Tiroid Hastalıklarının Belirtileri
Tiroid hastalığı belirtileri hangi bulgularla başlar, ne zaman değerlendirme gerekir? Uyarıcı işaretleri tek tek sıraladım.
Tiroid hastalığı belirtileri, çoğu zaman günlük yaşamın olağan yorgunluklarına benzediği için uzun süre fark edilmez. Boynun ön bölümündeki küçük bez, vücudun çalışma hızını ayarlayan hormonları üretir. Bu hormonların düzeyi değiştiğinde kalpten bağırsağa, ciltten ruh haline kadar pek çok dizge aynı anda etkilenir. Poliklinikte hastalarımın büyük bölümü aylardır süren bir yorgunluk ya da boyunda fark ettikleri bir dolgunlukla geliyor. Bu sayfada hangi bulguların değerlendirme gerektirdiğini ve hangi adımların izlenmesi gerektiğini anlatıyorum.
Tiroid Belirtileri Neden Yavaş Yerleşir?
Tiroid belirtileri, vücut yeni duruma adım adım alıştığı için aylar boyunca yavaş yerleşir. Hormon düzeyindeki değişim bir gecede değil, uzun bir süreç içinde gelişir. Vücut bu değişime karşı önce dengeleyici düzenekler devreye sokar. Dengeleyici düzenekler çalışırken belirgin bir yakınma ortaya çıkmaz. Kişi giderek azalan enerjisini yoğun iş temposuna bağlar. Uyku isteğini mevsim değişikliğiyle açıklar. Kilo artışını beslenme düzenindeki küçük kaymalarla açıklar. Bu açıklamalar kulağa mantıklı geldiği için başvuru gecikir. Belirtilerin bir bölümü de yaş ilerlemesinin doğal sonucu sanılır. Çevredeki kişiler de bu açıklamaları çoğu zaman doğrular. Böylece haftalar ve aylar hiçbir tetkik yapılmadan geçer. Bu nedenle tanı çoğu kişide aylar sonra konur.
Yakınların fark ettiği değişiklikler çoğu zaman ilk uyarı olur. Boyundaki dolgunluğu genellikle karşıdaki kişi görür. Ses tonundaki kalınlaşmayı da aile bireyleri fark eder. Fotoğraf karşılaştırmaları göz çevresindeki değişimi ortaya koyar. Bu nedenle hastalarıma eski fotoğraflarını getirmelerini söylüyorum. Tek bir belirtiye değil, bulguların bütününe bakıyorum. Bulguların birkaç ay içinde birlikte ortaya çıkması değerlendirmeyi hızlandırır. Tek başına anlamsız görünen ayrıntılar bir araya geldiğinde tablo belirginleşir. Tiroid hormonları basit bir kan testiyle ölçüldüğü için tanı kısa sürede netleşir.
Sürekli Yorgunluk Tiroid ile İlgili Olabilir mi?
Sürekli yorgunluk, bezin yetersiz çalıştığı tablolarda en sık karşılaştığım ilk yakınmadır. Bu yorgunluk dinlenmekle geçmeyen bir ağırlık biçiminde tanımlanır. Kişi uzun bir uykudan sonra bile dinlenmemiş olarak uyanır. Gün içinde uyuklama isteği artar ve dikkat toplamak güçleşir. Basit işler bile alışılmadık bir çaba gerektirir. Kas gücünde azalma özellikle merdiven çıkarken belirginleşir. Bacaklarda ağırlık ve zaman zaman kramp hissi eşlik eder. Konuşma ve hareket temposu yavaşlar. Bu tabloyu yaşayan kişiler çoğu zaman kendilerini isteksiz hisseder. Yorgunluğun kaynağı tek başına tiroid olmayabilir.
Kansızlık, D vitamini eksikliği ve uyku bozuklukları benzer bir tablo oluşturur. Şeker hastalığı ve böbrek üstü bezi sorunları da aynı yakınmayı ortaya çıkarır. Bu nedenle yorgunluk yakınmasında ayrıntılı bir laboratuvar değerlendirmesi yapıyorum. Tiroid ölçümleri bu değerlendirmenin ilk basamağında yer alır. Bezin fazla çalıştığı tablolarda da yorgunluk görülür. Bu durumda yorgunluğa çarpıntı ve huzursuzluk eşlik eder. İki tablonun ayrımı hormon ölçümleriyle kolaylıkla yapılır. Ayrım netleştikten sonra izlenecek yolu tiroid ilaç tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım. Ölçüm sonuçlarını muayene bulgularınızla birlikte değerlendiriyorum. Yorgunluğun gün içindeki seyrini de ayrıca sorguluyorum. Sabah saatlerinde ağırlaşan bir yorgunluk farklı bir yönü işaret eder.
Kilo Değişikliği Neyi Düşündürür?
Kilo değişikliği, vücudun enerji kullanım hızındaki bir bozulmayı düşündürür. Bezin yavaş çalıştığı tablolarda bazal enerji tüketimi azalır. Aynı beslenme düzeni sürdürülse bile kilo artışı ortaya çıkar. Bu artışa vücutta su tutulması da eklenir. El sırtında ve göz çevresinde şişlik fark edilir. Yüzük ve ayakkabı numarası sıkmaya başlar. Bezin hızlı çalıştığı tablolarda ise tersi bir durum gelişir. İştah artmasına karşın kilo kaybı görülür. Kas kütlesindeki azalma bu kaybın önemli bir bölümünü oluşturur. Kişi kendini güçsüz hissetmesine karşın sürekli hareket halinde kalır.
Her kilo değişikliğinin arkasında tiroid bulunmaz. Beslenme alışkanlıkları, hareket düzeni ve uyku süresi de belirleyici olur. Kullanılan bazı ilaçlar kiloyu doğrudan etkiler. Bu nedenle ilaç listesini ayrıntılı biçimde gözden geçiriyorum. Kısa sürede gelişen ve açıklanamayan bir kilo kaybı ayrıca incelenmelidir. Uzun süredir devam eden yavaş bir artış ise daha çok yaşam düzeniyle ilgilidir. İki durumu ayırt etmek için önce hormon ölçümlerini istiyorum. Ayrıntılı bilgiyi tiroid ve kilo ilişkisi başlığı altında topladım.
Kalp Çarpıntısı Ne Zaman Önem Kazanır?
Kalp çarpıntısı, dinlenme halinde bile sürdüğünde ve haftalarca devam ettiğinde önem kazanır. Tiroid hormonlarının fazla üretildiği tablolarda nabız sürekli yüksek seyreder. Kişi kalbinin göğsünde vurduğunu açıkça hisseder. Çarpıntı gece yatarken daha belirgin hale gelir. Hafif bir eforla nefes darlığı ortaya çıkar. Merdiven çıkarken zorlanma alışılmadık biçimde artar. Bazı kişilerde ritim düzensiz bir seyir kazanır. Düzensiz ritim özellikle ileri yaşta ciddi bir uyarı oluşturur. Bu yaş grubunda tablo yalnızca ritim bozukluğu ile ortaya çıkabilir. Başka hiçbir bulgu bulunmadığı için tanı kolaylıkla gecikir.
Çarpıntıya terleme, titreme ve huzursuzluk eşlik ettiğinde tablo netleşir. Bu bulgular bir arada bulunduğunda bezin fazla çalıştığı tablo öncelikle düşünülür. Kahve, enerji içeceği ve bazı ilaçlar da benzer bir çarpıntı yaratır. Kaygı bozukluğu aynı yakınmayı taklit eder. Bu nedenle ayrım için hormon ölçümleri istenir. Ölçümler normal bulunursa kalp değerlendirmesi öne alınır. Uzun süren çarpıntıyı asla göz ardı etmemek gerekir. Bu yakınmayı taşıyan hastalarımı gecikmeden değerlendiriyorum.
Üşüme ve Terleme Nasıl Yorumlanır?
Üşüme ve terleme yakınmaları, bezin çalışma hızına göre birbirinin tam tersi yönde yorumlanır. Yavaş çalışan bezde vücut ısı üretimi azalır. Kişi yaz aylarında bile üşür ve kalın giyinme gereği duyar. Eller ve ayaklar sürekli soğuk kalır. Battaniye ihtiyacı ev halkının fark ettiği bir değişiklik olur. Hızlı çalışan bezde ise ısı üretimi belirgin biçimde artar. Kişi sıcak ortamlara dayanamaz ve serin yerleri arar. Terleme avuç içlerinde ve sırtta yoğunlaşır. Gece terlemesi uykuyu böler ve çarşaf değiştirme gereği doğar. İnce giyinmesine karşın rahatlama sağlanamaz.
Bu yakınmalar tek başına değerlendirildiğinde yanıltıcı olabilir. Menopoz döneminde sıcak basması benzer bir tablo oluşturur. Kansızlık da üşüme yakınmasını artırır. Bazı ilaçlar terlemeyi doğrudan etkiler. Bu nedenle yakınmanın süresini ve eşlik eden bulguları sorguluyorum. Isı dayanıksızlığının yönü tanıda bana yol gösterir. Üşüme ile kilo artışının birlikte bulunması yavaşlamayı düşündürür. Terleme ile kilo kaybının birlikteliği ise hızlanmaya işaret eder. Oda sıcaklığı konusunda ev içinde yaşanan anlaşmazlıklar da bana ipucu verir. Bu ayrıntıyı hastalarıma özellikle soruyorum.
Boyunda Şişlik Hangi Durumda Uyarır?
Boyunda şişlik, yutkunmayla birlikte yukarı aşağı hareket ettiğinde tiroid bezini işaret ederek bizi uyarır. Bu basit muayene bulgusu ilk ayrımı büyük ölçüde sağlar. Lenf bezi büyümeleri yutkunmayla birlikte hareket etmez. Bezin bütününde gelişen büyüme boyuna simetrik bir genişlik verir. Tek odaklı büyümeler ise bir tarafta kabarıklık oluşturur. Şişliğin sert ve yerinden oynamaz olması dikkat gerektirir. Kısa sürede büyüyen bir kitle değerlendirmeyi öne alır. Boyun yan bölümünde ele gelen bezler ayrıca incelenir. Ağrılı ve kızarık bir şişlik iltihabi bir süreci düşündürür. Ağrısız ve sessiz büyüme ise daha yavaş bir seyri anlatır.
Bir boyunda şişlik fark edildiğinde ilk inceleme ultrason olur. Ultrason ışın içermediği için gerektiğinde kolaylıkla tekrarlanır. İnceleme sırasında bezin boyutu ve içindeki odaklar ayrıntılı biçimde ölçülür. Odakların sınırları, iç yapısı ve kireçlenme içerip içermediği değerlendirilir. Bu özellikler bir araya getirilerek risk düzeyi belirlenir. Şüpheli bulgu taşıyan odaklardan ince iğneyle hücre örneği alınır. Muayenede boyun bölgesini her iki yandan ayrı ayrı elliyorum. Fark ettiğiniz bir şişliği kontrol zamanını beklemeden bildirmeniz gerekir. Aynada yapılan basit bir yutkunma denemesi değişimi erken fark ettirir. Bu denemeyi her hastama tarif ediyorum.
Ses Kısıklığı ve Yutma Güçlüğü Ne Anlatır?
Ses kısıklığı ve yutma güçlüğü, bezin çevre yapılara baskı yaptığını ya da siniri etkilediğini anlatır. Tiroid bezinin hemen yanından ses tellerini çalıştıran sinirler geçer. Bezin büyümesi ya da içindeki bir kitle bu sinirleri etkileyebilir. Kısa süreli kısıklık çoğu zaman üst solunum yolu hastalığına bağlı gelişir. Haftalar boyunca süren ve giderek artan kısıklık ise ayrıca incelenmelidir. Sesin tizliğini kaybetmesi ve çabuk yorulması da dikkat gerektirir. Şarkı söyleyen kişiler bu değişimi çok daha erken fark eder. Yutma güçlüğü ise yemek borusuna doğru büyüyen bezlerde ortaya çıkar. Kişi katı lokmaların boğazda takıldığı duygusundan yakınır. Sırtüstü yatınca artan bir dolgunluk hissi eşlik edebilir.
Nefes borusuna bası yapan bezlerde tablo daha belirgin olur. Bu kişilerde yatar pozisyonda nefes darlığı gelişir. Gece boyunca uykudan uyanma yakınması ortaya çıkar. Göğüs boşluğuna doğru uzanan bezlerde bası daha geç fark edilir. Boğazda takılma duygusu her zaman tiroid kaynaklı olmaz. Mide asidinin yukarı kaçması ve kaygı bozukluğu aynı duyguyu yaratır. Bu nedenle ayrım için kulak burun boğaz değerlendirmesi de eklenir. Sürekli ses kısıklığını mutlaka bildirmeniz gerekir. Ses telleri muayenesi bu durumda değerlendirmenin bir parçası olur.
Saç Dökülmesi ve Cilt Kuruluğu Neden Gelişir?
Saç dökülmesi ve cilt kuruluğu, hormon üretimindeki azalmaya bağlı olarak gelişir. Tiroid hormonları saç köklerinin yenilenme döngüsünü doğrudan düzenler. Üretim azaldığında döngü yavaşlar ve dökülme artar. Saç telleri incelir ve parlaklığını yitirir. Kaşların dış üçte birlik bölümünde seyrelme fark edilir. Tırnaklar kolay kırılır ve üzerinde çizgilenmeler oluşur. Ciltte kuruluk, pullanma ve kabalaşma ortaya çıkar. Nemlendirici kullanımına karşın kuruluk sürer. Avuç içlerinde ve ayak tabanlarında sarımsı bir renk değişimi görülebilir. Yaraların iyileşmesi alışılmadık biçimde gecikir.
Bezin fazla çalıştığı tablolarda da saç dökülmesi görülür. Bu durumda saç telleri ince ve yumuşak bir yapı kazanır. Ciltte ise nemli ve sıcak bir görünüm öne çıkar. Bacak ön yüzünde kalınlaşmış deri alanları gelişebilir. Saç ve cilt bulguları yalnız başına tanı koydurmaz. Demir eksikliği, D vitamini eksikliği ve çinko eksikliği aynı tabloyu oluşturur. Doğum sonrası dönemde de yoğun bir dökülme yaşanır. Bu nedenle saç yakınmasında geniş bir laboratuvar değerlendirmesi yapıyorum. Eksiklik saptandığında destek tedavisini hormon düzenlemesiyle birlikte planlıyorum.
Ruh Hali ve Uyku Düzeni Nasıl Etkilenir?
Ruh hali ve uyku düzeni, tiroid hormonlarındaki değişimden doğrudan etkilenir. Üretim azaldığında çökkünlük, isteksizlik ve ilgi kaybı öne çıkar. Kişi eskiden keyif aldığı işlerden uzaklaşır. Düşünce ve konuşma hızı belirgin biçimde yavaşlar. Unutkanlık ve dikkat dağınıklığı günlük işleri aksatır. Uyku süresi uzar, buna karşın dinlenmişlik duygusu oluşmaz. Üretim arttığında ise tam tersi bir tablo gelişir. Huzursuzluk, sabırsızlık ve ani öfke patlamaları görülür. Uykuya dalmak güçleşir ve uyku sık sık bölünür. Kişi sürekli bir tetikte olma duygusu yaşar.
Bu bulgular sıklıkla ruhsal bir hastalık olarak değerlendirilir. Tedaviye başlanmasına karşın yeterli yanıt alınamaz. Altta yatan hormon bozukluğu düzeltilmeden tablo tam olarak gerilemez. Bu nedenle ruhsal yakınmalarda tiroid ölçümlerini de istiyorum. Ölçümler basit bir kan örneğiyle yapıldığı için ek bir yük getirmez. Denge kurulduğunda ruhsal bulgular belirgin biçimde hafifler. Gerekli durumlarda ruh sağlığı uzmanıyla birlikte çalışıyorum. Bu iş birliği iyileşme sürecini belirgin biçimde kolaylaştırır. Uyku düzeninin yeniden kurulması da tabloyu olumlu yönde değiştirir.
Adet Düzeni ve Doğurganlık Nasıl Değişir?
Adet düzeni ve doğurganlık, tiroid hormonlarındaki dalgalanmaya göre belirgin biçimde değişir. Bezin yavaş çalıştığı tablolarda kanama miktarı artar ve süresi uzar. Adet aralıkları kısalabilir ya da tümüyle düzensizleşir. Yumurtlama düzeni bozulduğu için gebe kalmak güçleşir. Süt hormonundaki artış bu tabloya eşlik edebilir. Bezin hızlı çalıştığı tablolarda ise kanama azalır ve aralıklar uzar. Bazı kadınlarda adet tümüyle kesilir. Her iki tabloda da doğurganlık olumsuz etkilenir. Denge kurulduğunda düzen çoğu kadında yeniden sağlanır. Bu nedenle gebelik planlayan kadınlarda ölçümleri önceden istiyorum.
Gebelik döneminde hormon gereksinimi belirgin biçimde artar. Yedek kapasitesi azalmış bir bez bu artışı karşılamakta zorlanır. Bu nedenle gebelikte ölçümler daha sık tekrarlanır. Doğum sonrası aylarda geçici bir tiroid iltihabı gelişebilir. Bu tablo önce hızlanma, ardından yavaşlama biçiminde seyreder. Yeni anneler yorgunluğu uykusuzluğa bağladığı için başvuru gecikir. Doğumdan birkaç ay sonra yapılan basit bir ölçüm tabloyu aydınlatır. Tekrarlayan gebelik kaybı öyküsünde de tiroid değerlendirmesi yapılır. Bu öyküyü taşıyan kadınlarda ölçümleri gebelik öncesinde tamamlıyorum.
Bağırsak Düzeni Hangi Yönde Bozulur?
Bağırsak düzeni, bezin çalışma hızına göre ya yavaşlama ya da hızlanma yönünde bozulur. Üretim azaldığında bağırsak hareketleri belirgin biçimde yavaşlar. Kabızlık yerleşir ve dışkılama aralıkları uzar. Şişkinlik ve karında dolgunluk duygusu eşlik eder. Lif ve sıvı alımı artırılmasına karşın düzelme sınırlı kalır. Üretim arttığında ise bağırsak hareketleri hızlanır. Dışkılama sıklığı artar ve kıvam yumuşar. Yemeklerden hemen sonra tuvalet gereksinimi ortaya çıkar. Besinlerin emilimi azaldığı için kilo kaybı derinleşir. Bu tablo bazen bağırsak hastalığı sanılarak uzun süre araştırılır.
Sindirim yakınmaları çok sayıda nedenden kaynaklanabilir. Beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik kabızlığın en sık nedenidir. Gıda duyarlılıkları ve bağırsak hastalıkları da benzer bulgular oluşturur. Bu nedenle yalnızca bağırsak yakınmasıyla tiroid tanısı koymuyorum. Yakınmaya yorgunluk, üşüme ve kilo değişikliği eşlik ettiğinde değerlendirme genişler. Tiroid ölçümleri bu durumda incelemenin bir parçası olur. Denge kurulduğunda sindirim düzeni çoğu kişide normale döner. Düzelme birkaç hafta içinde yavaş yavaş gelişir. Bu dönemde lif ve sıvı alımını düzenli tutmanızı öneriyorum.
Belirtiler Varsa Hangi Adımları İzlemelisiniz?
Belirtiler varsa atılması gereken ilk adım, ayrıntılı bir değerlendirme için başvurmaktır. Başvurudan önce yakınmalarınızı kısa notlar halinde yazmanız değerlendirmeyi kolaylaştırır. Her yakınmanın ne zaman başladığını tarih vererek belirtmeniz gerekir. Kilo değişiminizi eski ölçümlerle karşılaştırarak aktarmanız yol gösterir. Kullandığınız tüm ilaçları ve takviyeleri bir liste halinde getirmeniz uygun olur. Ailenizdeki tiroid hastalıklarını hatırlayıp not almanız değerlendirmeye katkı sağlar. İlk basamakta muayene ile bezin büyüklüğünü ve kıvamını değerlendiriyorum. Ardından kan testleriyle hormon düzeylerini ölçüyorum. Sonuçlar bezin hızlı mı yoksa yavaş mı çalıştığını ortaya koyar. Bu ayrımı bezim çok mu az mı çalışıyor başlığı altında ayrıntılı biçimde anlattım.
İkinci basamakta ultrason incelemesiyle dokunun yapısını görüntülüyorum. Bezde nodül saptanırsa özellikleri ayrıntılı biçimde değerlendirilir. Gerektiğinde savunma sistemine ait antikor ölçümleri eklenir. Aşırı çalışma düşünülen kişilerde sintigrafi incelemesi istenir. Tüm sonuçlar bir araya geldiğinde tablo büyük ölçüde netleşir. Netleşen tabloya göre izlem ya da tedavi planını kuruyorum. Eksik hormonun yerine konulduğu kişilerle tiroid hormonu tedavisi sayfasındaki önerileri birlikte gözden geçiriyorum. Yakınmalarınız sürerken ölçümler normal bulunursa incelemeyi genişletiyorum. Kontrol aralığını bulgularınızın gidişine göre belirliyorum. Belirtileri görmezden gelmek yerine zamanında değerlendirmeyi öneriyorum.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular