Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Böbrek Yetmezliğinde Hiperparatiroidi

Böbrek yetmezliğinde hiperparatiroidi neden gelişir, fosfor ve kemik nasıl etkilenir? Diyaliz sürecindeki izlem basamaklarını sıraladım.

Böbrek yetmezliğinde hiperparatiroidi, böbrek işlevleri gerilediğinde paratiroid bezlerinin sürekli uyarılmasıyla ortaya çıkar. Bu tabloda bezler kendiliğinden değil, vücuttaki mineral dengesizliğine yanıt olarak çalışmasını artırır. Genel cerrahi uygulamamda diyaliz programındaki hastaların önemli bir bölümünde bu tabloyla karşılaşıyorum. Hastalarım çoğu zaman kemik ağrısı, kaşıntı ve kas güçsüzlüğü yakınmasıyla karşıma gelir. Bu sayfada tablonun hangi basamaklardan geçerek geliştiğini, nasıl izlendiğini ve hangi durumlarda cerrahi seçeneğin gündeme geldiğini anlatıyorum.

Böbrek Yetmezliğinde Hiperparatiroidi Nasıl Gelişir?

Böbrek yetmezliğinde hiperparatiroidi, süzme işlevinin azalmasıyla başlayan zincirleme bir sürecin sonunda gelişir. Sağlıklı böbrek, kandaki fazla fosforu idrarla dışarı atmakla görevlidir. Süzme işlevi gerilediğinde bu atılım yavaşlar ve kandaki fosfor birikmeye başlar. Yükselen fosfor, kandaki kalsiyumu bağlayarak serbest kalsiyum düzeyini düşürür. Kalsiyumun düşmesi, paratiroid bezleri için güçlü bir uyarı anlamına gelir. Uyarılan bezler hormon salgısını artırarak kalsiyumu yeniden yükseltmeye çalışır. Bu tepki başlangıçta koruyucu bir düzenleme olarak işler.

Böbrek hastalığı ilerledikçe uyarı ortadan kalkmaz ve bezler sürekli çalışır. Sürekli uyarı altında kalan bezler önce büyür, sonra hücre sayısını artırır. Dört bezin birlikte büyüdüğü bu tablo hiperplazi olarak adlandırılır. Büyüyen bezler zamanla daha çok hormon salgılar ve döngü kendini besler. Hormon fazlalığı kemikten kalsiyum çekilmesine yol açar ve iskelet zarar görür. Böbrek işlevi bozuldukça vücudun fosforu atma yeteneği daha da geriler. Bu nedenle tablo, hastalığın ileri evrelerinde neredeyse kaçınılmaz biçimde ortaya çıkar. Diyaliz programına alınan hastalarda bile süreç tümüyle durmaz. Diyaliz fosforun bir bölümünü uzaklaştırır, ancak sağlıklı böbreğin yerini tam olarak tutmaz. Bu nedenle mineral dengesinin ilaçlarla ve beslenme düzeniyle desteklenmesi gerekir. Tablonun erken dönemde fark edilmesi, kemik hasarının önlenmesini kolaylaştırır. Hastalarıma bu zincirin nasıl işlediğini çizerek anlatmayı yararlı buluyorum. Zinciri anlayan hasta, beslenme düzenine ve ilaç saatlerine çok daha kolay uyum gösterir. Sürecin hangi basamağında bulunulduğunu bilmek, kaygıyı da belirgin biçimde azaltır.

Fosfor Birikimi Kalsiyum Dengesini Nasıl Bozar?

Fosfor birikimi, kandaki kalsiyumun serbest bölümünü azaltarak dengeyi doğrudan bozar. Fosfor ile kalsiyum kan içinde birbirine bağlanma eğilimi gösterir. Bağlanan mineraller çözünürlüğünü yitirir ve dokularda çökelmeye başlar. Çökelme sonucunda kanda kullanılabilir kalsiyum miktarı düşer. Kalsiyumun azalması bezleri uyaran en güçlü etken olarak öne çıkar. Yüksek fosfor ayrıca bezleri doğrudan da uyararak hormon salgısını artırır. Bu iki yol birlikte işlediği için fosfor dengesi tedavinin temel hedefi haline gelir.

Fosfor yüksekliği yalnızca bezleri değil, damar duvarını da olumsuz etkiler. Damar duvarındaki kas hücreleri kemik hücresine benzer davranış kazanır. Bu değişiklik damarların sertleşmesine ve esnekliğini yitirmesine yol açar. Kemikten çözülen kalsiyumun kana karışması tabloyu daha da ağırlaştırır. Böbrek fosforu atamadığı için beslenmeyle alınan miktarın sınırlanması gerekir. Hazır gıdalarda ve katkı maddelerinde bulunan fosfor vücuda çok daha kolay geçer. Bu nedenle beslenme düzenini hastalarımla ayrıntılı biçimde konuşuyorum. Fosfor bağlayıcı ilaçlar, yemekle birlikte alındığında bağırsaktan geçişi azaltır. İlaçların öğünle birlikte alınmaması etkinliğini belirgin biçimde düşürür. Diyaliz seansının süresi ve sıklığı da fosfor uzaklaştırılmasını etkiler. Dengeyi sağlamak için beslenme, ilaç ve diyalizin birlikte düzenlenmesi gerekir. Tek bir yöntemle dengenin korunması çoğu hastada olanaklı olmaz. Fosfor değerinin aniden düşürülmesi de kemik dokusu için sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle dengeyi kademeli biçimde kurmayı ve sık aralıklarla ölçmeyi tercih ediyorum.

D Vitamini Eksikliği Tabloya Nasıl Katkı Verir?

D vitamini eksikliği, böbrek yetmezliğinde tabloyu ağırlaştıran ikinci önemli etken olarak öne çıkar. Besinlerle alınan ve deride üretilen vitaminin etkin hale gelmesi için iki basamaklı bir dönüşüm gerekir. Bu dönüşümün son basamağı sağlıklı böbrek dokusunda gerçekleşir. Böbrek işlevi gerilediğinde son basamak yavaşlar ve etkin biçim yeterince üretilemez. Etkin biçimin azalması, bağırsaktan kalsiyum emilimini belirgin ölçüde düşürür. Emilimin azalması kandaki kalsiyumu daha da geriletir. Düşen kalsiyum, bezlerin üzerindeki uyarıyı bir kat daha artırır.

Etkin biçim aynı zamanda paratiroid bezleri üzerinde doğrudan baskılayıcı etki gösterir. Bu baskılayıcı etki ortadan kalktığında hormon salgısı serbest kalır. Bu nedenle tedavide aktif D vitamini türevlerinden yararlanılır. Bu türevler bağırsaktan emilimi artırır ve bezlerin çalışmasını yavaşlatır. Ancak yüksek dozda kullanım kalsiyum ve fosforu birlikte yükseltebilir. Bu yüzden vitamin desteğinin kan değerlerine göre ayarlanması gerekir. Değerler ölçülmeden yapılan destek, kireçlenme riskini artırır. Güneş ışığından yararlanmak vitamin deposunu bir miktar destekler. Ancak böbrek yetmezliğinde dönüşüm basamağı bozulduğu için tek başına yeterli olmaz. Hastalarıma bu ayrımı açıkça anlatmayı önemli buluyorum. Kendi kararıyla yüksek dozda takviye kullanmanın zararlı olabileceğini vurguluyorum. Takviyenin hangi biçiminin kullanıldığını her kontrolde ayrıca sorguluyorum. Eczaneden alınan ürünlerin kutularını yanlarında getirmelerini hastalarımdan istiyorum.

Bezlerin Büyümesi Hangi Aşamada Başlar?

Bezlerin büyümesi, böbrek işlevleri belirgin biçimde gerilemeye başladığı dönemde ortaya çıkar. İlk aşamada bezler yalnızca daha çok hormon salgılar ve boyutları fazla değişmez. Uyarı sürdükçe hücreler büyür ve bezin hacmi yavaş yavaş artar. Sonraki aşamada hücre sayısı da artar ve bezler gözle görülür biçimde genişler. Bu büyüme tüm bezleri aynı anda ve eşit olmayan ölçüde etkiler. Büyümenin bu biçimi sekonder hiperparatiroidi tablosunun tipik görünümünü oluşturur. Bezlerden biri ya da ikisi diğerlerine göre çok daha belirgin büyüyebilir.

Düzensiz büyüyen bölgeler zamanla kendi başına çalışan odaklara dönüşür. Bu odaklarda kalsiyuma yanıt veren algılayıcıların sayısı azalır. Algılayıcıların azalması, bezin kalsiyum yüksekliğine karşı duyarsızlaşmasına yol açar. Duyarsızlaşan bez, kalsiyum yeterli olsa bile salgısını sürdürür. Bu aşamadan sonra ilaç tedavisinin etkisi belirgin biçimde azalır. İlaca yanıt kalmadığında gündeme gelen paratiroidektomi ameliyatı seçeneğini ayrı bir sayfada anlattım. İlaca yanıtın kaybolması, bezlerdeki yapısal değişimin habercisi sayılır. Görüntülemede bezlerin belirgin biçimde büyümüş olması da aynı yönde bir bulgu verir. Büyümenin derecesi, tedavi planının hangi yöne gideceğini belirler. Bu nedenle bez boyutlarını belirli aralıklarla değerlendiriyorum. Erken dönemde alınan önlemler büyümenin hızını azaltır. Bezlerdeki büyümenin geri dönüşü ise çok daha yavaş ve sınırlı biçimde gerçekleşir. Bu nedenle önleyici düzenlemelerin hastalığın erken evresinde başlatılması gerekir.

Hastalar Hangi Yakınmalarla Karşıma Gelir?

Hastalar en sık kemik ağrısı, halsizlik ve inatçı kaşıntı yakınmasıyla karşıma gelir. Yakınmalar çoğu zaman yavaş yerleşir ve hastalar bunları böbrek hastalığının olağan bir parçası sayar. Kas güçsüzlüğü özellikle kalça ve omuz çevresindeki kaslarda belirginleşir. Merdiven çıkmakta ve yerden kalkmakta zorlanma sık dile getirilen bir yakınma olur. Kemiklerdeki ağrı geceleri artar ve dinlenmekle tümüyle geçmez. Eklemlerde şişlik ve hareket kısıtlılığı kimi hastada tabloya eklenir. Deri kuruluğu ve kaşıntı yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürür.

Kaşıntının kaynağında hem mineral birikimi hem de hormon fazlalığı yer alır. Uyku düzeninin bozulması kaşıntıya bağlı olarak sık görülür. Duygudurumda çökkünlük ve isteksizlik hastaların bir bölümünde ortaya çıkar. Göz kapaklarında ve göz akında kırmızılık kireçlenmenin bir işareti olabilir. Ağızda metalik tat ve iştahsızlık kimi hastada belirginleşir. Boy kısalması ve duruş bozukluğu uzun süren hastalıkta dikkat çeker. Çocuk yaştaki hastalarda büyüme geriliği ve iskelet şekil bozukluğu izlenir. Yakınmaların tümünün tek bir nedene bağlanamayacağını her zaman göz önünde tutuyorum. Bu nedenle yakınmaları kan değerleriyle birlikte değerlendiriyorum. Yakınma listesini hastalarımdan yazılı olarak getirmelerini istiyorum. Yakınmaların hangi dönemde başladığını bilmek, tablonun hangi hızla ilerlediğini gösterir. Yakın çevrenin gözlemleri de değerlendirmeye önemli bir katkı verir.

Kemik Ağrısı ve Kırıklar Neden Ortaya Çıkar?

Kemik ağrısı, hormon fazlalığının iskelet dokusunda yarattığı sürekli yıkımdan kaynaklanır. Yüksek hormon, kemiği yıkan hücreleri sürekli uyarır ve mineral kaybını hızlandırır. Yıkım hızı yapım hızını aştığında kemik dokusu incelir ve direncini yitirir. İnceleyen kemikte mikro düzeyde çatlaklar oluşur ve ağrı bu bölgelerden kaynaklanır. Ağrı en çok bel, kalça, kaburgalar ve bacak kemiklerinde hissedilir. Kemik dokusunun yerini bağ dokusunun alması yapıyı daha da zayıflatır. Bu değişiklikler günlük hareketler sırasında bile kırık gelişmesine zemin hazırlar.

Kırıklar çoğu zaman küçük bir zorlanmanın ardından ortaya çıkar. Omurgadaki çökme kırıkları boy kısalmasına ve sırt ağrısına yol açar. Kaburgalardaki kırıklar derin nefes almayı güçleştirir. Kalça bölgesindeki kırıklar hareket yeteneğini uzun süre kısıtlar. Kemik yapımının düzensizleşmesi eklem çevresinde ağrılı şişliklere neden olur. Tendon adı verilen kiriş yapılarının kopması seyrek de olsa görülebilir. Kemik yoğunluğu ölçümü ve kan tetkikleri hasarın derecesini ortaya koyar. Kemikteki yıkımı gösteren enzim değerleri izlemde yol gösterici olur. Hastalarıma düşmeyi önleyecek basit ev düzenlemelerini anlatıyorum. Düzenli ve ölçülü hareketin kemik sağlığını desteklediğini vurguluyorum. Uzun süre yatakta kalmak kemikten kalsiyum salınımını hızlandırır ve tabloyu ağırlaştırır. Bu nedenle hastalarımı güçleri ölçüsünde hareketli kalmaya yönlendiriyorum.

Damar ve Yumuşak Dokuda Kireçlenme Neden Görülür?

Damar ve yumuşak dokudaki kireçlenme, kan içindeki kalsiyum ile fosforun birlikte yükselmesinden kaynaklanır. İki mineralin çarpımı belirli bir sınırı aştığında çözünürlük bozulur. Çözünürlüğünü yitiren mineraller dokular içinde katı birikintiler oluşturur. Bu birikintiler en çok damar duvarında, kalp kapaklarında ve eklem çevresinde yerleşir. Damar duvarındaki birikinti damarı sertleştirir ve esnekliğini azaltır. Sertleşen damarlar kalbin yükünü artırır ve dolaşımı zorlaştırır. Kalp kapaklarındaki birikinti kapak işlevini zamanla bozar.

Deri altındaki birikintiler kaşıntının ve yara iyileşmesindeki gecikmenin nedeni olur. Gözde saydam tabakada oluşan birikinti kızarıklık ve batma hissi yaratır. Akciğer dokusundaki birikinti nefes darlığına katkı verir. Eklem çevresindeki birikintiler hareketle artan ağrıya neden olur. Kireçlenmenin ilerlemesi çoğu zaman sessizce sürer ve geç fark edilir. Görüntüleme incelemeleri birikintileri erken dönemde ortaya koyabilir. Kalsiyum içeren fosfor bağlayıcıların gereğinden çok kullanılması tabloyu ağırlaştırır. Bu nedenle ilaç seçimini hastanın damar durumuna göre değerlendiriyorum. Fosforun denetim altında tutulması kireçlenmeyi önlemenin temel yolu sayılır. Bu konuda hastalarımın ilaç düzenine uymasını özellikle vurguluyorum. Bağlayıcı ilaçların öğün saatlerine göre düzenlenmesi günlük yaşamda önemli bir alışkanlık gerektirir. Bu alışkanlığı kazanan hastalarda kireçlenmenin ilerleyişi belirgin biçimde yavaşlar.

Tanı ve İzlem Sürecinde Hangi Değerler Ölçülür?

Tanı ve izlem süreci, belirli kan değerlerinin düzenli aralıklarla ölçülmesine dayanır. Kandaki kalsiyum, fosfor ve hormon düzeyi bu izlemin temelini oluşturur. Kemik yapım ve yıkım hızını gösteren enzim değeri de ölçümlere eklenir. D vitamini düzeyi, eksikliğin tabloya katkısını ortaya koyar. Ölçümlerin aynı koşullarda ve aynı aralıklarla yinelenmesi karşılaştırmayı kolaylaştırır. Değerlerin tek tek değil, birlikte yorumlanması gerekir. Hormon değerinin tek başına yüksek bulunması tabloyu tam olarak açıklamaz.

İzlem sıklığı böbrek hastalığının evresine göre belirlenir. Diyaliz programındaki hastalarda ölçümler daha sık yinelenir. Kemik yoğunluğu ölçümü daha uzun aralıklarla planlanır. Boyun ultrasonografisi bezlerin boyutunu ve yapısını gösterir. İşlev temelli nükleer inceleme, aşırı çalışan bezleri işaretlemekte yardımcı olur. Görüntüleme, cerrahi seçenek gündeme geldiğinde çok daha önem kazanır. Damar ve kalp kapaklarındaki kireçlenme ayrı bir değerlendirmeyle izlenir. Hastanın kullandığı ilaçların dozları her kontrolde yeniden gözden geçirilir. İzlem sonuçlarını böbrek hastalıklarıyla ilgilenen hekimle birlikte yorumluyorum. Bu ortak izlemin hastanın yararına olduğunu her görüşmede vurguluyorum. Ölçüm sonuçlarının tek bir dosyada toplanması, değişimin zaman içindeki yönünü açıkça gösterir. Hastalarıma önceki yıllara ait tahlil kayıtlarını saklamalarını öneriyorum.

Tersiyer Hiperparatiroidiye Geçiş Nasıl Anlaşılır?

Tersiyer hiperparatiroidiye geçiş, bezlerin kalsiyum düzeyinden bağımsız çalışmaya başlamasıyla anlaşılır. Başlangıçtaki tabloda kalsiyum düşük ya da olağan sınırlarda seyreder. Bezler özerkleştiğinde ise kalsiyum yükselmeye başlar ve yüksek kalır. Hormon değerinin de yüksek seyretmeyi sürdürmesi tabloyu tamamlar. İlaç tedavisine verilen yanıtın kaybolması önemli bir uyarı işareti sayılır. Bu aşamada hastanın yakınmaları belirgin biçimde ağırlaşır. Ayrıntılı bilgiyi tersiyer hiperparatiroidi sayfasında ayrıca anlattım.

Geçiş çoğu zaman uzun süren ve yeterince denetlenemeyen hastalıkta ortaya çıkar. Böbrek nakli sonrasında kalsiyumun yüksek kalmayı sürdürmesi de aynı tabloyu düşündürür. Görüntülemede bezlerden birinin belirgin biçimde büyümüş olması bulguyu destekler. Kemik yıkımını gösteren enzim değerinin yüksek seyretmesi tabloyu pekiştirir. Kireçlenmenin hızlanması geçişin bir başka göstergesi olur. Bu aşamada ilaçla dengeyi korumak çoğu hastada olanaklı olmaz. Değerlendirmenin gecikmesi kemik ve damar hasarının artmasına yol açar. Bu nedenle ilaca yanıt azaldığında hastayı yeniden ele alıyorum. Geçiş saptandığında tedavi planını bütünüyle yeniliyorum. Bu aşamada beklemenin getireceği kemik ve damar hasarını hastamla açıkça konuşuyorum. Karar sürecine hastanın kendisini ortak etmeyi her zaman doğru buluyorum.

Cerrahi Seçenek Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Cerrahi seçenek, ilaç tedavisiyle denetlenemeyen ve organ hasarı yaratan hastalarda gündeme gelir. Hormon değerinin yüksek seyretmeyi sürdürmesi bu kararın temel gerekçesi olur. Kemik ağrısının ve kırıkların ilaçla geçmemesi de karara katkı verir. İnatçı kaşıntının yaşam düzenini bozması ayrı bir gerekçe sayılır. Damar ve yumuşak dokudaki kireçlenmenin ilerlemesi beklemeyi güçleştirir. Kalsiyum ve fosfor değerlerinin birlikte yüksek kalması tabloyu ağırlaştırır. Görüntülemede bezlerin belirgin biçimde büyümüş bulunması kararı destekler.

Karar verirken hastanın nakil planını da göz önünde bulunduruyorum. Yakın dönemde nakil bekleyen hastalarda zamanlama ayrı bir önem taşır. Kan değerlerinin nakil öncesinde dengelenmesi sonraki süreci kolaylaştırır. İlaç tedavisinin seçeneklerini ve sınırlarını hiperparatiroidi tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım. Cerrahi kararı böbrek hastalıklarıyla ilgilenen hekimle birlikte veriyorum. Hastanın genel durumu ve eşlik eden hastalıkları değerlendirmeye katılır. Kararın gerekçelerini hastamla ayrıntılı biçimde konuşuyorum. Beklemenin ve girişimin getireceği sonuçları birlikte tartıyoruz. Girişimden sonraki kalsiyum düşüşünü ameliyat sonrası kalsiyum tedavisi sayfasında adım adım anlattım. Doğru zamanlama, uzun vadeli sonuçları belirgin biçimde etkiler.

Böbrek Nakli Sonrasında Tablo Nasıl Seyreder?

Böbrek nakli sonrasında tablo hastaların büyük bölümünde yavaş yavaş düzelir. Çalışan yeni böbrek fosforu yeniden atmaya başlar ve birikim azalır. Aynı böbrek, D vitamininin etkin biçime dönüşümünü de yeniden üstlenir. Bu iki değişiklik bezler üzerindeki uyarıyı belirgin biçimde azaltır. Uyarı azaldıkça hormon salgısı aylar içinde geriler. Büyümüş bezlerin küçülmesi ise çok daha uzun bir süre alır. Bu nedenle nakil sonrasında kalsiyum bir dönem yüksek seyredebilir.

Yüksek kalsiyumun uzun süre devam etmesi özerkleşmiş bez varlığını düşündürür. Bu durumda yeni böbreğin işlevleri de olumsuz etkilenebilir. Kalsiyum birikimi nakledilen böbrekte de kireçlenmeye yol açabilir. Bu nedenle nakil sonrası izlemde kalsiyum ve hormon değerleri sık ölçülür. Değerler kendiliğinden düzelmezse ek tedavi gündeme gelir. Kemik yoğunluğundaki toparlanma nakil sonrasında yavaş yavaş izlenir. Kullanılan bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kemik üzerinde ayrı bir etki oluşturur. Bu nedenle kemik sağlığını ayrı bir başlık olarak izliyorum. Hastalarıma nakil sonrasında da düzenli kontrolün sürmesi gerektiğini anlatıyorum. Sabırlı bir izlem süreci, sonuçları belirgin biçimde iyileştirir. Nakil sonrasında beslenme düzeninin gevşetilmesi de mineral dengesini yeniden bozabilir. Bu nedenle beslenme önerilerinin nakil sonrasında da sürdürülmesi gerekir.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Diyaliz hastalarında kalsiyum ve fosfor neden sık ölçülür?
Bu iki mineralin dengesi böbrek yetmezliğinde çok kısa sürede bozulabilir. Denge bozulduğunda paratiroid bezleri hemen uyarılır ve hormon salgısı yükselir. Sık ölçüm, bozulmanın erken dönemde yakalanmasını sağlar. Ölçüm sonuçlarına göre ilaç dozları ve beslenme düzeni yeniden ayarlanır. Bu düzenlemenin gecikmesi kemik ve damar hasarını hızlandırır.
Böbrek yetmezliğinde parathormon değeri neden yükselir?
Böbrek fosforu atamadığı için kandaki fosfor birikir ve serbest kalsiyum düşer. Düşen kalsiyum, paratiroid bezleri için sürekli bir uyarı oluşturur. Aynı dönemde D vitamininin etkin biçime dönüşümü de azalır. İki etken birleştiğinde bezler salgısını sürekli artırır. Bu artış zamanla bezlerin büyümesine yol açar.
Fosfor bağlayıcı ilaçlar ne işe yarar?
Bu ilaçlar bağırsakta besinlerdeki fosfora bağlanarak emilimi azaltır. Emilimin azalması kandaki fosfor düzeyinin denetim altında kalmasını sağlar. İlaçların yemekle birlikte alınması etkinliği belirgin biçimde artırır. Öğünden uzak alınan ilaç beklenen yararı sağlamaz. Kalsiyum içeren ve içermeyen türleri hastanın damar durumuna göre seçilir.
Beslenmede fosfordan zengin besinler hangileridir?
İşlenmiş et ürünleri, hazır çorbalar ve koyu renkli gazlı içecekler fosfordan zengin sayılır. Peynir çeşitleri, kuruyemişler ve kepekli tahıllar da önemli miktarda fosfor içerir. Katkı maddesi olarak eklenen fosfor, doğal kaynaklara göre çok daha kolay emilir. Bu nedenle etiket okuma alışkanlığını hastalarıma özellikle öneriyorum. Beslenme düzenini diyet uzmanıyla birlikte planlamayı yararlı buluyorum.
Kaşıntı yakınması böbrek hastalığında neden olur?
Kaşıntının kaynağında hem mineral birikimi hem de yüksek hormon düzeyi bulunur. Deri altında biriken kalsiyum ve fosfor tuzları sinir uçlarını uyarır. Deri kuruluğu ve bağışıklık sistemindeki değişiklikler yakınmayı ağırlaştırır. Mineral dengesi düzeldiğinde kaşıntı çoğu hastada belirgin biçimde hafifler. İnatçı kaşıntı, tedavinin yeniden gözden geçirilmesini gerektirir.
D vitamini takviyesi böbrek yetmezliğinde nasıl kullanılır?
Böbrek işlevi gerilediğinde vitaminin etkin biçime dönüşümü yetersiz kalır. Bu nedenle sıradan takviye yerine etkin biçime yakın türevler kullanılır. Dozun kan kalsiyum ve fosfor değerlerine göre ayarlanması gerekir. Yüksek dozda ve denetimsiz kullanım kireçlenme riskini artırır. Takviyeyi kendi kararıyla başlatmamalarını hastalarıma özellikle söylüyorum.
Kemik ağrısı için ağrı kesici kullanmak sakıncalı mıdır?
Böbrek işlevi gerilemiş kişilerde bazı ağrı kesici gruplar böbreğe ek yük bindirir. Bu nedenle ilaç seçiminin hekim tarafından yapılması gerekir. Ağrı kesici yalnızca yakınmayı bastırır, altta yatan nedeni ortadan kaldırmaz. Kalıcı rahatlama için mineral dengesinin düzeltilmesi gerekir. Uzun süren ağrıda tedavi planını yeniden değerlendiriyorum.
Boyunda büyüyen paratiroid bezi elle hissedilir mi?
Büyümüş bezler çoğu hastada elle hissedilecek boyuta ulaşmaz. Uzun süren ve denetlenemeyen hastalıkta bezler belirgin biçimde büyüyebilir. Bu durumda bile bezler tiroid dokusunun arkasında kaldığı için elle ayırt edilmesi güçtür. Boyundaki büyümeyi ultrasonografi çok daha güvenilir biçimde gösterir. Elle yapılan muayene tek başına yeterli sayılmaz.
Nakil sonrası kalsiyum yüksekliği ne kadar sürer?
Nakil sonrasında büyümüş bezlerin küçülmesi aylar süren bir süreç olarak ilerler. Bu dönemde kalsiyum değerinin bir süre yüksek seyretmesi beklenen bir durumdur. Değer kendiliğinden gerilemezse özerkleşmiş bez varlığı düşünülür. Uzun süren yükseklik nakledilen böbreğe zarar verebilir. Bu nedenle nakil sonrası izlemde kalsiyum düzenli aralıklarla ölçülür.
Hiperparatiroidi böbrek yetmezliğinin ilerlemesini hızlandırır mı?
Yüksek hormon düzeyi ve bozulmuş mineral dengesi böbrek dokusuna ek yük bindirir. Kalsiyum tuzlarının böbrek dokusunda birikmesi süzme işlevini olumsuz etkiler. Damar sertliğinin artması böbreğin kanlanmasını güçleştirir. Bu nedenle mineral dengesinin korunması böbrek sağlığı için de önem taşır. Dengeyi sağlamak, hastalığın gidişini olumlu yönde etkiler.
Kalsiyum içeren fosfor bağlayıcılar herkese uygun mudur?
Bu ilaç grubu fosforu bağlarken vücuda kalsiyum da kazandırır. Damarlarında ve kalp kapaklarında kireçlenme saptanan hastalarda bu ek yük sakıncalı olabilir. Kan kalsiyum değeri yüksek seyreden kişilerde de tercih edilmez. Bu hastalarda kalsiyum içermeyen bağlayıcılar gündeme gelir. Seçimi hastanın görüntüleme bulgularına göre yapıyorum.
Diyaliz sıklığının artırılması hormon değerini düşürür mü?
Daha sık ve daha uzun süren diyaliz, kandaki fosforun daha çok uzaklaştırılmasını sağlar. Fosfor gerilediğinde bezler üzerindeki uyarı da azalır. Bu azalma hormon değerine olumlu yansır. Ancak diyaliz tek başına bezlerdeki büyümeyi geri döndürmez. Beslenme düzeni ve ilaç tedavisinin birlikte sürdürülmesi gerekir.
Ameliyat sonrasında kemik ağrıları geçer mi?
Hormon fazlalığı ortadan kalktığında kemikteki yıkım hızla yavaşlar. Ağrılar çoğu hastada haftalar içinde belirgin biçimde hafifler. Kemik yoğunluğundaki toparlanma ise aylar süren bir süreç olarak ilerler. Bu dönemde kalsiyum ve D vitamini desteğinin düzenli kullanılması gerekir. Kemik yoğunluğunu belirli aralıklarla ölçerek gidişi izliyorum.
Aç kemik sendromu nedir?
Uzun süre yüksek hormona maruz kalan kemik dokusu mineral bakımından açlık durumuna girer. Hormon fazlalığı aniden ortadan kalktığında kemik kandaki kalsiyumu hızla kendine çeker. Bu çekilme kan kalsiyumunun belirgin biçimde düşmesine yol açar. Hastada kas krampları, ağız çevresinde uyuşma ve halsizlik ortaya çıkar. Bu dönemde yakın izlem ve yerine koyma tedavisi gerekir.
Çocuk yaştaki böbrek hastalarında büyüme etkilenir mi?
Büyüme çağındaki kemikler mineral dengesizliğinden çok daha çabuk etkilenir. Uzun süren hormon fazlalığı boy uzamasını yavaşlatır ve iskelette şekil bozukluğu yaratır. Bacaklarda eğrilik ve eklem çevresinde genişleme sık görülen bulgulardır. Bu nedenle çocuk hastalarda izlem çok daha sık yapılır. Kararları çocuk böbrek hastalıklarıyla ilgilenen hekimle birlikte alıyorum.
Hangi durumlarda paratiroid bezlerinin tümü çıkarılır?
Dört bezin birlikte büyüdüğü ve ilaca yanıt vermediği hastalarda bu yol gündeme gelir. Böyle durumlarda bezlerin tümü ya da büyük bölümü çıkarılır. Geriye bırakılan küçük bir doku parçası kalsiyum dengesinin sürmesini sağlar. Bu doku kimi hastada kol bölgesindeki kas içine yerleştirilir. Kararı hastanın nakil planına ve kan değerlerine göre veriyorum.