazılı olarak getirmeniz de yararlı olur. Yanınızda bir yakınınızın bulunması not tutmayı kolaylaştırır. Görüşmede önce sonuç bölümünü birlikte okuyoruz. Ardından tedavi kararını etkileyen satırları tek tek ele alıyoruz. Her satırın hangi adımı gündeme getirdiğini açıklıyorum. Böylece belge ürkütücü bir metin olmaktan çıkar.
Raporun bir kopyasını kendinizde saklamanızı özellikle istiyorum. Blokların ve lamların hastanede korunduğunu da bilmeniz gerekir. İkinci bir görüş almak istediğinizde bu örnekler yeniden incelenebilir. Bu isteği hiçbir zaman kişisel bir tercih sorunu olarak görmüyorum. Genel ağdaki genel bilgilerin kendi raporunuza uymayabileceğini hatırlatıyorum. Her hastanın belgesi kendine özgü bir bütünlük taşır. Sorularınızı sonraki görüşmelerde de yinelemenizi bekliyorum. Anlaşılan bir rapor, tedaviye uyumu belirgin biçimde artırır.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Patoloji raporu kaç günde hazır olur?
Biyopsi raporu ile ameliyat raporu neden farklı çıkabilir?
Raporumda östrojen almacı pozitif yazıyor, bu ne anlama gelir?
Büyüme almacı belirsiz çıktığında ne yapılır?
Hücre bölünme göstergesi yüksekse durum kötü müdür?
Cerrahi sınır yakın bulunduğunda yeniden girişim gerekir mi?
Derece ile hastalığın yaygınlığı aynı şeyi mi anlatır?
İkinci bir patoloji görüşü almak mümkün müdür?
Raporda geçen yerinde kalan alan ifadesi ne demektir?
Damar tutulumu bulunması tedaviyi değiştirir mi?
Almaç sonuçları zamanla değişebilir mi?
Raporda tümörün adı ile biyopsideki ad neden farklı olabilir?
Patoloji bloklarımı başka bir merkeze götürebilir miyim?
Raporda izole hücre grubu yazması ne anlatır?
Almaç sonucu negatif çıkan hastalarda hangi tedavi gündeme gelir?
Raporumu okurken hangi başlıkları not almalıyım?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.