Meme Biyopsi Yöntemleri
Meme biyopsisi hangi durumda gerekir, iğneyle nasıl alınır? Dört yöntemi, işlem gününü ve sonrasını hastalarım için topladım.
Meme biyopsisi, kuşkulu bir bulgudan örnek alınarak kesin tanıya ulaşılmasını sağlayan işlemin genel adıdır. Görüntüleme yöntemleri bir bulgunun kuşku düzeyini gösterir, ancak hücre düzeyinde bilgi vermez. Bu nedenle kuşku bırakan her bulguda örnekleme gündeme gelir. Hastalarım işlemin acı verip vermediğini, iz bırakıp bırakmadığını ve sonucun ne zaman çıkacağını en çok merak eder. Bu sayfada hangi yöntemlerin bulunduğunu, hangisinin hangi bulguda seçildiğini, işlem gününde neler yaşandığını ve sonrasında nelere dikkat edildiğini anlatıyorum.
Meme Biyopsisi Hangi Amaçla Yapılır?
Meme biyopsisi, kuşkulu bir bulgudan doku ya da hücre örneği alarak kesin tanıya ulaşmak amacıyla yapılır. Görüntüleme yöntemleri bir bulgunun kuşku düzeyini gösterir. Ancak hiçbir görüntüleme yöntemi hücrelerin yapısını ortaya koymaz. Kesin ayrım yalnız mikroskop altında yapılan incelemeyle sağlanır. Bu nedenle kuşkulu her bulguda örnekleme gündeme gelir. Örnekleme, iyi huylu bulguların gereksiz girişimle çıkarılmasını da önler. İyi huylu sonuç alındığında hasta izleme alınır. Kötü huylu sonuçta ise tedavi planı gecikmeden kurulur. Alınan örnek yalnız tanı amacıyla kullanılmaz.
Aynı örnekten tümörün biyolojik özellikleri de araştırılır. Hormonlara duyarlılık ve hücre yüzeyindeki belirteçler bu örnekte incelenir. Elde edilen bilgiler tedavi seçimini doğrudan etkiler. Ameliyat öncesi ilaç tedavisi planlanan hastalarda örnekleme zorunlu sayılır. Örnekleme yapılmadan tedaviye başlanmaz. İşlem günümüzde büyük ölçüde iğneyle gerçekleştirilir. Ameliyatla örnek alınması artık çok daha seyrek uygulanır. Hangi yöntemin seçileceğine bulgunun türüne bakarak karar veririm. Sürecin her adımını işlem öncesinde ayrıntılı biçimde anlatırım. Kararı hastamla birlikte konuşarak veririm. Hangi soruya yanıt aradığımızı da aynı görüşmede açıkça belirtirim. İşlemin adını duyan hastalarımın çoğu baştan kaygılanır. Bu kaygıyı, örneklemenin çoğu zaman iyi huylu sonuçla bittiğini anlatarak azaltırım.
Biyopsi Kararı Hangi Bulgulara Göre Verilir?
Biyopsi kararı, muayene ve görüntüleme bulgularının birlikte değerlendirilmesiyle verilir. Sınırları düzensiz görünen kitleler ilk gerekçeyi oluşturur. Çevre dokuya doğru uzanan ışınsal görünüm de aynı biçimde ele alınır. Kümelenmiş ince kireçlenmeler ayrı bir örnekleme nedeni sayılır. Zaman içinde büyüyen bir kitle yakından değerlendirilir. Biçim değiştiren bulgularda da örnekleme istenir. Ele gelen sert ve sabit bir kitlede görüntüleme temiz görünse bile karar değişmez. Meme derisinde çekinti ya da kalınlaşma varsa inceleme genişletilir. Meme başından gelen tek taraflı ve kanlı akıntı da gerekçe oluşturur.
Koltuk altında kuşkulu bir lenf bezi saptandığında örnek buradan da alınır. Raporda yazan kategori kararı doğrudan yönlendirir. Ara kategorideki bulgularda izlem ile örnekleme seçeneği birlikte düşünülür. Hastanın kaygı düzeyi de bu seçimi etkiler. Beklemek istemeyen hastalarda örneklemeyi öne alırım. Ailesinde hastalık öyküsü olan kişilerde eşik daha aşağı çekilir. Kalıtsal yatkınlık taşıyanlarda karar daha erken verilir. Gereksiz örneklemeden de her koşulda kaçınırım. Kararın gerekçesini hastama yazılı olarak bildiririm. Kesin iyi huylu görünen bulgularda işlem yapılmaz. İzlemle çözülebilecek bir bulgu için gereksiz girişimden kaçınırım. Kararı hastamın sorularını yanıtladıktan sonra kesinleştiririm. Beklemeyi seçen hastalarda kontrol tarihini yazılı olarak veririm.
Meme Biyopsisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?
Meme biyopsisinde birbirinden farklı dört ana yöntem kullanılır. Birinci yöntem ince iğneyle hücre örneği alınmasıdır. İkinci yöntem kalın iğneyle doku parçası alınmasıdır. Üçüncü yöntem vakum desteğiyle daha geniş doku çıkarılmasıdır. Dördüncü yöntem ameliyatla doku alınmasıdır. Yöntemlerin ortak amacı, incelemeye uygun bir örnek elde etmektir. Aralarındaki fark, alınan örneğin türünde ve miktarında ortaya çıkar. İnce iğne yalnız hücre toplar. Kalın iğne dokunun kendi yapısını koruyan bir parça getirir.
Vakum destekli yöntem daha geniş bir alandan örnek alır. Ameliyatla yapılan örneklemede bulgunun tümü çıkarılır. Yöntem seçimini bulgunun türü belirler. Kitlelerde çoğu zaman kalın iğne tercih edilir. Kireçlenmelerde vakum desteği öne çıkar. Sıvı toplamış yapılarda ince iğne yeterli olur. İğneyle sonuç alınamayan durumlarda ameliyat gündeme gelir. Hangi yöntemi seçersem seçeyim işlemi görüntüleme eşliğinde yaparım. Seçimin gerekçesini hastama ayrıntılı biçimde anlatırım. Yöntemler arasındaki farkları aşağıda tek tek açıklıyorum. Her yöntemin kendine özgü üstün ve sınırlı yanları bulunur. Doğru seçilen yöntem, işlemin tek seferde sonuçlanmasını sağlar. Yanlış seçim ise işlemin yinelenmesine yol açar.
İnce İğne ile Hücre Örneklemesi
İnce iğne ile hücre örneklemesi, en ince kalibreli iğneyle yapılan en basit yöntem olarak bilinir. Kullanılan iğne, kan almakta kullanılan iğneye benzer. İşlem sırasında iğne kuşkulu bölgeye yerleştirilir. Enjektörle oluşturulan hafif bir vakumla hücreler toplanır. Toplanan hücreler cam üzerine yayılarak boyanır. İnceleme yalnız hücre düzeyinde yapılır. Dokunun kendi yapısı bu yöntemle değerlendirilemez. Bu nedenle iyi huylu bir sonuç her zaman güven vermez. Yöntem, sıvı toplamış yapılarda çok kullanışlı kalır.
Kist boşaltılması da aynı yolla gerçekleştirilir. Kuşkulu bir lenf bezinden örnek alınmasında yaygın biçimde tercih edilir. İşlem birkaç dakika içinde tamamlanır. Çoğu hastada uyuşturma bile gerekmez. İşlem sonrasında iz kalmaz. İnce iğne aspirasyon biyopsisi konusunu ayrı bir sayfada ele aldım. Yetersiz örnek gelmesi bu yöntemde sık karşılaşılan bir durumdur. Yetersiz sonuçta işlem yinelenir ya da yöntem değiştirilir. Kesin tanı gereken kitlelerde doku örneğine geçerim. Kitlelerde tek başına bu yöntemle yetinmek doğru olmaz. Yöntemin sınırlarını hastalarıma işlem öncesinde açıklarım. Sonucun neyi gösterip neyi göstermeyeceğini de aynı görüşmede belirtirim.
Kalın İğne ile Doku Örneklemesi
Kalın iğne ile doku örneklemesi, meme kitlelerinde en sık başvurduğum yöntem olarak öne çıkar. İşlemde özel bir kesici iğne kullanılır. İğne, doku içinden silindir biçiminde bir parça alır. Alınan parça dokunun kendi yapısını korur. Bu nedenle inceleme hücre düzeyiyle sınırlı kalmaz. Patolog, hücrelerin dokudaki düzenini de değerlendirir. Kalın iğne biyopsisi bu özelliğiyle kesin tanı sağlayan bir yöntem olarak kabul edilir. İşlemden önce deri ve alt doku uyuşturulur. Deride birkaç milimetrelik küçük bir kesi açılır.
İğne bu kesiden geçirilerek hedefe ulaştırılır. Genellikle birden çok parça alınır. Çok sayıda parça, konulan tanının güvenilirliğini artırır. Aynı örnekten tümörün biyolojik özellikleri de araştırılır. İşlem çoğunlukla ses dalgalarının kılavuzluğunda yapılır. Kalın iğne ile yapılan örnekleme konusunu ayrı bir sayfada ayrıntılandırdım. İşlem sonrasında bölgeye baskı uygulanır. Hasta aynı gün evine döner. Kesi yerinde kalıcı bir iz beklenmez. Küçük bir morluk oluşması olağan kabul edilir. Bu morluk birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur. Alınan parçaların sayısını ve yerini işlem notuma ayrıca yazarım.
Vakum Yardımıyla Doku Alınması
Vakum yardımıyla doku alınması, daha geniş bir örnek gerektiğinde tercih edilir. Yöntemde kalın iğneye göre daha geniş bir iğne kullanılır. İğne, vakum oluşturan bir sisteme bağlanır. Vakum, dokuyu iğnenin içindeki oyuğa doğru çeker. Kesici bölüm bu dokuyu keserek dışarı taşır. İğne tek bir girişten döndürülerek çevredeki dokudan da örnek alır. Böylece tek girişte çok sayıda parça elde edilir. Alınan doku miktarı diğer yöntemlere göre belirgin biçimde fazla kalır. Yöntem, kümelenmiş kireçlenmelerde öne çıkar.
Küçük ve iyi huylu kitlelerin çıkarılmasında da kullanılır. Ameliyat gerektirmeden bulgunun tümü alınabilir. İşlem sonunda bölgeye küçük bir işaret yerleştirilebilir. Bu işaret, sonraki çekimlerde bölgenin bulunmasını sağlar. İşlem yine uyuşturma altında yapılır. Vakum destekli biyopsi konusunu ayrı bir sayfada ele aldım. İşlem süresi diğer iğne yöntemlerine göre biraz uzar. Kanama ve morluk olasılığı da bir miktar yükselir. Bu nedenle kan sulandırıcı kullanan hastalarda önceden önlem alınır. İşlem sonrası bakımı hastama yazılı olarak bildiririm. İlk günlerde bölgeyi zorlayacak hareketlerden kaçınmaları gerekir. Yerleştirilen işaretin vücuda zarar vermediğini de ayrıca anlatırım.
Cerrahi Yolla Doku Çıkarılması
Cerrahi yolla doku çıkarılması, günümüzde yalnız belirli durumlarda uygulanır. İğne yöntemleriyle sonuç alınamayan bulgularda gündeme gelir. İğne sonucu ile görüntüleme bulgusu uyuşmadığında da tercih edilir. Patoloji raporunda ileri inceleme gerektiren bir sonuç varsa yine uygulanır. Bulgunun tümüyle çıkarılması gerektiğinde yöntem seçilir. İşlem ameliyathane koşullarında gerçekleştirilir. Elle hissedilemeyen bulgularda önce işaretleme yapılır. İşaretleme, görüntüleme kılavuzluğunda tamamlanır. Çıkarılan doku parçası işlem sırasında yeniden görüntülenir.
Böylece hedefin gerçekten çıkarıldığı doğrulanır. Doku ardından incelemeye gönderilir. Yöntem, iğne yöntemlerine göre daha geniş bir girişim sayılır. Memede küçük bir iz bırakabilir. Bu nedenle ilk seçenek olarak düşünülmez. İğneyle tanı konulabilen bulgularda cerrahi örnekleme yapılmaz. Gereksiz uygulanan girişim, meme dokusunda iz oluşturur. Oluşan iz sonraki çekimlerin okunmasını güçleştirir. Seçeneği hastamla ayrıntılı biçimde konuşurum. Kararı ölçülü biçimde ve gerekçesini açıklayarak veririm. İğneyle ulaşılabilecek bir sonucu ameliyatla aramak doğru olmaz. İşlemin gerekçesini ve kapsamını hastama yazılı olarak bildiririm. Ameliyat sonrası izlem planını da aynı görüşmede kurarız.
Biyopsi Hangi Görüntüleme Eşliğinde Yapılır?
Biyopsi işlemi, her zaman görüntüleme kılavuzluğunda yapılır. Kılavuzluk, iğnenin hedefe tam olarak ulaşmasını sağlar. En sık kullanılan yöntem ses dalgalarıyla yapılan incelemedir. Bu yöntemde iğnenin ucu ekranda anlık olarak izlenir. Hasta sırtüstü yatarken işlem rahatça tamamlanır. Yalnız röntgen çekiminde görülen bulgularda kesitli çekim kullanılır. Bu yöntemde meme plakalar arasında sabitlenir. Bilgisayar, hedefin derinliğini hesaplayarak iğnenin yolunu belirler. Kümelenmiş kireçlenmelerde bu kılavuzluk tercih edilir.
Yalnız manyetik alanla çalışan incelemede görülen bulgularda ise o yöntem kullanılır. Bu işlem daha uzun sürer ve her merkezde yapılmaz. Kılavuz seçimini, bulgunun hangi yöntemde görüldüğü belirler. Bir bulgu birden çok yöntemde görülüyorsa en kolay olanı seçilir. Kolay yöntem hem süreyi hem de rahatsızlığı azaltır. Kılavuzsuz yapılan örnekleme doğru bölgeden gelmeyebilir. Yanlış bölgeden alınan örnek yanıltıcı sonuç doğurur. Bu nedenle elle yapılan örneklemeden kaçınırım. İşlem sonrası kontrol görüntüsüyle hedefin doğruluğunu denetlerim. Uyumsuzluk varsa örneklemeyi yineleyerek sonucu doğrularım. Kılavuzluk sayesinde işlemin güvenilirliği belirgin biçimde yükselir. Hangi kılavuzun seçildiğini hastama işlem öncesinde açıklarım.
Biyopsi Öncesinde ve Sırasında Neler Yaşanır?
Biyopsi öncesinde önce kullandığınız ilaçlar ayrıntılı biçimde sorgulanır. Kan sulandırıcı kullanan hastalarda ilgili hekimle görüşülür. Gerekirse ilaç birkaç gün önceden yeniden düzenlenir. Kanama bozukluğu öyküsü de ayrıca sorulur. İşlem öncesinde aç kalmanız genellikle gerekmez. Yanınızda bir yakınınızın bulunması rahatlatıcı olur. İşlem odasında bölge önce temizlenir. Ardından deri ve alt doku uyuşturulur. Uyuşturucu ilaç verilirken kısa süreli bir yanma hissedilir.
Bu his birkaç saniye içinde geçer. Bölge uyuştuktan sonra ağrı duyulmaz. İşlem sırasında itilme ve baskı hissi kalabilir. Kalın iğne kullanıldığında kısa bir ses duyulur. Bu ses iğnenin çalışma düzeninden kaynaklanır. Sesi önceden bildirdiğimde hastalar çok daha rahat eder. İşlem genellikle kısa bir süre içinde tamamlanır. Örnek alındıktan sonra bölgeye baskı uygulanır. Hasta kısa bir gözlemin ardından evine döner. İşlem sonrasında araç kullanmanız çoğu zaman sakınca oluşturmaz. Yine de yanınızda bir yakınınızın bulunmasını öneririm. İşlem sırasında konuşmak isteyen hastalara sürecin adımlarını anlatarak eşlik ederim.
Biyopsi Sonrası İlk Günlerde Nelere Dikkat Edilir?
Biyopsi sonrası ilk günlerde birkaç basit kurala dikkat edilir. İşlem bölgesine ilk saatlerde soğuk uygulanması şişliği azaltır. Üzerine konulan kapama genellikle ertesi gün çıkarılır. Bölgenin ilk gün ıslatılmaması istenir. Duş almadan önce verilen süreye uymanız gerekir. İlk günlerde ağır kaldırmaktan kaçınmanız beklenir. Spor ve zorlayıcı hareketler kısa bir süre ertelenir. Destekleyici bir sütyen kullanmak rahatlık sağlar. Bölgede morluk oluşması olağan kabul edilir.
Morluk birkaç gün içinde renk değiştirerek kaybolur. Hafif bir ağrı için önerilen ağrı kesici kullanılabilir. Kan sulandırıcı etkisi olan ilaçlardan kaçınmanız gerekir. Bölgede büyüyen bir sertlik fark edilirse başvurmanız beklenir. Durmayan kanama da hemen bildirilmelidir. Ateş ve artan kızarıklık da uyarıcı sayılır. Bu bulgular çok seyrek görülür. Çoğu hasta ertesi gün günlük düzenine döner. Bakım yönergelerini hastalarıma yazılı olarak veririm. Sonucun ne zaman çıkacağını ve kiminle görüşeceklerini de aynı sayfada belirtirim. Belirsizliğin azalması, bekleme süresini çok daha kolay hale getirir. Ara dönemde ortaya çıkan her soruyu telefonla iletmelerini isterim.
Biyopsi Sonucu Ne Zaman ve Nasıl Değerlendirilir?
Biyopsi sonucu, patoloji incelemesi tamamlandığında değerlendirilir. Alınan doku önce özel çözeltilerle işlenir. Ardından çok ince kesitler halinde hazırlanır. Kesitler boyanarak mikroskop altında incelenir. Bu aşamalar birkaç iş günü gerektirir. Kötü huylu bir sonuç çıkarsa ek boyamalar uygulanır. Ek boyamalar rapor süresini bir miktar uzatır. Rapor elime geçtiğinde hastamı görüşmeye çağırırım. Sonucu telefonla bildirmek doğru bir yaklaşım sayılmaz.
Raporu hastamla birlikte satır satır okurum. Terimlerin günlük karşılığını tek tek açıklarım. Sonuç iyi huylu geldiğinde izlem takvimini birlikte belirleriz. Sonuç ile görüntüleme uyuşmuyorsa örneklemeyi yinelerim. Gerektiğinde ikinci bir patoloji görüşü isterim. Kötü huylu sonuçta tedavi planını birlikte kurarız. Plan, birden çok uzmanın katıldığı bir toplantıda değerlendirilir. Hastamın sürece ortak olmasını her zaman önemserim. Görüşmeye bir yakınlarıyla gelmelerini de isterim. Sorularını yazılı olarak getirmelerini ayrıca öneririm. Anlatılan bilginin birlikte dinlenmesi kavramayı kolaylaştırır. Görüşme sonunda anlattıklarımı kendi cümleleriyle tekrarlamalarını da isterim.
Biyopsi Kanseri Yayar mı?
Biyopsi işleminin kanseri yaydığı düşüncesi doğru değildir. Bu inanış hastalarım arasında oldukça yaygın bulunur. Günlük uygulamamda bu soruyla çok sık karşılaşırım. İğne yöntemleri, hücrelerin çevreye yayılmasına yol açmaz. Kullanılan iğneler bu sakıncayı önleyecek biçimde tasarlanır. İğnenin girdiği yol işlem sonunda kapanır. Örnekleme yapılan bölge ameliyat sırasında zaten çıkarılır. Bu nedenle iğne yolunun bırakacağı bir sakınca kalmaz. Asıl sakınca, örneklemeden kaçınmakta ortaya çıkar.
Tanısı gecikmiş bir hastalık daha geniş bir tedavi gerektirir. Erken konulan tanı ise seçenekleri genişletir. Bu nedenle kuşkulu bulgularda örneklemenin ertelenmesini doğru bulmuyorum. Bir başka yaygın inanış, işlemin çok acı verdiği yönündedir. Bölge uyuşturulduğu için işlem sırasında ağrı duyulmaz. Üçüncü yaygın inanış, sonucun her zaman kötü çıkacağı yönündedir. Yapılan örneklemelerin büyük bölümünde sonuç iyi huylu gelir. Bu bilgileri işlem öncesinde hastalarıma açık biçimde anlatırım. Doğru bilgilendirilen hasta işlemi çok daha rahat karşılar. Kaygının azalması, sürecin her adımını kolaylaştırır. Bu nedenle işlem öncesi görüşmeye yeterli zaman ayırırım. Yanlış bilgiyle gelen hastalarımı sabırla dinleyerek yanıtlarım. Doğru bilgi, sürecin en güçlü dayanağını oluşturur.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular