Postpartum (Doğum Sonrası) Tiroidit
Doğum sonrası tiroidit hangi evrelerden geçer, emzirirken nasıl yönetilir? Annelerin sorduğu başlıkları burada topladım.
Doğum sonrası tiroidit, doğumu izleyen bir yıl içinde tiroid bezinde ortaya çıkan bağışıklık kökenli bir iltihaptır. Tablo çoğu kadında önce hormon fazlalığı, ardından hormon düşüklüğü biçiminde iki evre halinde ilerler. Şikâyetler yeni doğum yapmanın getirdiği yorgunlukla karıştırıldığı için tanı sık gecikir. Genel cerrahi uygulamamda bu tabloyla gelen annelerle düzenli olarak karşılaşıyorum. Bu sayfada hastalığın seyrini, tanı basamaklarını ve emzirme dönemindeki yaklaşımı anlatıyorum.
Doğum Sonrası Tiroidit Neden Ortaya Çıkar?
Doğum sonrası tiroidit, gebelikte baskılanan bağışıklık düzeninin doğumdan sonra hızla canlanmasıyla ortaya çıkar. Gebelik boyunca vücut, bebeği yabancı olarak görmemek için savunma yanıtını zayıflatır. Doğumdan sonra bu baskılanma ortadan kalkar. Savunma hücreleri eski etkinliğine kısa sürede döner. Yatkınlığı bulunan kadınlarda bu canlanma tiroid dokusunu hedef alır. Bez dokusuna karşı gelişen antikorlar sayıca artar. İltihap hücreleri bez içine yerleşir ve doku zedelenir. Zedelenen hücrelerden depolanmış hormon kana sızar. Bu sızıntı ilk evrede hormon fazlalığı tablosu yaratır. Depolar boşaldığında bezin üretimi düşer.
Böylece ikinci evrede hormon eksikliği ortaya çıkar. Bezin toparlanması genellikle birkaç ay içinde tamamlanır. Bu süreç gebeliğin sonlanmasıyla ilgili her durumda görülebilir. Düşük ya da erken sonlanan gebeliklerden sonra da aynı tablo gelişir. Hastalığın ağrısız seyretmesi onu diğer iltihaplardan ayırır. Boyunda hassasiyet ve ateş bu tabloda bulunmaz. Bu nedenle tanı yalnız kan tetkikiyle konulur. Tablonun genel çerçevesini tiroid bezinin iltihabi hastalıkları sayfasında topluca ele aldım. Doğum sonrası tiroidit bu grubun ağrısız seyreden üyesidir. Hastalığın kökeni bağışıklık düzeniyle ilgilidir. Bu nedenle annenin beslenmesinden ya da doğum biçiminden kaynaklanmaz. Annelerin kendilerini suçlamasını doğru bulmuyorum. Tablonun ortaya çıkışında kişinin denetleyebileceği bir davranış bulunmaz.
Hangi Annelerde Daha Sık Görülür?
Annelerde bu tablo, bağışıklık kökenli yatkınlık taşıyanlarda daha sık görülür. Kanında tiroid antikoru bulunan kadınlarda olasılık belirgin biçimde artar. Gebelik öncesinde bu antikorların varlığı bilinirse izlem planı baştan kurulur. Ailesinde tiroid hastalığı bulunan kadınlarda sıklık yükselir. Daha önce doğum sonrası tiroidit geçirmiş annelerde tablo yeniden gelişebilir. Bağışıklık kökenli şeker hastalığı taşıyan kadınlarda risk artar. Başka bağışıklık hastalıkları da aynı yönde etki eder. Ergenlikten beri süren bir bağışıklık tablosu varsa dikkatimi artırıyorum. Birden çok doğum yapmış olmak tek başına belirleyici değildir. Doğumun biçimi hastalık olasılığını değiştirmez.
Emzirme de tabloyu başlatan bir etken sayılmaz. Sigara kullanımı bağışıklık dengesini olumsuz etkiler. İyot alımındaki aşırılık bez dokusunu zorlar. Gebelikte kullanılan bazı ilaçlar da tabloya katkı verebilir. Yaş ilerledikçe sıklık bir miktar yükselir. Bu etkenlerin hiçbiri tek başına yeterli değildir. Tablo çoğu kez yatkınlık ile doğum sonrası canlanmanın birleşmesiyle ortaya çıkar. Risk taşıyan annelerde doğumdan sonra tetkik planı hazırlıyorum. İlk ölçümü doğumdan birkaç ay sonra istiyorum. Şikâyet varsa ölçümü öne alıyorum. Bu yaklaşım tanının gecikmesini önler. Erken saptanan annelerde tedavi süreci çok daha kısa sürer. Gecikmiş tanılarda ise şikâyetler aylarca devam eder.
Risk Yaratan Durumlar
Risk yaratan durumlar, doğum sonrası dönemde bağışıklık dengesini zorlayan başlıklardan oluşur. Bunların başında gebelik öncesinde saptanan antikor yüksekliği gelir. Bu kadınlarda tablo çok daha sık ortaya çıkar. İkinci başlık ailede bulunan tiroid hastalığıdır. Üçüncü başlık önceki gebelikte yaşanan benzer bir tablodur. Dördüncü başlık eşlik eden bağışıklık hastalıklarıdır. Bağışıklık kökenli şeker hastalığı bu grubun en belirgin örneğidir. Eklem iltihabı ve tahıl proteinine karşı gelişen bağırsak duyarlılığı da aynı grupta yer alır. Beşinci başlık uzun süren uyku bozukluğudur. Yeni doğum yapan annelerde uyku düzeni zaten bozulur.
Bu bozulma savunma dengesini daha da zorlar. Altıncı başlık dengesiz ve tek yönlü beslenme düzenidir. Demir ve D vitamini eksikliği bu dönemde sık saptanır. Yedinci başlık kontrolsüz kullanılan takviye ürünleridir. İyot içeren karışımlar bez dokusunu zorlar. Sekizinci başlık sigara kullanımıdır. Bu başlıkların bir bölümü değiştirilebilir. Değiştirilebilen başlıklar üzerinde annelerle birlikte çalışıyorum. Değiştirilemeyen başlıklar ise izlem sıklığını belirler. Risk taşıyan annelere doğumdan sonraki ilk yıl içinde iki kez tetkik öneriyorum. Böylece tablo başlangıç aşamasında yakalanır. Risk başlıklarını annelerle ilk görüşmede tek tek konuşuyorum. Hangi başlığın kendilerinde bulunduğunu bilmeleri izleme uyumu güçlendirir.
Hastalık Hangi Evrelerden Geçer?
Hastalığın evreleri, birbirini izleyen üç dönem halinde ilerler. İlk dönem hormon fazlalığıyla başlar. Bu dönem doğumdan sonraki birinci ile dördüncü aylar arasında ortaya çıkar. Zedelenen bezden kana sızan hormon tabloyu yaratır. Fazlalık dönemi birkaç hafta boyunca sürer. İkinci dönem hormon düşüklüğüyle belirir. Bu dönem çoğunlukla doğumdan sonraki dördüncü ile sekizinci aylar arasında görülür. Depolar boşaldığı için bez yeterli hormon üretemez. Yorgunluk ve yavaşlama bu dönemde belirginleşir. Üçüncü dönem toparlanma dönemidir.
Bez dokusu onarılır ve üretim normale döner. Bu toparlanma genellikle ilk yılın sonunda tamamlanır. Her annede üç dönem birden görülmez. Bazı kadınlarda yalnız hormon fazlalığı dönemi yaşanır. Bazı kadınlarda ise tablo doğrudan düşüklükle başlar. Bu çeşitlilik tanıyı zorlaştırır. Tek bir ölçüme bakarak yorum yapmıyorum. Ölçümleri belirli aralıklarla yineliyorum. Evrelerin sırasını annelere önceden anlatıyorum. Böylece değerler değiştiğinde gereksiz kaygı oluşmaz. Bir bölüm annede ise hormon düşüklüğü kalıcı hale gelir. Bu kişilerde tedavi ilk yıldan sonra da sürdürülür. Evrelerin süresi her annede birbirinden farklı seyreder.
Hormon Fazlalığı Dönemi
Hormon fazlalığı dönemi, bezden kana sızan depo hormonun yarattığı geçici bir tablodur. Bu dönemde vücudun çalışma hızı belirgin biçimde artar. Anneler çarpıntı ve huzursuzluk tanımlar. Ellerde ince bir titreme belirir. Sıcağa dayanıklılık azalır ve terleme çoğalır. Uyku süresi zaten kısayken uykuya dalmak daha da zorlaşır. İştah artmasına rağmen kilo kaybı görülür. Bağırsak hareketleri hızlanır. Sinirlilik ve ani öfke dile getirilir. Bu şikâyetler yeni doğum yapmanın getirdiği yüke bağlanır.
Bu nedenle çoğu anne hekime başvurmaz. Geçici hormon fazlalığı genellikle birkaç hafta içinde geriler. Bu dönemde bezi baskılayan ilaçlar kullanılmaz. Çünkü tablo aşırı üretimden değil, sızıntıdan kaynaklanır. Çarpıntı belirginse kalp hızını yavaşlatan ilaçlar verilebilir. Bu ilaçları kısa süreli olarak kullanıyorum. Tiroid hastalıklarında ilaç seçiminin hangi ölçütlere göre yapıldığını tiroid ilaç tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım. Emzirmeye uygun seçenekleri tercih ediyorum. Dönemin ayırt edilmesi tedavi kararını doğrudan etkiler. Bezin aşırı çalıştığı bir hastalıkla karıştırılması yanlış tedaviye yol açar. Bu ayrımı tetkiklerle netleştiriyorum. Ayrım yapılmadan ilaç başlanmasını doğru bulmuyorum. Yanlış başlanan baskılayıcı ilaç hormon düşüklüğünü derinleştirir. Bu nedenle tetkik sonucunu beklemeden karar vermiyorum.
Hormon Düşüklüğü Dönemi
Hormon düşüklüğü dönemi, depoların boşalmasının ardından ortaya çıkar. Bu dönem fazlalık evresinden birkaç hafta sonra başlar. Vücudun çalışma temposu belirgin biçimde yavaşlar. Anneler sürekli bir yorgunluk tanımlar. Uyku hali gün boyunca sürer. Üşüme duygusu artar. Ciltte kuruluk ve saç dökülmesi belirginleşir. Kabızlık günlük düzeni bozar. Kilo artışı beslenme değişmese bile görülür. Dikkat dağınıklığı ve unutkanlık dile getirilir.
Ruh durumunda çökkünlük eğilimi derinleşir. Bu tablo doğum sonrası çökkünlükle sık karıştırılır. İki durumun ayrımı kan tetkikiyle yapılır. Doğum sonrası ruhsal şikâyeti bulunan her anneden tiroid testi istiyorum. Süt üretiminde azalma da bu dönemde bildirilir. Şikâyetler belirginse hormon desteği başlatılır. Destek genellikle altı ile on iki ay boyunca sürdürülür. Ardından ilaç kademeli olarak azaltılır. Değerler normal kalırsa tedavi sonlandırılır. Bir bölüm annede ise eksiklik kalıcı hale gelir. Bu kişilerde hormon desteğini uzun süre sürdürüyorum. Doz ayarını kan değerlerine bakarak yapıyorum. Annelerin ilacı kendi kararlarıyla kesmemeleri gerekir.
Toparlanma Dönemi
Toparlanma dönemi, bez dokusunun onarılmasıyla birlikte başlar. Bu dönemde hormon değerleri yavaş yavaş normale döner. Yorgunluk ve uyku hali geriler. Ciltteki kuruluk azalır. Saç dökülmesi birkaç ay içinde yavaşlar. Kilo dengesi kademeli olarak yerine oturur. Toparlanma çoğu annede ilk yılın sonunda tamamlanır. Bu süreçte ilaç dozunu adım adım azaltıyorum. Doz azaltıldıktan sonra tetkiki yineliyorum. Değerler bozulursa dozu geri yükseltiyorum.
Toparlanma tamamlandığında izlem sona ermez. Çünkü bu annelerde ilerleyen yıllarda kalıcı hormon düşüklüğü gelişebilir. Bu nedenle yıllık kontrol öneriyorum. Kontrol için basit bir kan tetkiki yeterli olur. Bezde nodül saptanmışsa ultrason takibini de ekliyorum. Toparlanma dönemi her annede aynı hızda ilerlemez. Antikor düzeyi yüksek olanlarda süreç daha uzun sürer. Ek bağışıklık hastalığı bulunanlarda da gecikme görülür. Bu farklılığı annelere önceden açıklıyorum. Beklentiyi doğru kurmak kaygıyı azaltır. Süreç boyunca beslenme ve uyku düzenini birlikte gözden geçiriyorum. Demir ve D vitamini eksikliği varsa bunları da düzeltiyorum. Bu destekler toparlanma hızını olumlu yönde etkiler.
Belirtiler Doğum Sonrası Yorgunlukla Nasıl Karıştırılır?
Belirtiler, doğum sonrası dönemin doğal yorgunluğuyla büyük ölçüde örtüştüğü için kolayca karıştırılır. Yeni doğum yapan her kadın uykusuz ve yorgun kalır. Saç dökülmesi de bu dönemde hormon değişimine bağlı olarak görülür. Kilo değişikliği zaten beklenen bir durumdur. Ruh halindeki dalgalanma da sık yaşanır. Bu ortak zemin tiroid kaynaklı şikâyetleri gizleyebilir. Anneler şikâyetlerini normal kabul eder. Yakın çevre de aynı yorumu yapar. Böylece başvuru aylarca gecikir. Bazı ipuçları ayrımı kolaylaştırır.
Çarpıntının dinlenme sırasında da sürmesi uyarıcıdır. Ellerde titremenin eklenmesi dikkat gerektirir. Sıcağa dayanamama duygusu tipik bir bulgudur. Yorgunluğun uykuyla hiç azalmaması da yol gösterir. Kabızlığın ilaç gerektirecek düzeye ulaşması önem taşır. Süt üretiminde belirgin azalma da değerlendirilmelidir. Boyunda ağrısız bir dolgunluk fark edilebilir. Bu ipuçlarından biri varsa tetkik istiyorum. Tetkik basit bir kan örneğiyle yapılır. Sonuç normal çıkarsa gereksiz kaygı ortadan kalkar. Sonuç bozuksa tedaviye zaman kaybetmeden başlanır. Annelere hangi bulguların uyarıcı olduğunu yazılı olarak veriyorum. Böylece şikâyet ortaya çıktığında beklemeden başvuru yapabilir.
Tanı Hangi Tetkiklerle Konulur?
Tanı, kan tetkikleriyle konulur ve gerektiğinde görüntüleme eklenir. İlk basamakta tiroid uyarıcı hormon düzeyine bakılır. Serbest tiroid hormonu değeri aynı örnekte ölçülür. Bu iki değerin birlikte yorumlanması evreyi ortaya koyar. Hormon fazlalığı evresinde uyarıcı hormon baskılanır. Düşüklük evresinde ise aynı değer yükselir. Test sonuçlarının nasıl okunduğunu tiroid fonksiyon testleri sayfasında ayrıntılı biçimde anlattım. Tiroid antikorları tanıyı destekleyen ikinci basamağı oluşturur. Bu antikorların yüksekliği bağışıklık kökenli tabloyu gösterir. Gebelik öncesinde bilinen antikor yüksekliği tanıyı kolaylaştırır.
Ultrason incelemesi bez yapısını değerlendirir. İltihaplı dokuda görüntü koyulaşır. Aynı incelemede nodül varlığı da saptanır. Sintigrafi emziren annelerde uygulanmaz. Bu yöntem bebeğe geçiş riski taşır. Ayırıcı tanıda bezin aşırı çalıştığı bağışıklık kökenli hastalık düşünülür. Bu hastalıkta gözlerde belirginleşme ve boyunda üfürüm görülür. Ayrımı muayene bulguları ve tetkiklerle yapıyorum. Tek ölçüme dayanarak tanı koymuyorum. Ölçümü birkaç hafta sonra yineliyorum. Çünkü bu tabloda değerler hızla değişir. Tek bir ölçüme göre başlanan tedavi kısa sürede gereksiz hale gelebilir. Bu nedenle ölçüm aralığını hastalığın evresine göre belirliyorum.
Tedavi Nasıl Planlanır?
Tedavi, hastalığın hangi evrede bulunduğuna bakılarak planlanır. Şikâyeti bulunmayan annelerde ilaç başlamıyorum. Bu kişilerde yalnız izlem yeterli olur. Hormon fazlalığı evresinde bezi baskılayan ilaçlar kullanılmaz. Çünkü tablo aşırı üretimden kaynaklanmaz. Çarpıntı belirginse kalp hızını yavaşlatan ilaçlar verilir. Bu ilaçları kısa süreli ve düşük dozda kullanıyorum. Emzirmeye uygun seçenekleri öne alıyorum. Hormon düşüklüğü evresinde destek tedavisi gündeme gelir. Şikâyetler belirginse tedaviyi hemen başlatıyorum.
Şikâyet yoksa ve değerler sınırdaysa izlemi sürdürüyorum. Yeni gebelik planlayan annelerde eşiği daha aşağı tutuyorum. Destek tedavisi düşük dozla başlatılır. Doz kan değerlerine göre ayarlanır. Hormon desteğinin günlük kullanım düzenini tiroid hormonu tedavisi sayfasında adım adım yazdım. Değerler oturana kadar tetkikleri sıklaştırıyorum. Tedavi genellikle altı ile on iki ay boyunca sürdürülür. Ardından doz kademeli olarak azaltılır. Değerler normal kalırsa ilaç sonlandırılır. Bozulma görülürse tedaviye kalıcı olarak devam edilir. Cerrahi bu tabloda gündeme gelmez. Bezde kuşkulu bir nodül saptanırsa değerlendirme ayrıca yapılır. Tedavi planını annenin emzirme durumuna göre de şekillendiriyorum. Her basamağı anneyle birlikte konuşarak ilerletiyorum.
Emzirme Döneminde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Emzirme döneminde tedavi seçimini, ilacın süte geçiş özelliğine bakarak yapıyorum. Hormon desteği emzirme için engel oluşturmaz. Bu ilaç vücudun zaten ürettiği hormonun karşılığıdır. Süte geçen miktar bebeği etkileyecek düzeyde değildir. Bu nedenle tedaviyi rahatlıkla sürdürüyorum. Çarpıntı için verilen ilaçlarda seçim daha dikkatli yapılır. Emzirmeye uygun seçenekleri tercih ediyorum. Sintigrafi ve radyoaktif madde içeren incelemeleri bu dönemde istemiyorum. Bu yöntemler emzirmenin bir süre kesilmesini gerektirir. Ultrason ise bebeğe hiçbir zarar vermez.
Kan tetkiki de emzirmeyi etkilemez. Annelerin beslenmesinde iyot alımı dengeli olmalıdır. Aşırı iyot içeren takviyeler süte de geçer. Bu ürünleri kendi kararlarıyla kullanmamalarını istiyorum. Süt üretiminde azalma hormon düşüklüğünün bulgusu olabilir. Bu şikâyeti duyduğumda tetkiki öne alıyorum. Tedavi başladıktan sonra süt üretimi genellikle toparlanır. Uyku düzenindeki bozulma iyileşmeyi geciktirir. Annelere gündüz dinlenme fırsatı yaratmalarını öneriyorum. Dengeli beslenme ve yeterli sıvı alımı süreci destekler. Emzirmenin kesilmesini gerektiren bir durum bu hastalıkta oluşmaz. Annelerin bu konudaki kaygısını ilk görüşmede gideriyorum. Emzirmenin sürdürülmesi hem anne hem bebek için yarar sağlar.
Sonraki Gebeliklerde Tablo Yineler mi?
Sonraki gebeliklerde tablo, daha önce aynı hastalığı yaşayan annelerin önemli bir bölümünde yeniden ortaya çıkar. Bu nedenle yeni gebelik planlayan annelere önceden tetkik öneriyorum. Gebelik öncesinde hormon değerlerinin normal olması gerekir. Antikor yüksekliği sürüyorsa izlem planını baştan kuruyorum. Gebelik sırasında değerleri belirli aralıklarla ölçüyorum. Gebelikte hormon gereksinimi artar. Bu artış tedavi alan annelerde dozun yükseltilmesini gerektirir. Gebelikteki izlem ayrıntılarını gebelikte tiroid hormonu takibi sayfasında ele aldım. Doğumdan sonra izlemi yeniden başlatıyorum. İlk ölçümü doğumdan birkaç ay sonra istiyorum.
Şikâyet ortaya çıkarsa ölçümü öne alıyorum. Tablonun yinelemesi annenin suçu değildir. Bu durum bağışıklık düzeninin doğasından kaynaklanır. Yineleyen tablolarda kalıcı hormon düşüklüğü olasılığı artar. Bu nedenle uzun süreli izlemi öneriyorum. Yıllık kan tetkiki çoğu anne için yeterli olur. Şikâyet ortaya çıktığında ise beklemeden başvurmalarını istiyorum. Emzirme dönemi bittikten sonra da izlem sürer. Ailesinde tiroid hastalığı bulunan annelerde dikkatimi artırıyorum. Doğru izlemle bu tablo günlük yaşamı kısıtlamaz. Anneler süreci öğrendiğinde kaygı yerini güvene bırakır. İzlem takvimini birlikte belirlediğimizde kontrollere uyum da artar. Bu düzen hem tanının hem tedavinin zamanında yapılmasını sağlar.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Doğum sonrası tiroidit ne zaman başlar?
Bu tablo doğum sonrası çökkünlükle karıştırılır mı?
Emziren annelerde tedavi güvenli midir?
Doğum sonrası tiroidit kalıcı hale gelir mi?
Düşük sonrasında da bu tablo görülür mü?
Boyunda ağrı olmaması tanıyı zorlaştırır mı?
Süt üretimindeki azalma tiroidle ilgili olabilir mi?
Bu dönemde iyot takviyesi kullanılmalı mıdır?
Tetkikler hangi aylarda yaptırılmalıdır?
Çarpıntı şikâyeti için ilaç kullanmak şart mıdır?
Tablo bebeğin sağlığını etkiler mi?
Doğum sonrası kilo verememe tiroide bağlı olabilir mi?
Ailede tiroid hastalığı varsa önlem alınabilir mi?
Sintigrafi emzirme döneminde yapılabilir mi?
Tanı konulduktan sonra emzirmeye ara verilmeli midir?
Şikâyet olmadan da tedavi başlanır mı?
Kaynakça
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.