Vakum Destekli Biyopsi
Vakum destekli biyopsi hangi durumlarda seçilir, emme düzeneği nasıl çalışır ve sonrasında neler yaşanır? Deneyimimi aktardım.
Vakum destekli biyopsi, memedeki hedeften emme gücü yardımıyla arka arkaya doku parçaları alınmasını sağlayan bir örnekleme yöntemidir. Yöntem, tek bir girişten çok sayıda ve daha hacimli örnek elde edilmesine olanak tanır. Özellikle mamografide görülen kireçlenmelerde ve ele gelmeyen küçük yapılarda belirgin bir kolaylık sağlar. Hastalarım bu yöntemin adını duyduğunda çoğu zaman bir ameliyat gerektiğini sanır. Bu sayfada işlemin nasıl çalıştığını, hangi durumlarda seçildiğini ve sonrasında neler olduğunu anlatıyorum.
Vakum Yardımıyla Örnek Almak Nasıl Çalışır?
Vakum yardımıyla örnek almak, dokunun iğne ucundaki boşluğa emilerek kesilmesi ilkesine dayanır. Düzenek, yan tarafında pencere bulunan bir iğne ile buna bağlı bir emme birimden oluşur. İğne hedefin içine ya da hemen kenarına yalnızca bir kez yerleştirilir. Yerleştirmeden sonra iğne dışarı çıkarılmadan örnek alma yinelenir. Emme düzeneği çalıştığında dokular iğnenin yan penceresine doğru çekilir. Pencereye giren doku, içeride ilerleyen kesici bölümle ayrılır. Ayrılan parça geri çekilerek toplama haznesine gönderilir. İğne kendi ekseninde döndürülerek çevredeki farklı yönlerden örnek alınır. Böylece hedefin çevresi saat yönünde sırayla taranmış olur.
Tek girişten çok sayıda örnek elde edilmesi bu düzenle sağlanır. Alınan parçalar kalın iğne yöntemine göre daha hacimli gelir. Hacimli örnekler patoloji incelemesinde daha güvenilir sonuç verir. Emme aynı zamanda bölgede biriken kanı da dışarı çeker. Bu özellik, işlem sırasında görüntünün bulanıklaşmasını önler. Düzeneğin çalışması sırasında hafif bir titreşim ve uğultu duyulur. Hastalarıma bu sesi ve titreşimi önceden tarif ediyorum. Beklenen bir sesin duyulması irkilme tepkisini ortadan kaldırır. Düzeneğin ucu örnekleme boyunca hedefin içinde sabit bir noktada durduğu için hedef kaybı yaşanmaz. Bu sabitlik, arka arkaya alınan parçaların hepsinin aynı bölgeden gelmesini güvence altına alır. Örnekleme bittikten sonra iğne tek bir hareketle geri çekilir.
Hangi Bulgular Bu Yöntemi Gerekli Kılar?
Bazı bulgular bu yöntemi doğrudan gerekli kılar. Mamografide görülen ve ultrasonda seçilemeyen kireçlenmeler ilk sırada gelir. Bu odaklardan kalın iğneyle yeterli örnek alınması çoğu zaman güçleşir. Küçük ve sınırları belirsiz yapılarda da yöntem daha güvenilir sonuç verir. Görüntülemede yapısal bozulma olarak tanımlanan bulgular bu gruba girer. Daha önce örneklenmiş ve rapor ile görüntüleme uyuşmamış olgularda yeniden örnekleme gerekir. Meme başına yakın, ele gelmeyen yapılarda da yöntem tercih edilir. Kanal içi yerleşimli küçük oluşumlarda örnekleme bu yolla kolaylaşır.
Akıntı yakınmasına eşlik eden kanal genişlemelerinde yöntem yol gösterir. Mamografide saptanan kireçlenmelerin anlamını memede kalsifikasyon sayfasında ayrıntılı ele aldım. Karar verirken görüntüleme raporunu ve muayene bulgusunu birlikte okuyorum. Radyoloji uzmanının önerisini de her olguda dikkate alıyorum. Yöntemin seçimi bulgunun hangi cihazda göründüğüne göre değişir. Bulgu yalnızca mamografide görünüyorsa kılavuz da mamografi olur. Ultrasonda görünen bulgularda ise işlem o cihaz eşliğinde yapılır. Seçim doğru yapıldığında ikinci bir girişime gerek kalmaz. Tek seferde sonuç almak hastanın kaygı süresini kısaltır. Bazı hastalarda birden çok bölgede kuşkulu bulgu aynı anda saptanır. Böyle olgularda hangi hedefin öncelikle örnekleneceğine görüntüleme bulgusuna bakarak karar veriyorum. Öncelik sıralaması, gereksiz girişim sayısını belirgin biçimde azaltır.
Kireçlenme Odaklarında Örnekleme
Kireçlenme odaklarında örnekleme, yöntemin en sık kullanıldığı alan olarak öne çıkar. Meme dokusunda beliren kireçlenme odakları çoğunlukla iyi huyludur. Küçük bir bölümünde ise kanal içi hastalığın ilk işareti gizlenir. Bu ayrım yalnızca doku incelemesiyle yapılabilir. Odaklar çok küçük olduğundan iğnenin tam noktaya oturması gerekir. Emme gücü, hedefi kendine doğru çekerek bu oturmayı kolaylaştırır. Alınan parçaların içinde kireçlenme bulunup bulunmadığı hemen denetlenir. Denetim, parçaların kısa bir görüntüleme ile çekilmesiyle yapılır.
Görüntüde kireçlenme görünmezse ek örnek alınır. Bu adım, örneklemenin boşa gitmesini önler. Yeterli örnek toplandığında işlem sonlandırılır. Odakların tamamı bazen örnekleme sırasında ortadan kalkar. Böyle olgularda yerin işaretlenmesi özel bir önem kazanır. İşaretleme yapılmazsa sonraki girişimin yeri bulunamaz. Patoloji raporu kireçlenmenin hangi hastalığa ait olduğunu bildirir. Rapor ile görüntüleme arasındaki uyum ayrıca denetlenir. Uyum sağlanmazsa örnekleme yinelenir ya da cerrahi çıkarım planlanır. Kireçlenmelerin biçimi ve dağılımı, örnekleme kararını verirken en çok baktığım özelliklerin başında gelir. Bir bölgede kümelenmiş ve düzensiz görünen odaklar daha yakın değerlendirme gerektirir. Dağınık ve iki memede birden görülen odaklarda ise izlem çoğu zaman yeterli olur.
İyi Huylu Kitlelerin Ameliyatsız Çıkarılması
İyi huylu kitlelerin ameliyatsız çıkarılması, bu yöntemin tanı dışındaki kullanım alanıdır. Küçük ve iyi huylu olduğu doğrulanmış kitleler bu yolla tümüyle alınabilir. Hasta ameliyathaneye girmeden uygulama tamamlanır. Deride yalnızca çok küçük bir giriş açılır. Bu giriş dikiş gerektirmediğinden belirgin bir iz kalmaz. Kitlenin tamamının alınması art arda yapılan örneklemelerle sağlanır. İşlem sonunda görüntüleme ile kalıntı olup olmadığı denetlenir. Uygulama yalnızca belirli boyutun altındaki kitlelerde uygundur.
Daha büyük kitlelerde tam çıkarım sağlanamaz. Kitlenin yerleşimi de bu kararı etkiler. Göğüs duvarına ya da deriye çok yakın kitlelerde yöntem seçilmez. İyi huylu olduğu kanıtlanmamış kitlelerde tam çıkarım amaçlanmaz. Kuşkulu bulgularda cerrahi yaklaşım geçerliliğini korur. Bu uygulamanın ayrıntılarını vakum destekli eksizyon sayfasında ayrıca anlattım. Hastalarıma çıkarım sonrasında da izlem gerektiğini söylüyorum. Aynı bölgede yeniden oluşum görülmesi olasıdır. Bu olasılık kontrol aralıklarının sürdürülmesini zorunlu kılar. Çıkarım kararı verilmeden önce kitlenin iyi huylu olduğu doku incelemesiyle kanıtlanır. Yalnızca görüntüleme bulgusuna dayanarak tam çıkarıma geçilmesini doğru bulmuyorum. Hastanın beklentisi de bu kararda birlikte değerlendirilir.
İşlem Hangi Görüntüleme Yöntemiyle Yönlendirilir?
İşlem, hedefin en net göründüğü görüntüleme yöntemiyle yönlendirilir. Ultrasonda seçilebilen bulgularda kılavuz olarak ultrason kullanılır. Ultrason kılavuzluğunda hasta sırtüstü yatar konumda durur. İğnenin ilerleyişi ekrandan eş zamanlı izlenir. Yalnızca mamografide görülen bulgularda mamografi kılavuzluğu gerekir. Bu uygulamada meme sıkıştırılmış konumda sabit tutulur. Hedefin yeri sayısal koordinatlarla hesaplanır. Hesaplama, iğnenin çok küçük bir sapmayla yerleştirilmesini sağlar.
Mamografi kılavuzluğunda çalışan bu uygulamayı stereotaksik biyopsi sayfasında ayrıntılı açıkladım. Manyetik rezonans görüntülemede saptanan bulgularda ise kılavuz o cihaz olur. Bu uygulamada hasta yüzüstü konumda yatırılır. Kılavuz seçimi tümüyle bulgunun görünürlüğüne bağlı kalır. Yanlış kılavuz seçimi örneklemenin boşa gitmesine yol açar. Bu nedenle seçimi radyoloji uzmanıyla birlikte yapıyorum. Ortak değerlendirme, gereksiz girişimlerin önüne geçer. Hastaya hangi cihazın kullanılacağı önceden açıklanır. Açıklama, işlem gününde karşılaşılacak ortamı tanıdık kılar. Görüntüleme yönteminin seçimi aynı zamanda hastanın işlem sırasındaki konumunu da belirler. Sırtüstü yatarak geçirilen bir uygulama ile yüzüstü yatarak geçirilen uygulama birbirinden farklı deneyimler sunar. Hangi konumda daha rahat edeceğini hastayla önceden konuşuyorum.
Uygulama Sırasında Neler Yaşanır?
Uygulama sırasında yaşananlar basamak basamak öngörülebilir niteliktedir. Örnekleme yapılacak bölge önce antiseptik sıvıyla temizlenir. Deriye ve derin dokuya uyuşturucu ilaç verilir. Uyuşmanın oturması kısa bir bekleme gerektirir. Deride çok küçük bir giriş açılır. İğne görüntü kılavuzluğunda hedefe yerleştirilir. Yerleşimin doğruluğu örnek alınmadan önce doğrulanır. Düzenek çalıştırıldığında hasta hafif bir çekilme duygusu yaşar.
Bu duygu ağrıdan çok basınç olarak tanımlanır. Örnekler art arda alınırken iğne yerinden oynatılmaz. Toplanan parçalar hazne içinde biriktirilir. Yeterli sayıya ulaşıldığında düzenek durdurulur. Gerekirse hedefin yerine küçük bir işaretleyici bırakılır. İğne geri çekildikten sonra bölgeye baskı uygulanır. Giriş noktası yapışkan bir bant ile kapatılır. Hasta kısa bir gözlem sonrasında evine gönderilir. Tüm süreç boyunca hastayla konuşmayı sürdürüyorum. Hastanın ne hissettiğini aralıklarla sormak, beklenmedik bir hareketin önüne geçer. Rahatsızlık bildirildiğinde ek uyuşturucu ilaç kolayca eklenir. Bu esneklik, uygulamanın sakin bir ortamda tamamlanmasını sağlar.
Kalın İğne Yöntemine Göre Ne Değişir?
Kalın iğne yöntemine göre değişen ilk nokta, alınan doku miktarıdır. Emme düzeni daha hacimli parçalar toplar. Kalın iğnede her örnek için ayrı bir giriş yapılır. Bu yöntemde ise tek girişten çok sayıda örnek alınır. Tek giriş, deride oluşacak rahatsızlığı azaltır. Örnek hacminin artması yetersiz sonuç olasılığını düşürür. Kireçlenme odaklarında bu fark belirgin biçimde ortaya çıkar. Buna karşılık işlem süresi biraz daha uzar.
Kanama ve morarma olasılığı da bir miktar yükselir. Uyuşturma gereksinimi her iki yöntemde de aynı kalır. Ele gelen büyük kitlelerde kalın iğne yeterli sonuç verir. Ele gelmeyen küçük bulgularda ise emme düzeni öne çıkar. İki yöntem birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır. Seçimi bulgunun cinsine ve yerine bakarak yapıyorum. Hastanın pıhtılaşma durumu da karar üzerinde etkili olur. Kan sulandırıcı kullananlarda daha temkinli davranıyorum. Bu kişilerde baskı süresi belirgin biçimde uzatılır. İki yöntemin donanım gereksinimi de birbirinden ayrılır. Emme düzeni her merkezde bulunmadığından hastanın yönlendirilmesi gerekebilir. Gereksiz yere uzağa gönderim yapmamak için önce yerel olanakları değerlendiriyorum.
Alınan Parçaların Sayısı ve Değerlendirilmesi
Alınan parçaların sayısı, hedefin cinsine ve boyutuna göre belirlenir. Kireçlenme aranan olgularda çok sayıda parça toplanır. Katı kitlelerde daha az sayıda örnek yeterli olur. Parçalar toplandıkça hazne içinde sıraya dizilir. Her parçanın hangi yönden geldiği kaydedilir. Kayıt, sonradan yapılacak değerlendirmeyi kolaylaştırır. Kireçlenme aranan olgularda parçalar görüntülenerek denetlenir. Görüntüde hedef bulunmazsa örnekleme sürdürülür.
Yeterlilik kararı işlem bitmeden verilir. Parçalar koruyucu sıvı içinde laboratuvara gönderilir. Gönderim gecikirse boyama sonuçları bozulabilir. Bu nedenle taşıma süresi kısa tutulur. Patoloji uzmanı parçaları tek tek inceler. İnceleme sonunda hedefin örneklendiği doğrulanır. Doğrulama yapılamazsa rapora bu durum yazılır. Böyle bir rapor yeni bir değerlendirme gerektirir. Süreci her aşamada kayıt altına almayı ilke ediniyorum. Parçaların hepsinin hedeften geldiğinin doğrulanması, raporun güvenilirliğini doğrudan belirler. Bu doğrulama olmadan verilen bir yanıt yanıltıcı olabilir. Bu nedenle denetim adımını hiçbir olguda geçmiyorum.
İşlem Sonrası Bakımda Nelere Dikkat Edilir?
İşlem sonrası bakımda dikkat edilecek noktalar oldukça yalın kalır. Giriş noktasına yeterli süre baskı uygulanır. Baskı, kanama olasılığını belirgin biçimde azaltır. Bölgeye soğuk uygulama yapılması şişliği düşürür. İlk gün bandın kuru tutulması iyileşmeyi hızlandırır. Ertesi gün duş alınmasında bir sakınca kalmaz. Ağır kaldırma ve zorlu kol hareketleri birkaç gün ertelenmelidir. Sıkı bir iç giysi yerine destekleyici bir model tercih edilmelidir.
Destekleyici giysi, dokunun sallanmasını önleyerek rahatlık sağlar. Hafif bir sızı duyulursa basit bir ağrı kesici yeterli olur. Morarma birkaç gün içinde kendiliğinden açılır. Kızarıklık ve ısı artışı olursa hekime başvurulmalıdır. Durmayan kanama da hemen bildirilmelidir. Bu belirtiler çok seyrek görülür. Hastalarıma bakım kurallarını yazılı olarak veriyorum. Yazılı bilgi, evde ortaya çıkan soruları baştan karşılar. Sonucun ne zaman çıkacağını da aynı belgede belirtiyorum. İşlem sonrasında kolun rahat bir konumda tutulması bölgedeki gerilimi düşürür. Uyku sırasında sırtüstü yatmak da ilk gece rahatlık sağlar. Bu küçük ayrıntılar iyileşme sürecini gözle görülür biçimde kolaylaştırır.
Hangi Riskler Söz Konusu Olabilir?
Bu işlemde söz konusu olabilecek riskler sınırlı ve yönetilebilir kalır. En sık görülen durum deri altında morarma oluşmasıdır. Morarma genellikle kendiliğinden geriler. Daha geniş bir kan toplanması seyrek olarak görülür. Böyle bir durumda baskı ve soğuk uygulama yeterli olur. Enfeksiyon gelişmesi çok ender karşılaşılan bir sorundur. Steril koşullara uyulması bu olasılığı en aza indirir. İşlem sonrasında ağrının uzun sürmesi beklenen bir durum değildir.
Uyuşturucu ilaca bağlı tepkiler çok seyrek ortaya çıkar. Alerji öyküsü bulunan kişilerde farklı bir ilaç seçilir. Yetersiz örnek alınması da bir olasılık olarak akılda tutulur. Bu olasılık, işlem sırasında yapılan denetimle azaltılır. Çok küçük hedeflerde iğnenin hedefi kaçırması söz konusu olabilir. Kaçırma durumunda örnekleme aynı seansta yinelenir. Meme protezi bulunan kişilerde iğne yolu dikkatle planlanır. Planlama, protezin zarar görmesini önler. Risklerin tamamını işlem öncesinde hastama açıkça anlatıyorum. Risklerin bilinmesi, işlem sonrasında ortaya çıkan her belirtinin doğru yorumlanmasını sağlar. Beklenen bir morarma ile uyarıcı bir bulguyu ayırt etmek böylece kolaylaşır. Kuşkuya düşen hastaların gecikmeden bana ulaşmasını istiyorum.
Rapor Geldikten Sonra Süreç Nasıl İlerler?
Rapor geldikten sonra süreç, bulgunun cinsine göre farklı yollara ayrılır. İyi huylu bildirilen ve görüntülemeyle uyumlu olgularda izleme geçilir. İzlem aralığı hastanın öyküsüne göre belirlenir. Kuşkulu sınırda bildirilen doku tiplerinde cerrahi çıkarım gündeme gelir. Kötü huylu bildirilen olgularda tedavi planı hazırlanır. Plan, hormon almaçları ve tümör derecesi üzerinden kurulur. Rapor ile görüntüleme arasındaki uyum her olguda denetlenir. Uyumsuzluk saptanırsa örnekleme yinelenir.
Bu denetimi hiçbir olguda atlamıyorum. Raporu hastamla birlikte satır satır okuyorum. Anlaşılmayan terimleri günlük dile çeviriyorum. Sürecin sonraki adımlarını yazılı olarak da veriyorum. Yazılı belge, evde yapılacak değerlendirmeyi kolaylaştırır. Hastanın sorularını not alması için zaman tanıyorum. Notlar bir sonraki görüşmede tek tek ele alınır. Karar sürecine hastayı katmayı ilke ediniyorum. Ortak verilen karar, tedaviye uyumu belirgin biçimde artırır. Raporun bir kopyasını hastanın kendi dosyasında saklamasını öneriyorum. İlerideki görüntülemelerle karşılaştırma yapılırken bu belgeler büyük kolaylık yaratır. Belgelerin düzenli tutulması izlem sürecini de hızlandırır.
Bu Yöntemin Sınırları Nerede Başlar?
Bu yöntemin sınırları, hedefin boyutuna ve yerleşimine göre başlar. Göğüs duvarına çok yakın bulgularda iğne güvenle yerleştirilemez. Deriye çok yakın yapılarda da uygulama güçleşir. Meme dokusunun çok ince olduğu kişilerde yöntem seçilmeyebilir. Hareketsiz durmakta zorlanan hastalarda işlem zorlaşır. Mamografi kılavuzluğunda uzun süre sabit durmak gerekir. Bu koşul bazı hastalar için yorucu olur. Pıhtılaşma bozukluğu bulunan kişilerde yöntem daha temkinli değerlendirilir.
Çok büyük kitlelerin tümüyle çıkarılması bu yolla sağlanamaz. Kötü huylu olduğu bilinen kitlelerde tam çıkarım amaçlanmaz. Bu olgularda örnekleme yalnızca tanı amacıyla yapılır. Cerrahi sınırların belirlenmesi ayrı bir aşama olarak planlanır. Yöntemin sınırlarını hastalarıma baştan anlatıyorum. Gerçekçi beklenti, sonuç aşamasındaki kırgınlığı önler. Uygun olmayan olgularda farklı bir örnekleme yolu seçilir. Seçenekleri birlikte değerlendirmeyi yeğliyorum. Bilgilendirilmiş bir karar, süreci her zaman kolaylaştırır. Yöntemin uygulanamadığı olgularda cerrahi örnekleme güvenilir bir seçenek olarak durur. Hangi yolun seçileceği hastanın genel durumu ve bulgunun özelliği birlikte değerlendirilerek belirlenir. Kararı tek başıma değil, ilgili uzmanlarla birlikte veriyorum.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular