Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Hiperparatiroidi Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Hiperparatiroidi nedir, hangi belirtilerle seyreder ve tanı nasıl konur? Muayenede en çok sorulan başlıkları burada topladım.

Hiperparatiroidi, boyundaki paratiroid bezlerinin gereğinden fazla hormon salgılaması sonucu ortaya çıkan bir iç salgı bezi hastalığıdır. Salgının artması kanda kalsiyum düzeyinin yükselmesine yol açar. Yükselen kalsiyum kemikten böbreğe kadar geniş bir alanda etkisini gösterir. Yakınmalar sinsi ilerlediği için hastalık uzun süre fark edilmeyebilir. Bu sayfada hastalığın nasıl geliştiğini, hangi belirtilerle seyrettiğini ve tanının hangi ölçümlerle konulduğunu anlatıyorum.

Hiperparatiroidi Hangi Bozukluğu Anlatır?

Hiperparatiroidi, paratiroid bezlerinin kalsiyum denetimini yitirmesiyle oluşan bozukluğu anlatır. Sağlıklı bir kişide bezler kandaki kalsiyuma göre salgı yapar. Kalsiyum yükseldiğinde salgı azalır, düştüğünde ise artar. Bu hastalıkta bezler söz konusu geri bildirimi dinlemez. Kalsiyum normal ya da yüksek olsa bile salgı sürer. Sürekli salgı kemikten kana kalsiyum geçişini hızlandırır. Böbrekten geri emilen kalsiyum miktarı da yükselir. Bağırsaktan emilim aynı dönemde artar. Üç yoldan gelen katkı kanda birikime neden olur. Birikimin ilk dönemde hiçbir yakınma vermemesi sık görülür.

Hastalık adını bezlerin aşırı çalışmasından alır. Bezlerin tamamı değil, çoğu zaman yalnızca biri sorumlu tutulur. Diğer bezler bu dönemde çalışmasını azaltır. Sorumlu bez çıkarıldığında denge yeniden kurulur. Bezin hangi yolla çıkarıldığını paratiroidektomi ameliyatı sayfasında ayrıntılı anlattım. Hastalığın seyri kişiden kişiye belirgin biçimde değişir. Kimi hastada yıllarca sessiz ilerler. Kimi hastada ise böbrek taşı ile kendini duyurur. Bu değişkenlik tanıyı zorlaştıran başlıca etken olarak karşımıza çıkar. Hastalığı erken tanımanın yolu kan değerlerini okumaktan geçer. Bu nedenle rutin tetkiklerdeki kalsiyum değerini her zaman önemsiyorum. Basit bir kan ölçümü, yıllarca süren bir arayışın önüne geçebilir. Hastalarıma eski tetkiklerini de getirmelerini söylüyorum. Geçmiş değerlerin karşılaştırılması hastalığın ne zaman başladığını gösterir.

Paratiroid Bezleri Kalsiyumu Nasıl Denetler?

Paratiroid bezleri, kandaki kalsiyumu sürekli ölçerek denetler. Bez hücrelerinin yüzeyinde kalsiyumu algılayan özel bir yapı bulunur. Bu yapı kandaki değeri saniyeler içinde okur. Değer düştüğünde hormon salgısı hızla artar. Değer yükseldiğinde salgı aynı hızla azalır. Böylece kalsiyum dar bir aralıkta tutulur. Salgılanan hormon önce kemik dokusuna ulaşır. Kemikteki yıkım hücrelerini uyararak kalsiyum salınımını artırır. İkinci hedef böbrek süzme birimleri olur. Süzülen kalsiyumun geri emilimi burada yükselir.

Aynı hormon böbrekte D vitamininin etkin biçime dönüşmesini sağlar. Etkin biçim bağırsaktan emilimi güçlendirir. Fosforun idrarla atılımı ise hormon yükseldikçe artar. Bu dört etki birlikte kalsiyum dengesini kurar. Denetim düzeneği bozulduğunda tablo tersine döner. Bezler artık kalsiyumdan gelen uyarıyı dikkate almaz. Salgı kendi başına sürer ve kalsiyum yükselir. Kemik deposu bu süreçte yavaş yavaş boşalır. Böbrekler artan yükü taşımakta zorlanır. Düzeneği anlamak, yakınmaların nedenini kavramayı kolaylaştırır. Bezlerin çalışma biçimini hastalarıma basit bir benzetmeyle aktarıyorum. Kalsiyumun kandaki değeri bir termostat gibi denetlenir. Termostat bozulduğunda oda sıcaklığı sürekli yükselir.

Hormon Yükseldiğinde Vücutta Neler Değişir?

Hormon yükseldiğinde vücutta kalsiyum dengesine bağlı pek çok işlev değişir. Kanda artan kalsiyum sinir iletimini yavaşlatır. Yavaşlayan iletim yorgunluk ve dalgınlık duygusu doğurur. Kas gücünde azalma günlük işleri zorlaştırır. Böbrekler artan kalsiyumu atmak için daha çok su kullanır. Su kaybı susama duygusunu belirgin biçimde artırır. Sık idrara çıkma bu dönemde başlar. Bağırsak hareketleri yavaşladığı için kabızlık gelişir. Mide asidi salgısı artarak yakınmalara eklenir. Kanda kalsiyum yüksekliği bu tabloların ortak nedeni olarak öne çıkar.

Parathormon yüksekliği uzun sürdüğünde kemik yapısı incelir. İncelen kemik küçük zorlanmalarda bile kırılabilir. Damar duvarlarında kireçlenme gelişebilir. Kalp ritminde değişiklikler görülebilir. Pankreas iltihabı seyrek de olsa bildirilir. Ruh durumunda çökkünlük ve isteksizlik belirir. Uyku düzeni bozulur ve dinlenme duygusu azalır. Bu yakınmaların hiçbiri hastalığa özgü sayılmaz. Bu nedenle tanı yalnız yakınmalara bakılarak konulmaz. Kan ölçümü her zaman belirleyici olur. Yakınmaların çokluğu hastalığın ağırlığını tek başına göstermez. Bazı hastalarda tek bir yakınma öne çıkar. Bazılarında ise birden çok sistem aynı anda etkilenir.

Hiperparatiroidi Hangi Nedenlerle Ortaya Çıkar?

Hiperparatiroidi, çoğunlukla bezlerden birinin iyi huylu biçimde büyümesi nedeniyle ortaya çıkar. Büyüyen bez denetimden çıkarak kendi başına salgı yapar. Bu durum hastaların büyük bölümünde tek bezle sınırlı kalır. Bazı kişilerde dört bezin tamamı birden büyür. Çok bezli büyüme kalıtsal sendromlarla birlikte görülebilir. Bezden gelişen kötü huylu tümörlere çok seyrek rastlanır. Böbrek yetmezliği bezleri dışarıdan uyararak tabloya yol açar. Uzun süren D vitamini eksikliği de aynı uyarıyı oluşturur. Bağırsaktan emilimi bozan hastalıklar bu uyarıyı güçlendirir. Boyun bölgesine geçmişte uygulanan ışın tedavisi risk oluşturur.

Bazı ilaç grupları kanda kalsiyumu yükselterek tabloyu taklit eder. İdrar söktürücü ilaçların bir bölümü bu etkiyi gösterir. Ruhsal hastalıklarda kullanılan bazı ilaç grupları bezlerin duyarlılığını değiştirir. Bu nedenle hastanın kullandığı ilaçlar ayrıntılı sorgulanır. Ailede benzer tanı bulunması kalıtsal biçimi düşündürür. Genç yaşta saptanan tablolarda bu olasılık öne geçer. Nedeni belirlemek tedavi yönünü doğrudan değiştirir. Bu yüzden her hastada nedeni ayrı ayrı araştırıyorum. Aynı kan tablosunun arkasında farklı düzenekler bulunabilir. Ayrımı yapmadan karar vermeyi doğru bulmuyorum. Nedenin doğru saptanması gereksiz girişimleri önler. Hastanın geçmiş hastalıkları ve kullandığı ilaçlar bu aşamada yol gösterir. Ayrıntılı bir öykü almak zaman kazandırır.

Birincil, İkincil ve Üçüncül Biçimler Nasıl Ayrılır?

