İnvaziv Lobüler Karsinom
İnvaziv lobüler karsinom kitle yapmadan ilerler ve geç fark edilir. Tanıdaki güçlükleri ve izlem düzenini örneklerle anlattım.
İnvaziv lobüler karsinom, sütü üreten bezciklerden başlayan ve çevre dokuya ilerleyen meme tümörünü tanımlar. Bu grup, kanal kökenli tümörlerden sonra en sık karşılaştığım ikinci yayılıcı tip olarak öne çıkar. Hücreler doku içinde kitle kurmadan ilerlediği için hastalık uzun süre sessiz kalabilir. Hastalarım çoğu zaman memede ele gelen bir yumru değil, yaygın bir sertlik hissettiğini anlatır. Bu sayfada tümörün nasıl geliştiğini, neden geç fark edildiğini ve tanı sürecinin hangi basamaklardan geçtiğini anlatıyorum.
İnvaziv Lobüler Karsinom Ne Demektir?
İnvaziv lobüler karsinom, adının her bölümüyle hastalığın davranışını anlatan bir terimdir. Terimin ilk bölümü hücrelerin çıktığı yapının sınırını geçtiğini belirtir. İkinci bölümü hücrelerin süt üreten bezciklerden kaynaklandığını gösterir. Üçüncü bölümü ise değişikliğin örtü dokusundan doğduğunu anlatır. Bu üç bilgi bir araya geldiğinde tablonun çerçevesi belirir. Hücreler bezciğin içinde başlar ve zamanla bezciği saran ince tabakayı geçer. Tabakanın geçilmesi hastalığın davranışını kökten değiştirir. Çevre dokuya ulaşan hücreler lenf kanallarına ve küçük damarlara erişim kazanır.
Bu tümör, kanal kökenli tümöre göre belirgin biçimde daha seyrek görülür. Buna karşın kendine özgü davranışı nedeniyle ayrı bir başlık altında ele alınır. Meme tümörlerinin tamamının nasıl gruplandığını meme kanseri türleri sayfasında ayrıntılı olarak anlattım. Hastalarıma bu grubun daha sinsi ilerlediğini, ancak genellikle daha yavaş seyrettiğini açıklıyorum. İki özellik bir arada bulunduğu için tanı anında tümör büyük olabilir. Büyük olmak, hastalığın ağır seyrettiği anlamına gelmez. Hücrelerin biyolojik özellikleri bu konuda çok daha belirleyici olur. Bu ayrımı ilk görüşmede netleştirmeye özen gösteriyorum. Tümörün boyutu tek başına bir sonuç bildirmez. Rapordaki tüm satırlar yan yana okunduğunda tablo netleşir. Bu bakışı hastalarıma her görüşmede yineliyorum.
Tümör Hangi Hücrelerden Kaynaklanır?
Tümör, süt üreten bezciklerin iç yüzeyini döşeyen hücrelerden kaynaklanır. Meme dokusunda her kanalın ucunda üzüm salkımını andıran bezcik kümeleri bulunur. Bu bezcikler emzirme döneminde süt üretiminden sorumlu yapıları oluşturur. Bezcik hücreleri hormon değişimlerine belirgin biçimde duyarlı davranır. Yıllar içinde yinelenen hormon dalgalanmaları hücrelerde küçük hatalar bırakabilir. Hatalar biriktiğinde hücreler normal görünümünden uzaklaşır. Bu hücrelerin ayırt edici özelliği, birbirine tutunmayı sağlayan proteini yitirmesidir. Protein kaybı tümörün tüm davranışını belirleyen temel değişiklik olur.
Tutunma proteini bulunmadığında hücreler birbirine yapışmadan yaşamayı sürdürür. Yapışmayan hücreler küme kurmaz ve bez benzeri yapı oluşturmaz. Bu nedenle tümör, sert bir topak yerine dağınık bir yapı gösterir. Aynı özellik, hücrelerin doku aralarına kolayca sızmasını sağlar. Mikroskopta hücreler tek sıra halinde dizilmiş olarak görünür. Bu dizilim, tanının konulmasında en belirleyici işaret sayılır. Gerekli görüldüğünde proteinin varlığını gösteren özel boyama uygulanır. Boyamanın sonucu, tümörün bezcik kökenli olduğunu doğrular. Bu doğrulama, izlem ve tedavi planının yönünü belirler. Kanal kökenli tümörden ayrılan başlıklar bu satırdan sonra netleşir. Raporun bu bölümünü hastalarımla birlikte okuyorum.
Hücreler Doku İçinde Nasıl İlerler?
Hücreler, doku içinde birbirinden ayrı sıralar halinde ilerler. İlerleme sırasında meme dokusunun kendi yapısı büyük ölçüde korunur. Kanallar ve destek dokusu yerinde kalır, hücreler aralarından süzülür. Bu nedenle tümör dokuyu itmez ve belirgin bir sınır oluşturmaz. Sınır bulunmaması, hem muayeneyi hem de görüntülemeyi zorlaştırır. Hücreler zamanla geniş bir alana dağılır ve yaygın bir tutulum yaratır. Tutulan bölge sertleşse de topak biçiminde ele gelmez. Bu görünüm, hastalığın en tipik özelliği olarak bilinir.
İlerleme genellikle yavaş bir hızla gerçekleşir. Yavaş ilerleme, hastalığın uzun süre sessiz kalmasına yol açar. Hücreler aynı memenin birden çok bölgesinde eş zamanlı olarak bulunabilir. Bu dağınık yerleşim, cerrahi planın kapsamını doğrudan etkiler. Geniş alana yayılan tabloda gündeme gelen mastektomi ameliyatı kararını ayrı bir sayfada anlattım. Lenf kanallarına ulaşan hücreler koltuk altındaki bezlere gidebilir. Kan dolaşımına karışan hücreler ise uzak bölgelere yerleşebilir. Yerleşim bölgeleri bu grupta kanal kökenli tümörden bir miktar farklılaşır. Bu nedenle izlem sırasında sorgulanan yakınmalar da değişir. Bu farkı izlem başında hastalarıma anlatıyorum. Hangi yakınmanın bildirileceğini bilmek, erken fark etmeyi kolaylaştırır. Yazılı bir liste bu konuda yardımcı olur.
Belirtiler Neden Geç Fark Edilir?
Belirtiler, tümörün belirgin bir kitle oluşturmaması nedeniyle geç fark edilir. Kişiler genellikle memede sert bir yumru aramaya alışkındır. Oysa bu tümörde ele gelen bulgu, sınırları belirsiz bir sertlik olur. Memenin bir bölümünde beliren yaygın kalınlaşma en sık karşılaşılan bulgudur. Bazı kişilerde memenin boyutunda ya da biçiminde değişiklik ortaya çıkar. İki meme arasındaki simetrinin bozulması dikkat gerektirir. Ciltte beliren çekinti de değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Meme başının yönünün değişmesi ayrıca sorgulanır.
Bu bulguların hiçbiri kişinin dikkatini yumru kadar çekmez. Bu nedenle başvuru çoğu zaman gecikir. Gecikme, tanı anında tümörün daha büyük olmasına yol açar. Memesini düzenli olarak tanıyan kişiler değişikliği daha erken bildirir. Aynadaki görünümün de izlenmesi bu grupta önem kazanır. Hastalarıma yalnız elle muayenenin yeterli olmadığını anlatıyorum. Bakarak yapılan değerlendirme, biçim değişikliklerini yakalamayı kolaylaştırır. Yeni ortaya çıkan ve geçmeyen her değişikliği gecikmeden değerlendiriyorum. Bekleme süresinin uzaması değerlendirmeyi zorlaştırır. Bu nedenle ilk başvuruyu geciktirmemek büyük önem taşır. Erken başvuru, seçenek sayısını belirgin biçimde artırır.
Muayenede Ele Gelen Bulgu Nasıl Tanımlanır?
Muayenede ele gelen bulgu, sınırları seçilemeyen bir sertlik olarak tanımlanır. Parmak uçlarıyla yapılan incelemede doku çevresine göre daha dolgun hissedilir. Bulgunun nerede başlayıp nerede bittiği net biçimde belirlenemez. Bu belirsizlik, iyi huylu değişikliklerle karışmasına yol açar. Sertlik zaman içinde genişler ve daha belirgin hale gelir. Memenin dış üst bölümü bu bulgunun en sık saptandığı alandır. Muayenede iki meme mutlaka karşılaştırmalı olarak değerlendirilir. Karşılaştırma, tek taraflı değişikliklerin fark edilmesini sağlar.
Muayene yalnız sertliği bulmakla sınırlı kalmaz. Cildin görünümü, meme başının yönü ve koltuk altı da incelenir. Kollar havaya kaldırıldığında beliren çekintiler daha net görünür. Göğüs duvarıyla ilişkinin değerlendirilmesi de önem taşır. Muayene bulgularını her zaman görüntüleme sonuçlarıyla birlikte yorumluyorum. Bulgunun sınırlarını çizmek çoğu zaman olanaklı olmaz. Bu nedenle muayene tek başına yayılım alanını göstermez. Elle saptanan alanın gerçek alandan küçük olabileceğini her zaman göz önünde tutuyorum. Muayene bulgularını her görüşmede yeniden not ediyorum. Böylece zaman içindeki değişiklikler daha net izlenir. Eski notlar, yeni bulguların yorumlanmasını kolaylaştırır.
Görüntülemede Tanı Neden Zorlaşır?
Görüntülemede tanı, tümörün doku yapısını bozmadan ilerlemesi nedeniyle zorlaşır. Tarama filminde tümör ile normal meme dokusu benzer yoğunlukta görünür. Bu benzerlik, tümörün gözden kaçmasına yol açabilir. Kitle yerine yalnızca doku düzeninde hafif bir bozulma seçilir. Bazı kişilerde memenin bir bölümünde büzülme dikkat çeker. Kireçlenme odakları bu grupta çoğu zaman bulunmaz. Odakların bulunmaması, şüphe düzeyinin düşük kalmasına neden olur. Bu nedenle film normal olarak yorumlanabilir.
Ses dalgasıyla yapılan incelemede tümör düzensiz koyu bir alan olarak seçilebilir. Ancak bu alanın sınırları da çoğu zaman net çizilemez. Tümörün arkasında belirgin bir gölgelenme görülebilir. İnceleme sırasında memenin tamamının taranması önem kazanır. Koltuk altı da aynı incelemede değerlendirilir. Muayene bulgusu ile film arasında uyumsuzluk varsa değerlendirme yinelenir. Uyumsuzluk bu grupta sık karşılaşılan bir durumdur. Böyle durumlarda ek görüntüleme yöntemlerine geçiyorum. Filmin normal görünmesi şüpheyi ortadan kaldırmaz. Muayenede saptanan bulgu her zaman önceliğini korur. Bu ilkeyi günlük uygulamamda titizlikle sürdürüyorum.
Manyetik Görüntüleme Hangi Katkıyı Sağlar?
Manyetik görüntüleme, tümörün gerçek yayılım alanını göstererek planlamaya katkı sağlar. Bu yöntem doku yoğunluğundan bağımsız olarak boyanma özelliğini değerlendirir. Tümör hücreleri yoğun damar ağı taşıdığı için belirgin biçimde boyanır. Boyanan alanın sınırları, diğer yöntemlere göre çok daha net görünür. Aynı memede başka odak bulunup bulunmadığı bu yolla araştırılır. Karşı memenin değerlendirilmesi de aynı incelemeyle yapılır. Göğüs duvarı ile tümör arasındaki ilişki de gösterilebilir. Bu bilgiler cerrahi planın kapsamını doğrudan belirler.
İncelemenin hangi durumlarda istendiğini ve nasıl yapıldığını meme manyetik rezonans incelemesi sayfasında ayrıca açıkladım. Yöntem her kişide gerekmez, ancak bu grupta sıklıkla plana katılır. İnceleme sonucunda saptanan ek odaklardan doku örneği alınabilir. Örnekleme yapılmadan plan genişletilmez. Bu ilke, gereksiz girişimlerin önüne geçer. Değerlendirmeyi radyoloji görüşüyle birlikte yapıyorum. İki uzmanlık alanının ortak bakışı planı güçlendirir. Filmleri hastalarımla birlikte gözden geçirmeyi de önemsiyorum. Görüntülerin açıklanması, planın anlaşılmasını kolaylaştırır. Anlaşılan bir plan çok daha rahat benimsenir. Bu nedenle görüşmelere yeterli zaman ayırıyorum.
Tanı Basamakları Nasıl İlerler?
Tanı basamakları, muayene ile başlayıp doku incelemesiyle tamamlanan bir sırayla ilerler. İlk basamakta memenin tamamı ve koltuk altı elle değerlendirilir. İkinci basamakta tarama görüntülemesi ve ses dalgasıyla inceleme yapılır. Üçüncü basamakta şüpheli alandan kalın iğne ile doku örneği alınır. Örnek, görüntüleme eşliğinde ve hedefe yönelerek toplanır. Dördüncü basamakta alınan doku mikroskop altında incelenir. İnceleme sırasında hücrelerin tek sıra dizilimi aranır. Tutunma proteinini gösteren özel boyama da bu aşamada uygulanır.
Tanı kesinleştikten sonra hastalığın yaygınlığı araştırılır. Bu araştırmada manyetik görüntüleme çoğu kez plana katılır. Koltuk altındaki bezlerin durumu ayrıca değerlendirilir. Şüpheli görünen bezlerden iğne ile örnek alınabilir. Gerekli görülen kişilerde vücut geneline yönelik incelemeler planlanır. İncelemelerin kapsamını tümörün özelliklerine göre belirliyorum. Her kişiye aynı basamakların uygulanması doğru bir yaklaşım sayılmaz. Gereksiz inceleme süreci uzatır, eksik inceleme ise planı zayıflatır. Bu dengeyi her hasta için ayrı olarak kuruyorum. İncelemelerin gerekçesini de baştan paylaşıyorum. Gerekçesi bilinen bir basamak çok daha kolay kabul edilir.
Patoloji Raporunda Neler Öne Çıkar?
Patoloji raporunda öne çıkan başlıklar, bu grubun kendine özgü özelliklerini yansıtır. Raporun ilk satırında hücrelerin bezcik kökenli olduğu bildirilir. Hücrelerin tek sıra halinde dizildiği ayrıca belirtilir. Tutunma proteininin bulunmadığı boyama sonucu da rapora eklenir. Tümörün derecesi çoğu kişide düşük ya da orta düzeyde bildirilir. Hücrelerin hormon alıcısı taşıma eğilimi bu grupta belirgin biçimde yüksek seyreder. Bu bilgi tedavi planının yönünü doğrudan belirler. Büyüme sinyali taşıyan proteinin durumu da ayrıca bildirilir.
Raporda tümörün yanında bezcik içinde kalan değişiklik bulunup bulunmadığı belirtilir. Bu bulgunun ne anlattığını bezcik içinde kalan hücre değişikliği sayfasında ayrıntılı biçimde açıkladım. Çıkarılan dokunun kenarlarında hastalık bulunup bulunmadığı da bildirilir. Kenar değerlendirmesi bu grupta özel bir dikkat gerektirir. Hücreler dağınık ilerlediği için sınırların çizilmesi güçleşir. Bu nedenle ikinci bir girişim gerekebilir. Raporu hastalarımla satır satır birlikte okumayı alışkanlık haline getirdim. Anlaşılmayan bir satırın soru olarak kalması süreci zorlaştırır. Raporun bir kopyasını saklamayı da hastalarıma öneriyorum. İzlem yıllarında bu belge her değerlendirmede yeniden kullanılır. Eski rapor, yeni bulguların yorumlanmasını kolaylaştırır.
Hastalık İki Memeyi Birden Etkiler mi?
Hastalık, diğer gruplara göre iki memeyi birden etkileme eğilimini daha belirgin biçimde gösterir. Hücrelerin dağınık yerleşimi bu eğilimi açıklayan temel özelliktir. Tanı anında karşı memede de odak bulunabilir. Bu odaklar çoğu zaman muayenede ve tarama filminde saptanmaz. Manyetik görüntüleme karşı memenin değerlendirilmesinde yol gösterici olur. Saptanan şüpheli alanlardan doku örneği alınır. Örnekleme sonucuna göre plan yeniden düzenlenir. Bu nedenle tanı anında iki memeyi birlikte değerlendiriyorum.
Karşı memede yeni bir hastalık, yıllar sonra da ortaya çıkabilir. Bu olasılık izlem planının uzun süreli tutulmasını gerektirir. İzlem sırasında iki meme aynı dikkatle incelenir. Aile öyküsü bulunan kişilerde kontroller daha sık planlanır. Uzun süreli ilaç kullanımı bu olasılığı azaltmaya katkı verir. Hastalarıma karşı memeye yönelik kaygılarını açıkça konuşmalarını öneriyorum. Kaygının konuşulması, planın birlikte kurulmasını kolaylaştırır. Gereksiz girişimlerden kaçınmayı da aynı ölçüde önemsiyorum. Her şüpheli alan doku örneğiyle doğrulanır. Doğrulanmayan bir bulgu plana katılmaz. Bu ilke, kararların sağlam temele oturmasını sağlar.
Tedavi Planlaması Nelere Dayanır?
Tedavi planlaması, tümörün yayılım alanına, hücre özelliklerine ve kişinin beklentilerine dayanır. İlk dayanak, hastalığın meme içinde kapladığı gerçek alandır. Bu alanın doğru belirlenmesi planın temelini oluşturur. İkinci dayanak, koltuk altındaki bezlerin durumudur. Üçüncü dayanak, hücrelerin hormon alıcısı taşıyıp taşımadığıdır. Bu grupta alıcıların bulunma eğilimi yüksek olduğu için ilaçla baskılama öne çıkar. Dördüncü dayanak, tümörün derecesi ve çoğalma hızıdır. Beşinci dayanak ise kişinin yaşı ve genel sağlık durumudur.
Meme dokusunun korunduğu yaklaşım bu grupta da uygulanabilir. Seçilmiş kişilerde uygulanan lumpektomi ameliyatı için ayrı bir sayfa hazırladım. Ancak sınırların belirlenmesi ek görüntüleme ve dikkatli planlama gerektirir. Bazı kişilerde ilk girişim sonrasında sınırlar yeniden değerlendirilir. Ameliyat öncesi ilaç uygulaması bu grupta daha seçici olarak planlanır. Hücrelerin ilaca verdiği yanıt diğer gruplara göre farklılaşabilir. Kararı farklı uzmanlık alanlarının bir arada değerlendirdiği toplantıda gözden geçiriyorum. Ortak karar, planın her yönüyle sağlam kurulmasını sağlar. Hastamın sürece katılmasını her aşamada önemsiyorum. Kararın gerekçesini anlamak, uyumu belirgin biçimde artırır. Planı yazılı olarak da paylaşmayı alışkanlık haline getirdim. Yazılı plan, evde oluşan soruların önüne geçer.
Tanı Sonrası Uzun Süreli İzlem Nasıl Yürütülür?
Tanı sonrası izlem, uzun yıllara yayılan düzenli kontrollerle yürütülür. Bu grupta hastalığın geç dönemde yeniden ortaya çıkma eğilimi bulunur. Bu nedenle izlem kısa bir süreyle sınırlandırılmaz. İlk yıllarda kontroller daha sık aralıklarla planlanır. Sonraki yıllarda aralıklar açılsa da izlem sürdürülür. Muayenede iki meme, koltuk altı ve köprücük kemiği çevresi değerlendirilir. Görüntüleme genellikle yıllık olarak yinelenir. Uzun süreli ilaç kullanan kişilerde ilacın etkileri düzenli olarak gözden geçirilir.
İzlem sırasında sorgulanan yakınmalar bu grupta biraz farklılaşır. Karın şişkinliği, erken doyma ve bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler ayrıca sorulur. Geçmeyen kemik ağrısı ve nedensiz kilo kaybı da değerlendirilir. Kişinin kendi bedenini tanıması sürecin ayrılmaz parçası olur. Yaşam düzeninde dengeli beslenme ve düzenli hareket önerilir. Sigara kullanımının bırakılması her hastama önerdiğim adımların başında gelir. Ruhsal destek gereksinimini de gözden kaçırmamaya çalışıyorum. İzlem takvimini kişiye göre düzenleyerek sürdürüyorum. Kontrol tarihlerinin baştan belirlenmesi aksamayı önler. Düzenli izlem, uzun yıllara yayılan sürecin taşıyıcı sütunu olur. Aile bireylerinin süreci bilmesi de hatırlatmayı kolaylaştırır. Kontroller arasındaki boşlukların kapanması erken fark etmeyi sağlar.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular