Filloid Tümör
Filloid tümör neden hızla büyür, fibroadenomdan nasıl ayrılır ve niçin geniş sınırla çıkarılır? Hepsini burada açıkladım.
Filloid tümör, memenin destek dokusundan kaynaklanan ve seyrek görülen bir kitle türüdür. Muayenede çoğu zaman iyi huylu bir kitle izlenimi verse de kendine özgü bir davranışı bulunur. Bu tümörün en dikkat çeken yanı, kısa sürede belirgin biçimde büyüyebilmesidir. Doğru tanınması ve uygun biçimde çıkarılması sürecin bütününü belirler. Bu sayfada tümörün nasıl tanındığını, hangi alt gruplara ayrıldığını ve izlemde nelere dikkat ettiğimi anlatıyorum.
Filloid Tümör Nedir ve Nasıl Tanımlanır?
Filloid tümör, meme dokusunun hem destek hem de kanal bileşenini içeren karma yapılı bir kitle olarak tanımlanır. Adını, mikroskop altında yaprak benzeri bir iç düzen göstermesinden alır. Kitlenin içinde hücre yoğunluğu yüksek bölgeler bulunur. Bu bölgeler tümörün davranışını belirleyen temel özellik olur. Tümör memede sınırları belirgin, yuvarlak ya da loblu bir kitle oluşturur. Elle muayenede çoğu zaman hareketli ve düzgün yüzeyli hissedilir. Bu görünüm nedeniyle sık görülen iyi huylu kitlelerle karıştırılır.
Tümörün tüm meme kitleleri içindeki payı oldukça düşüktür. Buna karşın günlük uygulamamda düzenli olarak karşıma çıkar. Kitle çoğunlukla tek taraflı ve tek odaklı gelişir. Boyutu birkaç santimetreden çok daha büyük ölçülere ulaşabilir. Büyük kitlelerde meme dokusu gözle görülür biçimde şekil değiştirir. Tümörün davranışı alt grubuna göre belirgin biçimde farklılaşır. İyi huylu alt grup hastaların büyük bölümünü oluşturur. Kötü huylu alt grup ise çok daha seyrek görülür. Bu ayrımı yalnız patoloji incelemesi ortaya koyar. Tanım aşamasında kişilere tümörün adını ve yapısını ayrıntılı anlatıyorum. Adın yabancı gelmesi çoğu zaman gereksiz kaygı yaratır. Terimin kökeni yaprak anlamına gelen bir sözcüğe dayanır. Bu ayrıntıyı paylaşmak çoğu kişiyi rahatlatır. Bu nedenle terimleri gündelik dile çevirerek açıklıyorum.
Meme Dokusunun Hangi Katmanından Kaynaklanır?
Meme dokusunun destek görevi üstlenen katmanı bu tümörün kaynağını oluşturur. Meme, süt üreten bezler ile bu bezleri taşıyan destek yapılarından oluşur. Süt bezlerinin arasını dolduran bağ dokusu memenin biçimini korur. Bu dokudaki hücrelerin denetimsiz çoğalması tümörün başlangıcını oluşturur. Çoğalan destek hücreleri çevredeki kanal yapılarını da içine alır. Böylece hem destek hem kanal bileşeni içeren karma bir yapı ortaya çıkar. Kanal yapıları tümörün içinde yaprak biçiminde kıvrımlar oluşturur.
Bu kıvrımlı görünüm tümöre adını veren özelliktir. Destek dokusundaki hücrelerin yoğunluğu alt grubu belirler. Hücreler düzenli ve seyrek olduğunda tümör iyi huylu davranır. Hücre yoğunluğu arttıkça ve düzen bozuldukça davranış değişir. Tümörün sınırında çevre dokuya doğru uzantılar bulunabilir. Bu uzantılar çıplak gözle görülmez. Gözle görülmeyen uzantıların varlığı cerrahi sınır kararını doğrudan etkiler. Tümörün kaynaklandığı doku, lenf kanallarıyla yakın ilişki kurmaz. Bu özellik hastalığın yayılım biçimini de belirler. Koltuk altı lenf bezleri bu nedenle çoğu zaman etkilenmeden kalır. Bu bilgi tedavi planını doğrudan biçimlendirir. Hastalarıma bu farkı baştan anlatmayı önemsiyorum. Lenf bezlerine girişim yapılmaması kişileri belirgin biçimde rahatlatır. Bu bilgi kol şişmesi kaygısını da ortadan kaldırır.
Fibroadenomdan Nasıl Ayrılır?
Fibroadenomdan ayrılması, hem büyüme hızına hem de mikroskobik yapıya bakılarak yapılır. İki kitle de aynı doku kökeninden gelir ve benzer bir görünüm taşır. Elle muayenede ikisi de düzgün sınırlı ve hareketli hissedilir. Görüntüleme incelemelerinde de birbirine çok benzer bulgular verir. En belirgin ayrım, kitlenin büyüme hızında ortaya çıkar. Sık görülen iyi huylu kitleler yıllar içinde çok az değişir. Bu tümör ise aylar içinde belirgin biçimde büyüyebilir.
Yaş dağılımı da ayrımda yol gösterici olur. Sık görülen iyi huylu kitleler genç yaşlarda öne çıkar. Bu tümör ise daha ileri yaşlarda görülür. Kitlenin içinde kistik boşluklar bulunması ayrımı destekler. Deride gerginlik ve damar belirginleşmesi de dikkat çeker. Yine de bu bulguların hiçbiri tek başına kesin ayrım sağlamaz. Sık görülen iyi huylu kitleleri fibroadenom sayfasında ayrıntılı anlattım. Kesin ayrım yalnız patoloji incelemesiyle yapılır. Daha önce iyi huylu tanısı almış bir kitlede hızlı büyüme başlarsa incelemeyi yineliyorum. Bu durumda örneklemeyi geciktirmeden planlıyorum. Ayrımın doğru yapılması izlenecek yolu tümüyle değiştirir. Bu nedenle büyüme öyküsünü her görüşmede sorguluyorum. Kişinin kendi gözlemi bu noktada muayene kadar değerli olur. Fark edilen boyut değişimini not etmelerini istiyorum.
Filloid Tümör Hangi Yaşlarda Görülür?
Filloid tümör en çok otuzlu ve kırklı yaşlardaki kadınlarda görülür. Menopoz öncesi dönem bu tümörün yoğunlaştığı zaman dilimi olur. Genç kızlarda ortaya çıkması seyrek bir durumdur. İleri yaşta görülen tümörlerde kötü huylu alt grup daha sık saptanır. Erkeklerde bu tümör neredeyse hiç görülmez. Yaş tek başına alt grubu belirlemez. Bu nedenle her yaşta aynı özenle inceleme yapıyorum.
Genç kadınlarda saptanan kitlelerde öncelikle sık görülen iyi huylu tanılar düşünülür. Hızlı büyüme öyküsü bu sıralamayı değiştirir. Doğum ve emzirme geçmişi tümörün gelişimini doğrudan etkilemez. Hormonal değişikliklerin büyüme hızını artırabileceği düşünülür. Gebelik döneminde kitlenin daha hızlı büyüdüğünü gözlüyorum. Ailesel bir yatkınlık bugün için gösterilmiş değildir. Daha önce aynı tümörü geçirmiş kişilerde yineleme eğilimi bulunur. Bu kişilerde izlemi daha yakın tutuyorum. Yaş dağılımını hastalarıma açıklarken beklentilerini de düzenliyorum. Bilginin paylaşılması kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Her kişiyi kendi yaş ve öykü bağlamında değerlendiriyorum. Yaşa bakarak inceleme atlamaktan özellikle kaçınıyorum. Atlanan tanılar sürecin uzamasına yol açar.
İyi Huylu, Sınırda ve Kötü Huylu Alt Gruplar
İyi huylu, sınırda ve kötü huylu alt gruplar, tümörün mikroskobik özelliklerine göre ayrılır. Ayrımda hücre yoğunluğu, hücrelerin düzeni ve tümör sınırının biçimi değerlendirilir. İyi huylu grupta hücreler düzenli ve sınır belirgin olur. Bu grup hastaların büyük bölümünü oluşturur. Sınırda grupta hücre düzeni kısmen bozulur. Bu grubun davranışı iki uç arasında yer alır. Kötü huylu grupta ise hücre düzeni belirgin biçimde bozulur.
Kötü huylu grupta tümör sınırı çevre dokuya doğru uzantılar gösterir. Bu grup çok daha seyrek görülür. Alt grup kararı yalnız çıkarılan kitlenin incelenmesiyle verilir. İğneyle alınan örnek bu ayrımı çoğu zaman tam olarak sağlamaz. Alt grubun bilinmesi cerrahi sınır genişliğini belirler. Aynı bilgi izlem sıklığını da doğrudan etkiler. Kötü huylu grupta uzak organlara yayılım olasılığı bulunur. Bu yayılım lenf yoluyla değil, kan dolaşımıyla gerçekleşir. Bu nedenle izlemde akciğer değerlendirmesi öne çıkar. Alt grup sonucunu hastalarımla ayrıntılı olarak konuşuyorum. Sonucun anlaşılması izlem uyumunu belirgin biçimde artırır. Raporda geçen terimleri gündelik dile çevirerek anlatıyorum. Alt grubun adı kişilerde farklı çağrışımlar oluşturur. Bu nedenle her terimi ayrı ayrı açıklıyorum.
Tümörün Büyüme Hızı Neden Önemlidir?
Tümörün büyüme hızı, hem tanıda hem de alt grup tahmininde belirleyici bir ölçüt olur. Hızlı büyüme bu tümörün en ayırt edici özelliği olarak öne çıkar. Aylar içinde belirgin boyut artışı gösteren kitlelerde bu tanıyı öncelikle düşünüyorum. Büyüme hızı arttıkça hücre yoğunluğunun da yüksek olması beklenir. Hızlı büyüyen kitleler meme dokusunu gerer ve deriyi inceltir. Deri üzerinde damarlar belirgin hale gelir. Bazı kişilerde deri üzerinde renk değişikliği ortaya çıkar.
Büyüme hızının yavaş olması kötü huylu alt grubu dışlamaz. Bu nedenle yalnız hıza bakarak karar vermiyorum. Kişinin kendi gözlemi bu noktada çok değerli bir bilgi sağlar. Kitleyi ilk fark ettiği tarihi ve o günkü boyutunu soruyorum. İki muayene arasındaki ölçüm farkı da yol gösterir. Bu nedenle her kontrolde ölçümleri kaydediyorum. Kayıtlı ölçümler kararı nesnel bir zemine oturtur. Hızla büyüyen kitlelerde incelemeyi öne alıyorum. Zaman kaybı bu tümörde cerrahi planı zorlaştırır. Büyük kitlelerde meme dokusunun korunması güçleşir. Kitlenin çıkarılmasında izlediğim yolu filloid tümör ameliyatı sayfasında ayrıntılı anlattım. Erken karar bu nedenle sonuç açısından belirleyici olur. Hastalarıma bu gerekçeyi açıkça anlatıyorum. Gecikmenin neye yol açacağını somut biçimde paylaşıyorum. Kararın gerekçesini bilen kişiler çok daha hızlı ilerler.
Hangi Bulgularla Fark Edilir?
Bulgular arasında en sık fark edileni, memede elle hissedilen ağrısız bir kitledir. Kitle çoğunlukla kişinin kendi muayenesi sırasında bulunur. Sınırları belirgin ve yüzeyi düzgün hissedilir. Parmaklar arasında kolayca kayan hareketli bir yapı taşır. Bu özellikler kişide iyi huylu bir kitle izlenimi oluşturur. Kısa süre içinde büyümesi ise dikkat çeker. Büyüyen kitle memede asimetri yaratır.
Deri bu bölgede gerginleşir ve parlak bir görünüm alır. Yüzeydeki damarlar gözle görülür hale gelir. Çok büyük kitlelerde deride incelme ve renk değişikliği gelişebilir. Ağrı çoğu kişide bulunmaz. Bası hissi ve rahatsızlık ise sık dile getirilir. Meme başından akıntı bu tümörde beklenen bir bulgu değildir. Koltuk altında büyümüş lenf bezi ele gelmesi de olağan değildir. Memede ele gelen kitlelerin tüm nedenlerini memede ele gelen kitle ve sertlik sayfasında topladım. Bulguların hiçbiri tek başına tanı koydurmaz. Bu nedenle her kitlede inceleme basamaklarını eksiksiz tamamlıyorum. Kişinin kendi gözlemini de kayda geçiriyorum. Kitlenin ilk fark edildiği tarihi dosyaya yazıyorum. Bu tarih, büyüme hızını hesaplamamı sağlar.
Tanı Sürecinde Hangi İncelemeler Yapılır?
Tanı sürecinde ilk basamağı ayrıntılı öykü ve dikkatli bir meme muayenesi oluşturur. Kitlenin ne zaman fark edildiğini ve nasıl değiştiğini öğreniyorum. Muayenede boyut, sınır, kıvam ve hareketlilik değerlendirilir. Koltuk altı lenf bezleri de aynı muayenede ele alınır. Görüntüleme basamağında ultrasonografi ilk sırada yer alır. Bu inceleme kitlenin iç yapısını ve kistik boşlukları gösterir. Kırk yaşından sonraki kişilerde mamografi de plana eklenir.
Mamografide kitle düzgün sınırlı bir yoğunluk olarak izlenir. Kuşkulu bulgularda ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Görüntülemenin ardından doku örneği alınması gündeme gelir. Örnekleme için kalın iğne yöntemini tercih ediyorum. Alınan örnek destek dokusundaki hücre yoğunluğunu gösterir. Bu bulgu tanıyı güçlü biçimde destekler. Kesin tanı ise çıkarılan kitlenin tümüyle incelenmesiyle konulur. Bu nedenle örneklemeyi son karar olarak görmüyorum. İnceleme sırasını kişinin yaşına ve bulgularına göre belirliyorum. Basamakların gecikmeden tamamlanması önem taşır. Her basamağın gerekçesini kişiye ayrıntılı anlatıyorum. Sürecin anlaşılması kaygıyı belirgin biçimde azaltır. İnceleme sonuçlarını birlikte okuyarak değerlendiriyorum. Anlaşılmayan bir sonuç kaygıyı gereksiz yere büyütür.
Görüntüleme ve Biyopsi Neden Yetersiz Kalabilir?
Görüntüleme ve biyopsi, bu tümörde tek başına kesin sonuç vermeyebilir. Ultrasonografide kitle sık görülen iyi huylu kitlelerle aynı görünümü taşır. Sınırların düzgün olması yanıltıcı bir güven duygusu oluşturur. Mamografi de bu ayrımı çoğu zaman sağlamaz. İleri görüntüleme yöntemleri ek bilgi verse de kesin ayrım sunmaz. İğneyle alınan örnek yalnız kitlenin küçük bir bölümünü temsil eder. Tümör içinde hücre yoğunluğu bölgeden bölgeye değişir.
Örnek düşük yoğunluklu bir bölgeden alınırsa sonuç yanıltıcı olur. Bu nedenle ince iğne yöntemini yeterli bulmuyorum. Daha geniş doku alan kalın iğne biyopsisi yöntemini tercih ediyorum. Bu yöntem doku yapısını çok daha iyi gösterir. Yine de alt grup ayrımını tam olarak sağlamayabilir. Kesin sonuç ancak kitlenin bütününün incelenmesiyle alınır. Bu gerçeği hastalarıma baştan anlatıyorum. Biyopsi sonucu iyi huylu gelse bile büyüme sürüyorsa kitleyi çıkarıyorum. Klinik gidiş ile patoloji sonucu çeliştiğinde klinik gidişe ağırlık veriyorum. Bu yaklaşım atlanmış tanıların önüne geçer. Karar aşamasında görüntüleme, örnek sonucu ve muayeneyi birlikte değerlendiriyorum. Üç bilginin uyumu planı belirgin biçimde netleştirir. Uyumsuzluk bulunduğunda incelemeyi yineliyorum. Bu yineleme çoğu zaman kararı netleştirir.
Tedavi Yaklaşımının Temel İlkesi Nedir?
Tedavi yaklaşımının temel ilkesi, kitlenin çevresindeki sağlam dokuyla birlikte çıkarılmasıdır. Tümörün gözle görülmeyen uzantıları bu yaklaşımı zorunlu kılar. Yalnız kitlenin sınırından çıkarılması yinelemeye zemin hazırlar. Bu nedenle sınır genişliğine özellikle dikkat ediyorum. Sınır genişliği alt gruba göre belirlenir. İyi huylu grupta daha dar bir sınır yeterli olabilir. Sınırda ve kötü huylu gruplarda ise sınırın genişletilmesi gerekir.
Koltuk altı lenf bezlerine girişim bu tümörde gerekmez. Tümörün lenf yoluyla yayılmaması bu kararı belirler. Çok büyük kitlelerde meme dokusunun korunması güçleşir. Böyle durumlarda meme biçiminin onarımı da plana katılır. Bu onarımın nasıl planlandığını onkoplastik meme cerrahisi sayfasında ayrı ayrı yazdım. Kararı kişinin yaşı, meme büyüklüğü ve beklentisiyle birlikte veriyorum. Çıkarılan kitlenin tamamı patoloji incelemesine gönderilir. Rapordaki alt grup ve sınır bilgisi sonraki adımı belirler. Sınır yeterli bulunmazsa ek bir girişim gündeme gelebilir. Kötü huylu alt grupta ek tedaviler ayrıca değerlendirilir. Bu değerlendirmeyi ilgili bölümlerle birlikte yapıyorum. Planın her aşamasını kişiyle paylaşarak ilerliyorum. Ortak verilen kararlara uyumun çok daha yüksek olduğunu görüyorum. Girişim öncesinde beklentileri ayrıntılı konuşuyorum. Beklentinin gerçekçi kurulması süreci kolaylaştırır.
Yineleme Riski ve İzlem Neden Önemlidir?
Yineleme riski, bu tümörün en dikkat edilmesi gereken özelliği olarak öne çıkar. Yineleme çoğunlukla aynı memede ve aynı bölgede gerçekleşir. Cerrahi sınırın dar kalması bu durumun başlıca nedeni olur. Alt grubun kötü huylu olması riski ayrıca artırır. Yinelemelerin büyük bölümü ilk yıllar içinde ortaya çıkar. Bu nedenle izlemi ilk dönemde daha sık planlıyorum. Kontrollerde muayene ve ultrasonografi birlikte kullanılır.
Yineleyen kitlelerde alt grubun değişebileceğini belirtmek gerekir. İyi huylu bir tümör yinelediğinde daha yüksek yoğunluklu çıkabilir. Bu nedenle her yinelemede örnekleme yeniden yapılır. Kötü huylu alt grupta akciğer değerlendirmesi izleme eklenir. Yayılımın kan dolaşımıyla gerçekleşmesi bu kararı belirler. Kişilerin kendi muayenelerini sürdürmelerini öneriyorum. Yeni bir sertlik fark edildiğinde hemen başvurulmasını istiyorum. İzlem aralıklarını alt gruba göre belirliyorum. Aralıkları zaman içinde kademeli olarak açıyorum. İzlemin ne zaman sonlanacağını da önceden anlatıyorum. Belirsizliğin giderilmesi kişileri belirgin biçimde rahatlatır. Düzenli izlem, yinelemelerin erken yakalanmasını sağlar. Erken yakalanan yinelemelerde girişim çok daha sınırlı kalır. Bu nedenle kontrolleri aksatmamayı özellikle vurguluyorum.
Hastalarıma Süreçle İlgili Neler Anlatıyorum?
Hastalarıma süreçle ilgili önce tümörün büyük bölümünün iyi huylu davrandığını anlatıyorum. Adın yabancı gelmesi çoğu kişide gereksiz kaygı yaratır. Bu nedenle terimleri gündelik dile çevirerek açıklıyorum. Tanı basamaklarını sırasıyla ve gerekçeleriyle birlikte paylaşıyorum. Kesin sonucun ancak kitle çıkarıldıktan sonra alınacağını belirtiyorum. Bu bekleme döneminin zor geçtiğini biliyorum. Soruları yanıtlamak için görüşme süresini geniş tutuyorum.
Cerrahi sınırın neden geniş tutulduğunu ayrıntılı anlatıyorum. Meme biçimindeki olası değişiklikleri önceden konuşuyorum. Onarım seçeneklerini de aynı görüşmede ele alıyorum. Patoloji raporunu birlikte okumayı alışkanlık haline getirdim. Alt grubun ne anlama geldiğini satır satır açıklıyorum. İzlem planını yazılı olarak veriyorum. Kontrol tarihlerinin aksatılmaması gerektiğini vurguluyorum. Yeni bir bulguda beklemeden başvurulmasını istiyorum. Emzirme ve gebelik planlarını da görüşmeye dahil ediyorum. Günlük yaşamda bir kısıtlama gerekmediğini belirtiyorum. Sürecin sonunda düzenli izlemle yönetilebilir bir tablodan söz ediyorum. Bu çerçevenin bilinmesi kişilerin uyumunu belirgin biçimde artırır. Sorular için her zaman ulaşılabilir olmayı önemsiyorum. Açık bir iletişim, uzun izlem süreçlerinin temelini oluşturur.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular