Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Adrenal Bez Hastalıkları ve Cerrahisi

Adrenal Bez ve Hastalıkları

Adrenal bez ve hastalıkları başlığı altında hormon düzeni, rastlantısal kitleler ve cerrahi kararın ölçütlerini derli toplu biçimde tanıttım.

Adrenal bez, her iki böbreğin üst kutbuna oturan ve yaşamsal hormonlar üreten küçük bir organdır. Bu bezin salgıladığı hormonlar kan basıncından tuz dengesine, şeker düzeninden stres yanıtına kadar geniş bir alanı düzenler. Genel cerrahi ve cerrahi onkoloji uygulamamda bu bezle ilgili hastalıkları düzenli aralıklarla değerlendiriyorum. Bu sayfada bezin görevlerini, sık karşılaşılan hastalık başlıklarını ve cerrahi tedavinin hangi koşullarda gündeme geldiğini kısaca tanıtıyorum. Her başlığın ayrıntısını kendi sayfasında ayrıca anlatıyorum.

Adrenal Bezler Nerede Bulunur?

Adrenal bezler, karın boşluğunun arka duvarında her iki böbreğin üst kutbuna yaslanmış olarak bulunur. Sağ taraftaki bez üçgen bir görünüm taşır, sol taraftaki bez ise yarım ay biçiminde uzanır. Her iki bez de birkaç gram ağırlığında kalır ve çıplak gözle küçük bir yapı olarak görünür. Bezlerin çevresi yağ dokusuyla sarılır ve bu yağ tabakası onları dış etkilerden korur. Konumları böbreklere çok yakın olsa da görevleri böbreklerden tümüyle ayrılır. Bu yakın komşuluk nedeniyle organ günlük dilde böbreküstü bezi adıyla anılır. Böbrek idrar üretimini üstlenir, adrenal bez ise hormon üretimini yürütür. Bezin dış kabuğu korteks adıyla anılır, iç çekirdeği ise medulla olarak adlandırılır.

Bu iki tabaka birbirinden farklı hücre yapısı taşır ve farklı hormonlar üretir. Karın tomografisi ve manyetik rezonans incelemesi bezin sınırlarını ayrıntılı biçimde gösterir. Damarlanması zengin olduğu için cerrahi sırasında özenli bir çalışma gerektirir. Bezin arkasında solunum kası, önünde ise karaciğer ve pankreas gibi komşu organlar yer alır. Hastalarıma bezin yerini anlatırken elle gösterilebilecek bir bölge olmadığını vurguluyorum. Bu nedenle adrenal hastalıklar muayenede elle değil, kan tahlili ve görüntülemeyle saptanır. Bezin temel yapısını ve günlük görevlerini böbreküstü bezinin yapısı ve görevleri başlığında ayrıntılı biçimde anlatıyorum.

Adrenal Bez Hangi Hormonları Üretir?

Adrenal bez, iki ayrı tabakasında birbirinden bağımsız hormon grupları üretir. Dış kabuk tabakası tuz dengesini düzenleyen hormonu, şeker ve stres yanıtını yöneten hormonu ve cinsiyet hormonlarının yapı taşlarını salgılar. İç çekirdek tabakası ise ani tehlike anında devreye giren uyarıcı hormonları üretir. Tuz dengesini düzenleyen hormon böbrekten sodyum tutulmasını sağlar ve potasyum atılımını artırır. Stres yanıtını yöneten hormon kan şekerini yükseltir, iltihabi tepkileri baskılar ve uyanıklık düzeyini korur. Uyarıcı hormonlar kalp atım hızını artırır, damarları kasar ve kan basıncını yükseltir.

Bu hormonların salgısı beynin tabanındaki bir bez tarafından geri bildirim düzeniyle denetlenir. Düzen bozulduğunda hormon ya gereğinden çok ya da gereğinden az üretilir. Fazla üretim çoğu zaman bezdeki iyi huylu bir düğümden kaynaklanır. Az üretim ise bezin harap olmasıyla ya da baskılayıcı ilaç kullanımıyla ortaya çıkar. Hormon düzeyleri kan ve idrar örneklerinde ölçülür. Ölçüm sonuçları hastanın kullandığı ilaçlar ve örneğin alındığı saat göz önünde tutularak yorumlanır. Bu nedenle tahlil öncesinde hazırlık kurallarını hastalarıma ayrıntılı biçimde açıklıyorum.

Adrenal Bez Hastalıkları Nasıl Gruplanır?

Adrenal bez hastalıkları, hormon üretimine göre ve kitlenin huyuna göre iki ayrı eksende gruplanır. Birinci eksende hastalıklar hormon salgılayan ve hormon salgılamayan olarak ayrılır. İkinci eksende ise iyi huylu ve kötü huylu ayrımı yapılır. Hormon salgılayan kitleler çoğunlukla küçük kalır, buna karşın belirgin yakınmalara yol açar. Hormon salgılamayan kitleler ise uzun süre sessiz kalır ve çoğu kez rastlantıyla bulunur. Bu iki eksenin birleşimi tedavi kararını doğrudan belirler.

Bezin az çalıştığı durumlar da ayrı bir başlık olarak değerlendirilir. Az çalışma tablosunda halsizlik, tuz isteği ve tansiyon düşüklüğü ön plana geçer. Bezin fazla çalıştığı tablolarda ise tansiyon yüksekliği ve metabolik değişiklikler öne çıkar. Kitlenin tek bezde ya da iki bezde birden bulunması da sınıflamayı değiştirir. İki taraflı büyüme kalıtsal bir eğilimi düşündürür ve aile öyküsünü sorgulamayı gerektirir. Başka organdan yayılan tümörler de bu bezde kitle olarak belirir. Sınıflamayı hastalarıma anlatırken önce hormon sorusunu, sonra huy sorusunu ele alıyorum.

Hormon Fazlalığıyla Giden Tablolar Nasıl Seyreder?

Hormon fazlalığıyla giden tablolar, üretimi artan hormonun türüne göre birbirinden çok farklı seyreder. Ortak nokta, yakınmaların çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılmasıdır. Tansiyon yüksekliği bu tabloların hemen hepsinde karşımıza çıkar. Bu nedenle genç yaşta başlayan ve ilaçla denetlenemeyen tansiyon yüksekliğinde bezi araştırıyorum. Kilo değişiklikleri, kas gücünde azalma ve ruh durumunda dalgalanma sık eşlik eden bulgular arasında sayılır. Yakınmalar yavaş yerleştiği için kişi durumu uzun süre olağan kabul eder.

Tanı, önce hormon düzeyinin ölçülmesiyle sonra kaynağın görüntülenmesiyle konulur. Ölçüm tek başına yeterli olmazsa baskılama ya da uyarı testleriyle doğrulama yapılır. Görüntülemede kitlenin yoğunluğu ve boyutu değerlendirilir. Hormon salgılayan kitlelerde cerrahi tedavi çoğu zaman kalıcı çözüm sunar. Ameliyat öncesinde hormon etkisinin ilaçla dengelenmesi gerekir. Bu hazırlık yapılmadan girişime başlanmaz. Hastalarıma hazırlık döneminin de tedavinin bir parçası olduğunu anlatıyorum.

Kortizol Fazlalığı Hangi Bulgularla Belirir?

Kortizol fazlalığı, vücudun görünümünde ve iç dengesinde yavaş yerleşen değişikliklerle belirir. Yüzde yuvarlaklaşma, gövdede yağlanma ve kollarda incelme birlikte görülür. Ciltte incelme, kolay morarma ve geç iyileşen yaralar tabloya eşlik eder. Kan şekeri yükselir, tansiyon artar ve kemik yoğunluğu azalır. Kas gücü özellikle uyluk bölgesinde belirgin biçimde düşer. Uyku düzeni bozulur ve ruh durumunda dalgalanma görülür.

Kadınlarda adet düzeninde bozulma ve tüylenmede artış ortaya çıkar. Bulgular tek tek bakıldığında sık rastlanan durumlara benzer. Bu nedenle tanı çoğu zaman gecikir. Ayrıntılı bir öykü ve hedefe yönelik hormon testi tabloyu netleştirir. Kortizol salgısının gün içindeki dalgalanması ölçüm saatini önemli kılar. Kaynağın bezde mi yoksa beyin tabanındaki düzenleyici bezde mi olduğu ayrıca araştırılır. Kaynak doğru belirlenmeden cerrahi karar verilmez.

Aldosteron Fazlalığı Tansiyonu Nasıl Etkiler?

Aldosteron fazlalığı, böbrekten tuz tutulmasını artırarak tansiyonu yükseltir. Tutulan tuz beraberinde su çeker ve dolaşımdaki sıvı hacmi genişler. Hacim arttıkça damar duvarına binen basınç yükselir. Aynı düzen içinde potasyum idrarla fazlaca atılır. Potasyum düşüklüğü kas güçsüzlüğü, kramp ve çarpıntı olarak hissedilir. Bazı kişilerde potasyum düzeyi olağan sınırda kalır ve tek bulgu tansiyon yüksekliği olur.

Üç ya da daha çok ilaçla denetlenemeyen tansiyonda bu tabloyu mutlaka araştırıyorum. Tanı için kanda aldosteron ve renin düzeyleri birlikte ölçülür. Ölçüm öncesinde bazı tansiyon ilaçlarının değiştirilmesi gerekir. Sonuç kuşkulu kalırsa tuz yükleme benzeri doğrulama testleri uygulanır. Tek bezde düğüm saptanan kişilerde cerrahi tedavi tansiyon denetimini belirgin biçimde kolaylaştırır. İki bezde yaygın büyüme varsa aldosteron etkisini engelleyen ilaç grubu tercih edilir. Hangi yolun seçileceğini damar yoluyla örnek alma yöntemi netleştirir.

Adrenalin Salgılayan Tümörler Nasıl Fark Edilir?

Adrenalin salgılayan tümörler, ataklar biçiminde gelen tansiyon yükselmesiyle fark edilir. Atak sırasında çarpıntı, baş ağrısı ve aşırı terleme birlikte görülür. Kişi ani bir korku duygusu ve titreme tanımlar. Atak birkaç dakikadan başlayıp yarım saati aşabilir. Ataklar arasında tansiyon olağan düzeye dönebilir. Bu dalgalı seyir tanıyı güçleştirir.

Ağır kaldırma, karın bölgesine bası ve bazı ilaçlar atağı tetikler. Tanı kanda ve idrarda hormon yıkım ürünlerinin ölçülmesiyle konulur. Ölçüm öncesinde beslenme ve ilaç kısıtlamalarına uyulması gerekir. Görüntüleme kitlenin yerini ve boyutunu gösterir. Bu tümörlerin bir bölümü kalıtsal eğilimle birlikte görülür ve genetik danışma önerilir. Ameliyat öncesinde damar alıcılarını bloke eden ilaç grubuyla hazırlık zorunlu kalır. Bu başlığın ayrıntısını adrenalin salgılayan tümör sayfasında ele alıyorum.

Rastlantısal Saptanan Kitleler Ne Anlama Gelir?

Rastlantısal saptanan kitleler, başka bir yakınma için çekilen görüntülemede beklenmedik biçimde ortaya çıkar. Karın ağrısı, böbrek taşı ya da akciğer incelemesi sırasında bu kitlelerle sık karşılaşıyorum. Görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşması bu tablonun daha çok bulunmasına yol açar. Kitlelerin büyük bölümü iyi huylu kalır ve hormon salgılamaz. Yine de her kitle iki soruyla değerlendirilir. Birinci soru hormon üretip üretmediğidir.

İkinci soru ise kötü huylu olma olasılığıdır. Hormon sorusu kan ve idrar testleriyle yanıtlanır. Huy sorusu ise görüntülemedeki yoğunluk, sınır düzeni ve boyut ölçümüyle değerlendirilir. Yağdan zengin, keskin sınırlı ve küçük kitleler çoğunlukla izleme alınır. Yoğunluğu yüksek, sınırları düzensiz ve büyük kitlelerde cerrahi tedavi gündeme gelir. Kitlenin izlemde büyümesi de karar değişikliğini gerektirir. Hastalarıma rastlantısal kitlenin çoğu zaman tedirgin edici olmadığını anlatıyorum.

Adrenal Bezde Kötü Huylu Tümör Görülür mü?

Adrenal bezde kötü huylu tümör görülür, ancak bu tablo seyrek karşımıza çıkar. Bezin kendi dokusundan kaynaklanan kötü huylu tümörler hızlı büyüme eğilimi taşır. Bu tümörlerin bir bölümü hormon salgılar ve kortizol fazlalığı bulgularıyla belirir. Bir bölümü ise hormon salgılamaz ve yalnızca kitle etkisiyle karın ağrısı yapar. Boyutun büyük olması kötü huy olasılığını artırır. Görüntülemede düzensiz sınır, iç yapıda dağınık görünüm ve komşu dokuya ilerleme dikkat çeker.

Bezde saptanan kitlelerin bir bölümü ise başka organ tümörünün yayılımından kaynaklanır. Akciğer, böbrek, meme ve sindirim sistemi tümörleri bu bezde yerleşebilir. Kanser öyküsü olan kişilerde yeni saptanan kitle bu açıdan değerlendirilir. Ayrım için görüntüleme özellikleri ve gerektiğinde metabolik inceleme kullanılır. Doku örneği alınması ancak belirli koşullarda gündeme gelir. Hormon salgılayan bir tümörden örnek alınması sakıncalı kalır. Tedavi kararını cerrahi onkoloji bakış açısıyla birlikte değerlendiriyorum.

Hangi Hastalarda Cerrahi Tedavi Gündeme Gelir?

Hastalarda cerrahi tedavi, hormon salgılayan bir tümör saptandığında ilk seçenek olarak gündeme gelir. Hormon salgılamayan kitlelerde ise boyut ve görüntüleme özellikleri kararı yönlendirir. Belirli bir ölçünün üzerindeki kitleler cerrahi olarak çıkarılır. İzlem sırasında belirgin biçimde büyüyen kitleler de aynı biçimde değerlendirilir. Görüntülemede kötü huy kuşkusu uyandıran bulgular varsa bekleme tercih edilmez. Kanser öyküsü olan kişilerde yayılım kuşkusu da cerrahi kararı hızlandırır.

Cerrahi kararı verirken hastanın yaşını, eşlik eden hastalıklarını ve genel durumunu birlikte değerlendiriyorum. Ameliyat öncesinde hormon dengesinin sağlanması her tabloda ayrı biçimde planlanır. Tansiyon ve potasyum düzeyi girişim öncesinde düzeltilir. Günümüzde bu ameliyatların büyük bölümü kapalı yöntemle tamamlanır. Açık yöntem yalnızca büyük ve komşu dokuya ilerlemiş tümörlerde gerekir. Yöntem seçimini tümörün boyutu, yeri ve huyu belirler. Ayrıntıları kapalı yöntemle yapılan adrenal bez ameliyatı sayfasında açıklıyorum.

Adrenal Bez Hastalıklarında İzlem Nasıl Yürütülür?

Adrenal bez hastalıklarında izlem, hormon testlerinin ve görüntülemenin belirli aralıklarla yinelenmesiyle yürütülür. Ameliyat edilmeyen kitlelerde ilk yıl daha sık aralıklarla değerlendirme yapılır. Kitlenin boyutu değişmiyorsa ve hormon testleri olağan kalıyorsa aralıklar açılır. İzlem süresince yeni ortaya çıkan yakınmalar ayrıca sorgulanır. Tansiyon ölçümü ve kan tahlili izlemin temel parçası olarak sürdürülür. İzlem planını her hasta için ayrı düzenliyorum.

Ameliyat edilen kişilerde izlem farklı bir çerçevede ilerler. Hormon salgılayan tümör çıkarıldıktan sonra karşı bezin toparlanması zaman alır. Bu dönemde destek tedavisi verilir ve doz kademeli biçimde azaltılır. Tansiyon ilaçları da yeni duruma göre yeniden düzenlenir. İki bezi birden alınan kişilerde ömür boyu hormon desteği gerekir. Kötü huylu tümör nedeniyle ameliyat edilenlerde izlem daha yakın aralıklarla sürdürülür. Hastalarıma izlemin tedavinin doğal devamı olduğunu hatırlatıyorum.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Böbreküstü bezi olmadan yaşanabilir mi?
Böbreküstü bezi olmadan yaşamak, dışarıdan verilen hormon desteğiyle sürdürülebilir. İki bezi birden alınan kişilerde tuz dengesini ve stres yanıtını düzenleyen hormonlar ilaç biçiminde yerine konulur. Doz, kişinin günlük etkinliğine ve hastalık dönemlerine göre ayarlanır. Ateşli hastalık, ameliyat ya da ağır yorgunluk dönemlerinde dozun artırılması gerekir. Bu düzeni hastalarıma yazılı bir plan halinde veriyorum.
Tek taraflı bez alındığında diğer bez görevi üstlenir mi?
Tek taraflı bez alındığında karşı taraftaki bez görevi büyük ölçüde üstlenir. Hormon salgılamayan bir kitle nedeniyle ameliyat olan kişilerde genellikle ek desteğe gerek kalmaz. Uzun süre kortizol fazlalığı yaşamış kişilerde ise karşı bez baskılanmış durumda bulunur. Bu kişilerde geçici hormon desteği verilir ve doz kademeli biçimde azaltılır. Toparlanmanın tamamlandığını kan testleriyle izliyorum.
Adrenal bez hastalıkları kalıtsal olabilir mi?
Adrenal bez hastalıklarının bir bölümü kalıtsal eğilimle birlikte görülür. Özellikle uyarıcı hormon salgılayan tümörlerde aileden gelen gen değişikliği sık saptanır. İki bezde birden tümör bulunması ve genç yaşta tanı konulması kalıtsal kuşkuyu güçlendirir. Ailede benzer tümör öyküsü varsa genetik danışma öneriyorum. Kalıtsal eğilim saptanan kişilerde yakınları da düzenli izleme alınır.
Bu bezle ilgili yakınmalar hangi hekime iletilmelidir?
Bu bezle ilgili yakınmalar önce iç hastalıkları ya da endokrinoloji bölümüne iletilmelidir. Hormon testleri ve görüntüleme bu aşamada planlanır. Cerrahi tedavi gerekiyorsa değerlendirme genel cerrahi bölümüne aktarılır. Kötü huylu tümör kuşkusu bulunan kişilerde cerrahi onkoloji bakış açısı da devreye girer. Değerlendirmeyi bu bölümlerle birlikte yürütüyorum.
Kan tahlili tek başına yeterli bilgi verir mi?
Kan tahlili tek başına tabloyu tümüyle aydınlatmaz. Hormon düzeyleri gün içinde dalgalandığı için tek ölçüm yanıltıcı kalabilir. Sonuçlar kişinin kullandığı ilaçlardan ve örneğin alındığı saatten etkilenir. Bu nedenle kuşkulu durumlarda baskılama ya da uyarı testleriyle doğrulama yapılır. Görüntüleme olmadan kaynağın yeri de belirlenemez.
Tansiyon yüksekliği olan herkeste bu bez araştırılmalı mıdır?
Tansiyon yüksekliği olan herkeste bu bezin araştırılması gerekmez. Araştırma, belirli özellikler taşıyan kişilerde gündeme gelir. Genç yaşta başlayan tansiyon yüksekliği, birden çok ilaca karşın denetlenemeyen tablo ve kanda potasyum düşüklüğü uyarıcı kabul edilir. Ataklar biçiminde gelen tansiyon yükselmesi de araştırmayı gerektirir. Bu ölçütleri taşıyan kişileri ayrıntılı biçimde değerlendiriyorum.
Adrenal kitle saptanan kişi ne yapmalıdır?
Adrenal kitle saptanan kişi öncelikle telaşa kapılmadan değerlendirmeyi tamamlatmalıdır. İlk adımda kitlenin hormon üretip üretmediği kan ve idrar testleriyle araştırılır. İkinci adımda görüntüleme özellikleri ayrıntılı biçimde incelenir. Bu iki adım tamamlanmadan tedavi kararı verilmez. Sonuçların büyük bölümünde kitle iyi huylu olarak değerlendirilir.
Bu bezin hastalıkları çocukluk çağında da görülür mü?
Bu bezin hastalıkları çocukluk çağında da görülür, ancak yetişkinlere göre çok daha seyrek kalır. Çocuklarda doğuştan gelen enzim eksikliklerine bağlı tablolar ön sıraya geçer. Erken yaşta tüylenme, hızlı büyüme ve tansiyon yüksekliği uyarıcı bulgular arasında yer alır. Değerlendirme çocuk endokrinoloji bölümüyle birlikte yürütülür. Cerrahi gerekirse çocuk cerrahisi ekibiyle ortak plan yapılır.
Gebelikte adrenal bez hastalığı saptanırsa ne yapılır?
Gebelikte adrenal bez hastalığı saptanırsa değerlendirme daha dikkatli biçimde yürütülür. Hormon düzeyleri gebelikte doğal olarak değiştiği için sonuçlar bu duruma göre yorumlanır. Görüntülemede ışın içermeyen yöntemler tercih edilir. Hormon salgılayan bir tümör saptanırsa ilaçla denge sağlanır ve girişim zamanlaması kadın doğum bölümüyle birlikte belirlenir. Kararı anne ve bebek güvenliğini birlikte gözeterek veriyorum.
Yorgunluk ve halsizlik bu bezle ilgili olabilir mi?
Yorgunluk ve halsizlik bu bezle ilgili olabilir, fakat çok daha sık başka nedenlerden kaynaklanır. Bezin az çalıştığı durumlarda halsizliğe tuz isteği, tansiyon düşüklüğü ve ciltte koyulaşma eşlik eder. Bezin fazla çalıştığı tablolarda ise kas güçsüzlüğü ön plana geçer. Yakınma tek başına değil, diğer bulgularla birlikte değerlendirilir. Kansızlık ve tiroit sorunları da öncelikle dışlanır.
Adrenal bez hastalığında beslenme düzeninin yeri var mıdır?
Adrenal bez hastalığında beslenme düzeni tedavinin yerine geçmez, ancak destekleyici bir rol üstlenir. Tuz tutulumuyla giden tablolarda tuz alımının kısıtlanması tansiyon denetimini kolaylaştırır. Potasyum düşüklüğü olan kişilerde potasyumdan zengin besinler önerilir. Kortizol fazlalığı yaşayanlarda şeker ve kalsiyum dengesi gözetilir. Beslenme planını kullanılan ilaçlarla birlikte düzenliyorum.
Ameliyat sonrasında ömür boyu ilaç gerekir mi?
Ameliyat sonrasında ömür boyu ilaç kullanımı yalnızca belirli durumlarda gerekir. Tek bez alınan ve karşı bezi sağlam olan kişilerde kalıcı ilaç kullanımı beklenmez. Uzun süre kortizol fazlalığı yaşayanlarda geçici destek verilir ve süreç içinde kesilir. İki bezi birden alınan kişilerde ise hormon desteği kalıcı olarak sürdürülür. Bu ayrımı hastalarıma ameliyat öncesinde açıkça anlatıyorum.
Görüntüleme tetkiki ne sıklıkla tekrarlanmalıdır?
Görüntüleme tetkikinin sıklığı kitlenin özelliklerine göre belirlenir. İyi huylu görünen ve hormon salgılamayan küçük kitlelerde ilk yıl içinde bir kontrol yeterli kalır. Görüntüleme bulguları kuşkulu ise aralık kısaltılır. Boyutta değişiklik olmayan kitlelerde izlem zamanla seyrekleşir. Aralıkları kişinin yaşına ve eşlik eden hastalıklarına göre ayarlıyorum.
Adrenal bez hastalıkları stresle tetiklenir mi?
Adrenal bez hastalıkları doğrudan stresle ortaya çıkmaz. Stres, bezin salgıladığı hormonların düzeyini geçici olarak yükseltir. Bu yükselme sağlıklı kişilerde kısa sürede olağan düzeye geri döner. Tümör varlığında ise salgı bezin kendi düzeninden bağımsız biçimde sürer. Yoğun stresin yakınmaları belirginleştirebileceğini yine de göz önünde tutuyorum.
Ameliyat kararı verilmeyen kişilerde hastalık ilerler mi?
Ameliyat kararı verilmeyen kişilerde hastalığın ilerlemesi çoğu zaman beklenmez. İzleme alınan kitleler genellikle boyutunu ve özelliklerini korur. Küçük bir bölümünde ise zamanla büyüme ya da hormon salgısı başlaması görülür. Bu nedenle izlem programının aksatılmaması gerekir. Değişiklik saptandığında karar yeniden gözden geçirilir.
Bu hastalıklarda hangi uzmanlık alanları birlikte çalışır?
Bu hastalıklarda değerlendirme birden çok uzmanlık alanının ortak çalışmasıyla yürütülür. Hormon testlerini ve ilaç düzenlemesini endokrinoloji bölümü üstlenir. Görüntülemenin yorumlanmasını radyoloji bölümü yapar. Cerrahi tedaviyi genel cerrahi bölümü planlar ve uygular. Kötü huylu tümörlerde cerrahi onkoloji ve tıbbi onkoloji değerlendirmesi de eklenir.