Böbreküstü Bezi Nedir?
Böbreküstü bezi nedir, nerede bulunur ve hangi görevleri üstlenir? Bezin yapısını ve sorun çıktığında beliren bulguları anlattım.
Böbreküstü bezi, her iki böbreğin tepesine oturan ve yaşam için gerekli hormonları üreten küçük bir iç salgı organıdır. Adı böbrekle birlikte anılsa da görevi böbreğin görevinden bütünüyle ayrılır. Bu bez kan basıncını, tuz ve su dengesini, kan şekerini ve bedenin stres yanıtını sessizce düzenler. Genel cerrahi ve cerrahi onkoloji uygulamamda bu bezin hastalıklarıyla düzenli olarak karşılaşıyorum. Bu sayfada bezin yapısını, görevlerini ve sorun çıktığında hangi bulguların belirdiğini anlatıyorum.
Böbreküstü Bezi Nerede Yer Alır?
Böbreküstü bezi, karın boşluğunun arka bölümünde her iki böbreğin üst kutbuna yaslanarak yer alır. Bez, karın zarının arkasında kalan bir alanda bulunur ve bu bölge cerrahi dilde arka boşluk olarak anılır. Sağ taraftaki bez üçgen bir görünüm taşır, sol taraftaki bez ise hilal biçimine daha çok benzer. İki bezin toplam ağırlığı birkaç gramı geçmez. Boyutu küçük olmasına karşın ürettiği hormonlar bedenin her sistemini etkiler. Bezin çevresi yağ dokusuyla sarılır ve bu yastık onu darbelerden korur. Yağ dokusunun içinde bezi besleyen ince damar ağı seyreder. Damarlanma yoğun olduğu için bez cerrahi sırasında özenli bir çalışma gerektirir. Sağ bezin toplardamarı doğrudan ana toplardamara açılır.
Sol bezin toplardamarı ise böbrek toplardamarına dökülür. Bu ayrım ameliyat planını ve yaklaşım yönünü değiştirir. Bezin arkasında solunum kası, üstünde karaciğer ve dalak gibi organlar komşuluk kurar. Sol tarafta pankreasın kuyruk bölümü beze yakın seyreder. Komşulukların bilinmesi görüntüleme raporlarının doğru okunmasını sağlar. Bezin elle muayenede hissedilmesi olağan koşullarda beklenmez. Bu nedenle hastalık ancak kan tahlili ya da görüntülemeyle ortaya çıkar. Hastalarıma bezin yerini anlatırken sırtın derinliğinde saklı kaldığını söylüyorum. Konumunun derinde olması yakınmaların da geç fark edilmesine yol açar. Bezin iki taraflı bulunması, bir taraf çıkarıldığında diğerinin görevi sürdürmesini sağlar. Bu yedekli düzen tedavi seçeneklerini de genişletir.
Böbreküstü Bezinin Yapısı Nasıl Düzenlenir?
Böbreküstü bezinin yapısı, birbirinden bağımsız çalışan iki katman halinde düzenlenir. Dıştaki katman kabuk adıyla anılır ve bezin büyük bölümünü oluşturur. İçteki katman ise çekirdek adıyla anılır ve bezin ortasında küçük bir alan kaplar. Bu iki katman gelişim dönemlerinde farklı dokulardan köken alır. Kabuk katmanı böbrek gelişimine eşlik eden dokudan doğar. Çekirdek katmanı ise sinir sistemiyle aynı kökenden gelişir. Köken farkı, ürettikleri hormonların da tümüyle ayrışmasına neden olur. Kabuk katmanı kendi içinde üç ayrı kuşağa ayrılır. En dıştaki kuşak tuz dengesini düzenleyen hormonu üretir.
Ortadaki kuşak şeker ve stres yanıtını yöneten hormonu salgılar. En içteki kuşak ise cinsiyet hormonlarının yapı taşlarını hazırlar. Çekirdek katmanı ani tehlike anında devreye giren uyarıcı hormonları üretir. Katmanların mikroskop altındaki görünümü birbirinden kolayca ayrılır. Patoloji incelemesinde tümörün hangi katmandan çıktığı bu görünümle belirlenir. Katman ayrımı tedavi planını da doğrudan etkiler. Kabuk kaynaklı tümörlerle çekirdek kaynaklı tümörler bambaşka biçimde hazırlanır. Bu nedenle tanı aşamasında kaynağın belirlenmesine özel önem veriyorum. Yapıyı hastalarıma anlatırken bezi iki ayrı fabrikanın bir arada çalışmasına benzetiyorum. İki katmanın hastalıkları da birbirinden bağımsız biçimde gelişir. Aynı bezde iki ayrı hastalığın bir arada bulunması ise çok seyrek görülür.
Kabuk Tabakası Ne İş Görür?
Kabuk tabakası, bedenin uzun soluklu dengesini kuran hormonları üreterek iş görür. Ürettiği ilk hormon böbrekten tuz tutulmasını sağlar ve potasyum atılımını artırır. Bu hormon dolaşımdaki sıvı hacmini ayarlayarak kan basıncını dengede tutar. İkinci hormon kan şekerini yükseltir ve enerji depolarının kullanımını yönlendirir. Aynı hormon iltihabi tepkileri baskılar ve bağışıklık yanıtını düzenler. Uyanıklık düzeyi, ruh durumu ve uyku ritmi de bu hormondan etkilenir. Salgı gün içinde belirli bir ritim izler ve sabah saatlerinde en yüksek düzeye ulaşır. Gece yarısına doğru salgı en düşük düzeye iner. Bu ritim ölçüm saatinin önemini artırır.
Üçüncü grup hormon ise cinsiyet hormonlarının yapı taşlarını oluşturur. Bu yapı taşları kadınlarda tüylenmeyi ve cilt yapısını etkiler. Fazla üretildiğinde adet düzeninde bozulma ve tüylenmede artış görülür. Kabuk tabakasının çalışması beynin tabanındaki düzenleyici bezden gelen uyarıyla denetlenir. Uyarı azaldığında kabuk tabakası küçülür ve salgı düşer. Uzun süre kortizol içeren ilaç kullanan kişilerde bu baskılanma sık görülür. İlacın birden kesilmesi bu nedenle tehlikeli sonuç doğurur. Hastalarıma bu ilaçların kademeli biçimde azaltılması gerektiğini özellikle hatırlatıyorum. Kabuk tabakasının sağlıklı çalışması bedenin günlük ritmini ayakta tutar. Bu ritim bozulduğunda kişi gün içinde dalgalanan bir enerji düzeyi tanımlar. Yakınmanın kaynağını bulmak için ölçümleri belirli saatlerde yineliyorum.
Çekirdek Tabakası Hangi Görevi Üstlenir?
Çekirdek tabakası, ani tehlike anında bedeni hazır duruma getirme görevini üstlenir. Bu tabaka uyarıcı hormonları salgılayarak kalp atım hızını artırır. Aynı hormonlar damarları kasar ve kan basıncını hızla yükseltir. Solunum yolları genişler ve akciğerlere giren hava miktarı artar. Kaslara giden kan akımı çoğalır, sindirim sistemine giden akım azalır. Göz bebekleri büyür ve çevredeki uyaranlara duyarlılık artar. Karaciğerde depolanan şeker dolaşıma verilir ve enerji hazır duruma gelir. Bu tepkiler saniyeler içinde başlar ve tehlike geçtiğinde hızla geri çekilir. Sağlıklı kişilerde salgı yalnızca gerektiğinde yükselir.
Çekirdek tabakasından köken alan tümörlerde ise salgı kendi başına sürer. Bu durumda tansiyon ataklar biçiminde yükselir ve çarpıntı tabloya eşlik eder. Baş ağrısı ve aşırı terleme sık görülen diğer bulgular arasında sayılır. Atak sırasında kişi ani bir korku duygusu tanımlar. Yakınmalar ataklar arasında tümüyle silinebilir. Bu dalgalı seyir hastalığın uzun süre gözden kaçmasına yol açar. Tanı için hormon yıkım ürünlerinin ölçülmesi gerekir. Çekirdek kaynaklı tümörlerde ameliyat öncesi hazırlık ayrı bir titizlik ister. Bu hazırlığın hangi adımlardan oluştuğunu feokromositoma ameliyatı sayfasında ayrıntılı anlattım. Hazırlık tamamlanmadan girişime başlanmaz. Çekirdek tabakası kaynaklı tümörlerin bir bölümü kalıtsal eğilimle birlikte görülür. Bu kişilerde aile bireylerinin de değerlendirilmesi gerekir.
Böbreküstü Bezi Vücutta Neyi Düzenler?
Böbreküstü bezi, vücutta kan basıncını, tuz ve su dengesini, şeker düzenini ve stres yanıtını birlikte düzenler. Tuz dengesi bozulduğunda dolaşımdaki sıvı hacmi değişir ve tansiyon buna göre kayar. Şeker düzeni bozulduğunda halsizlik, titreme ve terleme gibi yakınmalar belirir. Stres yanıtı bozulduğunda kişi olağan bir enfeksiyonu bile ağır geçirir. Bağışıklık sisteminin dengeli çalışması da bu bezin salgısına bağlı kalır. Kemik yapımı ve yıkımı arasındaki denge yine bu hormonlardan etkilenir. Kas kütlesinin korunması aynı düzenin bir parçası olarak sürdürülür. Cilt kalınlığı ve yara iyileşmesi de bu hormonlarla yakından ilgilidir.
Ruh durumu, uyku ritmi ve dikkat düzeyi bu salgılardan doğrudan etkilenir. Bedenin su tutma eğilimi bu bezle böbrek arasındaki iletişimle belirlenir. Bu nedenle bez hastalıklarında hormon dengesi birçok sistemi aynı anda sarsar. Hastalarıma bezin küçük ama geniş etkili bir düzenleyici olduğunu anlatıyorum. Tek bir hormonun yükselmesi bile birçok organda yankı bulur. Yakınmaların dağınık olması tanının gecikmesine neden olur. Bu yüzden birbiriyle ilgisiz görünen bulguları bir arada değerlendiriyorum. Bezin hangi hormonu ne amaçla ürettiğini bezin ürettiği hormonlar sayfasında ayrıntılı biçimde açıklıyorum.
Bez Az Çalıştığında Hangi Bulgular Ortaya Çıkar?
Bez az çalıştığında ilk bulgular yavaş yerleşir ve çoğu zaman yorgunluk olarak algılanır. Halsizlik gün boyu sürer ve dinlenmeyle geçmez. İştah azalır ve kişi istemeden kilo verir. Tansiyon düşer, ayağa kalkarken baş dönmesi belirir. Tuzlu besinlere karşı belirgin bir istek doğar. Ciltte özellikle kıvrım bölgelerinde ve eski izlerde koyulaşma görülür. Bulantı, karın ağrısı ve ishal tabloya eklenebilir. Kaslarda ve eklemlerde yaygın ağrı hissedilir. Kan tahlilinde sodyum düşüklüğü ve potasyum yüksekliği dikkat çeker.
Kan şekeri özellikle açlık dönemlerinde düşme eğilimi gösterir. Kadınlarda koltuk altı ve kasık bölgesindeki tüylerde seyrelme görülebilir. Cinsel istekte azalma da tabloya eşlik eder. Yakınmalar sinsi ilerlediği için tanı çoğu zaman gecikir. Ateşli bir hastalık ya da yaralanma tabloyu aniden ağırlaştırır. Bu durumda tansiyon hızla düşer ve acil destek tedavisi gerekir. Az çalışma tablosunun nedeni bezin kendi dokusundaki hasar olabilir. Beynin tabanındaki düzenleyici bezden gelen uyarının azalması da aynı sonuca yol açar. Uzun süreli kortizol içeren ilaç kullanımı bu tablonun sık nedenleri arasında sayılır. Tanı, kanda hormon düzeyinin ölçülmesi ve uyarı testleriyle konulur. Tedavide eksik hormon ilaç biçiminde yerine konulur.
Bez Fazla Çalıştığında Hangi Değişiklikler Görülür?
Bez fazla çalıştığında görülen değişiklikler, hangi hormonun arttığına göre belirgin biçimde ayrışır. Şeker ve stres hormonu arttığında yüzde yuvarlaklaşma ve gövdede yağlanma dikkat çeker. Kollar ve bacaklar incelirken karın bölgesi belirgin biçimde genişler. Cilt incelir, kolay morarma ve geç kapanan yaralar görülür. Kan şekeri yükselir ve şeker hastalığı tablosu eklenebilir. Kemik yoğunluğu azalır ve küçük zorlamalarla kırık oluşabilir. Kas gücü özellikle uyluk bölgesinde belirgin biçimde düşer. Uyku bölünür ve ruh durumunda dalgalanma yaşanır.
Tuz dengesini düzenleyen hormon arttığında tablo başka bir yöne kayar. Tansiyon yükselir ve ilaçla denetlenmesi güçleşir. Kanda potasyum düşer, kas krampları ve güçsüzlük belirir. Sık idrara çıkma ve gece susama yakınması eklenir. Uyarıcı hormonlar arttığında ise yakınmalar ataklar biçiminde gelir. Ataklarda çarpıntı, baş ağrısı ve aşırı terleme birlikte yaşanır. Cinsiyet hormonu yapı taşları arttığında tüylenme ve adet düzensizliği ortaya çıkar. Bu tabloların hepsinde altta yatan neden çoğu zaman bezdeki bir düğümdür. Düğümün yeri ve salgısı belirlendikten sonra tedavi yolu çizilir. Fazla çalışma tablolarında yakınmaların yıllar içinde biriktiğini sık gözlemliyorum. Kişi durumu olağan kabul ettiği için başvuru çoğu zaman gecikir.
Böbreküstü Bezinde Kitle Nasıl Saptanır?
Böbreküstü bezinde kitle, çoğu zaman başka bir nedenle çekilen görüntülemede saptanır. Karın ağrısı, böbrek taşı ya da akciğer incelemesi sırasında bu kitlelerle sık karşılaşıyorum. Hormon salgılayan kitleler ise yakınmalar üzerinden araştırılarak bulunur. Denetlenemeyen tansiyon yüksekliği bu araştırmanın en sık nedeni olarak öne çıkar. Kanda potasyum düşüklüğü de araştırmayı başlatan bulgular arasında yer alır. Ataklar biçiminde gelen çarpıntı ve terleme aynı biçimde yönlendirici kabul edilir. Görünümde hızlı değişiklik yaşayan kişilerde de bez incelenir. Saptanan her adrenal kitle iki temel soruyla değerlendirilir.
Birinci soru kitlenin hormon üretip üretmediğidir. İkinci soru ise kitlenin iyi huylu olup olmadığıdır. Hormon sorusu kan ve idrar testleriyle yanıtlanır. Huy sorusu görüntülemedeki yoğunluk, sınır düzeni ve boyutla değerlendirilir. Yağdan zengin, keskin sınırlı ve küçük kitleler çoğunlukla izleme alınır. Sınırları düzensiz ve yoğunluğu yüksek kitlelerde cerrahi tedavi gündeme gelir. Kanser öyküsü olan kişilerde yayılım olasılığı ayrıca araştırılır. Rastlantıyla bulunan kitlelerin büyük bölümü iyi huylu olarak sonuçlanır. Bu grubu rastlantıyla bulunan adrenal kitleler sayfasında ayrıca ele alıyorum.
Hangi Kan ve İdrar Testleri İstenir?
İdrar ve kan testleri, bezin hangi hormonu fazla ürettiğini göstermek için istenir. Kanda tuz dengesini düzenleyen hormon ile onu uyaran böbrek kaynaklı madde birlikte ölçülür. Bu iki değerin birbirine oranı tabloyu netleştirir. Şeker ve stres hormonunun sabah ölçümü ayrıca yapılır. Gece geç saatte tükürük örneği alınması da bilgi verir. İdrarda gün boyu biriken hormon miktarı ölçülür. Uyarıcı hormonların yıkım ürünleri kanda ve idrarda araştırılır. Cinsiyet hormonu yapı taşları kuşkulu durumlarda ölçüme eklenir. Testler öncesinde bazı ilaçların geçici olarak değiştirilmesi gerekir.
Kahve, çay ve bazı besinler ölçümü etkilediği için kısıtlama önerilir. Örneğin alındığı saat sonucun yorumunu doğrudan değiştirir. Tek ölçüm kuşkulu kalırsa baskılama testi uygulanır. Baskılama testinde hormon salgısının azalıp azalmadığı izlenir. Salgı baskılanmıyorsa kaynak bezin kendisinde aranır. Uyarı testleri ise bezin az çalıştığı durumlarda kullanılır. Sonuçların birlikte yorumlanması tek başına bakılmasından çok daha değerli bilgi sunar. Test hazırlığını hastalarıma yazılı biçimde veriyorum. Hazırlık kurallarına uyulmadığında testin yinelenmesi gerekir. Gereksiz yinelemeden kaçınmak için hazırlığı adım adım gözden geçiriyorum. Sonuçların hepsi elde edilmeden tedavi kararı vermiyorum.
Görüntüleme Yöntemleri Neyi Gösterir?
Görüntüleme yöntemleri, kitlenin yerini, boyutunu ve iç yapısını gösterir. Karın tomografisi bu değerlendirmede ilk sırada kullanılır. Tomografide kitlenin yoğunluğu ölçülür ve yağ içeriği hakkında bilgi edinilir. Yağdan zengin kitleler çoğunlukla iyi huylu olarak yorumlanır. Kontrast madde verildikten sonra kitlenin boyanma biçimi izlenir. Boyanın hızlı silinmesi iyi huylu tümörleri düşündürür. Boyanın uzun süre kalması ise ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Manyetik rezonans incelemesi ışın içermediği için gebelerde ve gençlerde tercih edilir. Bu yöntem yumuşak doku ayrıntısını daha iyi ortaya koyar.
Ultrasonografi bezin derinde kalması nedeniyle sınırlı bilgi verir. Çocuklarda ve zayıf kişilerde ultrasonografi yine de yol gösterir. Metabolik görüntüleme yöntemleri kötü huy kuşkusunda devreye girer. Bu yöntem dokunun enerji kullanımını ölçerek ayrım yapmayı kolaylaştırır. Uyarıcı hormon salgılayan tümörlerde özel işaretli maddelerle tarama yapılır. Görüntüleme bulguları hormon testleriyle birlikte yorumlanır. Tek başına görüntüleme tedavi kararı vermeye yetmez. İzlemde aynı yöntemin yinelenmesi karşılaştırmayı kolaylaştırır. Bu nedenle kontrol tetkiklerini aynı biçimde planlıyorum.
Böbreküstü Bezi Hastalıklarında Tedavi Nasıl Planlanır?
Böbreküstü bezi hastalıklarında tedavi, hormon salgısı ve kitlenin huyu birlikte değerlendirilerek planlanır. Hormon salgılayan kitlelerde cerrahi tedavi genellikle ilk seçenek olarak öne çıkar. Bu grupta kapalı yöntemle yapılan laparoskopik adrenal bez ameliyatı sayfasında anlattığım yol izlenir. Hormon salgılamayan küçük ve iyi huylu görünen kitleler izleme alınır. Görüntülemede kuşku uyandıran bulgular varsa bekleme tercih edilmez. Bezin az çalıştığı tablolarda eksik hormon ilaç biçiminde yerine konulur. Bu tedavi cerrahi gerektirmez ve düzenli izlemle sürdürülür. Fazla çalışma tablolarında ise önce ilaçla denge kurulur. Denge sağlandıktan sonra girişim zamanlaması belirlenir.
Ameliyat öncesinde tansiyon ve potasyum düzeyi düzeltilir. Uyarıcı hormon salgılayan tümörlerde hazırlık daha uzun sürer. Hazırlık tamamlanmadan girişime geçilmez. Kötü huylu tümörlerde tedavi planı cerrahi onkoloji bakış açısıyla genişletilir. Bu grupta ek tedavilerin gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilir. Tedavi sonrası izlem her hasta için ayrı düzenlenir. Tek bez alınan kişilerde karşı bezin toparlanması izlenir. İki bez alınan kişilerde hormon desteği kalıcı biçimde sürdürülür. Tedavi planını hastanın yaşını ve eşlik eden hastalıklarını gözeterek şekillendiriyorum. Hangi hastalıkta hangi yolun izlendiğini bu bezin hastalık başlıkları sayfasında topluca anlatıyorum.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular