Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Yumuşak Doku Tümörleri ve Sarkomlar

Yumuşak doku tümörleri ve sarkomlar hangi bulgularla ortaya çıkar, tanı süreci nasıl ilerler, hepsini hekim gözüyle anlattım.

Yumuşak doku tümörleri, vücudun kas, yağ, damar, sinir ve bağ dokusu gibi destek yapılarından köken alan kitleleri kapsar. Bu kitlelerin büyük bölümü iyi huylu bir yapı gösterir. Kötü huylu olanlarına ise sarkom adı verilir. Cerrahi onkoloji alanındaki uygulamamda bu grubu ayrı bir başlık olarak değerlendiriyorum. Bu sayfada yumuşak doku kitlelerinin nasıl ayırt edildiğini ve hangi bulguların beni uyardığını anlatıyorum.

Yumuşak Doku Tümörleri Nerede Gelişir?

Yumuşak doku tümörleri, kemik dışında kalan tüm destek dokularda gelişir. Bu dokular kasları, yağ tabakasını, damar duvarlarını, sinir kılıflarını ve eklem çevresindeki bağ yapılarını içerir. Vücudun hemen her bölgesinde bu dokulardan bir kitle ortaya çıkabilir. En sık karşılaştığım yerleşimler uyluk, kalça çevresi, omuz ve kol bölgesidir. Karın içi ve karın arka duvarı da bu kitlelerin yerleşebildiği bölgeler arasında sayılır. Gövde duvarında gelişen kitleler cilt altında elle daha kolay fark edilir. Derin yerleşimli kitleler ise kas tabakalarının altında uzun süre gizli kalabilir. Bu nedenle kitlenin bulunduğu derinlik, değerlendirmemin ilk basamağını oluşturur. Cilt altındaki küçük ve yumuşak kitlelerin çoğu iyi huylu bir yapıya sahiptir. Kas tabakasının altına inen kitlelerde ise daha dikkatli davranırım.

Karın arka duvarında gelişen kitleler komşu organları ittikçe belirti verir. Bu bölgedeki kitleler büyük boyutlara ulaşana kadar sessiz kalabilir. Kol ve bacakta gelişen kitleler ise hareket sırasında daha erken fark edilir. Hastalarım çoğu zaman giysi değiştirirken ya da duş alırken bu kabartıyı sezer. Kitlenin yerleşimi, hangi dokudan kaynaklandığı konusunda bana ilk ipucunu verir. Ancak yerleşim tek başına iyi huylu ya da kötü huylu ayrımını yapmaz. Bu ayrım için görüntüleme ve gerektiğinde doku incelemesi gerekir. Kitlenin hangi kas grubuyla komşu olduğu, cerrahi planı doğrudan etkiler. Sinir ve damar paketlerine yakın yerleşim, planlamayı daha ayrıntılı kılar. Bu nedenle ilk muayenede kitlenin sınırlarını ve hareketliliğini ayrıntılı biçimde not ediyorum.

İyi Huylu Tümör ile Sarkom Arasındaki Fark Nedir?

İyi huylu tümör ile sarkom arasındaki fark, hücrelerin çevre dokuya davranışında ortaya çıkar. İyi huylu kitleler kendi kapsülü içinde büyür ve komşu dokuyu iterek yer açar. Bu kitleler sınırlarını korur ve uzak bölgelere yayılmaz. Sarkom ise çevre dokunun içine doğru uzantılar göndererek ilerler. Bu uzantılar çıplak gözle görülen sınırın ötesine geçer. Bu nedenle sarkom cerrahisinde çevresinde sağlam doku bırakacak biçimde planlama yaparım. Bu planlamanın basamaklarını yumuşak doku sarkomu cerrahisi sayfasında ayrıntılı anlattım. İyi huylu kitlelerde ise kapsül boyunca çıkarma çoğu zaman yeterli olur. İki grup arasındaki bir başka fark büyüme hızında görülür. İyi huylu kitleler yıllar boyunca aynı boyutta kalabilir. Sarkomlar ise aylar içinde belirgin biçimde büyüyebilir.

Kıvam da bu ayrımda bana yol gösterir. Yumuşak, hareketli ve rahatsızlık vermeyen kitleler çoğunlukla iyi huylu bir yapı taşır. Sert, sabit ve hızla büyüyen kitlelerde ise kötü huylu olasılığını göz ardı etmem. Kitlenin derinliği de bu ayrımda önemli bir ölçüt olarak öne çıkar. Kas tabakasının altına yerleşen kitleleri her zaman ayrıntılı biçimde inceliyorum. Cilt altında kalan küçük kitlelerde ise izlem çoğu zaman yeterlidir. Bu iki grubun tedavi yaklaşımı birbirinden belirgin biçimde ayrılır. İyi huylu kitlelerde amacım rahatsızlık veren yapıyı çıkarmaktır. Kötü huylu kitlelerde ise hastalığın bütününü göz önünde tutan bir plan kurarım. Bu planı, kanserin genel davranışını anlatan kanser sürecinin temel basamakları ile birlikte hastalarıma açıklıyorum.

Sarkomlar Hangi Dokulardan Kaynaklanır?

Sarkomlar, vücudun destek görevini üstlenen dokulardan kaynaklanır. Bu dokuların ortak kökeni ana rahmindeki gelişim döneminin orta tabakasına dayanır. Kas, yağ, kıkırdak, damar ve sinir kılıfı bu tabakadan gelişir. Her doku kendi hücre tipine uygun bir tümör tipi ortaya koyar. Bu nedenle sarkomlar tek bir hastalık değil, geniş bir hastalık ailesi olarak tanımlanır. Patoloji incelemesi hangi hücre tipinin baskın olduğunu gösterir. Hücre tipi, hastalığın seyri hakkında bana önemli bilgi verir. Bazı tipler yavaş büyür ve uzun süre yerinde kalır. Bazı tipler ise kısa sürede çevre dokuya ilerler. Bu farklılık tedavi sıralamasını doğrudan etkiler.

Aynı doku grubundan köken alan tümörler bile birbirinden farklı davranabilir. Bu nedenle patoloji raporunu ayrıntılı biçimde okuyorum. Raporda hücrelerin bölünme hızı ve yapısal düzeni belirtilir. Bu bilgiler tümörün derecesini belirlemede kullanılır. Derece, tedavi planının hangi yönde ilerleyeceğini büyük ölçüde belirler. Hastalığın hangi alt tipe girdiğini birlikte değerlendiren bir yaklaşım benimserim. Bu yaklaşımı tümör konseyinin işleyişi içinde yürütüyorum. Konsey kararı, hangi tedavinin önce uygulanacağını netleştirir. Alt tip bilgisi olmadan verilen kararlar eksik kalır. Bu nedenle doku incelemesini her zaman tedavinin önüne koyarım.

Kas ve Yağ Dokusundan Gelişen Türler Nelerdir?

Kas ve yağ dokusundan gelişen türler, yumuşak doku kitleleri arasında en sık rastladığım gruptur. Yağ dokusundan köken alan iyi huylu kitleler cilt altında yumuşak bir kabartı olarak ele gelir. Bu kitleler çoğu zaman rahatsızlık vermeden kalır ve yıllarca aynı boyutta durur. Yağ dokusundan gelişen kötü huylu tümörler ise daha derin yerleşim gösterir. Bu tümörler karın arka duvarında geniş bir alana yayılabilir. Düz kas dokusundan gelişen tümörler damar duvarında ya da karın içi organlarda ortaya çıkar. Çizgili kas dokusundan gelişen tümörler çocukluk çağında daha sık görülür. Erişkin yaşta ise yağ ve bağ dokusu kökenli tipler öne çıkar. Her tipin görüntülemedeki görünümü birbirinden farklıdır. Yağ içeriği yüksek kitleler manyetik rezonans incelemesinde kolay tanınır.

Kas içine yerleşen kitlelerde ise sınırlar daha güç seçilir. Bu nedenle görüntüleme raporunu muayene bulgularıyla birlikte yorumlarım. Kitlenin içindeki kanlanma düzeni de tipi konusunda ipucu verir. Yoğun kanlanan kitlelerde doku incelemesini erken planlarım. Yağ dokusu kökenli iyi huylu kitlelerde izlem çoğu zaman yeterli olur. Hızla büyüyen ya da rahatsızlık veren kitlelerde ise çıkarma kararı alırım. Kas kökenli kitlelerde hareketle değişen bir dolgunluk dikkat çeker. Bu bulguyu muayene sırasında ayrıca değerlendiriyorum. Doku tipini kesinleştiren tek yöntem mikroskobik incelemedir. Bu nedenle görüntüleme bulgusunu tek başına yeterli saymam.

Sinir ve Damar Kılıflarından Gelişen Türler Nelerdir?

Sinir ve damar kılıflarından gelişen türler, daha seyrek görülen bir grubu oluşturur. Sinir kılıfından köken alan iyi huylu tümörler sinirin seyri boyunca yerleşir. Bu kitlelere dokunulduğunda elektriklenme benzeri bir his ortaya çıkar. Hastalarım bu duyuyu çoğu zaman karıncalanma olarak tarif eder. Kitlenin sinire yapışık olması cerrahi planı değiştirir. Bu durumda siniri koruyan bir çıkarma yolu seçilir. Damar duvarından gelişen tümörler ise daha seyrek karşıma çıkar. Bu tümörler damar boyunca uzanan bir dolgunluk oluşturur. Cilt üzerinde morumsu bir renk değişikliği eşlik edebilir. Lenf damarlarından köken alan tümörler uzun süre ödem olarak yorumlanabilir.

Uzun süren ve tek taraflı ödemde bu olasılığı akılda tutarım. Bağ dokusundan gelişen tümörler ise kapsülsüz bir yayılım gösterir. Bu tipte kitle sınırları görüntülemede belirsiz kalır. Sınırların belirsizliği cerrahi planlamayı zorlaştırır. Bu nedenle ameliyat öncesi görüntülemeyi ayrıntılı biçimde inceliyorum. Sinir kökenli kitlelerde işlem sonrasında duyu değişikliği gelişebilir. Bu olasılığı hastalarıma önceden anlatıyorum. Damar kökenli kitlelerde kanama olasılığı daha yüksektir. Bu olasılığı azaltan bir cerrahi sıralama planlarım. Her iki grupta da doku incelemesi kesin ayrımı sağlar.

Yumuşak Doku Sarkomu Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?

Yumuşak doku sarkomu, çoğu zaman rahatsızlık vermeyen ve giderek büyüyen bir şişlikle kendini gösterir. Bu şişlik başlangıçta hastanın dikkatini çekmeyecek kadar küçük kalır. Zamanla boyut arttıkça cilt üzerinde belirgin bir kabartı ortaya çıkar. Ağrı çoğunlukla geç dönemde, komşu sinir ya da damar basısıyla birlikte başlar. Bacakta yerleşen kitlelerde yürürken zorlanma ilk yakınma olabilir. Kolda yerleşen kitlelerde ise kol hareketlerinde kısıtlanma dikkat çeker. Karın arka duvarındaki kitleler mide ve bağırsağa baskı yaparak erken doyma hissi oluşturur. Bu hastalarda karında dolgunluk ve belirsiz bir rahatsızlık görülür. Bazı hastalarda bacakta tek taraflı şişlik ortaya çıkar. Tek taraflı ödem, damar basısının bir işareti olabilir.

Kitle cilde yakınsa üzerindeki damarlar belirginleşir. Cilt renginde koyulaşma ve ısı artışı da eşlik edebilir. Bu bulguların hiçbiri tek başına tanı koydurmaz. Ancak birlikte bulunmaları değerlendirmeyi hızlandırır. Kilo kaybı ve halsizlik ileri dönemde ortaya çıkabilir. Ateş ve gece terlemesi bu hastalıkta beklenen bulgular arasında yer almaz. Bu nedenle böyle bir tablo başka hastalıkları da akla getirir. Belirtilerin süresi de benim için yol gösterici bir bilgidir. Haftalar içinde hızla büyüyen kitlelerde değerlendirmeyi öne alırım. Yıllardır aynı boyutta duran kitlelerde ise izlem yeterli olur.

Hangi Şişlikler Daha Dikkatli İncelenir?

Şişlikler, boyutu ve derinliği arttıkça daha dikkatli bir değerlendirme gerektirir. Cilt altında kalan, yumuşak ve hareketli kitleler çoğunlukla iyi huyludur. Kas tabakasının altına inen kitleler ise ayrıntılı görüntüleme ister. Elle belirgin biçimde büyüdüğü izlenen kitlelerde değerlendirmeyi genişletiyorum. Kısa sürede boyut değiştiren kitleler her zaman dikkatimi çeker. Cilde ya da alttaki kemiğe yapışık kitleler ayrı bir başlık olarak ele alınır. Hareket ettirilemeyen kitlelerde doku incelemesini erken planlarım. Daha önce ışın tedavisi uygulanan bölgede beliren kitleler ayrıca değerlendirilir. Geçmişte çıkarılıp yeniden ortaya çıkan kitleler de aynı biçimde incelenir. Yinelenen kitlelerde ilk patoloji raporunu yeniden gözden geçiriyorum.

Geceleri uykudan uyandıran kitleler ayrı bir uyarı işareti taşır. Sinir bası bulgusu veren kitlelerde değerlendirme hızlandırılır. Cilt üzerinde yara açan kitleler beklemeden ele alınır. Bu özelliklerden herhangi birini taşıyan kitlelerde görüntülemeyi öne alırım. Değerlendirmeyi geciktirmenin hastalığa hiçbir katkısı yoktur. Bu nedenle hastalarımı gereksiz bekleme sürelerinden uzak tutuyorum. İyi huylu olduğu anlaşılan kitlelerde ise gereksiz işlemden kaçınırım. Her kitlede aynı yolu izlemek doğru bir yaklaşım değildir. Kararı kitlenin özelliklerine göre ayrı ayrı kuruyorum. Bu ayrımı muayene ve görüntüleme bulgularını birleştirerek oluşturuyorum.

Tanı Süreci Nasıl İlerler?

Tanı süreci, ayrıntılı bir muayene ile başlar ve görüntüleme ile sürer. Muayenede kitlenin boyutunu, sınırlarını, kıvamını ve hareketliliğini değerlendiriyorum. Komşu eklemdeki hareket kısıtlılığını ayrıca not ediyorum. Duyu ve kas gücü incelemesi sinir tutulumu konusunda bilgi verir. İlk görüntüleme yöntemi olarak çoğu hastada ultrason incelemesi seçilir. Ultrason kitlenin sıvı mı yoksa katı mı olduğunu ayırt eder. Katı kitlelerde manyetik rezonans incelemesine geçilir. Bu inceleme kitlenin komşu kas, damar ve sinirle ilişkisini ayrıntılı gösterir. Karın içi yerleşimlerde bilgisayarlı tomografi tercih edilir. Görüntüleme sonucunda kitlenin sınırları ve yayılımı netleşir.

Akciğerlerin de incelenmesi bu aşamanın bir parçasıdır. Görüntüleme bulguları kesin tanı için tek başına yetmez. Kesin tanı doku incelemesiyle konur. Bu nedenle uygun hastada kalın iğneyle doku örneği alınır. Örnek alınacak yol, ileride yapılacak cerrahi planına uygun seçilir. Yanlış yerden alınan örnek sonraki cerrahiyi zorlaştırır. Bu nedenle örnekleme kararını cerrahi planla birlikte veriyorum. Patoloji incelemesi hücre tipini ve derecesini ortaya koyar. Sonuçlar tümör konseyinde değerlendirilir. Bu basamakların tamamlanmasıyla tedavi planı netleşir.

Doku Örneği Neden Gereklidir?

Doku örneği, tümörün tipini ve derecesini kesin biçimde ortaya koyduğu için gereklidir. Görüntüleme kitlenin sınırlarını gösterir, ancak hücre yapısını açıklamaz. Aynı görünümdeki iki kitle birbirinden çok farklı davranabilir. Bu nedenle tedavi kararını mikroskobik inceleme üzerine kuruyorum. Örnek çoğunlukla kalın iğne ile alınır. İğnenin izleyeceği yol, görüntüleme eşliğinde belirlenir. Alınan silindirik doku parçası patoloji bölümüne gönderilir. Patolog hücrelerin kökenini ve bölünme hızını inceler. Gerektiğinde ek boyama yöntemleri uygulanır. Bu yöntemler hücrelerin yüzeyindeki belirteçleri gösterir.

Belirteçler alt tipin belirlenmesine katkı sunar. Bazı hastalarda genetik inceleme de istenir. Genetik inceleme birkaç alt tipte tanıyı kesinleştirir. Örnekleme sırasında yeterli doku alınması önem taşır. Yetersiz örnek, işlemin yinelenmesine yol açar. Bu nedenle örnekleme aşamasını ayrıntılı biçimde planlıyorum. Kitlenin tamamının çıkarılarak incelenmesi bazı küçük kitlelerde tercih edilir. Ancak büyük kitlelerde bu yaklaşım doğru bulunmaz. Bu ayrımı kitlenin boyutuna ve yerleşimine göre yapıyorum. Doğru örnekleme, sonraki tüm basamakların temelini oluşturur.

Risk Etkenleri Nelerdir?

Risk etkenleri, bu hastalık grubunda çoğu hastada belirgin biçimde saptanamaz. Hastaların büyük bölümünde bilinen bir neden bulunmaz. Bu durum hastalarımı çoğu zaman şaşırtır. Yine de bazı durumların sıklığı artırdığı bilinir. Daha önce bir bölgeye ışın tedavisi uygulanmış olması bu durumlardan biridir. Işın alan bölgede yıllar sonra kitle gelişebilir. Uzun süren lenf ödemi de zeminde bir etken olarak sayılır. Kalıtsal bazı sendromlar sarkom sıklığını artırır. Bu sendromlarda ailede benzer tümör öyküsü dikkat çeker. Ailesinde erken yaşta tümör öyküsü olan hastalarımı genetik danışmaya yönlendiriyorum.

Bazı kimyasal maddelere uzun süreli maruz kalma da gündeme getirilir. Ancak bu ilişki her hastada gösterilemez. Yaşam biçimiyle ilgili etkenlerin katkısı sınırlı kalır. Sigara ve beslenme alışkanlıklarının bu grupta etkisi belirgin değildir. Yaş ilerledikçe bazı alt tiplerin sıklığı artar. Çocukluk çağında ise farklı alt tipler öne çıkar. Travma öyküsü sık sorulan bir başlık olarak karşıma gelir. Darbe alan bölgede fark edilen kitle, travmanın sonucu değildir. Travma yalnızca var olan kitlenin fark edilmesini sağlar. Bu ayrımı hastalarıma ayrıntılı biçimde anlatıyorum.

Tedavi Kararı Nasıl Verilir?

Tedavi kararı, tümörün tipi, derecesi, boyutu ve yerleşimi birlikte değerlendirilerek verilir. Bu değerlendirmeyi tek başıma yapmıyorum. Karar, farklı uzmanlık alanlarının bir arada bulunduğu bir toplantıda olgunlaşır. Cerrahi, hastalığın yerel denetiminde merkezi bir yer tutar. Amacım tümörü çevresinde sağlam doku bırakacak biçimde çıkarmaktır. Kol ve bacak yerleşimlerinde uzvu koruyan bir yaklaşım benimserim. Bu yaklaşım hareket yeteneğinin sürdürülmesini destekler. Bazı hastalarda cerrahi öncesinde ışın tedavisi gündeme gelir. Işın tedavisi kitlenin sınırlarını daha belirgin kılabilir. Bazı alt tiplerde ilaç tedavisi cerrahi öncesinde uygulanır.

Bu sıralama tümörü küçültmeyi amaçlar. Cerrahi sonrasında ek tedavi gerekliliği patoloji raporuna göre belirlenir. Cerrahi sınırların durumu bu kararda öne çıkar. Sınırlarda tümör bırakılmaması temel hedefimdir. Karın arka duvarındaki kitlelerde komşu organ ilişkisi planı değiştirir. Bu bölgede cerrahi, ayrıntılı bir hazırlık ister. Tedavi sıralamasını her hastada ayrı ayrı kuruyorum. Hastanın genel durumu ve eşlik eden hastalıkları bu kararı etkiler. Yaşam kalitesini koruyan seçenekleri hastalarımla birlikte konuşuyorum. Başka bir hekimin değerlendirmesine hangi durumlarda başvurulduğunu kanser tedavisinde ikinci görüş sayfasında ayrıntılı anlattım. Bu görüşmede hangi basamağın neden seçildiğini ayrıntılı biçimde açıklıyorum.

Tanı Sonrası İzlem Nasıl Sürdürülür?

Tanı sonrası izlem, tedavi tamamlandıktan sonra düzenli aralıklarla sürdürülür. İzlem planını tümörün tipine ve derecesine göre düzenliyorum. İlk yıllarda kontrol aralıkları daha sıktır. Zamanla kontrol aralıkları açılır. Her kontrolde cerrahi uygulanan bölgeyi ayrıntılı biçimde muayene ediyorum. İyileşen kesi çevresinde beliren yeni kabartılar dikkatle incelenir. Görüntüleme incelemesi belirli aralıklarla yinelenir. Akciğerlerin değerlendirilmesi izlemin ayrılmaz bir parçasıdır. Hastalarımın kendi bölgelerini elle kontrol etmesini öneriyorum. Yeni fark edilen şişliklerde beklemeden başvurulmalıdır.

Cerrahi uygulanan bölgede gelişen ağrı da değerlendirilmelidir. İzlem süresince fizik tedavi desteği hareket kaybını azaltır. Kol ya da bacak cerrahisi sonrası egzersiz programı önem taşır. Bu programı hastanın günlük yaşamına uygun biçimde ayarlıyorum. Işın tedavisi uygulanan bölgede cilt bakımı ayrıca gerekir. Ödem gelişen hastalarda basınçlı giysi desteği düşünülür. İzlem yalnızca hastalığın değil, iyileşmenin de takibidir. Bu süreçte hastalarımın sorularını ayrıntılı biçimde yanıtlıyorum. Onkolojik cerrahi başlıkları arasındaki bağlantıyı diğer onkolojik cerrahi konuları üzerinden aktarıyorum. Düzenli izlem, sorunların erken fark edilmesini sağlar.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Yumuşak doku sarkomu yaygın bir hastalık mıdır?
Yumuşak doku sarkomu, erişkin çağda görülen tümörler arasında seyrek rastlanan bir gruba girer. Bu seyreklik, tanının bazen gecikmesine yol açar. Ele gelen kitlelerin büyük bölümü iyi huylu yapılardan oluşur. Buna karşın derin yerleşimli ve hızla büyüyen kitlelerde bu olasılığı her zaman göz önünde tutuyorum. Seyrek görülmesi, değerlendirmenin gevşetilmesini gerektirmez.
Ele gelen her şişlik sarkom belirtisi midir?
Ele gelen şişliklerin büyük bölümü iyi huylu nedenlerle ortaya çıkar. Yağ dokusundan gelişen yumuşak kabartılar, kist yapıları ve iltihabi şişlikler bu grupta sayılır. Bu kitleler çoğunlukla hareketli, yumuşak ve sınırları belirgin bir yapı gösterir. Sert, sabit ve giderek büyüyen kitlelerde ise değerlendirmeyi genişletiyorum. Ayrım muayene ve görüntüleme bulgularıyla birlikte netleşir.
Sarkom vücudun hangi bölgelerinde daha sık görülür?
Sarkomlar en sık kol ve bacakların derin yumuşak dokularında ortaya çıkar. Uyluk bölgesi bu yerleşimler arasında ilk sırada yer alır. Karın arka duvarı ve karın içi yerleşimler de seyrek olmayan biçimde karşıma gelir. Gövde duvarı ve omuz çevresi de bu kitlelerin yerleşebildiği alanlar arasında sayılır. Yerleşim bölgesi tedavi planını doğrudan etkiler.
Lipom ile sarkom arasındaki ayrım nasıl yapılır?
Lipom cilt altında yer alan, yumuşak kıvamlı ve hareketli bir yağ dokusu kitlesidir. Sarkom ise çoğunlukla kas tabakasının altında yerleşir ve daha sert bir kıvam taşır. Manyetik rezonans incelemesi iki yapı arasındaki farkı büyük ölçüde ortaya koyar. Şüphe süren hastalarda kalın iğne ile doku örneği alınır. Kesin ayrımı mikroskobik inceleme sağlar.
Yumuşak doku kitlesi için hangi hekime başvurmalıyım?
Yumuşak doku kitlelerinde ilk değerlendirme genel cerrahi ya da cerrahi onkoloji alanında yapılır. Kol ve bacak yerleşimlerinde ortopedik onkoloji alanıyla birlikte çalışılır. Değerlendirme sonucunda gerekirse radyoloji ve patoloji bölümleri sürece katılır. Tedavi kararı farklı uzmanlık alanlarının bir arada bulunduğu toplantıda olgunlaşır. Bu nedenle hastalarımı doğru basamağa erken yönlendiriyorum.
Sarkom tanısında doku incelemesi zorunlu mudur?
Kötü huylu olduğundan kuşkulanılan kitlelerde doku incelemesi tedavinin temel adımıdır. Görüntüleme kitlenin sınırlarını ve komşuluklarını gösterir, ancak hücre yapısını açıklamaz. Alt tip ve derece bilgisi yalnızca mikroskobik incelemeyle elde edilir. Bu bilgi olmadan verilen tedavi kararları eksik kalır. Bu nedenle uygun hastada örnekleme aşamasını atlamıyorum.
Ameliyat sonrası hareket kaybı yaşanır mı?
Kol ve bacak yerleşimlerinde uzvu koruyan bir yaklaşım benimserim. Çıkarılan doku miktarına bağlı olarak erken dönemde güç kaybı görülebilir. Bu kayıp düzenli egzersiz programıyla büyük ölçüde geriler. Fizik tedavi desteği iyileşme sürecini belirgin biçimde kolaylaştırır. Egzersiz programını hastanın günlük yaşamına göre düzenliyorum.
Sarkom kalıtsal olarak geçer mi?
Sarkomların büyük bölümü kalıtsal bir gen değişikliğine bağlı gelişmez. Buna karşın bazı kalıtsal sendromlarda bu tümörlerin sıklığı artar. Ailede erken yaşta tümör öyküsü bulunması bu olasılığı akla getirir. Bu kişilerde genetik danışma ve gerektiğinde gen incelemesi planlanır. Aile öyküsünü ilk görüşmede ayrıntılı biçimde sorguluyorum.
Çocuklarda yumuşak doku tümörü görülür mü?
Çocukluk çağında yumuşak doku tümörleri erişkinlerden farklı alt tiplerle karşımıza çıkar. Çizgili kas dokusundan gelişen tipler bu yaş grubunda daha sık görülür. Çocuklarda tedavi ilaç ve ışın tedavisiyle birlikte planlanır. Bu süreç çocuk onkolojisi alanıyla birlikte yürütülür. Ailelerin erken başvurusu değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Yumuşak doku sarkomu ağrı yapar mı?
Bu tümörler çoğu hastada uzun süre rahatsızlık vermeden büyür. Ağrı genellikle kitle komşu sinir ya da damara bastırdığında ortaya çıkar. Bu nedenle ağrısızlık yanıltıcı bir güven duygusu yaratır. Geceleri uykudan uyandıran ağrıyı her zaman ciddiye alıyorum. Ağrının varlığı ya da yokluğu tek başına tanı koydurmaz.
Kitlenin büyümesi ne kadar sürede fark edilir?
Büyüme hızı tümörün alt tipine göre belirgin biçimde değişir. Bazı kitleler haftalar içinde gözle görülür biçimde büyür. Bazı kitleler ise yıllar boyunca aynı boyutta kalır. Hastalarımdan kitlenin boyutunu düzenli aralıklarla gözlemelerini istiyorum. Kısa sürede boyut değiştiren kitlelerde değerlendirmeyi öne alırım.
Işın tedavisi ameliyattan önce mi uygulanır?
Işın tedavisinin sıralaması tümörün tipine, boyutuna ve yerleşimine göre belirlenir. Bazı hastalarda cerrahi öncesinde uygulanması tercih edilir. Bu sıralama kitlenin sınırlarını daha belirgin kılabilir. Bazı hastalarda ise cerrahi sonrasında ek tedavi olarak planlanır. Kararı konsey değerlendirmesiyle birlikte veriyorum.
Tedavi sonrası spor yapabilir miyim?
Tedavi tamamlandıktan sonra hareketli bir yaşam biçimini destekliyorum. Spora dönüş zamanı, uygulanan cerrahinin genişliğine göre belirlenir. İyileşme döneminde yürüyüş ve hafif esneme çalışmaları önerilir. Yük bindiren çalışmalara geçiş kademeli biçimde planlanır. Bu geçişi fizik tedavi desteğiyle birlikte düzenliyorum.
Sarkom için tarama yöntemi var mıdır?
Toplum geneline uygulanan bir tarama yöntemi bu hastalık grubunda bulunmaz. Hastalığın seyrek görülmesi böyle bir programı gereksiz kılar. Buna karşın kalıtsal sendrom taşıyan kişilerde düzenli izlem planlanır. Daha önce ışın tedavisi uygulanan bölgeler de ayrıca gözlenir. Kendi vücudunu tanıyan kişiler yeni kitleleri daha erken fark eder.
Karın içindeki kitleler nasıl fark edilir?
Karın içi yerleşimli kitleler uzun süre belirti vermeden büyür. Erken doyma hissi, karında dolgunluk ve belirsiz rahatsızlık ilk işaretler arasında sayılır. Bacakta tek taraflı şişlik de damar basısına bağlı olarak gelişebilir. Bu yakınmalarda karın görüntülemesini erken planlıyorum. Bilgisayarlı tomografi kitlenin komşu organlarla ilişkisini ayrıntılı gösterir.
Tedavi sürecinde beslenmeye nasıl dikkat etmeliyim?
Tedavi sürecinde yeterli protein ve enerji alımı iyileşmeyi destekler. Kas kütlesinin korunması egzersiz kapasitesini doğrudan etkiler. Öğünleri küçük ve sık tutmak bulantısı olan hastalarda kolaylık sağlar. Sıvı alımının sürdürülmesi genel durumu korur. Beslenme planını hastanın tedavi sıralamasına göre birlikte düzenliyorum.