Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Tedavi

Radyoterapi

Radyoterapi meme kanserinde kimlere gerekir, seanslar nasıl geçer ve ciltte neler olur? Tüm süreci sırasıyla anlattım.

Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, yüksek enerjili ışınlarla belirli bir bölgenin tedavi edilmesidir. Bu basamağı, ameliyattan sonra bölgesel denetimi güçlendirmek amacıyla planlıyorum. Uygulama, tedaviyi birlikte yürüttüğüm ışın tedavisi bölümünce gerçekleştirilir. Hastalarım bu aşamayı çoğu zaman en çok merak edilen adım olarak karşıma getirir. Bu sayfada tedavinin kimlere gerektiğini, nasıl planlandığını ve günlük yaşamı nasıl etkilediğini anlatıyorum.

Radyoterapi Nedir ve Nasıl Etki Eder?

Radyoterapi, hedef alınan bölgedeki hücrelerin çoğalma yeteneğini bozarak etki eder. Yüksek enerjili ışınlar, hücre çekirdeğindeki genetik yapıya zarar verir. Zarar gören hücre bölünme sırasında yaşamını sürdüremez. Hastalıklı hücreler bu hasarı onarmakta sağlıklı hücrelerden daha yetersiz kalır. Sağlıklı doku ise seanslar arasında kendini büyük ölçüde onarır. Tedavinin küçük bölümlere ayrılarak verilmesinin nedeni bu farktır. Işınlar vücudun yalnızca belirlenen alanına yöneltilir. Bu yönüyle tedavi bölgesel bir yöntem olarak tanımlanır. Vücudun tamamını kapsayan ilaç tedavisinden bu noktada ayrılır.

Tedavi sırasında hasta herhangi bir şey hissetmez. Işın, cildin içinden geçerek hedef dokuya ulaşır. Görünür bir iz ya da yanma duygusu oluşmaz. Etki, günler ve haftalar içinde birikerek ortaya çıkar. Bu nedenle tek bir seansın etkisi gözle görülmez. Toplam dozun bölünerek verilmesi sağlıklı dokuyu korur. Modern cihazlar ışını hedefe daha dar bir alanda yöneltir. Böylece kalp ve akciğer gibi komşu organlara ulaşan doz azalır. Planlama aşamasında bu ayrıntı titizlikle hesaplanır. Hastalarıma tedavinin çalışma biçimini bu düzen içinde anlatıyorum. Tedavinin görünmez olması çoğu kişide belirsizlik duygusu yaratır. Bu nedenle sürecin her adımını önceden konuşmayı önemsiyorum.

Meme Kanserinde Işın Tedavisi Kimlere Gerekir?

Meme kanserinde ışın tedavisi, cerrahinin türüne ve hastalığın yaygınlığına göre gerekir. Memenin korunduğu ameliyatlarda bu basamak neredeyse her hastada planlanır. Bunun nedeni, memede geriye doku kalmasıdır. Kalan dokuda gözle görülmeyen odaklar bulunabilir. Işın tedavisi bu odakları hedef alır. Tedavinin atlanması, hastalığın aynı memede yeniden ortaya çıkma olasılığını artırır. Bu nedenle memesini korumak isteyen hastalarıma süreci baştan anlatıyorum. Cerrahiyi kabul edip ışın tedavisini kabul etmeyen bir plan kurulamaz. İki basamak birbirini tamamlar.

Koltuk altındaki bezlerde tutulum saptanan hastalarda da tedavi gündeme gelir. Bu durumda ışın alanına komşu bölgeler katılabilir. Tümörün büyük olduğu ve göğüs duvarına yaklaştığı tablolarda tedavi güçlü biçimde önerilir. Çıkarılan dokunun sınırlarında hastalık kalması da nedenlerden biri olarak öne çıkar. Meme derisini tutan iltihabi seyirli hastalıkta uygulama zorunlu kabul edilir. Genç yaşta tanı alan kişilerde de tedavi daha sık planlanır. Buna karşılık her hastaya aynı biçimde uygulanmaz. İleri yaştaki bazı hastalarda hormon baskılayıcı tedavi yeterli görülebilir. Kararı, çıkarılan dokunun incelenmesinden sonra veriyoruz. Gerekçesini hastama ayrıntılı biçimde açıklıyorum. Tedavinin gerekmediği durumu da aynı açıklıkla bildiriyorum. Gereksiz bir basamağın eklenmemesi de hastanın yararına bir karar olarak görülür.

