Mide Kanseri
Mide kanseri nasıl başlar, hangi yakınmaları verir ve tanısı nasıl konur? Merak edilen başlıkları hekim diliyle derledim.
Mide kanseri, midenin iç yüzeyini döşeyen hücrelerin denetimsiz biçimde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalık çoğu kişide uzun süre belirgin bir yakınma vermeden ilerler. Sindirim sistemi tümörleri arasında halen önemli bir yer tutar. Cerrahi onkoloji alanındaki uygulamamda bu hastalığı sık değerlendiriyorum. Bu sayfada hastalığın nasıl başladığını, hangi bulgularla kendini gösterdiğini ve tanı sürecinin hangi adımlardan geçtiğini anlatıyorum.
Mide Kanseri Nasıl Başlar?
Mide kanseri, midenin en iç katmanını döşeyen hücrelerden başlar. Bu katman mide sıvısıyla sürekli temas halinde çalışır. Hücreler yıllar içinde yinelenen hasarla karşılaşınca yapısal değişiklikler biriktirir. Değişikliklerin bir bölümü kendiliğinden onarılır. Onarımın yetersiz kaldığı durumlarda hücre düzeni bozulur. Bozulan düzen önce iç zarda sınırlı bir alan olarak kalır. Bu evrede hastalık henüz derin katmanlara ulaşmaz. Süreç ilerledikçe hücreler mide duvarının alt katmanlarına doğru iner. Kas tabakasına ulaşan tümör, mide hareketlerini de etkilemeye başlar. Bu aşamada yakınmalar belirginleşir.
Midenin dış yüzeyine ulaşan tümörler komşu organlarla ilişki kurabilir. Lenf kanalları aracılığıyla çevredeki lenf bezlerine ulaşım da söz konusudur. Karın zarına dağılan hücreler ayrı bir yayılım biçimi oluşturur. Kan yolu ile karaciğere ulaşan hücreler de görülebilir. Bu yolların hangisinin öne çıkacağını tümörün biyolojik davranışı belirler. Aynı büyüklükteki iki tümör bu nedenle farklı seyredebilir. Hastalığın hangi evrede yakalandığı tedavi planını doğrudan biçimlendirir. İç zarda sınırlı kalan tümörlerde yaklaşım daha sınırlı tutulur. Derin katmanlara inen tümörlerde ise plan genişler. Cerrahi planın hangi ölçütlerle kurulduğunu mide kanseri cerrahisi sayfasında ayrıntılı anlattım. Bu nedenle hastalığın başlangıç noktasını hastalarıma ayrıntılı biçimde anlatıyorum. Hastalığın hangi katmandan yola çıktığını bilmek, sonraki basamakları anlamayı da kolaylaştırır. Bu bilgi, hastalarımın süreç boyunca sorduğu soruların büyük bölümünü karşılar.
Midenin Yapısı ve Görevleri Nelerdir?
Midenin yapısı, üst üste gelen katmanlardan oluşan kaslı bir torba biçiminde tanımlanır. En içte besinlerle doğrudan temas eden bir zar bulunur. Bu zarın altında bağ dokusundan oluşan bir destek tabakası uzanır. Daha dışta mideye hareket kazandıran kas katmanları yer alır. En dışta ise mideyi saran ince bir örtü bulunur. Bu katmanların her biri farklı bir görevi üstlenir. İç zar, sindirim için gerekli asit ve enzimleri salgılar. Kas tabakası besinleri karıştırarak küçük parçalara ayırır. Mide çıkışındaki kapak, besinlerin bağırsağa geçiş hızını ayarlar. Bu düzen sindirimin ilk basamağını oluşturur.
Mide aynı zamanda besinleri bir süre depolayan bir organ olarak çalışır. Depolama görevi sayesinde öğünler arasında uzun aralıklar verilebilir. Mide iç yüzeyi kendi salgıladığı asitten koruyucu bir tabakayla korunur. Bu tabaka zedelendiğinde iltihap ve yara gelişebilir. Uzun süren iltihap, hücre yapısında kalıcı değişikliklere yol açar. Mide iç zarı bu nedenle hastalığın başladığı temel alan olarak öne çıkar. Midenin bazı vitaminlerin emilimine katkı sağlayan bir görevi de vardır. Bu nedenle mide hastalıklarında kansızlık sık karşılaşılan bir bulgu olur. Organın yapısını bilmek, belirtilerin nedenini anlamayı kolaylaştırır. Hastalarıma bu yapıyı ilk görüşmede kısaca aktarıyorum. Midenin hangi bölümünün etkilendiği, ortaya çıkan yakınmaların türünü de belirler. Bu nedenle organın bölümlerini birlikte gözden geçiriyorum.
Mide Kanseri Hangi Belirtileri Verir?
Mide kanseri, hangi belirtileri vereceği bakımından uzun süre sessiz kalabilen bir hastalıktır. Erken dönemde ortaya çıkan yakınmalar sıradan sindirim şikâyetlerine benzer. Bu benzerlik hastaların başvurusunu geciktirir. Hazımsızlık, göğüs arkasında yanma ve şişkinlik ilk sırada sayılır. Bu yakınmaların uzun sürmesi benim için uyarıcı olur. Yemeklerden kısa süre sonra gelen doyma hissi ayrı bir başlık olarak değerlendirilir. İştahta azalma da erken dönemde görülebilir. Bulantı ve ara ara gelen kusma tabloya eşlik edebilir. Karnın üst bölümünde belirsiz bir rahatsızlık hissi tanımlanır. Bu yakınmalar çoğu kişide dönem dönem artar ve azalır.
İlaç kullanımıyla geçmeyen yakınmaları her zaman ayrıntılı biçimde inceliyorum. Kısa süreli rahatlama sağlayan tedaviler tabloyu gizleyebilir. Bu nedenle uzun süre ilaç kullanan kişilerde inceleme öneriyorum. Kilo kaybı, yakınmalara eşlik ettiğinde değerlendirmeyi hızlandırır. Halsizlik ve çabuk yorulma da tabloya katılır. Dışkı renginde koyulaşma sindirim sisteminden kanamayı düşündürür. Kusmukta kan görülmesi beklemeden başvuruyu gerektirir. Yutma sırasında takılma hissi mide girişindeki tümörlerde ortaya çıkar. Bu bulguların hiçbiri tek başına tanı koydurmaz. Ancak bir arada bulunmaları incelemeyi zorunlu kılar. Yakınmaların hangi sırayla ortaya çıktığını da ayrıntılı biçimde not ediyorum. Bu sıralama, hastalığın hangi bölümden geliştiği konusunda bana yol gösterir.
Erken Dönemde Hangi Yakınmalar Görülür?
Erken dönemde görülen yakınmalar, sıradan mide şikâyetlerinden ayrılmayacak kadar siliktir. Hastalarım çoğu zaman bu dönemi sonradan hatırlar. Yemek sonrası dolgunluk ilk fark edilen bulgu olur. Küçük porsiyonlarla doyma hissi bu dönemde belirginleşir. Göğüs arkasında yanma hissi de sık tanımlanır. Ekşime ve geğirme yakınmaları tabloya eşlik eder. Bu yakınmalar mide ilaçlarıyla kısa süreli geriler. İlaç bırakıldığında yakınmalar yeniden ortaya çıkar. Yinelenen bu döngü benim için önemli bir ipucudur. Yağlı ve ağır yiyeceklere karşı isteksizlik de gelişebilir.
Bazı kişilerde tek bulgu, açıklanamayan kansızlık olur. Kansızlık gizli kanamanın sessiz bir işareti olarak değerlendirilir. Halsizlik ve merdiven çıkarken nefes darlığı buna eşlik eder. Karın üst bölümünde hafif bir rahatsızlık hissi tanımlanır. Bu his çoğu zaman belirli bir noktaya oturtulamaz. Yakınmaların süresi, benim için şiddetinden daha belirleyicidir. Birkaç haftayı aşan yakınmalarda inceleme öneriyorum. Kırk yaşından sonra başlayan yeni mide şikâyetlerini ayrıca ciddiye alıyorum. Ailede benzer hastalık öyküsü varsa değerlendirmeyi öne alırım. Erken dönemde yapılan inceleme, tedavi seçeneklerini genişletir.
İlerlemiş Dönemde Neler Değişir?
İlerlemiş dönemde tabloyu belirleyen bulgular belirgin biçimde değişir. Yakınmalar artık aralıklı değil, süreklilik gösteren bir yapıya bürünür. Karın ağrısı daha belirgin hale gelir. Kusma sıklığı artar ve besin geçişinde zorlanma ortaya çıkar. Mide çıkışına yerleşen tümörlerde bu tablo öne çıkar. Yutma güçlüğü ise mide girişindeki tümörlerde belirginleşir. Kilo kaybı bu dönemde hızlanır. Kas kütlesindeki azalma günlük yaşamı doğrudan etkiler. Halsizlik giderek artan bir yakınma haline gelir. Kansızlık derinleştikçe çarpıntı ve baş dönmesi eklenir.
Karın zarına yayılım geliştiğinde karında sıvı birikimi görülebilir. Bu durumda karında gerginlik ve şişkinlik hissi tanımlanır. Karaciğere yayılım geliştiğinde sağ üst karında dolgunluk ortaya çıkar. Ciltte ve göz aklarında sararma da eşlik edebilir. Sindirim sisteminden kanama dışkı renginde koyulaşmaya yol açar. Bu bulgular değerlendirmenin hızlandırılmasını gerektirir. İlerlemiş dönemde de tedavi seçenekleri bulunur. Amacım yakınmaları azaltmak ve yaşam kalitesini korumaktır. Bu nedenle hiçbir hastamı seçeneksiz bırakmıyorum. Tedavi planını hastalığın yaygınlığına göre yeniden düzenliyorum.
Mide Kanserinde Risk Etkenleri Nelerdir?
Mide kanserinde risk etkenleri, beslenme alışkanlıkları ile mide iç yüzeyindeki uzun süreli iltihaptan oluşur. Bu etkenlerin çoğu tek başına hastalığa yol açmaz. Etkenlerin bir arada bulunması zemini hazırlar. Mide iç yüzeyine yerleşen bir bakteri, uzun süreli iltihabın başlıca nedeni olur. Bu bakterinin varlığı uygun tedaviyle ortadan kaldırılır. Uzun yıllar süren iltihap, iç zar hücrelerinde yapısal değişikliğe yol açar. Bu değişiklik zamanla öncül lezyon olarak tanımlanan tabloya dönüşür. Öncül değişiklik saptanan kişilerde düzenli izlem planlarım. Mide ameliyatı geçirmiş kişilerde de zemin farklılaşır. Bu kişilerde uzun dönem izlem önem taşır.
Sigara kullanımı bu hastalıkta belirgin bir etken olarak öne çıkar. Sigaranın bırakılması riski zaman içinde azaltır. Aşırı alkol tüketimi de mide iç yüzeyini yıpratır. Mide poliplerinin bazı tipleri zemin oluşturabilir. Bu polipler saptandığında çıkarılması ve izlenmesi gerekir. İleri yaş, sıklığın arttığı bir dönem olarak bilinir. Erkeklerde hastalık kadınlara göre daha sık görülür. Ailede mide kanseri öyküsü bulunması riski yükseltir. Kansızlığa yol açan bazı mide hastalıkları da zemine katkı sunar. Bu etkenleri ilk görüşmede tek tek sorguluyorum. Birden çok etkeni bir arada taşıyan kişilerde izlem planını daha sık aralıklarla kuruyorum. Etkenlerin bir bölümü değiştirilebilir nitelik taşır ve bu durum hastalarıma umut verir.
Beslenme Alışkanlıkları Nasıl Etkiler?
Beslenme alışkanlıkları, mide iç yüzeyini uzun yıllar boyunca doğrudan etkiler. Tuzu yüksek yiyeceklerin sık tüketimi koruyucu tabakayı yıpratır. Tütsülenmiş ve salamura ürünler de benzer etki gösterir. İşlenmiş et ürünlerinin sık tüketimi zemine katkı sunar. Yüksek ısıda pişirilen ve yanmış yiyecekler zararlı bileşikler içerir. Bu bileşikler mide iç yüzeyinde yinelenen hasar oluşturur. Taze sebze ve meyve tüketimi ise koruyucu yönde katkı sağlar. Lifli besinler sindirim sisteminin genel dengesini destekler. Soğuk zincirin korunması da bozulmuş gıdaların önüne geçer. Bu nedenle saklama koşullarına dikkat edilmesini öneriyorum.
Öğün düzeninin bozulması mide asidinin dengesini değiştirir. Uzun süre aç kalmak iç yüzeydeki tahrişi artırır. Çok sıcak içeceklerin sık tüketimi de zedelenmeye katkı sunar. Yeterli protein alımı iç zarın onarımını destekler. Aşırı kilo, sindirim sistemi tümörlerinde ortak bir etken olarak sayılır. Düzenli hareket, kilo denetimini kolaylaştırır. Beslenme değişikliklerinin etkisi kısa sürede ortaya çıkmaz. Yıllar içinde sürdürülen alışkanlıklar belirleyici olur. Bu nedenle hastalarıma kalıcı düzen değişiklikleri öneriyorum. Küçük ama sürdürülebilir adımların değerini vurguluyorum. Beslenme düzeninin ailece değiştirilmesi, kalıcılığı belirgin biçimde artırır. Bu değişikliği bir tedavi basamağı olarak görüyorum.
Kalıtsal Yatkınlık Ne Kadar Önemlidir?
Kalıtsal yatkınlık, hastaların küçük bir bölümünde belirleyici bir rol üstlenir. Hastalığın büyük bölümü kalıtsal gen değişikliği olmadan gelişir. Buna karşın ailede birden çok kişide görülen mide kanseri dikkat çeker. Erken yaşta ortaya çıkan olgular da bu olasılığı akla getirir. Bazı kalıtsal sendromlarda mide tümörleri sık görülür. Bu sendromlarda sindirim sisteminin başka bölümleri de etkilenebilir. Aynı ailede kalın bağırsak kaynaklı tümörler bir arada bulunabilir. Bu tablo genetik danışma gerekliliğini ortaya koyar. Genetik inceleme, aile bireylerinin izlem planını da biçimlendirir. Yatkınlık saptanan kişilerde izleme erken yaşta başlanır.
Aile öyküsünü ilk görüşmede ayrıntılı biçimde soruyorum. Hangi akrabada, hangi yaşta hastalık geliştiği önem taşır. Birinci derece yakınlarda görülen olgular ayrı değerlendirilir. Kalıtsal yatkınlık taşıyan kişilerde endoskopik izlem sıklaşır. Bazı kişilerde koruyucu yaklaşımlar gündeme gelir. Bu kararlar genetik uzmanıyla birlikte olgunlaşır. Yatkınlık taşımak, hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmez. Buna karşın izlemin aksatılmaması gerekir. Aile bireylerinin bilgilendirilmesi de sürecin parçasıdır. Bu bilgilendirmeyi hastalarımla birlikte yürütüyorum.
Mide Kanseri Nasıl Tanınır?
Mide kanseri, endoskopik inceleme ve doku örneklemesiyle tanınır. Tanı süreci ayrıntılı bir öykü alımıyla başlar. Yakınmaların süresi, sıklığı ve ilaçlara yanıtı sorgulanır. Kilo değişimi ve iştah durumu ayrıca kaydedilir. Fizik muayenede karın ayrıntılı biçimde değerlendirilir. Kan tahlilleri kansızlık ve beslenme durumu hakkında bilgi verir. Dışkıda gizli kan incelemesi ek katkı sağlayabilir. Bu incelemeler tek başına tanı koydurmaz. Kesin tanı, mide iç yüzeyinden alınan doku örneğiyle konur. Bu nedenle uygun hastada inceleme geciktirilmez.
Tanı kesinleştikten sonra hastalığın yaygınlığı araştırılır. Karın ve göğüs bölgesinin tomografi incelemesi bu amaçla istenir. Bazı hastalarda mide duvarının derinliğini gösteren ek incelemeler yapılır. Karın zarındaki yayılımın değerlendirilmesi ayrı bir adım olarak gündeme gelir. Elde edilen bulgular tümör konseyinde bir araya getirilir. Patoloji raporu hücre tipini ve yapısal özellikleri ortaya koyar. Bu özellikler tedavi sıralamasını doğrudan etkiler. Hastalarımın süreci anlaması için her adımı ayrıntılı biçimde açıklıyorum. Kararsız kaldıkları noktalarda ikinci görüş almanın yeri konusunda da yol gösteriyorum. Bilgilendirilmiş bir hastanın sürece uyumu belirgin biçimde artar.
Endoskopi Neden Ayrı Bir Yer Tutar?
Endoskopi, mide iç yüzeyini doğrudan görüntülediği için neden ayrı bir yer tuttuğunu kolayca açıklar. Bu yöntemde ince ve esnek bir tüp ağız yoluyla mideye ulaştırılır. Tüpün ucundaki kamera, iç yüzeyi ayrıntılı biçimde gösterir. Şüpheli görünen alanlardan aynı işlemde doku örneği alınır. Bu özellik yöntemi tanıda vazgeçilmez kılar. Görüntüleme yöntemleri iç yüzeydeki küçük değişiklikleri gösteremez. Bu nedenle tomografi tek başına yeterli olmaz. Endoskopi ayrıca kanama odaklarının saptanmasını sağlar. Mide çıkışındaki darlıklar da bu yöntemle değerlendirilir. İşlem sırasında rahatsızlığı azaltan uygulamalar tercih edilir.
Hastalarım bu incelemeden çoğu zaman çekinir. Çekincelerini işlemin nasıl ilerlediğini anlatarak azaltıyorum. İşlem öncesinde belirli bir süre aç kalınması istenir. Kullanılan ilaçların bir bölümüne ara verilmesi gerekebilir. Kan sulandırıcı kullanan kişilerde planlama ayrıca yapılır. İşlem sonrasında kısa bir süre gözlem yeterli olur. Alınan doku örneklerinin sonucu birkaç gün içinde bildirilir. Sonuç beklenirken hastalarımı gereksiz yorumlardan uzak tutuyorum. Öncül değişiklik saptanan kişilerde izlem aralığı belirlenir. Bu aralığı bulguların ağırlığına göre düzenliyorum.
Tedavi Yaklaşımı Nasıl Belirlenir?
Tedavi yaklaşımı, hastalığın yaygınlığına ve hastanın genel durumuna göre belirlenir. Kararı tek başıma vermiyorum. Farklı uzmanlık alanlarının bir arada bulunduğu toplantıda plan olgunlaşır. Bu toplantının işleyişini kanser tedavisinde tümör konseyi sayfasında ayrıntılı anlattım. Cerrahi, hastalığın denetiminde merkezi bir yer tutar. Midenin tümörü içeren bölümü ve çevresindeki lenf bezleri birlikte ele alınır. Cerrahi kararı hastalığın derinliğine göre biçimlenir. Bazı hastalarda ilaç tedavisi cerrahiden önce uygulanır. Bu sıralama tümörü küçültmeyi amaçlar. Bazı hastalarda ise ilaç tedavisi cerrahiden sonra planlanır. Işın tedavisi belirli durumlarda plana eklenir.
Yüzeyel kalan bazı tümörlerde endoskopik yöntemlerle çıkarım gündeme gelir. Bu seçenek yalnızca uygun hastalarda düşünülür. Yaygın hastalıkta amaç yakınmaların azaltılmasına kayar. Beslenme desteği bu dönemde ayrı bir başlık olarak öne çıkar. Ağrı denetimi de planın ayrılmaz parçasıdır. Hastanın eşlik eden hastalıkları kararı doğrudan etkiler. Kalp ve akciğer değerlendirmesi hazırlık aşamasında yapılır. Bu alandaki yaklaşımı cerrahi onkolojinin genel cerrahiden ayrıldığı noktalar üzerinden anlatıyorum. Tedavi sırasını hastalarımla birlikte konuşarak netleştiriyorum. Sürecin her adımında beklentileri açık biçimde paylaşıyorum. Tedavi planının neden o sırayla kurulduğunu anlatmak, uyumu belirgin biçimde artırır. Sorularını yanıtlanmadan bırakmamaya özen gösteriyorum.
Mide Kanserinden Korunmak İçin Neler Yapılabilir?
Mide kanserinden korunmak için beslenme ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi öne çıkar. Tuzlu, tütsülenmiş ve salamura ürünlerin azaltılmasını öneriyorum. Taze sebze ve meyve tüketiminin artırılması koruyucu yönde katkı sunar. Sigaranın bırakılması bu hastalıkta belirgin bir kazanç sağlar. Alkol tüketiminin sınırlandırılması da mide iç yüzeyini korur. Öğün düzeninin korunması asit dengesini destekler. Çok sıcak içeceklerden kaçınmak tahrişi azaltır. Kilo denetimi sindirim sistemi tümörlerinde ortak bir koruyucu adımdır. Düzenli hareket bu denetimi kolaylaştırır. Gıdaların uygun koşullarda saklanmasına özen gösterilmelidir.
Mide iç yüzeyine yerleşen bakterinin saptanması ayrı bir başlıktır. Bu bakteri bulunduğunda uygun tedaviyle ortadan kaldırılır. Tedavi sonrası kontrol incelemesi yapılması gerekir. Uzun süren mide yakınmalarında inceleme geciktirilmemelidir. Ailesinde mide kanseri bulunan kişilerde izlem erken başlatılır. Öncül değişiklik saptanan kişilerde düzenli endoskopik izlem planlanır. İzlem aralığını bulguların ağırlığına göre belirliyorum. Kansızlık saptanan kişilerde nedeni araştırılmalıdır. Korunmanın tek bir adımdan oluşmadığını hastalarıma anlatıyorum. Sürdürülebilir alışkanlıklar uzun dönemde belirleyici olur.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular