Güneş Işınları, D Vitamini ve Kalsiyum
D vitamini üretiminde güneşin rolünü, kalsiyum dengesini ve paratiroid bezleriyle olan bağını hastalarıma anlattığım gibi yazdım.
D vitamini, kalsiyum dengesinin kurulmasında görev alan ve büyük bölümü ciltte üretilen bir hormon gibi davranır. Bu üretimin başlaması için cilde ulaşan gün ışığına gereksinim duyulur. Kalsiyum ise hem kemik yapısının hem de kas ve sinir çalışmasının temelini oluşturur. Paratiroid bezleri kandaki kalsiyum düzeyini sürekli olarak izler ve gerektiğinde hormon salgısını artırır. Bu sayfada güneşten yararlanma, vitamin üretimi ve kalsiyum dengesi arasındaki bağı hastalarıma anlattığım biçimde aktarıyorum.
Güneş Işınları D Vitamini Üretimini Nasıl Başlatır?
Güneş ışınları, ciltte bulunan bir ön maddeyi değiştirerek D vitamini üretimini başlatır. Cildin alt katmanlarında kolesterol yapısına benzeyen bir molekül hazır bekler. Bu molekül morötesi ışınla karşılaştığında kendi yapısını değiştirir. Değişen molekül kan dolaşımına karışarak karaciğere taşınır. Üretimin ilk basamağı bu nedenle tamamen ciltte gerçekleşir. Güneş ışınları cama, kalın kumaşa ve koruyucu kremlere takıldığında bu basamak yavaşlar. Kapalı mekânda geçirilen uzun çalışma saatleri üretimi belirgin biçimde azaltır. Günün orta saatlerinde ışınlar daha dik geldiği için üretim hızlı ilerler. Aynı saatlerde cildin yanma olasılığı da yükselir.
Bu nedenle hastalarıma kısa süreli ve düzenli güneşlenmeyi öneriyorum. Kolların ve bacakların açık bırakılması, yalnız yüzün açık kalmasına göre çok daha fazla katkı sağlar. Üretilen miktar kişinin yaşına, cilt yapısına ve yaşadığı bölgeye göre değişir. İleri yaşta ciltteki ön madde miktarı azalır. Bu durum aynı süre güneşte kalan iki kişide birbirinden farklı sonuç doğurur. Güneşten elde edilen miktarın yeterli olup olmadığını yalnızca kan ölçümü gösterir. Üretimin hangi basamakta aksadığını bilmek, eksikliğin nedenini anlamayı kolaylaştırır. Deri yüzeyine ulaşan ışın miktarı bulut örtüsüne göre de değişir. Bulutlu günlerde aynı sürede elde edilen katkı düşük kalır. Bu ayrıntıları bilen kişi günlük düzenini kendi lehine kurar.
Cilt Tipi ve Mevsim Üretimi Nasıl Değiştirir?
Cilt tipi ve mevsim koşulları, aynı sürede üretilen miktarı belirgin biçimde değiştirir. Koyu renkli ciltte bulunan pigment, morötesi ışının derin katmanlara ulaşmasını engeller. Bu nedenle koyu tenli kişilerde aynı üretim için daha uzun süre gerekir. Açık tenli kişilerde üretim hızlı başlar, buna karşılık yanma da erken ortaya çıkar. Kış aylarında güneş ışınları yeryüzüne daha eğik bir açıyla ulaşır. Eğik gelen ışınların morötesi bileşeni atmosferde büyük ölçüde tutulur. Bu durum kış boyunca üretimin neredeyse durmasına yol açar. Yaz aylarında biriken miktar soğuk aylarda yavaş yavaş tükenir. Kuzey bölgelerde yaşayan kişilerde eksiklik daha erken belirir. Hava kirliliği de yeryüzüne ulaşan ışın miktarını düşürür.
Kalın giysiler ve kapalı kıyafetler cildin ışıkla temasını keser. Camdan giren ışık, üretimi başlatan bileşeni taşımaz. Bu yüzden araç içinde ya da pencere önünde geçirilen zaman katkı sağlamaz. Yaşlanmayla birlikte ciltteki üretim kapasitesi geriler. Aşırı kilolu kişilerde üretilen madde yağ dokusunda tutulur. Tutulan miktar kana yeterince geçemediği için ölçüm düşük bulunur. Bu etkenler bir araya geldiğinde eksiklik neredeyse kaçınılmaz hale gelir. Kişinin yaşam biçimini dinlemeden ölçüm sonucunu yorumlamıyorum. Aynı değeri taşıyan iki kişide neden bambaşka olabilir. Bu nedenle her hastanın günlük düzenini ayrı ayrı sorguluyorum.
D Vitamini Vücutta Hangi Aşamalardan Geçer?
D vitamini vücutta iki ayrı organda değişime uğradıktan sonra etkin biçimine geçer. İlk değişim karaciğerde gerçekleşir. Karaciğerde oluşan ara biçim kanda uzun süre kalır. Kan ölçümlerinde bakılan değer çoğunlukla bu ara biçimi gösterir. İkinci değişim böbreklerde tamamlanır. Böbrekte oluşan son biçim bağırsak hücrelerine doğrudan etki eder. Etkin biçimin kandaki ömrü oldukça kısa sürer. Bu nedenle tedavi takibinde ara biçimin ölçümü tercih edilir. Böbrek işlevi bozulduğunda ikinci basamak aksar. Aksayan basamak, alınan takviyenin beklenen etkisini azaltır.
Karaciğer hastalığı bulunan kişilerde ilk basamak da yavaşlar. Besinlerle alınan biçim de aynı iki basamaktan geçer. Yağda çözünen bir madde olduğu için emilimi yağ alımına bağlanır. Yağ emilimini bozan bağırsak hastalıklarında düzey sürekli düşük kalır. Mide küçültme girişimi geçirmiş kişilerde de emilim azalır. Bu aşamaları bilmek, düşük ölçümün gerçek nedenini ayırt etmeyi sağlar. Aynı ölçüm sonucunun arkasında birbirinden çok farklı düzenekler bulunabilir. Nedeni anlamadan doğrudan takviye başlamayı doğru bulmuyorum. Böbrek yetmezliği olan kişilerde etkin biçimin kendisi verilir. Bu ayrım tedavinin başarısını doğrudan etkiler.
Kalsiyum Emilimi Bağırsakta Nasıl Gerçekleşir?
Kalsiyum emilimi, ince bağırsak hücrelerindeki taşıyıcı sistemler aracılığıyla gerçekleşir. Etkin vitamin biçimi bu taşıyıcıların yapımını artırır. Taşıyıcı sayısı arttıkça besinlerden alınan kalsiyum daha çok emilir. Eksiklik durumunda alınan kalsiyumun büyük bölümü dışkıyla atılır. Bu nedenle yalnızca kalsiyumdan zengin beslenmek çoğu zaman yetmez. Emilen kalsiyum kana geçerek dokulara dağılır. Kalsiyum metabolizması kemik, böbrek ve bağırsak arasında kurulan bir denge üzerine işler. Kemik dokusu bu dengede büyük bir depo görevi üstlenir. Kanda kalsiyum düştüğünde depodan kana geçiş hızlanır. Böbrekler süzülen kalsiyumun büyük bölümünü geri emer.
Geri emilim azaldığında idrarla oluşan kayıp artar. Bağırsaktan emilimin düşmesi bu kaybı daha belirgin kılar. Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagiller kalsiyum içerir. Aynı öğünde alınan çok lifli besinler emilimi bir miktar düşürür. Kalsiyumun gün içine yayılarak alınması emilimi kolaylaştırır. Tek seferde alınan yüksek miktar aynı ölçüde emilmez. Emilim düzeyini doğrudan ölçmek günlük uygulamada kolay değildir. Bu yüzden kan ve idrar değerlerini her zaman birlikte değerlendiriyorum. Mide asidini azaltan ilaçlar bazı kalsiyum biçimlerinin çözünmesini zorlaştırır. Böyle kişilerde kalsiyumun hangi biçimde alındığı önem kazanır.
Parathormon Kalsiyum Dengesini Nasıl Korur?
Parathormon, kanda kalsiyum düzeyi düştüğünde salgısını artırarak dengeyi korur. Paratiroid bezleri kandaki kalsiyumu sürekli olarak ölçer. Ölçüm düştüğünde hormon salgısı kısa sürede yükselir. Yükselen hormon kemikten kana kalsiyum geçişini hızlandırır. Aynı hormon böbrekte kalsiyumun geri emilimini de artırır. Böbrekte vitaminin etkin biçime dönüşümünü ayrıca uyarır. Etkin biçim arttıkça bağırsaktan emilim de yükselir. Böylece üç ayrı yoldan kalsiyum dengesi yeniden kurulur. Parathormon ve D vitamini dengesi bu nedenle birlikte değerlendirilir. Değerlerden yalnız birine bakmak yanıltıcı olur.
Vitamin düzeyi uzun süre düşük kaldığında hormon sürekli yüksek çalışır. Sürekli uyarı bezlerin zamanla büyümesine yol açar. Büyüyen bezler bir süre sonra kendi başına çalışmaya başlar. Bu tablo kanda kalsiyum yüksekliği ile karşımıza çıkar. Bezler denetimden çıktığında izlenecek basamakları hiperparatiroidi tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım. Hormonun fosfor üzerine etkisi de dengeyi yakından ilgilendirir. Fosforun idrarla atılımı hormon yükseldiğinde artar. Kanda fosfor düştüğünde kalsiyum daha rahat yükselir. Bu üçlü ilişki tek bir değere bakılarak anlaşılmaz. Hastalarıma kalsiyum, fosfor ve hormonu birlikte okumayı anlatıyorum. Değerlerin birbirine göre konumu tanıyı doğrudan belirler.
D Vitamini Eksikliği Neden Sık Görülür?
D vitamini eksikliği, güneşten yeterince yararlanamayan kişilerde sık görülür. Kapalı ortamda çalışan kişiler gün ışığına yeterince çıkamaz. Şehir yaşamı güneşle temas süresini belirgin biçimde kısaltır. Koruyucu kremlerin kesintisiz kullanımı üretimi baskılar. Kapalı giyim tercihi cildin ışıkla buluşmasını engeller. Beslenmeyle alınabilen miktar günlük gereksinimi tek başına karşılamaz. Yağlı balık, yumurta sarısı ve bazı mantarlar sınırlı miktarda içerir. Bu besinlerin düzenli tüketilmemesi açığı daha da büyütür. Emzirme döneminde gereksinim belirgin biçimde artar. Gebelikte hem anne hem bebek için istek yükselir.
Çocukluk çağındaki hızlı büyüme deposu hızla tüketir. İleri yaşta hem üretim hem emilim birlikte azalır. Bağırsak hastalığı bulunan kişilerde kayıp daha belirgin olur. Bazı ilaç grupları yıkımı hızlandırarak düzeyi düşürür. Böbrek ve karaciğer hastalıkları dönüşüm basamaklarını bozar. Bu nedenlerin bir arada bulunması tabloyu daha da ağırlaştırır. Eksikliğin gerçek nedenini bulmak tedavinin yönünü belirler. Nedeni araştırılmadan verilen takviye çoğu zaman yetersiz kalır. Güneşe çıkma alışkanlığı olmayan kişilerde açık her yıl yinelenir. Bu yüzden risk taşıyan kişilerde düzenli ölçüm istiyorum.
Eksiklik Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?
Eksiklik çoğu zaman silik ve belirsiz belirtilerle kendini gösterir. Hastalarım en çok yorgunluk ve halsizlikten yakınır. Sabah kalkıldığında dinlenmemiş olma duygusu uzun süre sürer. Kas gücündeki azalma merdiven çıkarken fark edilir. Bacak kaslarında kramp ve seyirme görülebilir. Kemiklerde derin ve künt bir ağrı hissedilir. Ağrı özellikle kaburgalarda ve leğen kemiğinde belirginleşir. Uzun süren eksiklikte yürüyüş biçimi bile değişir. Saç dökülmesi ve tırnak kırılganlığı tabloya eşlik edebilir. Bağışıklık yanıtının zayıfladığını bildiren hastalarım bulunur.
Ruh durumunda çökkünlük ve isteksizlik ortaya çıkabilir. Uyku düzenindeki bozulma yakınmalara eklenebilir. Çocuklarda bacaklarda eğrilik ve geç yürüme dikkat çeker. Bu belirtiler başka hastalıklarda da görülebildiği için tek başına yeterli olmaz. Tanı yalnızca kan ölçümü ile netleşir. Hiçbir yakınması olmayan kişilerde de düşük değer saptanabilir. Bu nedenle risk taşıyan kişilerde ölçüm yapılmasını öneriyorum. Belirtilerin gerilemesi düzey düzeldikten sonra yavaş gelişir. İlk haftalarda beklenen düzelme çoğu kez görülmez. Sabırlı bir izlem süreci bu nedenle gerekir.
Uzun Süren Eksiklik Paratiroid Bezlerini Nasıl Uyarır?
Uzun süren eksiklik, paratiroid bezlerini gece gündüz aralıksız uyarır. Kanda kalsiyum sınırda kaldığında bezler salgıyı yükseltir. Yükselen salgı kısa dönemde kalsiyumu normal düzeyde tutar. Bu denge kemik deposundan yapılan aktarımla sağlanır. Aylar süren aktarım kemik yoğunluğunu azaltır. Bezler sürekli çalıştıkça içlerindeki hücre sayısı artar. Artan hücre sayısı bezlerin büyümesine yol açar. Büyüyen bezler bir süre sonra denetimden çıkar. Denetimden çıkan bez, kalsiyum normal olsa bile salgı yapar. Bu aşamada kanda hem kalsiyum hem hormon birlikte yükselir.
Tablo artık eksikliğe bağlı basit bir uyarı olmaktan uzaklaşır. Böyle hastalarda cerrahi değerlendirme gündeme gelir. Hangi kişilerde bu yola başvurduğumu paratiroidektomi ameliyatı sayfasında ayrı ayrı ele aldım. Bu nedenle eksikliğin yıllarca sürüncemede kalmasını istemiyorum. Takviye ile düzeltilen eksiklik bu zinciri erken kırar. Hormon yüksekliği saptanan kişilerde vitamin düzeyi de ölçülür. Düzey düzeltildikten sonra hormon yeniden değerlendirilir. Bazı kişilerde hormon kendiliğinden normale döner. Normale dönmeyen tabloda başka bir neden aranır. Böbrek yetmezliği bu tabloyu çok daha hızlı geliştirir. Bu hastaları böbrek hekimiyle birlikte izliyorum.
Kemik Sağlığı Bu Dengeden Nasıl Etkilenir?
Kemik sağlığı, kalsiyum ve vitamin dengesinden doğrudan etkilenir. Kemik dokusu yapım ve yıkım arasında sürekli yenilenir. Yeterli kalsiyum bulunduğunda yapım hızı korunur. Kalsiyum azaldığında yıkım yapımın önüne geçer. Bu durum kemiğin iç yapısında incelmeye yol açar. İncelen kemik günlük yüklere karşı direncini yitirir. Kemik erimesi bu sürecin en çok bilinen sonucu olarak ortaya çıkar. Çocukluk çağında aynı eksiklik kemik yapısının yumuşamasına neden olur. Erişkinde kemiklerde ağrı ve hassasiyet gelişir. Küçük zorlanmalarla oluşan kırıklar tabloyu ağırlaştırır.
Boy kısalması ve sırtta öne eğilme zamanla belirir. Denge düzeltildiğinde kemik yapımı yeniden canlanır. Düzenli yürüyüş kemiğe binen yükü artırarak yapımı destekler. Hareketsizlik ise yıkımı hızlandırır. Sigara ve aşırı alkol kemik yapımını baskılar. Kemik yoğunluğu ölçümü izlem sürecinde yol gösterir. Ölçüm sonucu tedavi kararını doğrudan etkiler. Kemik sağlığını korumanın en kolay yolu eksikliği zamanında gidermekten geçer. Düşme riskini azaltan basit ev düzenlemeleri kırıkları önler. Bu önerileri her hastama ayrıntılı biçimde anlatıyorum.
Değerlendirme Sürecinde Hangi Ölçümlere Bakılır?
Değerlendirme sürecinde kanda kalsiyum, fosfor, hormon ve vitamin düzeyine birlikte bakılır. Tek bir değer tabloyu açıklamakta yetersiz kalır. Kalsiyum ölçümü kandaki protein düzeyine göre düzeltilir. Protein düşük olduğunda gerçek değer olduğundan düşük görünür. Bu nedenle serbest kalsiyum ölçümü de istenebilir. Fosfor düzeyi hormonun dokular üzerindeki etkisini yansıtır. İdrarda atılan kalsiyum miktarı ayrı bir bilgi sunar. Böbrek işlevini gösteren değerler de birlikte okunur. Kemik yapım ve yıkımını yansıtan belirteçler izlemde yardımcı olur. Ölçümlerin aynı laboratuvarda yinelenmesi karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Takviye kullanan kişilerde ölçüm zamanlaması önem taşır. Yeni başlanan takviyenin etkisi birkaç ay sonra oturur. Erken yapılan kontrol yanıltıcı sonuç doğurur. Değerler normale geldikten sonra kontrol aralığı uzatılır. Kemik yoğunluğu ölçümü belirli aralıklarla yinelenir. Boyun bölgesine yönelik görüntüleme her hastada gerekmez. Görüntüleme yalnız cerrahi düşünülen kişilerde istenir. Ölçümleri hastamın yakınmalarıyla birlikte yorumluyorum. Laboratuvar değişikliği sonuçların karşılaştırılmasını zorlaştırır. Bu ayrıntıyı hastalarıma başından itibaren hatırlatıyorum.
Güneşten Yararlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Güneşten yararlanırken cildi yakmadan yeterli süre almaya özen göstermek gerekir. Kısa ve sık güneşlenme, uzun süreli kalmaya göre daha güvenli sayılır. Sabahın geç saatleri ve ikindi vakti bu amaç için uygun bulunur. Öğle saatlerinde cilt çok kısa sürede zarar görür. Kolların ve bacakların açık bırakılması yeterli yüzey sağlar. Yüz ve boyun bölgesinin korunması yine de sürdürülür. Cilt kanseri riski taşıyan kişilerde bu öneri değişir. Böyle kişilerde gereksinim yalnızca takviye ile karşılanır. Bronzlaşma amacıyla uzun süre güneşte kalmayı önermiyorum. Yapay ışın veren kabinler cilde kalıcı zarar verir.
Kapalı yaşayan kişilerde balkon ya da bahçe zamanı işe yarar. Bebeklerde doğrudan güneş yerine gölge tercih edilir. Bebeklerin gereksinimi damla biçiminde verilen takviye ile karşılanır. Yaşlı kişilerde hem üretim hem hareket kısıtlı kalır. Onlarda düzenli takviye daha güvenli bir yol oluşturur. Takviyenin dozu her zaman kan ölçümüne göre ayarlanır. Kendi kararıyla yüksek doz alan kişilerde kalsiyum yükselebilir. Bu nedenle takviyeyi ölçüm olmadan sürdürmeyi doğru bulmuyorum. Güneşlenme alışkanlığı mevsime göre yeniden düzenlenir. Kış planını yaz bitmeden hastalarımla konuşuyorum.
Beslenme ve Takviye Konusunda Nasıl Yol İzlenmelidir?
Beslenme ve takviye konusunda izlenecek yol kişinin ölçüm sonucuna göre belirlenir. Günlük kalsiyum gereksinimi öncelikle besinlerden karşılanır. Süt, yoğurt ve peynir en kolay ulaşılan kaynak olarak öne çıkar. Süt ürünü tüketemeyen kişilerde yeşil sebzeler ve susam yardımcı olur. Kuru baklagiller ve badem de belirgin katkı sağlar. Yağlı balık tüketimi vitamin alımını destekler. Yumurta sarısı sınırlı da olsa katkı sunar. Zenginleştirilmiş gıdalar bazı kişilerde açığı kapatır. Besinlerle alınan miktar çoğu kişide yine de yetersiz kalır. Bu nedenle kış aylarında takviye sıkça gündeme gelir.
Takviyenin günlük ya da haftalık kullanımı hekim kararıyla düzenlenir. Yağlı bir öğünle birlikte alınması emilimi artırır. Takviye kullanılırken kalsiyum alımı da gözden geçirilir. Aşırı kalsiyum alımı böbrek taşı riskini yükseltir. Bol su içmek bu riski azaltır. Kahve ve tuz tüketiminin fazlası idrarla oluşan kaybı artırır. Düzenli hareket kemiğe yapılan katkıyı pekiştirir. Beslenme düzenini hastamın alışkanlıklarına göre birlikte kuruyoruz. Uygulanabilir bir plan, kusursuz ama sürdürülemeyen bir plandan daha çok işe yarar. Bu yaklaşımı günlük uygulamamda ilke olarak benimsiyorum.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
D vitamini kan değeri neden ölçülür?
Güneş kremi kullanmak üretimi tamamen durdurur mu?
Camdan gelen ışık işe yarar mı?
Günde ne kadar süre güneşte kalmak yeterlidir?
Takviye her mevsim kullanılmalı mıdır?
Kalsiyum hapı kullanmadan eksiklik giderilebilir mi?
D vitamini fazlalığı zarar verir mi?
Kanda kalsiyum yüksekliği her zaman paratiroid kaynaklı mıdır?
Gebelikte takviye kullanımı güvenli midir?
Bebeklere damla biçiminde takviye neden verilir?
Süt tüketemeyen biri gereksinimini nasıl karşılar?
Böbrek taşı olan kişiler kalsiyumdan kaçınmalı mıdır?
Kan düzeyi ne sıklıkla kontrol edilmelidir?
Tiroid ilacı kullanmak emilimi etkiler mi?
Kemik ağrısı her zaman eksikliğe mi bağlıdır?
Paratiroid ameliyatı sonrasında kalsiyum takibi neden gerekir?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.