Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Haşimoto Tiroiditi

Haşimoto tiroiditi neden gelişir, hangi bulgularla ilerler ve nasıl izlenir? Tüm süreci hastalarıma anlattığım gibi yazdım.

Haşimoto tiroiditi, bağışıklık sisteminin kendi tiroid dokusuna karşı tepki geliştirmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Hastalık yıllar boyunca sessiz ilerler ve çoğu zaman rastlantısal bir kan tetkikiyle fark edilir. Zamanla tiroid bezinin hormon üretimi azalır ve vücudun çalışma temposu yavaşlar. Genel cerrahi uygulamamda bu tanıyı taşıyan hastalarla çok sık karşılaşıyorum. Bu sayfada hastalığın nedenlerini, bulgularını ve izlem sürecini ayrıntılı biçimde anlatıyorum.

Haşimoto Hastalığı Neden Gelişir?

Haşimoto hastalığı, savunma sisteminin tiroid dokusunu yanlışlıkla hedef alması sonucunda gelişir. Bu süreçte kanda tiroid dokusuna karşı antikorlar oluşur. Antikorlar bez dokusuna yerleşen savunma hücrelerini oraya çeker. Zamanla bez içinde yoğun bir hücre birikimi ortaya çıkar. Bu birikim hormon üreten hücreleri yavaş yavaş tahrip eder. Doku kaybı yıllar içinde sessizce ilerler. Bezin hormon üretme kapasitesi azaldıkça kanda tiroid uyarıcı hormon yükselir. Beyin, düşen hormonu tamamlamak için beze daha güçlü uyarı gönderir. Bu uyarı nedeniyle bez bir dönem büyüyebilir. İlerleyen yıllarda ise doku büzüşür ve küçülür.

Hastalığın temelinde bağışıklık kökenli iltihap bulunur. İltihap ağrı yapmadan, sinsi biçimde sürer. Bu nedenle kişi uzun süre hiçbir şey hissetmez. Hastalığın ortaya çıkışında tek bir neden bulunmaz. Kalıtsal yatkınlık ile çevresel etkenler bir arada rol oynar. Geçirilen bazı enfeksiyonlar savunma düzenini karıştırır. Aşırı iyot alımı bez dokusunu zorlar. Hormon dalgalanmasının yoğun olduğu dönemler de tabloyu hızlandırır. Bu hastaların bir bölümünde başka bağışıklık hastalıkları da bulunur. Şeker hastalığının bağışıklık kökenli biçimi bunların başında gelir. Böbrek üstü bezinin yetersiz çalıştığı tablo da aynı grupta yer alır. Mide duvarındaki hücrelere karşı gelişen tepki kansızlığa yol açar. Bu nedenle tanı sırasında yalnız tiroid değerlerine bakmıyorum. Bu birlikteliği bildiğim için tetkikleri geniş tutuyorum. Hastalığın yönetiminde izlediğim yolu Haşimoto tiroiditi tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım.

Hastalık Kimlerde Daha Sık Görülür?

Hastalık, kadınlarda erkeklere göre çok daha sık görülür. Tanı yaşı çoğunlukla otuz ile elli arasında yoğunlaşır. Buna karşılık her yaşta ortaya çıkabilir. Ergenlik döneminde tanı alan hastalar da görüyorum. Annesinde ya da kız kardeşinde aynı tanı bulunan kişilerde olasılık artar. Ailede başka bağışıklık hastalığı bulunması da riski yükseltir. Doğum sonrası dönem hastalığın ortaya çıktığı sık bir zaman dilimidir. Gebelikte baskılanan savunma düzeni doğumdan sonra hızla canlanır. Bu canlanma bez dokusuna karşı tepkiyi görünür kılar. Kromozom bozukluğu taşıyan kişilerde sıklık belirgin biçimde yüksektir.

Boyun bölgesine ışın tedavisi almış kişilerde de tablo daha sık gelişir. Sigara kullanımı hastalığın seyrini etkiler. Aşırı iyot içeren beslenme düzeni olasılığı artırır. Selenyum eksikliği de tabloyu kolaylaştıran etkenler arasında sayılır. D vitamini düşüklüğü bu hastalarda sık saptanır. Bağırsak sağlığındaki bozulmanın da katkı verdiği düşünülür. Uzun süren yoğun stres savunma dengesini sarsabilir. Bu etkenlerin hiçbiri tek başına hastalığı başlatmaz. Tablo çoğu kez birkaç etkenin üst üste binmesiyle belirir. Risk taşıyan kişilere basit bir kan tetkiki öneriyorum. Tetkik için özel bir hazırlık yapılması gerekmez. Sonuçlar normalse kontrolü yıllık aralıklarla sürdürüyorum. Erken saptanan hastalarda izlem çok daha kolay yürütülür.

Kalıtsal Yatkınlığın Rolü

Kalıtsal yatkınlığın rolü, bu hastalıkta açık biçimde görülür. Aile bireylerinde aynı tanının sık bulunması bunu gösterir. Bağışıklık yanıtını yöneten genlerdeki farklılıklar yatkınlığı belirler. Bu genler savunma hücrelerine hangi yapının yabancı olduğunu tanıtır. Tanıma düzenindeki küçük sapmalar kendi dokusunu hedef haline getirir. Yatkınlık taşımak hastalığın kesin olarak çıkacağı anlamına gelmez. Aynı geni taşıyan kardeşlerden yalnız biri hastalanabilir. Bu nedenle genetik test rutin olarak istenmez. Aile öyküsü olan kişilerde ise tetkik eşiğini aşağı çekiyorum. Annesi bu tanıyı taşıyan genç kadınlarda kontrolü erken başlatıyorum.

Gebelik planı varsa değerlendirmeyi öne alıyorum. Kalıtsal yatkınlık başka bağışıklık hastalıklarını da beraberinde getirir. Eklem iltihabı, tahıl proteinine karşı gelişen bağırsak hastalığı ve ciltte renk kaybı aynı ailede birlikte görülür. Bu tablolara sahip hastalarda tiroid testlerini ayrıca istiyorum. Yatkınlık zemininde hastalığın hangi yaşta başlayacağı önceden bilinemez. Kimi kişide ergenlikte, kimi kişide ileri yaşta ortaya çıkar. Bu belirsizlik düzenli izlemin değerini artırır. Antikor yüksekliği saptanan kişiler hasta sayılmaz. Bu kişilerde yalnız hormon değerlerini yıllık olarak izliyorum. Değerler bozulmaya başladığında tedaviyi zamanında başlatıyorum. Böylece şikâyetler yerleşmeden önce önlem alınır. Yatkınlığın bilinmesi hastanın kendi bedenini daha iyi tanımasını sağlar. Ailesindeki tabloyu bilen kişiler şikâyetlerini daha erken dile getirir.

Çevresel Etkenlerin Payı

Çevresel etkenlerin payı, kalıtsal yatkınlığın üzerine eklenerek hastalığı görünür hale getirir. Bu etkenlerin başında iyot alımındaki aşırılık gelir. Fazla iyot, bez hücrelerinin yüzeyindeki yapıyı değiştirir. Değişen yapı savunma hücreleri tarafından yabancı gibi algılanır. Bu nedenle kontrolsüz iyot takviyesini uygun bulmuyorum. Yosun içeren bitkisel karışımlar da yüksek iyot taşır. Geçirilen bazı virüs enfeksiyonları savunma düzenini şaşırtır. Enfeksiyon sonrası dönemde antikor düzeyleri yükselebilir. Boyun bölgesine uygulanan ışın tedavisi doku hasarı yaratır. Bu hasar bağışıklık tepkisini tetikler.

Sigara dumanındaki maddeler tiroid dokusunu olumsuz etkiler. Sigarayı bırakan hastalarda değerlerin daha kolay dengelendiğini görüyorum. Bazı ilaçlar da bez dokusunda iltihabi tepki başlatır. Kalp ritmini düzenleyen ilaçlar bunların başında yer alır. Bağışıklık sistemini uyaran kanser ilaçları da benzer etki yapar. Bu ilaçları kullanan hastalarda tetkikleri sıklaştırıyorum. Selenyum ve D vitamini eksikliği tabloyu ağırlaştırabilir. Eksiklik saptandığında bu değerleri düzeltiyorum. Beslenme düzenindeki dengesizlik iyileşmeyi yavaşlatır. Uyku düzeninin bozulması da savunma dengesini etkiler. Bu başlıkların tümünü ilk görüşmede birlikte gözden geçiriyorum. Değiştirilebilen etkenleri ayrı bir başlık altında topluyorum. Bu etkenler üzerinde çalışmak hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler.

Haşimoto Tiroiditinde Hangi Belirtiler Görülür?

Haşimoto tiroiditinde belirtiler, bezin hormon üretimi azaldıkça yavaş yavaş belirginleşir. Hastalığın ilk yıllarında hiçbir şikâyet bulunmayabilir. Bu döneme sessiz dönem adını veriyorum. Hormon düzeyi düşmeye başladığında vücudun temposu yavaşlar. En sık dile getirilen şikâyet sürekli yorgunluktur. Uyku süresi yeterli olsa bile dinlenmişlik duygusu oluşmaz. Üşüme duygusu çevredeki insanlardan daha erken başlar. Ciltte kuruluk ve kaşıntı ortaya çıkar. Saçlar incelir ve dökülme artar. Kaşların dış kısmında seyrelme fark edilir.

Kabızlık günlük düzeni bozar. Kilo artışı hastaların en çok yakındığı başlıktır. Seste kalınlaşma ve göz kapaklarında şişlik eklenir. Kadınlarda âdet düzensizliği ve gebe kalmada zorluk görülür. Kas ve eklemlerde tutukluk tabloya eşlik eder. Dikkat dağınıklığı ve unutkanlık dile getirilir. Ruh durumunda çökkünlük eğilimi belirir. Bu şikâyetlerin hiçbiri tek başına tanı koydurmaz. Çoğu bulgu günlük yaşamın yorgunluğuyla karıştırılır. Bu nedenle şikâyetleri kan değerleriyle birlikte yorumluyorum. Hastalarıma bulguların yavaş yerleştiğini ve fark edilmesinin zaman aldığını anlatıyorum. Şikâyetlerin çoğu tedaviyle birlikte geri çekilir. Bu nedenle erken başvuruyu her zaman öneriyorum.

Erken Dönemde Ortaya Çıkan Bulgular

Erken dönemde ortaya çıkan bulgular, çoğu zaman çok siliktir. Bu aşamada hormon değerleri henüz normal sınırda kalır. Yalnız antikor düzeylerinde yükseklik saptanır. Kişi kendini yorgun hissetse de bunu iş temposuna bağlar. Boyunda hafif bir dolgunluk fark edilebilir. Bu dolgunluk elle muayenede yumuşak kıvamda bulunur. Bezin büyümesi bu evrede bası yapmaz. Kimi hastada geçici çarpıntı dönemleri yaşanır. İltihaplı hücrelerden kana sızan hormon bu tabloyu yaratır. Bu geçici hızlanma kısa sürede yerini yavaşlamaya bırakır.

Erken dönemde ruh hali değişiklikleri öne çıkabilir. Sabahları kalkmakta zorlanma sık dile getirilir. Ciltte solukluk ve gözlerde hafif şişlik görülür. Kadınlarda âdet döneminde kanama miktarı artabilir. Çocuklarda okul başarısında düşme dikkat çeker. Bu evrede tanı çoğu kez rastlantıyla konulur. Başka bir nedenle istenen tetkik yolu açar. Erken saptanan hastalarda izlemi hemen başlatıyorum. Değerler normalse yalnız yıllık kontrol yeterli olur. Şikâyet belirginleştiğinde tetkiki öne alıyorum. Bu yaklaşım gereksiz ilaç kullanımının önüne geçer. Erken dönemde yaşam düzenine yönelik önerileri de veriyorum. Sigaranın bırakılması bu aşamada özellikle önem taşır.

İlerleyen Dönemdeki Şikâyetler

İlerleyen dönemdeki şikâyetler, hormon eksikliği yerleştikçe günlük yaşamı belirgin biçimde etkiler. Yorgunluk artık dinlenmeyle geçmez. Kişi gün içinde uyuklama ihtiyacı duyar. Hareketler yavaşlar ve konuşma temposu düşer. Ciltte belirgin kuruluk ve pullanma görülür. El ve ayaklarda şişlik dikkat çeker. Kabızlık ilaç kullanımını gerektirecek düzeye ulaşır. Kilo artışı beslenme değişmese bile sürer. Kalp atım hızı yavaşlar. Kan yağlarında yükselme saptanır.

Kaslarda kramp ve güçsüzlük belirir. Eklem ağrıları sabah tutukluğuyla birlikte ortaya çıkar. Bellek ve dikkat sorunları belirginleşir. Ruh durumunda çökkünlük derinleşir. Kadınlarda gebe kalmada güçlük yaşanır. Gebelik gerçekleştiğinde düşük olasılığı artar. Seste kalıcı kabalaşma yerleşir. İşitmede hafif azalma bildirilebilir. Bu tablonun ayrıntılarını tiroidin az çalışması sayfasında ele aldım. Tedavi başlandığında şikâyetler haftalar içinde gerilemeye başlar. Düzelmenin sırasını hastalarıma önceden anlatıyorum. Önce yorgunluk ve uyku hali azalır. Ardından cilt ve bağırsak şikâyetleri geriler. Kilo ve saç şikâyetleri ise daha geç düzelir.

Tanı Süreci Nasıl İlerler?

Tanı süreci, ayrıntılı bir görüşmeyle başlar ve tetkiklerle tamamlanır. İlk görüşmede şikâyetlerin ne zaman başladığını ayrıntılı biçimde soruyorum. Aile öyküsünü ve kullanılan ilaçları kaydediyorum. Muayenede bezin büyüklüğünü ve kıvamını değerlendiriyorum. Boyundaki lenf bezlerini ayrı ayrı inceliyorum. Kan tetkikinde tiroid uyarıcı hormon düzeyine bakılır. Serbest tiroid hormonu değeri aynı örnekte ölçülür. Bu iki değer bezin çalışma yönünü gösterir. Tiroid dokusuna karşı gelişen antikorlar ayrıca istenir. Antikor yüksekliği bağışıklık kökenli tabloyu doğrular.

Antikor düzeyinin yüksekliği hastalığın ağırlığını göstermez. Bu nedenle antikor takibini rutin olarak yapmıyorum. Ultrason incelemesi bez yapısını ayrıntılı biçimde ortaya koyar. İltihaplı dokuda görüntü koyulaşır ve kaba taneli hale gelir. Aynı incelemede nodül varlığı da saptanır. Nodüllerin değerlendirilmesinde kullanılan ölçütleri tiroid ultrasonografisi sayfasında açıkladım. Kuşku uyandıran nodüllerde iğne biyopsisi gündeme gelir. Sintigrafi bu hastalıkta rutin olarak istenmez. Tanı konulduktan sonra izlem aralığını belirliyorum. Değerler normalse yılda bir kez kontrol yeterli olur. Değerler bozulmaya başladığında aralığı kısaltıyorum. Tanı aşamasında hastalara tetkiklerin ne anlama geldiğini tek tek açıklıyorum. Böylece izlem sürecine katılımları güçlenir.

Haşimoto Tiroiditi Nasıl Tedavi Edilir?

Haşimoto tiroiditi tedavisi, eksilen hormonun dışarıdan tamamlanmasına dayanır. Hastalığın bağışıklık yönünü ortadan kaldıran bir ilaç bulunmaz. Bu nedenle tedavi, hormon dengesinin korunmasını hedefler. Hormon değerleri normal olan hastalarda ilaç başlamıyorum. Yalnız antikor yüksekliği tek başına tedavi nedeni değildir. Tiroid uyarıcı hormon yükseldiğinde durumu yeniden değerlendiriyorum. Şikâyetler belirginse tedaviyi erken başlatıyorum. Gebelik planı bulunan kadınlarda eşiği daha aşağı tutuyorum. Hormon desteği düşük dozla başlatılır ve kademeli olarak artırılır. Doz ayarını kan değerlerine göre yapıyorum.

Değerler oturana kadar tetkikleri belirli aralıklarla yineliyorum. Denge kurulduktan sonra kontrol aralığını açıyorum. İlaç düzeninin genel çerçevesini tiroid ilaç tedavisi sayfasında topluca yazdım. İlacın kendi başına kesilmesi tabloyu hızla bozar. Şikâyet düzeldi diye ilacı bırakan hastalarla sık karşılaşıyorum. Bu durumda değerler birkaç ay içinde geriye döner. Selenyum ve D vitamini eksikliği varsa bunları tamamlıyorum. Beslenme düzeninde aşırı kısıtlamayı uygun bulmuyorum. Bitkisel ürünlerin ilaç emilimini bozabildiğini hatırlatıyorum. Sigaranın bırakılmasını her hastaya öneriyorum. Cerrahi tedavi bu hastalıkta ilk sırada yer almaz. Bası yapan büyüme ya da kuşkulu nodül varlığında cerrahi gündeme gelir.

Hormon Desteğinin Kullanımı

Hormon desteğinin kullanımı, günlük düzene oturtulduğunda çok daha iyi sonuç verir. İlacın aç karnına alınması emilimi artırır. Sabah uyandıktan sonra bir bardak suyla alınması uygundur. İlaçtan sonra bir süre beklemeden yemek yenilmemelidir. Kahve ve süt emilimi belirgin biçimde azaltır. Demir ve kalsiyum içeren takviyeler ayrı saate alınmalıdır. Mide koruyucu ilaçlar da emilimi etkiler. Bu ayrıntıları tiroid hormonunun doğru kullanımı sayfasında ayrıca anlattım. İlacın her gün aynı saatte alınması dengeyi korur. Unutulan dozun ertesi gün iki kat alınması doğru değildir.

Doz değişikliğini yalnız kan değerlerine bakarak yapıyorum. Kendi kararıyla doz artıran hastalarda çarpıntı ortaya çıkar. Aşırı doz kemik yapısını da olumsuz etkiler. Yetersiz doz ise şikâyetlerin sürmesine yol açar. Gebelikte hormon gereksinimi belirgin biçimde artar. Gebelik saptandığında dozu hemen gözden geçiriyorum. İleri yaştaki hastalarda dozu daha yavaş artırıyorum. Kalp hastalığı bulunanlarda bu yaklaşım daha da önem kazanır. Farklı üretici ürünleri arasında geçiş yapıldığında kontrol gerekir. İlaç kullanımı ömür boyu sürebilir. Hastalarıma bu durumun günlük yaşamı kısıtlamadığını anlatıyorum.

Hastalık Nodül ve Kanser Riskini Artırır mı?

Hastalık zemininde nodül gelişimi, sağlıklı bezlere göre daha sık görülür. Uzun süren iltihap doku yapısını değiştirir. Değişen dokuda küçük odaklar kolayca oluşur. Bu odakların büyük bölümü iyi huylu değişikliklerdir. Ultrasonda görülen küçük odaklar çoğu zaman izleme alınır. Sınırları düzensiz olan odakları ise ayrıca değerlendiriyorum. Hızlı büyüyen bir nodül dikkatli inceleme gerektirir. Kuşkulu bulgularda iğne biyopsisi yapılır. Biyopsi sonucu izlem ve cerrahi arasındaki kararı belirler. Bağışıklık kökenli iltihap zemininde bazı tümör türlerine daha sık rastlanır.

Bu ilişki hastaları kaygılandırmamalıdır. Düzenli izlem altındaki hastalarda değişiklikler erken fark edilir. Lenf dokusundan kaynaklanan seyrek bir tümör türü de bu zeminde görülebilir. Bezin çok hızlı büyümesi bu olasılığı akla getirir. Böyle bir durumda değerlendirmeyi gecikmeden yapıyorum. Boyunda sertleşen ve hareketsizleşen bir kitle uyarıcıdır. Ses kısıklığının eklenmesi de dikkat gerektirir. Yutma güçlüğü belirginleştiğinde tetkikleri genişletiyorum. Bu bulgular bulunmayan hastalarda yıllık ultrason yeterli olur. Gereksiz biyopsi yapılmasını doğru bulmuyorum. Karar ölçütlerini her hastayla ayrıntılı biçimde paylaşıyorum. Böylece izlem süreci kaygı yerine güven duygusuyla yürütülür. Takvimi birlikte belirlediğimizde kontrollere uyum da artar.

Haşimoto Tanısı Alan Hastalara Önerilerim

Haşimoto tanısı alan hastalara önce hastalığın yönetilebilir olduğunu anlatıyorum. Tanı, günlük yaşamı kısıtlayan bir engel değildir. Düzenli kontrol ve doğru ilaç kullanımı dengeyi korur. Kontrol tarihlerini kaçırmamalarını özellikle istiyorum. İlacı her gün aynı saatte almalarını öneriyorum. Kendi kararlarıyla doz değiştirmemeleri gerekir. Okudukları kaynaklara bakarak ilacını kesen hastalara sık rastlıyorum. Bu davranış değerleri kısa sürede bozar. Beslenmede dengeli bir düzen kurmalarını istiyorum. Aşırı iyot içeren ürünlerden uzak durmaları gerekir.

Kontrolsüz bitkisel karışımların zarar verebileceğini hatırlatıyorum. Selenyum ve D vitamini değerlerini belirli aralıklarla ölçüyorum. Düzenli yürüyüş yorgunluk şikâyetini hafifletir. Uyku düzeninin korunması iyileşmeyi destekler. Sigaranın bırakılması hem tiroid hem göz şikâyetleri için önem taşır. Gebelik planlayan kadınların önceden başvurmaları gerekir. Gebelik sırasında ilaç dozunun artacağını önceden anlatıyorum. Ailesinde aynı tanı bulunan yakınlarına tetkik öneriyorum. Boyunda yeni ortaya çıkan şişliği ertelememelerini istiyorum. Ses değişikliği eklendiğinde başvuruyu öne almalarını söylüyorum. Bu basit başlıklara uyan hastalarda süreç sorunsuz ilerler.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Haşimoto hastalığı geçer mi?
Bu hastalık bağışıklık kökenli olduğu için tümüyle ortadan kalkmaz. Buna karşılık hormon dengesi doğru tedaviyle korunur ve şikâyetler geriler. Erken dönemde hormon değerleri normal olan kişilerde yıllarca ilaç gerekmeyebilir. Doku kaybı ilerlediğinde ise hormon desteği kalıcı hale gelir. Hastalarıma tablonun yönetilebilir bir süreç olduğunu anlatıyorum.
Haşimoto tiroiditi kalıtsal mıdır?
Hastalıkta kalıtsal yatkınlığın payı açık biçimde görülür. Annesinde ya da kız kardeşinde aynı tanı bulunan kişilerde sıklık belirgin biçimde artar. Buna karşılık yatkınlık taşımak hastalığın kesin olarak çıkacağı anlamına gelmez. Çevresel etkenler eklenmedikçe tablo sessiz kalabilir. Aile öyküsü bulunan kişilere basit bir kan tetkiki öneriyorum.
Antikor yüksekliği tek başına hastalık anlamına gelir mi?
Kanda tiroid antikorlarının yüksek bulunması tek başına tedavi gerektirmez. Bu bulgu yalnız bağışıklık sisteminin tiroid dokusuna tepki verdiğini gösterir. Hormon değerleri normalse kişi hasta olarak değerlendirilmez. Bu kişilerde yıllık kontrolle izlem sürdürülür. Değerler bozulmaya başladığında tedavi gündeme gelir.
Haşimoto hastalığında guatr oluşur mu?
Hastalığın erken döneminde bez uyarı altında kaldığı için büyüyebilir. Bu büyüme boyunda yumuşak bir dolgunluk biçiminde fark edilir. İlerleyen yıllarda ise doku büzüşür ve bez küçülür. Bu nedenle bazı hastalarda guatr, bazılarında ise küçülmüş bir bez saptanır. Bezin durumunu ultrason incelemesiyle izliyorum.
Bu hastalıkta glutensiz beslenme gerekir mi?
Tahıl proteinine duyarlılık saptanmayan kişilerde glutensiz beslenmeye gerek duyulmaz. Bağırsak hastalığı eşlik ediyorsa durum değişir ve beslenme düzeni buna göre kurulur. Kanıtlanmamış kısıtlamalar beslenmeyi tek yönlü hale getirir. Dengeli ve çeşitli bir beslenme düzenini daha doğru buluyorum. Kuşku varsa önce ilgili tetkiki istiyorum.
Haşimoto hastalığı gebe kalmayı zorlaştırır mı?
Tedavi edilmemiş hormon düşüklüğü yumurtlama düzenini bozar. Bu durum gebe kalmayı güçleştirir ve düşük olasılığını artırır. Hormon değerleri dengelendiğinde bu güçlük büyük ölçüde ortadan kalkar. Gebelik planlayan kadınlarda tedavi eşiğini daha aşağı tutuyorum. Gebelik boyunca doz gereksinimi arttığı için takibi sıklaştırıyorum.
Hormon ilacı ömür boyu kullanılır mı?
Doku kaybı yerleşmiş hastalarda ilaç kullanımı uzun yıllar sürer. Bu durum vücudun üretemediği hormonun dışarıdan tamamlanmasından kaynaklanır. Erken dönemde geçici olarak başlanan tedavi bazı hastalarda kesilebilir. Kesme kararını yalnız kan değerlerine bakarak veriyorum. Kendi kararıyla ilacı bırakan hastalarda değerler kısa sürede bozulur.
Haşimoto hastalarında saç dökülmesi düzelir mi?
Saç dökülmesi hormon düşüklüğünün sık görülen bir bulgusudur. Tedavi başlandıktan sonra dökülme genellikle birkaç ay içinde yavaşlar. Saç yapısının eski haline gelmesi biraz daha uzun sürer. Demir ve D vitamini eksikliği eşlik ediyorsa bunları da düzeltiyorum. Sabırlı olunmasını hastalarıma baştan söylüyorum.
Bu tanıyı taşıyan kişiler kilo verebilir mi?
Hormon dengesi kurulduktan sonra kilo verme süreci normal seyrini izler. Tedavi öncesinde alınan kilonun bir bölümü vücutta tutulan sudan kaynaklanır. Bu bölüm ilaç başlandıktan sonra kendiliğinden geri çekilir. Kalan bölümü için beslenme ve hareket düzeni gerekir. Hastalığın tek başına kilo vermeyi engellediği düşüncesini doğru bulmuyorum.
Haşimoto hastalığında ameliyat gerekir mi?
Hastaların büyük bölümünde cerrahi girişime gerek duyulmaz. Tedavi ilaç ve düzenli izlemle yürütülür. Bezin soluk borusuna bası yapması durumunda cerrahi gündeme gelir. Kuşkulu bir nodül saptandığında da aynı karar söz konusudur. Bu ölçütleri her hastayla ayrıntılı biçimde konuşuyorum.
Selenyum takviyesi bu hastalıkta yarar sağlar mı?
Selenyum düzeyi düşük olan kişilerde takviye antikor yanıtını olumlu etkileyebilir. Değeri normal olanlarda ise ek yarar beklenmez. Bu nedenle takviyeyi ölçüm sonucuna göre veriyorum. Uzun süreli ve yüksek dozda kullanım sakıncalı olabilir. Kendi kararıyla takviye kullanılmasını uygun bulmuyorum.
Haşimoto hastalığı çocuklarda nasıl seyreder?
Çocuklarda hastalık genellikle boyunda fark edilen yumuşak bir büyümeyle başlar. Okul başarısında düşme, halsizlik ve boy uzamasında yavaşlama tabloya eşlik eder. Tanı erken konulduğunda gelişme süreci olumsuz etkilenmez. Tedavi yine hormon desteğiyle yürütülür ve doz büyümeye göre yeniden ayarlanır. İzlemi çocuk hekimiyle birlikte sürdürüyorum.
Bu hastalıkta yorgunluk ne kadar sürede geçer?
Hormon desteği başlandıktan sonra yorgunluk genellikle birkaç hafta içinde azalmaya başlar. Tam düzelme için değerlerin oturması gerekir ve bu süreç birkaç ay alabilir. Doz yetersizse yorgunluk sürer ve ayarın yeniden yapılması gerekir. Demir eksikliği ve uyku bozukluğu gibi ek nedenler de araştırılmalıdır. Şikâyet geçmiyorsa tetkikleri genişletiyorum.
Haşimoto tanısıyla spor yapmak uygun mudur?
Düzenli hareket bu hastalarda yorgunluk şikâyetini azaltır. Hormon değerleri dengelendikten sonra her tür egzersiz yapılabilir. Tedavi başlangıcında programı kademeli olarak artırmalarını öneriyorum. Aşırı yüklenme ilk dönemde yorgunluğu derinleştirir. Yürüyüş ve yüzme gibi orta tempolu seçenekleri uygun buluyorum.
Boyunda büyüme olmadan da bu hastalık görülür mü?
Hastaların bir bölümünde bez hiç büyümez. Bu kişilerde doku zamanla incelir ve bez normalden küçük hale gelir. Boyunda hiçbir değişiklik olmadan yalnız kan değerleriyle tanı konulabilir. Bu nedenle muayeneyi tek başına yeterli görmüyorum. Şikâyeti olan kişilerde tetkiki mutlaka istiyorum.
Kontroller hangi aralıkla tekrarlanmalıdır?
Tedavi başlangıcında değerler oturana kadar kontroller sık yapılır. Doz sabitlendikten sonra aralığı kademeli olarak açıyorum. Değerleri dengeli seyreden hastalarda yılda bir kez kontrol çoğu zaman yeterli olur. Gebelik, ağırlık değişimi ya da yeni bir ilaç başlanması durumunda tetkiki öne alıyorum. Şikâyet değiştiğinde planlanan tarihi beklememelerini istiyorum.