Memenin Yapısı ve Anatomisi
Memenin yapısı ve anatomisi konusunu bez dokusundan lenf akışına, hormonal değişimden yaşa kadar sade bir dille anlattım.
Meme ile ilgili hemen her sorunun yanıtı, meme anatomisi bilgisinin üzerine kurulur. Muayene odasında bir bulguyu anlatırken önce memenin hangi bölümünden söz ettiğimi açıklıyorum. Yapıyı bilen kişi, kendi raporundaki terimleri de çok daha rahat izler. Bu sayfada memenin göğüs duvarındaki yerini, iç yapısını, damar ve lenf dolaşımını sırayla anlattım. Hormonların bu yapıyı yaşam boyunca nasıl değiştirdiğini de aynı bütün içinde ele aldım.
Meme Dokusu Göğüs Duvarının Neresinde Yer Alır?
Meme dokusu, göğüs duvarının ön yüzünde, kaburgaların ve göğüs kaslarının üzerinde yer alır. Üst sınırı köprücük kemiğinin altındaki ikinci kaburga hizasına kadar uzanır. Alt sınırı ise altıncı kaburga düzeyinde sonlanır. İç sınırını göğüs kemiği, dış sınırını ise koltuk altına doğru uzanan kas kenarı belirler. Meme dokusu bu sınırların içinde ince bir tabaka biçiminde yayılır. Dokunun bir bölümü koltuk altına doğru dil gibi uzanır. Bu uzantı kuyruk olarak adlandırılır ve elle muayenede kolayca atlanır.
Memenin altında göğüs kaslarını saran ince bir zar bulunur. Meme ile bu zar arasında gevşek bir doku katmanı yer alır. Gevşek katman sayesinde meme göğüs duvarı üzerinde bir miktar kayar. Kaymanın azalması, alttaki dokuların tutulduğunu düşündürür. Bu nedenle muayenede memenin hareketliliğini ayrıca denetliyorum. Sınırların bilinmesi, görüntülemede hangi alanın kapsandığını da anlaşılır kılar. Mamografi çekiminde koltuk altı uzantısının filme girmesi bu yüzden önemsenir. Sınırların dışında kalan bir kitle meme kaynaklı sayılmaz. Göğüs duvarından ya da deri altı yağ dokusundan çıkan oluşumlar bu nedenle ayrı bir başlıkta değerlendirilir. Memenin yerleşimini tarif ederken saat yönünü ve meme başına uzaklığı kullanıyorum. Bu tarif yöntemi, aynı bulgunun sonraki kontrollerde yeniden bulunmasını kolaylaştırır. Raporlarda geçen çeyrek tanımları da yine bu yerleşim düzenine dayanır.
Memeyi Oluşturan Temel Doku Grupları Hangileridir?
Memeyi oluşturan temel doku grupları bez dokusu, kanal sistemi, yağ dokusu ve bağ dokusudur. Bez dokusu sütün üretildiği bölümü oluşturur. Kanal sistemi üretilen sütü meme başına taşır. Yağ dokusu memenin hacmini ve yumuşak kıvamını sağlar. Bağ dokusu ise bu yapıları bir arada tutar. Dört bileşenin oranı kişiden kişiye büyük fark gösterir. Aynı kişide iki meme arasında bile küçük farklılıklar bulunur.
Genç yaşta bez ve bağ dokusu baskın durumdadır. İlerleyen yaşlarda yağ dokusunun payı artar. Bu oran mamografide görülen yoğunluğu doğrudan belirler. Yoğun dokuda tümörün ayırt edilmesi güçleşir. Bu nedenle doku yoğunluğunu görüntüleme planında dikkate alıyorum. Meme dokusunun içinde ayrıca kan damarları ve lenf kanalları bulunur. Küçük sinir dalları deriye ve meme başına ulaşır. Bu bileşenlerin hepsi hormon değişimlerinden aynı anda etkilenir.
Erkeklerde de aynı doku grupları bulunur, ancak bez dokusu gelişmemiş durumda kalır. Hormonal dengenin bozulduğu durumlarda erkek memesinde bez dokusu büyüyebilir. Bu tabloyu erkekte meme büyümesi sayfasında ayrı biçimde ele aldım.
Süt Üreten Bezler Nasıl Düzenlenmiştir?
Süt üreten bezler, üzüm salkımını andıran kümeler biçiminde düzenlenmiştir. Bu kümelerin her birine lobül adı verilir. Lobüllerin bir araya gelmesiyle lob adı verilen daha büyük birimler oluşur. Bir memede on beş ile yirmi arasında lob bulunur. Lobların her biri kendi kanal sistemine sahiptir. Loblar meme başı çevresinde ışınsal biçimde dizilir. Bu diziliş, memedeki bir sorunun neden belirli bir bölgede toplandığını açıklar.
Bez dokusunun en yoğun bulunduğu bölge memenin dış üst çeyreğidir. Tümörlerin bu bölgede daha sık saptanmasının nedeni budur. Bez dokusu yalnızca gebelikte tam olarak işlev kazanır. Gebelik dışında bezler hazır bekleyen bir yapı olarak durur. Her adet döngüsünde bezlerde küçük bir hazırlık dalgası oluşur. Bu hazırlık memede dolgunluk ve hassasiyet yaratır. Döngü sonunda bezler eski durumuna geri döner. Yıllar içinde bu döngünün izleri dokuda birikir. Biriken bu izler dokuda küçük düzensizlikler bırakır. Elle hissedilen düzensizliklerin önemli bir bölümü bu kaynaktan doğar. Bez yapısının ışınsal dizilişi, görüntülemede de tanınabilir bir desen oluşturur. Radyoloji raporlarında geçen doku dağılımı tanımları bu desene dayanır.
Süt Kanalları Meme Başına Nasıl Ulaşır?
Süt kanalları, lobüllerden başlayıp birleşe birleşe meme başına ulaşır. En küçük kanallar lobüllerin çıkışında başlar. Bu ince kanallar birleşerek daha geniş kanalları oluşturur. Meme başına yaklaşan kanallar hafifçe genişler. Genişleyen bu bölüm süt için küçük bir depo görevi görür. Meme başında kanalların ağızları ayrı ayrı açılır. Bir memede meme başına açılan kanal sayısı onlarla ifade edilir.
Kanalların iç yüzeyi tek sıralı bir hücre tabakasıyla kaplıdır. Bu tabakanın altında kasılma yeteneği olan ikinci bir hücre katmanı bulunur. Meme kanserlerinin büyük bölümü kanalların iç yüzeyinden başlar. Hücreler kanal duvarını aşmadığı sürece hastalık yerinde kalmış sayılır. Duvarın aşılması hastalığın davranışını tümüyle değiştirir. Meme başından gelen akıntı da bu kanal sisteminden kaynaklanır. Akıntının tek kanaldan gelip gelmediğini bu nedenle ayrıca soruyorum. Kanal sistemini tanımak, akıntı şikâyetini değerlendirmeyi kolaylaştırır. Kanalların içinde gelişen küçük iyi huylu oluşumlar da akıntıya yol açar. Bu oluşumlar çoğu zaman elle hissedilmeyecek kadar küçük kalır. Kanal içini değerlendirmek için görüntüleme yöntemleri devreye girer. Kanal sisteminin genişlemesi ileri yaşta sık rastlanan bir bulgudur.
Meme Başı ve Çevresindeki Koyu Alan Ne İş Görür?
Meme başı ve çevresindeki koyu renkli alan, hem süt akışını hem de duyusal iletimi sağlayan bir bölge olarak iş görür. Meme başı, süt kanallarının dışarı açıldığı çıkış noktasıdır. Çevresindeki koyu alan areola adıyla anılır. Bu alanın yüzeyinde küçük kabartılar bulunur. Kabartıların altında derinin nemini koruyan küçük bezler yer alır. Bu bezlerin salgısı emzirme sırasında deriyi korur. Meme başında düz kas lifleri bulunur.
Kas liflerinin kasılması meme başını dikleştirir. Bu tepki soğuk ve dokunma ile ortaya çıkar. Meme başının doğuştan içe dönük olması bazı kişilerde görülür. Doğuştan gelen bu durum tek başına hastalık sayılmaz. Buna karşın sonradan ortaya çıkan içe çekilme dikkatle incelenir. Areola derisindeki kalınlaşma ve kabuklanma da ayrıca değerlendirilir. Meme başı bölgesinin duyusu ayrı sinir dallarıyla sağlanır. Cerrahi planlarken bu sinir dallarının korunmasını çok önemsiyorum. Meme başı bölgesinin derisi vücudun en ince derilerinden biridir. İnce yapı, bu bölgedeki değişikliklerin erken fark edilmesini sağlar. Areola sınırının bulanıklaşması da kayda değer bir bulgu olarak kabul edilir. Bu bölgedeki her değişikliği yaş ve emzirme öyküsüyle birlikte yorumluyorum.
Yağ Dokusu ve Bağ Dokusu Memeye Ne Katar?
Yağ dokusu ve bağ dokusu memeye hem hacim hem de biçim katar. Yağ dokusu bez yapıları arasındaki boşlukları doldurur. Memenin büyüklüğünü büyük ölçüde bu doku belirler. Kilo değişimlerinde meme hacminin değişmesi aynı nedenle açıklanır. Bağ dokusu ise bez ve kanal yapılarını sararak destekler. Bu iki doku memenin kıvamını belirlediği için muayenede doğrudan hissedilir. Yağ dokusu baskın memeler elle daha yumuşak gelir.
Bağ dokusu yoğun memelerde ise elle düzensiz bir his oluşur. Bu düzensizlik çoğu kişide hastalık anlamına gelmez. Yağ dokusunun mamografide koyu, bez dokusunun ise beyaz görünmesi ayrımı kolaylaştırır. Yağdan zengin memelerde görüntüleme çok daha bilgilendirici olur. Bağ dokusundaki eski yaralanmalar sert bir odak oluşturabilir. Darbe sonrası gelişen bu odaklar tümörü taklit eder. Bu nedenle memeye yönelik darbe öyküsünü ayrıca sorguluyorum. İki dokunun oranı yaşla ve hormonal durumla birlikte değişir. Bu oranın raporlarda ayrı bir başlıkla bildirilmesi bu yüzden anlam taşır. Yağ dokusunun artması memeyi hastalıktan korumaz. Doku oranı yalnızca görüntülemenin okunabilirliğini etkiler. Bu ayrımı hastalarıma özellikle vurguluyorum.
Memeyi Taşıyan Askı Bağları Nasıl Çalışır?
Memeyi taşıyan askı bağları, deriden göğüs duvarına uzanan lifli şeritler biçiminde çalışır. Bu bağlar meme dokusunu bölmelere ayırır. Aynı zamanda memenin dik durmasını sağlar. Bağların gevşemesi memenin sarkmasına yol açar. Gevşeme yaşla, kilo değişimiyle ve gebelik sonrasıyla birlikte artar. Bağların bir tümör tarafından çekilmesi deride çukurlaşma oluşturur. Bu çukurlaşma muayenede önemli bir ipucu sayılır.
Kolların yukarı kaldırılmasıyla çekintinin belirginleşmesi aynı nedene dayanır. Bu hareketi muayenenin ayrılmaz bir parçası olarak uyguluyorum. Bağların çekilmesi her zaman tümöre bağlı değildir. Geçirilmiş ameliyat ve iltihabi süreçler de benzer görünüm yaratır. Ayrımı öykü ve görüntüleme birlikte sağlar. Muayenede saptanan çekintiyi hiçbir zaman tek başına yorumlamıyorum. Bağların yapısı kişiden kişiye belirgin biçimde farklılaşır. Memenin biçimini belirleyen etkenlerin başında bu bağlar gelir. Bağların oluşturduğu bölmeler, iltihabın ve kanamanın yayılımını da sınırlar. Bu nedenle memedeki toplanmalar belirli bir bölmede kalır. Cerrahi sırasında bu doğal bölme düzenini gözetiyorum. Bölme yapısı, kesi yerinin seçilmesini de yönlendirir.
Meme Dokusunun Damar ve Sinir Beslenmesi Nasıldır?
Meme dokusunun damar beslenmesi, göğüs duvarından gelen birkaç ana damar dalı üzerinden sağlanır. Bu dalların bir bölümü göğüs kemiği kenarından memeye girer. Bir bölümü ise koltuk altından gelerek memenin dış yarısını besler. Kaburga aralarından çıkan küçük dallar da beslenmeye katkı verir. Damar ağının zenginliği memenin iyileşme gücünü artırır. Cerrahi planlarken hangi damarların korunacağını önceden belirliyorum. Meme başı bölgesinin beslenmesi ayrı bir özen gerektirir.
Bu bölgenin kanlanması bozulursa iyileşme gecikir. Sinir dalları ise kaburga aralarından gelerek deriye ulaşır. Meme başının duyusunu taşıyan dal, dış yandan gelen sinirden ayrılır. Bu dalın zedelenmesi duyu kaybına yol açar. Ameliyat planında sinir korunması bu nedenle gözetilir. Toplardamar ağı memeden koltuk altına ve göğüs duvarına doğru boşalır. Damar yapısının bilinmesi görüntüleme bulgularının yorumlanmasını da kolaylaştırır. Tümörlerin kendi damar ağını kurması bu nedenle görüntülemede fark edilir. Kontrast madde kullanılan incelemelerde bu zengin kanlanma daha belirgin görünür. Damar ağının yoğunluğu, incelemenin ayırt ediciliğini artırır. Sigara kullanımının damar yapısını bozması iyileşmeyi geciktirir. Ameliyat öncesinde sigaranın bırakılmasını bu nedenle özellikle istiyorum.
Lenf Dolaşımı Neden Koltuk Altına Yönelir?
Lenf dolaşımı, meme dokusunun büyük bölümünün koltuk altı yönünde boşalması nedeniyle bu bölgeye yönelir. Meme içindeki ince lenf kanalları önce meme başı çevresinde bir ağ oluşturur. Bu ağdan çıkan kanallar koltuk altına doğru ilerler. Koltuk altı lenf bezleri memeden gelen sıvının ilk durağıdır. Bezler koltuk altında katmanlar halinde dizilir. Katmanların sırası cerrahi planlamada ölçüt olarak kullanılır. Memenin iç yarısından gelen bir bölüm lenf ise göğüs kemiği arkasına yönelir.
Bu ikinci yol daha az sayıda bezi kapsar. Köprücük kemiği üzerindeki bezler de aynı ağın parçasıdır. Lenf yolunun bu düzeni hastalığın yayılım sırasını açıklar. Koltuk altındaki ilk bezin incelenmesi bu nedenle ayrı bir değer taşır. Muayenede koltuk altını her zaman ayrı biçimde değerlendiriyorum. Lenf akışının bozulması kolda şişlik oluşturabilir. Bu tablonun önlenmesi için lenf yapılarının korunmasına özen gösteriyorum. Lenf dolaşımının yönünü bilmek, muayene alışkanlığını da biçimlendirir. Koltuk altındaki bezler iltihabi durumlarda da büyür. Aşı sonrası kolda gelişen geçici bez büyümesi bu duruma iyi bir örnektir. Bu nedenle ele gelen her bezi hemen olumsuz yorumlamıyorum. Bezin kıvamı, hareketliliği ve zaman içindeki seyri kararı belirler.
Meme Yapısı Hormonlarla Nasıl Değişir?
Meme yapısı, yumurtalıklardan salgılanan hormonların etkisiyle her ay yeniden düzenlenir. Döngünün ilk yarısında bez dokusu hazırlık aşamasına girer. İkinci yarıda ise bezlerde belirgin bir dolgunluk oluşur. Bu dolgunluk memede ağırlık ve hassasiyet duygusu yaratır. Adet kanamasının başlamasıyla doku eski durumuna döner. Aynı değişim her ay yeniden tekrarlanır. Bu nedenle muayene zamanını döngünün ilk haftasına planlıyorum.
Hormon desteği alan kişilerde doku daha yoğun görünür. Doğum kontrol ilaçları da benzer bir etki oluşturur. Menopoz döneminde hormon etkisi azaldıkça bez dokusu geriler. Gerileme sonrası dokunun yerini yağ dokusu doldurur. Bu değişim görüntüleme bulgularını doğrudan etkiler. Ergenlik döneminde ise bez dokusu hızla gelişir. Gelişim iki memede farklı hızlarda ilerleyebilir. Bu asimetri çoğu kişide kendiliğinden dengelenir. Hormon etkisinin uzun sürmesi meme dokusunun ömür boyu yükünü artırır. Erken yaşta adet görmeye başlamanın ve geç menopoza girmenin önemi buradan kaynaklanır. Bu bilgiyi risk değerlendirmesi sırasında mutlaka soruyorum. Hormon geçmişinin ayrıntısı izlem planını doğrudan biçimlendirir.
Gebelik ve Emzirme Döneminde Meme Neye Dönüşür?
Gebelik ve emzirme döneminde meme, süt üretmeye ayarlanmış etkin bir bez organına dönüşür. Gebeliğin ilk aylarından başlayarak bez dokusu belirgin biçimde çoğalır. Kanal sistemi genişler ve dallanması artar. Meme hacmi bu nedenle gözle görülür biçimde büyür. Meme başı ve çevresindeki koyu alan koyulaşır. Deri altındaki toplardamarlar belirginleşir. Doğumdan sonra süt üretimi tam olarak başlar.
Emzirme sırasında kanallardaki kas hücreleri kasılarak sütü dışarı gönderir. Bu dönemde meme dokusu elle çok daha sert hissedilir. Sertliğin bir bölümü süt birikmesine bağlıdır. Kanal tıkanması sınırlı bir alanda ağrılı sertlik oluşturur. İltihabi tabloların bu dönemde sık görülmesi aynı nedene dayanır. Emzirme bittikten sonra bez dokusu yavaşça geriler. Gerileme birkaç ay sürebilir. Bu dönemde yapılan görüntülemede ilk tercihim ultrasonografi olur. Gebelikte ve emzirme sürecinde ortaya çıkan kitleler kolayca göz ardı edilir. Bu dönemi doku değişikliğiyle açıklamak tanıyı geciktirir. Emzirmenin gerekli incelemeleri engellemediğini hastalarıma açıkça anlatıyorum. Gebelik ve emzirme dönemindeki her yeni kitleyi ayrıca değerlendiriyorum.
Yaş İlerledikçe Meme Dokusunda Neler Değişir?
Yaş ilerledikçe meme dokusunda bez yapılarının azalması ve yağ dokusunun artması biçiminde bir değişim görülür. Menopoz sonrasında bu değişim çok daha belirgin duruma gelir. Bez dokusunun gerilemesiyle memenin kıvamı yumuşak bir görünüm kazanır. Askı bağlarının gevşemesi memenin biçimini değiştirir. Deri incelir ve esnekliğini bir miktar yitirir. Mamografide dokunun saydamlaşması değerlendirmeyi kolaylaştırır. Aynı dönemde meme kanseri sıklığının artması taramayı daha da önemli kılar.
İleri yaşta ortaya çıkan kitleler genellikle daha kolay ele gelir. Buna karşın kişilerin kendi kontrollerini gevşetmesi tanıyı geciktirir. Hormon desteği alan kişilerde doku yoğunluğu yeniden artabilir. Bu durum görüntülemenin okunmasını güçleştirir. İleri yaşta yapılan muayenede koltuk altı ve göğüs duvarı ayrıca gözden geçirilir. Memenin yapısını tanıyan kişi bu değişimleri olağan karşılar. Değişimin sınırlarını bilmek gereksiz kaygıyı da önler. Yapıyı anlatan bu sayfayı okuduktan sonra hekim muayenesinin nasıl yapıldığını incelemenizi öneriyorum. Bölümün tamamına tarama ve tanı yöntemleri başlığından ulaşabilirsiniz.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular