Fıtıklar
Fıtık nedir, hangi türleri bulunur ve onarım ne zaman gerekir? Karın duvarı fıtıklarını bu sayfada topluca tanıttım.
Fıtık, karın duvarındaki zayıf bir noktadan iç dokuların dışarı doğru çıkmasıyla ortaya çıkan cerrahi bir sorundur. Genel cerrahi uygulamamda en sık karşılaştığım başlıklardan biri olarak öne çıkar. Bu bölümde karın duvarını ilgilendiren fıtık türlerini, ortak belirtilerini ve tedavi yollarını topluca tanıtıyorum. Her türün kendine özgü yanlarını ayrı sayfalarda ayrıntılı biçimde ele alıyorum. Bu sayfayı, konuya genel bir çerçeveden bakmak isteyen hastalarım için hazırladım.
Fıtık Ne Anlama Gelir?
Fıtık, karın duvarındaki bir açıklıktan iç dokuların dışarı doğru itilmesi anlamına gelir. Karın duvarı kas, kiriş ve bağ dokusu katmanlarından oluşan sağlam bir örtü olarak çalışır. Bu örtüde zayıf bir nokta belirdiğinde karın içindeki basınç dokuları o noktaya doğru iter. İtilen dokular ince bir zar içine girerek fıtık kesesi adı verilen yapıyı oluşturur. Kesenin içinde çoğunlukla karın içi yağ dokusu ve ince bağırsak bulunur. Dışarıdan bakıldığında bu durum yumuşak bir şişlik olarak fark edilir.
Şişlik ayakta dururken ve ıkınırken belirginleşir, sırt üstü yatıldığında ise çoğunlukla kaybolur. Açıklık kendiliğinden kapanmaz ve zamanla genişler. Genişleyen açıklıktan daha fazla doku çıkar ve şişlik büyür. Fıtık bir hastalıktan çok, karın duvarının yapısal bir sorunu olarak değerlendirilir. Bu nedenle ilaçla ya da bandajla düzelmesi beklenmez. Farklı bölgelerde ortaya çıkan fıtıklar aynı temel düzeni paylaşır.
Fıtıklar Neden Oluşur?
Fıtıklar, karın duvarının dayanıklılığı ile karın içi basınç arasındaki dengenin bozulması nedeniyle oluşur. Bazı kişilerde duvardaki zayıf nokta doğuştan bulunur. Bebeklik döneminde kapanması gereken geçitler açık kaldığında ileride fıtık gelişir. Diğer kişilerde zayıflık yaşam içinde sonradan ortaya çıkar. Bağ dokusunun yapı taşlarındaki değişiklik duvarın direncini azaltır. İleri yaşla birlikte kas ve kiriş dokusu incelir.
Karın içi basıncını artıran durumlar bu zeminde fıtığı tetikler. Sürekli ağır kaldırmak, uzun süren öksürük ve inatçı kabızlık en sık sayılan etkenler arasında yer alır. İdrar yapmakta zorlanan kişilerde ıkınma basıncı belirgin biçimde artırır. Fazla kilo, karın duvarına sürekli bir yük bindirir. Gebelik döneminde duvar gerilir ve göbek çevresi zayıflar. Sigara kullanımı doku onarımını bozarak duvarın direncini düşürür. Daha önce geçirilmiş karın cerrahileri kesi bölgesinde kalıcı bir zayıflık bırakır. Bu etkenlerin birden fazlası bir arada bulunduğunda fıtık gelişme olasılığı yükselir.
Karın Duvarı Fıtıkları Hangi Başlıklarda Toplanır?
Karın duvarı fıtıkları, çıkış yerine göre birkaç ana başlık altında toplanır. En sık görülen grup kasık bölgesinden çıkan fıtıklardan oluşur. İkinci grupta göbek çevresinden çıkan fıtıklar yer alır. Göbek ile göğüs kafesi arasındaki orta hatta gelişen fıtıklar ayrı bir başlık olarak sayılır. Daha önce yapılmış bir ameliyatın izinde gelişen fıtıklar dördüncü grubu oluşturur. Karnın yan duvarındaki belirli bir zayıf hatta gelişen fıtıklar ise çok daha seyrek görülür.
Kasık bölgesindeki fıtıkların bir bölümü bacak damarlarının geçtiği dar kanaldan çıkar. Bu tür kadınlarda daha sık saptanır ve sıkışmaya daha yatkın bulunur. Bağırsak ağzı açılan hastalarda, ağzın çevresinde de fıtık gelişebilir. Karın içindeki organların göğüs boşluğuna doğru ilerlediği fıtıklar ayrı bir konu olarak ele alınır. Türlerin tamamını karın duvarı başlığı altında topluca değerlendiriyorum. Her türün belirtileri benzeşse de onarım planı birbirinden ayrılır.
Kasık Fıtığı Neden Ayrı Değerlendirilir?
Kasık fıtığı, karın duvarının en zayıf bölgesinde geliştiği için ayrı bir başlık olarak değerlendirilir. Bu bölgede erkeklerde testis damarlarının, kadınlarda ise bir bağın geçtiği doğal bir kanal bulunur. Kanalın çevresindeki dokular yaşam boyunca sürekli basınç altında kalır. Bu nedenle kasık bölgesi fıtık gelişimine en açık alan olarak öne çıkar. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre belirgin biçimde yüksektir. Şişlik bazen aşağıya doğru ilerleyerek testis torbasına kadar uzanır.
Ayakta dururken ve ıkınırken ortaya çıkan kabarıklık en tipik bulgu olarak dikkat çeker. Bölgede çekme, yanma ve dolgunluk hissi eşlik eder. Uzun süre ayakta kalınan günlerde yakınmalar belirginleşir. Bu konunun ayrıntısını kasık fıtığı sayfasında ele alıyorum. Onarım planını kişinin yaşına, mesleğine ve fıtığın büyüklüğüne göre belirliyorum. İki taraflı fıtıklarda planlamayı tek seansta yapmayı çoğu zaman tercih ediyorum.
Göbek Fıtığı Kimlerde Görülür?
Göbek fıtığı, göbek halkasının tam kapanmadığı bebeklerde ve karın içi basıncı artan erişkinlerde görülür. Bebeklerde bu halka doğumdan sonraki aylar içinde kendiliğinden kapanır. Kapanma gecikse bile çoğu bebekte belirli bir yaşa kadar beklenir. Erişkinlerde ise halkanın kendiliğinden kapanması beklenmez. Fazla kilo, gebelik ve karın içinde sıvı birikmesi bu bölgeyi zorlar. Göbek çevresinde yumuşak, öne doğru kabaran bir şişlik ortaya çıkar.
Şişlik küçük olduğunda içine yalnızca yağ dokusu girer ve ağrı belirgin olur. Açıklık genişledikçe bağırsak girip çıkar ve şişlik büyür. Dar açıklıklı göbek fıtıklarında sıkışma olasılığı daha yüksek bulunur. Ayrıntılı bilgiyi göbek fıtığı sayfasında bulabilirsiniz. Erişkinlerde onarım kararını genellikle tanı konulduğunda veriyorum. Bekleme süresinin uzaması açıklığı büyüterek onarımı zorlaştırır.
Kesi Yeri Fıtığı Nasıl Ortaya Çıkar?
Kesi yeri fıtığı, daha önce yapılmış bir karın ameliyatının izinde ortaya çıkar. Kesilen ve yeniden dikilen karın duvarı, çevresindeki sağlam dokular kadar dayanıklı olmaz. İyileşme döneminde yara yerinde iltihap gelişmesi bu zayıflığı artırır. Erken dönemde ağır kaldırmak dikiş hattını zorlar. Şeker hastalığı, sigara ve fazla kilo doku onarımını bozar. Bu etkenlerin bir arada bulunduğu kişilerde fıtık gelişme olasılığı yükselir.
Şişlik çoğunlukla eski kesi izinin üzerinde ya da kenarında belirir. Zamanla genişleyen açıklıktan daha fazla doku çıkar. Büyük kesi yeri fıtıklarında karın duvarının bütünlüğü bozulur. Bu durum duruş bozukluğuna ve bel ağrısına yol açar. Onarım planı, açıklığın büyüklüğüne ve önceki girişimin türüne göre değişir. Yinelemeyi önlemek için onarımın sağlam katmanlara dayandırılması gerekir.
Fıtık Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?
Fıtık, belirtilerin başında gelen yumuşak bir şişlikle kendini gösterir. Şişlik ayakta dururken, öksürürken ve ağır kaldırırken belirginleşir. Sırt üstü yatıldığında çoğunlukla kaybolur ya da belirgin biçimde küçülür. Bölgede çekme, yanma ve dolgunluk hissi eşlik eder. Yakınmalar gün sonunda ve yorucu çalışma günlerinde artar. Küçük fıtıklarda şişlik görülmeden yalnızca ağrı hissedilir.
Ağrının şiddeti fıtığın büyüklüğüyle her zaman orantılı olmaz. Dar açıklıklı küçük fıtıklar çoğu zaman daha rahatsız edici bulunur. Bağırsak keseye girdiğinde şişkinlik ve gaz yakınması eklenir. Uzun süre yerinde kalan büyük fıtıklarda bölgede cilt gerginliği gelişir. Şişliğin sertleşmesi, kızarması ve elle geri itilememesi uyarıcı bir bulgu olarak kabul edilir. Bu bulguların varlığında gecikmeden başvurulmalıdır.
Fıtık Nasıl Tanınır?
Fıtık büyük ölçüde dikkatli bir muayene ile tanınır. Muayeneyi hem yatar hem ayakta durumda yapıyorum. Ayakta ve ıkınırken yapılan değerlendirme küçük fıtıkları da ortaya koyar. Parmakla yapılan inceleme açıklığın yerini ve genişliğini gösterir. Şişliğin elle geri itilip itilemediği ayrıca denetlenir. Muayene bulgusu çoğu kişide tanı için yeterli olur.
Şişliğin belirgin olmadığı durumlarda ultrasonografi istenir. Bu inceleme ıkınma sırasında yapıldığında çok daha yol gösterici olur. Karmaşık ve yineleyen fıtıklarda bilgisayarlı tomografi tercih edilir. Tomografi, açıklığın ölçüsünü ve kese içeriğini ayrıntılı biçimde gösterir. Ayırıcı tanıda lenf bezi büyümesi ve yumuşak doku kitleleri de göz önünde bulundurulur. Tanı netleştiğinde onarım planını hastamla birlikte oluşturuyorum.
Fıtık Tedavisinde Hangi Yollar İzlenir?
Fıtık tedavisinde kalıcı sonuç yalnızca cerrahi onarımla izlenir. İlaç, masaj ve egzersiz açıklığı kapatmaz. Fıtık korsesi şişliği bir süre içeride tutar, ancak sorunu çözmez. Uzun süreli korse kullanımı dokularda incelmeye yol açar. Bu nedenle korseyi yalnızca ameliyatı beklenen kısa dönemlerde öneriyorum. Onarımda amaç, açıklığı kapatmak ve duvarı yeniden güçlendirmektir.
Onarım açık ya da kapalı yöntemle gerçekleştirilir. Açık onarımda bölgeye doğrudan ulaşılır ve katmanlar tek tek değerlendirilir. Kapalı onarımda ise küçük deliklerden girilerek karın duvarının iç yüzüne ulaşılır. Bu yaklaşımın ayrıntısını kapalı yöntemle fıtık onarımı sayfasında anlatıyorum. Yöntem seçimini fıtığın yerine, büyüklüğüne ve kişinin genel durumuna göre yapıyorum. İki taraflı ve yineleyen fıtıklarda kapalı yaklaşım çoğu zaman öne çıkar. Kararı her hastam için ayrı ayrı, gerekçesini açıklayarak veriyorum.
