Mamografi
Mamografi çekimi nasıl yapılır, kimlere hangi sıklıkta gerekir? Çekim öncesi hazırlığı ve rapor kategorilerini sade bir dille açıkladım.
Mamografi, meme dokusunun düşük dozda röntgen ışınıyla görüntülenmesini sağlayan bir incelemedir. Bu yöntem, elle hissedilemeyecek kadar küçük değişiklikleri bile ortaya koyabildiği için meme sağlığının izleminde temel bir yer tutar. Hastalarımın çoğu çekimin nasıl yapıldığını, ne kadar sürdüğünü ve rahatsızlık verip vermediğini merak eder. Bir bölümü ise ışının zararlı olup olmadığını sorar. Bu sayfada mamografinin çalışma ilkesini, hangi durumlarda istendiğini, çekim sırasında neler yaşandığını ve raporun nasıl okunduğunu anlatıyorum.
Mamografi Hangi Yöntemle Görüntü Elde Eder?
Mamografi, düşük dozda röntgen ışını kullanan özel bir yöntemle meme dokusunun görüntüsünü elde eder. Cihaz, memeyi iki plaka arasında ince bir tabaka haline getirir. İnceltilen dokudan geçen ışınlar karşı taraftaki dedektöre ulaşır. Dedektöre ulaşan ışın miktarı, geçtiği dokunun yoğunluğuna göre değişir. Yağ dokusu ışını kolay geçirdiği için görüntüde koyu görünür. Bez dokusu ve kitleler ışını daha çok tuttuğu için beyaz izlenir. Bu parlaklık farkı, meme içindeki yapıların birbirinden ayırt edilmesini sağlar. Günümüzde film yerine dijital kayıt kullanılır.
Dijital görüntü, bilgisayar ortamında büyütülerek incelenir. Aynı görüntü üzerinde parlaklık ve karşıtlık ayarı serbestçe değiştirilebilir. Bu ayarlar sayesinde tek bir çekimden çok daha fazla bilgi çıkarılır. Görüntüler arşivde saklandığı için sonraki yıllarla karşılaştırma yapılabilir. Karşılaştırma, mamografinin güçlü yanlarından birini oluşturur. Standart incelemede her memeden iki ayrı yönde çekim yapılır. Çekim yönleri, doku hacminin tümünün görüntüye girmesini amaçlar. Gerekli görülürse ek açılardan çekim eklenir. Ek çekim kararını radyoloji uzmanı görüntüyü değerlendirirken verir. Cihazın verdiği ışın miktarı, meme kalınlığına göre kendiliğinden ayarlanır. Bu otomatik ayar, gereksiz doz verilmesini önler. Çekim sonrasında görüntüler bilgisayar ekranında ayrıntılı biçimde incelenir. Değerlendirme, özel olarak üretilmiş yüksek çözünürlüklü ekranlarda yapılır.
Mamografi Hangi Amaçla Çekilir?
Mamografi, birbirinden farklı iki amaçla çekilir. Birinci amaç, hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde hastalığı erken dönemde yakalamaktır. İkinci amaç, var olan bir şikâyetin nedenini ortaya koymaktır. Erken dönemde yakalanan hastalıkta uygulanacak tedavi daha sınırlı kalır. Bu nedenle mamografiyi meme sağlığının temel taşlarından biri sayarım. İnceleme, elle hissedilemeyecek kadar küçük değişiklikleri gösterebilir. Özellikle ince kireçlenmeler yalnız bu yöntemle görünür hale gelir. Ele gelen bir kitlede ise mamografi kitlenin yapısını ve sınırlarını tanımlar.
Aynı çekimde memenin diğer bölgeleri de değerlendirilir. Karşı meme her zaman aynı incelemeye alınır. Ameliyat geçirmiş hastalarda mamografi izlem amacıyla kullanılır. Tedavi sonrası dönemde çekim takvimini ayrı olarak planlarım. Mamografi tek başına kesin tanı koymaz. Kuşkulu bir bulgu saptandığında doku incelemesi gerekir. Bu yüzden mamografiyi sürecin yol göstericisi olarak tanımlarım. Sonucu her zaman muayene bulgusuyla birlikte değerlendiririm. İki bilgi birbirini tamamladığında verilen karar çok daha sağlam olur. Mamografinin katkısı, hastalığı elle hissedilir hale gelmeden yakalayabilmesinden doğar. Bu yüzden şikâyeti olmayan kişilerde de incelemenin aksatılmaması gerekir. Erken yakalanan bir bulgu, izleyen bütün adımları kolaylaştırır.
Tarama Mamografisi ile Tanısal Mamografi Arasındaki Fark Nedir?
Tarama mamografisi ile tanısal mamografi arasındaki fark, incelemenin yapılma gerekçesinden kaynaklanır. Tarama, herhangi bir yakınması bulunmayan kişilere düzenli aralıklarla uygulanır. Tanısal inceleme ise belirli bir şikâyet üzerine istenir. Tarama incelemesinde standart iki yönlü çekim yeterli görülür. Tanısal incelemede kuşkulu bölgeye yönelik ek çekimler eklenir. Büyütmeli çekimler, ince ayrıntıların değerlendirilmesini sağlar. Baskılı çekimlerle üst üste binen dokular birbirinden ayrıştırılır. Tanısal incelemede çoğu zaman ses dalgalarıyla çalışan yöntem de eklenir.
Radyoloji uzmanı tanısal incelemeyi hasta henüz cihazdayken değerlendirir. Böylece gerekli ek çekimler aynı seansta tamamlanır. Tarama incelemesinde ise değerlendirme daha sonra yapılır. Bu nedenle tarama sonucunun ulaşması biraz daha uzun sürer. İki incelemenin raporlanma biçimi de birbirinden ayrılır. Tanısal raporda önerilen adım daha belirgin biçimde yazılır. Şikâyeti olan bir hastayı tarama sırasına almak doğru olmaz. Böyle durumlarda incelemeyi tanısal olarak isterim. Doğru yazılan bir istem, sürecin gereksiz yere uzamasını engeller. İki inceleme aynı cihazda yapılsa bile yaklaşım biçimleri birbirinden ayrılır. Hastalarıma bu ayrımı randevu aşamasında açıklarım.
Tarama Mamografisi Kimlere Uygulanır?
Tarama mamografisi, belirli bir yaştan sonra şikâyeti olmayan kadınlara uygulanır. Ülkemizde tarama genellikle kırk yaşından sonra başlatılır. Ailesinde erken yaşta meme kanseri görülen kişilerde bu yaş öne çekilir. Kalıtsal yatkınlık saptanan kişilerde izlem çok daha erken başlar. Tarama aralığını hastanın kişisel risk durumuna göre belirlerim. Yaşa göre tarama takvimi konusunu ayrı bir sayfada ayrıntılı biçimde anlattım. Taramaya başlama yaşı kadar izlemi düzenli sürdürmek de önem taşır. Atlanan bir yıl, izlem zincirini belirgin biçimde zayıflatır.
Menopoz sonrası dönemde tarama sürdürülmelidir. İleri yaşta taramanın ne zaman biteceğine kişinin genel sağlık durumuna bakarak karar veririm. Şikâyeti olmayan genç kadınlarda tarama amaçlı çekim yapılmaz. Bu yaş grubunda doku yoğun olduğu için beklenen katkı sınırlı kalır. Genç yaşta izlemi muayene ve ses dalgalarıyla sürdürürüm. Tarama kararını her hastada kişiye özel olarak veririm. Kişisel risk öyküsünü ilk görüşmede ayrıntılı biçimde çıkarırım. Ortaya çıkan tabloya göre takvimi yazılı olarak hastama veririm. Yazılı takvim, izlemin aksamadan sürmesini kolaylaştırır. Tarama çağrısı gelen hastalarımın bu çağrıyı ertelememesini özellikle isterim. Düzenli sürdürülen izlem, sonraki yıllarda karşılaştırma yapmamı da kolaylaştırır.
Tanısal Mamografi Hangi Şikâyetlerde İstenir?
Tanısal mamografi, belirli bir meme şikâyeti bulunduğunda istenir. Ele gelen yeni bir kitle ilk gerekçeyi oluşturur. Meme derisinde çekinti ya da kalınlaşma fark edildiğinde inceleme yapılır. Meme başının yeni gelişen içe dönüklüğü aynı biçimde değerlendirilir. Tek taraflı ve kendiliğinden gelen akıntı da ileri incelemeyi gerektirir. Koltuk altında büyüyen bir lenf bezi varsa çekim buna göre planlanır. Geçmeyen bölgesel ağrı da bazı hastalarda inceleme gerekçesi olur. Daha önce saptanmış bir bulgunun izlemi de tanısal incelemeyle sürdürülür.
Tedavi görmüş memede yeni bir değişiklik fark edildiğinde çekim yinelenir. Tarama incelemesinde kuşkulu bulgu saptanan kişiler tanısal aşamaya alınır. Bu aşamada ek çekimlerle bulgunun gerçek olup olmadığı araştırılır. Üst üste binen normal dokular bazen kitle izlenimi verir. Ek çekimlerde bu görüntü çoğu zaman ortadan kalkar. Gerçek bir bulgu sürüyorsa inceleme ses dalgalarıyla tamamlanır. Sonuçta kuşku sürerse doku örneklemesi gündeme gelir. Tanısal incelemede istemimi olabildiğince ayrıntılı yazarım. Muayenede saptadığım bölgeyi işaretleyerek radyoloji uzmanına bildiririm. Böylece inceleme doğrudan kuşkulu alana odaklanır. Yönlendirilmiş bir inceleme, elde edilen sonucun değerini yükseltir.
Mamografi Çekimi Sırasında Neler Yaşanır?
Mamografi çekimi sırasında yaşananlar çoğu hastanın beklediğinden daha kısa sürer. Çekim odasına alınan hasta belden yukarısını çıkarır. Teknisyen memeyi cihazın alt plakası üzerine yerleştirir. Üst plaka yavaşça inerek dokuyu ince bir tabaka haline getirir. Bu sırada birkaç saniye nefes tutmanız istenir. Işın verilmesi yalnız bir an sürer. Ardından plaka gevşetilir ve baskı ortadan kalkar. Aynı işlem ikinci yönden yinelenir.
Sonra diğer meme için işlem baştan tekrarlanır. Bütün çekim genellikle birkaç dakika içinde tamamlanır. Görüntüler alındıktan sonra teknisyen görüntü kalitesini kontrol eder. Bulanık çıkan bir görüntü varsa çekim yinelenir. Hasta bu aşamada bekleme odasına alınır. Değerlendirme sonrasında gerekli görülürse ek çekim istenir. Ek çekim istenmesi kötü bir sonuç anlamına gelmez. Çekim sonrası günlük yaşamınıza hemen dönebilirsiniz. Herhangi bir kısıtlama ya da dinlenme süresi gerekmez. Çekim sonrasında memede kısa süreli bir hassasiyet kalabilir. Bu his birkaç saat içinde kendiliğinden geçer. Çekim sırasında kendinizi kasmamanız işlemi belirgin biçimde kolaylaştırır. Teknisyenin verdiği yönergeleri izlemek de çekim süresini kısaltır.
Memenin Sıkıştırılması Neden Gereklidir?
Memenin sıkıştırılması, görüntü kalitesini belirgin biçimde yükselttiği için gereklidir. Sıkıştırma sırasında doku katmanları yan yana yayılır. Yayılan dokuda üst üste binme azalır. Üst üste binen dokular yalancı kitle görüntüsü oluşturur. İnceltilen dokudan geçen ışın miktarı da azalır. Böylece hastanın aldığı doz düşer. Sıkıştırma aynı zamanda çekim sırasındaki hareketi engeller. Hareketsiz doku çok daha net bir görüntü verir.
Bu dört katkı nedeniyle sıkıştırma işleminden vazgeçilmez. Sıkıştırma birkaç saniye süren bir baskı hissi yaratır. Hissedilen rahatsızlık kişiden kişiye değişir. Adet öncesi günlerde meme daha hassas olur. Bu nedenle çekimi adet sonrası günlerde planlarım. Baskı dayanılmaz düzeye ulaşırsa teknisyene bildirmeniz gerekir. Teknisyen basıncı hastanın durumuna göre ayarlar. Sıkıştırma meme dokusuna zarar vermez. İşlem bittiğinde baskı hissi birkaç saniye içinde geçer. Sıkıştırma korkusuyla çekimi erteleyen hastalarla bu konuyu ayrıntılı konuşurum. Doğru zamanlama ve doğru pozisyon, rahatsızlığı belirgin biçimde azaltır. Sıkıştırma süresi yalnız birkaç saniyeyle sınırlı kalır. Bu kısa süre, elde edilen bilginin yanında oldukça küçük bir bedel oluşturur.
Mamografi Çekimine Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilir?
Mamografi çekimine hazırlanırken birkaç basit kurala dikkat edilir. Çekim günü koltuk altına ve memeye deodorant sürülmemelidir. Pudra ve krem gibi ürünler de kullanılmamalıdır. Bu ürünlerdeki parçacıklar görüntüde kireçlenmeyi andıran noktalar oluşturur. Yanlış değerlendirmenin önüne geçmek için bu kurala uyulur. Çekim için adet kanamasının bitiminden sonraki günler seçilir. O günlerde meme dokusu daha yumuşak kıvamda bulunur. Üst ve alt beden ayrı olan kıyafetlerle gelmek işlemi kolaylaştırır.
Boyundaki takıların çıkarılması gerekir. Önceki yıllara ait mamografi görüntülerini yanınızda getirmeniz beklenir. Eski görüntüler karşılaştırma için büyük değer taşır. Yalnız raporu getirmek çoğu zaman yeterli olmaz. Gebelik kuşkusu varsa çekim öncesinde bildirilmelidir. Meme protezi taşıyan kişiler bu durumu baştan söylemelidir. Emzirme döneminde çekim öncesinde memenin boşaltılması önerilir. Bu hazırlıkları randevu verirken hastalarıma yazılı olarak bildiririm. Hazırlıklı gelen hastada çekim çok daha hızlı tamamlanır. Daha önce meme ameliyatı geçirmiş kişiler bu bilgiyi de paylaşmalıdır. Geçirilmiş işlemler görüntüde iz bıraktığı için önceden bilinmesi gerekir.
Yoğun Meme Dokusu Mamografi Sonucunu Nasıl Etkiler?
Yoğun meme dokusu, mamografi görüntüsünde beyaz bir zemin oluşturduğu için değerlendirmeyi güçleştirir. Kitleler de görüntüde beyaz renkte izlenir. Beyaz zemin üzerindeki beyaz bir yapıyı ayırt etmek zorlaşır. Bu durum incelemenin duyarlılığını düşürür. Yoğun doku, aynı zamanda bağımsız bir risk unsuru olarak kabul edilir. Bu nedenle doku yoğunluğu raporda ayrıca belirtilir. Yoğunluk sınıfı, izlem planını doğrudan etkiler. Yoğun memesi olan hastalarda incelemeyi ses dalgalarıyla destekleyerek tamamlarım.
Kesitli çekim yapan tomosentez yöntemi de üst üste binen dokuların ayrılmasına yardımcı olur. Belirli risk gruplarında manyetik alanla çalışan inceleme gündeme gelir. Doku yoğunluğu yaşla birlikte genellikle azalır. Ancak bazı kişilerde ileri yaşta da yoğun yapı sürer. Hormon desteği kullanan kişilerde yoğunluk yeniden artabilir. Yoğun meme dokusu başlı başına bir hastalık değildir. Bu yapı yalnız izlem biçimini ve sıklığını değiştirir. Hastalarıma bu ayrımı her raporda yeniden açıklarım. Ek inceleme isteğimin gerekçesini de aynı görüşmede anlatırım. Doku yoğunluğu yüksek olan hastalarda kendi kendine kontrolün önemini ayrıca vurgularım. Yeni fark edilen bir değişiklikte kontrol tarihini beklemeden başvurmalarını isterim.
Mamografi Raporundaki Kategoriler Ne Anlatır?
Mamografi raporundaki kategoriler, saptanan bulgunun kuşku düzeyini ortak bir dille anlatır. Kategori sistemi, farklı merkezlerin aynı sonucu aynı biçimde okumasını sağlar. En düşük kategori, incelemenin tümüyle normal olduğunu gösterir. Bir sonraki kategori kesin iyi huylu bulguları tanımlar. Ara kategori, iyi huylu olma olasılığı yüksek bulgular için kullanılır. Bu grupta genellikle kısa aralıklı izlem önerilir. Kuşkulu kabul edilen kategoride doku örneklemesi gündeme gelir. En üst kategori, kötü huylu hastalık kuşkusunun belirgin olduğunu bildirir.
Ayrı bir kategori ise incelemenin henüz tamamlanmadığını anlatır. Bu durumda ek çekim ya da başka bir yöntem istenir. Kategori, tek başına tanı anlamına gelmez. Rapordaki sayıyı hastalarıma bir karar basamağı olarak açıklarım. Aynı kategori, iki farklı hastada farklı adımlar gerektirebilir. Kategoriyi her zaman muayene bulgusuyla birlikte yorumlarım. Uyumsuzluk varsa radyoloji uzmanıyla birlikte görüntüleri yeniden değerlendiririm. Raporun sonundaki öneriyi de hastamla ayrı ayrı konuşurum. Böylece hasta hangi adımın neden atıldığını kavrar. Kategori sistemi, izlem aralığının belirlenmesinde de yol gösterir. Aynı sistem, farklı yıllardaki raporların karşılaştırılmasını kolaylaştırır.
Mamografide Saptanan Kireçlenmeler Ne İfade Eder?
Mamografide saptanan kireçlenmeler, meme dokusundaki küçük kalsiyum birikintilerine işaret eder. Bu birikintiler görüntüde parlak beyaz noktalar halinde izlenir. Kireçlenmelerin büyük bölümü iyi huylu nedenlere bağlıdır. İri ve dağınık yerleşimli noktalar genellikle önemsiz kabul edilir. Damar duvarındaki kireçlenmeler de sık görülür. Eski bir yaralanma ya da iltihap sonrasında da birikinti oluşabilir. Kuşku yaratan tip, ince ve kümelenmiş biçimde yerleşen birikintilerdir. Bu tip kireçlenmeler, kanal içindeki erken değişikliklerin ilk işareti olabilir.
Kümelenmiş kireçlenmeler elle hiçbir zaman hissedilemez. Yalnız röntgen incelemesiyle görünür hale gelir. Bu özellik, mamografinin en değerli katkılarından birini oluşturur. Kuşkulu kireçlenmelerde büyütmeli ek çekim istenir. Bulgu sürerse görüntü eşliğinde doku örneklemesi planlanır. Memede kalsifikasyon konusunu ayrı bir sayfada daha ayrıntılı ele aldım. Kireçlenme saptanan her hastada örnekleme gerekmez. Karar, birikintinin biçimine ve dağılımına göre verilir. Bu ayrımı hastalarıma görüntü üzerinden göstererek anlatırım. Kireçlenme saptanan hastalarda izlem aralığını kısa tutarım. İki çekim arasındaki değişim, kararın en güvenilir dayanağını oluşturur.
Mamografi Çektirirken Hastalarımın En Çok Merak Ettiği Konular
Mamografi çektirirken hastalarımın merak ettiği konuları burada bir araya getiriyorum. İlk soru çoğu zaman işlemin acı verip vermediğiyle ilgilidir. Hissedilen baskı kısa sürer ve çekim biter bitmez geçer. İkinci soru genellikle ışınla ilgili kaygıdan doğar. Kullanılan doz çok düşük düzeyde tutulur ve vücutta birikmez. Üçüncü soru sonucun ne zaman çıkacağıyla ilgilidir. Rapor çoğunlukla kısa süre içinde hazırlanır. Bazı hastalar geri çağrılmayı kötü bir işaret sayar.
Geri çağrılan kişilerin büyük bölümünde sonuç iyi huylu çıkar. Bir başka soru, çekimin her yıl gerekip gerekmediğidir. Aralığı kişinin yaşına ve risk durumuna göre belirlerim. Ses dalgalarıyla yapılan incelemenin yeterli olup olmadığı da sık sorulur. İki yöntem birbirinin yerine değil, birbirinin tamamlayıcısı olarak kullanılır. Protezli ve ameliyat geçirmiş hastalarda çekimin yapılabildiğini ayrıca belirtirim. Erkeklerde de gerektiğinde çekim yapılabileceğini anlatıyorum. Sorularını çekim öncesinde sormalarını hastalarımdan isterim. Bilgilendirilmiş bir hasta işlemi çok daha rahat karşılar. Çekim korkusu nedeniyle izlemi aksatan kişilerle bu kaygıyı ayrıca konuşurum. Sürecin baştan anlatılması, kaygının büyük bölümünü ortadan kaldırır.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular