Kolon ve Rektum Kanseri
Kolon ve rektum kanseri belirtileri, polip ilişkisi ve tarama zamanlaması hakkında bilinmesi gerekenleri bir araya getirdim.
Kolon ve rektum kanseri, kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen hücrelerden gelişen bir hastalık grubudur. Hastalık çoğu kişide yıllar süren sessiz bir zemin üzerinde ortaya çıkar. Bu zemini oluşturan iyi huylu çıkıntılar zamanında saptandığında süreç durdurulabilir. Cerrahi onkoloji uygulamamda bu hastalığı sık değerlendiriyorum. Bu sayfada hastalığın nasıl geliştiğini, hangi bulgularla kendini gösterdiğini ve taramanın neden vazgeçilmez olduğunu anlatıyorum.
Kolon ve Rektum Kanseri Nasıl Ortaya Çıkar?
Kolon ve rektum kanseri, bağırsak iç yüzeyindeki hücrelerin denetimsiz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Bu hücreler normal koşullarda düzenli aralıklarla yenilenir. Yenilenme sırasında oluşan hatalar çoğunlukla onarılır. Onarım düzeni bozulduğunda hücreler küçük çıkıntılar oluşturmaya başlar. Bu çıkıntılar uzun süre iyi huylu bir yapı taşır. Yıllar içinde bazı çıkıntılarda hücre yapısı değişir. Değişim ilerledikçe hücreler bağırsak duvarının derinine doğru iner. Derinliğin artması hastalığın davranışını doğrudan değiştirir. İç yüzeyde kalan tümörler çoğu zaman belirti vermez. Kas tabakasına ulaşan tümörlerde ise yakınmalar belirginleşir.
Bağırsak duvarını aşan hücreler çevredeki lenf bezlerine ulaşabilir. Lenf bezlerindeki tutulum hastalığın yayılım eğilimini gösterir. Kan dolaşımına geçen hücreler karaciğere yerleşebilir. Karın zarına dağılan hücreler ayrı bir yayılım biçimi oluşturur. Bu yolların hangisinin öne çıkacağını tümörün biyolojik özellikleri belirler. Aynı boyuttaki iki tümör bu nedenle farklı seyredebilir. Sürecin yavaş ilerlemesi bu hastalıkta önemli bir fırsat yaratır. Bu fırsat, tarama yöntemleriyle değerlendirilebilir. Bu nedenle hastalığın başlangıç aşamasını hastalarıma ayrıntılı biçimde anlatıyorum. Sürecin durdurulabildiğini bilmek, tarama isteğini belirgin biçimde artırır. Hastalık yakalandığında cerrahinin nerede devreye girdiğini kolon ve rektum kanseri cerrahisi sayfasında adım adım anlatıyorum. Hastalığın hangi basamakta yakalandığı, sonraki bütün kararları doğrudan biçimlendirir. Bu nedenle ilk görüşmede süreci bütün olarak çiziyorum.
Kalın Bağırsak Hangi Bölümlerden Oluşur?
Kalın bağırsak, ince bağırsağın bittiği noktadan başlayıp makat bölgesinde sonlanan bir organdır. İlk bölümü karnın sağ alt köşesinde yer alır. Bu bölümden yukarı doğru uzanan kısım sağ kolon olarak adlandırılır. Karnın üst bölümünde enine uzanan kısım ise ortada bulunur. Sol tarafta aşağı doğru inen bölüm sol kolon adını alır. Bu bölümün devamındaki kıvrımlı kısım leğen kemiği içine girer. En sonda yer alan bölüm rektum olarak tanımlanır. Rektum, dışkının dışarı atılmadan önce beklediği son duraktır. Her bölümün kanlanması ve lenf akımı birbirinden farklıdır. Bu farklılık cerrahi planlamayı doğrudan etkiler.
Kalın bağırsak, sindirimin son aşamasında su ve tuz emilimini üstlenir. İnce bağırsaktan gelen sıvı içerik burada yoğunlaşır. Bağırsak duvarındaki kas tabakası içeriği düzenli biçimde ileri taşır. İç yüzeydeki zar, salgıladığı kayganlaştırıcı madde ile geçişi kolaylaştırır. Bu yüzey aynı zamanda tümörlerin geliştiği alan olarak öne çıkar. Bağırsak içindeki mikropların dengesi de bu bölümde önem taşır. Denge bozulduğunda iç yüzeydeki hücreler daha çok zorlanır. Organın bölümlerini bilmek, belirtilerin neden farklılaştığını açıklar. Bu yapıyı, genel cerrahinin ilgilendiği hastalıklar başlığı altında da ele alıyorum. Hastalarıma organın çalışma düzenini ilk görüşmede kısaca aktarıyorum. Hangi bölümün etkilendiğini bilmek, yakınmaların nedenini anlamayı kolaylaştırır. Bu bilgi, tedavi sırasında alınacak kararların da zeminini hazırlar.
Poliplerin Kansere Dönüşümü Nasıl Gerçekleşir?
Poliplerin kansere dönüşümü, yıllar süren basamaklı bir süreçle gerçekleşir. Bağırsak iç yüzeyinde beliren küçük çıkıntılara polip adı verilir. Bu çıkıntıların büyük bölümü iyi huylu bir yapı taşır. Bazı tipleri ise hücre düzeni bakımından farklılık gösterir. Farklılık taşıyan tiplerde zamanla ileri değişiklikler birikir. Değişikliklerin birikmesi hücreleri kontrolsüz çoğalmaya iter. Bu aşamaya ulaşan polipler kötü huylu bir yapıya dönüşür. Sürecin tamamlanması çoğu kişide uzun yıllar alır. Bu süre, taramanın etkili olmasını sağlayan temel nedendir. Polipler saptandığında çıkarılmaları bu nedenle önerilir.
Polipin boyutu dönüşüm olasılığını doğrudan etkiler. Büyük polipler daha yakından izlenir. Polip sayısının fazla olması da ayrı bir başlık olarak değerlendirilir. Çok sayıda polip taşıyan kişilerde kalıtsal yatkınlık araştırılır. Polipin yüzey yapısı ve tabanının genişliği de önem taşır. Geniş tabanlı polipler çıkarılırken daha dikkatli davranılır. Çıkarılan her polip patoloji incelemesine gönderilir. Patoloji sonucu izlem aralığını belirler. İleri değişiklik saptanan kişilerde kontrol sıklaşır. Bu nedenle polip saptanan hastalarımı düzenli izleme alıyorum. İzlem aralığını yalnız sayıya değil, hücre yapısına da bakarak belirliyorum. Bu yaklaşım gereksiz işlemlerin önüne geçer.
Kolon ve Rektum Kanseri Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?
Kolon ve rektum kanseri, bağırsak alışkanlığındaki değişikliklerle kendini gösterir. Uzun süren kabızlık bu değişikliklerin başında gelir. Kabızlık ile ishalin dönüşümlü olarak yaşanması da uyarıcı kabul edilir. Dışkının inceldiğinin fark edilmesi ayrı bir bulgu olarak değerlendirilir. Dışkıda kan görülmesi hastaların çoğunu hekime yönlendiren yakınmadır. Kanın rengi tümörün yerleşimi konusunda bilgi verir. Karın ağrısı ve kramp tarzında rahatsızlık tabloya eşlik eder. Karında şişkinlik ve gaz birikimi de tanımlanır. Tam boşalamama hissi özellikle alt bölüm tümörlerinde öne çıkar. Bu yakınmaların uzun sürmesi incelemeyi zorunlu kılar.
Kilo kaybı ve iştahsızlık ileri dönemde belirginleşir. Halsizlik ve çabuk yorulma kansızlığa bağlı olarak gelişir. Kansızlık bazı kişilerde tek bulgu olarak karşıma çıkar. Bu nedenle nedeni bulunamayan kansızlıkta bağırsak incelemesi öneriyorum. Bulantı ve kusma bağırsak geçişinin daralmasıyla ortaya çıkar. Tam tıkanma tablosu beklemeden başvuru gerektirir. Karında ele gelen kitle ileri dönemde saptanabilir. Belirtilerin hiçbiri tek başına tanı koydurmaz. Ancak bir arada bulunmaları değerlendirmeyi hızlandırır. Yakınmaların süresini ve sıralamasını her hastada ayrıntılı biçimde not ediyorum. Hangi yakınmanın önce başladığı, tümörün yerleşimi konusunda bana yol gösterir. Bu ayrıntı incelemenin sırasını da belirler.
Sağ Taraf ve Sol Taraf Tümörleri Neden Farklı Belirti Verir?
Sağ taraf ve sol taraf tümörleri, bağırsak içeriğinin kıvamı nedeniyle farklı belirti verir. Sağ taraftaki bölümde içerik henüz sıvı kıvamdadır. Sıvı içerik dar bir alandan bile kolayca geçer. Bu nedenle sağ taraftaki tümörler geç dönemde tıkanma yapar. Bu bölgedeki tümörler uzun süre sessiz büyür. Sessiz kanama nedeniyle kansızlık ilk bulgu olur. Halsizlik, çarpıntı ve nefes darlığı tabloya eşlik eder. Karında belirsiz bir rahatsızlık hissi tanımlanır. Bazı hastalarda karında ele gelen kitle saptanır. Bu nedenle sağ taraf tümörleri daha geç fark edilir.
Sol taraftaki bölümde içerik daha katı bir kıvam kazanır. Katı içerik daralan bölgeden güçlükle geçer. Bu nedenle sol taraftaki tümörlerde tıkanma bulguları öne çıkar. Dışkının incelmesi bu bölgede sık tanımlanır. Kabızlık ve karın krampları belirginleşir. Dışkıda parlak kırmızı kan görülmesi de sık karşılaşılan bulgudur. Gaz çıkışında azalma tıkanmanın habercisi olabilir. Karında gerginlik ve şişkinlik tabloyu tamamlar. Bu farklılık, incelemenin hangi bölüme yoğunlaşacağını belirler. Bu ayrımı hastalarıma anlaşılır bir dille aktarıyorum.
Rektum Yerleşimli Tümörlerde Neler Görülür?
Rektum yerleşimli tümörlerde, boşaltım düzenine ilişkin yakınmalar ön plana geçer. Dışkıda taze kan görülmesi en sık tanımlanan bulgudur. Kan çoğu zaman dışkının yüzeyinde yer alır. Bu görünüm hastaları hemoroid düşüncesine yönlendirir. Ikınma hissinin sürekli hale gelmesi ayrı bir uyarıdır. Tuvalet sonrası tam boşalamama duygusu belirginleşir. Dışkılama sayısında artış da tanımlanır. Makat bölgesinde baskı ve dolgunluk hissi eşlik eder. Bazı hastalarda mukus içeren akıntı görülür. Bu bulgular uzun sürdüğünde incelemeyi geciktirmiyorum.
Tümörün makata olan uzaklığı değerlendirmede belirleyici olur. Bu uzaklık parmakla muayene ve görüntülemeyle ölçülür. Leğen kemiği içindeki komşuluklar ayrıca değerlendirilir. Bu bölgede idrar yolları ve üreme organları yakın komşuluk gösterir. Komşuluk ilişkileri tedavi sıralamasını doğrudan etkiler. Manyetik rezonans incelemesi bu bölgede ayrı bir yer tutar. İnceleme, tümörün duvar içindeki derinliğini ortaya koyar. Lenf bezlerinin durumu da aynı incelemeyle değerlendirilir. Elde edilen bilgiler konsey kararına taşınır. Bu nedenle rektum tümörlerinde hazırlık aşamasını ayrıntılı tutuyorum.
Risk Etkenleri Kimlerde Öne Çıkar?
Risk etkenleri, ileri yaştaki kişilerde ve aile öyküsü taşıyanlarda öne çıkar. Yaşın ilerlemesi bu hastalıkta en belirgin etken olarak bilinir. Elli yaşından sonra sıklık belirgin biçimde artar. Ailesinde bağırsak tümörü bulunan kişilerde zemin farklılaşır. Daha önce polip çıkarılan kişilerde de izlem gerekir. Uzun süreli iltihabi bağırsak hastalıkları zemin oluşturur. Bu hastalıklarda izlem aralığı daha kısa tutulur. Kırmızı ve işlenmiş et ürünlerinin sık tüketimi katkı sunar. Lifli besinlerin az tüketilmesi de etken olarak sayılır. Bu alışkanlıkları ilk görüşmede ayrıntılı biçimde sorguluyorum.
Sigara kullanımı bu hastalıkta belirgin bir etken olarak öne çıkar. Aşırı alkol tüketimi de zemine katkı sunar. Hareketsiz yaşam biçimi bağırsak geçiş süresini uzatır. Uzayan geçiş süresi iç yüzeyin zararlı maddelerle temasını artırır. Aşırı kilo ve karın bölgesinde yağlanma ayrı bir başlıktır. Şeker hastalığı da zemine katkı sunan durumlar arasında sayılır. Daha önce karın bölgesine ışın tedavisi uygulanan kişilerde izlem planlanır. Etkenlerin çoğu değiştirilebilir nitelik taşır. Bu durum hastalarıma önemli bir hareket alanı sunar. Değişiklikleri küçük adımlarla başlatmalarını öneriyorum.
Kalıtsal Yatkınlık Nasıl Değerlendirilir?
Kalıtsal yatkınlık, aile öyküsünün ayrıntılı biçimde çıkarılmasıyla değerlendirilir. Hangi akrabada, hangi yaşta hastalık geliştiği kaydedilir. Birinci derece yakınlarda görülen olgular ayrı ağırlık taşır. Erken yaşta ortaya çıkan olgular yatkınlığı akla getirir. Aynı ailede birden çok tümör türünün görülmesi de dikkat çeker. Bağırsak tümörleriyle birlikte rahim ve mide kaynaklı tümörler bir arada bulunabilir. Bu tablo genetik danışma gerekliliğini ortaya koyar. Çok sayıda polip taşıyan kişilerde kalıtsal polip yatkınlığı araştırılır. Bu kişilerde izlem çocukluk çağında başlatılabilir. Aile bireylerinin bilgilendirilmesi sürecin parçasıdır.
Genetik inceleme, yatkınlığın hangi gen üzerinden geldiğini gösterir. Sonuç, izlem aralığını ve başlangıç yaşını belirler. Yatkınlık taşıyan kişilerde kolonoskopi daha sık yinelenir. Bazı kişilerde koruyucu cerrahi seçenekleri gündeme gelir. Bu kararlar genetik uzmanıyla birlikte olgunlaşır. Yatkınlık taşımak, hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmez. Buna karşın izlemin aksatılmaması gerekir. Yatkınlık saptanmayan ailelerde de düzenli tarama sürdürülür. Aile öyküsünü her kontrolde yeniden güncelliyorum. Yeni ortaya çıkan olgular planı değiştirebilir.
Tarama Neden Bu Kadar Önemlidir?
Tarama neden bu kadar önemlidir sorusunun yanıtı, hastalığın yıllar süren yavaş bir zemin üzerinde gelişmesinde yatar. Bu hastalıkta zemin yıllar içinde yavaş yavaş oluşur. Yavaş ilerleyen bir sürecin arada yakalanması mümkündür. Taramanın temel amacı, kötü huylu yapıya dönüşmeden önce polipleri çıkarmaktır. Çıkarılan polipler süreci başlamadan durdurur. Bu yönüyle tarama aynı zamanda koruyucu bir uygulamadır. Belirti beklenerek yapılan başvurular çoğu zaman geç kalır. Erken dönemde yakalanan hastalıkta tedavi seçenekleri genişler. Bu nedenle tarama konusunu her kontrolde gündeme getiriyorum. Tarama yöntemleri kişinin risk durumuna göre seçilir.
Dışkıda gizli kan incelemesi en kolay uygulanan yöntemdir. Bu inceleme evde alınan örnekle yapılır. Sonucun olumlu çıkması kolonoskopi gerekliliğini doğurur. Sonucun olumsuz çıkması ise incelemeyi tamamen dışlamaz. Kolonoskopi, bağırsağın iç yüzeyini doğrudan gösteren yöntemdir. Bu yöntem hem tanı hem tedavi olanağı sunar. Görülen polipler aynı işlemde çıkarılabilir. Bu özellik yöntemi taramanın merkezine yerleştirir. Sanal görüntüleme yöntemleri seçilmiş kişilerde kullanılır. Yöntem seçimini kişinin genel durumuna göre belirliyorum.
Dışkıda gizli kan incelemesinin her yıl yinelenmesini öneriyorum. İnceleme kolay uygulandığı için düzenli sürdürülmesi zor olmaz. Sonucu temiz çıkan ve risk taşımayan kişilerde kolonoskopi incelemesini ise on yıl aralıklarla planlıyorum. Polip saptanan kişilerde bu aralık patoloji sonucuna göre kısalır. Aile öyküsü bulunanlarda ve süregen bağırsak iltihabı olanlarda da süre daha kısa tutulur.
Kolonoskopi Ne Zaman Yapılmalıdır?
Kolonoskopi, belirli bir yaştan sonra ve yakınma varlığında yapılmalıdır. Risk taşımayan kişilerde inceleme kırk beş yaşından sonra gündeme gelir. Ailesinde bağırsak tümörü bulunan kişilerde bu yaş öne çekilir. Yakınlarda hastalığın ortaya çıktığı yaş, başlangıç zamanını belirler. Daha önce polip çıkarılan kişilerde izlem aralığı patolojiye göre düzenlenir. Uzun süreli iltihabi bağırsak hastalığı olanlarda düzenli inceleme yapılır. Dışkıda kan görülen kişilerde yaş sınırı beklenmez. Bağırsak alışkanlığı uzun süre değişen kişilerde de inceleme istenir. Nedeni bulunamayan kansızlıkta bu yöntem gündeme gelir. Kilo kaybı eşlik ediyorsa değerlendirmeyi öne alırım.
İşlem öncesinde bağırsağın boşaltılması gerekir. Bu hazırlık, görüntü kalitesini doğrudan belirler. Yetersiz hazırlık incelemenin yinelenmesine yol açar. Hazırlık sırasında bol sıvı alınması önerilir. Kullanılan ilaçların bir bölümüne ara verilmesi gerekebilir. Kan sulandırıcı kullanan kişilerde planlama ayrıca yapılır. İşlem sırasında rahatsızlığı azaltan uygulamalar tercih edilir. Hastalarım bu incelemeden çoğu zaman çekinir. Çekincelerini sürecin adımlarını anlatarak azaltıyorum. Bilgilendirilen kişilerin işleme uyumu belirgin biçimde artar.
Tanı Sonrası Hangi İncelemeler İstenir?
Tanı sonrası istenen incelemeler, hastalığın yaygınlığını ortaya koymayı amaçlar. İlk adımda göğüs ve karın bölgesinin tomografi incelemesi yapılır. Bu inceleme karaciğer ve akciğerdeki olası odakları gösterir. Karın zarındaki yayılım da aynı incelemede değerlendirilir. Rektum yerleşimli tümörlerde manyetik rezonans incelemesi eklenir. Bu inceleme duvar derinliğini ve lenf bezlerini ayrıntılı gösterir. Bazı hastalarda tüm vücut taraması gündeme gelir. Kan tahlilleri genel durumu ve kansızlığı ortaya koyar. Tümör belirteci olarak bilinen kan değeri izlemde kullanılır. Bu değer tek başına tanı amacıyla kullanılmaz.
Kolonoskopide bağırsağın tamamının görülmesi önem taşır. Aynı anda ikinci bir odak bulunma olasılığı vardır. Tıkanma nedeniyle tamamı görülemeyen hastalarda inceleme sonraya bırakılır. Alınan doku örneğinin patoloji raporu ayrıntılı biçimde okunur. Raporda hücre tipi ve yapısal özellikler belirtilir. Bazı hastalarda genetik belirteç incelemesi istenir. Bu inceleme ilaç seçimini doğrudan etkiler. Elde edilen tüm bulgular konsey toplantısına taşınır. Hastalarıma hangi incelemenin neden istendiğini tek tek açıklıyorum. Anlaşılır bir bilgilendirme, sürecin kaygısını belirgin biçimde azaltır.
Tedavi Planı Nasıl Kurulur?
Tedavi planı, hastalığın yerleşimine, yaygınlığına ve hastanın genel durumuna göre kurulur. Kararı tek başıma vermiyorum. Farklı uzmanlık alanlarının bir arada bulunduğu toplantıda plan olgunlaşır. Bu toplantının nasıl yürüdüğünü kanser tedavisinin konseyde planlanması başlığı altında ayrıntılı biçimde açıklıyorum. Kolon yerleşimli tümörlerde cerrahi çoğu zaman ilk basamaktır. Tümörü içeren bağırsak bölümü ve ilgili lenf bezleri birlikte ele alınır. Patoloji sonucuna göre ek ilaç tedavisi planlanır. Rektum yerleşimli tümörlerde sıralama farklılaşır. Bu bölgede ışın tedavisi cerrahiden önce gündeme gelebilir. Amaç, tümörü küçültmek ve cerrahi sınırları güvenceye almaktır. Bu yaklaşım bölgesel denetimi destekler.
Yaygın hastalıkta ilaç tedavisi öne geçer. Karaciğerdeki sınırlı odaklarda cerrahi seçenek olarak değerlendirilir. Tıkanma gelişen hastalarda öncelik geçişin sağlanmasıdır. Bu durumda uygulanacak yol hastanın durumuna göre seçilir. Beslenme desteği tedavinin ayrılmaz parçasıdır. Kansızlığın düzeltilmesi hazırlık aşamasında ele alınır. Eşlik eden kalp ve akciğer hastalıkları ayrıca değerlendirilir. Bu alandaki yaklaşımı cerrahi onkolojinin çalışma alanı başlığı altında da anlatıyorum. Tedavi sıralamasını hastalarımla birlikte konuşarak netleştiriyorum. Sürecin her adımında beklentileri açık biçimde paylaşıyorum.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular
Dışkıda kan görülmesi her zaman kanser anlamına mı gelir?
Kabızlık ile ishalin dönüşümlü olması neyi gösterir?
Kolon kanseri hangi yaşlarda daha sık görülür?
Kolonoskopi ağrılı bir işlem midir?
Dışkıda gizli kan incelemesi tek başına yeterli midir?
Polip çıkarılırsa kanser riski ortadan kalkar mı?
Ailesinde bağırsak kanseri olanlar ne zaman taranmalıdır?
Kırmızı et tüketimi bağırsak kanserine yol açar mı?
Hemoroid ile bağırsak tümörü karıştırılır mı?
Bağırsak kanseri kalıtsal mıdır?
Kansızlık bağırsak tümörünün ilk işareti olabilir mi?
Rektum tümörlerinde kalıcı torba gerekir mi?
Tedaviden sonra bağırsak alışkanlığı düzelir mi?
Lifli beslenme korunmada işe yarar mı?
Tanı konulduktan sonra izlem nasıl yürütülür?
Genç yaşta bağırsak tümörü görülür mü?
Kolonoskopi sonucu temiz çıkarsa inceleme ne zaman yinelenir?
Risk taşımayan ve sonucu temiz çıkan kişilerde bir sonraki incelemeyi on yıl sonraya planlıyorum. Bu süre içinde dışkıda gizli kan incelemesi yıllık olarak sürdürülür. Polip çıkarılan kişilerde aralık, polibin sayısına ve hücre yapısına göre kısalır. Ailesinde bağırsak tümörü bulunanlarda da süre daha kısa tutulur. Yeni bir yakınma ortaya çıktığında takvimi beklemeden değerlendirme yapıyorum.