Yama Kullanımı Neden Önemlidir?
Yama kullanımı, onarımın uzun dönemde dayanıklı kalması açısından önemlidir. Yalnızca dikişle yapılan onarımda dokular gergin biçimde bir araya getirilir. Gerginlik hem ağrıyı artırır hem de dikiş hattının açılmasına zemin hazırlar. Yama, açıklığın çevresine yayılarak yükü geniş bir alana dağıtır. Böylece dokular gerilmeden bir araya gelir ve onarım rahatlar. Bu yaklaşım günümüzde gerilimsiz onarım olarak adlandırılır.
Kullanılan yamalar vücutla uyumlu örgü yapıdaki dokulardan üretilir. Zamanla çevre doku yamanın gözeneklerine girer ve sağlam bir katman oluşur. Yama ile onarım özellikle erişkin fıtıklarında öne çıkar. Yamanın yerleştirildiği katman, sonucun dayanıklılığını doğrudan etkiler. Karın duvarının derin ve güçlü katmanlarına yerleştirilen yamalar daha iyi tutunur. Yama boyutunun açıklığı yeterince aşması da gereklidir. Çok küçük yamalar kenarlarından sıyrılarak yinelemeye yol açar. Küçük çocuklarda ise büyüme sürdüğü için yama kullanılmaz.
Fıtık Ne Zaman Acil Duruma Dönüşür?
Fıtık, kese içindeki dokunun açıklıkta sıkışmasıyla acil bir duruma dönüşür. Sıkışan doku geri itilemez ve şişlik sert bir kıvam alır. Bu aşamada ağrı hızla şiddetlenir. Kese içinde bağırsak varsa geçiş durur ve bulantı başlar. Kusma, gaz çıkaramama ve karın şişkinliği tabloya eklenir. Sıkışmanın sürmesi dokunun kanlanmasını bozar.
Kanlanması bozulan bağırsak kısa sürede zarar görür. Bu tablo boğulmuş fıtık olarak adlandırılır ve gecikmeye izin vermez. Şişliğin üzerindeki cildin kızarması ve ateşin yükselmesi durumu daha da ağırlaştırır. Böyle bir tabloda acil cerrahi girişim gerekir. Dar açıklıklı fıtıklarda bu risk belirgin biçimde yüksektir. Bu nedenle küçük fıtıkları önemsiz saymayı doğru bulmuyorum. Şişliği zorla geri itmeye çalışmamanızı özellikle istiyorum. Uyarıcı bulguları hastalarıma ilk görüşmede ayrıntılı biçimde anlatıyorum.
Fıtığı Olan Kişi Günlük Yaşamda Neye Dikkat Etmelidir?
Fıtığı olan kişi günlük yaşamda karın içi basıncını artıran durumlara dikkat etmelidir. Ağır kaldırmaktan kaçınmanızı ve yükü doğru biçimde taşımanızı öneriyorum. Kaldırma sırasında dizleri bükmek karın duvarına binen yükü azaltır. Kabızlığı önlemek için lifli besinlere ve bol suya ağırlık vermek gerekir. Uzun süren öksürüğün nedeni araştırılmalı ve tedavi edilmelidir. Sigarayı bırakmak hem öksürüğü azaltır hem de doku onarımını destekler.
Kilo denetimi karın duvarına binen sürekli yükü hafifletir. Karın kaslarını güçlendiren çalışmalar hekim onayıyla planlanmalıdır. Şişliğin büyümesi ya da ağrının artması durumunda kontrol öne alınır. Fıtığın kendiliğinden geçmeyeceğini hastalarıma açık biçimde anlatıyorum. Onarımı gereksiz yere ertelemenin açıklığı büyüttüğünü de hatırlatıyorum. Erken dönemde yapılan onarımın çok daha rahat geçtiğini gözlemliyorum. Her hastam için izlem ve onarım planını birlikte belirliyorum.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular