Yaşa Göre Tarama Takvimi: Mamografi Ne Zaman?
Yaşa göre meme tarama takvimini, mamografiye ne zaman başlanacağını ve risk durumuna göre değişen aralıkları sıraladım.
Meme taraması konusunda en sık duyduğum soru, incelemeye hangi yaşta başlanacağıdır. Tarama takvimi, hastalığın sıklığı ve meme dokusunun yapısı yaşla birlikte değiştiği için yaş aralıklarına göre kurulur. Bu sayfada yirmili yaşlardan ileri yaşlara kadar her dönemde hangi yöntemin öne çıktığını anlattım. Yüksek riskli kişilerde takvimin nasıl öne çekildiğini ayrı bir başlıkta ele aldım. Gebelik, emzirme ve şikâyet varlığında düzenin nasıl değiştiğini de aynı bütün içinde açıkladım.
Tarama Takvimi Neden Yaşa Göre Kurulur?
Tarama takvimi, hastalık sıklığının ve meme dokusu yoğunluğunun yaşla birlikte değişmesi nedeniyle yaşa göre kurulur. Genç yaşta meme kanseri seyrek görülür. Aynı dönemde bez dokusu yoğun olduğu için mamografinin ayırt ediciliği azalır. İki etken birleştiğinde genç yaşta toplum düzeyinde tarama yapılmaz. Yaş ilerledikçe hastalık sıklığı yükselir. Aynı dönemde bez dokusu azalır ve görüntüleme daha okunaklı duruma gelir. Bu iki değişim taramanın kazancını artırır. Takvimin temelinde işte bu denge bulunur.
Tarama, kendini sağlıklı hisseden kişilere uygulanan bir incelemedir. Bu nedenle kazanç ile yük arasındaki denge titizlikle gözetilir. Gereksiz erken başlatılan tarama gereksiz işlem doğurur. Geç başlatılan tarama ise tanının gecikmesine yol açar. Takvimin yaş aralıklarına göre tanımlanması bu iki uçtan da korur. Menopoz durumu takvimi belirleyen ana ölçüt sayılmaz. Programlar esas olarak yaş aralığına göre düzenlenir. Kişisel risk durumu ise bu genel çerçeveyi kendine göre biçimlendirir. Kendi takviminizi ikisini birlikte değerlendirerek kuruyorum. Takvim kavramı yalnızca görüntülemeyi kapsamaz. Hekim muayenesinin aralıkları da aynı düzenin parçası sayılır. Kişinin kendi kontrol alışkanlığı ise bu düzeni tamamlar. Üç basamağın birlikte yürütülmesini her görüşmede vurguluyorum.
Yirmili Yaşlarda Meme İzlemi Nasıl Yürütülür?
Yirmili yaşlarda meme izlemi, görüntüleme yerine farkındalık ve hekim muayenesi üzerinden yürütülür. Bu yaş grubunda meme kanseri çok seyrek görülür. Ele gelen kitlelerin büyük bölümü iyi huylu yapılardan oluşur. Katı yapıdaki iyi huylu tümörler bu dönemde sık saptanır. Kistler de aynı yaş aralığında sık karşılaşılan bir bulgudur. Şikâyeti olmayan kişilerde düzenli görüntüleme istenmez. Buna karşın hekim muayenesinin belirli aralıklarla yapılması yararlı olur. Muayene sırasında kişinin kendi kontrolünü öğrenmesi asıl kazancı oluşturur.
Bu yaşta amaç hastalık aramak değil, memeyi tanımaktır. Şikâyet ortaya çıktığında ilk tercih ultrasonografi olur. Ses dalgalarıyla çalışan bu yöntem ışın yükü taşımaz. Genç ve yoğun meme dokusunda ayırt ediciliği de yüksek kalır. Ailesinde erken yaşta hastalık öyküsü bulunan kişilerde plan değişir. Bu kişilerde izlem yirmili yaşların sonunda başlatılabilir. Kalıtsal yatkınlık araştırması da aynı dönemde gündeme gelir. Genetik danışma için uygun zamanı birlikte belirliyoruz. Bu yaş grubunda gereksiz görüntülemeden özellikle kaçınıyorum. Yirmili yaşlarda en sık karşılaştığım şikâyet, döngüye bağlı ağrı ve dolgunluktur. Bu tablonun görüntüleme gerektirmediğini anlatmak çoğu zaman yeterli olur. Ele gelen bir kitle varsa değerlendirme hemen yapılır. Genç yaş, bulgunun incelenmesini erteleme gerekçesi sayılmaz.
Otuzlu Yaşlarda Hangi Yöntem Öne Çıkar?
Otuzlu yaşlarda meme değerlendirmesinde ultrasonografi öne çıkar. Bu dönemde bez dokusu hâlâ yoğun durumda bulunur. Yoğun dokuda mamografinin ayırt ediciliği sınırlı kalır. Ultrasonografi ise kist ile katı kitle ayrımını kolayca yapar. Şikâyeti olmayan kişilerde bu yaş aralığında da toplum taraması uygulanmaz. Hekim muayenesinin düzenli aralıklarla sürdürülmesi yeterli görülür. Ailesinde erken yaşta tanı almış kişi bulunanlarda plan genişletilir. Böyle durumlarda görüntüleme otuzlu yaşlarda başlatılır.
Kalıtsal gen değişikliği taşıyan kişilerde manyetik rezonans görüntüleme plana katılır. Bu grupta izlem çok daha sık aralıklarla yürütülür. Otuzlu yaşlarda gebelik ve emzirme dönemleri de sıklıkla yaşanır. Bu dönemlerde ortaya çıkan bulgular doku değişikliğine bağlanmamalıdır. Emzirme sırasında memenin boşaltılmasından sonra küçülmeyen sertlikler incelenir. Bu yaşta ortaya çıkan hastalıkların daha hızlı seyredebildiği bilinir. Bu nedenle genç yaşı güven ölçütü olarak kullanmıyorum. Yöntemin kapsamını ve sınırlarını meme ultrasonografisi sayfasında açıkladım. Otuzlu yaşlardaki izlem planını kişinin öyküsüne göre kuruyorum. Bu yaş aralığında iyi huylu tümörlerin izlenmesi de sık gündeme gelir. Büyüme eğilimi gösteren oluşumlarda girişim düşünülür. Değişmeyen oluşumlarda ise aralıklı ultrasonografi yeterli olur. Kararı büyüme hızına ve kişinin tercihine göre birlikte veriyoruz.
Mamografi Taramasına Hangi Yaşta Başlanır?
Mamografi taramasına, risk etkeni taşımayan kişilerde kırk yaşından sonra başlanır. Bu yaştan sonra hastalık sıklığı belirgin biçimde yükselir. Aynı dönemde bez dokusunun azalması görüntülemeyi okunaklı kılar. İki değişim birleştiğinde taramanın kazancı artar. Ülkemizde yürütülen tarama düzeni kırk yaş ile altmışlı yaşların sonu arasını kapsar. Bu düzen içinde inceleme iki yılda bir yinelenir. Radyoloji alanındaki kimi yaklaşımlar ise kırk yaştan sonra yıllık tarama önerir. İki yaklaşım arasındaki fark, kişisel risk durumu değerlendirildiğinde kapanır.
Kendi kararımı kişinin aile öyküsüne ve doku yoğunluğuna göre veriyorum. Mamografi, kireçlenme odaklarını gösteren tek yöntem olarak öne çıkar. Bu odaklar erken dönem bulgularının önemli bir bölümünü oluşturur. Elle muayene ve ultrasonografi bu odakları göstermez. Bu nedenle mamografinin yerini başka bir yöntem tam olarak dolduramaz. İlk çekimin saklanması sonraki karşılaştırmalar için temel oluşturur. Bu ilk kayda başlangıç görüntüsü adı verilir. Yöntemin ayrıntılarını mamografi sayfasında anlattım. Çekim öncesi hazırlıkları da aynı sayfada sıraladım. İlk mamografide görülen bulguların bir bölümü ek inceleme gerektirir. Bu durum ilk çekimlerde daha sık yaşanır. Karşılaştırılacak eski görüntü bulunmaması bu gereksinimi doğurur. Sonraki yıllarda karşılaştırma imkânı doğduğu için ek inceleme gereksinimi azalır.
Kırk ile Elli Yaş Arasında Aralık Ne Olmalıdır?
Kırk ile elli yaş arasındaki dönemde tarama aralığı kişinin risk durumuna göre belirlenir. Bu yaş aralığında meme dokusu hâlâ görece yoğun kalır. Yoğunluk, iki tarama arasında ortaya çıkan odakların gözden kaçmasına yol açabilir. Bu nedenle kimi yaklaşımlar bu dönemde yıllık inceleme önerir. Toplum düzeni ise iki yıllık aralığı esas alır. Ailesinde hastalık öyküsü bulunanlarda aralığı daraltıyorum. Daha önce biyopsi yapılmış ve riskli bulgu saptanmış kişilerde de aynı yolu izliyorum. Doku yoğunluğu yüksek olanlarda incelemeye ultrasonografi ekliyorum.
Hormon desteği kullananlarda aralık yeniden gözden geçirilir. Bu dönemde çalışma yaşamı yoğun olduğu için erteleme sık görülür. Ertelemenin önüne geçmek adına kontrol tarihini takvime yazmanızı istiyorum. Aralığın uzaması taramanın kazancını azaltır. İki tarama arasında ortaya çıkan bir şikâyet takvimi beklemez. Böyle durumlarda inceleme gecikmeden yapılır. Aralığı her kontrol sonunda yeniden değerlendiriyorum. Karar tek seferlik değil, sürekli güncellenen bir karardır. Bu yaş aralığında kişilerin kendi kontrol alışkanlığı da yerleşmelidir. Ayda bir yapılan kontrol, iki tarama arasındaki dönemi güvence altına alır. Fark edilen bir değişikliğin tarihiyle birlikte not edilmesini istiyorum. Notla gelen kişide değerlendirme çok daha hızlı ilerler.
Elli Yaşından Sonra Takvim Nasıl Değişir?
Elli yaşından sonra takvim, meme dokusunun yağlanmasıyla birlikte biraz daha yalın duruma gelir. Bez dokusunun azalması mamografinin okunmasını kolaylaştırır. Bu dönemde iki yılda bir yapılan tarama çoğu kişide yeterli görülür. Risk etkeni taşıyanlarda ise yıllık izlem sürdürülür. Menopoz sonrası dönemde hastalık sıklığı yüksek seyreder. Bu nedenle taramanın gevşetilmesi doğru bulunmaz. Hormon desteği alan kişilerde doku yoğunluğu yeniden artabilir. Yoğunluğun artması incelemeye ek yöntem eklenmesini gerektirir.
Bu yaş grubunda ele gelen kitleler daha kolay fark edilir. Buna karşın kişilerin kendi kontrollerini gevşetmesi tanıyı geciktirir. Kontrol alışkanlığının sürdürülmesini bu nedenle özellikle vurguluyorum. Kilo artışı menopoz sonrası dönemde hormon yükünü çoğaltır. Bu durum izlem planında dikkate alınır. Eşlik eden başka hastalıkların varlığı da takvimi etkiler. Genel sağlık durumu iyi olan kişilerde tarama kesintisiz sürdürülür. Takvimi her kontrolde yeniden gözden geçiriyorum. Bu dönemde karşılaştırma yapılabilecek eski görüntülerin sayısı da artar. Yıllar içindeki kayıtların yan yana konması küçük değişiklikleri görünür kılar. Bu nedenle görüntülerin sayısal ortamda saklanmasını öneriyorum. Kayıtları taşımak, tetkikleri yeniden yaptırmaktan çok daha kolay olur.
Taramanın Bir Üst Yaş Sınırı Var mıdır?
Taramanın kesin bir üst yaş sınırı bulunmaz, karar kişinin genel sağlık durumuna göre verilir. Toplum düzenleri belirli bir yaşta sona erer, ancak bu sınır kişisel karar için bağlayıcı sayılmaz. Beklenen yaşam süresi uzun olan kişilerde tarama sürdürülür. Eşlik eden ağır hastalıkları bulunanlarda ise kazanç azalır. Bu kişilerde tarama yerine şikâyete yönelik değerlendirme öne çıkar. Kararı kişinin kendisiyle birlikte veriyorum. İleri yaşta saptanan hastalıkların bir bölümü yavaş seyreder. Buna karşın hızlı seyreden tablolar da aynı yaşta görülür.
Bu nedenle yaşın tek başına ölçüt sayılmasını doğru bulmuyorum. İleri yaşta elle muayenenin değeri artar. Meme dokusunun incelmesi kitlelerin kolay hissedilmesini sağlar. Kişinin kendi kontrolünü sürdürmesi bu dönemde de yararlı olur. Bakım desteği alan kişilerde yakınlarının gözlemi önem kazanır. Muayene sırasında koltuk altı ve göğüs duvarı ayrıca denetlenir. İleri yaştaki kişilerde de görüntüleme gerektiğinde istenir. Yaş, incelemenin önünde bir engel oluşturmaz.
Yüksek Riskli Kişilerde Takvim Nasıl Öne Çekilir?
Yüksek riskli kişilerde takvim, başlangıç yaşının öne alınması ve aralıkların daraltılmasıyla düzenlenir. Kalıtsal gen değişikliği taşıyan kişiler bu grubun başında gelir. Bu kişilerde izlem yirmili yaşların sonunda başlatılabilir. Manyetik rezonans görüntüleme plana erken dönemde eklenir. Ailesinde erken yaşta tanı almış yakını bulunanlarda başlangıç yaşı öne çekilir. Ölçüt olarak ailedeki en erken tanı yaşı kullanılır. Göğüs bölgesine erken yaşta ışın tedavisi almış kişiler de aynı gruba girer. Daha önce bir memesinde hastalık saptanmış kişilerde izlem ömür boyu sürdürülür.
Biyopsi sonucunda riskli hücre değişikliği bildirilen kişilerde de aralık daraltılır. Kalıtsal yatkınlığın nasıl araştırıldığını kalıtsal ve ailesel meme kanseri sayfasında anlattım. Genetik danışma öncesinde aile ağacını ayrıntılı biçimde çıkarıyorum. Baba tarafındaki öykünün de aynı ölçüde önemli olduğunu vurguluyorum. Yumurtalık kanseri öyküsü aynı değerlendirmeye katılır. Erkek yakınlarında meme kanseri bulunması ayrıca dikkat gerektirir. Risk düzeyi belirlendikten sonra takvim yeniden kurulur. Planı yıllık kontrollerde gözden geçiriyorum. Risk grubundaki kişilerde görüntüleme yöntemleri dönüşümlü olarak da kullanılabilir. Bu düzende iki inceleme arasındaki süre yarı yarıya kısalır. Yöntemlerin sırasını kişinin doku yapısına göre belirliyorum. Planın kişiye ağır gelmemesi için aralıkları birlikte konuşuyoruz.
Yoğun Meme Dokusunda Hangi Ek Yöntem Kullanılır?
Yoğun meme dokusunda mamografiye ek olarak ultrasonografi kullanılır. Yoğun meme dokusu, bez ve bağ dokusunun yağ dokusuna göre fazla olmasını anlatır. Bu yapı mamografide beyaz görünür. Tümörler de beyaz göründüğü için ayrım güçleşir. Ultrasonografi bu alanlarda ek bilgi sağlar. Tomosentez ise dokunun üst üste binmesini azaltarak katkı verir. Kalıtsal yatkınlık da varsa manyetik rezonans görüntüleme plana katılır. Doku yoğunluğu raporlarda ayrı bir başlıkta bildirilir.
Bildirimi gören kişilerin kaygılanması sık karşılaştığım bir durumdur. Yoğunluk bir hastalık değil, dokunun yapısal özelliğidir. Yoğunluk yaşla birlikte kendiliğinden azalır. Hormon desteği kullananlarda ise yeniden artabilir. Yoğun dokuda taramanın bırakılması hiçbir zaman söz konusu olmaz. Tam tersine, incelemenin kapsamı genişletilir. Ek yöntem seçimini kişinin risk düzeyine göre yapıyorum. Gereksiz yöntem eklemekten de aynı ölçüde kaçınıyorum.
Gebelik ve Emzirme Dönemi Takvimi Nasıl Etkiler?
Gebelik ve emzirme dönemi, tarama takvimini geçici olarak değiştirir. Bu dönemlerde ilk tercih edilen yöntem ultrasonografi olur. Ses dalgalarıyla çalışan bu yöntem bebeğe ışın yükü bindirmez. Zorunlu durumlarda karın bölgesi korunarak mamografi de çekilebilir. Gebelikte meme dokusu belirgin biçimde kalınlaşır. Kalınlaşan doku yeni bir kitlenin fark edilmesini güçleştirir. Bu nedenle gebelik öncesinde muayene yapılmasını yararlı buluyorum. Emzirme sırasında memenin boşaltılmasının ardından inceleme yapılır.
Dolu memede yapılan değerlendirme yanıltıcı bulgu verir. Süt kanallarının tıkanmasına bağlı sertlikler bu yöntemle kolayca ayırt edilir. Boşaltmaya karşın küçülmeyen sertlikler ayrıca incelenir. Emzirme, gerekli görülen incelemelerin yapılmasına engel oluşturmaz. Gerekli durumlarda doku örneklemesi de bu dönemde yapılabilir. Emzirme bittikten sonra doku birkaç ay içinde geriler. Planlı tarama bu gerilemeden sonra yeniden kurulur. Gebelik dönemindeki bulguları hiçbir zaman ertelemiyorum.
Şikâyeti Olan Kişi Takvimi Beklemeli midir?
Şikâyeti olan kişi tarama takvimini beklememelidir. Tarama, hiçbir şikâyeti bulunmayan kişiler için kurgulanmış bir düzendir. Şikâyet ortaya çıktığında yapılan inceleme tanısal değerlendirme adını alır. İki incelemenin amacı ve çekim düzeni birbirinden ayrılır. Şikâyeti olan kişiye tarama düzeninde inceleme yapılması yanıltıcı sonuç doğurur. Bu nedenle isteği hazırlarken gerekçeyi ayrıntılı biçimde yazıyorum. Yeni ortaya çıkan sert kitle takvim beklenmeden incelenir. Meme başının kendiliğinden içe çekilmesi de aynı biçimde ele alınır.
Tek kanaldan gelen kanlı akıntı gecikmeden araştırılır. Deride portakal kabuğu görünümü ve inatçı kızarıklık da öne alınır. Koltuk altında ele gelen sert bez benzer biçimde değerlendirilir. Son taraması temiz çıkan kişilerde bile bu bulgular göz ardı edilmez. İki tarama arasında hastalık ortaya çıkabilir. Bu duruma ara dönem bulgusu adı verilir. Taramaya güvenip şikâyeti ertelemenin en sık yapılan yanlış olduğunu düşünüyorum. Şikâyetle başvuran kişilere görüşme önceliği tanıyorum.
Tarama Sonucu Hangi Aralıkla Yeniden Değerlendirilir?
Tarama sonucu, bulgunun şüphe kategorisine göre belirlenen aralıkla yeniden değerlendirilir. Olağan sonuç alan kişilerde takvim kendi düzeninde sürdürülür. Kesin iyi huylu bulgu bildirilen kişilerde de aynı aralık korunur. Şüphe düzeyi orta olan bulgularda kısa aralıklı kontrol istenir. Bu kontrol genellikle birkaç ay sonra yapılır. Bulgu değişmezse izlem aralığı yeniden genişletilir. Şüphe düzeyi yüksek bulgularda ise doku örneklemesi gündeme gelir. Örnekleme sonucu izlem planını doğrudan biçimlendirir.
Sonucu okurken kategoriyi ve önerilen adımı birlikte değerlendiriyorum. Raporda yazan öneriyi kişinin muayene bulgusuyla karşılaştırıyorum. Uyumsuzluk varsa değerlendirmeyi yeniden ele alıyorum. Eski görüntülerle karşılaştırma yapılması kararı güçlendirir. Bu nedenle kayıtların saklanmasını özellikle istiyorum. Kontrol tarihini görüşme sonunda yazılı olarak veriyorum. Tarihin takvime işlenmesi ertelemeyi azaltır. Takvimin sürdürülmesi, taramanın asıl kazancını ortaya çıkarır. Sonuç raporlarını yıl yıl bir arada saklamanızı öneriyorum. Aynı dosyada toplanan kayıtlar değerlendirmeyi belirgin biçimde hızlandırır. Rapordaki kategoriyi tek başına okumak yerine görüşmede birlikte yorumluyoruz. Anlaşılmayan her satırı gündelik dile çevirerek açıklıyorum.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular