Tiroid Hastalıkları Nelerdir?
Tiroid hastalıkları nelerdir, hangi gruplara ayrılır ve nasıl fark edilir? Muayenede en çok sorulan başlıkları derledim.
Tiroid hastalıkları, boynun ön bölümünde yer alan kelebek biçimli bezin yapısını ya da çalışmasını bozan geniş bir hastalık grubunu oluşturur. Bu grubun içinde bezin büyümesi, fazla ya da az hormon üretmesi, iltihaplanması ve tümör gelişmesi birlikte yer alır. Poliklinikte en sık karşılaştığım başvuru nedenlerinden biri bu bezle ilgili yakınmalardır. Hastalarım çoğu zaman boyunda fark ettikleri bir şişlik ya da açıklanamayan bir yorgunlukla geliyor. Bu sayfada hastalık gruplarını, ayırt edici bulgularını ve tanı sürecinin basamaklarını sade bir dille anlatıyorum.
Tiroid Bezi Hangi Görevleri Üstlenir?
Tiroid bezi, vücudun çalışma hızını ayarlayan hormonları üreterek pek çok dizgenin düzenlenmesini üstlenir. Bez nefes borusunun önünde, gırtlağın hemen altında yerleşir. İki yan bölümü ortadaki ince bir köprü ile birbirine bağlanır. Ürettiği hormonlar kan yoluyla tüm dokulara ulaşır. Bu hormonlar hücrelerin enerji kullanım hızını belirler. Kalbin atım hızı, bağırsakların çalışması ve vücut ısısı aynı düzenden etkilenir. Beyin gelişimi özellikle bebeklik döneminde bu hormonlara gereksinim duyar. Üretim beyindeki bir merkezden salgılanan uyarıcı hormonla denetlenir. Kandaki düzey düştüğünde uyarı artar ve bez daha çok çalışır. Düzey yükseldiğinde ise uyarı azalır ve üretim yavaşlar.
Bu geri bildirim düzeneği sağlıklı kişilerde çok duyarlı bir denge kurar. Denge bozulduğunda vücutta çok sayıda dizge aynı anda etkilenir. Hormon üretiminin hammaddesi besinlerle alınan iyottur. İyot alımı yetersiz kaldığında bez daha çok çalışmak zorunda kalır. Sürekli zorlanan bez zamanla büyür ve yapısı değişir. Bezin arka yüzünde kalsiyum dengesini yöneten küçük bezler bulunur. Hemen yanından ses tellerini çalıştıran sinirler geçer. Bu komşuluklar, bezle ilgili her kararı dikkatli bir değerlendirme gerektirir.
Tiroid Hastalıkları Kaç Ana Gruba Ayrılır?
Tiroid hastalıkları, bezin yapısını, işlevini, iltihabi durumunu ve tümör gelişimini kapsayan dört ana gruba ayrılır. Birinci grup bezin boyut ve biçim değişikliklerini içerir. Bu grupta bezin bütününde ya da bir bölümünde büyüme görülür. İkinci grup hormon üretimindeki artış ya da azalışı kapsar. Üretim bozukluğu bezin boyutundan bağımsız olarak gelişebilir. Üçüncü grup bezin iltihabi hastalıklarından oluşur. İltihabi süreçler kısa süreli ya da yıllar boyu süren bir seyir izler. Dördüncü grupta iyi ve kötü huylu tümörler yer alır. Bu dört grup çoğu zaman birbirinden bağımsız ilerlemez. Aynı kişide hem bez büyümesi hem de işlev bozukluğu bir arada bulunabilir.
Gruplar arasındaki geçişler değerlendirmeyi daha da önemli hale getirir. Bu nedenle tek bir bulguya bakarak karar vermiyorum. Muayenede bezin büyüklüğünü ve kıvamını değerlendiriyorum. Kan testleriyle hormon dengesi hakkında bilgi topluyorum. Ultrason incelemesiyle dokunun yapısını ayrıntılı biçimde inceliyorum. Üç bilgi bir araya geldiğinde tablo büyük ölçüde netleşir. Netleşen tabloya göre izlem ya da tedavi planını kuruyorum. İlaçla yürütülen seçenekleri tiroid ilaç tedavisi sayfasında bir araya topladım. Hastalarıma bu sıralamayı ilk görüşmede açıkça anlatıyorum.
Bezin Büyümesiyle Giden Hastalıklar Nelerdir?
Bezin büyümesiyle giden hastalıklar, halk arasında guatr adıyla anılan tabloları kapsar. Büyüme bezin tamamında düzgün biçimde gelişebilir. Bu durumda boyun ön bölümü simetrik olarak genişler. Büyüme tek bir odak halinde de ortaya çıkabilir. Tek odaklı büyümeler elle muayenede yuvarlak bir kabarıklık olarak ele gelir. Çok sayıda odak içeren büyümeler ise bezi düzensiz bir görünüme sokar. Ülkemizde toprak ve sudaki iyot düzeyi bölgeden bölgeye değişir. İyot alımı düşük olan bölgelerde bez büyümesi daha sık görülür. Tuzun iyotla zenginleştirilmesi bu tablonun sıklığını azaltmıştır. Bununla birlikte bezin büyümesiyle giden tablolar bugün de sık karşılaştığım bir başvuru nedenidir.
Büyüme belirli bir boyuta ulaştığında çevre yapılara baskı yapar. Baskı altındaki nefes borusu daralır ve nefes darlığı hissi ortaya çıkar. Yemek borusuna doğru büyüyen bezler yutmayı zorlaştırır. Bazı kişilerde boyunda dolgunluk ve sıkışma duygusu öne çıkar. Göğüs boşluğuna doğru uzanan büyümeler ayrı bir dikkat gerektirir. Bu yerleşimde bulgular daha geç fark edilir ve baskı daha belirgin olur. Büyümenin hızı ve yönü izlem planını doğrudan belirler. Hızlı büyüyen bir bezi daha kısa aralıklarla değerlendiriyorum.
Hormon Üretimi Artan Hastalıklarda Ne Görülür?
Hormon üretimi artan hastalıklarda vücudun çalışma hızı belirgin biçimde yükselir. Kişi kendini sürekli hareket halinde ve huzursuz hisseder. Kalp atımı hızlanır ve çarpıntı duygusu gün boyu sürer. Ellerde ince bir titreme ortaya çıkar ve el yazısı bozulur. Terleme artar ve sıcak ortamlara dayanmak zorlaşır. İştah artmasına karşın kilo kaybı gelişir. Bağırsak hareketleri hızlanır ve dışkılama sıklığı artar. Uyku bölünür ve dinlenmiş uyanmak güçleşir. Kadınlarda adet düzeni bozulur ve kanama miktarı azalır. Kas gücünde azalma özellikle merdiven çıkarken fark edilir.
Bu tablonun altında yatan nedenler birbirinden farklı olabilir. Savunma sisteminin bezi sürekli uyarması en sık rastladığım nedendir. Aşırı çalışan tek bir odak da benzer bir tablo oluşturur. Bezin iltihaplanması sırasında depolanan hormonun kana sızması geçici bir artış yaratır. Dışarıdan alınan hormon hapının yüksek dozu da aynı bulguları ortaya çıkarır. Nedenin doğru belirlenmesi tedavi yolunu tümüyle değiştirir. Bu ayrım için kan testleri, ultrason ve gerektiğinde sintigrafi kullanılır. Yaşlı kişilerde tablonun yalnızca ritim bozukluğu ile ortaya çıkabileceğini akılda tutuyorum.
Hormon Üretimi Azalan Hastalıklarda Ne Değişir?
Hormon üretimi azalan hastalıklarda vücudun tüm dizgeleri yavaşlar. Kişi sabah kalktığında dinlenmemiş bir yorgunluk duyar. Gün içinde uyuklama isteği artar ve dikkat dağılır. Soğuğa dayanmak güçleşir ve eller ile ayaklar sürekli üşür. Ciltte kuruluk ve kabalaşma gelişir. Saç telleri incelir ve dökülme artar. Bağırsak hareketleri yavaşlar ve kabızlık yerleşir. İştah azalmasına karşın kiloda artış görülür. Seste kalınlaşma ve konuşmada yavaşlama ortaya çıkabilir. Ruhsal olarak çökkünlük ve isteksizlik tabloya eşlik eder.
Bu bulguların hemen tamamı günlük yaşamın olağan yorgunluklarıyla karışır. Bu nedenle tanı çoğu zaman aylar sonra konur. En sık neden, savunma sisteminin bezi yıllar içinde yıpratmasıdır. Bez cerrahisi ya da atom tedavisi sonrasında da üretim azalabilir. Bazı ilaçlar üretimi baskılayarak benzer bir tablo oluşturur. Gebelik döneminde ortaya çıkan eksiklik ayrı bir dikkat gerektirir. Basit bir kan testi bezin yetersiz çalıştığı tablo için çoğu zaman yeterli bilgi verir. Eksiklik saptandığında yerine koyma tedavisiyle denge yeniden kurulur.
Tiroid Bezinin İltihabı Nasıl Seyreder?
Tiroid bezinin iltihabı, nedenine göre birbirinden çok farklı bir seyir izler. Mikrop kaynaklı iltihap ani başlar ve boyunda şiddetli ağrı oluşturur. Bu tabloda ateş yükselir ve bölge ısınıp kızarır. Virüs sonrası gelişen iltihap üst solunum yolu hastalığının ardından ortaya çıkar. Boyunda çeneye ve kulağa vuran bir ağrı bu tablonun tipik bulgusudur. Ağrılı dönemde depolanan hormon kana sızar ve geçici bir hızlanma yaratır. Ardından bez yorgun düşer ve üretim bir süre azalır. Çoğu kişide denge birkaç ay içinde kendiliğinden kurulur. Savunma kaynaklı iltihap ise yıllar boyunca sessiz biçimde sürer. Bu tabloda ağrı bulunmaz ve tek bulgu yavaş yerleşen bir yetersizlik olur.
Doğum sonrası aylarda görülen iltihap ayrı bir başlık oluşturur. Bu dönemde savunma sistemi yeniden düzenlenir ve bez etkilenir. Önce kısa süreli bir hızlanma, ardından bir yavaşlama dönemi gelişir. Yeni doğum yapmış annelerde bu tablo kolaylıkla gözden kaçar. Yorgunluk çoğu zaman uykusuzluğa bağlanır ve tetkik ertelenir. Basit bir hormon ölçümü tabloyu kısa sürede aydınlatır. İltihabi hastalıklarda tedavi, nedene ve döneme göre ayrı ayrı planlanır. Hastalarıma bu sürecin adım adım izlendiğini anlatıyorum.
Tiroid Nodülleri Neden Ayrı Bir Başlık Oluşturur?
Tiroid nodülleri, iyi huylu ile kötü huylu ayrımını gerektirdiği için ayrı bir başlık oluşturur. Nodül, bez dokusu içinde çevresinden ayırt edilebilen sınırlı bir kitleyi tanımlar. Toplumda ultrason incelemesi yapılan kişilerin önemli bir bölümünde nodül saptanır. Bu nodüllerin büyük çoğunluğu iyi huyludur ve yaşam boyu sorun çıkarmaz. Küçük bir bölümü ise kötü huylu bir yapı taşır. Elle muayenede ancak belirli bir boyuta ulaşan nodüller fark edilir. Daha küçük olanlar başka bir nedenle yapılan görüntülemede ortaya çıkar. Bir tiroid nodülü saptandığında ilk adım ultrason ile ayrıntılı değerlendirmedir. Ultrasonda nodülün sınırları, iç yapısı ve kireçlenme içerip içermediği incelenir. Bu özellikler bir araya getirilerek risk düzeyi belirlenir.
Risk düzeyi ve nodülün boyutu birlikte değerlendirilerek karar verilir. Şüpheli bulgu taşıyan nodüllerden ince bir iğneyle hücre örneği alınır. Örnekleme ultrason eşliğinde yapıldığı için doğru noktadan alınır. Düşük riskli nodüller belirli aralıklarla izlenir. İzlemde nodülün boyutundaki ve yapısındaki değişiklikler karşılaştırılır. Sıvı ağırlıklı nodüller çoğu zaman basit bir izlemle yönetilir. Hızlı büyüyen ya da bası yapan nodüllerde farklı bir yol izlenir. Bu tabloda gündeme gelen tiroid ameliyatları ayrı bir sayfada anlatılır. Bu değerlendirmenin ayrıntılarını nodüllerin değerlendirilmesi başlığı altında topladım.
Tiroid Kanseri Hangi Bulgularla Fark Edilir?
Tiroid kanseri çoğu kişide sessiz seyreder ve görüntüleme sırasında rastlantısal olarak fark edilir. Bu nedenle erken dönemde hiçbir yakınma bulunmayabilir. Boyunda sert ve yerinden oynamayan bir kitle uyarıcı bir bulgudur. Kitlenin kısa sürede büyümesi değerlendirmeyi öne alır. Ses kısıklığının haftalar boyunca sürmesi ayrıca incelenmesi gereken bir durumdur. Boyun yan bölümünde ele gelen lenf bezleri de dikkat gerektirir. Yutma sırasında takılma duygusu bazı kişilerde ilk yakınma olur. Nefes darlığı ileri dönemde ortaya çıkabilen bir bulgudur. Çocukluk çağında boyun bölgesine ışın tedavisi almış kişilerde risk artar. Ailesinde tiroid kanseri bulunan kişilerde de dikkatli bir izlem gerekir.
Tiroid kanserinin çok sayıda alt türü bulunur ve davranışları birbirinden farklıdır. Sık görülen türlerin çoğu yavaş seyreder ve tedaviye iyi yanıt verir. Seyrek görülen bazı türler ise daha hızlı ilerler. Alt türün belirlenmesi hücre örneği ve patoloji incelemesiyle yapılır. Kalıtsal geçiş gösteren bir tür için aile taraması gündeme gelir. Bu nedenle aile öyküsünü ayrıntılı biçimde sorguluyorum. Tanı konulduğunda tedavi planı bir kurul değerlendirmesiyle oluşturulur. Hastalarıma bu sürecin aceleyle değil, planlı biçimde yürütüldüğünü anlatıyorum.
Tiroid Hastalıkları Kimlerde Daha Sık Görülür?
Tiroid hastalıkları kadınlarda, ailesinde benzer öykü bulunan kişilerde ve orta yaş grubunda daha sık görülür. Kadınlarda sıklık erkeklere göre belirgin biçimde yüksektir. Hormonal geçiş dönemleri bu eğilimi daha da belirginleştirir. Gebelik ve doğum sonrası aylar duyarlı bir dönem oluşturur. Menopoz döneminde yakınmalar sıklıkla birbirine karışır. Ailesinde tiroid hastalığı bulunan kişilerde yatkınlık artar. İyot alımının düşük olduğu bölgelerde bez büyümesi daha sık ortaya çıkar. Çocukluk çağında boyun bölgesine ışın tedavisi uygulanmış kişilerde risk yükselir. Sigara kullanımı savunma kaynaklı tabloların seyrini ağırlaştırır. Başka bir savunma kaynaklı hastalık taşıyan kişilerde birliktelik sık görülür.
Yaş ilerledikçe nodül sıklığı belirgin biçimde artar. Altmış yaşından sonra ultrasonda nodül saptanması olağan bir bulgu haline gelir. Buna karşılık genç yaşta saptanan bir nodül daha dikkatli değerlendirilir. Çocuklarda nodül seyrek görülür ve bu nedenle ayrıca incelenir. Bazı ilaçlar bezin çalışmasını doğrudan etkiler. Uzun süreli ilaç kullanan kişilerde hormon ölçümlerini düzenli aralıklarla istiyorum. Aşırı ve bilinçsiz takviye kullanımı da dengeyi bozar. Risk taşıyan kişilerde izlem aralığını daha kısa tutuyorum.
Tiroid Belirtileri Neden Gözden Kaçar?
Tiroid belirtileri yavaş yerleştiği ve günlük yorgunlukla karıştığı için kolaylıkla gözden kaçar. Bulgular aylar içinde sinsi biçimde ilerler. Kişi değişime alışır ve yeni durumu olağan kabul eder. Yorgunluk iş temposuna, kilo artışı beslenmeye bağlanır. Saç dökülmesi mevsim değişikliği ile açıklanır. Unutkanlık ve dikkat dağınıklığı yoğun yaşam temposuna yüklenir. Çarpıntı kaygı bozukluğu olarak değerlendirilir. Bu açıklamalar kulağa mantıklı geldiği için başvuru gecikir. Yakınlarının fark ettiği değişiklikler çoğu zaman ilk uyarı olur. Boyundaki dolgunluğu genellikle başka bir kişi fark eder.
Belirtilerin bir bölümü de yaşa bağlı değişiklik sanılır. Yaşlı kişilerde tablo klasik bulgularla değil, tek bir sorunla ortaya çıkabilir. Ritim bozukluğu ya da açıklanamayan kilo kaybı tek bulgu olarak kalır. Gençlerde ise tablo daha gürültülü seyreder. Çocuklarda büyüme hızındaki yavaşlama ilk işaret olur. Okul başarısındaki düşüş de değerlendirmeye alınmalıdır. Bu nedenle hastalarıma belirtileri bir bütün olarak anlatmalarını söylüyorum. Ayrıntılı bir öykü, laboratuvar sonucundan daha çok yol gösterir.
Tanı Süreci Hangi Adımlardan Oluşur?
Tanı süreci ayrıntılı bir öykü ve muayeneyle başlar, ardından basamaklı bir sıra izler. İlk adımda yakınmaların ne zaman başladığını ve nasıl ilerlediğini soruyorum. Aile öyküsünü ve kullanılan tüm ilaçları kaydediyorum. Muayenede bezin büyüklüğünü, kıvamını ve hareketini değerlendiriyorum. Boyundaki lenf bezlerini elle kontrol ediyorum. Ses kalitesini ve yutma sırasındaki rahatlığı gözlüyorum. İkinci adımda kan testleriyle hormon düzeylerini ölçüyorum. Gerektiğinde savunma sistemine ait antikorları da istiyorum. Üçüncü adımda ultrason incelemesiyle dokunun yapısını görüntülüyorum. Ultrason ışın içermediği için gerektiğinde kolaylıkla tekrarlanır.
Aşırı çalışma düşünülen kişilerde sintigrafi incelemesi eklenir. Bu inceleme bezin hangi bölümünün çalıştığını haritalandırır. Şüpheli nodül saptanan kişilerde ince iğneyle hücre örneği alınır. Örnekleme ultrason eşliğinde yapıldığı için güvenli biçimde yürütülür. Sonuçlar bir araya geldiğinde tablo büyük ölçüde netleşir. Gerektiğinde boyun bölgesi ileri görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir. Tüm bulguları tek bir değerlendirme sayfasında topluyorum. Bu düzen hem izlemi hem de karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Tiroid Hastalıklarında Hangi Hekime Başvurulur?
Tiroid hastalıklarında ilk başvuru çoğu zaman iç hastalıkları ya da genel cerrahi hekimine yapılır. Hormon düzeyleriyle ilgili düzenleme gerektiren tablolar iç hastalıkları alanında izlenir. Bez büyümesi, nodül ve tümör değerlendirmesi cerrahi bakışı gerektirir. Cerrahi onkoloji yan dalı, kötü huylu tabloların yönetiminde devreye girer. İki alan arasındaki iş birliği hastanın yararına bir düzen kurar. Ben değerlendirmelerimi gerektiğinde iç hastalıkları hekimiyle birlikte yürütüyorum. Patoloji ve radyoloji birimleriyle de düzenli biçimde görüşüyorum. Kurul değerlendirmesi karmaşık tablolarda karar kalitesini artırır. Hastalarıma hangi basamakta kime başvuracaklarını yazılı olarak veriyorum. Bu düzen gereksiz yönlendirmeleri ve zaman kaybını azaltır.
Başvuru sırasında yanınızda getirmeniz gereken belgeler süreci hızlandırır. Önceki kan testlerini tarih sırasına göre düzenlemeniz karşılaştırmayı kolaylaştırır. Daha önce yapılmış ultrason raporlarını ve görüntülerini de getirmeniz gerekir. Kullandığınız tüm ilaçları ve takviyeleri bir liste halinde yazmanız uygun olur. Ailenizdeki tiroid hastalıklarını hatırlayıp not almanız değerlendirmeye katkı sağlar. Yakınmalarınızın ne zaman başladığını kısaca yazmanız öyküyü netleştirir. Bu hazırlık ilk görüşmeden en yüksek verimi almanızı sağlar. Görüşme sırasında aklınıza gelen soruları önceden yazmanız da zaman kazandırır. Boyun bölgesine daha önce bir işlem uygulandıysa bunu mutlaka belirtmeniz gerekir. İzlem planını bu bilgilerin tamamını gördükten sonra oluşturuyorum.
Cerrahi gerektiren tablolarda ameliyatın kapsamını tiroidektomi ameliyatı sayfasında anlattım.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Tiroid hastalığı ile guatr aynı şey midir?
Tiroid hastalıkları kalıtsal olarak geçer mi?
Boyunda şişlik her zaman tiroid kaynaklı mıdır?
Tiroid hastalığında ömür boyu ilaç kullanmak gerekir mi?
Tiroid hastalıkları kendiliğinden düzelir mi?
İyotlu tuz kullanmak tiroid için uygun mudur?
Tiroid hastalığı gebe kalmayı zorlaştırır mı?
Tiroid hastalıklarında hangi kan testleri istenir?
Tiroid hastalığı olan kişide kilo kontrolü nasıl sağlanır?
Tiroid hastalığı olanlar spor yapabilir mi?
Çocuklarda tiroid hastalığı nasıl fark edilir?
Tiroid hastalıkları kalp ritmini etkiler mi?
Menopoz döneminde tiroid şikâyetleri artar mı?
Tiroid hastalığı olan kişide ses kısıklığı ne anlatır?
Tiroid hastalıklarında hangi durumda ameliyat gündeme gelir?
Tiroid hastalığı olan kişi ne sıklıkla kontrole gelmelidir?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.