Hipotiroidi (Tiroid Az Çalışması)
Hipotiroidi neden gelişir, hangi şikâyetleri yapar ve hormon desteği nasıl ayarlanır? Sürecin tamamını adım adım yazdım.
Hipotiroidi, tiroid bezinin vücudun gereksinim duyduğu hormonu yeterli miktarda üretememesi durumudur. Hormon azaldığında bütün hücrelerin çalışma hızı düşer. Hastalarım çoğunlukla geçmeyen yorgunluk, üşüme ve kilo alma yakınmasıyla başvurur. Şikâyetler yavaş yerleştiği için çoğu kez yaşın getirdiği değişiklik sanılır. Bu sayfada tablonun neden geliştiğini, hangi bulgularla tanındığını ve izlemin nasıl yürütüldüğünü anlatıyorum.
Hipotiroidi Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkar?
Hipotiroidi, kandaki tiroid hormonu düzeyinin yetersiz kalmasıyla ortaya çıkar. Tiroid bezi boynun ön bölümünde, soluk borusunun önünde yerleşen kelebek biçiminde bir organdır. Bu bez kana verdiği hormonla hücrelerin enerji üretimini düzenler. Üretim beyindeki hipofiz bezinden gelen uyarıyla ayarlanır. Kandaki hormon azaldığında hipofiz uyarısını artırır. Bez bu uyarıya karşın yeterli üretimi sağlayamazsa yetersizlik yerleşir. Bu nedenle tahlilde uyarı hormonu yüksek, serbest hormon düşük bulunur. Vücudun bütün işleyişi bu eksiklikle birlikte yavaşlar.
Yetersizliğin kaynağı çoğunlukla bezin kendisinde bulunur. Daha seyrek olarak hipofiz bezinden gelen uyarının azalması söz konusudur. Bu ikinci durumda tahlil sonuçları farklı bir örüntü gösterir. Şikâyetler haftalar değil aylar içinde yerleşir. Sinsi başlangıç nedeniyle hastalar değişimi kendileri fark etmez. Çoğu zaman yakınları tabloyu önce görür. Cilt kuruluğu, ses değişikliği ve yavaşlama dışarıdan daha kolay ayırt edilir. Tanı bu nedenle sıklıkla gecikir. Hastalarıma yakınmaların bütününü bir arada anlatmalarını söylüyorum. Tek tek bakıldığında sıradan görünen şikâyetler birlikte anlam kazanır. Bu bütünlüğü kurmak tanıyı belirgin biçimde hızlandırır. Şikâyetlerin ne zaman başladığını ayrıntılı kayda geçiriyorum. Yakınlarının gözlemlerini de aynı dikkatle dinliyorum.
Tiroid Bezi Neden Yavaş Çalışır?
Tiroid bezi, dokusunun zedelenmesi ya da yapım basamaklarının aksaması nedeniyle yavaş çalışır. En sık karşılaşılan neden bağışıklık sisteminin bez dokusuna zarar vermesidir. Bu süreçte bez yıllar içinde küçülür ve işlevini yitirir. İkinci sırada tiroid bezine yönelik girişimler yer alır. Bezin tamamının ya da bir bölümünün alınması üretimi doğrudan azaltır. Radyoaktif iyot uygulaması sonrasında da benzer bir tablo gelişir. Üçüncü grupta iyot dengesizliği bulunur. Hem çok az hem çok fazla iyot alımı üretimi bozabilir.
Bazı ilaçlar hormon yapımını doğrudan engelleyebilir. Ruhsal hastalıklarda kullanılan bir grup ilaç bu etkiyi yaratır. Kalp ritmi için kullanılan iyot içerikli ilaçlar da tabloyu değiştirir. Bağışıklık sistemini düzenleyen yeni ilaçlar benzer sonuç doğurabilir. Doğuştan gelen yapım bozuklukları çocukluk çağında ortaya çıkar. Bez dokusunun gelişmemiş olması yenidoğan döneminde saptanır. Hipofiz bezini etkileyen hastalıklarda uyarı azaldığı için üretim düşer. Gebelik sonrası dönemde geçici yetersizlik görülebilir. Nedeni belirlemeden izlem planı kurmuyorum. Çünkü geçici ve kalıcı tabloların yönetimi birbirinden ayrılır. İlaç öyküsünü bu yüzden ayrıntılı sorguluyorum. Geçirilmiş boyun girişimlerini ve ışın tedavisini ayrıca soruyorum. Aile öyküsünü ilk görüşmede kayda geçiriyorum.
Bağışıklık Kaynaklı Tiroid İltihabı Nasıl Etkiler?
Bağışıklık kaynaklı tiroid iltihabı, bez dokusunu yavaş yavaş zedeleyerek üretimi azaltır. Bağışıklık sistemi kendi tiroid dokusunu yabancı gibi tanır. Doku içine yerleşen bağışıklık hücreleri hormon üreten yapıları yıpratır. Süreç yıllar boyunca sessiz biçimde ilerler. Başlangıçta bez artan uyarıyla üretimi sürdürebilir. Bu dönemde tahlilde yalnızca uyarı hormonu yüksek bulunur. Zedelenme ilerledikçe serbest hormon değerleri de düşer. Bezin boyutu kimi hastada büyür, kimi hastada küçülür.
Bu bağışıklık kaynaklı iltihap kadınlarda erkeklere göre çok daha sık görülür. Ailesinde benzer hastalık bulunanlarda yatkınlık belirgin biçimde artar. Bağışıklık sistemiyle ilgili başka hastalıklar aynı kişide bir arada bulunabilir. Doğum sonrası dönemde tablo hızlanabilir. Kandaki antikor düzeyleri tanıyı doğrudan destekler. Ultrasonografide doku düzensiz ve koyu görünümlü izlenir. Sürecin ayrıntılarını ve izlem düzenini bağışıklık kaynaklı tiroid iltihabı sayfasında ele aldım. Hastalığın seyri kişiden kişiye belirgin biçimde değişir. Bu nedenle izlem aralıklarını tek tek belirliyorum. Antikor yüksekliği olan her hastada tedavi gerekmez. Kararı serbest hormon değerlerine ve şikâyetlere bakarak veriyorum. İzlem sırasında bez boyutundaki değişimi de not ediyorum. Gereksiz ilaç kullanımından özenle kaçınıyorum.
Ameliyat ve Tedavi Sonrası Yetersizlik Neden Gelişir?
Ameliyat ve tedavi sonrası yetersizlik, hormon üreten doku miktarının azalması nedeniyle gelişir. Bezin tamamı alındığında üretim tümüyle durur. Bu hastalarda dışarıdan destek zorunlu hâle gelir. Bezin yarısı alındığında kalan doku çoğu kişide üretimi sürdürür. Yine de bu grubun bir bölümünde zamanla yetersizlik yerleşir. Kalan dokuda bağışıklık kaynaklı zedelenme varsa olasılık yükselir. Bu nedenle yarım girişim sonrasında da izlem sürdürülür. Tahlilleri ilk yıl daha sık istiyorum.
Radyoaktif iyot uygulamasından sonra doku miktarı haftalar içinde azalır. Bu azalma çoğu hastada yetersizlikle sonuçlanır. Beklenen bir sonuç olduğu için destek planı önceden hazırlanır. Boyun bölgesine uygulanan ışın tedavisi de bez dokusunu etkiler. Bu hastalarda yetersizlik yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bu nedenle uzun süreli izlem gerekir. Gelişen yetersizlik dışarıdan alınan hormonla karşılanır. Destek dozunun oturması birkaç ay sürebilir. Bu dönemde tahlil aralıklarını kısa tutuyorum. Şikâyetlerin gerilemesi doz uygunluğunu gösteren en açık işarettir. Hastalarıma bu sürecin yönetilebilir olduğunu anlatıyorum. Destek planını girişim öncesinde hastamla paylaşıyorum. Böylece sonrasındaki dönem öngörülebilir kalır.
Hipotiroidi Belirtileri Nelerdir?
Hipotiroidi belirtileri, vücudun bütün sistemlerinin yavaşlamasıyla ortaya çıkan geniş bir yelpaze oluşturur. Hastalar dinlenmiş uyandıklarını söylemez. Gün içinde geçmeyen bir yorgunluk ve uyku hâli yaşanır. Soğuğa karşı duyarlılık artar ve kişi sürekli üşür. İştah artmadığı hâlde kilo alma eğilimi belirir. Bağırsak hareketleri yavaşlar ve kabızlık yerleşir. Seste kalınlaşma ve konuşmada yavaşlama fark edilir. Sabahları göz kapaklarında ve yüzde şişlik görülür.
Kaslarda kramp, eklemlerde tutukluk ve genel bir ağırlık duygusu hissedilir. Kalp atış hızı yavaşlar ve efor kapasitesi düşer. Adet kanamaları sıklaşır ya da miktarı artar. Ellerde uyuşma ve karıncalanma yakınması eklenebilir. İşitmede azalma bazı hastalarda ortaya çıkar. Kan yağları yükselir ve tahlillerde dikkat çeker. Kansızlık tabloya sık eşlik eder. Belirtilerin tümü aynı hastada bir arada bulunmaz. Tek bir yakınmanın öne çıktığı hastalarla da sık karşılaşıyorum. Bu nedenle şikâyetleri bütün olarak değerlendiriyorum. Yakınlarının gözlemlerini de ayrıca dinliyorum. Günlük düzendeki değişimi hastamın kendi sözleriyle kaydediyorum. Bu kayıt tedavi yanıtını değerlendirmemi kolaylaştırır.
Ciltte ve Saçlarda Neler Değişir?
Ciltte ve saçlarda görülen değişiklikler, hücre yenilenmesinin yavaşlamasıyla ortaya çıkar. Deri kuru, soluk ve pürüzlü bir görünüm alır. Dirsek ve diz çevresinde pullanma belirginleşir. Ciltte soğukluk hissedilir ve terleme azalır. Avuç içlerinde ve ayak tabanlarında hafif sarımsı bir renk görülebilir. Yüzde ve el sırtında şişkinlik dikkat çeker. Bu şişlik parmakla bastırıldığında iz bırakmaz. Yara iyileşmesi beklenenden yavaş ilerler.
Saç telleri incelir, matlaşır ve kolay kırılır. Dökülme yaygın biçimde ve saçlı derinin tümünde görülür. Kaşların dış üçte birlik bölümünde seyrelme tipik bir bulgudur. Tırnaklar kalınlaşır, çizgilenir ve yavaş uzar. Kıl dökülmesi koltuk altı ve bacaklarda da fark edilir. Bu değişikliklerin tümü hormon desteğiyle birlikte geriler. Düzelme birkaç ay süren kademeli bir süreç olarak ilerler. Saç yapısının toparlanması en geç düzelen bulgudur. Bu süreyi hastalarıma önceden anlatıyorum. Erken beklenti gereksiz kaygı yaratır. Nemlendirici kullanımını bu dönemde öneriyorum. Sıcak ve uzun duşlardan kaçınılmasını ayrıca anlatıyorum. Tırnak ve saç değişikliklerini her kontrolde sorguluyorum.
Kilo ve Sindirim Düzeni Nasıl Etkilenir?
Kilo ve sindirim düzeni, metabolizmanın yavaşlamasıyla birlikte belirgin biçimde etkilenir. Vücudun dinlenme sırasında harcadığı enerji azalır. Aynı beslenme düzeni sürdürülse bile kilo artışı görülür. Artışın bir bölümü dokularda tutulan sudan kaynaklanır. Bu nedenle kilo alımı ilk haftalarda hızlı seyredebilir. Yağ dokusundaki gerçek artış ise daha yavaş gerçekleşir. Hastalar bu ayrımı çoğu zaman bilmez. Beklentiyi baştan düzeltmek gereksiz kaygının önüne geçer.
Bağırsak hareketleri yavaşladığı için kabızlık yerleşir. Şişkinlik ve gaz yakınması günlük yaşamı zorlar. Mide boşalması gecikir ve tokluk duygusu uzar. İştah genellikle azalır, buna karşın kilo artar. Safra kesesi hareketleri de yavaşlayabilir. Kan yağlarındaki yükselme tahlillerde dikkat çeker. Hormon desteğiyle birlikte bu bulgular geriler. Su ağırlığının kaybı ilk günlerde belirgin olur. Yağ dokusundaki azalma ise beslenme düzeniyle birlikte sağlanır. Lifli besinlerin artırılmasını ve sıvı alımını öneriyorum. Düzenli yürüyüş bağırsak hareketlerini belirgin biçimde destekler. Kilo değişimini her kontrolde aynı koşullarda ölçüyorum. Beklentileri gerçekçi tutmak hastaların uyumunu artırır.
Bellek ve Ruh Durumu Nasıl Değişir?
Bellek ve ruh durumu, beyin hücrelerinin çalışma hızının düşmesiyle değişir. Hastalar unutkanlıktan ve dalgınlıktan yakınır. Düşünce akışı yavaşlar ve karar vermek güçleşir. Okuduğunu anlamakta zorlanma sık bildirilen bir şikâyettir. Konuşma hızı düşer ve kelime bulmakta duraksama görülür. Dikkat süresi kısalır ve iş verimi azalır. İlgi alanlarına karşı isteksizlik belirir. Sosyal ortamlardan uzaklaşma yakınlar tarafından fark edilir.
Çökkün ruh hâli tabloya sık eşlik eder. Bu görünüm çoğu zaman ruhsal bir hastalık sanılır. Uyku süresi uzar, buna karşın dinlenme duygusu oluşmaz. Gündüz uyuklama günlük düzeni bozar. İleri yaş grubunda belirtiler bunama ile karıştırılabilir. Bu nedenle unutkanlık yakınmasında tiroid tahlili istiyorum. Hormon desteğiyle birlikte belirtiler belirgin biçimde geriler. Düzelme çoğu hastada birkaç hafta içinde başlar. Tam toparlanma birkaç ay sürebilir. Şikâyetlerin hastalığa bağlı olduğunu öğrenmek hastaları rahatlatır. Gerekli gördüğüm hastalarda ruh sağlığı hekiminden görüş alıyorum. Ailenin sürece katılmasını ayrıca önemsiyorum. Belirtilerin geri dönmesi izlemi sıklaştırmamı gerektirir.
Gizli Hipotiroidi Ne Anlama Gelir?
Gizli hipotiroidi, uyarı hormonunun yükseldiği ancak serbest hormonun olağan sınırlarda kaldığı tabloyu anlatır. Bu durum bezin artan uyarıyla üretimi zorlukla sürdürdüğünü gösterir. Hastaların bir bölümünde hiçbir yakınma bulunmaz. Bir bölümünde ise hafif yorgunluk ve üşüme tanımlanır. Tablo çoğu zaman başka bir nedenle istenen tahlilde fark edilir. Değerlerdeki sapma geçici bir nedene bağlı olabilir. Ağır hastalık dönemleri ve bazı ilaçlar benzer sonuç verir. Bu nedenle ilk sonuca dayanarak karar vermiyorum.
Tahlili birkaç hafta sonra yineleyerek kalıcılığını sınıyorum. Kalıcı bulunan tablolarda tedavi kararı ayrıca değerlendirilir. Uyarı hormonundaki yükselme belirginse destek başlanır. Antikor düzeyi yüksek olan hastalarda ilerleme olasılığı artar. Gebelik planlayan kadınlarda tedavi eşiği daha düşük tutulur. Kan yağları yüksek seyreden hastalarda da destek gündeme gelir. Şikâyeti bulunmayan genç hastalarda izlem yeterli kalabilir. Bu grupta tahlilleri belirli aralıklarla yineliyorum. Kararı hastanın yaşı ve beklentileriyle birlikte veriyorum. Gereksiz ilaç kullanımından özellikle kaçınıyorum. Tedavi başlandığında yanıtı yakından izliyorum. Şikâyetlerde düzelme olmazsa tedaviyi yeniden gözden geçiriyorum. Kararı belirli aralıklarla yeniden tartmayı yeğliyorum. İzlem süresince hastamın beklentilerini de göz önünde tutuyorum. Böylece gereksiz ilaç yükünün önüne geçiyorum.
Hipotiroidi Tanısı Hangi Tetkiklerle Konulur?
Hipotiroidi tanısı, kandaki hormon düzeylerinin ölçülmesiyle konulur. İlk basamakta hipofizden salgılanan uyarı hormonunun değerine bakılır. Bu değerin yükselmiş bulunması bezin zorlandığını gösterir. İkinci basamakta serbest hormon değeri istenir. Bu değerin düşük çıkması tabloyu kesinleştirir. İki değerin birlikte yorumlanması yetersizliğin derecesini ortaya koyar. Uyarı hormonu düşük, serbest hormon da düşükse kaynak hipofiz bezidir. Bu ayrım tedavi planını tümüyle değiştirir.
Üçüncü basamakta bağışıklık kaynaklı süreci gösteren antikorlar araştırılır. Antikor yüksekliği nedeni büyük ölçüde açıklar. Dördüncü basamakta boyun ultrasonografisi yapılır. Bezin boyutu, iç yapısı ve nodül varlığı bu incelemede değerlendirilir. Doku düzensiz ve koyu görünümlü izlendiğinde bağışıklık kaynaklı süreç desteklenir. Kan sayımı, kan yağları ve vitamin düzeyleri de istenebilir. Bu değerler eşlik eden sorunları ortaya çıkarır. Tahlil sonuçlarını şikâyetlerle birlikte yorumluyorum. Tek başına bir laboratuvar değeri tanı koydurmaz. Gebelik ve ağır hastalık sonuçları değiştirir. Bu nedenle tetkik zamanlamasına özellikle dikkat ediyorum. Önceki tahlilleri yanınızda getirmenizi ayrıca istiyorum. Değerlerin zaman içindeki eğilimi tek bir ölçümden çok bilgi verir.
Hormon Desteği Nasıl Planlanır?
Hormon desteği, eksik kalan hormonun dışarıdan günlük olarak verilmesiyle planlanır. Verilen madde vücudun kendi ürettiği hormonun aynısıdır. Bu nedenle yabancı bir ilaç gibi düşünülmemelidir. Başlangıç dozu hastanın yaşına, kilosuna ve kalp durumuna göre belirlenir. İleri yaştaki ve kalp hastalığı bulunan hastalarda düşük dozla başlanır. Doz kademeli olarak artırılır ve tahlillerle sınanır. Genç ve başka hastalığı olmayan kişilerde hedef doza daha hızlı ulaşılır. Bezin tamamı alınmış hastalarda gereksinim baştan bellidir.
Uygulanan hormon desteği genellikle sabah aç karnına ve tek doz hâlinde alınır. İlaç ile kahvaltı arasında yeterli süre bırakılmalıdır. Kahve, süt, demir ve kalsiyum içeren ürünler emilimi azaltır. Mide koruyucu ilaçlar da aynı etkiyi yaratır. Kullanım düzeninin ayrıntısını tiroid hormonunun doğru kullanımı sayfasında adım adım yazdım. Doz değişikliğinden sonra kontrol belirli bir süre beklenerek yapılır. Erken yapılan tahlil yanıltıcı sonuç verir. Değerler yerine oturduktan sonra kontroller seyrekleştirilir. Aşırı doz çarpıntı, uykusuzluk ve kilo kaybı yaratır. Bu bulguları hastalarıma önceden anlatıyorum. Doz değişikliklerini her zaman birlikte planlıyoruz. İlaç markasının değişmesi durumunda tahlili yineliyorum. Kullanım düzenini yazılı bir çizelgeyle paylaşıyorum.
Beslenme ve Günlük Düzen Nasıl Ayarlanır?
Beslenme ve günlük düzen, tedavinin etkisini destekleyecek biçimde ayarlanır. Dengeli ve lifli bir beslenme kabızlık yakınmasını hafifletir. Sıvı alımının yeterli tutulması aynı yönde katkı sağlar. Protein bakımından yeterli beslenme kas gücünü korur. Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden uzak durulmalıdır. İyot alımının olağan sınırlarda kalması yeterlidir. Yosun içerikli takviyeler hekim bilgisi olmadan kullanılmamalıdır. Soya içeren ürünler ilaç emilimini azaltabilir.
Lahana ve brokoli gibi sebzeler olağan miktarlarda sorun yaratmaz. Pişirmek bu sebzelerin etkisini belirgin biçimde azaltır. Düzenli yürüyüş hem bağırsak hareketlerini hem ruh durumunu destekler. Uyku düzeninin korunması yorgunluk yakınmasını hafifletir. İlaç saatinin her gün aynı olması emilimi dengeler. Kullanılan bütün ilaçların hekime bildirilmesi gerekir. Gebelik planlandığında doz gözden geçirilmelidir. Gebelikteki izlem düzenini gebelikte hormon takibi sayfasında ayrı anlattım. Kontrol tahlillerinin aksatılmaması izlemin temelini oluşturur. Şikâyetlerde ani değişiklik olduğunda başvurulmalıdır. Hastalarıma bu düzeni yazılı olarak veriyorum. Ailenin de bu düzeni bilmesini özellikle istiyorum. Basit alışkanlıklar izlemin sürdürülmesini belirgin biçimde kolaylaştırır. Mevsim değişimlerinde şikâyetlerin dalgalanabileceğini de anlatıyorum. Bu dalgalanmanın doz değişikliği gerektirip gerektirmediğini tahlille sınıyorum.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Hipotiroidi ilacını ömür boyu kullanmak gerekir mi?
Tiroid ilacı kilo verdirir mi?
İlacı hangi saatte ve nasıl almalıyım?
Hangi besinler ve ilaçlar emilimi bozar?
Hipotiroidide guatr gelişir mi?
Saç dökülmesi tedaviyle düzelir mi?
Hipotiroidi gebe kalmayı güçleştirir mi?
Gebelikte ilaç dozu değişir mi?
Tiroid ameliyatından sonra herkes ilaç kullanır mı?
Gizli hipotiroidide tedavi başlanır mı?
Tiroid hormonu kalbe zarar verir mi?
Hipotiroidi çocuklarda nasıl fark edilir?
İlaç dozu değiştiğinde ne kadar sonra kontrol gerekir?
Hipotiroidi kolesterol değerlerini etkiler mi?
Tiroid bezi olmayan kişide takip nasıl yapılır?
İlacı bir gün unutursam ne yapmalıyım?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.