Birincil, ikincil ve üçüncül biçimler, hormonu yükselten nedenin yerine göre ayrılır. Birincil biçimde sorun doğrudan bezlerin kendisinde bulunur. Kanda hem kalsiyum hem hormon birlikte yükselir. Birincil biçim günlük uygulamamda en sık karşılaştığım tablo olarak öne çıkar. İkincil biçimde bezler dışarıdan gelen bir uyarıya yanıt verir. Bu uyarı çoğunlukla böbrek yetmezliğinden doğar. Kanda kalsiyum düşük ya da normal kalırken hormon yükselir. Üçüncül biçimde uzun süre uyarılan bezler bağımsız çalışmaya başlar. Uyarı ortadan kalksa bile salgı yüksek seyreder. Bu aşamada kalsiyum da yükselir.

Ayrımı yapmak için kalsiyum ve hormon birlikte okunur. Fosfor değeri tabloyu tamamlayan bilgi sunar. Böbrek işlev değerleri ayrımda belirleyici olur. D vitamini düzeyi mutlaka ölçülür. Eksiklik saptandığında önce bu açık kapatılır. Düzeltme sonrasında hormon yeniden değerlendirilir. Bazı hastalarda hormon kendiliğinden normale döner. Normale dönmeyen tabloda birincil biçim düşünülür. Üç biçimin tedavi yolu birbirinden belirgin biçimde ayrılır. Bu nedenle ayrımı tanının ilk adımı sayıyorum. Üç biçimin karıştırılması yanlış bir yönelime yol açar. Değerleri her zaman aynı laboratuvarda yinelemeyi tercih ediyorum. Karşılaştırma böylece daha güvenilir olur.

Hiperparatiroidi Belirtileri Nelerdir?

Hiperparatiroidi belirtileri çoğu hastada sinsi ve silik biçimde başlar. Hastalarımın büyük bölümü ilk olarak yorgunluktan yakınır. Sabah kalkıldığında dinlenmemiş olma duygusu sürer. Kas gücündeki azalma merdiven çıkarken belirginleşir. Kemik ve eklem ağrıları günlük işleri zorlaştırır. Aşırı susama ve sık idrara çıkma tabloya eklenir. Kabızlık ve mide yanması yakınmalar arasında yer alır. Unutkanlık ve dikkat dağınıklığı bildirilir. Ruh durumunda çökkünlük gelişebilir. Uyku düzeni bozularak gündüz uykululuğu artar.

Yakınmaların hiçbiri yalnızca bu hastalığa özgü sayılmaz. Bu nedenle tanı sıklıkla gecikir. Hastalar farklı bölümlerde uzun süre araştırılabilir. Belirtiler kalsiyum düzeyi yükseldikçe belirginleşir. Değer sınıra yakın kaldığında yakınma hiç bulunmayabilir. Belirtisiz hastalarda tanı rutin kan tetkikiyle konur. Yakınmaların geriye dönüşü tedavi sonrasında kademeli gelişir. Yorgunluk ve ruh durumundaki düzelme çoğu hastada erken fark edilir. Kemik yakınmalarının azalması daha uzun zaman ister. Hastalarıma bu süreci başından anlatıyorum. Belirtilerin silik olması hastalığın hafif seyrettiği anlamına gelmez. Sessiz ilerleyen tablolarda bile kemik ve böbrek etkilenebilir. Bu nedenle yakınması olmayan kişileri de izleme alıyorum.

Kemiklerde Hangi Yakınmalar Görülür?

Kemiklerde ortaya çıkan yakınmalar yaygın ağrı, hassasiyet ve kırılganlık artışı biçiminde görülür. Hormonun sürekli yüksek kalması kemik yıkımını hızlandırır. Hızlanan yıkım kemiğin iç yapısını seyrekleştirir. Seyrekleşen yapı günlük yüklere karşı direncini yitirir. Kemik kaybı önce bilek ve ön kol bölgesinde belirginleşir. Bel ve kalça bölgesindeki kayıp daha geç ortaya çıkar. Sırt ağrısı ve boy kısalması zamanla belirir. Küçük düşmelerle oluşan kırıklar tabloyu ağırlaştırır. Diş eti ve çene kemiğinde değişiklikler bildirilir. Eklem çevresinde kireçlenme gelişebilir.

Kemik yoğunluğu ölçümü bu kaybı sayısal olarak ortaya koyar. Ölçüm bel, kalça ve ön koldan birlikte yapılır. Ön kol ölçümü bu hastalarda ayrı önem taşır. Kayıp saptanan hastalarda tedavi kararı öne geçer. Hormon normale döndüğünde kemik yapımı yeniden canlanır. Toparlanma aylar süren bir süreç olarak ilerler. Düzenli yürüyüş bu dönemde yapıma katkı sağlar. Sigara ve aşırı alkol yapımı baskılar. Düşme riskini azaltan ev düzenlemeleri kırıkları önler. Bu önerileri her hastama ayrıntılı anlatıyorum. Kemik yakınmaları günlük yaşamı en çok kısıtlayan başlık olarak öne çıkar. Ağrının azalması hastaların en çok beklediği sonuç olur. Bu beklentiyi gerçekçi bir zaman çizgisine oturtuyorum.

Böbrek ve İdrar Yolu Belirtileri Nasıl Seyreder?

Böbrek ve idrar yolu belirtileri çoğu hastada taş oluşumuyla seyreder. Kanda artan kalsiyum idrarla daha çok atılır. Yoğunlaşan idrar taş oluşumuna zemin hazırlar. Taşlar yan ağrısı ve idrarda kanama ile kendini gösterir. Bazı hastalarda taş hiçbir yakınma vermeden bulunur. Yinelenen taş öyküsü bu hastalığı akla getirir. Böbrek dokusunda yaygın kireçlenme gelişebilir. Kireçlenme böbrek işlevini zamanla azaltır. İdrar miktarının artması gece uykudan uyanmaya neden olur. Sürekli susama duygusu buna eşlik eder.

Böbrek işlev değerleri düzenli aralıklarla ölçülür. Gün boyu toplanan idrarda kalsiyum miktarı araştırılır. Bu ölçüm seyrek görülen kalıtsal bir durumu ayırmaya yarar. Böbrek görüntülemesi taş ve kireçlenmeyi ortaya koyar. Bol su içmek taş oluşumunu azaltır. Tuz alımının sınırlanması idrarla kaybı düşürür. Yinelenen taş varlığı tedavi kararını hızlandırır. Böbrek işlevi bozulan hastalarda karar daha erken verilir. Bu hastaları böbrek hekimiyle birlikte izliyorum. Ortak izlem sürecin güvenli ilerlemesini sağlar. Taş oluşumunu önlemek için günlük sıvı alımı düzenlenir. Sıcak havalarda kayıp arttığı için dikkat artırılır. Bu basit önlem yakınmaların sıklığını azaltır.

Sindirim Sistemi ve Ruh Durumu Nasıl Etkilenir?

Sindirim sistemi ve ruh durumu kalsiyum yüksekliğinden belirgin biçimde etkilenir. Bağırsak kaslarının çalışması yavaşlar. Yavaşlayan hareket kabızlığa yol açar. Mide asidi salgısı artarak yanma yakınması doğurur. Bulantı ve iştahsızlık tabloya eklenebilir. Karın ağrısı seyrek de olsa görülür. Pankreas iltihabı ağır tablolarda bildirilir. Sindirim yakınmaları başka hastalıklarla kolayca karışır. Bu nedenle kalsiyum ölçümü çoğu zaman geç istenir. Erken ölçüm tanı süresini belirgin biçimde kısaltır.

Ruh durumundaki değişiklikler hastaları en çok zorlayan başlık olur. Çökkünlük, isteksizlik ve ilgi kaybı sık bildirilir. Unutkanlık ve dikkat dağınıklığı iş yaşamını etkiler. Sinirlilik ve tahammülsüzlük aile içinde fark edilir. Uyku düzeni bozularak yorgunluk derinleşir. Bu yakınmalar çoğu kez yaşa ya da yoğunluğa bağlanır. Tedavi sonrasında belirgin düzelme bildiren hastalarım bulunur. Düzelmenin ortaya çıkması birkaç ay sürebilir. Bu süreci hastalarıma önceden anlatıyorum. Beklentiyi gerçekçi tutmak uyumu güçlendirir. Ruhsal yakınmaların hastalıkla bağını kuramayan kişiler uzun süre farklı bölümlerde araştırılır. Bu nedenle yakınmaları bir bütün olarak dinliyorum. Bütüncül bakış tanı süresini belirgin biçimde kısaltır.

Hangi Kişilerde Hastalık Daha Sık Saptanır?

Hastalık, orta ve ileri yaştaki kişilerde daha sık saptanır. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda tanı sıklığı artar. Kemik kaybı araştırılırken hastalık ortaya çıkabilir. Erkeklerde de görülür, ancak tanı genellikle daha geç konur. Genç yaşta saptanan tablolarda kalıtsal nedenler akla gelir. Ailesinde benzer tanı bulunan kişiler risk taşır. Çok bezli büyüme öyküsü olan ailelerde tarama gündeme gelir. Boyun bölgesine geçmişte ışın uygulanan kişilerde risk yükselir. Bu ilaç grubunu kullanan kişilerde değer düzenli izlenir. Böbrek yetmezliği olanlarda ikincil biçim beklenir.

Böbrek taşı yineleyen kişilerde kalsiyum ölçümü istenir. Nedeni açıklanamayan kemik kaybı aynı şekilde değerlendirilir. Sürekli yorgunluk bildiren kişilerde de değer araştırılır. Emilim bozukluğu olan hastalarda hormon yükselebilir. Mide küçültme girişimi geçirenlerde bu olasılık artar. Uzun süre güneşten uzak kalan kişilerde hormon yüksek bulunur. Bu kişilerde önce vitamin düzeyi düzeltilir. Düzeltme sonrasında ölçüm yinelenir. Risk gruplarını bilmek tanıyı erkene çeker. Bu nedenle risk sorgulamasını muayenenin parçası yapıyorum. Risk taşıyan kişilerde tek bir kan ölçümü büyük fark yaratır. Erken saptanan tablolarda organ etkilenmesi henüz gelişmemiş olur. Bu da izlem seçeneğini daha rahat kullanmamı sağlar.

Tanı Hangi Ölçümlerle Konulur?

Tanı, kanda kalsiyum ve hormon ölçümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konulur. İlk adımda kalsiyum değerine bakılır. Yüksek bulunan değer ikinci kez doğrulanır. Kandaki proteine göre düzeltilmiş kalsiyum hesaplanır. Protein düşükse gerçek değer olduğundan düşük görünür. Serbest kalsiyum ölçümü bu durumda yardımcı olur. Aynı örnekte hormon düzeyi ölçülür. Kalsiyum yüksekken hormonun normal kalması bile anlamlı sayılır. Fosfor değeri tabloyu tamamlar. D vitamini düzeyi mutlaka araştırılır.

Böbrek işlev değerleri aynı aşamada istenir. Gün boyu toplanan idrarda kalsiyum ölçülür. Laboratuvar tanısı kesinleştikten sonra görüntülemeye geçilir. Görüntüleme hastalığın varlığını değil sorumlu bezin yerini gösterir. Boyun ultrasonu ilk seçenek olarak kullanılır. Sintigrafi yöntemi bezin etkinliğini ortaya koyar. İki yöntemin birlikte kullanılması yerleşimi netleştirir. Yerleşim netleştiğinde paratiroid cerrahisi daha sınırlı bir alanda planlanabilir. Sonuçlar uyumsuz kaldığında ileri görüntüleme istenir. Kemik yoğunluğu ölçümü de bu aşamada tamamlanır. Tüm sonuçları bir arada okuyarak karar veriyorum. Görüntülemenin normal bulunması hastalığı dışlamaz. Küçük yerleşimli bezler görüntülemede saptanmayabilir. Bu durumda karar yine kan değerlerine dayanır.

Tedavi Kararı Nasıl Şekillenir?

Tedavi kararı, yakınmalar ve organ etkilenmesi birlikte değerlendirilerek şekillenir. Belirgin yakınması bulunan hastalarda karar daha kolay verilir. Böbrek taşı saptanan kişilerde cerrahi seçenek öne geçer. Kemik yoğunluğu belirgin azalan hastalarda aynı yol izlenir. Böbrek işlevinde bozulma gelişmesi kararı hızlandırır. Genç yaşta tanı alan kişilerde uzun dönem etkileri düşünülür. Yakınması olmayan kişilerde izlem seçeneği tartışılır. İzlem kararı verilen hastalarda ölçümler düzenli yinelenir. Değerlerde bozulma görülürse karar yeniden ele alınır. Hiperparatiroidi tedavisi sayfasında seçenekleri ayrıntılı biçimde anlatıyorum.

İkincil biçimde öncelik altta yatan nedenin düzeltilmesine verilir. Vitamin eksikliği kapatıldığında hormon çoğu kişide geriler. Böbrek hastalığı olanlarda beslenme düzeni ve ilaç tedavisi öne çıkar. Üçüncül biçimde cerrahi çoğu zaman gündeme gelir. Kararı hastamla birlikte konuşarak veriyorum. Sürecin tüm basamaklarını önceden paylaşıyorum. Bol su içmek ve hareketli kalmak izlem döneminde yardımcı olur. Kalsiyumdan tamamen kaçınmayı ise doğru bulmuyorum. Beslenme düzenini her hastaya göre ayrı kuruyorum. Kararın gerekçesini yazılı olarak da veriyorum. Hastamın sorularını yanıtlamadan süreci başlatmıyorum. Aynı bilgiyi yakınlarıyla da paylaşmaya özen gösteriyorum. Anlaşılan bir plan, uygulanma şansı en yüksek plan olur.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Hiperparatiroidi hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir mi?
Hastaların önemli bir bölümünde uzun süre hiçbir yakınma bulunmaz. Tanı bu kişilerde başka nedenle yapılan kan tetkikiyle konur. Yakınma bulunmaması hastalığın etkisiz olduğu anlamına gelmez. Kemik ve böbrek üzerindeki etkiler sessizce ilerleyebilir. Bu nedenle belirtisiz hastalarda da izlem planı kuruyorum.
Kalsiyum yüksekliğinin tek nedeni bu hastalık mıdır?
Kalsiyum yüksekliğinin en sık nedeni bezlerin fazla çalışmasıdır. Buna karşılık başka nedenler de aynı tabloyu oluşturur. Bazı kanser türleri, uzun süren yatak istirahati ve bazı ilaç grupları düzeyi yükseltir. Ayrımı hormon ölçümü sağlar. Hormon da yüksekse bezlere yönelik değerlendirmeyi başlatıyorum.
Böbrek taşı ile hastalık arasında nasıl bir bağ bulunur?
Kanda artan kalsiyum böbrekten daha çok atılır. Yoğunlaşan idrar taş oluşumuna zemin hazırlar. Bu nedenle yineleyen taş öyküsü hastalığı akla getirir. Taş nedeniyle araştırılan hastalarda kalsiyum ölçümü istenir. Değer yüksek çıktığında hormon ölçümünü hemen ekliyorum.
Unutkanlık ve dalgınlık gerçekten bu hastalıktan mı kaynaklanır?
Kalsiyum yüksekliği sinir iletimini yavaşlatarak dikkati etkiler. Hastalarım unutkanlık, dalgınlık ve isteksizlik bildirir. Bu yakınmalar çoğu kez yaşa ya da yoğun çalışma temposuna bağlanır. Tedavi sonrasında belirgin düzelme gördüğüm hastalar bulunur. Düzelmenin ortaya çıkması birkaç ay sürebilir.
Beslenme düzenini değiştirmek hastalığı geriletir mi?
Beslenme değişikliği bezlerin aşırı çalışmasını durdurmaz. Bol su içmek ve tuzu azaltmak yakınmaları bir miktar hafifletir. Hareketli kalmak kemik üzerindeki etkiyi azaltır. Bu önlemler tedavinin yerini almaz. Beslenme planını izlem sürecinin destekleyici parçası olarak kuruyorum.
Kalsiyum içeren besinleri kesmek doğru bir yaklaşım mıdır?
Kalsiyumu tamamen kesmek yarardan çok zarar doğurur. Besinle alınan kalsiyum azaldığında bezler daha çok uyarılır. Artan uyarı kemikten kalsiyum çekilmesini hızlandırır. Bu nedenle dengeli bir alım sürdürülür. Miktarı hastanın ölçüm sonuçlarına göre belirliyorum.
D vitamini kullanmak hastalığı ağırlaştırır mı?
Eksiklik bulunan hastalarda destek dikkatle ve ölçülü biçimde verilir. Düşük vitamin düzeyi hormonu daha da yükseltir. Bu nedenle eksikliğin kapatılması çoğu kez yararlı olur. Destek sırasında kalsiyum değeri yakından izlenir. Dozu her hastada ayrı ayrı ayarlıyorum.
Bu hastalık tiroid hastalıklarıyla birlikte görülebilir mi?
Paratiroid bezleri tiroidin arka yüzüne yerleştiği için iki hastalık aynı kişide bulunabilir. Boyun görüntülemesi sırasında her iki yapı birlikte değerlendirilir. Tiroid nodülü saptanan kişilerde kalsiyum ölçümü yol gösterir. İki hastalığın birlikte bulunması cerrahi planı değiştirir. Bu ayrıntıyı değerlendirme sırasında mutlaka gözetiyorum.
Boyunda ele gelen bir kitle beklenmeli midir?
Bu hastalıkta boyunda elle hissedilen kitle çok seyrek bulunur. Bezler küçük kaldığı için muayenede fark edilmez. Boyundaki şişliklerin büyük bölümü tiroid bezinden kaynaklanır. Kitle beklemek tanıyı geciktirir. Bu nedenle kan değerlerini öne alıyorum.
Kan değerleri her ölçümde yüksek çıkar mı?
Kalsiyum değeri her ölçümde aynı düzeyde bulunmayabilir. Bazı hastalarda değer zaman zaman normal sınırlara iner. Bu dalgalanma tanıyı geciktirebilir. Bu nedenle ölçüm yinelenir ve hormon birlikte değerlendirilir. Tek bir normal sonuca bakarak hastalığı dışlamıyorum.
Hastalık ilaçla kalıcı biçimde denetlenebilir mi?
İlaç tedavisi kalsiyum düzeyini bir süre düşürmekte yardımcı olur. Bezlerin aşırı çalışmasını ise ortadan kaldırmaz. Bu nedenle ilaç seçeneği çoğunlukla ameliyat uygun olmayan kişilerde düşünülür. Kemik kaybını azaltan destekler ayrıca kullanılabilir. Seçeneği hastanın genel durumuna göre belirliyorum.
İzlem kararı verilen hastada neler takip edilir?
İzlem sürecinde kanda kalsiyum ve hormon değerleri düzenli ölçülür. Böbrek işlev değerleri aynı sıklıkta izlenir. Kemik yoğunluğu belirli aralıklarla yinelenir. Böbrek görüntülemesi taş gelişimini araştırır. Bozulma saptandığında kararı yeniden ele alıyorum.
Kemik yoğunluğu ölçümü neden istenir?
Ölçüm, hastalığın kemik üzerinde bıraktığı etkiyi ortaya koyar. Hormonun uzun süre yüksek kalması kemik yıkımını hızlandırır. Kayıp önce bilek ve ön kol bölgesinde belirginleşir. Bu nedenle ölçümün ön koldan da yapılması istenir. Sonucu tedavi kararında belirleyici olarak kullanıyorum.
Bol su içmek yakınmaları azaltır mı?
Bol su içmek idrarın yoğunlaşmasını önleyerek taş riskini düşürür. Su kaybı olduğunda kandaki kalsiyum daha da yükselir. Yeterli sıvı alımı bu yükselmeyi engeller. Sıcak havalarda ve kusma dönemlerinde dikkat artırılır. Hastalarıma günlük sıvı alımını düzenli tutmalarını öneriyorum.
Hastalık gebelik döneminde nasıl seyreder?
Gebelikte kalsiyum yüksekliği hem anne hem bebek için yakın izlem gerektirir. Hafif yükseklikte sıvı alımı ve düzenli ölçüm ile beklenebilir. Belirgin yükseklikte gebeliğin orta döneminde cerrahi düşünülür. Karar kadın doğum hekimiyle birlikte verilir. Bu süreci her zaman ortak yürütüyorum.
Yakınları da araştırılmalı mıdır?
Hastaların büyük bölümünde kalıtsal bir neden bulunmaz. Genç yaşta tanı alan kişilerde ise aile öyküsü dikkatle sorgulanır. Birden çok bezin büyüdüğü tablolarda kalıtsal sendrom olasılığı artar. Böyle ailelerde yakınlara kalsiyum ölçümü önerilir. Gerekli gördüğüm kişilerde genetik değerlendirme istiyorum.