Memenin Tümüyle Alındığı Hastalarda Işın Gerekir mi?

Memenin tümüyle alındığı hastalarda ışın tedavisi her zaman gerekmez. Bu ameliyatta meme dokusunun büyük bölümü çıkarıldığı için geriye az doku kalır. Buna karşılık göğüs duvarında ince bir doku katmanı bulunur. Hastalığın yaygınlığı belirli bir sınırı aştığında bu bölge tedaviye katılır. Tümörün büyük olması ilk ölçüt olarak öne çıkar. Koltuk altında tutulan bez sayısının fazlalığı ikinci ölçüt sayılır. Hastalığın göğüs kasına ya da deriye ulaşması kararı kesinleştirir. Çıkarılan dokunun kenarında hastalık kalması da aynı sonucu doğurur. Memenin tümüyle alınması kararının ardından bu değerlendirme mutlaka yapılır.

Tutulum bulunmayan ve tümörü küçük olan hastalarda ek tedaviden kaçınılabilir. Bu kişilerde cerrahi tek başına yeterli kabul edilir. Karar, patoloji raporundaki tüm satırlar okunduktan sonra verilir. Yaş, genel sağlık durumu ve eşlik eden hastalıklar da hesaba katılır. Tedavinin getireceği katkı ile olası etkileri birlikte tartılır. Bu tartışmayı konsey içinde yürütüyoruz. Hastaya sunulan plan böylece tek bir görüşe dayanmaz. Kararın gerekçesini yazılı olarak da veriyorum. Hastalarımın kendi dosyasını anlamasını önemsiyorum. Anlaşılan bir plana uyum her zaman daha güçlü olur. Karara ikinci bir görüş almak isteyen hastalarımı da destekliyorum. Açıkça konuşulan bir süreç, tedaviye duyulan güveni pekiştirir.

Işın Tedavisi Ne Zaman Başlar?

Işın tedavisi, yara iyileşmesi tamamlandıktan ve genel durum toparlandıktan sonra başlar. Ameliyattan hemen sonra uygulanması doğru bulunmaz. Dokunun kendini onarması için belirli bir süre gerekir. Boşaltma borusunun çekilmiş olması aranan koşullardan biridir. Yara yerinde açılma ya da iltihap bulunmaması gerekir. Kol hareketlerinin yeterli açıklığa ulaşması da önem taşır. Tedavi sırasında kolun belirli bir konumda tutulması istenir. Bu konuma ulaşamayan hastalarda önce egzersiz programı yürütülür. Hazırlık tamamlandığında planlama seansı için gün verilir.

İlaç tedavisi alacak hastalarda sıra değişir. Bu kişilerde önce kür düzeni tamamlanır. Işın tedavisi, kan değerleri toparlandıktan sonra başlatılır. İki tedavinin aynı dönemde verilmesi yan etkileri birbirine ekler. Bu nedenle arka arkaya planlanması tercih edilir. Hormon baskılayıcı tedavi ise ışın tedavisiyle birlikte sürdürülebilir. Hedefe yönelik ilaç kullanan hastalarda da benzer bir düzen kurulur. Sıralamayı tedaviyi birlikte yürüttüğüm bölümlerle beraber belirliyorum. Gecikmelerin gereksiz yere uzamamasına özen gösteriyorum. Takvimi hastama baştan yazılı olarak bildiriyorum. Yol ve konaklama düzeni gereken hastalar için bu bilgi ayrıca değer taşır. Planın önceden bilinmesi, ailenin de hazırlık yapmasını kolaylaştırır.

Planlama Seansında Neler Yapılır?

Planlama seansında tedavi alanı ölçülerek belirlenir ve cilde ince işaretler konur. Bu seans, tedavinin en önemli hazırlık adımını oluşturur. Hasta, tedavide duracağı konumda yatırılır. Kol, başın üzerine doğru özel bir destekle sabitlenir. Bu konumun her seansta aynı biçimde yinelenmesi gerekir. Ardından bölgenin ayrıntılı tomografi görüntüsü alınır. Görüntü üzerinde hedef alan ve korunacak organlar tek tek çizilir. Kalp, akciğer ve karşı meme bu çizimde ayrıca işaretlenir. Bilgisayar ortamında ışın açıları ve doz dağılımı hesaplanır.

Hesaplama sonucunda her hastaya özel bir plan ortaya çıkar. Plan onaylandıktan sonra ilk seans için gün verilir. Cilde konan işaretler, konumun her gün aynı olmasını sağlar. İşaretler kimi merkezde kalıcı biçimde yapılır. Kimi uygulamada ise silinmeyen kalem ve koruyucu bant tercih edilir. Hastalarımdan bu işaretleri korumalarını istiyorum. Silinmesi durumunda yeniden çizim gerekir. Planlama seansı çoğu hastada tek oturumda tamamlanır. Bu aşamada ışın verilmez. Sürecin bu adımını önceden anlatmak kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Planlama seansına rahat giysilerle gelinmesini öneriyorum. Kolun kaldırılmasını kolaylaştıran giysiler işlemi hızlandırır.

Nefes Tutma Tekniği Neden Kullanılır?

Nefes tutma tekniği, kalbin ışın alanından uzaklaştırılması amacıyla kullanılır. Sol memeye yönelik tedavilerde kalp, ışın alanına yakın komşulukta bulunur. Derin nefes alındığında akciğerler genişler ve göğüs duvarı öne doğru yükselir. Bu hareket, kalbi göğüs duvarından uzaklaştırır. Işın bu sırada verildiğinde kalbe ulaşan doz azalır. Teknik, hastanın seans boyunca kısa aralıklarla nefes tutmasına dayanır. Nefes tutma süresi çoğu kişide kolayca sağlanır. Uygulama öncesinde birkaç kez prova yapılır. Prova, hastanın tekniğe alışmasını kolaylaştırır.

Cihaz, nefesin doğru aşamasında ışını kendiliğinden verir. Konum bozulduğunda uygulama otomatik olarak durur. Bu güvenlik düzeni hatayı önler. Nefes darlığı bulunan hastalarda teknik uygulanamayabilir. Bu kişilerde başka koruyucu yöntemler devreye girer. Yüzüstü konumda tedavi seçeneklerden biri olarak değerlendirilir. Işın açılarının değiştirilmesi de kalbi korumaya yardımcı olur. Hangi yöntemin kullanılacağına planlama aşamasında karar verilir. Hastalarıma bu ayrıntıyı önceden anlatıyorum. Kalp ve akciğerin korunması, tedavinin ayrılmaz bir parçası olarak görülür.

Seanslar Nasıl Uygulanır ve Ne Kadar Sürer?

Seanslar, haftanın belirli günlerinde art arda uygulanır. Hafta sonları genellikle ara verilir. Bu ara, sağlıklı dokunun onarılmasına olanak tanır. Her seansta hasta, planlama sırasındaki konuma yerleştirilir. Cihaz, işaretler yardımıyla doğru hizaya getirilir. Işının verilmesi yalnızca birkaç dakika sürer. Hazırlık ve konumlandırma ile birlikte toplam süre biraz uzar. Hasta bu sırada yalnız kalır ve kamera aracılığıyla izlenir. Sesli iletişim her an açık tutulur.

Tedavinin toplam süresi seçilen düzene göre değişir. Klasik uygulamada tedavi birkaç haftaya yayılır. Daha kısa süreli düzenlerde seans sayısı azaltılır ve günlük doz artırılır. Bu düzenler uygun hastalarda tercih edilir. Kısa süreli uygulamanın günlük yaşamı daha az aksattığını gözlüyorum. Bazı hastalarda memenin yalnızca bir bölümü tedaviye alınır. Ameliyat sırasında tek seansta uygulanan yöntemler de bulunur. Hangi düzenin uygun olduğuna hastalığın özellikleri karar verdirir. Seçim, ışın tedavisi bölümüyle birlikte yapılır. Hastalarıma takvimi baştan bildirmeyi önemsiyorum. Seans saatlerinin gün içinde sabit tutulması alışkanlık kurmayı kolaylaştırır. Düzenin oturması, tedavinin geri kalanını belirgin biçimde rahatlatır.

Tümör Yatağına Ek Doz Neden Verilir?

Tümör yatağına ek doz, hastalığın çıktığı bölgeyi güçlendirmek amacıyla verilir. Memede yeniden ortaya çıkışların çoğu, tümörün bulunduğu bölgeye yakın gelişir. Bu bölgenin daha yüksek dozla tedavi edilmesi koruyucu etki sağlar. Ek doz genellikle ana tedavinin sonunda uygulanır. Bazı düzenlerde ise ana tedaviyle birlikte verilir. Uygulama alanı dar tutulur. Bölgenin doğru belirlenmesi için ameliyat sırasında işaret bırakılır. İşaret, ince metal kıskaçlarla yapılır. Bu kıskaçlar planlama görüntüsünde açıkça görülür.

Ek dozun her hastada uygulanması gerekmez. Genç hastalarda ve hastalığın sınıra yakın çıktığı durumlarda daha sık tercih edilir. İleri yaşta ve küçük tümörü bulunan kişilerde atlanabilir. Karar, patoloji raporu ve yaş birlikte değerlendirilerek verilir. Ek doz, ciltteki değişikliklerin belirginleşmesine yol açabilir. Bu bölgede renk koyulaşması daha uzun süre kalabilir. Meme dokusunda sertleşme de daha belirgin hissedilir. Bu etkiler zamanla azalır. Hastalarıma beklenen değişiklikleri önceden anlatıyorum. Bilinen bir değişiklik çok daha kolay karşılanır.

Hangi Yan Etkiler Görülür?

Yan etkiler çoğunlukla ciltte ve genel enerji düzeyinde görülür. İlk haftalarda belirgin bir şikâyet ortaya çıkmaz. Tedavi ilerledikçe ciltte kızarıklık başlar. Bölgede hafif kaşıntı ve gerginlik hissedilir. İlerleyen dönemde renk koyulaşır. Bazı hastalarda ciltte kuru soyulma görülür. Koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde nemli soyulma gelişebilir. Yorgunluk, en sık bildirilen genel şikâyet olarak öne çıkar. Bu yorgunluk günlük dinlenmeyle kısmen hafifler.

Meme dokusunda dolgunluk ve hassasiyet hissedilir. Zaman zaman batma biçiminde kısa ağrılar olur. Koltuk altında tüylerde seyrelme görülebilir. Akciğerin ışın alan bölümünde nadiren tepki gelişir. Bu durum kuru öksürük biçiminde kendini gösterir. Yutma güçlüğü, boyun bölgesi tedaviye katıldığında ortaya çıkabilir. Uzun dönemde meme dokusunda sertlik ve hacim azalması kalabilir. Kaburgalarda hassasiyet bildiren hastalarım da olur. Bu etkilerin çoğu zaman içinde geriler. Beklenmedik bir şikâyette gecikmeden başvurulmalıdır.

Ciltte Ortaya Çıkan Değişiklikler Nasıl Geçer?

Ciltte ortaya çıkan değişiklikler, tedavi bittikten sonraki haftalar içinde geçer. Kızarıklık genellikle ilk gerileyen bulgu olur. Kuruluk ve soyulma birkaç hafta içinde düzelir. Renk koyulaşması daha uzun sürer. Bu koyuluk aylar içinde açılır. Nemli soyulma görülen bölgelerde iyileşme biraz gecikir. Bu alanlarda özel örtüler kullanılır. Sürtünmenin önlenmesi iyileşmeyi hızlandırır. Bölgenin havalandırılması da rahatlık sağlar.

İyileşme sürecinde cildin nemli tutulması önerilir. Kokusuz ve katkısız nemlendiriciler tercih edilir. Ürünün seans öncesinde sürülmemesi gerekir. Uygulama, seans sonrasında yapılır. Cildin ovulması ve keselenmesi kesinlikle önerilmez. Sıcak su yerine ılık su kullanılır. Tedavi bölgesinin güneşten uzun süre korunması gerekir. Koruma, tedavi bittikten sonra da sürdürülür. Hastalarıma bu kuralları yazılı olarak veriyorum. Yazılı bilgi, evdeki uygulamayı belirgin biçimde kolaylaştırır.

Işın Tedavisi Sırasında Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?

Işın tedavisi sırasında cilt bakımı, bölgenin nazikçe temizlenmesiyle yapılır. Duş sırasında ılık su kullanılır. Bölgeye doğrudan güçlü su akıtılmaz. Kokulu sabun ve duş jelinden uzak durulur. Temizlik sonrasında cilt ovulmadan, bastırılarak kurulanır. Lif, kese ve sert havlu kullanılmaz. Tüy alma işlemleri tedavi süresince ertelenir. Bölgeye alkol içeren ürün sürülmez. Deodorant kullanımı koltuk altı tedaviye katıldığında sınırlandırılır.

Düzenli cilt bakımı, şikâyetlerin hafif seyretmesine katkı sağlar. Nemlendirici, hekimin önerdiği biçimde ve günde birkaç kez uygulanır. Giysilerin pamuklu ve bol seçilmesi sürtünmeyi azaltır. Telsiz ve dikişsiz iç giyim rahatlık sağlar. Bazı hastalarda sütyen kullanmamak daha iyi gelir. Sıcak su torbası ve buz uygulamasından kaçınılır. Bölgeye yapışkan bant yapıştırılmaz. Kaşıntı arttığında tırnakla kaşımak yerine hekime bildirilmelidir. Erken bildirilen değişiklikler basit önlemlerle denetlenir. Bu düzenin tedavi boyunca sürdürülmesi gerekir.

Meme Onarımı Yapılan Hastalarda Işın Nasıl Planlanır?

Meme onarımı yapılan hastalarda ışın tedavisi, onarımın türüne göre planlanır. Onarımın zamanlaması bu noktada belirleyici olur. Işın tedavisi gerekeceği baştan öngörülen hastalarda onarım ertelenebilir. Bu kişilerde önce geçici bir doku genişletici yerleştirilir. Kalıcı onarım, tedavi tamamlandıktan sonra yapılır. Bazı hastalarda ise onarım ameliyatla aynı seansta tamamlanır. Işın tedavisi, yerleştirilen dokunun yapısını değiştirebilir. Sertleşme ve büzülme bu değişikliklerin başında gelir. Kendi dokusuyla onarım yapılan hastalarda sonuçlar daha az etkilenir.

Planlama sırasında onarılan bölgenin tamamı hesaba katılır. Doz dağılımı, doku yapısına göre yeniden düzenlenir. Meme başı korunarak yapılan ameliyatlarda alan daha dikkatli çizilir. Cerrahi ile ışın tedavisi arasındaki uyumu onkoplastik meme cerrahisi sayfasında ayrıca anlattım. Onarım kararını hastamla birlikte, tedavi planının tamamını görerek veriyorum. Aceleyle alınan kararlar sonradan ek girişim gerektirebilir. Bu nedenle sıralamayı baştan kuruyorum. Hastalarıma seçeneklerin tamamını anlatıyorum. Beklentinin gerçekçi olması sonuçtan duyulan hoşnutluğu artırır. Karar, tedavinin güvenliğinden ödün vermeden verilir.

Tedavi Sonrasında İzlem Nasıl Sürdürülür?

Tedavi sonrasında izlem, düzenli muayene ve görüntüleme incelemeleriyle sürdürülür. İlk kontrol, seanslar bittikten birkaç hafta sonra yapılır. Bu görüşmede ciltteki iyileşme değerlendirilir. Kolun hareket açıklığı ayrıca ölçülür. Meme dokusundaki sertlik ve hassasiyet elle denetlenir. Görüntüleme, belirlenen takvime göre yenilenir. İlk görüntülemede dokuda tedaviye bağlı değişiklikler görülür. Bu değişikliklerin bilinmesi, sonraki incelemelerin doğru yorumlanmasını sağlar. Bu nedenle tedavi geçmişinin raporda belirtilmesi gerekir.

İzlem sırasında yorgunluğun ne zaman geçtiği de sorgulanır. Enerji düzeyi çoğu hastada birkaç ay içinde toparlanır. Düzenli yürüyüş bu toparlanmayı hızlandırır. Kol egzersizlerinin sürdürülmesi omuz tutukluğunu önler. Tedavi basamaklarının tamamını meme kanseri cerrahisi ve tedavisi sayfasında bir arada topladım. İzlem planını hastanın tedavi geçmişine göre kuruyorum. Yeni bir şikâyet çıktığında beklemeden başvurulmasını istiyorum. Erken değerlendirilen şikâyetler daha basit yöntemlerle çözülür. Takibin düzenli sürdürülmesi güven duygusunu güçlendirir. Bu güven, günlük yaşama dönüşü belirgin biçimde kolaylaştırır. Tedavi basamaklarının tamamlanması hastalar için önemli bir dönüm noktası olur. Bu noktadan sonra izlem, yaşamın olağan bir parçası haline gelir.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Işın tedavisi sırasında vücudum çevreye ışın yayar mı?
Dışarıdan uygulanan ışın tedavisinde vücudunuz ışın yaymaz. Işın yalnızca cihaz çalıştığı sürece verilir ve seans bittiğinde etkisi sona erer. Bu nedenle çocuklarınıza sarılmanızda ya da yakınlarınızla aynı ortamda bulunmanızda sakınca bulunmaz. Kaygılanan hastalarıma bu ayrıntıyı tedavi başlamadan önce anlatıyorum. Vücut içine yerleştirilen kaynakla yapılan uygulamalarda ise ayrı kurallar bildirilir.
Seans sırasında ağrı hisseder miyim?
Seans sırasında herhangi bir ağrı duyulmaz. Işın görünmez ve cilde değen bir şey bulunmaz. Yalnızca cihazın çalışma sesi duyulur. Rahatsızlık veren tek durum, kolun uzun süre aynı konumda tutulmasıdır. Omuz hareketleri kısıtlı olan hastalarda önce egzersiz programı yürütülür.
Işın tedavisi kaç hafta sürer?
Toplam süre, seçilen tedavi düzenine göre değişir. Klasik uygulamada tedavi birkaç haftaya yayılır. Kısa süreli düzenlerde seans sayısı azalır ve süre belirgin biçimde kısalır. Tümör yatağına ek doz verilen hastalarda tedavi birkaç seans daha uzar. Size uygun takvimi planlama seansından sonra yazılı olarak bildiriyoruz.
Seanslardan birini kaçırırsam ne olur?
Kaçırılan seans, tedavi takviminin sonuna eklenir. Toplam dozun eksiksiz verilmesi önem taşır. Bu nedenle atlanan seanslar telafi edilmeden tedavi tamamlanmış sayılmaz. Sık aksatmalar tedavi süresini uzatır ve düzeni bozar. Gelemeyeceğiniz bir gün olduğunda önceden haber vermeniz gerekir.
Cildimdeki işaretler silinirse ne yapmalıyım?
İşaretler silindiğinde kendiniz yeniden çizmeye çalışmamalısınız. Yanlış konumda yapılan bir çizim tedavi alanını kaydırır. Bu durumda merkeze haber vermeniz ve yeniden işaretleme yapılmasını istemeniz gerekir. Duş sırasında bölgeyi ovmamak işaretlerin korunmasına yardımcı olur. Kalıcı işaret yapılan hastalarda böyle bir sorun yaşanmaz.
Işın tedavisi sırasında çalışmaya devam edebilir miyim?
Birçok hasta tedavi süresince çalışmayı sürdürebilir. Seanslar kısa sürdüğü için gün içinde önemli bir aksama yaşanmaz. İlerleyen haftalarda yorgunluk belirginleştiğinde iş yükünün azaltılması rahatlatır. Ağır beden gücü gerektiren işlerde kısa süreli izin gerekebilir. Çalışma düzenini kendinizi nasıl hissettiğinize göre ayarlamanızı öneriyorum.
Tedavi sırasında sütyen kullanabilir miyim?
Sütyen kullanımı yasaklanmaz, ancak seçimin dikkatli yapılması gerekir. Telli ve dar modeller cilde baskı uygulayarak tahrişi artırır. Pamuklu, dikişsiz ve bol modeller daha rahat gelir. Ciltte soyulma başladığında bir süre sütyensiz kalmak iyileşmeyi hızlandırır. Bu seçimi cildinizin durumuna göre birlikte değerlendiriyoruz.
Işın alan bölgeye krem sürebilir miyim?
Önerilen nemlendiricileri kullanabilirsiniz. Ürünün kokusuz ve katkısız olması gerekir. Seanstan hemen önce sürülmemesi önemlidir, çünkü cilt üzerindeki tabaka tedaviyi etkileyebilir. Uygulamayı seans sonrasında ve gün içinde birkaç kez yapmanız önerilir. Kendi başınıza başladığınız merhem ve bitkisel karışımlardan uzak durmanız gerekir.
Işın tedavisi kalbi ve akciğeri etkiler mi?
Planlama sırasında kalp ve akciğer özel olarak korunur. Bu organlar tomografi görüntüsü üzerinde tek tek çizilir ve alacakları doz sınırlandırılır. Sol memeye yönelik tedavilerde nefes tutma tekniği kalbi uzaklaştırmak için kullanılır. Akciğerin küçük bir bölümünde geçici tepki gelişebilir ve bu durum kuru öksürükle kendini gösterir. Şikâyetin sürmesi durumunda değerlendirme yapılır.
Tedavi sonrasında denize ve güneşe çıkabilir miyim?
Cilt iyileştikten sonra denize girebilirsiniz. Tedavi bölgesinin doğrudan güneş altında kalmaması gerekir. Koruma amacıyla kapalı giysi ve koruyucu ürün kullanılması önerilir. Işın alan cilt güneşe karşı uzun süre daha duyarlı kalır. Bu koruma alışkanlığının yıllar boyunca sürdürülmesi gerekir.
Memede kalan sertlik zamanla geçer mi?
Tedaviden sonra meme dokusunda bir miktar sertlik hissedilir. Bu durum, dokunun ışına verdiği onarım tepkisinden kaynaklanır. Sertlik aylar içinde belirgin biçimde yumuşar. Bir bölümü ise kalıcı olarak kalabilir. Düzenli nemlendirme ve hafif masaj dokunun yumuşamasına katkı sağlar.
Işın tedavisi sırasında tıraş olabilir miyim?
Tedavi alanında tüy alma işlemleri ertelenir. Jilet ve ağda cildi zedeleyerek tahrişi artırır. Koltuk altı tedaviye katıldığında bu kural özellikle geçerlidir. Zorunlu durumlarda elektrikli makine daha güvenli bulunur. Bölgeye alkol içeren ürün sürülmemesi gerekir.
Koltuk altına da ışın uygulanır mı?
Koltuk altının tedaviye katılması her hastada gerekmez. Bezlerde tutulum saptanan ve cerrahinin sınırlı tutulduğu kişilerde bu bölge tedaviye eklenir. Köprücük kemiği üstündeki alan da bazı hastalarda plana katılır. Alanın genişlemesi kolda şişme olasılığını artırır. Bu nedenle karar, kazanç ve olası etkiler tartılarak verilir.
Işın tedavisi kolda şişmeye yol açar mı?
Koltuk altı tedaviye katıldığında kolda şişme olasılığı artar. Lenf yollarının hem cerrahi hem de ışın nedeniyle etkilenmesi bu duruma zemin hazırlar. Koruyucu kuralların baştan uygulanması tabloyu hafifletir. Kol çevresinin belirli aralıklarla ölçülmesi erken fark etmeyi sağlar. Fark belirginleştiğinde rehabilitasyon programı başlatılır.
Tedavi sırasında beslenmemi değiştirmem gerekir mi?
Özel bir beslenme düzenine geçmeniz gerekmez. Dengeli ve yeterli beslenme, dokunun onarımını destekler. Protein içeriği yeterli öğünler iyileşmeye katkı sağlar. Sıvı alımının gün içine yayılması yorgunluğu azaltır. Kendi başınıza başladığınız takviyelerden uzak durmanızı istiyorum.
Işın tedavisinden sonra meme onarımı yaptırabilir miyim?
Işın tedavisinden sonra onarım yapılabilir. Bu hastalarda kendi dokusu kullanılarak yapılan yöntemler öne çıkar. Işın almış cilt daha az esnek olduğu için protezle yapılan onarımda güçlük yaşanabilir. Zamanlama, dokunun toparlanması beklendikten sonra belirlenir. Seçenekleri plastik cerrahi bölümüyle birlikte değerlendiriyoruz.