Tiroid Nodülleri Kansere Dönüşür mü?
Tiroid nodülleri kansere dönüşür mü, hangi ultrason bulguları kuşku uyandırır? Nodülleri değerlendirme yolumu anlattım.
Tiroid nodülleri, tiroid bezinin içinde sınırları belirli bir doku topluluğu olarak ortaya çıkar. Nodül saptanan hastalarımın aklına gelen ilk soru, bu yapının zamanla kansere dönüşüp dönüşmeyeceğidir. Bu soruyu muayene sırasında her hafta defalarca duyuyorum. Yanıtı vermeden önce nodülün yapısını ve davranışını anlamak gerekir. Bu sayfada nodül ile kanser arasındaki ilişkiyi, kuşku uyandıran bulguları ve izlem mantığını anlatıyorum.
Nodül ile Kanser Arasındaki İlişki Nasıl Kurulur?
Nodül ile kanser arasındaki ilişki, nodülün kendisinden çok içindeki hücrelerin niteliği üzerinden kurulur. Tiroid bezinde oluşan her yapı aynı hücre davranışını göstermez. Nodüllerin büyük bölümü iyi huylu doku artışından doğar. Bu yapılar bezin normal hücrelerinden oluşur ve düzenli bir diziliş taşır. Küçük bir bölümünde ise hücreler baştan itibaren kötü huylu özellik taşır. Bu nedenle nodül, kansere dönüşen bir ara basamak olarak düşünülmemelidir. Kötü huylu nodüller çoğu zaman en baştan kötü huylu olarak gelişir. İyi huylu bir nodülün yıllar sonra kansere dönüşmesi beklenen bir durum sayılmaz. Hastalarıma bu ayrımı en başta anlatıyorum. Ayrım anlaşıldığında kaygı düzeyi belirgin biçimde geriler.
Nodülün ne zaman ortaya çıktığını çoğu hasta bilmez. Nodüller yıllarca sessiz kalır ve başka bir nedenle yapılan incelemede fark edilir. Bu rastlantısal saptamalar son yıllarda belirgin biçimde artar. Ultrason cihazlarının yaygınlaşması küçük nodüllerin görünür olmasını sağlar. Görünür olan her nodül tehlike anlamına gelmez. Ben nodülü değil, nodülün taşıdığı özellikleri değerlendiriyorum. Nodülün nasıl oluştuğunu merak eden hastalarıma nodülün neden geliştiğini anlatan sayfayı öneriyorum. İlişkinin doğru kurulması gereksiz girişimlerin önüne geçer. Yanlış kurulan ilişki ise hastayı yıllarca kaygı içinde bırakır. Bu nedenle ilk görüşmede kavramları tek tek ayırıyorum.
Hangi Nodüller Kötü Huylu Çıkar?
Kötü huylu çıkan nodüller, belirli ultrason özelliklerini bir arada taşıyan gruptan doğar. Bu özelliklerin başında sınırların düzensiz görünmesi gelir. İçyapısı koyu ve çevre dokudan daha karanlık görünen nodüller kuşku uyandırır. Boyu eninden uzun duran nodüller de aynı gruba girer. İçinde toz tanesi gibi görünen ince kireçlenmeler bulunan yapılar dikkatimi çeker. Kanlanması merkezden yoğunlaşan nodüller ayrıca değerlendirilir. Bu bulguların birkaçı bir arada bulunduğunda kuşku belirginleşir. Tek başına bir bulgu genellikle yeterli sayılmaz. Sert kıvamlı ve çevre dokuya yapışık nodüller muayenede hemen fark edilir. Boyunda büyümüş lenf bezi eşlik ediyorsa kuşku daha da artar. Ses kısıklığının nodülle birlikte ortaya çıkması uyarıcı bir işaret sayılır. Hızlı büyüyen nodüller de bu grupta ele alınır. Hangi nodüllerde cerrahi gerektiğini nodül ameliyatı sayfasında ayrıntılı anlatıyorum.
Nodülün boyutu tek başına kötü huyluluğu göstermez. Çok büyük nodüllerin büyük bölümü iyi huylu çıkar. Buna karşılık çok küçük nodüllerde de kanser saptanabilir. Bu nedenle kararı boyuta değil, görünüme dayandırıyorum. Konuyu ayrıntılı merak eden hastalarıma her nodülün kanser anlamına gelmediğini anlatan sayfayı öneriyorum. Ailesinde tiroid kanseri bulunan kişilerde eşik daha aşağıda tutulur. Çocukluk döneminde boyun bölgesine ışın almış kişilerde de aynı yol izlenir. Bütün bu ölçütleri bir arada okuyunca tablo netleşir. Netleşen tabloya göre örnek alıp almayacağıma karar veriyorum.
İyi Huylu Nodüller Zamanla Kötü Huyluya Döner mi?
İyi huylu nodüller, yıllar içinde kötü huylu bir yapıya dönüşmez. Bu bilgiyi hastalarıma en çok yinelediğim cümlelerden biri sayabilirim. Kötü huylu hücreler, iyi huylu hücrelerin bozulmasıyla değil, kendi başına gelişen bir süreçle ortaya çıkar. Bu nedenle iyi huylu tanısı alan nodülü yıllarca korkuyla izlemek gerekmez. İzlem yine de sürdürülür, ancak amacı farklıdır. İzlemin amacı, ilk örneklemede gözden kaçmış bir alanı yakalamakta toplanır. İğne bazen nodülün yalnızca bir bölümünden hücre alır. Kuşkulu bölge iğnenin ulaşmadığı yerde kalmış olabilir. Bu ihtimal düşük olsa da tümüyle yok sayılamaz. İzlemde ultrason görünümündeki değişikliği izliyorum.
Görünüm yıllarca aynı kalırsa kaygım azalır. Sınırların bozulması ya da içyapının değişmesi beni yeniden harekete geçirir. Böyle durumlarda örneklemeyi yineliyorum. Nodülün küçülmesi ise rahatlatıcı bir bulgu olarak kabul edilir. Kistik nodüller zaman içinde kendiliğinden küçülebilir. Bu küçülme hastalarımı çoğu zaman şaşırtır. Katı nodüller ise genellikle boyutunu korur. Çok yavaş büyüyen katı nodüller de sıklıkla iyi huylu kalır. Büyüme hızını iki ölçüm arasındaki farkla değerlendiriyorum. Değerlendirmeyi hep aynı ölçüm yöntemiyle yapmaya özen gösteriyorum.
Nodülün Büyümesi Kanser Belirtisi Sayılır mı?
Nodülün büyümesi, tek başına kanser belirtisi sayılmaz. Tiroid nodülleri yaşam boyunca yavaşça büyüme eğilimi taşır. Bu büyüme çoğu kişide yıllar içinde birkaç milimetreyle sınırlı kalır. Hızlı ve kısa sürede gerçekleşen büyüme ise ayrı bir anlam taşır. Birkaç ay içinde belirgin biçimde büyüyen nodüllerde inceleme yenilenir. Kanama sonrası ani büyüyen kistik nodüller de görülür. Bu tür büyüme ağrıyla birlikte ortaya çıkar ve kendiliğinden geriler. Ağrısız biçimde ve sürekli büyüyen katı nodüllerde dikkatimi artırıyorum. Büyümeyi ölçerken nodülün üç boyutunu da kaydediyorum. Tek bir çapa bakmak yanıltıcı sonuç verir.
Ölçümün aynı cihazla yapılması karşılaştırmayı sağlamlaştırır. Farklı merkezlerde yapılan ölçümler arasında fark doğabilir. Bu farkı gerçek bir büyüme sanmamak gerekir. Büyüme saptanan hastalarda ultrason özelliklerini yeniden gözden geçiriyorum. Görünüm sakin kalmışsa yalnızca izlemi sıklaştırırım. Görünümde kuşkulu bir değişiklik varsa örnek alırım. Bası yakınması oluşturan büyümelerde tedavi seçenekleri gündeme gelir. Bu seçenekleri hastanın yaşına ve genel durumuna göre sıralıyorum. Büyümenin her zaman kötü anlama gelmediğini hastalarıma anlatıyorum. Bu açıklama çoğu hastada gereksiz telaşı önler.
Hangi Ultrason Bulguları Kuşku Uyandırır?
Ultrason bulguları arasında kuşku uyandıran özellikler belirli bir sırayla değerlendirilir. İlk baktığım özellik nodülün sınırlarıdır. Düzgün ve keskin sınırlar genellikle iyi huylu yapıyı düşündürür. Tırtıklı ve çevreye doğru uzanan sınırlar kuşku yaratır. İkinci olarak nodülün koyuluğunu değerlendiriyorum. Çevre dokudan belirgin biçimde koyu görünen nodüller daha dikkatli izlenir. Üçüncü özellik nodülün biçimiyle ilgilidir. Boynun uzun eksenine dik duran nodüller ayrı bir başlıkta ele alınır. Dördüncü özellik nodülün içindeki kireçlenmelerde toplanır. Beşinci özellik kanlanma biçimini kapsar. Bu özellikler bir puanlama düzeni içinde birleştirilir. Puan yükseldikçe örnekleme eşiği aşağı iner.
Düşük puanlı nodüllerde izlem yeterli görülür. Ultrason bulguları ile hasta öyküsünü birlikte okuyorum. Öyküde ışın maruziyeti varsa eşiği kendiliğinden aşağı çekiyorum. Ailede tiroid kanseri bulunması da aynı etkiyi yapar. Boyunda ele gelen sert lenf bezi bu kararı doğrudan değiştirir. Ultrasonu her zaman kendim yapmayı yeğlerim. Görüntüyü hastayla birlikte ekrandan izlemek anlatımı kolaylaştırır. Bu paylaşım hastanın sürece katılmasını sağlar. Sürece katılan hasta kontrollerini de aksatmaz.
Nodülün Sınırları ve İç Yapısı Neyi Gösterir?
Nodülün sınırları ve iç yapısı, hücre düzeninin ne kadar korunduğunu gösterir. Düzgün sınırlı nodüller çevre dokudan net biçimde ayrılır. Bu ayrım, nodülün çevresine saldırmadığını düşündürür. Sınırları belirsizleşen nodüller çevre dokuya karışmış görünür. Bu görünüm hücrelerin yayılma eğilimini akla getirir. İçyapı da benzer bir bilgi taşır. Tümüyle sıvı içeren nodüller neredeyse her zaman iyi huylu kalır. İçinde hem sıvı hem katı bölüm bulunan nodüller ayrı değerlendirilir. Bu yapılarda katı bölüm örnekleme hedefini oluşturur. Tümüyle katı ve koyu görünen nodüller en dikkatli izlediğim gruptur.
Nodülün çevresinde ince bir halka görülmesi rahatlatıcı bulunur. Halkanın kesintiye uğraması ise kuşkuyu yükseltir. Bu ayrıntılar deneyimli bir gözle daha iyi seçilir. İnceleme sırasında nodüle farklı açılardan bakıyorum. Tek bir kesit yanıltıcı bir izlenim yaratabilir. Nodülün komşuluğundaki damarları da ayrıca izliyorum. Soluk borusuna baskı yapan nodüllerde yaklaşım değişir. Yemek borusuna yaslanan nodüller yutma yakınması oluşturabilir. Bu bulguları raporda ayrıntılı biçimde belirtiyorum. Ayrıntılı rapor, sonraki kontrollerde karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Mikrokireçlenmeler Hangi Anlamı Taşır?
Mikrokireçlenmeler, nodül içinde toz tanesi büyüklüğünde parlak noktalar olarak görülür ve özel bir anlam taşır. Bu noktalar hücrelerin bıraktığı küçük kalıntılardan oluşur. Kaba ve iri kireçlenmelerle karıştırılmamalıdır. İri kireçlenmeler genellikle eski ve sakin nodüllerde bulunur. İnce kireçlenmeler ise kuşku düzeyini belirgin biçimde yükseltir. Bu ayrımı ultrason sırasında dikkatle yapıyorum. Cihaz ayarları bu küçük noktaların görünürlüğünü etkiler. Uygun ayar yapılmadığında noktalar gözden kaçabilir. Bu nedenle incelemeyi acele etmeden yürütüyorum. Kireçlenme saptanan nodüllerde örnekleme eşiği aşağı iner.
Nodül küçük olsa bile örnek almayı düşünüyorum. Kireçlenmeler nodül dışındaki dokuda da görülebilir. Bez içinde yaygın kireçlenme varsa ayrı bir değerlendirme gerekir. Boyundaki lenf bezlerinde görülen benzer noktalar ayrıca önemsenir. Bu bulgu yayılım kuşkusunu güçlendirir. Kireçlenmelerin varlığı tek başına tanı koymaz. Tanıyı yalnızca hücre incelemesi netleştirir. Yine de bu bulgu kararımı hızlandırır. Hastalarıma kireçlenmenin kemikleşme anlamına gelmediğini anlatıyorum. Terimin yarattığı yanlış anlamayı bu şekilde ortadan kaldırıyorum.
Boyundaki Lenf Bezleri Neden İncelenir?
Boyundaki lenf bezleri, tiroid hastalıklarının ilk uğrak noktası olduğu için ayrıntılı biçimde incelenir. Tiroid bezinden çıkan lenf kanalları boynun iki yanına doğru ilerler. Bu kanallar boyunca dizilen bezler yayılımın ilk durağı olur. Ultrason sırasında bu bölgeleri ayrı ayrı tarıyorum. Normal bir lenf bezi ince, uzun ve ortasında çizgi taşıyan bir yapı gösterir. Yuvarlaklaşan ve ortadaki çizgisini yitiren bezler kuşku uyandırır. İçinde kistik alan ya da parlak noktalar bulunan bezler ayrıca değerlendirilir. Bu bezlerden de iğneyle örnek alınabilir. Örnek alınan sıvıda özel bir madde ölçümü yapılabilir. Bu ölçüm tiroid kaynaklı yayılımı ortaya çıkarır.
Lenf bezi bulguları cerrahinin kapsamını doğrudan etkiler. Bu nedenle inceleme baştan eksiksiz yapılmalıdır. Boyunda ele gelen her şişlik yayılım anlamına gelmez. Üst solunum yolu iltihaplarında bezler geçici olarak büyür. Bu büyümeler birkaç hafta içinde kendiliğinden geriler. Kalıcı ve sertleşen bezler ise ayrı bir dikkat gerektirir. Hastalarımı bu ayrım konusunda önceden bilgilendiriyorum. Gereksiz kaygıyı önlemenin en sağlam yolu açık anlatım olarak görülür. İzlem sırasında bezleri her kontrolde yeniden tarıyorum. Değişiklik saptadığımda kararı gecikmeden gözden geçiriyorum.
Kimlerde Kanser Riski Daha Yüksek Bulunur?
Kanser riski, belirli öykü özelliklerini taşıyan kişilerde daha yüksek bulunur. Çocukluk ya da gençlik döneminde boyun bölgesine ışın uygulanmış kişiler bu grubun başında gelir. Ailesinde tiroid kanseri bulunan kişilerde de eşik aşağı iner. Kalıtsal geçiş gösteren bazı sendromlarda risk belirgin biçimde yükselir. Bu kişilerde izlem daha erken yaşta başlatılır. Erkeklerde saptanan nodüllerde kuşku düzeyi biraz daha yukarıda tutulur. Çok genç yaşta ortaya çıkan nodüller ayrı bir başlıkta değerlendirilir. İleri yaşta yeni beliren nodüller de dikkatle ele alınır. Hızlı büyüyen ve sert kıvamlı nodüller her yaşta uyarıcı sayılır. Ses kısıklığının nodülle birlikte gelişmesi riski yükseltir.
Yutma güçlüğü ve nefes darlığı da bu grupta değerlendirilir. Bu yakınmaların başka nedenlerle de ortaya çıkabileceğini unutmuyorum. Risk değerlendirmesini yalnızca öyküye dayandırmam. Ultrason bulguları bu değerlendirmenin ikinci ayağını oluşturur. İki bilgi birleştiğinde karar sağlam bir zemine oturur. Yüksek riskli gruptaki hastalarımı daha sık çağırıyorum. Düşük riskli hastalarda ise aralığı açmayı yeğliyorum. Risk sınıflaması zaman içinde değişebilir. Yeni bir bulgu belirdiğinde sınıflamayı yeniden kuruyorum. Bu esnek yaklaşım gereksiz girişimleri belirgin biçimde azaltır.
Nodül Taşıyan Kişilerde Hangi Yakınmalar Uyarıcı Olur?
Nodül taşıyan kişilerde uyarıcı sayılan yakınmalar belirli bir grupta toplanır. En sık karşılaştığım uyarıcı bulgu, kısa sürede gelişen ses değişikliğidir. Ses tellerini çalıştıran sinir tiroid bezinin hemen arkasından geçer. Bu sinire baskı yapan bir yapı sesin tonunu değiştirir. Ses kısıklığı uzun sürerse ayrıntılı inceleme isterim. İkinci uyarıcı bulgu yutarken takılma duygusudur. Bu duygu çoğu zaman iyi huylu büyümelere bağlı gelişir. Yine de sürekli hale gelirse gözden geçirilmelidir. Üçüncü bulgu sırtüstü yatınca artan nefes darlığıdır. Bu yakınma göğüs boşluğuna doğru uzanan yapılarda görülür.
Dördüncü bulgu boyunda ele gelen sert ve hareketsiz kitledir. Hareketsiz kitleler çevre dokuya yapışmış olabilir. Beşinci bulgu boyunda kalıcı biçimde büyüyen lenf bezidir. Bu bulguları taşıyan hastalarımı öne alıyorum. Yakınması olmayan hastalarda da inceleme aynı özenle yürütülür. Nodüllerin büyük bölümü hiçbir belirti vermez. Belirti yokluğu kuşkuyu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle rastlantısal saptanan nodülleri de eksiksiz değerlendiriyorum. İzlem planını nasıl kurduğumu merak eden hastalarıma nodüllerin nasıl izlendiğini anlatan sayfayı öneriyorum. Yakınmaların zaman içindeki seyrini de her kontrolde sorguluyorum.
Nodülleri İzlerken Hangi Ölçütleri Kullanıyorum?
Nodülleri izlerken kullandığım ölçütler, ultrason görünümü ve hastanın öyküsü üzerine kuruludur. İlk ölçüt nodülün risk sınıfıdır. Düşük riskli nodüllerde kontrol aralığını uzun tutuyorum. Orta riskli nodüllerde aralığı daha kısa belirliyorum. Yüksek riskli nodüllerde ise örnekleme kararını hızla veriyorum. İkinci ölçüt nodülün boyutundaki değişimdir. Üçüncü ölçüt hastanın yaşıdır. Genç hastalarda izlem süresi uzun olacağı için karar daha dikkatli kurulur. Dördüncü ölçüt hastanın kaygı düzeyidir. Sürekli kaygı yaşayan hastalarda izlem yararını yitirir. Cerrahi gerektiğinde bezin ne kadarının alındığını tiroidektomi ameliyatı sayfasında ayrıca ele aldım.
Böyle hastalarda tanıyı netleştirmeyi yeğliyorum. Beşinci ölçüt hastanın başka hastalıklarının bulunup bulunmadığıdır. Ağır kalp ya da akciğer hastalığı olan kişilerde girişim eşiği yükselir. Bu ölçütleri her kontrolde yeniden gözden geçiriyorum. İzlem planı taşa yazılmış bir program olarak görülmemelidir. Plan, yeni bulgulara göre esneyen bir çerçeve olarak kurulur. Kontrolleri aksatan hastalarımı telefonla arıyorum. Düzenli izlem, kötü huylu bir yapının erken fark edilmesini sağlar. Kötü huylu nodül saptandığında da tedavi planı gecikmeden kurulur. Bu nedenle izlemi sürecin en önemli parçası sayıyorum.
Kaygıyı Azaltmak İçin Neler Öneriyorum?
Kaygıyı azaltmak için hastalarıma önce bilginin doğru kaynaktan alınmasını öneriyorum. İnternette dolaşan genel bilgiler çoğu zaman en kötü durumu anlatır. Bu bilgiler kişinin kendi tablosuna uymayabilir. Kendi raporunuzu kendi hekiminizle okumanız gerekir. İkinci önerim kontrol takvimine bağlı kalmaktır. Takvim dışında sürekli ultrason yaptırmak kaygıyı büyütür. Her incelemede küçük ölçüm farkları görülür. Bu farklar gerçek bir değişiklik sanılabilir. Üçüncü önerim boyun bölgesini sürekli elle yoklamamaktır. Sık yoklama hem doku tepkisi yaratır hem de kaygıyı besler.
Dördüncü önerim yaşam düzenini bozmamaktır. Tiroid nodülleri günlük yaşamı kısıtlayan bir durum oluşturmaz. Spor, iş ve yolculuk planlarını değiştirmenize gerek kalmaz. Beşinci önerim beslenmeyle ilgili abartılı kısıtlamalardan kaçınmaktır. İyotlu tuz kullanımını sürdürmenizi isterim. Aşırı iyot içeren takviyelerden ise uzak durmanız gerekir. Altıncı önerim sigarayı bırakmaktır. Sigara tiroid hastalıklarının seyrini olumsuz etkiler. Son olarak sorularınızı yazılı hale getirmenizi istiyorum. Yazılı sorular muayene süresini çok daha verimli kılar.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Tiroid nodülü olan herkes kanser olur mu?
Nodül kaç santimetre olursa tehlikeli sayılır?
Soğuk nodül ne demektir?
Tiroid kanseri yavaş mı ilerler?
Nodül kendi kendine kaybolur mu?
Nodül varken iyotlu tuz kullanılabilir mi?
Nodüller kalıtsal olarak geçer mi?
Gebelikte nodül büyür mü?
Hormon ilacı nodülü küçültür mü?
Birden çok nodül bulunması riski artırır mı?
Nodül ağrı yapar mı?
Nodüllerde kanser tanısı kesin olarak nasıl konur?
Sigara tiroid nodülü gelişimini etkiler mi?
Erkeklerde nodül daha mı tehlikelidir?
Nodülü olan kişi cerrahiden korkmalı mıdır?
Radyasyon öyküsü olanlar hangi aralıkla kontrol edilmelidir?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.