Hipoparatiroidizm
Hipoparatiroidizm neden gelişir, uyuşma ve kramplar niçin başlar? İlaç düzenini ve günlük yaşam önerilerini hastalarım için topladım.
Hipoparatiroidizm, boyundaki paratiroid bezlerinin yeterli hormon salgılayamaması sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Hormonun azalması kandaki kalsiyum düzeyini düşürür ve fosfor düzeyini yükseltir. Genel cerrahi uygulamamda bu tabloyla en sık boyun bölgesine yapılan girişimlerin ardından karşılaşırım. Hastalarım çoğu zaman ağız çevresinde uyuşma, ellerde karıncalanma ve kas kramplarıyla karşıma gelir. Bu sayfada hastalığın nasıl geliştiğini, hangi bulguları verdiğini ve izlem sürecinin nasıl yürütüldüğünü anlatıyorum.
Hipoparatiroidizm Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkar?
Hipoparatiroidizm, kalsiyum dengesini yöneten hormonun yetersiz salgılanmasıyla ortaya çıkar. Boyunda tiroid bezinin arka yüzüne yerleşmiş dört küçük bez bu hormonu üretmekle görevlidir. Hormon, kemikten kalsiyum salınımını, bağırsaktan emilimi ve böbrekten geri kazanımı birlikte düzenler. Bu üç yolun birlikte çalışması kan kalsiyumunu dar bir aralıkta tutar. Bezler yeterli hormon üretemediğinde bu düzen bozulur ve kalsiyum hızla geriler. Aynı dönemde böbreklerden fosfor atılımı azalır ve kandaki fosfor yükselir. Kalsiyumun düşmesi ve fosforun yükselmesi tablonun temel biyokimyasal görünümünü oluşturur. Bu dengeyi ayrıntılı biçimde parathormon, kalsiyum ve D vitamini dengesi sayfasında anlattım.
Kalsiyum, sinir ve kas hücrelerinin uyarılabilirliğini doğrudan belirleyen bir mineraldir. Kandaki kalsiyum azaldığında sinir hücreleri çok daha kolay uyarılır hale gelir. Bu aşırı uyarılabilirlik kas kasılmalarının ve uyuşmanın temelinde yer alır. Kalsiyumun düşüş hızı, yakınmaların şiddetini doğrudan etkiler. Yavaş gelişen düşüklükte vücut bir süre uyum sağlar ve bulgular silik kalır. Hızlı gelişen düşüklükte ise yakınmalar çok daha erken ve belirgin biçimde ortaya çıkar. Hormonun yalnızca az salgılanması değil, dokularda etkisini gösterememesi de benzer tablo yaratır. Hormona karşı direnç gelişen bu duruma yalancı biçim adı verilir. Yalancı biçimde hormon düzeyi yüksek ölçülür, ancak kalsiyum yine düşük kalır. Ayrımın yapılması tedavi planını doğrudan değiştirir. Hastalarıma bu ayrımı ilk görüşmede açıklamaya özen gösteriyorum. Tablonun erken tanınması, ağır bulguların önüne geçilmesini sağlar.
Hangi Nedenler Paratiroid Bezlerini Etkiler?
Nedenlerin başında paratiroid bezlerinin boyun bölgesindeki girişimler sırasında zarar görmesi gelir. Bezler çok küçük olduğu ve tiroid dokusuna yakın bulunduğu için kolayca etkilenebilir. Zarar her zaman bezin çıkarılması biçiminde olmaz, kanlanmanın bozulması da yeterlidir. Kanlanması bozulan bez bir süre çalışamaz ve hormon salgısı geçici olarak durur. Boyun bölgesindeki geniş kapsamlı girişimlerde bu olasılık daha yüksek seyreder. Tiroid dokusunun tümüyle çıkarıldığı durumlarda risk artar ve ayrıntıları tiroid bezinin çıkarılması sayfasında anlattım. Boyun bölgesine uygulanan ışın tedavisi de bezleri zamanla etkileyebilir.
Bağışıklık sisteminin kendi dokusuna karşı tepki geliştirmesi ikinci sık neden olarak sayılır. Bu tabloda bağışıklık hücreleri paratiroid dokusunu yabancı gibi algılar ve zarar verir. Aynı kişide başka iç salgı bezleri de benzer biçimde etkilenebilir. Doğuştan gelen gelişim bozuklukları bezlerin hiç oluşmamasına yol açabilir. Kandaki magnezyum düzeyinin düşmesi hormon salgısını geçici olarak baskılar. Magnezyum yerine konulduğunda bu tablo çoğu hastada hızla düzelir. Uzun süren alkol kullanımı ve ağır emilim bozuklukları magnezyum düşüklüğünü kolaylaştırır. Bazı ilaçlar da kalsiyum dengesini dolaylı yoldan bozabilir. Demir ya da bakır gibi minerallerin dokuda aşırı birikmesi seyrek bir neden olarak bilinir. Nedenin doğru saptanması, tedavinin süresini ve biçimini belirler. Bu nedenle öykü almaya ayırdığım süreyi hiçbir zaman kısaltmıyorum. Geçmişte geçirilen girişimlerin kayıtlarını hastalarımdan getirmelerini istiyorum.
Boyun Cerrahisi Sonrasında Neden Görülür?
Boyun cerrahisi sonrasında hipoparatiroidizm, bezlerin beslenmesini sağlayan ince damarların etkilenmesi nedeniyle görülür. Paratiroid bezleri buğday tanesi büyüklüğünde olduğu için damarları da son derece incedir. Bu damarların zedelenmesi bezin geçici olarak çalışamamasına yol açar. Geçici tablo çoğu hastada günler ya da haftalar içinde kendiliğinden düzelir. Bezlerin tümünün etkilendiği durumlarda ise düşüklük uzun süre devam edebilir. Kalsiyum değeri girişim sonrasındaki ilk günlerde yakından izlenir. İzlemin ayrıntılarını ameliyat sonrası kalsiyum düşüklüğü sayfasında ayrıca anlattım.
Daha önce boyun bölgesinden girişim geçirmiş kişilerde doku planları değişmiş bulunur. Değişen doku planları bezlerin ayırt edilmesini güçleştirir ve riski artırır. Boyundaki lenf bezlerinin geniş biçimde temizlendiği durumlarda olasılık yükselir. Uzun süre ileri derecede yüksek hormon salgılamış bezlerin bulunduğu hastalarda tablo daha ağır seyredebilir. Bu hastalarda kemik dokusu kandaki kalsiyumu hızla kendine çeker. Kemiğin bu davranışı kan kalsiyumunun belirgin biçimde düşmesine neden olur. Bu dönemde kalsiyum ve etkin D vitamini desteği daha yüksek dozlarda gerekir. Değerlerin sık aralıklarla ölçülmesi güvenli bir izlem sağlar. Yakınmaların hangi saatlerde arttığını hastalarımın not etmesini istiyorum. Notlar, ilaç saatlerinin düzenlenmesinde bana yol gösterir. Geçici ve kalıcı tablonun ayrımı ancak zaman içinde netleşir. Bu nedenle erken dönemde kesin bir yorum yapmaktan kaçınıyorum.
Doğuştan Gelen ve Bağışıklık Kaynaklı Biçimleri Nelerdir?
Doğuştan gelen biçimler, bezlerin anne karnındaki gelişim döneminde oluşamamasından kaynaklanır. Bu biçimde bulgular bebeklik ya da çocukluk çağında ortaya çıkar. Kasılma nöbetleri ve beslenme güçlüğü ilk dikkat çeken bulgular olur. Doğuştan gelen tablolarda kalp ve bağışıklık sistemine ait sorunlar da eşlik edebilir. Bu nedenle çocukta saptanan düşüklük ayrıntılı bir değerlendirme gerektirir. Aile bireylerinin kan kalsiyum değerlerinin de incelenmesi yararlı olur. Genetik danışma, tablonun kalıtsal yönünü aydınlatmaya yardımcı olur.
Bağışıklık kaynaklı biçimde ise bezler doğduktan sonra zarar görmeye başlar. Bağışıklık hücreleri paratiroid dokusunu yabancı gibi algılar ve zamanla işlevini bozar. Bu tabloda hastalık yavaş ilerler ve bulgular yıllar içinde belirginleşir. Aynı kişide tiroid bezi, böbreküstü bezi ve mide dokusu da etkilenebilir. Deri ve tırnaklarda mantar yerleşiminin sık görülmesi tabloya eşlik eden bir bulgudur. Kansızlık ve ciltte renk değişikliği de aynı grupta karşımıza çıkabilir. Birden çok bezin birlikte etkilendiği tablolarda izlem çok daha geniş tutulur. Kan tetkiklerine başka bezlerin hormon değerleri de eklenir. Hormona direnç gösteren yalancı biçim ise ayrı bir grup olarak değerlendirilir. Bu grupta boy kısalığı ve el kemiklerinde şekil farklılığı dikkat çeker. Ayrımın doğru yapılması, izlem planının kapsamını belirler. Bu nedenle tanı aşamasında ilgili bölümlerle birlikte çalışmayı tercih ediyorum.
Kalsiyum Düşüklüğü Hangi Belirtileri Verir?
Kalsiyum düşüklüğü, sinir ve kas sisteminde aşırı uyarılabilirliğe bağlı belirtiler verir. En erken bulgu ağız çevresinde ve dudaklarda hissedilen uyuşmadır. El ve ayak parmaklarındaki karıncalanma bu bulguya kısa süre içinde eklenir. Kas kramplarının el ve baldır bölgesinde yoğunlaşması sık görülen bir durumdur. Yorgunluk, huzursuzluk ve dikkat dağınıklığı tabloya eşlik eder. Kalp çarpıntısı ve nefes darlığı hissi bazı hastalarda ortaya çıkar. Yutma güçlüğü ve ses tonundaki değişiklik seyrek de olsa görülebilir.
Parathormon eksikliği uzun sürdüğünde bulguların niteliği de değişmeye başlar. Erken dönemde ön planda olan uyuşma yerini kalıcı kas güçsüzlüğüne bırakabilir. Duygudurumda dalgalanma ve uyku düzeninde bozulma yerleşik hale gelir. Ciltte kuruluk, tırnaklarda kırılma ve saçlarda incelme dikkat çeker. Diş yapısındaki bozukluk özellikle çocukluk çağında ortaya çıkar. Görme bulanıklığı göz merceğindeki değişikliğin ilk işareti olabilir. Kalsiyum çok düşük düzeylere indiğinde kasılma nöbeti gelişebilir. Nöbet tablosu acil değerlendirme gerektiren bir durumdur. Bulguların şiddeti her hastada aynı olmaz ve kişiden kişiye değişir. Aynı kalsiyum değerinde bir hasta çok rahatsız olurken bir başkası yakınma bildirmeyebilir. Bu nedenle tedaviyi yalnızca değerlere değil, yakınmalara göre de düzenliyorum. Yakınma günlüğü tutmayı hastalarıma özellikle öneriyorum.
Kas Kasılmaları ve Uyuşma Nasıl Başlar?
Kasılmalar ve uyuşma, sinir hücrelerinin kalsiyum azlığında kolayca uyarılmasıyla başlar. Sinir zarındaki elektriksel denge kalsiyuma bağlı olarak korunur. Kalsiyum azaldığında zar daha düşük bir uyarıyla bile harekete geçer. Bu durum önce duyusal sinirlerde karıncalanma olarak hissedilir. Karıncalanma ağız çevresinden başlayıp ellere ve ayaklara yayılır. Uyarılabilirlik arttıkça hareket sinirleri de devreye girer ve kaslar kasılmaya başlar. El bileğinde ve parmaklarda oluşan tipik kasılma hastalar tarafından kolayca fark edilir.
Kasılmalar başlangıçta kısa süreli ve kendiliğinden geçen ataklar biçiminde görülür. Zamanla atakların süresi uzar ve sıklığı artar. Soğuk hava, aşırı yorgunluk ve hızlı nefes alma atakları tetikleyebilir. Hızlı nefes alma kandaki serbest kalsiyumu geçici olarak azaltır. Bu nedenle atak sırasında sakin ve yavaş nefes almanın önemini anlatıyorum. Yüz bölgesindeki sinire hafifçe vurulduğunda kasların seğirmesi muayenede fark edilir. Kol bölgesine basınç uygulandığında elde kasılma gelişmesi de aynı yönde bir bulgudur. Bu iki muayene bulgusu tanının yönünü hızla belirler. Gırtlak kaslarının kasılması nefes almayı güçleştirdiği için acil durum sayılır. Kalp kasındaki etkilenme ritim bozukluğuna yol açabilir. Bu nedenle ağır ataklarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Hastalarıma atak anında izleyecekleri adımları yazılı olarak veriyorum.
Uzun Süren Düşüklük Hangi Organları Etkiler?
Uzun süren kalsiyum düşüklüğü göz, diş, böbrek ve beyin dokusunu yavaş yavaş etkiler. Göz merceğinde saydamlığın azalması görme bulanıklığına yol açar. Bu değişiklik yıllar içinde ilerler ve düzenli göz kontrolü gerektirir. Diş minesinin yeterince oluşmaması çocukluk çağında kalıcı iz bırakır. Diş yüzeyinde çukurlaşma ve renk değişikliği bu etkilenmenin işareti olur. Tırnaklarda kırılma ve enine çizgilenme sık karşılaşılan bir bulgudur. Ciltte kuruluk ve kaşıntı günlük yaşam kalitesini düşürür.
Beyin dokusunun derin bölümlerinde kalsiyum birikimi uzun süren tabloda görülebilir. Bu birikim çoğu hastada yakınma yaratmaz ve görüntülemede rastlantı olarak saptanır. İleri düzeydeki birikim hareket bozukluğuna ve nöbetlere zemin hazırlayabilir. Böbreklerde ise tedavi sırasında verilen kalsiyum idrarla fazla atılabilir. İdrardaki kalsiyum yoğunluğunun artması taş oluşumunu kolaylaştırır. Böbrek dokusundaki kalsiyum birikimi süzme işlevini zamanla azaltır. Bu nedenle izlemde yalnızca kan değil, idrar kalsiyumu da ölçülür. Kalp kasında uzun süren düşüklük kasılma gücünü azaltabilir. Ritim bozuklukları elektrokardiyografi ile izlenir. Kemik yapısı bu hastalıkta çoğu zaman korunmuş kalır. Organ etkilenmelerinin önüne geçmek, izlemin temel amacını oluşturur. Bu nedenle kontrol aralıklarına uyulmasını özellikle vurguluyorum.
Tanı Nasıl Konulur ve Hangi Testler İstenir?
Tanı, kan kalsiyumu düşük bulunan hastada hormon düzeyinin ölçülmesiyle konulur. Kalsiyum düşükken hormon değerinin de düşük ya da ölçülemeyecek kadar az bulunması tabloyu açıklar. Sağlıklı bir kişide kalsiyum düştüğünde hormon salgısı hızla artar. Bu artışın gerçekleşmemesi bezlerin yetersiz çalıştığını gösterir. Kandaki fosfor değerinin yüksek seyretmesi bulguyu destekler. Albümin adı verilen kan proteininin düzeyi de ölçüme eklenir. Protein düşükken ölçülen kalsiyum değeri olduğundan düşük görünür.
Magnezyum düzeyinin ölçülmesi ayrı bir önem taşır. Magnezyum düşüklüğü hormon salgısını baskıladığı için benzer bir tablo yaratır. Bu durumda magnezyumun yerine konulmasıyla değerler kendiliğinden düzelir. D vitamini düzeyi de eksikliğin katkısını ortaya koymak için istenir. Böbrek işlevlerini gösteren tetkikler değerlendirmeye katılır. İdrarda atılan kalsiyum miktarı, tedavinin güvenliği açısından ölçülür. Kalp ritmini değerlendirmek için elektrokardiyografi çekilir. Göz merceği için göz bölümünce yapılan muayene planlanır. Uzun süren hastalıkta beyin görüntülemesi gündeme gelebilir. Doğuştan gelen tablolar düşünüldüğünde genetik inceleme istenir. Testlerin belirli bir sıra içinde yapılması gereksiz tekrarların önüne geçer. Sonuçları hastamla birlikte satır satır okumayı alışkanlık haline getirdim.
Tedavi Süreci Nasıl Yürütülür?
Tedavi süreci, kan kalsiyumunu güvenli bir aralıkta tutmayı amaçlayan düzenli bir plan çerçevesinde yürütülür. Amaç kalsiyumu tümüyle normale çıkarmak değil, yakınma yaratmayan bir düzeyde tutmaktır. Değerin fazla yükseltilmesi idrarla kalsiyum atılımını artırır ve böbreğe zarar verir. Bu nedenle hedef aralık her hasta için ayrı ayrı belirlenir. Tedavinin temelini ağızdan alınan kalsiyum tuzları oluşturur. Bu tuzlar gün içine yayılmış dozlar halinde kullanılır. Tek seferde alınan yüksek doz emilimi artırmaz ve mide yakınması yaratır.
İkinci basamakta etkin D vitamini türevleri devreye girer. Bu türevler bağırsaktan kalsiyum emilimini belirgin biçimde artırır. Sıradan vitamin desteği, hormon eksikliğinde tek başına yeterli olmaz. Magnezyum düşüklüğü saptanan hastalarda magnezyum yerine konulur. Fosfor değeri yüksek seyrediyorsa beslenme düzeni buna göre ayarlanır. Tedavinin ilk döneminde kan değerleri sık aralıklarla ölçülür. Değerler dengelendiğinde kontrol aralıkları yavaş yavaş açılır. İdrar kalsiyumu yükselen hastalarda doz yeniden düzenlenir. Böbrek taşı gelişimini önlemek için sıvı alımı artırılır. İlaçların aynı saatlerde alınması dengenin korunmasını kolaylaştırır. Hastalarıma ilaç saatlerini hatırlatıcı bir düzen kurmalarını öneriyorum. Düzenli kullanılan kalsiyum desteği yakınmaların büyük bölümünü ortadan kaldırır.
Günlük Yaşamda Nelere Dikkat Edilmelidir?
Günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken başlıklar ilaç düzeni ve beslenme alışkanlığı çevresinde toplanır. İlaçların atlanması kalsiyum değerinin hızla düşmesine yol açar. Bu nedenle ilaç kutusunu yanında taşımayı hastalarıma öneriyorum. Kalsiyumdan zengin besinlerin öğünlere dengeli biçimde dağıtılması yararlı olur. Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagiller bu grupta yer alır. Fosfordan zengin hazır gıdaların azaltılması dengeyi destekler. Gazlı içeceklerin sık tüketilmesi fosfor yükünü belirgin biçimde artırır.
Uzun süren ishal ve kusma durumlarında kalsiyum dengesi hızla bozulabilir. Bu dönemlerde hekime başvurmak ve değerleri ölçtürmek gerekir. Aşırı sıcak havalarda ve yoğun egzersizde sıvı kaybı artar. Sıvı kaybı kalsiyum dengesini dolaylı yoldan etkiler. Alkol kullanımı magnezyum düzeyini düşürdüğü için sakıncalı sayılır. Bazı mide ilaçları kalsiyum emilimini azaltabilir. Yeni başlanan her ilacı bana bildirmelerini hastalarımdan istiyorum. Gebelik ve emzirme dönemlerinde ihtiyaç değiştiği için doz yeniden ayarlanır. Diş sağlığının düzenli kontrolü uzun vadede önem taşır. Göz muayenesinin belirli aralıklarla yinelenmesi gerekir. Yanında taşınan bir bilgi kartı, acil durumlarda süreci kolaylaştırır. Bu kartın hazırlanmasını her hastama ayrıca hatırlatıyorum.
Hipoparatiroidizm Kalıcı mıdır, Geçici midir?
Hipoparatiroidizmin kalıcı ya da geçici olması, bezlerin ne ölçüde zarar gördüğüne göre belirlenir. Kanlanması geçici olarak bozulan bezler zaman içinde yeniden çalışmaya başlar. Bu hastalarda tablo günler ya da haftalar içinde kendiliğinden düzelir. Bezlerin tümünün çıkarıldığı ya da tümüyle zarar gördüğü durumlarda ise düşüklük sürer. Geçici ve kalıcı ayrımı ancak belirli bir süre izlemle netleşir. Bu nedenle erken dönemde kesin bir yorum yapmaktan kaçınıyorum. Uzun süre devam eden düşüklükte tedavi yaşam boyu sürdürülür.
Doğuştan gelen ve bağışıklık kaynaklı biçimler genellikle kalıcı seyreder. Magnezyum düşüklüğüne bağlı tablo ise yerine koyma sonrasında hızla düzelir. Hormona direnç gösteren yalancı biçimde de tedavi uzun süre gerekir. Kalıcı tabloda bile düzenli izlemle yakınmalar denetim altında tutulabilir. Hastaların büyük bölümü olağan bir günlük yaşam sürdürür. Çalışma düzeninin ve sosyal yaşamın kısıtlanması çoğu hastada gerekmez. Spor yapmak, seyahat etmek ve gebelik planlamak uygun izlemle olanaklı olur. İlaç düzeninin aksatılmaması bu sürecin en önemli koşulu sayılır. Değerlerin yıllar içinde değişebileceğini de göz önünde tutuyorum. Bu nedenle kontrol aralıklarını hastanın gidişine göre güncelliyorum. Sürecin başında verilen bilginin kaygıyı azalttığını gözlemliyorum. Hastalarımı bu yolculukta yalnız bırakmamayı görevimin bir parçası sayıyorum.
Paratiroid bezlerine yönelik girişimin nasıl planlandığını paratiroidektomi ameliyatı sayfasında anlattım.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Ameliyattan sonra kalsiyum düşüklüğü ne zaman düzelir?
Ağız çevresindeki uyuşma neyin işaretidir?
Hipoparatiroidizmde hangi ilaçlar kullanılır?
Kalsiyum hapını aç karnına mı almalıyım?
D vitamini ile kalsiyum birlikte mi alınmalıdır?
Kramp geldiğinde evde ne yapabilirim?
Hipoparatiroidizmde böbrek taşı gelişir mi?
Katarakt riski neden artar?
Gebelikte hipoparatiroidizm nasıl izlenir?
Diş ve tırnak yapısı etkilenir mi?
Kan kalsiyumu ne sıklıkla ölçülmelidir?
Magnezyum düşüklüğü tabloyu etkiler mi?
Spor yapmak ve terlemek kalsiyumu düşürür mü?
Hipoparatiroidizm ile hipotiroidi aynı hastalık mıdır?
Acil servise hangi durumda başvurmalıyım?
Çocuklarda hipoparatiroidizm nasıl seyreder?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.