Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Meme Hastalıkları ve Cerrahisi

Meme Kanseri

Meme kanseri nedir, nasıl başlar ve kimlerde daha sık görülür? Hastalarımın en çok merak ettiği başlıkları bu sayfada anlattım.

Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücrelerin denetimsiz biçimde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalık çoğunlukla sütü üreten bezlerden ya da sütü meme başına taşıyan kanallardan başlar. Cerrahi onkoloji alanındaki günlük uygulamamın büyük bölümünü meme hastalıkları oluşturur. Hastalarım muayeneye geldiklerinde önce hastalığın ne anlama geldiğini merak eder. Bu sayfada hastalığın nasıl ortaya çıktığını, kimlerde daha sık görüldüğünü ve tanı sürecinin hangi adımlardan geçtiğini anlatıyorum.

Meme Kanseri Hangi Hücrelerden Başlar?

Meme kanseri, memenin süt üretimini ve süt taşınmasını sağlayan hücrelerden başlar. Meme dokusu, süt üreten lobüller ile sütü meme başına ileten süt kanallarından oluşur. Bu iki yapının çevresinde yağ dokusu, bağ dokusu, damarlar ve lenf kanalları yer alır. Hücreler normal koşullarda belirli bir düzen içinde bölünür ve görevini tamamlayınca yerini yenisine bırakır. Bölünmeyi denetleyen genlerde hasar oluştuğunda hücreler bu düzeni yitirir. Denetimini yitiren hücreler öncelikle kendi bulunduğu kanalın ya da bezin içinde çoğalır. Çoğalma bu sınırın içinde kaldığı sürece hastalık yerinde kalan tümör olarak tanımlanır. Hücreler kanal duvarını aşıp çevredeki dokuya geçtiğinde hastalık invaziv hale gelir. Kanalların içinden başlayan tümörler günlük uygulamamda en sık karşılaştığım gruptur.

Bazı tümörlerde kanal ve bez kökenli hücreler bir arada bulunur. Karma yapıdaki bu tümörlere daha seyrek rastlanır. Meme dokusunu bir arada tutan bağ ve yağ dokusundan gelişen tümörler de seyrek görülür. Bu ayrımı yine patoloji incelemesi ortaya koyar.

Meme dokusunun göğüs duvarına ve koltuk altına doğru uzanan bölümleri de aynı hücre yapısını taşır. Bu nedenle tümör yalnızca memenin ortasında değil, koltuk altına yakın bölgede de gelişebilir. Memenin dış üst bölümünde bez dokusu daha yoğun bulunur ve tümörler bu bölgede daha sık saptanır. Hücre düzeyindeki değişikliklerin yıllar içinde biriktiğini hastalarıma anlatıyorum. Tümörün başladığı hücre grubunu bilmek, izlem planını da yönlendirir.

Lobüllerden başlayan tümörler daha seyrek görülür ve muayenede belirgin bir kitle vermeyebilir. Tümörün hangi hücre grubundan başladığını patoloji incelemesi gösterir. Bu ayrım tedavi planını doğrudan etkiler.

Meme Kanseri Nasıl Gelişir ve Yayılır?

Meme kanseri, tek bir hücrede biriken genetik hasarların yıllar içinde çoğalmasıyla gelişir. Hasar gören hücre önce çevresindeki birkaç hücreyle birlikte küçük bir odak oluşturur. Bu odak uzun süre hiçbir belirti vermeden sessiz kalabilir. Tümör büyüdükçe kendi damar ağını kurar ve beslenmesini artırır. Damar ağı geliştikçe hücrelerin dolaşıma karışma olasılığı da artar. Meme dokusundaki lenf kanalları koltuk altındaki lenf bezlerine doğru ilerler. Bu nedenle hastalığın ilk uğrak noktası çoğu zaman koltuk altı olur. Lenf bezlerinde tutulum saptandığında hastalığın yayılım eğilimi daha yakından izlenir. Kan dolaşımına geçen hücreler uzak organlara yerleşebilir. Yayılımın hangi hızda ilerleyeceğini tümörün biyolojik özellikleri belirler. Aynı büyüklükteki iki tümör bu nedenle birbirinden çok farklı davranabilir.

Tümörün çevre dokuya ilerlemesi, hücrelerin salgıladığı maddelerle bağ dokusunu çözmesiyle gerçekleşir. Bu süreçte tümörün sınırları düzensiz bir görünüm kazanır. Görüntülemede saptanan düzensiz sınır bu nedenle uyarıcı kabul edilir. Lenf bezlerine ulaşan hücreler burada bir süre çoğalmadan bekleyebilir. Uzak organlara yerleşen hücrelerin bir bölümü yıllarca sessiz kalır. Bu davranışın öngörülememesi, tedavi sonrası izlemi zorunlu kılar. İzlem planını hastalığın alt tipine göre düzenliyorum.

Yerinde Kalan Kanser ile Yayılan Kanser Arasındaki Fark

Yerinde kalan kanser ile yayılan kanser arasındaki fark, hücrelerin kanal duvarını aşıp aşmadığına göre belirlenir. Yerinde kalan tümörlerde hücreler kanalın ya da lobülün sınırları içinde kalır. Bu tümörler lenf bezlerine ve uzak organlara yayılma özelliği taşımaz. Kanal duvarı aşıldığında tümör invaziv olarak adlandırılır. İnvaziv tümörlerde hücreler çevre dokuya, lenf kanallarına ve damarlara ulaşabilir. Bu iki grubun tedavi planı birbirinden ayrılır. Yerinde kalan hastalıkta cerrahi ağırlıklı bir yol izlenir. Bu grupta en sık uyguladığım yöntemi meme koruyucu cerrahi tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım. İnvaziv hastalıkta ise ilaç tedavileri ve ışın tedavisi de plana katılır. Patoloji raporunda bu ayrım açıkça belirtilir. Hastalığın alt gruplarını ve hücre yapısına göre sınıflandırılmasını meme kanseri türleri sayfasında ayrıntılı anlattım. Hangi gruba girdiğini öğrenmek, sürecin ilerleyişini anlamayı kolaylaştırır.

Yerinde kalan hastalık çoğu zaman tarama görüntülemesinde saptanır ve elle muayenede bulgu vermez. Görüntülemede kireçlenme odakları bu hastalığın ilk işareti olabilir. İnvaziv hastalıkta ise ele gelen bir kitle daha sık bulunur. Aynı memede bu iki durumun birlikte bulunması da olağandır. Patoloji raporu her iki bileşeni ayrı ayrı bildirir. Raporun bu bölümünü hastalarımla birlikte satır satır okuyorum.

Meme Kanseri Kimlerde Daha Sık Görülür?

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkar. Hastalık her yaşta ortaya çıkabilir, ancak görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Kırk yaşından sonra tanı konulan hasta sayısı belirgin biçimde yükselir. Ailesinde meme ya da yumurtalık kanseri bulunan kişilerde risk daha yüksek seyreder. Erken yaşta adet görmeye başlayan ve geç menopoza giren kadınlarda hormon etkisi daha uzun sürer. Hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu ileri yaşta yapmış kadınlarda risk bir miktar artar. Daha önce bir memesinde kanser saptanan kişilerde diğer meme de yakından izlenir. Göğüs bölgesine ışın tedavisi almış kişilerde risk yükselir. Bu etkenlerin hiçbiri tek başına hastalığın kesin habercisi sayılmaz. Risk taşımayan kişilerde de hastalık görülebilir. Bu nedenle tarama önerilerini tüm kadınlar için ayrı ayrı değerlendiriyorum.

Meme kanseri tanısı konulan kadınların büyük bölümünde belirgin bir risk etkeni bulunmaz. Bu gerçek, tarama önerilerinin yalnızca risk taşıyan kişilere sınırlanamayacağını gösterir. Aile öyküsü bulunan kişilerde ise izlem daha erken yaşta başlatılır. Risk değerlendirmesinde kadının doğum sayısı, emzirme süresi ve menopoz durumu da sorgulanır. Kullanılan hormon destek tedavilerinin süresi ayrıca not edilir. Bu bilgileri ilk görüşmede eksiksiz almayı önemsiyorum.

Değiştirilemeyen Etkenler Nelerdir?

Değiştirilemeyen etkenler, kişinin yaşam biçimiyle geri çevrilemeyen özelliklerini kapsar. Cinsiyet bu grubun başında gelir, çünkü hastalık büyük çoğunlukla kadınlarda görülür. Yaş ilerledikçe hücre bölünmesindeki hata birikimi artar. Ailede birinci derece yakınlarda görülen meme kanseri öyküsü riski yükseltir. Kalıtsal gen değişiklikleri taşıyan kişilerde hastalık daha erken yaşta ortaya çıkabilir. Erken adet görme ve geç menopoz, hormon etkisinin süresini uzatır. Daha önce alınan göğüs ışınlaması riski artırır. Meme dokusunun yoğun olması hem riski hem de görüntülemedeki zorluğu etkiler. Geçmişte saptanan bazı iyi huylu lezyonlar da yakın izlem gerektirir. Bu etkenleri değiştirmek elimizde değildir, ancak izlem sıklığını belirlemede yol gösterir.

Aile öyküsünü değerlendirirken hastalığın hangi yaşta ortaya çıktığını da soruyorum. Erken yaşta görülen hastalık, kalıtsal bir eğilimi daha güçlü biçimde düşündürür. Aynı ailede yumurtalık kanseri bulunması bu olasılığı artırır. Baba tarafındaki öykünün de en az anne tarafı kadar önemli olduğunu belirtmem gerekir. Bu bilgiler genetik danışma kararını doğrudan etkiler.

Yaşam Biçimiyle İlgili Etkenler Nelerdir?

Yaşam biçimiyle ilgili etkenler, kişinin günlük alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Menopoz sonrasında artan kilo, yağ dokusundaki hormon üretimini yükseltir. Hareketsiz yaşam biçimi bu etkiyi güçlendirir. Düzenli yürüyüş ve haftaya yayılmış orta düzeyde egzersiz dengeyi olumlu yönde değiştirir. Alkol tüketimi meme dokusundaki hormon etkisini artırır. Sigara kullanımı genel kanser riskini yükseltir ve cerrahi sonrası iyileşmeyi zorlaştırır. Uzun süreli hormon destek tedavileri hekim denetiminde planlanmalıdır. Beslenmede sebze, meyve ve lif ağırlıklı bir düzen önerilir. Gece çalışma düzeninin uyku ritmini bozarak riski etkilediği düşünülür. Bu başlıkların tamamı kişinin denetimindedir ve hastalarıma bu alanda somut hedefler öneriyorum.

Kilo denetiminin menopoz sonrasında ayrı bir önem taşıdığını vurgulamam gerekir. Yağ dokusu bu dönemde hormon üretiminin başlıca kaynağı durumuna gelir. Haftaya yayılmış düzenli yürüyüş bu etkiyi dengeler. Alkol tüketiminin azaltılması da aynı yönde katkı sağlar. Bu önerilerin hiçbiri hastalığı tümüyle engellemez, ancak genel sağlığı korur. Değişikliklerin kalıcı olması için küçük ve sürdürülebilir hedefler koymayı öneriyorum.

Meme Kanseri Hangi Bulgularla Kendini Gösterir?

Meme kanseri, çoğu zaman memede ele gelen sert bir kitleyle kendini gösterir. Kitle genellikle ağrısızdır ve elle itildiğinde kolay kaymaz. Meme derisinde çekilme, portakal kabuğu görünümü ya da renk değişikliği dikkat çekebilir. Meme başında içe çekilme, kabuklanma ya da kendiliğinden gelen akıntı görülebilir. Koltuk altında ele gelen şişlik hastalığın ilk bulgusu olabilir. İki meme arasında yeni ortaya çıkan belirgin biçim farkı önemsenmelidir. Bazı hastalarda hiçbir belirti bulunmaz ve tümör yalnızca tarama görüntülemesinde saptanır. Belirtilerin tamamı kanser anlamına gelmez, çünkü iyi huylu hastalıklar da benzer bulgular verir. Bu ayrımı muayene ve görüntüleme birlikte yapar. Bulguların tamamını ve hangi durumda gecikmeden başvurulması gerektiğini meme kanserinin belirtileri sayfasında ayrı ayrı sıraladım. Yeni ortaya çıkan her değişikliği ciddiye almanızı öneriyorum.

Memede yeni fark edilen bir bulgu, adet döneminin bitimini izleyen günlerde yeniden değerlendirilir. Hormon etkisiyle ortaya çıkan şişlik bu dönemde geriler. Geçmeyen ve tek tarafta süren bulgular ise gecikmeden incelenir. Deride kızarıklık ve ısı artışı bulunan hastalarda iltihabi hastalıklar da düşünülür. Bu ayrımın kısa sürede yapılması gerekir. Bulguların fotoğrafla kaydedilmesi izlemi kolaylaştırır.

Erkeklerde Meme Kanseri Görülür mü?

Erkeklerde meme kanseri görülür, ancak kadınlardaki sıklığa göre çok daha seyrek karşılaşılır. Erkek meme dokusu da kanal ve bez yapısı içerir, bu nedenle aynı hücrelerden tümör gelişebilir. Hastalık genellikle meme başının hemen altında sert bir kitle olarak fark edilir. Meme başında içe çekilme ve akıntı erkeklerde de uyarıcı bulgudur. Tanı çoğu zaman daha geç konulur, çünkü erkekler bu bölgedeki değişikliği önemsemez. Ailesinde meme kanseri bulunan erkeklerde risk daha yüksek seyreder. Kalıtsal gen değişiklikleri erkek hastalarda da araştırılır. Tanı yöntemleri kadınlardakiyle aynı sırayı izler. Tedavi planı da benzer ilkelere dayanır. Erkek hastalarımda göğüs duvarına yakın yerleşim nedeniyle cerrahi planı ayrıca değerlendiriyorum.

Erkeklerde meme dokusunun büyümesi her zaman kanser anlamına gelmez. Hormon dengesindeki değişikliklere bağlı iyi huylu büyüme çok daha sık görülür. Bu iki durumun ayrımı muayene ve görüntüleme ile yapılır. Tek taraflı, sert ve ağrısız kitlelerde inceleme derinleştirilir. Erkek hastalarımda da doku örneklemesi aynı ilkelerle planlanır.

Meme Kanseri Tanısı Hangi Aşamalardan Geçer?

Meme kanseri tanısı, muayene ile görüntüleme ve patoloji incelemesinin birlikte değerlendirilmesiyle konulur. İlk adımda hasta öyküsü alınır ve her iki meme ile koltuk altı elle muayene edilir. Muayene bulgusuna ve yaşa göre uygun görüntüleme yöntemi seçilir. Kırk yaş üzerindeki kadınlarda mamografi öncelikli yöntem olarak kullanılır. Genç kadınlarda ve yoğun meme dokusunda ultrasonografi öne çıkar. Gerekli görülen kişilerde manyetik rezonans görüntülemesi plana eklenir. Şüpheli bir bulgu saptandığında kesin sonuç için doku örneği alınır. Örnekleme çoğunlukla iğne yardımıyla, ayaktan yapılan bir işlemle tamamlanır. Patoloji raporu tümörün tipini ve hücre özelliklerini ortaya koyar. Bu aşamaların sırasını ve her birinin ne anlattığını tanı aşamaları sayfasında ayrıntılı açıkladım. Tanı tamamlanmadan tedavi kararı verilmez.

Doku örneklemesi öncesinde kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar sorgulanır. İşlem sonrasında bölgede oluşan morarma birkaç gün içinde geriler. Patoloji sonucunun hazırlanması genellikle birkaç iş günü sürer. Sonuç beklenirken ek görüntüleme tetkikleri tamamlanır. Bu düzen zaman kaybını önler ve tedaviye geçişi hızlandırır.

Meme Kanserinde Tedavi Kararı Nasıl Verilir?

Meme kanserinde tedavi kararı, tümörün özellikleri ile hastanın genel durumu birlikte gözetilerek verilir. Tümörün büyüklüğü, yerleşimi ve memedeki yaygınlığı ilk sırada değerlendirilir. Koltuk altı lenf bezlerinin durumu planın yönünü belirler. Patoloji raporundaki hormon almaçları ve hücre çoğalma göstergeleri ilaç seçimini etkiler. Hastanın yaşı, menopoz durumu ve eşlik eden hastalıkları göz önünde tutulur. Kişinin beklentileri ve günlük yaşamı da karara katılır. Kararlar genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, radyoloji ve patoloji uzmanlarının katıldığı toplantılarda birlikte alınır. Bazı hastalarda cerrahi ilk basamak olarak planlanır. Bazı hastalarda ise ilaç tedavisi öne alınır ve cerrahi sonraya bırakılır. Bu sıralamayı tümörün biyolojik davranışı belirler. Her hastaya aynı planı uygulamak doğru bir yaklaşım sayılmaz.

Tedavi planını hastaya anlatırken seçeneklerin tümünü birlikte gözden geçiriyorum. Memeyi koruyan cerrahi ile memenin alınması arasındaki farkları açıkça aktarıyorum. Memenin tümüyle alındığı girişimi mastektomi ameliyatı sayfasında ayrı ayrı yazdım. Koltuk altına yönelik girişimin kapsamını da aynı görüşmede konuşuyorum. Hastanın soruları netleşmeden karar aşamasına geçmiyorum. Kararın hasta tarafından benimsenmesi, sürecin bütününü kolaylaştırır.

Meme Kanseri Hakkında Sık Duyulan Yanlış Bilgiler

Meme kanseri hakkında dolaşan yanlış bilgiler, hastaların başvurusunu geciktirebilir. Memede ele gelen her kitlenin kanser olduğu düşüncesi yaygındır, oysa kitlelerin büyük bölümü iyi huyludur. Ağrı bulunmadığı için kitlenin önemsiz sayılması sık rastladığım bir yanılgıdır. Sütyen kullanımının ya da deodorantın hastalığa yol açtığı iddiası bilimsel dayanaktan yoksundur. Biyopsi yapılmasının tümörü yaydığı inancı da doğru değildir. Ailede hasta bulunmayan kişilerin risk taşımadığı düşüncesi yanlıştır. Tümörün bitkisel karışımlarla eritilebileceği söylentisi tedaviyi geciktirir. Genç yaşta hastalığın görülmediği kanısı gerçeği yansıtmaz. Ameliyat olan herkesin memesini tümüyle kaybedeceği düşüncesi de doğru değildir. Bu başlıkları muayenede tek tek konuşmayı önemsiyorum.

Yanlış bilgilerin çoğu, tanıdan duyulan korkunun üzerine yerleşir. Hastalığın konuşulmaktan kaçınılan bir konu olması bu korkuyu büyütür. Doğru bilgiye ulaşan kişiler ise sürece daha hazırlıklı girer. İnternette okunan içeriklerin kaynağını sorgulamayı öneriyorum. Tereddüt oluşturan her başlığı muayenede yeniden ele alıyorum.

Tanı Sonrası Süreçte Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tanı sonrası süreçte dikkat edilmesi gereken ilk konu, planlanan takvime uymaktır. Tetkiklerin gecikmesi tedavi başlangıcını da geciktirir. Hastalığın evresi ve alt tipi netleşmeden tedavi hakkında kesin yorum yapılmaz. Kullanılan ilaçların ve eşlik eden hastalıkların hekime eksiksiz aktarılması gerekir. Sigara kullanan hastaların cerrahi öncesinde bu alışkanlığı bırakması iyileşmeyi kolaylaştırır. Beslenme düzeninin korunması ve düzenli hareketin sürdürülmesi süreci destekler. Erken tanı, tedavi seçeneklerinin genişlemesini sağlar ve izlem planını kolaylaştırır. Ruhsal desteğin gerektiğinde alınması sürecin taşınmasını kolaylaştırır. Yakınların sürece katılması hastanın yükünü hafifletir. İnternette okunan bilgilerin hekimle birlikte gözden geçirilmesini öneriyorum. Sorularınızı yazılı olarak muayeneye getirmenizi de yararlı buluyorum.

Tedavi süreci boyunca tetkik sonuçlarının tek bir dosyada toplanması gerekir. Dosyanın her görüşmeye getirilmesi karşılaştırmayı kolaylaştırır. Kullanılan ilaçların listesi de bu dosyada yer almalıdır. İzlem görüşmelerinin aksatılmaması, olası değişikliklerin erken fark edilmesini sağlar. Tedavi bittikten sonra da düzenli izlem sürdürülür.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Meme kanseri hangi yaşta başlar?
Meme kanseri her yaşta ortaya çıkabilir, ancak görülme sıklığı kırk yaşından sonra belirgin biçimde artar. Genç kadınlarda da hastalık görülür ve bu yaş grubunda tümörler daha hızlı seyredebilir. Ailesinde erken yaşta meme kanseri bulunan kişilerde tarama daha erken yaşta başlatılır. Yaşınıza uygun izlem planını muayene bulgularınızla birlikte belirliyorum.
Meme kanseri her zaman kitleyle mi başlar?
Hastalık çoğu kişide ele gelen bir sertlikle fark edilir. Buna karşın hiçbir bulgu vermeden tarama sırasında saptanan olgular da vardır. Deri değişikliği, meme başı çekilmesi ya da akıntı ilk bulgu olabilir. Kanal içinde sınırlı kalan biçimlerde elle hiçbir şey hissedilmeyebilir. Bu nedenle bulgu beklemeden tarama takvimine uymayı öneriyorum.
Memede ele gelen her kitle kanser midir?
Memede ele gelen kitlelerin büyük bölümü iyi huylu hastalıklara bağlıdır. Süt bezlerindeki kistler, iyi huylu katı tümörler ve iltihabi değişiklikler benzer biçimde ele gelebilir. Kitlenin sertliği, sınırlarının düzeni ve hareketliliği muayenede ilk ipucunu verir. Kesin ayrım görüntüleme ve gerektiğinde alınan doku örneğiyle yapılır.
Meme kanseri kalıtsal bir hastalık mıdır?
Meme kanserinin büyük bölümü kalıtsal gen değişikliğine bağlı değildir. Hastaların bir bölümünde ise aileden gelen gen değişiklikleri hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırır. Ailede erken yaşta meme ya da yumurtalık kanseri öyküsü bulunması bu olasılığı akla getirir. Bu kişilerde genetik danışma ve gerektiğinde gen incelemesi planlanır.
Meme kanseri ağrı yapar mı?
Meme kanseri çoğu hastada ağrı yapmaz ve bu nedenle ağrısızlık yanıltıcı bir güven duygusu oluşturur. Memedeki ağrının en sık nedeni hormon değişikliklerine bağlı iyi huylu durumlardır. Buna karşılık ileri evrede ya da deriyi tutan tümörlerde ağrı görülebilir. Ağrı bulunmasa bile yeni ortaya çıkan bir kitleyi değerlendirmek gerekir.
Hangi hekim meme kanseri sürecini yönetir?
Süreç tek bir hekimin değil, birlikte çalışan bir ekibin sorumluluğundadır. Cerrahi kararları genel cerrahi ve cerrahi onkoloji alanından hekimler üstlenir. İlaç tedavilerini tıbbi onkoloji hekimi düzenler. Işın tedavisini radyasyon onkolojisi hekimi planlar. Hastanın tek bir iletişim noktası bulunmasını ise her zaman öneriyorum.
Meme kanseri hangi hızla büyür?
Meme kanserinin büyüme hızı tümörün biyolojik özelliklerine göre değişir. Hormon almacı taşıyan yavaş seyirli tümörler aylar içinde belirgin bir değişiklik göstermeyebilir. Hücre çoğalma göstergesi yüksek olan tümörler ise daha kısa sürede büyür. Bu nedenle tanı sonrasında tedavi takvimini gecikmeden planlıyorum.
Meme kanserinde erken tanı neden bu kadar önemlidir?
Erken tanı, hastalığın meme içinde sınırlı olduğu dönemde saptanmasını sağlar. Bu dönemde memeyi koruyan cerrahi seçenekleri daha sık uygulanabilir. Koltuk altı lenf bezlerine yönelik girişimler de daha sınırlı tutulabilir. Tedavi sonrası izlem planı böylece daha rahat yürütülür.
Meme kanseri hangi organlara yayılır?
Meme kanseri en sık koltuk altındaki lenf bezlerine yayılır. Kan dolaşımına geçen hücreler kemik, akciğer, karaciğer ve beyin dokusuna yerleşebilir. Yayılım olasılığı tümörün evresine ve hücre özelliklerine göre değişir. Gerekli görülen hastalarda bu organlara yönelik görüntüleme tetkikleri istenir.
Doğum yapmamış olmak meme kanseri riskini değiştirir mi?
Hiç doğum yapmamış kadınlarda meme dokusu hormon etkisine daha uzun süre açık kalır. Bu durum riski bir miktar yükseltir, ancak tek başına hastalığın habercisi sayılmaz. İlk doğumunu ileri yaşta yapan kadınlarda da benzer bir eğilim görülür. Riskin bütününü yaş, aile öyküsü ve diğer etkenlerle birlikte değerlendiriyorum.
Emzirmek meme kanserinden korur mu?
Emzirme döneminin uzun sürmesi meme dokusundaki hormon etkisini azaltır. Bu nedenle emzirmenin koruyucu yönde katkı sağladığı kabul edilir. Buna karşılık emzirmiş olmak hastalığın hiç görülmeyeceği anlamına gelmez. Emziren kadınlarda da yeni ortaya çıkan kitleler değerlendirilmelidir.
Sütyen kullanımı meme kanserine yol açar mı?
Sütyen kullanımının meme kanserine yol açtığını gösteren bilimsel bir dayanak bulunmaz. Bu görüş internette yaygın biçimde dolaşır ve hastalarımda kaygı oluşturur. Meme dokusundaki hücre değişikliklerini giysiler değil, hormon etkisi ve genetik etkenler belirler. Kaygı duyulan bu tür bilgileri muayenede birlikte gözden geçiriyorum.
Tedavi süresince çalışmaya devam edebilir miyim?
Çalışma düzeni, uygulanan tedavinin türüne ve kişinin genel durumuna göre değişir. Cerrahi sonrasında belirli bir dinlenme süresi gerekir. İlaç tedavisi alan kişilerde yorgunluk gün içinde dalgalanma gösterir. Çoğu hasta tedavi arasındaki dönemlerde işine devam edebilir. Çalışma planını tedavi takviminizle birlikte düzenliyorum.
Meme kanseri taraması kaç yaşında başlamalıdır?
Tarama programları genellikle kırk yaşından itibaren mamografi ile yürütülür. Ailesinde erken yaşta meme kanseri bulunan kişilerde tarama daha erken yaşta başlatılır. Yoğun meme dokusu bulunan kadınlarda ultrasonografi taramaya eklenir. Tarama sıklığını kişinin risk durumuna göre ayrı ayrı belirliyorum.
Meme kanserinde izlem ne kadar sürer?
İzlem, tedavi bittikten sonra da uzun yıllar sürdürülür. İlk yıllarda kontroller daha sık aralıklarla planlanır. İlerleyen yıllarda aralıklar kademeli olarak açılır. Her kontrolde muayene ve gerekli görüntüleme birlikte yapılır. İzlem planını hastalığın alt tipine göre düzenliyorum.
Meme kanserinde genetik test kime yapılır?
Genetik test, ailesinde erken yaşta meme ya da yumurtalık kanseri bulunan kişilerde gündeme gelir. Erkek hastalarda görülen meme kanseri de bu incelemeyi gerektirir. Aynı kişide iki memede birden hastalık saptanması da test nedeni sayılır. Test kararı genetik danışma görüşmesinden sonra verilir.
Meme kanseri tanısı için hangi hekime başvurulmalıdır?
Meme hastalıklarının tanı ve cerrahi tedavisi genel cerrahi uzmanlık alanı içinde yürütülür. Meme cerrahisiyle ilgilenen genel cerrahi uzmanları bu hastalıkları yakından izler. Tanı sonrasında tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisi süreçte yerini alır. Bu birimlerin birlikte çalıştığı bir düzende tedavi planı hazırlanır.
Meme kanseri gebelikte de görülür mü?
Meme kanseri gebelik döneminde de görülebilir ve tanı bu dönemde güçleşir. Gebelikte meme dokusu yoğunlaşır, bu nedenle küçük kitleler muayenede gözden kaçabilir. Bu dönemde öncelikle ultrasonografi tercih edilir. Tedavi planı gebelik haftası gözetilerek hazırlanır.
Meme protezi olan kişilerde meme kanseri anlaşılabilir mi?
Meme protezi bulunan kişilerde de tarama ve tanı yapılabilir. Mamografi çekiminde proteze uygun özel çekim biçimleri kullanılır. Gerekli görülen kişilerde ultrasonografi ve manyetik rezonans görüntülemesi eklenir. Protez varlığını çekim öncesinde mutlaka bildirmeniz gerekir.
Meme kanseri tanısı konulduktan sonra hemen ameliyat gerekir mi?
Tanı konulduktan sonra her hastada ilk adım cerrahi olmayabilir. Bazı tümörlerde ilaç tedavisi öne alınır ve cerrahi bu tedaviden sonra planlanır. Bu sıralama tümörün büyüklüğüne, alt tipine ve lenf bezlerinin durumuna göre belirlenir. Kararı birden çok uzmanlık alanının katıldığı toplantıda birlikte veriyoruz.
Aynı memede hem yerinde kalan hem yayılan hastalık bulunabilir mi?

Bu iki durum aynı memede birlikte bulunabilir. Patoloji raporu her iki bileşeni ayrı ayrı bildirir. Böyle bir tabloda tedavi planını yayılan bileşene göre kuruyorum. Raporun hangi satırının hangi kararı etkilediğini hastamla birlikte okuyorum.