Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Meme Hastalıklarında Tanı Yöntemleri

Meme hastalıklarında tanı hangi basamaklardan geçer, muayeneden doku örneklemesine uzanan yolu hastalarım için adım adım anlattım.

Meme hastalıklarında tanı, tek bir tetkikle değil, birbirini tamamlayan basamaklarla konulur. Memeyle ilgili bir şikâyetle karşıma gelen her hastada önce şikâyetin öyküsünü dinler, sonra elle muayene eder ve ardından görüntüleme isterim. Bu sıralamayı bozmadan ilerlemek, hem gereksiz işlemlerin hem de gereksiz kaygının önüne geçer. Hastalarımın çoğu hangi tetkikin neyi gösterdiğini ve hangi aşamada devreye girdiğini merak eder. Bu sayfada tanı sürecinin adımlarını, hangi yöntemin hangi durumda öne çıktığını ve sonuçların nasıl birleştirildiğini anlatıyorum.

Meme Hastalıklarında Tanı Neden Basamaklı İlerler?

Meme hastalıklarında tanı, basit olandan karmaşığa doğru ilerleyen bir düzen içinde yürütülür. Bu düzenin ilk basamağını hastanın kendi cümleleriyle anlattığı şikâyet oluşturur. Şikâyetin ne zaman başladığını, nasıl seyrettiğini ve adet döngüsüyle ilişkili olup olmadığını ayrıntılı biçimde sorarım. İkinci basamakta elle yapılan meme ve koltuk altı muayenesi yer alır. Muayenede elde edilen bulgu, hangi görüntüleme yönteminin isteneceğini doğrudan belirler. Üçüncü basamakta görüntüleme incelemeleri devreye girer. Görüntülemede kuşku uyandıran bir bulgu saptanırsa dördüncü basamağa geçilir. Dördüncü basamak, şüpheli bölgeden doku örneği alınmasını kapsar.

Basamakları atlayarak ilerlemek çoğu zaman yanıltıcı sonuç doğurur. Doğrudan ileri tetkike yönelen hastalarda anlamı belirsiz bulgular birikir ve gereksiz kaygı oluşur. Basamaklı yaklaşım, aynı zamanda hastanın maruz kaldığı işlem sayısını sınırlar. Her basamakta elde edilen bilgi, bir sonraki adımın gerçekten gerekli olup olmadığını gösterir. Bu nedenle tanı sürecini hastalarıma birbirine bağlı halkalardan oluşan bir zincir gibi anlatıyorum. Zincirin halkalarından biri eksik kaldığında elde edilen sonuç da eksik yorumlanır. Sürecin nerede başlayıp nerede biteceğini bilmek, hastanın beklentisini de dengeler. Bu yüzden ilk görüşmede izlenecek yol haritasını baştan sona açıklarım. Hangi basamakta ne kadar bekleneceğini de aynı görüşmede belirtirim. Sıvı dolu bir kese saptandığında izlenecek yolu kist aspirasyonu tedavisi sayfasında ayrıntılı biçimde anlattım.

Muayene Tanı Sürecinin Neresinde Yer Alır?

Muayene, tanı sürecinin hem başlangıcında hem de sonunda yer alır. Görüşmenin ardından memeyi ve koltuk altını belirli bir sıra izleyerek elle değerlendiririm. Elle yapılan değerlendirmede kitlenin sertliği, sınırlarının düzeni ve çevre dokuya göre hareketliliği önem taşır. Meme derisindeki çekinti, renk değişikliği ve gözenekli görünüm de kayda geçirilir. Meme başındaki yeni gelişen içe çekilme ya da kendiliğinden gelen akıntı ayrıca sorgulanır. Koltuk altında ele gelen bir lenf bezi varsa boyutunu ve kıvamını not ederim. Bu bulguların tamamı, yazacağım görüntüleme isteğini biçimlendirir. Elle yapılan değerlendirmenin ayrıntılarını hekim tarafından yapılan meme muayenesi sayfasında ayrıca anlattım.

Muayene bulgusu görüntüleme sonucuyla uyuşmadığında süreci yeniden ele alırım. Ele gelen bir kitlenin görüntülemede karşılığı bulunmayabilir. Böyle durumlarda muayene bulgusunu belirleyici kabul ederim. Muayeneyi adet döneminin bitiminden sonraki günlerde yapmayı tercih ederim. Meme dokusu o günlerde daha yumuşak kıvamda bulunur ve küçük değişiklikler daha kolay ayırt edilir. Tedavi kararının ardından da muayeneyi düzenli aralıklarla yinelerim. Kendi kendine yapılan kontrolün hekim muayenesinin yerini tutmadığını hastalarıma özellikle söylerim. Bu nedenle muayene tek seferlik bir işlem sayılmaz. Her kontrolde önceki muayene notlarımı yeniden okuyarak karşılaştırma yaparım.

Görüntüleme Yöntemleri Nasıl Seçilir?

Görüntüleme yöntemleri, hastanın yaşına, meme dokusunun yapısına ve şikâyetin niteliğine göre seçilir. Kırk yaşından genç ve şikâyeti bulunan hastalarda ilk incelemeyi ses dalgalarıyla çalışan yöntemle planlarım. Kırk yaşından sonra memenin röntgen ışınlarıyla yapılan incelemesi öne çıkar. Mamografi çekimi, meme dokusundaki ince ayrıntıları gösterdiği için tarama programlarının temelini oluşturur. İki yöntem birbirinin yerine değil, birbirini tamamlayacak biçimde kullanılır. Kuşkulu bulgunun yaygınlığını anlamak gerektiğinde manyetik alanla çalışan inceleme gündeme gelir. Her hastaya her yöntemi istemek doğru bir yaklaşım değildir. Gereksiz görüntüleme, iyi huylu değişikliklerin gereksiz işlemlere yol açmasına neden olur.

Röntgen ışınlarıyla yapılan çekimde meme iki plaka arasında kısa süre sıkıştırılır. Sıkıştırma, doku katmanlarının üst üste binmesini azaltır ve ışının daha ince bir kalınlıktan geçmesini sağlar. Bu nedenle çekim bazı kişilerde rahatsızlık verir. Rahatsızlık çekim bittiğinde geçer.

Ses dalgalarıyla yapılan inceleme, saptanan bir bulgunun katı mı yoksa sıvı dolu mu olduğunu ayırt etmede öne çıkar. Bu ayrım, izlem ile örnekleme arasındaki kararı doğrudan etkiler. Aynı yöntem, şüpheli bölgeden iğneyle örnek alınırken de kılavuz olarak kullanılır. İğnenin hedefe yönlendirilmesi böylece kolaylaşır.

Bu nedenle istem yazarken neyi aradığımı ve hangi bölgeye bakılacağını açıkça belirtirim. Doğru yönlendirilen bir inceleme, elde edilen sonucun değerini belirgin biçimde artırır. Önceki yıllara ait filmleri yanında getiren hastalarda karşılaştırma yapabilirim. Karşılaştırma, yeni ortaya çıkan bir değişikliği hemen görünür kılar. Bu yüzden eski tetkiklerin saklanmasını hastalarıma özellikle öneririm. Görüntüleme raporunu okurken kullanılan kategori sistemini de dikkate alırım. Kategori, bulgunun kuşku düzeyini ortak bir dille anlatır. Raporun sonundaki öneriyi hastamın kendi durumuyla birlikte yorumlarım. Aynı rapor, farklı iki hastada farklı bir izlem planı gerektirebilir.

Yaşa Göre Görüntüleme Tercihi Nasıl Değişir?

Yaşa göre görüntüleme tercihi, meme dokusunun zaman içindeki değişimine bağlı olarak farklılaşır. Genç yaşlarda meme, bez ve bağ dokusundan zengin bir yapı gösterir. Bu yoğun yapı, röntgen incelemesinde beyaz bir zemin oluşturur. Beyaz zemin üzerinde yine beyaz görünen bir kitleyi ayırt etmek güçleşir. Ses dalgalarıyla çalışan yöntem, bu yaş grubunda daha ayırt edici bilgi verir. Menopozdan sonra bez dokusunun yerini büyük ölçüde yağ dokusu alır. Yağ dokusu röntgen incelemesinde koyu görünür ve içindeki kitleler belirginleşir. Bu nedenle ileri yaşlarda röntgen incelemesi öne geçer.

Yaş tek başına belirleyici sayılmaz. Ailesinde erken yaşta meme kanseri bulunan kişilerde izlem daha erken bir yaşta başlatılır. Doğum ve emzirme öyküsü de meme dokusunun yapısını etkiler. Hormon kullanan hastalarda doku yoğunluğu yeniden artabilir. Geçirilmiş meme ameliyatı bulunan kişilerde ise doku planları değişir. Bütün bu değişkenleri birlikte değerlendirerek izlem planını kişiye göre kurarım. Planı her kontrolde yeniden gözden geçiririm. Değişen bir bulgu varsa izlem takvimini buna göre güncellerim. Planı yazılı olarak verdiğimde hastalarım kontrollerini daha düzenli sürdürür.

Yoğun Meme Dokusunda Görüntüleme Neden Zorlaşır?

Yoğun meme dokusunda görüntüleme, bez dokusunun ışınları kolayca geçirmemesi nedeniyle zorlaşır. Röntgen incelemesinde yoğun doku ile kitle birbirine yakın parlaklıkta görünür. Benzer parlaklıktaki iki yapıyı birbirinden ayırmak her zaman mümkün olmaz. Bu durum, küçük kitlelerin gözden kaçmasına zemin hazırlar. Yoğun doku aynı zamanda bağımsız bir risk unsuru olarak kabul edilir. Bu nedenle doku yoğunluğu raporlarda ayrıca belirtilir. Yoğun memesi olan hastalarda incelemeyi ses dalgalarıyla destekleyerek tamamlarım. Kesitli çekim yapan yöntem de üst üste binen dokuların ayrılmasına yardımcı olur.

Bu yöntemde röntgen tüpü memenin çevresinde bir yay çizerek ilerler. İlerlerken farklı açılardan çok sayıda görüntü alınır. Alınan görüntüler bilgisayarda birleştirilerek memenin derinlik taşıyan bir görüntüsü oluşturulur. Meme bu çekimde yalnızca sabit durmasına yetecek kadar bastırılır. Uygulamanın yoğun meme dokusunda değerlendirmeyi kolaylaştırdığını gözlüyorum.

Manyetik alanla çalışan inceleme, yalnız belirli risk gruplarında gündeme gelir. Doku yoğunluğu yaşla birlikte genellikle azalır. Ancak bazı kişilerde ileri yaşta da yoğun yapı sürer. Hastalarıma yoğun meme dokusunun başlı başına bir hastalık olmadığını anlatıyorum. Bu yapı yalnız izlem biçimini ve sıklığını değiştirir. İzlem yöntemini ve aralığını buna göre belirlerim. Doku yoğunluğu yüksek olan hastalarda kendi kendine kontrolün önemini ayrıca vurgularım. Yeni fark edilen bir değişiklikte beklemeden başvurmalarını isterim. Yoğun doku nedeniyle yapılan ek incelemeleri de gerekçesiyle birlikte açıklarım.

Bu incelemeden önce damar yolundan kontrast madde verilir. Verilen madde kanlanması artmış alanları görünür hale getirir. İncelemede röntgen ışını kullanılmaz. Yöntem, kalıtsal yatkınlık taşıyan kişilerin izleminde ve tedavi görmüş bir memenin izleminde de kullanılır. Tedavi sonrası dönemde hastalığın yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını bu yöntemle değerlendiriyorum.

Üçlü Değerlendirme Kavramı Ne Anlama Gelir?

Üçlü değerlendirme kavramı, muayene bulgusunun, görüntüleme sonucunun ve doku incelemesinin bir arada yorumlanmasını anlatır. Bu üç bileşen birbiriyle uyumluysa tanı güvenle konulur. Aralarında uyumsuzluk varsa süreç baştan ele alınır. Örneğin muayenede sert ve sabit bir kitle bulunurken görüntüleme iyi huylu izlenim verebilir. Böyle bir durumda tek bir sonuca değil, bulguların bütününe bakarım. Doku incelemesi iyi huylu gelmiş olsa bile klinik kuşku sürüyorsa örneklemeyi yinelerim. Üçlü değerlendirme, gereksiz girişimlerin önüne geçen bir yaklaşım olarak benimsenir. Aynı yaklaşım, atlanmaması gereken bulguların yakalanmasını da sağlar.

Hastalarıma bu üç bileşeni bir masanın ayaklarına benzeterek anlatıyorum. Ayaklardan biri eksik olduğunda masa dengesini yitirir. Değerlendirmeyi tek bir rapora indirgemek doğru bir yol değildir. Rapor, sürecin yalnız bir parçasını oluşturur. Bu nedenle hastalarımın getirdiği her belgeyi baştan gözden geçiririm. Gerektiğinde önceki incelemeleri yeniden yorumlatırım. Üç bileşenin birlikte değerlendirilmesi, karar süresini de kısaltır. Hasta böylece sürecin hangi aşamasında olduğunu daha rahat kavrar. Üç bileşenin birbirini destekleyen yapısını her görüşmede yeniden hatırlatırım.

Doku Örneklemesi Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Doku örneklemesi, görüntüleme ya da muayene bulgusu kuşku uyandırdığında gündeme gelir. Sınırları düzensiz görünen kitleler ilk sırada yer alır. Kümelenmiş ince kireçlenmeler de örnekleme gerekçesi oluşturur. Zaman içinde büyüyen ya da biçim değiştiren bir kitle aynı biçimde değerlendirilir. Ele gelen sert bir kitlede görüntüleme temiz görünse bile örnekleme isterim. Meme başından gelen tek taraflı ve kanlı akıntı da ileri incelemeyi gerektirir. Örnekleme kararını hastayla birlikte konuşarak veririm. İşlem öncesinde hangi yöntemin seçileceğini ve neden seçildiğini tek tek anlatırım.

Bazı kişilerde örnek alınan bölgeye küçük bir metal işaretleyici bırakılır. Bu işaretleyici, sonraki görüntülemelerde aynı bölgenin kolayca bulunmasını sağlar. İşaretleyicinin bedende bir rahatsızlık yaratmadığını hastalarıma önceden anlatıyorum. İğneyle örnek alınamayan durumlarda ise deriden küçük bir kesiyle doku çıkarılır. Hangi yolu seçtiğimi ve nedenini işlemden önce ayrıntılı anlatırım.

Meme biyopsi yöntemleri arasındaki farkları ayrı bir sayfada ayrıntılandırdım. Örnekleme, tanıyı kesinleştiren tek yol olarak kabul edilir. Görüntüleme hiçbir koşulda doku incelemesinin yerini tutmaz. Kuşkulu bir bulguyu uzun süre izlemeye almak yerine örneklemeyi tercih ederim. İyi huylu sonuç alındığında hastanın kaygısı da ortadan kalkar. Sonuç kötü huylu geldiğinde tedavi planını gecikmeden kurarım. Örnekleme yapılan bölgeyi işlem sonrası kontrolde yeniden değerlendiririm. Böylece alınan örneğin doğru bölgeden geldiğini doğrularım. Örnekleme sonrasında bölgedeki küçük morlukların kendiliğinden geçtiğini de anlatırım.

Patoloji İncelemesi Tanıyı Nasıl Kesinleştirir?

Patoloji incelemesi, alınan doku örneğinin mikroskop altında incelenmesiyle tanıyı kesinleştirir. Örnek önce özel çözeltilerle işlenir ve çok ince kesitler halinde hazırlanır. Kesitler boyandıktan sonra hücrelerin düzeni ve dokudaki yerleşimi değerlendirilir. Hücrelerin biçimi, çekirdek yapısı ve bölünme hızı rapora ayrı ayrı yazılır. Kötü huylu bir tümör saptandığında ek boyamalar uygulanır. Bu boyamalar tümörün hormonlara duyarlı olup olmadığını gösterir. Aynı incelemede hücre yüzeyindeki bazı belirteçler de araştırılır. Rapordaki bilgiler tedavi planını doğrudan biçimlendirir. Memeyi koruyarak yapılan girişimin uygun olup olmadığını meme koruyucu cerrahi sayfasında sıraladığım ölçütlere göre değerlendiririm.

Patoloji sonucunu hastama sade bir dille açıklarım. Raporda geçen tıbbi terimleri tek tek günlük karşılığıyla anlatırım. Sonuç iyi huylu geldiğinde izlem takvimini hastamla birlikte belirleriz. Rapor ile görüntüleme birbirini tutmuyorsa örneği yeniden değerlendiririm. Gerektiğinde ikinci bir patoloji görüşü isterim. Bu adım, konulan tanının sağlamlığını güvence altına alır. Rapor süresi, uygulanan ek incelemelere göre uzayabilir. Bekleme süresinin nedenini hastalarıma baştan açıklarım. Raporu birlikte okuyarak hangi satırın hangi kararı etkilediğini gösteririm.

Tanı Sürecinde Hangi Bulgular Beni Uyarır?

Tanı sürecinde beni uyaran bulguları hastalarıma açık bir dille anlatıyorum. Memede yeni ortaya çıkan ve kaybolmayan sert bir kitle ilk sırada yer alır. Meme derisinde içe çekilme ya da portakal kabuğunu andıran görünüm dikkatimi çeker. Meme başının yeni gelişen içe dönüklüğü de uyarıcı kabul edilir. Tek taraflı ve kendiliğinden gelen kanlı akıntı ayrıca değerlendirilir. Koltuk altında büyüyen ve sert kıvamda bir lenf bezi ele geldiğinde incelemeyi genişletirim. Meme derisinde geçmeyen kızarıklık ve ödem de gözden kaçırılmamalıdır. Memenin biçiminde kısa sürede gelişen belirgin farklılık aynı biçimde ele alınır.

Bu bulguların her biri tek başına kötü huylu hastalık anlamına gelmez. İyi huylu birçok durum da benzer belirti verebilir. Ancak bulgunun kalıcı olması ayrıntılı değerlendirmeyi zorunlu kılar. Hastalarımdan şikâyetin başlangıç tarihini not etmelerini isterim. Şikâyet bir adet döngüsünü aşarak sürüyorsa randevu almalarını söylerim. Erken değerlendirilen bulgular çoğu zaman daha basit işlemlerle çözülür. Bu nedenle beklemek yerine incelemeyi öneririm. Zamanında başvuran hastada süreç daha kısa ve daha rahat ilerler. Uyarıcı bulguları yazılı bir liste halinde hastalarıma veririm.

Tarama ile Tanı Amaçlı İnceleme Arasındaki Fark Nedir?

Tarama ile tanı amaçlı inceleme arasındaki fark, işlemin yapılma gerekçesinden doğar. Tarama, hiçbir şikâyeti bulunmayan kişilerde düzenli aralıklarla yapılır. Amaç, hastalığı belirti vermeden önce yakalamaktır. Tanı amaçlı inceleme ise var olan bir şikâyetin nedenini araştırır. Tarama incelemesinde standart çekimler kullanılır. Tanı amaçlı incelemede ek çekimler, büyütmeler ve hedefe yönelik değerlendirmeler eklenir. İki incelemenin raporlanma biçimi de birbirinden ayrılır. Tarama sonucunda kuşkulu bulgu saptanırsa hasta tanı aşamasına geçirilir.

Bu geçiş, hastalık tanısı konulduğu anlamına gelmez. Taramada geri çağrılan kişilerin büyük bölümünde sonuç iyi huylu çıkar. Hastalarıma geri çağrılmanın olağan bir adım olduğunu anlatıyorum. Tarama takvimini yaşa ve kişisel risk durumuna göre düzenlerim. Şikâyeti olan bir kişide tarama takvimini beklemek doğru olmaz. Böyle durumlarda incelemeyi gecikmeden planlarım. Tarama düzenini aksatan hastalarda süreci yeniden hatırlatırım. Düzenli izlem, hastalığın küçük boyuttayken yakalanmasını kolaylaştırır. Tarama ve tanı ayrımını bilen hastalar süreci çok daha sakin karşılar.

Tanı Sonuçları Birbiriyle Çelişirse Ne Yaparım?

Tanı sonuçları birbiriyle çeliştiğinde süreci baştan ele alırım. Önce muayene bulgusunu yeniden gözden geçiririm. Ardından görüntüleme incelemelerini radyoloji uzmanıyla birlikte değerlendiririm. Gerekirse çekimi yenileterek kuşkulu bölgeye odaklanırım. Doku örneği alınmışsa örneğin doğru bölgeden gelip gelmediğini sorgularım. Örnekleme yeri ile görüntülemedeki hedef arasında tam bir uyum aranır. Uyum sağlanamadığında örneklemeyi yineleyerek sonucu doğrularım. Çelişki çözülmeden tedavi planı kurulmaz.

Bu yaklaşım hem gereksiz işlemi hem de gecikmeyi önler. Hastalarıma bekleme süresinin nedenini açık biçimde anlatıyorum. Belirsizliğin kaygı yarattığını her görüşmede görüyorum. Bu nedenle sürecin her adımını yazılı olarak paylaşırım. Hasta, hangi sonucun neyi değiştirdiğini bilerek karara ortak olur. Ortak verilen karar, süreci hem hızlandırır hem de kolaylaştırır. Çelişkili durumlarda farklı bir merkezden görüş almayı da destekleyebilirim. Amacım, tanının her koşulda sağlam bir zemine oturmasını sağlamaktır. Aceleyle verilen bir karar, sonraki bütün adımları olumsuz etkiler.

Tanı Sürecine Gelirken Hastalarıma Ne Öneririm?

Tanı sürecine gelirken hastalarıma birkaç pratik hazırlık öneririm. Önceki yıllara ait görüntüleme filmlerini ve raporlarını yanlarında getirmelerini isterim. Kullandıkları ilaçların listesini yazılı biçimde hazırlamalarını söylerim. Ailede meme ve yumurtalık hastalığı öyküsünü önceden araştırmalarını öneririm. Adet döngüsünün hangi gününde olduklarını bilmek de değerlendirmeyi kolaylaştırır. Görüşmeye gelmeden önce sorularını bir kâğıda not etmelerini rica ederim. Muayene günü memeye krem ya da pudra sürmemeleri gerekir. Üst bedeni kolayca çıkarılabilen kıyafetler işlemi kolaylaştırır.

Randevuya yakınıyla birlikte gelen hastalar anlatılan bilgiyi daha rahat kavrar. Görüşme sonunda söylediklerimi kendi cümleleriyle tekrarlamalarını isterim. Böylece yanlış anlaşılan bir nokta kalmaz. Sonuçların ne zaman çıkacağını ve kiminle görüşeceklerini baştan bildiririm. Belirsizliğin azalması, sürece uyumu belirgin biçimde artırır. Bu hazırlıklar tanı sürecini hem kısaltır hem de güvenli kılar. Hastalarımın sürece ortak olmasını her zaman önemserim. Bilgilendirilmiş bir hasta, kendi izlemini çok daha düzenli sürdürür. Bu yüzden görüşme sonunda soru sormaya her zaman yer bırakırım.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Memedeki bir şikâyet için hangi bölüme başvurmalıyım?
Memeyle ilgili her şikâyet öncelikle genel cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilir. Meme hastalıkları ve meme cerrahisiyle ilgilenen bir hekim, muayeneyi yapar ve gerekli görüntülemeyi planlar. Değerlendirmenin ardından radyoloji ve patoloji uzmanlarıyla birlikte çalışılır. Gerekli görülürse tedavi planı birden çok uzmanın katıldığı bir toplantıda kurulur. Bu nedenle ilk başvuru için doğru adres genel cerrahi polikliniğidir.
Meme incelemesi adet döneminin hangi gününde yapılmalıdır?
Meme incelemesi için en uygun dönem, adet kanamasının bitiminden sonraki ilk günlerdir. Bu günlerde meme dokusu daha yumuşak kıvamda bulunur ve hassasiyet azalır. Yumuşamış dokuda hem elle muayene hem de görüntüleme daha rahat yapılır. Adet öncesi dönemdeki gerginlik bazı bulguları örtebilir. Menopoz sonrası dönemde ise böyle bir zamanlama gerekmez.
Görüntüleme sonucu temiz çıkarsa şikâyetim yok mu sayılır?
Görüntüleme sonucunun temiz gelmesi, şikâyetin yok sayılacağı anlamına gelmez. Elle hissedilen bir kitlenin görüntülemede karşılığı bulunmayabilir. Böyle durumlarda muayene bulgusu belirleyici kabul edilir. Şikâyet sürüyorsa incelemeyi kısa aralıklarla yineleyerek değerlendiririm. Gerekli görülürse doku örneklemesi de gündeme gelir.
Ailede meme kanseri öyküsü olması izlem planımı değiştirir mi?
Ailede meme kanseri öyküsü bulunması izlem planını doğrudan değiştirir. Birinci derece yakınında erken yaşta hastalık görülen kişilerde izleme daha erken başlanır. İzlem sıklığı ve kullanılacak yöntem de kişiye göre yeniden düzenlenir. Bazı ailelerde kalıtsal yatkınlığı araştıran testler gündeme gelir. Bu nedenle aile öyküsünü ilk görüşmede ayrıntılı biçimde sorarım.
Emziren annelerde meme incelemesi nasıl yürütülür?
Emzirme döneminde meme incelemesi güvenle yapılır. Bu dönemde ilk tercihim ses dalgalarıyla çalışan görüntüleme yöntemidir. Süt dolu meme dokusu röntgen incelemesinde değerlendirmeyi güçleştirir. Ele gelen bir kitle varsa emzirmeyi kesmeden inceleme sürdürülür. Gerekli görülürse doku örneklemesi de emzirme döneminde uygulanabilir.
Erkeklerde de meme incelemesi gerekir mi?
Erkeklerde de meme dokusu bulunduğu için inceleme gerekebilir. Meme başı çevresinde sertlik, şişlik ya da akıntı fark edildiğinde değerlendirme yapılır. İncelemede önce elle muayene, ardından görüntüleme uygulanır. Erkek memesindeki büyümelerin büyük bölümü iyi huylu nedenlere bağlıdır. Yine de tek taraflı ve sert bir kitlede ayrıntılı inceleme istenir.
Meme protezi taşıyan kişilerde inceleme güçleşir mi?
Meme protezi taşıyan kişilerde inceleme daha özenli bir çalışma gerektirir. Protez, arkasında kalan doku alanının görüntülenmesini kısmen engeller. Bu nedenle çekim sırasında özel pozlar kullanılır. Gerekli durumlarda manyetik alanla çalışan inceleme devreye girer. Protez varlığını randevu alırken bildirmelerini hastalarımdan isterim.
Tetkik sonuçlarının çıkması ne kadar zaman alır?
Sonuçların çıkma süresi, yapılan incelemenin türüne göre değişir. Görüntüleme raporları çoğunlukla aynı gün ya da ertesi gün hazırlanır. Doku incelemesinin sonuçlanması daha uzun bir süre gerektirir. Ek boyamalar yapıldığında bu süre biraz daha uzar. Beklenen tarihi hastalarıma işlem öncesinde bildiririm.
İyi huylu sonuç aldıktan sonra kontrole gelmeli miyim?
İyi huylu sonuç alınması, kontrollerin bittiği anlamına gelmez. Bazı iyi huylu değişiklikler zaman içinde boyut ya da biçim değiştirir. İzlem aralığını saptanan bulgunun türüne göre belirlerim. Ele gelen yeni bir değişiklikte kontrol tarihini beklemeden başvurmalarını isterim. Düzenli izlem, olası yeni bulguların erken fark edilmesini sağlar.
İnceleme sırasında ağrı hissedilir mi?
İnceleme sırasında hissedilen rahatsızlık kişiden kişiye değişir. Elle yapılan muayene kısa sürer ve çoğunlukla rahat geçer. Röntgen incelemesinde memenin sıkıştırılması kısa süreli bir baskı hissi yaratır. Adet sonrası günlerde çekim yaptırmak bu hissi azaltır. Doku örneklemesinde ise işlem bölgesi önceden uyuşturulur.
Genç yaşta memede kitle bulunması ne anlama gelir?
Genç yaşta saptanan meme kitlelerinin büyük bölümü iyi huylu nedenlere bağlıdır. Bu yaş grubunda düzgün sınırlı ve hareketli kitleler sık görülür. Yine de her kitle muayene ve görüntüleme ile değerlendirilir. Kitle büyüyorsa ya da sınırları düzensizse doku örneklemesi istenir. Genç yaş tek başına güvence sayılmaz.
Farklı merkezlerde çekilen filmler birbiriyle karşılaştırılabilir mi?
Farklı merkezlerde çekilen filmler birbiriyle karşılaştırılabilir. Karşılaştırma için görüntülerin dijital ortamda getirilmesi gerekir. Yalnız raporu getirmek çoğu zaman yeterli olmaz. Eski görüntüler, yeni ortaya çıkan bir değişikliğin fark edilmesini kolaylaştırır. Bu nedenle tüm tetkiklerin saklanmasını hastalarıma öneririm.
Meme incelemesinde radyasyon kaygısı yerinde midir?
Röntgen ışını kullanan incelemelerde verilen doz çok düşük düzeyde tutulur. Cihazlar bu amaçla özel olarak tasarlanır. Elde edilecek bilginin değeri, alınan düşük dozun önüne geçer. Ses dalgalarıyla ve manyetik alanla çalışan yöntemlerde ise ışın kullanılmaz. Gebelik kuşkusu bulunan hastalarımdan çekim öncesinde bunu bildirmelerini isterim.
İkinci bir hekim görüşü almak doğru bir davranış mıdır?
İkinci görüş almak hastanın en doğal hakkıdır. Özellikle tedavi kararı aşamasında farklı bir değerlendirme rahatlatıcı olur. İkinci görüşe giderken tüm belgelerin birlikte götürülmesi gerekir. Eksik belgeyle yapılan değerlendirme yanıltıcı sonuç doğurur. Hastalarım ikinci görüş istediğinde belgelerini eksiksiz hazırlarım.
Menopoz sonrası dönemde inceleme sıklığı değişir mi?
Menopoz sonrası dönemde izlem düzeni kişiye göre yeniden belirlenir. Bu dönemde meme dokusu yağlı yapıya döner ve görüntüleme kolaylaşır. Hormon desteği kullanan kişilerde doku yoğunluğu yeniden artabilir. Böyle durumlarda izlem aralığını kısaltırım. Yeni ortaya çıkan bir bulguda ise takvim beklenmez.
Şikâyetim olmadan da meme incelemesi yaptırmalı mıyım?
Şikâyet bulunmasa bile belirli bir yaştan sonra düzenli inceleme önerilir. Hastalık erken dönemde çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Bu nedenle inceleme, belirti beklenmeden planlanır. Ailesinde hastalık öyküsü olan kişilerde izlem daha erken başlatılır. Size uygun takvimi muayene sonrasında birlikte belirleriz.
Biyopsi sırasında bırakılan işaretleyici vücutta kalır mı?

Örnekleme yapılan bölgeye bırakılan işaretleyici çok küçük bir metal parçadır ve dokuda kalır. Amacı, sonraki görüntülemelerde aynı bölgenin kolayca bulunmasını sağlamaktır. Günlük yaşamda hissedilmez ve bir yakınma oluşturmaz. İşaretleyicinin bırakılıp bırakılmayacağını işlem öncesinde sizinle konuşuyorum.