Tiroid Görüntüleme ve Tetkikler
Tiroid görüntüleme yöntemlerini ve tetkikleri hangi soruya yanıt verdiklerine göre sıraladım; hazırlık ipuçlarını da ekledim.
Tiroid görüntüleme ve laboratuvar incelemeleri, boyundaki bezle ilgili her kararın dayandığı temel basamağı oluşturur. Bu başlık altında hangi tetkikin hangi soruya yanıt verdiğini bir arada topladım. Hastalarım çoğu zaman elinde birbirinden farklı merkezlerin raporlarıyla geliyor. Raporların hangi sırayla okunacağını bilmek kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Bu sayfada tetkiklerin görevlerini, sırasını ve sınırlarını sade bir dille tanıtıyorum.
Tiroid Tetkikleri Hangi Sırayla İstenir?
Tiroid tetkikleri, muayeneden sonra basitten karmaşığa doğru ilerleyen bir sırayla istenir. İlk basamak her zaman ayrıntılı bir öykü ve elle muayeneden oluşur. Muayenede bezin büyüklüğü, kıvamı ve yutkunmayla hareketi değerlendirilir. Boyundaki lenf bezleri de aynı sırada elle kontrol edilir. İkinci basamakta kan testleriyle bezin çalışma hızı ölçülür. Üçüncü basamakta ultrason ile dokunun yapısı görüntülenir. Bu üç adım hastaların büyük bölümünde tabloyu netleştirir. Dördüncü basamakta yalnızca gerekli kişilere sintigrafi ya da iğne biyopsisi eklenir. Beşinci basamakta ileri görüntüleme yöntemleri devreye girer. Bu sıra izlendiğinde hem zaman hem de gereksiz işlem kaybı önlenir.
Sıranın atlanması sıkça karşılaştığım bir sorundur. Kan testi yapılmadan istenen bir sintigrafi çoğu zaman yorumlanamaz. Ultrason yapılmadan planlanan bir biyopsi doğru noktayı bulamaz. Her tetkik kendinden önceki basamağın sorusunu yanıtlamak için istenir. Bu nedenle hastalarıma elimizdeki bilgiyi önce birlikte gözden geçirdiğimizi anlatıyorum. Elde bulunan raporlar yeterliyse yeni bir inceleme istemiyorum. Eksik kalan bilgi varsa yalnızca o bilgiyi verecek tetkiki planlıyorum. Bu yaklaşım hem maliyeti hem de bekleme süresini azaltır.
Kan Testleri Hangi Bilgiyi Verir?
Kan testleri, bezin ne hızda çalıştığı konusunda ilk ve en temel bilgiyi verir. Beyindeki merkezden salgılanan uyarıcı hormon bu değerlendirmenin başında gelir. Uyarıcı hormon, bezin üretimi yetersiz kaldığında yükselir. Üretim fazla olduğunda ise aynı değer belirgin biçimde düşer. Bezin ürettiği iki hormonun serbest düzeyi bu tabloyu tamamlar. Üç değer birlikte okunduğunda bezin çalışma durumu ortaya çıkar. Savunma sistemine ait antikorlar ayrı bir soruyu yanıtlar. Bu ölçümler bezin kendi savunma hücreleri tarafından hedef alınıp alınmadığını gösterir. Bezde depolanan protein düzeyi ise kanser izleminde kullanılır. Kalsiyum ve buna eşlik eden hormon ölçümü komşu bezlerin durumunu değerlendirir.
Kan testlerinin en büyük üstünlüğü kolay tekrarlanabilmesidir. Ölçüm için uzun süreli açlık gerekmez ve özel bir hazırlık istenmez. Buna karşılık testlerin gösteremediği şeyler de vardır. Kan testi bezin biçimini, boyutunu ya da içindeki nodülleri göstermez. Normal hormon değerleri bir kitlenin bulunmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle kan testi tek başına yeterli sayılmaz. Ölçüm sonuçlarını her zaman görüntüleme bulgularıyla birlikte okuyorum. İzlem ölçümlerini aynı merkezde tekrarlamanızı öneriyorum.
Tiroid Ultrasonu Neden İlk Basamakta Yer Alır?
Tiroid ultrasonu, ışın içermediği ve dokuyu ayrıntılı gösterdiği için ilk basamakta yer alır. İnceleme sırasında boyuna ses dalgaları gönderilir ve yankılar görüntüye dönüştürülür. Bu yöntem bezin boyutunu ve biçimini kesin biçimde ölçer. İçindeki nodüllerin sayısı, yeri ve büyüklüğü aynı incelemede belirlenir. Nodülün sıvı mı yoksa katı mı olduğu kolaylıkla ayırt edilir. Sınırların düzeni ve içindeki kireçlenmeler ayrıca değerlendirilir. Dokunun kanlanma biçimi renkli inceleme ile gösterilir. Boyundaki lenf bezleri de aynı seansta taranır. Bulgular bir araya getirilerek nodüller risk sınıflarına yerleştirilir. Bu sınıflandırmanın ayrıntılarını ultrason ve risk sınıflaması başlığı altında anlattım.
Bir ultrason incelemesi gerektiğinde kolaylıkla tekrarlanır. Gebelikte ve emzirme döneminde de güvenle uygulanır. Çocuklarda ilk tercih edilen yöntem yine bu incelemedir. Yöntemin en önemli sınırı, uygulayan kişiye bağlı olmasıdır. Aynı bez iki farklı merkezde farklı biçimde raporlanabilir. Bu nedenle izlem incelemelerini aynı merkezde yaptırmanızı öneriyorum. Ultrason bezin işlevi hakkında bilgi vermez. Çalışma hızını anlamak için kan testleri gerekir.
Sintigrafi Hangi Bilgiyi Verir?
Sintigrafi, bezin hangi bölümünün ne kadar çalıştığı konusunda işlevsel bilgiyi verir. İnceleme öncesinde çok düşük miktarda işaretli madde verilir. Bu madde bezin çalışan hücreleri tarafından tutulur. Özel bir kamera tutulumun haritasını çıkarır. Böylece bezin işlev haritası görüntü halinde ortaya konur. Fazla çalışan bölgeler haritada koyu odaklar olarak belirir. Hiç çalışmayan bölgeler ise boş alanlar biçiminde görünür. Bu ayrım özellikle aşırı çalışma tablolarında değerli bilgi sağlar. Aşırı çalışmanın bezin tamamından mı yoksa tek bir odaktan mı kaynaklandığı anlaşılır. Ayrım tedavi yolunu doğrudan belirlediği için önem taşır.
Sintigrafinin sınırlarını hastalarıma açıkça anlatıyorum. Bu inceleme bir nodülün iyi ya da kötü huylu olduğunu göstermez. Nodülün boyutunu ve iç yapısını da ayrıntılı biçimde ortaya koymaz. Bu nedenle ultrasonun yerini almaz ve onu tamamlar. İnceleme gebelikte ve emzirme döneminde tercih edilmez. Uyarıcı hormon düzeyi düşük bulunmayan kişilerde çoğu zaman gerekmez. Bu ayrıntıları sintigrafi incelemesi başlığı altında topladım. Gereksiz istendiğinde yalnızca zaman ve kaynak kaybına yol açar.
İnce İğne Biyopsisi Ne Zaman Gerekir?
İnce iğne biyopsisi, ultrason bulguları şüpheli bulunan nodüllerde gerekir. Kararı yalnızca nodülün boyutuna bakarak vermiyorum. Risk sınıfı ile boyut birlikte değerlendirilerek karar oluşturulur. Düşük riskli görünen küçük nodüllerde işlem çoğu zaman gerekmez. Şüpheli bulgu taşıyan nodüllerde ise daha küçük boyutta bile örnekleme yapılır. Boyun lenf bezlerinde şüpheli görünüm saptandığında oradan da örnek alınır. İzlem sırasında büyüyen ya da yapısı değişen nodüller yeniden değerlendirilir. İşlem ultrason eşliğinde yapıldığı için doğru noktadan örnek alınır. Alınan hücreler patoloji uzmanı tarafından incelenir. Sonuç, izlem ile cerrahi arasındaki kararı büyük ölçüde yönlendirir.
Bir ince iğne biyopsisi günlük yaşamı kesintiye uğratmayan bir işlemdir. İşlem sonrasında boyun bölgesinde kısa süreli bir hassasiyet olabilir. Sonuçlar belirli bir sınıflandırma düzeni içinde raporlanır. Bazı sonuçlar kesin bir ayrım vermez ve ara gruplarda yer alır. Bu durumda işlem tekrarlanabilir ya da ek incelemeler planlanır. Yetersiz hücre içeren örnekler de yeniden alınmayı gerektirir. İşlemin ayrıntılarını iğne biyopsisinin ayrıntıları başlığı altında anlattım. Sonucu birlikte okuyarak sonraki adımı planlıyoruz.
Boyun Tomografisi ve Manyetik Rezonans Ne Zaman İstenir?
Boyun tomografisi ve manyetik rezonans, ultrasonun yetersiz kaldığı durumlarda istenir. Ultrason ses dalgalarıyla çalıştığı için göğüs kemiğinin arkasını göremez. Göğüs boşluğuna doğru uzanan bezlerde bu nedenle ileri görüntüleme gerekir. İncelemeler bezin alt sınırını ve çevre yapılarla ilişkisini gösterir. Nefes borusunun ne ölçüde daraldığı ayrıntılı biçimde ölçülür. Yemek borusuna doğru olan büyüme de aynı incelemede değerlendirilir. Çok büyük bezlerde cerrahi planlama bu görüntülere dayandırılır. Kanser tanısı bulunan kişilerde yayılımın değerlendirilmesinde kullanılır. Boyun bölgesindeki derin lenf bezleri bu yöntemlerle daha iyi görüntülenir. Tekrarlayan hastalıkta da aynı incelemeler yol gösterir.
Tomografide kullanılan boyalı madde yüksek miktarda iyot içerir. Bu nedenle atom tedavisi planlanan kişilerde zamanlama dikkatle ayarlanır. Manyetik rezonans ışın içermediği için bu açıdan bir sakınca taşımaz. Buna karşılık inceleme süresi uzundur ve kapalı alanda yapılır. Vücudunda metal taşıyan kişilerde yöntemin uygunluğu önceden sorgulanır. Her iki inceleme de ilk basamak tetkik olarak istenmez. Gereksiz kullanıldığında ek bilgi sağlamadan yük oluşturur. Bu nedenle istemi yalnızca belirli sorular için yapıyorum.
Yutma ve Nefes Filmleri Ne İşe Yarar?
Yutma ve nefes filmleri, bezin çevre yapılara bası yapıp yapmadığını göstermeye yarar. Basit bir boyun ve göğüs filmi nefes borusunun seyrini ortaya koyar. Borunun bir tarafa itilmesi ya da daralması bu filmde fark edilir. Yutma sırasında çekilen filmler yemek borusunun geçişini değerlendirir. Katı lokmaların takıldığı bölge bu incelemede belirlenir. Solunum kapasitesini ölçen üfleme testleri de tabloyu tamamlar. Bu testler nefes darlığının bezden mi yoksa akciğerden mi kaynaklandığını ayırır. Uzun süredir büyük bir bez taşıyan kişilerde bu değerlendirme önem kazanır. Cerrahi öncesinde solunum durumunun bilinmesi planlamayı kolaylaştırır. Anestezi ekibi de bu bilgiyi değerlendirmesine katar.
Bu incelemeler tek başına tanı koydurmaz. Elde edilen bilgiler ultrason ve ileri görüntüleme bulgularıyla birleştirilir. Bası bulgusu bulunan kişilerde yakınmalar ayrıntılı biçimde sorgulanır. Sırtüstü yatınca artan nefes darlığı önemli bir uyarı oluşturur. Gece uykudan uyanma yakınması da aynı yönü işaret eder. Bu bulguları taşıyan kişileri daha kısa aralıklarla değerlendiriyorum. Bası bulguları ilerlediğinde tedavi seçenekleri yeniden gözden geçirilir. Kararı hastamla birlikte, tüm bulguları görerek veriyorum.
Sinir ve Ses Teli Değerlendirmesi Neden Yapılır?
Sinir ve ses teli değerlendirmesi, cerrahi öncesinde ve sonrasında güvenliği artırmak amacıyla yapılır. Tiroid bezinin hemen arkasından ses tellerini çalıştıran sinirler geçer. Bu sinirlerin durumu ameliyat planını doğrudan etkiler. Değerlendirme kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılan bir muayeneden oluşur. İnceleme sırasında ses tellerinin hareketi doğrudan gözlenir. Ameliyat öncesinde bilinen bir kısıtlılık, sonrasında yanlış yoruma engel olur. Daha önce boyun ameliyatı geçirmiş kişilerde bu inceleme özellikle önem taşır. Uzun süredir ses kısıklığı bulunan kişilerde de değerlendirme gerekir. Büyük ve çevre dokulara yapışık bezlerde inceleme rutin hale gelir. Kanser tanısı bulunan kişilerde de aynı yaklaşım izlenir.
Ameliyat sırasında sinirlerin uyarıyla izlenmesi ayrı bir güvenlik katmanı sağlar. Bu izlem cerrahın siniri erken tanımasına yardımcı olur. Ameliyat sonrasında ses değişikliği fark edilirse inceleme yeniden yapılır. Çoğu ses değişikliği geçici bir seyir izler ve kendiliğinden düzelir. Düzelme süreci haftalar ya da aylar alabilir. Bu dönemde ses terapisi desteği yararlı olur. Hastalarıma ameliyat öncesinde bu değerlendirmenin amacını ayrıntılı biçimde anlatıyorum. Bilgilendirilmiş bir hasta süreci çok daha rahat karşılar.
Kanser İzleminde Hangi Tetkikler Kullanılır?
Kanser izleminde ultrason, kan testleri ve gerektiğinde tüm vücut taramaları birlikte kullanılır. İzlemin temelini boyun ultrasonu oluşturur. Bu inceleme ameliyat bölgesini ve lenf bezlerini ayrıntılı biçimde tarar. Kan testlerinde bezde depolanan protein düzeyi ölçülür. Bu protein ameliyattan sonra izlem ölçütü olarak kullanılır. Savunma sistemine ait antikorlar ölçümü etkilediği için birlikte istenir. Uyarıcı hormon düzeyi de belirli bir aralıkta tutulmaya çalışılır. Gerektiğinde işaretli madde ile tüm vücut taraması yapılır. Bu tarama uzak bölgelerdeki odakları araştırır. Seçilmiş kişilerde ileri metabolik görüntüleme yöntemleri eklenir.
İzlem sıklığı hastalığın risk grubuna göre belirlenir. Düşük riskli kişilerde aralıklar zamanla uzatılır. Yüksek riskli kişilerde ise izlem daha sık sürdürülür. Ölçümlerin gidişi tek bir sonuçtan daha çok bilgi taşır. Giderek azalan değerler beklenen bir seyri anlatır. Yeniden yükselen değerler ise yakın inceleme gerektirir. İzlem planını kişiye özel olarak düzenliyorum. Planı yazılı bir çizelge halinde hastalarıma veriyorum.
Görüntüleme Raporunu Nasıl Okumalısınız?
Görüntüleme raporunu okurken önce ölçülen boyutlara ve belirtilen risk sınıfına bakmalısınız. Rapor genellikle bezin sağ ve sol bölümünün ölçüleriyle başlar. Ardından saptanan nodüllerin yeri ve büyüklüğü sıralanır. Her nodül için iç yapı ve sınır özellikleri ayrı ayrı belirtilir. Kireçlenme bulunup bulunmadığı ayrıca yazılır. Kanlanma biçimi renkli inceleme sonucuna göre aktarılır. Sonuç bölümünde nodüller risk sınıflarına yerleştirilir. Rapor sonunda önerilen adım da çoğu zaman belirtilir. Boyun lenf bezleriyle ilgili bulgular ayrı bir başlıkta yer alır. Bu düzen raporun karşılaştırılmasını kolaylaştırır.
Raporda yer alan sınıflandırma bir tanı değil, bir risk göstergesidir. Yüksek bir sınıf doğrudan kanser anlamına gelmez. Düşük bir sınıf da tümüyle güvence sağlamaz. Bu nedenle raporu muayene bulgularınızla birlikte okuyorum. Önceki raporlarınızla karşılaştırma yapmak en değerli bilgiyi verir. Ölçümlerdeki küçük farklar yöntem değişikliğinden de kaynaklanabilir. Bu nedenle tek bir milimetrelik farka göre karar vermiyorum. Raporu birlikte okuyup anlamını açıklamayı görüşmenin bir parçası sayıyorum.
Tetkiklere Nasıl Hazırlanmalısınız?
Tetkiklere hazırlanırken önceki raporlarınızı ve güncel ilaç listenizi yanınıza almalısınız. Ultrason için özel bir hazırlık ya da açlık gerekmez. İnceleme sırasında boynu açıkta bırakan bir giysi işlemi kolaylaştırır. Boyun bölgesindeki takıların çıkarılması gerekir. Kan testleri için de uzun süreli açlık istenmez. Saç ve tırnak takviyelerinin ölçümden birkaç gün önce bırakılması gerekir. Hormon desteği kullananlarda hap, kan verildikten sonra alınmalıdır. Sintigrafi öncesinde iyot içeren ürünlerden bir süre uzak durulur. Boyalı madde ile yapılan incelemeler bu nedenle önceden sorgulanır. İğne biyopsisi öncesinde kan sulandırıcı kullanımı mutlaka bildirilmelidir.
Gebelik olasılığı bulunan kadınlar bunu işlemden önce söylemelidir. Emziren annelerde bazı incelemeler ertelenir ya da yöntem değiştirilir. İşlem sonrasında günlük yaşama hemen dönmek çoğu zaman mümkündür. Randevu saatinden biraz önce gelmek işlem düzenini rahatlatır. Önceki görüntülerin dijital kopyalarını getirmeniz karşılaştırmayı kolaylaştırır. Yakınmalarınızı kısa notlar halinde yazmanız değerlendirmeyi hızlandırır. Bu hazırlıkları randevu verirken yazılı olarak iletiyorum. Hazırlıklı gelen hastalarda süreç belirgin biçimde kısalır.
Gereksiz Tetkikten Nasıl Kaçınılır?
Gereksiz tetkikten, her incelemenin kararı değiştirip değiştirmeyeceği sorgulanarak kaçınılır. İstem yapmadan önce kendime tek bir soru soruyorum. Bu tetkikin sonucu izlem ya da tedavi planını değiştirecek mi diye düşünüyorum. Yanıt olumsuzsa incelemeyi istemiyorum. Yakınması bulunmayan kişilerde rutin tarama önerilmez. Her yıl tekrarlanan gereksiz incelemeler yeni bilgi sağlamadan kaygıyı büyütür. Küçük ve düşük riskli nodüllerde sık izlem gerekmez. Aynı tetkikin farklı merkezlerde tekrarlanması da yarar getirmez. Elde bulunan raporlar yeterliyse yenisini istemiyorum. Bu yaklaşım hem zamanı hem de kaynakları korur.
Tetkik isteminde bir başka ölçüt de doğru zamanlamadır. Ağır bir hastalık döneminde yapılan hormon ölçümü yanıltıcı sonuç verir. Doz değişikliğinden hemen sonra yapılan ölçüm gerçek durumu yansıtmaz. Bu nedenle ölçüm tarihlerini planlı biçimde belirliyorum. Hastalarıma da elde olan sonuçları saklamalarını öneriyorum. Düzenli tutulan bir dosya karşılaştırmayı çok kolaylaştırır. Tetkiklerin amacını anlayan hasta süreci daha rahat yürütür. Bu nedenle her istemin gerekçesini açıklayarak anlatıyorum.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular