Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Tedavi

Haşimoto Tiroiditi Tedavisi

Bağışıklık kökenli tiroid iltihabında tedaviye ne zaman başlandığını, hormon desteğini ve izlem düzenini adım adım anlattım.

Bağışıklık kökenli tiroid iltihabı, bağışıklık sisteminin tiroid dokusunu hedef alması sonucunda bezin zaman içinde yavaşladığı bir tablodur. Bu sayfada söz konusu tablonun tedavisinde izlediğim yolu, tedaviye ne zaman başlandığını ve izlemin nasıl yürütüldüğünü anlatıyorum. Hastalığın tanımını ve nasıl geliştiğini ayrı bir başlık altında ele alıyorum. Burada yalnızca tedavi tarafında, yani hormon desteğinde, izlemde ve seyrek görülen cerrahi gereklilikte duruyorum. Her hastada ilaç başlanmadığını, bir bölümünün yalnızca izlendiğini baştan belirtmek isterim.

Tedaviye Her Hastada Başlanır mı?

Tedaviye her hastada ilaçla başlanmaz. Kararı belirleyen temel ölçüt, bezin hormon üretiminin yeterli olup olmadığıdır. Hormon değerleri olağan aralıkta seyreden kişilerde ilaç gerekmez. Bu kişilerde yalnızca düzenli izlem sürdürülür. Bezin yavaşladığı gösterildiğinde hormon desteği başlatılır. Sınırda seyreden değerlerde karar, kişinin yakınmalarına göre verilir. Gebelik planlayan kişilerde eşik daha erken tutulur. Kalp yükü ağır olan ileri yaştaki hastalarda ise destek daha yavaş artırılır. Antikor yüksekliği tek başına ilaç başlama nedeni sayılmaz. Bu ayrımı hastalarıma en baştan açıklarım.

Gereksiz başlanan bir ilaç, kalp ve kemik üzerinde yük oluşturur. Geç başlanan bir tedavi ise günlük yaşamı zorlaştırır. Bu iki uç arasındaki dengeyi kan sonuçlarıyla kurarım. İzlem kararı verilen kişilerde kontrol aralığı belirlenir. Aralık, değerlerin sınıra ne kadar yakın olduğuna göre değişir. Yakınması bulunmayan ve değerleri dengeli seyreden kişilerde kontrol seyrekleştirilir. Yakınması belirginleşen kişilerde ölçüm öne çekilir. Hastanın kendi gözlemi de bu kararda yol gösterir. Tedavi kararını her görüşmede yeniden değerlendiririm. İzlem kararı verilen kişilere hangi belirtiler karşısında erken başvurmaları gerektiğini yazılı olarak bildiririm. Boyunda hızlı büyüme ya da yutma zorluğu geliştiğinde kontrol beklenmez. Belirgin yorgunluk ve kabızlık gibi yakınmalar da ölçümün öne çekilmesini gerektirir. Bu bilgilendirmenin izlem sürecini güvenli kıldığını gözlüyorum. Bu yaklaşımın gereksiz ilaç kullanımını azalttığını görüyorum.

Tedavi Kararı Hangi Bulgulara Dayanır?

Tedavi kararı, kan ölçümleri, bezin görüntüleme bulguları ve hastanın yakınmaları üzerine dayanır. İlk sırada beze uyarı gönderen hormonun düzeyi değerlendirilir. Bu düzeyin yükselmesi, bezin zorlanmaya başladığını gösterir. İkinci sırada bezin ürettiği hormonun kandaki karşılığına bakılır. Üretim düşmüşse destek gereksinimi netleşir. Üçüncü sırada bezin yapısı görüntülemeyle incelenir. Dokunun sertleşmesi ve küçülmesi izlemin sıklığını etkiler. Dördüncü sırada kişinin günlük yaşamındaki zorlanma sorgulanır. Hastalığın kendisini ve nasıl geliştiğini bağışıklık kökenli tiroid iltihabının kendisi sayfasında ele aldım. Burada yalnızca tedavi ve izlem tarafına odaklanıyorum.

Kararı verirken hastanın yaşı da gözetilir. Genç kişilerde destek daha rahat başlatılır. İleri yaşta ve kalp sorunu bulunan kişilerde başlangıç daha temkinli olur. Gebelik planı bulunan kişilerde karar öne alınır. Kilo değişimi ve yorgunluk tek başına tanı ölçütü sayılmaz. Bu yakınmalar kan değerleriyle birlikte yorumlanır. Sonuçların aynı laboratuvarda ölçülmesini tercih ediyorum. Farklı laboratuvar aralıkları karşılaştırmayı zorlaştırır. Kararı endokrinoloji ile birlikte olgunlaştırırım. Hastaya seçenekleri ve gerekçelerini sade bir dille anlatırım. Anlaşılmayan bir kararın sürdürülmediğini yıllar içinde öğrendim. Cerrahi gereklilik ise ancak ayrı ölçütler oluştuğunda gündeme gelir.

Hormon Değerleri Sınırda Olduğunda Ne Yapılır?

Hormon değerleri sınırda olduğunda önce ölçüm belirli bir süre sonra tekrarlanır. Tek bir ölçüme dayanarak ilaç başlamayı doğru bulmuyorum. Geçici enfeksiyonlar ve zorlu dönemler değerleri kısa süreli değiştirebilir. Bu nedenle ikinci ölçüm birkaç hafta sonra istenir. İki ölçüm de sınırın üzerinde çıkarsa destek gündeme gelir. Yakınması belirgin olan kişilerde tedavi daha erken başlatılır. Yakınması bulunmayan kişilerde izlem sürdürülebilir. Gebelik planlayan kişilerde sınırda değer bile tedavi nedeni olur. Çünkü bebeğin gelişimi anne hormonuna bağımlı ilerler. Kolesterol yüksekliği eşlik eden kişilerde de destek öne alınır.

Antikor düzeyi yüksek olan kişilerde bezin yavaşlama eğilimi artar. Bu kişilerde izlem aralığı daha kısa tutulur. Karar verilirken hastanın beklentisi de dinlenir. İlaç kullanmak istemeyen kişilerde izlem seçeneği ayrıntılı biçimde anlatılır. İzlem seçildiğinde kontrol tarihleri yazılı olarak verilir. Değerler bozulduğunda karar yeniden gözden geçirilir. Sınırdaki tabloların bir bölümü kendiliğinden düzelir. Bir bölümü ise yıllar içinde belirgin yavaşlamaya ilerler. Bu nedenle izlemin aksatılmaması gerekir.

Antikor Yüksekliği Tek Başına Tedavi Gerektirir mi?

Antikor yüksekliği tek başına ilaç tedavisi gerektirmez. Antikorlar, bağışıklık sisteminin tiroid dokusunu tanıdığını gösterir. Bu bulgu, bezin hemen yavaşlayacağı anlamına gelmez. Pek çok kişide antikor yüksek olduğu hâlde hormon değerleri yıllarca dengeli kalır. Tedavi kararı hormon düzeyine göre verilir. Antikorları düşürmek amacıyla ilaç başlamak doğru bir yaklaşım sayılmaz. Antikor düzeyinin takipte tekrar tekrar ölçülmesi de gerekmez. Bu ölçüm, tanı aşamasında bir kez yol gösterir. Antikorların ne anlama geldiğini tiroid antikorlarının anlamı başlığında ayrıntılı biçimde açıkladım. Antikor yüksekliği saptanan kişilerde izlem aralığı kısaltılır.

Çünkü bu kişilerde yavaşlama olasılığı zamanla artar. Yılda bir yapılan ölçüm çoğu kişide yeterli olur. Gebelik planlayan kişilerde ölçüm öne çekilir. Antikor yüksekliği, doğum sonrası dönemde de izlemi gerektirir. Bu dönemde geçici dalgalanmalar görülebilir. Hastalarıma antikor sayısının bir karne notu olmadığını anlatırım. Sayının düşmesi ya da yükselmesi tedaviyi yönlendirmez. Yönlendiren tek ölçüt, bezin üretim düzeyidir.

Tiroid Hormonu İlacı Nasıl Kullanılır?

Tiroid hormonu ilacı, sabah aç karnına ve her gün aynı saatte kullanılır. Tiroid hormonu ilacı, vücudun kendi üretemediği hormonun yerine konmasını sağlar. İlaçtan sonra en az yarım saat beklenmesi emilimi artırır. Kahvaltının bu sürenin dolmasından sonra yapılması istenir. Kahve ve süt, emilimi belirgin biçimde azaltır. Demir ve kalsiyum içeren destekler birkaç saat sonraya bırakılır. Mide koruyucu kullanan kişilerde emilim değişebilir. Bu durumda doz, kan sonuçlarına göre yeniden ayarlanır. İlacın unutulduğu günlerde ertesi gün çift alınması genellikle uygun olur. Bu konuyu hastalarıma önceden anlatırım.

Akşam yatmadan almayı tercih eden kişilerde de emilim yeterli olabilir. Önemli olan, seçilen saatin her gün korunmasıdır. İlacın kullanımıyla ilgili ayrıntıları tiroid hormonunun doğru kullanımı sayfasında topladım. Başlangıç dozu, hastanın yaşına ve kalp durumuna göre belirlenir. Genç ve kalbi sağlam kişilerde hedefe daha hızlı ulaşılır. İleri yaşta ve kalp sorunu bulunanlarda artış kademeli yapılır. Doz yükseltildikten sonra kan ölçümü belirli bir süre beklenerek istenir. Erken yapılan ölçüm yanıltıcı sonuç verir. İlacın kendi başına bırakılmasını hiçbir koşulda önermiyorum. Bırakma, tablonun kısa sürede geri dönmesine yol açar.

Doz Ayarı Hangi Aralıklarla Yapılır?

Doz ayarı, belirli aralıklarla yapılan kan ölçümlerine göre düzenlenir. İlk ölçüm, tedaviye başlandıktan birkaç hafta sonra istenir. Bu süre, ilacın kandaki düzeyinin oturması için gerekir. Sonuca göre doz artırılır, azaltılır ya da aynı düzeyde sürdürülür. Her değişiklikten sonra aynı bekleme süresi yeniden uygulanır. Doz oturduktan sonra kontroller yılda bir ya da iki kez yapılır. Düzenli kan takibi, tedavinin en önemli parçası olarak kalır. Kilo değişimi, dozu etkileyen başlıca durumlardan biri olarak öne çıkar. Gebelik döneminde gereksinim belirgin biçimde artar. Yeni başlanan bazı ilaçlar da emilimi değiştirir.

Böyle durumlarda ölçüm zamanı öne çekilir. Mevsim değişiklikleri ve beslenme düzeni küçük dalgalanmalar yaratabilir. Bu dalgalanmalar için doz değiştirmeyi doğru bulmuyorum. Karar, ölçüm sonuçları tekrarlandıktan sonra verilir. Kan alınacak sabah ilacın alınmamasını isterim. İlaç alındıktan hemen sonra yapılan ölçüm yanıltıcı yükseklik gösterir. Sonuçların bir dosyada saklanması karşılaştırmayı kolaylaştırır. Hastalarıma değerleri bir tabloya yazmalarını öneriyorum. Bu alışkanlık, doz kararlarını belirgin biçimde hızlandırır. Kontrol aralıkları uzayan kişilerde bile yıllık ölçümün atlanmamasını isterim. Değerler yıllarca dengeli seyretse de bezin çalışması zamanla değişebilir. Bu nedenle takvimi hastayla birlikte kurarım.

İlaç Emilimini Etkileyen Durumlar Nelerdir?

İlaç emilimini etkileyen durumlar, beslenme alışkanlıkları, birlikte kullanılan ilaçlar ve sindirim sorunları başlıkları altında toplanır. Kahve, emilimi azaltan içeceklerin başında gelir. Süt ve süt ürünleri de aynı etkiyi gösterir. Soya içeren ürünler emilimi zayıflatır. Lif oranı yüksek beslenme düzeninde ilaç saati ayrıca planlanır. Demir ve kalsiyum destekleri ilaçla aynı saatte alınmamalıdır. Mide asidini azaltan ilaçlar emilimi değiştirir. Bağırsak hastalığı bulunan kişilerde emilim düzensiz seyreder. Mide ameliyatı geçirmiş kişilerde doz gereksinimi farklılaşır. Bu kişilerde ölçümler daha sık yapılır.

İlacın sıcak ve nemli ortamda saklanması etkinliğini azaltır. İlaç kutusunun banyoda tutulmamasını isterim. İlacın hazırlandığı ürün değiştiğinde ölçümün yenilenmesi yararlı olur. Emilimi etkileyen bir durum saptandığında doz yeniden ayarlanır. Gerekli görülen hastalarda ilacın gece alınması denenir. Bu düzen, sabah aç kalmakta zorlanan kişilerde işe yarar. Hangi düzenin seçileceğini hastayla birlikte kararlaştırırız. Seçilen düzenin sürdürülebilir olması en önemli koşul olarak kalır.

Cerrahi Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Cerrahi, bu tabloda yalnızca belirli durumlarda gündeme gelir. Hastaların büyük bölümünde ameliyata hiç gerek duyulmaz. Tedavi, hormon desteği ve izlemle yürütülür. Bezin belirgin biçimde büyüyüp çevre yapılara bası yaptığı durumlarda karar değişir. Nefes borusuna baskı yapan bezlerde cerrahi değerlendirilir. Yutma güçlüğü yaratan büyümelerde de aynı yol izlenir. Bezde kuşkulu bir nodül saptandığında ameliyat gündeme gelir. Biyopsi sonucu net çıkmayan nodüllerde cerrahi seçilir. Hızlı büyüyen bir odak saptandığında değerlendirme hızlandırılır. Boyun görünümü nedeniyle zorlanan kişilerde de karar tartışılır.

Ameliyat kararı bu tabloda hiçbir zaman aceleyle verilmez. Önce bezin büyüklüğü izlemle takip edilir. Hormon desteğiyle bezin bir miktar küçüldüğü görülebilir. Küçülme sağlanırsa cerrahi gereksizleşir. Küçülme olmuyorsa ve bası sürüyorsa ameliyat planlanır. Ameliyat yapıldığında bezin tamamı çıkarılır. Bu durumda hormon desteği ömür boyu sürdürülür. Ameliyatın riskleri hastaya ayrıntılı biçimde anlatılır. Ameliyat seçeneği konuşulurken hastanın kaygıları da dinlenir. Boyunda iz kalması çoğu kişinin ilk sorduğu başlık olarak öne çıkar. Kesinin doğal kıvrım çizgisine yerleştirildiğini ve izin zamanla soluklaştığını anlatırım. Kararı cerrahi ve endokrinoloji birlikte olgunlaştırır.

Bası Yapan Bezde Nasıl Bir Yol İzlenir?

Bası yapan bezde önce basının derecesi ölçülerek yol izlenir. Boyun görüntülemesi, bezin hangi yapılara yaslandığını gösterir. Nefes borusunun daralıp daralmadığı ayrıca değerlendirilir. Solunum incelemesi, darlığın günlük yaşama yansıyıp yansımadığını ortaya koyar. Yutma güçlüğü tarifleyen kişilerde yemek borusu ilişkisi incelenir. Bezin göğüs boşluğuna uzanıp uzanmadığı tomografiyle netleşir. Göğüs boşluğuna uzanan bezlerde cerrahi öne çıkar. Bası hafif düzeyde kaldığında izlem sürdürülebilir. İzlem sırasında görüntüleme belirli aralıklarla tekrarlanır. Bez büyümeye devam ediyorsa karar yeniden ele alınır.

Gece uyanma ve sırt üstü yatarken zorlanma önemli uyarılar olarak kabul edilir. Ses tonunda değişiklik gelişen kişilerde ses telleri incelenir. Bu bulgular birlikte değerlendirilerek cerrahi zamanı belirlenir. Ameliyat öncesinde hormon dengesinin kurulmuş olması beklenir. Desteğin dozu ameliyattan sonra yeniden ayarlanır. Ameliyat sonrasında kalsiyum düzeyi yakından izlenir. Ses ve yutma işlevleri kontrollerde sorgulanır. Ameliyattan sonra nefes alıp vermenin rahatladığını hastalar ilk günlerde fark eder. Yutma sırasındaki takılma hissi de kısa sürede azalır. Boyun bölgesindeki gerginlik birkaç hafta içinde geçer. Bası yakınması ameliyattan sonra belirgin biçimde geriler.

Gebelikte Hormon Takibi Nasıl Yürütülür?

Gebelikte hormon takibi, ölçümlerin sık aralıklarla tekrarlanmasıyla yürütülür. Gebelik döneminde hormon gereksinimi belirgin biçimde artar. Bu nedenle doz, gebelik öğrenilir öğrenilmez gözden geçirilir. İlk ölçüm, gebelik saptandığında hemen istenir. Sonraki ölçümler belirli aralıklarla sürdürülür. Hedef değerler gebelikte daha dar bir aralıkta tutulur. Bebeğin sinir sistemi gelişimi anne hormonuna bağımlı ilerler. Bu nedenle desteğin aksatılmaması gerekir. Bulantı nedeniyle ilacı alamayan kişilerde farklı saatler denenir. Gebelik öncesinde hormon dengesinin kurulmuş olması en güvenli yol olarak kalır.

Gebelik planlayan kişilerde ölçüm önceden yenilenir. Antikor yüksekliği bulunan kişilerde izlem sıklaştırılır. Doğumdan sonra doz eski düzeyine döndürülür. Doğum sonrası dönemde geçici dalgalanmalar görülebilir. Bu dalgalanmalar çoğu kişide kendiliğinden düzelir. Emzirme döneminde hormon desteği güvenle sürdürülür. Bebeğin gelişimi de ayrıca izlenir. Planı kadın doğum ve endokrinoloji alanlarıyla birlikte yürütürüm.

Beslenme ve Yaşam Düzeni Tedaviyi Etkiler mi?

Beslenme ve yaşam düzeni, tedavinin gidişini dolaylı biçimde etkiler. Dengeli beslenme, genel sağlık açısından her hastada önerilir. Ancak hiçbir beslenme düzeni ilacın yerini tutmaz. Glüten içeren ürünlerin kesilmesi herkes için gerekli sayılmaz. Çölyak hastalığı saptanan kişilerde bu düzen ayrı bir zorunluluk olur. Selenyum ve çinko desteklerinin katkısı tartışmalı kalır. Bu destekleri hekime danışmadan kullanmamalarını isterim. Aşırı iyot alımı bezin çalışmasını bozabilir. Yüksek dozda iyot içeren takviyelerden uzak durulması gerekir. Mutfakta kullanılan iyotlu tuz ise sakınca doğurmaz.

Düzenli hareket, yorgunluk hissini azaltır. Uyku düzeninin korunması günlük enerjiyi destekler. Sigaranın bırakılması tiroid sağlığı açısından yararlı olur. Kilo denetimi, doz dengesinin korunmasını kolaylaştırır. Ani kilo kayıpları ve aşırı kısıtlı beslenme düzenleri dengeyi bozar. İnternette dolaşan abartılı vaatlere güvenmemelerini söylerim. Beslenme düzenini diyetisyenle birlikte kurmayı öneriyorum. Egzersizin haftaya yayılarak yapılması daha kalıcı bir alışkanlık kazandırır. Aşırı yorucu programlar kısa sürede bırakılır. Yaşam düzeni değişiklikleri, tedaviyi tamamlayan bir destek olarak kalır.

Uzun Süreli İzlemde Nelere Bakılır?

Uzun süreli izlemde hormon değerlerine, bezin yapısına ve hastanın genel durumuna bakılır. Kan ölçümleri yılda bir ya da iki kez tekrarlanır. Doz değişikliği yapılan dönemlerde ölçümler sıklaşır. Bezin yapısı gerekli görüldüğünde görüntülemeyle değerlendirilir. Yeni gelişen nodüller bu incelemede saptanır. Boyun muayenesi her kontrolde yapılır. Kolesterol değerleri de belirli aralıklarla ölçülür. Kemik sağlığı, uzun süre yüksek doz kullanan kişilerde izlenir. Kalp ritmi, ileri yaştaki hastalarda ayrıca değerlendirilir. Bağışıklık kökenli başka tabloların eşlik edip etmediği sorgulanır.

Kansızlık ve B vitamini düzeyleri gerekli görülen kişilerde ölçülür. Şeker düzeyi de izleme eklenebilir. Ağız kuruluğu ve eklem yakınması tarifleyen kişilerde ek incelemeler istenir. Karaciğer değerleri belirli aralıklarla gözden geçirilir. Bu ölçümlerin hepsini her kontrolde istemem. Ailede benzer tablo bulunan kişilerde tarama önerilir. Çocukların tiroid değerlerinin gözden geçirilmesi yararlı olur. Gebelik planlandığında izlem öne çekilir. Hastanın yakınmalarındaki değişiklik her görüşmede dinlenir. Yorgunluk ve kilo değişimi kan sonuçlarıyla karşılaştırılır. İzlemin ömür boyu sürdürülmesi gerekir. Kontrol sonuçlarını hastayla birlikte okumayı alışkanlık hâline getirdim. Değerlerin ne anlama geldiğini bilen kişi tedaviyi daha kolay sürdürür. Düzenli takip eden kişilerin günlük yaşamını rahat sürdürdüğünü görüyorum.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Bu tabloda ilaç kullanmak zorunlu mudur?
İlaç kullanımı, yalnızca bezin hormon üretimi yetersiz kaldığında zorunlu olur. Hormon değerleri olağan aralıkta seyreden kişilerde ilaç başlanmaz. Bu kişilerde yalnızca belirli aralıklarla ölçüm yapılır. Üretim düştüğünde destek başlatılır ve düzenli biçimde sürdürülür. Kararı tek bir ölçüme değil, tekrarlanan sonuçlara dayandırırım.
İlaca başlandıktan sonra bırakılabilir mi?
Bezin kalıcı olarak yavaşladığı kişilerde ilaç bırakılmaz. Destek, vücudun üretemediği hormonun yerine konması amacıyla verilir. Geçici bir iltihap dönemine bağlı yavaşlamalarda ise ilaç bir süre sonra kesilebilir. Bu ayrım ancak kan ölçümlerinin izlenmesiyle yapılır. İlacın kendi başına bırakılmasını hiçbir koşulda önermiyorum.
Hormon desteği kilo vermeyi sağlar mı?
Hormon desteği bir zayıflama yöntemi olarak kullanılmaz. Eksik hormonun yerine konması, yavaşlayan metabolizmayı olağan hızına döndürür. Su tutulmasına bağlı fazlalık bu sayede azalabilir. Ancak yağ dokusunun erimesi için beslenme düzeni ve hareket gerekir. Dozun kilo vermek amacıyla yükseltilmesi kalp ve kemik açısından sakınca doğurur.
Guatr ile bu tablo aynı şey midir?
Guatr, tiroid bezinin büyümesini anlatan genel bir terim olarak kullanılır. Bağışıklık kökenli iltihap ise bezin neden etkilendiğini anlatır. Bu tabloda bez kimi kişide büyür, kimi kişide ise zamanla küçülür. Yani iki kavram birbirinin yerine geçmez. Tedavi kararı bezin boyutuna değil, hormon üretimine göre verilir.
Antikor düzeyi ilaçla düşürülebilir mi?
Antikor düzeyini düşürmeyi amaçlayan bir tedavi uygulanmaz. Antikorlar, bağışıklık sisteminin tiroid dokusunu tanıdığını gösteren bir işaret olarak kalır. Bu sayının yükselmesi ya da düşmesi tedavi planını değiştirmez. Takipte ölçülmesi de gerekmez. Yönlendiren tek ölçüt, bezin hormon üretim düzeyidir.
Bu tablo tiroid kanserine dönüşür mü?
Bağışıklık kökenli iltihap, kendiliğinden kansere dönüşen bir tablo sayılmaz. Bununla birlikte bu kişilerde bezde nodül gelişimi daha sık gözlenir. Saptanan nodüller ultrasonla belirli aralıklarla değerlendirilir. Kuşkulu görünen odaklardan iğne biyopsisi alınır. Bu nedenle düzenli boyun muayenesini ve görüntülemeyi öneriyorum.
Glütensiz beslenme gerekli midir?
Glütensiz beslenme, her hasta için gerekli bir düzen değildir. Bu kişilerde çölyak hastalığı biraz daha sık görüldüğü için gerekli görülenlerde tarama yapılır. Çölyak saptanan kişilerde glütensiz beslenme zorunlu olur. Diğer kişilerde ise belirgin bir yarar gösterilememiştir. Dengeli ve çeşitli beslenmeyi öneriyorum.
Selenyum desteği kullanmak yararlı mıdır?
Selenyum desteğinin katkısı konusunda görüş birliği bulunmaz. Bazı çalışmalarda antikor düzeyinde azalma bildirilir, ancak hormon üretimine katkısı gösterilemez. Uzun süreli yüksek alım ise başka sorunlara yol açabilir. Bu nedenle desteği hekime danışmadan kullanmamalarını isterim. Beslenmeyle alınan miktarın çoğu kişide yeterli olduğunu söylerim.
İlacı almayı unuttuğumda ne yapmalıyım?
İlaç unutulduğunda telaşa kapılmaya gerek kalmaz. Aynı gün içinde hatırlanırsa aç karnına alınabilir. Gün geçmişse ertesi sabah iki tablet birlikte alınması genellikle uygun olur. Sık unutan kişilerde telefon hatırlatıcısı kurmalarını öneririm. Birkaç günü aşan aksamalarda kontrol zamanı öne çekilir.
Kan tahlili sabahında ilaç alınmalı mıdır?
Kan tahlili sabahında ilacın alınmaması istenir. İlaç alındıktan hemen sonra yapılan ölçüm, hormon düzeyini olduğundan yüksek gösterir. Bu durum gereksiz doz azaltmalarına yol açar. Kan verildikten sonra ilaç aynı gün içinde alınır. Ölçümlerin her seferinde benzer koşullarda yapılmasını isterim.
Çocuklarda da aynı tedavi uygulanır mı?
Çocuklarda da tedavinin temeli eksik hormonun yerine konmasıdır. Doz, çocuğun yaşına ve gelişimine göre ayarlanır. Büyüme ve okul yaşamı üzerindeki etkisi nedeniyle kontroller daha sık yapılır. Ergenlik döneminde gereksinim değişebilir. İzlemi çocuk endokrinolojisi alanıyla birlikte yürütürüm.
Doğum sonrası dönemde tedavi değişir mi?
Doğumdan sonra hormon gereksinimi genellikle gebelik öncesindeki düzeye geri döner. Bu nedenle doz doğumdan sonra yeniden ayarlanır. Bazı kişilerde doğum sonrası dönemde geçici dalgalanmalar görülür. Bu dalgalanmalar çoğunlukla kendiliğinden düzelir. Emzirme sürerken hormon desteği güvenle kullanılır.
Saç dökülmesi tedaviyle düzelir mi?
Hormon eksikliğine bağlı saç dökülmesi, denge kurulduktan sonra belirgin biçimde azalır. Düzelme genellikle birkaç ay içinde fark edilir. Demir ve D vitamini düşüklüğü eşlik ediyorsa bunların da giderilmesi gerekir. Yalnızca hormon desteğiyle her dökülme türü düzelmez. Sürekli dökülme yaşayan kişileri deri hastalıkları uzmanına yönlendiririm.
Bez büyümeye devam ederse ne yapılır?
Bez büyümeye devam ettiğinde önce görüntüleme yinelenir. Büyümenin hızı ve çevre yapılara bası yapıp yapmadığı değerlendirilir. Nodül gelişmişse gerekli görülenlerden iğne biyopsisi alınır. Bası bulgusu gelişen kişilerde cerrahi gündeme gelir. Bası yoksa izlem aralıkları kısaltılarak takip sürdürülür.
Bu tablo başka hastalıklarla birlikte görülür mü?
Bağışıklık kökenli tablolar sıklıkla birbirine eşlik eder. Şeker hastalığının bağışıklık kökenli türü, çölyak ve bazı deri tabloları bu grupta sayılır. Kansızlık ve B vitamini eksikliği de aynı kişilerde daha sık görülür. Bu nedenle kontrollerde ek ölçümler istenebilir. Yeni bir yakınma geliştiğinde bu olasılığı da gözden geçiririm.
Tedaviyi hangi uzmanlık alanı yürütür?
İlaçla izlem süreci endokrinoloji alanı tarafından yürütülür. Bezde nodül gelişmesi ya da bası bulgusu ortaya çıkması durumunda genel cerrahi değerlendirmeye katılır. Biyopsi ve görüntüleme aşamasında radyoloji birimi görev alır. Gebelik planı bulunan kişilerde kadın doğum alanı da sürece girer. Ortak izlemin kararları hızlandırdığını görüyorum.