Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Sinir Monitorizasyonu (Nöromonitorizasyon)

Sinir monitorizasyonu tiroid cerrahisinde sesi nasıl korur, hangi ameliyatlarda öne çıkar? Yöntemin sınırlarını da anlattım.

Sinir monitorizasyonu, tiroid ve paratiroid cerrahisi sırasında ses tellerini çalıştıran sinirlerin işlevini anlık olarak izleyen bir yöntemdir. Bu yöntem, sinirin yerini doğrulamayı ve ameliyat boyunca yanıtının sürdüğünü görmeyi sağlar. Boyun bölgesindeki bu sinirler tiroid bezine çok yakın seyreder ve kişiden kişiye farklı yollar izler. Ameliyat öncesinde hastalarımın en çok sorduğu konuların başında sesin korunması gelir. Bu sayfada yöntemin ne işe yaradığını, hangi durumlarda öne çıktığını ve hangi noktalarda sınırlı kaldığını anlatıyorum.

Sinir Monitorizasyonu Ne Anlama Gelir?

Sinir monitorizasyonu, ameliyat alanındaki bir siniri uyararak ona bağlı kasın verdiği yanıtı ölçen bir izlem biçimidir. Yöntemin Türkçe karşılığı sinir izlemi olarak kullanılır. Amaç, sinirin bulunduğu yeri doğrulamak ve bütünlüğünün sürdüğünü göstermektir. Cerrah çalışma alanında ilerlerken sinirin nerede olduğunu bilmek ister. Gözle görülen yapı her zaman tek başına yeterli bir güvence vermez. Sinirin işlevini sürdürüp sürdürmediği ancak yanıt alınarak anlaşılır. İşte bu yanıt, izlem düzeneği aracılığıyla sesli ve görsel biçimde aktarılır. Ölçüm ameliyatın çeşitli aşamalarında yinelenir. Elde edilen kayıtlar ameliyat notuna geçirilir. Bu kayıtlar sonraki dönemde ortaya çıkabilecek ses değişikliklerinin yorumlanmasını kolaylaştırır.

Yöntem, cerrahın anatomi bilgisinin yerini almaz. Sinirin gözle bulunması ve özenle korunması her zaman temel kural olarak kalır. İzlem düzeneği bu kuralın üzerine eklenen bir yardımcı araç olarak görülür. Hastalarıma bu ayrımı açıkça anlatıyorum. Aracın kendisi ameliyatı yapmaz, yalnızca cerraha bilgi verir. Bilginin nasıl kullanılacağına ise cerrah karar verir. Yöntemin yaygınlaşması, boyun cerrahisinde ses güvenliğine verilen önemi de artırır. Bugün pek çok merkezde izlem düzeneği ameliyat hazırlığının olağan bir parçası olarak kabul edilir.

Tiroid Bezinin Çevresinde Hangi Sinirler Bulunur?

Tiroid bezinin çevresinde sesin oluşmasını sağlayan iki ayrı sinir grubu bulunur. Bunlardan biri ses tellerinin açılıp kapanmasını sağlayan geri dönen gırtlak siniridir. Diğeri ise sesin tizleşmesini sağlayan üst gırtlak sinirinin dış dalıdır. Her iki sinir de tiroid bezinin hemen komşuluğunda yer alır. Bezi besleyen damarlar bu sinirlerle iç içe geçmiş bir ağ oluşturur. Damar bağlanırken sinirin ayırt edilmesi bu nedenle özen ister. Sinirlerin seyri her hastada birebir aynı olmaz. Kimi kişide sinir bezin arkasında, kimi kişide daha yüzeyde ilerler. Bazı kişilerde sinir birden çok dala ayrılır. Büyümüş bir bez, siniri kendi ağırlığıyla yerinden kaydırır.

Bu değişkenlik, sinirin her ameliyatta yeniden aranmasını gerektirir. Ezberlenmiş tek bir yol izlemek doğru bir yaklaşım olmaz. Ses teli siniri bulunduktan sonra bez dokusu bu yapıdan uzaklaştırılarak ayrılır. Sinirin üzerine baskı uygulanmaması özellikle önemlidir. Isı kullanan aletlerin sinire yakın çalıştırılmasından kaçınılır. Bu kurallara uyulduğunda sinirin işlevi büyük ölçüde korunur. Sinirlerin korunması yalnızca konuşmayı değil, yutma ve soluk alma düzenini de ilgilendirir. Bu nedenle boyun cerrahisinde sinir anatomisi her ameliyattan önce yeniden gözden geçirilir.

Ses Teli Siniri Nerede Seyreder?

Ses teli siniri, göğüs boşluğundan yukarı doğru dönerek gırtlağa ulaşan bir yol izler. Sinir soluk borusu ile yemek borusu arasındaki olukta yukarı doğru ilerler. Bu oluk tiroid bezinin arka yüzüne komşu bir bölgede yer alır. Sinir gırtlağa girmeden önce bezin arka bağlantı noktasının yakınından geçer. Bu nokta cerrahide en dikkat isteyen bölgelerden biri olarak bilinir. Sağ ve sol taraftaki sinirlerin seyri birbirinden farklıdır. Sağ taraftaki sinir daha eğik bir açıyla yukarı çıkar. Sol taraftaki sinir ise soluk borusuna daha yakın seyreder. Ender olarak sinir, aşağıya inmeden doğrudan yandan gırtlağa ulaşır. Böyle bir değişkenlik önceden bilinmezse beklenmedik bir durumla karşılaşılır.

İzlem düzeneği bu bölgede siniri erken aşamada tanımayı kolaylaştırır. Cerrah, dokuyu ayırmadan önce uyarı vererek yanıt arar. Yanıt alındığında yapının kimliği doğrulanır. Bu doğrulama, yanlışlıkla başka bir yapının sinir sanılmasını engeller. Aynı yöntem, sinirin bulunmasının güçleştiği yapışık dokularda daha çok işe yarar. Sinirin gırtlağa girdiği son bölüm en duyarlı alan olarak bilinir. Bu bölümde doku ayırma işlemi özellikle yavaş ve denetimli biçimde yürütülür.

Üst Gırtlak Siniri Neden Önemlidir?

Üst gırtlak sinirinin dış dalı, sesin yüksek perdelerde çıkmasını sağlayan kası çalıştırır. Bu dal tiroid bezinin üst kutbuna giden damarlarla yakın komşuluk kurar. Üst kutup damarları bağlanırken bu dalın korunması gerekir. Dal zarar gördüğünde günlük konuşma sesi çoğu zaman bozulmaz. Buna karşılık ses yüksek perdelere çıkarken çabuk yorulur. Şarkı söyleyen ve sesini mesleğinde yoğun kullanan kişilerde bu değişiklik belirgin biçimde hissedilir. Dalın gözle görülmesi her hastada mümkün olmaz. Bazı kişilerde dal kas lifleri arasına gömülü ilerler. İzlem düzeneği bu dalın yerini uyarı vererek gösterir. Böylece damar bağlama işlemi daha güvenli bir noktadan yapılır.

Bu dalın korunması uzun süre ikinci planda kalmış bir konu olarak görülür. Oysa ses kalitesini belirleyen etkenler arasında önemli bir yer tutar. Sesini mesleğinde kullanan hastalarımda bu noktaya ayrı bir özen gösteriyorum. Ameliyat öncesinde hastamın ses kullanım alışkanlığını ayrıntılı biçimde soruyorum. Beklentiyi bu bilgiye göre konuşuyorum. Üst kutup damarlarının beze yakın noktadan bağlanması bu dalı korumaya yardımcı olur. Bu ayrıntı ses kalitesinin uzun dönemde korunmasına katkı sağlar.

Sinir Monitorizasyonu Nasıl Çalışır?

Sinir monitorizasyonu, çok düşük düzeyde bir elektriksel uyarı ile kas yanıtının kaydedilmesi ilkesine dayanır. Solunum yolunu açık tutan tüpün üzerinde ince elektrotlar bulunur. Bu elektrotlar ses tellerinin bulunduğu düzeye denk gelecek biçimde yerleştirilir. Sinire uyarı verildiğinde ses teli kası kasılır. Kasılma sırasında oluşan elektriksel etkinlik elektrotlar tarafından alınır. Alınan sinyal bir ekranda dalga biçiminde görüntülenir. Aynı anda ameliyathanede duyulabilen bir ses uyarısı da verilir. Cerrah böylece gözünü alandan ayırmadan bilgiyi alır. Uyarı şiddeti gerektiğinde artırılır ya da azaltılır. Ölçümler ameliyatın başında, ortasında ve sonunda yinelenir.

Ameliyatın başında ana sinir gövdesinden alınan yanıt bir başlangıç değeri oluşturur. Sonraki ölçümler bu başlangıç değeriyle karşılaştırılır. Yanıtın gücünde belirgin bir düşüş olursa cerrah çalışma biçimini gözden geçirir. Ameliyatın sonunda alınan yanıt, sinirin bütünlüğü hakkında bilgi verir. Bu bilgi ameliyat sonrası dönemin planlanmasında kullanılır. Kayıtların saklanması, ileride doğabilecek soruların yanıtlanmasını kolaylaştırır. Ölçümlerin belirli bir sıra içinde yinelenmesi karşılaştırmayı anlamlı kılar. Rastgele alınan tek bir ölçüm yeterli bir bilgi vermez.

Uyarı Verildiğinde Ne Olur?

Uyarı verildiğinde sinir üzerinden ilerleyen bir sinyal ses teli kasına ulaşır. Kas bu sinyale kısa bir kasılma ile yanıt verir. Kasılma hasta uyku halinde olduğu için fark edilmez. Yanıtın gücü ve biçimi ekrandaki dalga üzerinden okunur. Güçlü ve düzenli bir dalga, sinirin işlevinin sürdüğünü gösterir. Zayıf ya da geç gelen bir dalga uyarıcı kabul edilir. Hiç yanıt alınamaması ise durumun ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirir. Yanıtsızlık her zaman sinir hasarı anlamına gelmez. Elektrotların yerinden kayması da aynı görüntüyü oluşturur. Bu nedenle önce düzeneğin kendisi gözden geçirilir.

Düzenek doğru çalışıyorsa cerrah alanı yeniden değerlendirir. Sinirin üzerindeki baskı ya da gerginlik giderilir. Kısa bir bekleme sonrasında ölçüm yinelenir. Yanıt geri dönerse ameliyata planlandığı biçimde devam edilir. Yanıt dönmezse cerrahi planda değişiklik gündeme gelir. Bu kararı hastanın hastalığına göre veriyorum.

Sürekli İzlem ile Aralıklı İzlem Arasındaki Fark

Sürekli izlem ile aralıklı izlem arasındaki fark, ölçümün hangi sıklıkta yapıldığıyla ilgilidir. Aralıklı izlemde cerrah gerekli gördüğü anlarda uyarı verir. Bu yöntem yaygın olarak kullanılır ve hazırlığı kısa sürer. Sürekli izlemde ise sinirin bağlı olduğu ana sinir gövdesine küçük bir elektrot yerleştirilir. Bu elektrot belirli aralıklarla kendiliğinden uyarı gönderir. Böylece yanıt ameliyat boyunca kesintisiz izlenir. Yanıtta bir düşüş başladığında uyarı anında alınır. Erken uyarı, cerrahın davranışını zamanında değiştirmesini sağlar. Sinir üzerindeki gerginlik henüz kalıcı bir etki doğurmadan giderilebilir. Bu yönüyle sürekli izlem daha erken bilgi sunar.

Buna karşılık sürekli izlemin hazırlığı daha uzun sürer. Ana sinir gövdesine elektrot yerleştirmek ek bir işlem gerektirir. Bu nedenle yöntem her ameliyatta değil, seçilmiş durumlarda kullanılır. Büyük ve yapışık bezlerde sürekli izlemin katkısı daha belirgin olur. Hangi yöntemin kullanılacağını ameliyatın kapsamına göre belirliyorum.

Hangi Ameliyatlarda Sinir İzlemi Daha Çok Gerekir?

Hangi ameliyatlarda sinir izleminin daha çok gerektiği, çalışma alanının güçlüğüne bakılarak belirlenir. Bezin iki yarısının da çıkarılacağı ameliyatlarda izlem özel bir önem taşır. Bir taraf tamamlandıktan sonra alınan yanıt, diğer tarafa geçiş kararını doğrudan etkiler. Daha önce aynı bölgeden ameliyat geçirmiş hastalarda dokular yapışıklık gösterir. Yapışıklık, sinirin gözle bulunmasını güçleştirir. Çok büyümüş ve göğüs boşluğuna doğru uzanan bezlerde sinir yer değiştirmiş olabilir. Tiroid kanserlerinde tümör sinire komşu bir noktada yerleşebilir. Boyun lenf bezlerinin temizlendiği ameliyatlarda çalışma alanı genişler. Bu konuda boyun lenf nodu diseksiyonu sayfasında ayrıntılı bilgi bulunur. İltihabi seyirli tiroid hastalıklarında doku sınırları belirsizleşir.

  • İki taraflı ameliyatlarda izlem, ikinci tarafa geçiş kararını güvenli kılar.
  • Tekrar ameliyatlarında yapışık dokular içinde siniri tanımayı kolaylaştırır.
  • Büyük ve göğüs içine uzanan guatrlarda sinirin yer değiştirdiği durumları ortaya çıkarır.
  • Kanser cerrahisinde tümöre komşu sinirin işlevini adım adım denetler.

Bu durumların dışındaki ameliyatlarda da izlem kullanılabilir. Düzeneğin varlığı cerrahın dikkatini azaltmaz, tam tersine bir kat daha artırır. Ben izlem kararını hastalığın niteliğine göre veriyorum.

Sinir İzlemi Ses Kısıklığını Tümüyle Önler mi?

Sinir izlemi ses kısıklığı olasılığını azaltır, ancak bu olasılığı tümüyle ortadan kaldırmaz. Sinir gözle görülüp korunsa bile çevresindeki ödem sesi geçici olarak etkileyebilir. Dokuların çekilmesi sırasında sinir üzerinde hafif bir gerginlik oluşabilir. Bu gerginlik iletimi kısa süreliğine yavaşlatır. Çoğu hastada ses birkaç hafta içinde eski haline döner. Ameliyat sonrası dönemde soluk borusuna yerleştirilen tüpün kendisi de sesi geçici olarak etkileyebilir. Bu etki genellikle kısa sürede geriler. Ses değişikliklerinin ayrıntısını ameliyat sonrası ses kısıklığı konusu sayfasında ele alıyorum. İzlem düzeneğinin katkısı, kalıcı etkilenmenin erken fark edilmesinde ortaya çıkar. Erken fark edilen bir durum, ses eğitimine zamanında başlanmasını sağlar.

Hastalarıma bu yöntemi bir güvence olarak değil, bir yardımcı olarak tanıtıyorum. Hiçbir düzenek cerrahi riski sıfıra indirmez. Gerçekçi bilgi vermek, ameliyat sonrası dönemi hem hasta hem hekim için kolaylaştırır. Bu nedenle beklentiyi ameliyattan önce açık biçimde konuşuyorum. Bilgilendirmenin yazılı olarak yapılması da süreci netleştirir.

İzlem Bulgusu Ameliyatın Gidişini Nasıl Değiştirir?

İzlem bulgusu, özellikle iki taraflı planlanan ameliyatlarda gidişi doğrudan değiştirir. Bir taraf tamamlandıktan sonra o taraftaki sinirden yanıt alınamayabilir. Böyle bir durumda karşı tarafa aynı seansta geçmek uygun bulunmaz. Çünkü iki tarafın birden etkilenmesi solunum yolunu daraltabilir. Bu nedenle ameliyat o aşamada sonlandırılır. Kalan taraf için ikinci bir seans planlanır. İkinci seans, ilk taraftaki yanıtın geri dönmesi beklendikten sonra yapılır. Bu aşamalı yaklaşım hastayı ciddi bir sorundan korur. Kararın verilebilmesi için izlem bilgisinin ameliyat sırasında elde bulunması gerekir. İzlem yapılmadığında bu bilgi ameliyat sonrasına kadar öğrenilmez.

Aşamalı yaklaşım bazı hastalarda iki ameliyat anlamına gelir. Bu durum ilk bakışta olumsuz görünse de ameliyat güvenliği açısından doğru bir tercih olarak kabul edilir. Hastalarıma bu olasılığı ameliyattan önce anlatıyorum. Önceden bilgilendirilen hasta böyle bir kararı daha kolay karşılar. Karar anında acele etmemek her zaman daha iyi bir sonuç doğurur.

Bu Yöntemin Sınırları Nelerdir?

Bu yöntemin sınırları, alınan sinyalin her zaman gerçeği yansıtmamasından kaynaklanır. Elektrotların yerinden kayması yanlış bir yanıtsızlık görüntüsü oluşturur. Kas gevşetici ilaçların etkisi sürerken alınan ölçümler yanıltıcı olabilir. Bu nedenle ölçüm öncesinde ilaç etkisinin geçmiş olması beklenir. Uyarı şiddetinin yanlış ayarlanması da hatalı sonuç verir. Düzeneğin bağlantılarında oluşan bir aksaklık sinyali zayıflatır. Bu olasılıkların hepsi ameliyat sırasında sırayla gözden geçirilir. Yöntem, sinirin görülmesinin yerine geçmez. Görülmeden yalnızca sinyale güvenerek ilerlemek doğru bir yaklaşım olmaz. Kapalı yoldan yapılan ameliyatlarda ise elektrot yerleşiminin doğrulanması ek özen ister.

Dar çalışma alanında uyarı ucunun sinire ulaştırılması güçleşebilir. Kapalı yoldan yapılan tiroid ameliyatları bu yönüyle ek deneyim gerektirir. Düzeneğin her merkezde bulunmaması da bir başka sınır olarak karşımıza çıkar. Bu sınırların bilinmesi, yöntemden beklenenin gerçekçi kalmasını sağlar. Sınırları hastalarıma olduğu gibi aktarıyorum.

Ameliyat Öncesi ve Sonrası Ses Değerlendirmesi Nasıl Yapılır?

Ameliyat öncesi ve sonrası ses değerlendirmesi, ses tellerinin hareketinin doğrudan görülmesiyle yapılır. İnceleme burun ya da ağız yoluyla ilerletilen ince bir görüntüleme aracıyla gerçekleştirilir. İşlem kısa sürer ve hasta uyanıkken uygulanır. Ameliyattan önce yapılan bu inceleme bir başlangıç kaydı oluşturur. Hastaların bir bölümünde ameliyattan önce de ses teli hareketinde kısıtlılık bulunur. Böyle bir bulgu önceden bilinmezse sonradan ameliyata bağlanır. Ses yakınması olan her hastada bu inceleme özellikle istenir. Büyük guatrı ve tekrar ameliyatı planlanan kişilerde de aynı yol izlenir. Ameliyattan sonra ses değişikliği sürerse inceleme yinelenir. Karşılaştırma, durumun geçici mi kalıcı mı olduğunu anlamayı kolaylaştırır.

Ses değişikliği saptanan hastalarda ses terapisi erken dönemde başlatılır. Terapi, ses tellerinin uyum sağlamasını destekler. Bu süreçte bol su içilmesi ve sesin zorlanmaması önerilir. Sigara dumanından uzak durmak iyileşmeyi hızlandırır. Değerlendirmeyi kulak burun boğaz hekimiyle birlikte yürütüyorum. Ortak izlem, sürecin daha düzenli ilerlemesini sağlar.

Hastalarıma Sinir İzlemi Konusunda Neler Anlatıyorum?

Hastalarıma sinir izlemi konusunda önce yöntemin ne olduğunu ve ne olmadığını anlatıyorum. İzlem, cerrahın sinirle ilgili aldığı kararları destekleyen bir bilgi kaynağı olarak tanımlanır. Bir güvence belgesi olarak sunulması doğru olmaz. Ameliyatın güvenliğini belirleyen asıl etken, anatominin özenle ortaya konmasıdır. Düzenek bu özenin yerine geçmez, yanına eklenir. Hastalarıma sinirlerin kişiden kişiye farklı seyrettiğini açıklıyorum. Bu farklılığın neden her ameliyatı kendine özgü kıldığını örneklerle anlatıyorum. Ses değişikliğinin çoğu zaman geçici olduğunu da belirtiyorum. Buna karşılık kalıcı etkilenme olasılığını gizlemiyorum. Gerçekçi bilgi, ameliyat sonrasında güveni güçlendirir.

Ameliyattan önce sesin kayıt altına alınmasını öneriyorum. Sonrasında ortaya çıkan değişiklikler bu kayıtla karşılaştırılır. Hastamın mesleğini ve ses kullanım alışkanlığını da soruyorum. Sesini yoğun kullanan kişilerde izlem kararını daha kolay veriyorum. Ameliyat sonrasında ses yakınması sürerse zaman kaybetmeden değerlendirme yapıyorum. Erken değerlendirme, iyileşme sürecinin daha verimli geçmesini sağlar.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Sinir izlemi hastaya zarar verir mi?
Sinir izleminde kullanılan uyarı çok düşük düzeyde kalır ve dokuya zarar vermez. Uyarı yalnızca sinirin ilettiği sinyali başlatacak kadar güçlü seçilir. Hasta uyku halinde olduğu için herhangi bir his oluşmaz. Elektrotlar solunum yolunu açık tutan tüpün üzerinde bulunur ve ayrı bir girişim gerektirmez. Bu nedenle yöntem ek bir yük getirmez.
Bu düzenek her tiroid ameliyatında kullanılmak zorunda mıdır?
Düzeneğin kullanımı her ameliyat için zorunlu bir koşul değildir. Sinirin gözle bulunması ve korunması temel kural olarak kalır. Buna karşılık iki taraflı ameliyatlarda, tekrar ameliyatlarında ve büyük guatrlarda katkısı belirginleşir. Kanser cerrahisinde de çalışma alanı genişlediği için izlem daha çok tercih edilir. Kararı hastalığın niteliğine göre veriyorum.
İzlem sırasında hasta uyarıyı hisseder mi?
Hasta ameliyat sırasında uyku halinde bulunduğu için uyarıyı hissetmez. Uyarı yalnızca sinir ile kas arasındaki iletimi başlatır. Oluşan kasılma çok kısa sürer ve dışarıdan fark edilmez. Ameliyattan sonra bu uyarıya bağlı bir ağrı ya da rahatsızlık kalmaz. Hastalarıma bu noktayı önceden açıklıyorum.
Sinirin gözle bulunması yerine bu yöntem kullanılabilir mi?
Sinirin gözle bulunması hiçbir koşulda atlanamaz. İzlem düzeneği yalnızca bulunan yapının kimliğini doğrular ve işlevini gösterir. Sinyale güvenerek siniri görmeden ilerlemek güvenli bir yaklaşım olmaz. Yanlış bir sinyal, var olmayan bir güvenlik duygusu yaratır. Bu nedenle iki yöntemi birbirinin yerine değil, birlikte kullanıyorum.
Ameliyat sırasında yanıt kaybolursa ne yapılır?
Yanıt kaybolduğunda önce düzeneğin kendisi gözden geçirilir. Elektrotların yeri, bağlantılar ve uyarı şiddeti sırayla denetlenir. Düzenek doğru çalışıyorsa sinir üzerindeki gerginlik ve baskı giderilir. Kısa bir bekleme sonrasında ölçüm yinelenir. Yanıt geri dönmezse iki taraflı planlanan ameliyatta karşı tarafa aynı seansta geçilmez.
İzlem düzeneği ameliyatın süresini uzatır mı?
Hazırlık aşaması birkaç dakikalık ek bir zaman gerektirir. Ameliyatın kendisinde ise izlem çoğu zaman zaman kazandırır. Sinirin erken doğrulanması, dokuların gereksiz yere araştırılmasını önler. Yapışık alanlarda bu katkı daha belirgin biçimde ortaya çıkar. Bu nedenle toplam sürede kayda değer bir uzama görülmez.
Paratiroid bezleri de bu yöntemle korunabilir mi?
Kalsiyum dengesini düzenleyen küçük bezler bu yöntemle izlenmez. Onların korunması gözle ayırt edilmelerine ve kanlanmalarının bozulmamasına bağlıdır. Ameliyat sırasında bu bezlerin rengi ve damarsal beslenmesi yakından gözlenir. Beslenmesi bozulan bir bez kas dokusu içine yeniden yerleştirilebilir. İzlem düzeneği yalnızca sinirlerle ilgili bilgi verir.
Tekrar ameliyatlarında bu yöntem daha mı gereklidir?
Tekrar ameliyatlarında dokular arasında yapışıklık geliştiği için sinirin bulunması güçleşir. Normal doku planları bozulduğundan bilinen anatomik işaretler güvenilirliğini yitirir. Bu koşullarda uyarı vererek yanıt aramak yolu belirgin biçimde kolaylaştırır. Yanıt alınan yapının kimliği böylece doğrulanır. Bu nedenle tekrar ameliyatlarında izlemi öncelikle tercih ediyorum.
Sinyal alınamaması her zaman sinir hasarı anlamına gelir mi?
Sinyal alınamaması tek başına hasar kanıtı sayılmaz. Elektrotların yerinden kayması, kas gevşetici ilacın sürmekte olan etkisi ya da bağlantı sorunu aynı görüntüyü oluşturur. Bu olasılıklar sırayla dışlandıktan sonra sinirin durumu değerlendirilir. Gerçek bir iletim sorunu varsa cerrahi plan buna göre düzenlenir. Bu ayrımı ameliyat sırasında adım adım yapıyorum.
Ameliyat öncesinde ses telleri neden kontrol edilir?
Ameliyat öncesi kontrol, ses tellerinin başlangıçtaki hareketini kayda geçirir. Hastaların bir bölümünde ameliyattan önce de hareket kısıtlılığı bulunur. Bu durum önceden bilinmezse sonradan ameliyata bağlanır. Kayıt, ameliyat sonrası bulguların doğru yorumlanmasını sağlar. Bu nedenle ses yakınması olan her hastada incelemeyi istiyorum.
Yutkunurken oluşan takılma hissi sinirle ilgili midir?
Yutkunurken oluşan takılma hissi çoğu zaman sinirle ilgili olmaz. Ameliyat bölgesindeki ödem ve doku iyileşmesi bu duyguyu yaratır. His genellikle haftalar içinde kendiliğinden azalır. Boyun germe hareketleri ve yumuşak besinler bu dönemi kolaylaştırır. Yakınma uzun sürerse hastamı yeniden değerlendiriyorum.
Şarkı söyleyen ve sesini mesleğinde kullanan kişilerde ek önlem alınır mı?
Sesini mesleğinde kullanan kişilerde üst gırtlak sinirinin dış dalı ayrı bir özenle korunur. Bu dal sesin yüksek perdelere çıkmasını sağlayan kası çalıştırır. Ameliyat öncesinde ses kullanım alışkanlığı ayrıntılı biçimde sorgulanır. Ses tellerinin başlangıç kaydı mutlaka alınır. Bu hastalarda izlem kararını daha kolay veriyorum.
İzlem yapılan ameliyatlarda ses tellerine ayrıca müdahale edilir mi?
Ses tellerine herhangi bir girişim yapılmaz. Elektrotlar yalnızca solunum yolunu açık tutan tüpün yüzeyinde bulunur ve tellere temas eder. Bu temas kayıt almak için yeterli olur. Tellerin yapısı ve hareketi bu işlemden etkilenmez. Tüp ameliyat bitiminde çıkarılır.
Kalp pili taşıyan hastalarda bu yöntem uygulanabilir mi?
Kalp pili taşıyan hastalarda yöntem ek bir değerlendirme sonrasında uygulanabilir. Kullanılan uyarı düzeyi çok düşük kaldığı için etkileşim olasılığı sınırlı sayılır. Yine de ameliyat öncesinde kardiyoloji görüşü alınır. Gerekirse pilin ayarları ameliyat süresince geçici olarak düzenlenir. Bu planlamayı ameliyattan önce tamamlıyorum.
Sinir izlemi paratiroid ameliyatlarında da kullanılır mı?
Kalsiyum dengesini bozan hastalıklar için yapılan boyun ameliyatlarında da aynı sinirler risk altında bulunur. Bu nedenle izlem düzeneği bu ameliyatlarda da kullanılabilir. Özellikle bezin yerinin alışılmadık olduğu durumlarda katkısı artar. Daha önce boyundan ameliyat geçirmiş kişilerde de tercih edilir. Kararı ameliyatın kapsamına göre veriyorum.
Ameliyattan sonra sesim değişirse ilk ne yapmalıyım?
Ses değişikliğini fark ettiğinizde önce sesinizi zorlamamanız gerekir. Fısıltıyla konuşmak da telleri yorduğu için önerilmez. Bol su içmek ve sigara dumanından uzak durmak iyileşmeyi destekler. Değişiklik birkaç gün içinde gerilemezse hekiminize başvurmanız beklenir. Ses tellerinin hareketi incelendikten sonra izlem planı belirlenir.