Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Meme Kanseri Türleri

Meme kanseri türleri neye göre ayrılır, hangi grupları kapsar? Patoloji raporundaki tür satırını hastalarım için adım adım açıkladım.

Meme kanseri türleri, tümörün hangi hücre grubundan başladığına ve çevre dokuya geçip geçmediğine göre ayrılır. Meme yalnızca tek bir dokudan oluşmaz; sütü üreten bezcikler, sütü meme başına ileten kanallar ve bunları saran destek dokusu bir arada bulunur. Bu yapıların her birinden kaynaklanan tümör farklı davranır ve farklı bir izlem gerektirir. Hastalarım patoloji raporunu elime verdiğinde ilk sorduğu şey çoğu zaman hangi türle karşı karşıya olduklarıdır. Bu sayfada tür ayrımının hangi ölçütlere dayandığını, hangi grupların bulunduğunu ve bu ayrımın süreci nasıl değiştirdiğini anlatıyorum.

Meme Kanseri Türleri Neye Göre Ayrılır?

Meme kanseri türleri, mikroskop altındaki inceleme sırasında hücrelerin kökenine ve davranışına bakılarak belirlenir. Ayrımın ilk basamağında tümörün hangi yapıdan çıktığı araştırılır. Sütü meme başına ileten kanallardan çıkan tümörler ayrı bir grup oluşturur. Sütü üreten bezciklerden çıkan tümörler ise başka bir başlık altında toplanır. İkinci basamakta hücrelerin kendi sınırını aşıp aşmadığına bakılır. Sınırın içinde kalan tümörler yerinde kalan hastalık olarak adlandırılır. Sınırı aşan tümörler ise yayılıcı hastalık başlığı altında değerlendirilir. Üçüncü basamakta hücrelerin dizilimi ve biçimi incelenir. Biçimi belirgin şekilde farklılaşan tümörler seyrek alt gruplara ayrılır. Dördüncü basamakta hücre yüzeyindeki alıcılar ve çoğalma hızı ölçülür.

Alıcı durumuna göre yapılan bu son ayrım moleküler sınıflandırmayı oluşturur. Dört basamağın tamamı birbirini tamamlar ve tek bir rapor içinde birleşir. Hastalığın hücre düzeyinde nasıl başladığını ve neden farklı gruplara ayrıldığını meme kanserinin nasıl ortaya çıktığını anlattığım sayfada ayrıntılandırdım. Hastalarıma tür ayrımının tek bir soruyla bitmediğini açıklıyorum. Rapordaki her satır tedavi planının ayrı bir parçasını belirler. Bu nedenle raporu baştan sona birlikte okumayı tercih ediyorum.

Yerinde Kalan Tümörler Hangi Grubu Oluşturur?

Yerinde kalan tümörler, hücrelerin çıktığı yapının duvarını aşmadığı durumları kapsar. Bu grupta hücreler kanalın ya da bezciğin içinde çoğalır fakat çevredeki destek dokusuna geçmez. Duvarın sağlam kalması, hücrelerin lenf kanallarına ve damarlara ulaşmasını engeller. Bu nedenle yerinde kalan tümör uzak organlara yayılma özelliği taşımaz. Grubun iki ana üyesi kanal içinde ve bezcik içinde kalan değişikliklerdir. İki üye adlandırma bakımından benzese de davranış bakımından birbirinden ayrılır. Kanal içinde kalan biçim gerçek bir öncül lezyon sayılır. Bezcik içinde kalan biçim ise çoğunlukla bir risk göstergesi olarak yorumlanır. Bu ayrımı hastalarıma sabırla anlatıyorum, çünkü iki tablo aynı endişeyi doğurur.

Yerinde kalan hastalık genellikle elle muayenede bulgu vermez. Tanı çoğu zaman tarama görüntülemesinde saptanan kireçlenme odaklarıyla gündeme gelir. Görüntülemede şüphe doğduğunda iğne ile doku örneği alınır. Örneğin incelenmesi sırasında duvarın bütünlüğü tek tek değerlendirilir. Duvarın bir noktada bile aşıldığı görülürse tanı yayılıcı gruba kayar. Bu ayrıntı, izlem planının yönünü doğrudan değiştirir. Hastalarımın bu grubu duyduğunda rahatladığını, ancak sürecin yine de titiz bir izlem gerektirdiğini hatırlatıyorum.

Kanal İçinde Sınırlı Kalan Tümör

Kanal içinde sınırlı kalan tümör, sütü taşıyan kanalın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin çoğalmasıyla ortaya çıkar. Hücreler kanalın içini doldurur ancak kanalı çevreleyen ince tabakayı aşmaz. Bu tabaka sağlam kaldığı sürece hücrelerin dışarı çıkma yolu bulunmaz. Kanal içindeki çoğalma zamanla kanalın genişlemesine yol açar. Genişleyen kanalların içinde beslenemeyen hücreler birikir ve küçük kireçlenme odakları oluşur. Bu odaklar tarama görüntülemesinde ince beyaz noktalar biçiminde dikkat çeker. Odakların dizilimi ve biçimi radyolojik değerlendirmede ayrıntılı olarak yorumlanır. Şüpheli görünüm saptandığında görüntüleme eşliğinde doku örneği alınır.

Kanal içinde kalan hastalık memenin tek bir bölgesinde toplanabilir ya da geniş bir alana yayılabilir. Yayılım alanının genişliği cerrahi planın kapsamını belirler. Dar bir alanda kalan hastalıkta gündeme gelen lumpektomi ameliyatı için ayrı bir sayfa hazırladım. Bu grubun ayrıntılı seyrini ve izlem başlıklarını ilgili sayfada ayrıca ele aldım. Geniş alana yayılan hastalıkta görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılır. Sınırların net çizilmesi, sonraki basamakların daha güvenli ilerlemesini sağlar. Hastalarım bu tanıyı duyduğunda çoğu zaman kanser sözcüğüne takılır. Hücrelerin kanser özelliği taşıdığını, ancak yayılma yeteneği kazanmadığını açıklıyorum. Bu açıklama kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Tanının erken dönemde konulması, izleyen sürecin daha rahat planlanmasını sağlar.

Lobül İçinde Kalan Hücre Değişikliği

Lobül içinde kalan hücre değişikliği, sütü üreten bezciklerin içinde biriken atipik hücreleri tanımlar. Hücreler bezciğin içini doldurur ve bezciği şişkin bir görünüme getirir. Duvar aşılmadığı için bu tablo da yerinde kalan grupta yer alır. Ancak bu değişiklik, kanal içindeki biçimden farklı olarak doğrudan bir öncül lezyon sayılmaz. Bulgunun asıl anlamı, iki memede birden tümör gelişme eğiliminin arttığını göstermesidir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca bulgunun bulunduğu memeyle sınırlı tutulmaz. Değişiklik görüntülemede kendine ait bir iz bırakmaz ve kitle oluşturmaz. Tanı çoğunlukla başka bir nedenle alınan doku örneğinde rastlantı olarak konulur.

Rapora bu satır yazıldığında hastalarım genellikle ameliyat gerekeceğini düşünür. Oysa bulgunun kendisi çoğu kez çıkarılmayı gerektirmez. Asıl gereken, izlem sıklığının artırılması ve muayenenin düzenli sürdürülmesidir. İzlem planını kişinin yaşına, aile öyküsüne ve meme yoğunluğuna göre düzenliyorum. Bazı kişilerde görüntüleme yöntemleri dönüşümlü olarak kullanılır. Doku örneğinde bu değişiklikle birlikte başka şüpheli bulgular saptanırsa yaklaşım değişir. Böyle durumlarda bölgenin cerrahi olarak çıkarılması gündeme gelir. Kararı her zaman bulgunun tamamını göz önüne alarak veriyorum.

Yayılma Özelliği Kazanan Tümörler Nelerdir?

Yayılma özelliği kazanan tümörler, çıktığı yapının duvarını aşarak çevre dokuya geçen hücrelerden oluşur. Duvarın aşılması hastalığın davranışını kökten değiştirir. Çevre dokuya ulaşan hücreler lenf kanallarına ve küçük damarlara erişim kazanır. Bu erişim, koltuk altındaki lenf bezlerine ulaşma olasılığını doğurur. Hücrelerin bir bölümü kan dolaşımına karışarak uzak organlara yerleşebilir. Bu nedenle yayılıcı gruptaki hastalıkta yalnız meme değil, tüm vücut değerlendirilir. Grubun en kalabalık iki üyesi kanallardan ve bezciklerden başlayan tümörlerdir. İki üyenin görüntüleme bulguları ve muayene bulguları birbirinden ayrılır.

Yayılıcı hastalıkta tümörün büyüklüğü, lenf bezi durumu ve hücre özellikleri birlikte ele alınır. Tedavi planı bu üç başlığın kesişiminde şekillenir. Hücrelerin çevre dokuya ne kadar ilerlediği cerrahi sınırın genişliğini belirler. Lenf bezlerinin durumu ise ek tedavi kararında ağırlık taşır. Hastalarıma yayılıcı sözcüğünün uzak organ tutulumu anlamına gelmediğini özellikle açıklıyorum. Bu sözcük yalnızca hücrelerin kendi duvarını aştığını anlatır. Tanı anında hastalığın büyük bölümü hâlâ meme içinde sınırlı kalır. Bu ayrımı netleştirmek, sürecin gereksiz kaygıyla geçmesini önler.

Süt Kanallarından Başlayan Yayılıcı Tümör

Kanallardan başlayan yayılıcı tümör, meme kanserinin en sık karşılaşılan biçimi olarak öne çıkar. Hücreler kanalın iç yüzeyinden çıkar ve kanal duvarını aşarak çevredeki bağ dokusuna ilerler. İlerleyen hücreler doku içinde sert bir odak oluşturur. Bu odak çoğu zaman elle muayenede sert ve hareketi kısıtlı bir kitle olarak fark edilir. Görüntülemede sınırları düzensiz, çevreye doğru ışınsal uzanan bir görünüm dikkat çeker. Bu görünüm, radyolojik değerlendirmede en uyarıcı bulgular arasında yer alır. Tümörün sertliği, çevresindeki bağ dokusunun tepki vermesinden kaynaklanır. Aynı bölgede kanal içinde kalan hastalık da eşlik edebilir.

Kanal kaynaklı yayılıcı tümörün ayrıntılarını, tanı basamaklarını ve izlem başlıklarını süt kanallarından başlayan yayılıcı tümör sayfasında ayrı ayrı ele aldım. Bu grubun hücreleri mikroskopta kümeler ve bez benzeri yapılar kurar. Kümelerin ne ölçüde düzenli olduğu tümörün derecesini belirler. Derece, hücrelerin ne kadar hızlı çoğaldığı konusunda fikir verir. Rapora yazılan derece bilgisi tedavi planına doğrudan katkı sağlar. Hastalarıma bu grubun en sık görülen tip olmasının kötü bir anlam taşımadığını anlatıyorum. Sık görülmek, tanı ve tedavi basamaklarının en çok tanınan grup olmasını da beraberinde getirir.

Süt Bezlerinden Başlayan Yayılıcı Tümör

Bezlerden başlayan yayılıcı tümör, sütü üreten bezciklerin hücrelerinden kaynaklanır ve sıklık bakımından ikinci sırada yer alır. Bu tümörün hücreleri kümeler kurmak yerine tek sıra halinde dizilir. Tek sıra halindeki ilerleme, dokunun yapısını bozmadan aralara sızmasına yol açar. Bu nedenle tümör belirgin bir kitle oluşturmayabilir. Muayenede sert bir yumru yerine yaygın bir kalınlaşma ya da dolgunluk hissedilir. Memenin bir bölümünde beliren asimetri de ilk bulgu olabilir. Görüntülemede sınırları seçilemediği için tanı gecikebilir. Bu grupta ek görüntüleme yöntemlerine daha sık başvurulur.

Bezcik kaynaklı tümör memenin birden çok noktasında aynı anda bulunabilir. Aynı zamanda karşı memede de tümör görülme eğilimi bir miktar artar. Bu nedenle tanı sırasında iki meme birlikte değerlendirilir. Cerrahi planlamada tümörün gerçek yayılım alanını görmek büyük önem taşır. Alanın olduğundan küçük tahmin edilmesi, cerrahi sınırın yetersiz kalmasına yol açar. Hastalarıma bu grubun daha sinsi ilerlediğini, ancak genellikle daha yavaş seyrettiğini anlatıyorum. Hücrelerin hormon alıcısı taşıma eğilimi bu grupta belirgin biçimde yüksek seyreder. Bu özellik, ilaç tedavisi seçeneklerini genişletir.

Seyrek Görülen Meme Tümörü Alt Grupları

Seyrek görülen meme tümörü alt grupları, hücrelerin mikroskoptaki özel görünümüne göre adlandırılır. Bu grupların ortak özelliği, iki ana yayılıcı tipin dışında kalan bir doku düzeni göstermesidir. Bazı tümörlerde hücreler salgıladıkları jel kıvamındaki madde içinde yüzer görünümde bulunur. Bazılarında hücreler ince parmaksı uzantılar kurar. Başka bir grupta hücreler küçük ve düzenli bezcikler oluşturur. Bir diğer grupta hücreler yumuşak, sınırları belirgin bir kitle biçiminde toplanır. Kimi tümörlerde ise hücreler meme dokusundan tümüyle farklı bir dokuya benzer görünüm kazanır. Her alt grubun kendi seyri ve kendi izlem gerekleri bulunur.

Bu grupların büyük bölümü, sık görülen tiplere göre daha yavaş ilerler. Yine de her biri ayrı ayrı değerlendirilir ve genelleme yapılmaz. Seyrek tümörlerde tanı çoğu zaman ameliyat sonrası incelemede kesinleşir. İğne ile alınan küçük örnek bazen tüm doku düzenini göstermeye yetmez. Bu nedenle ilk raporla son rapor arasında fark çıkabilir. Hastalarıma bu farkın bir hata anlamına gelmediğini açıklıyorum. Örnek büyüdükçe doku düzeninin daha net görülmesi beklenen bir durumdur. Seyrek alt gruplarda tedavi kararını, tümörün davranışını yansıtan tüm veriler birlikte yönlendirir.

Deri Bulgularıyla Ortaya Çıkan Tür Hangisidir?

Deri bulgularıyla ortaya çıkan tür, memede kitle yerine cilt değişiklikleriyle kendini gösteren gruptur. Bu grupta ilk dikkat çeken bulgu memede yaygın kızarıklık ve şişlik olur. Cildin görünümü portakal kabuğuna benzer biçimde gözenekli hale gelir. Meme ısınır, gerginleşir ve kısa sürede boyut değiştirir. Tablo iltihabi bir hastalığa benzediği için başlangıçta yanlış yorumlanabilir. İltihaba yönelik tedaviye yanıt alınamaması ilk uyarı işareti olur. Bulguların birkaç hafta içinde hızla belirginleşmesi de ayırt edici bir özelliktir. Bu durumda gecikmeden doku örneği alınması gerekir.

Deri bulgusu veren ikinci tablo meme başı ve çevresindeki koyu bölgede görülür. Bu bölgede kabuklanma, pullanma, kaşıntı ve kızarıklık ortaya çıkar. Görünüm basit bir cilt sorununa benzediği için uzun süre gözden kaçabilir. Meme başındaki değişikliklerin kendiliğinden geçmemesi dikkat gerektirir. Her iki tabloda da altta yatan bir tümör bulunabilir. Bu nedenle deri bulguları görüntüleme ile birlikte değerlendirilir. Hastalarıma memedeki cilt değişikliklerini küçümsememelerini öneriyorum. Kitle olmaması, tümör olmadığı anlamına gelmez.

Moleküler Alt Tipler Türlerden Nasıl Ayrılır?

Moleküler alt tipler, hücrelerin yüzeyindeki ve çekirdeğindeki belirteçlere göre belirlenir. Histolojik tip hücrenin nereden çıktığını anlatırken, moleküler alt tip hücrenin neyle beslendiğini ve nasıl çoğaldığını gösterir. İki sınıflandırma birbirinin yerine geçmez, birbirini tamamlar. Aynı histolojik tipe sahip iki tümör, moleküler özellikleri nedeniyle bambaşka davranabilir. Bu yüzden rapor okunurken iki başlık birlikte değerlendirilir. Hormon alıcılarının bulunup bulunmaması ilk ayrımı sağlar. Hücre yüzeyindeki büyüme sinyali taşıyan protein ikinci ayrımı oluşturur. Çoğalma hızını gösteren belirteç ise üçüncü ayrımı tamamlar.

Bu üç başlığın birleşimi tedavi yönünü belirleyen asıl haritayı oluşturur. Hormon alıcısı taşıyan tümörlerde ilaçla baskılama seçeneği gündeme gelir. Büyüme sinyalini taşıyan tümörlerde bu sinyali hedefleyen tedaviler öne çıkar. Her iki özelliği de taşımayan tümörlerde tedavi planı farklı bir yol izler. Bu grupların ayrıntılarını ve rapordaki karşılıklarını moleküler alt tipler sayfasında ele aldım. Hastalarıma alt tip bilgisinin hastalığın ağırlığını değil, tedavi yönünü anlattığını söylüyorum. Bu bakış, rapor okunurken oluşan kaygıyı azaltır.

Tür Ayrımı Tedavi Planını Nasıl Değiştirir?

Tür ayrımı tedavi planını, cerrahi kapsamdan ilaç seçimine kadar birçok noktada değiştirir. Yerinde kalan hastalıkta plan büyük ölçüde bölgesel yaklaşım üzerine kurulur. Yayılıcı hastalıkta ise bölgesel yaklaşımın yanına vücut geneline yönelik tedaviler eklenir. Kanallardan çıkan tümörlerde cerrahi sınırın belirlenmesi genellikle daha kolay olur. Bezciklerden çıkan tümörlerde sınırın belirlenmesi ek görüntüleme gerektirir. Deri bulgusu veren tabloda tedavi sırası baştan farklı kurgulanır. Seyrek alt gruplarda ise plan, tümörün kendi davranışına göre uyarlanır. Bu nedenle iki hastanın planı hiçbir zaman tıpatıp aynı olmaz.

Tür bilgisi aynı zamanda izlem sıklığını da belirler. İki memede birden gelişme eğilimi taşıyan gruplarda görüntüleme aralığı kısaltılır. Hormon alıcısı taşıyan gruplarda uzun süreli ilaç kullanımı planlanır. Yayılım eğilimi yüksek gruplarda ilk yıllardaki izlem daha sıkı tutulur. Tüm bu kararları hastanın yaşı, genel durumu ve beklentileriyle birlikte şekillendiriyorum. Meme dokusunun tümüyle alınmasını gerektiren tabloları mastektomi ameliyatı sayfasında ayrıntılı biçimde anlattım. Tedavi planını farklı uzmanlık alanlarının bir arada değerlendirdiği toplantıda gözden geçiriyorum. Ortak karar, planın her yönüyle sağlam kurulmasını sağlar.

Patoloji Raporunda Tür Bilgisi Nerede Bulunur?

Patoloji raporunda tür bilgisi, tanı başlığının hemen altındaki satırda bulunur. Bu satır raporun en çok okunan bölümü olarak öne çıkar. Bu satırda önce hücrenin kökeni, ardından yayılım durumu belirtilir. Aynı bölümde tümörün büyüklüğü ve derecesi de bildirilir. Raporun devamında cerrahi sınırların durumu ayrı bir başlık altında yazılır. Lenf bezlerine ilişkin bilgi ise kendi bölümünde toplanır. Alıcı durumunu gösteren patoloji incelemesi sonuçları raporun sonuna eklenir. Bazı merkezlerde bu bölüm birkaç gün sonra tamamlayıcı rapor olarak gelir. Bu gecikme, sonucun olumsuz olduğu anlamına gelmez.

Rapor dili çoğu hasta için yabancı kalır ve endişe doğurur. Bu nedenle raporu satır satır birlikte okumayı alışkanlık haline getirdim. Hangi satırın ne anlattığını açıklamak, sürecin kabul edilmesini kolaylaştırır. Raporun tek başına bir karar belgesi olmadığını da belirtiyorum. Karar, rapor ile görüntüleme ve muayene bulgularının birleşiminden doğar. Hastalarımın raporun bir kopyasını saklamasını öneriyorum. İzlem yıllarında bu belge her değerlendirmede yeniden kullanılır. Rapordaki tür bilgisi, sürecin tamamında değişmeden kalan ana başlık olarak durur.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

En sık karşılaşılan meme tümörü hangi gruptur?
Sütü taşıyan kanallardan çıkan ve kanal duvarını aşan tümörler günlük uygulamamda en sık karşıma gelir. Bu grup, meme tümörlerinin büyük bölümünü oluşturur. Sık görülmesi, tanı ve tedavi basamaklarının en çok bilinen grup olmasını da sağlar. İkinci sırada bezciklerden çıkan yayılıcı tümörler yer alır. Diğer gruplar çok daha seyrek olarak saptanır.
İn situ ifadesi raporda ne anlama gelir?
Bu ifade, hücrelerin çıktığı yapının duvarını aşmadığını anlatır. Hücreler kanser özelliği taşır, ancak çevre dokuya geçmemiştir. Duvar sağlam kaldığı için lenf kanallarına ve damarlara erişim bulunmaz. Bu nedenle uzak organ tutulumu beklenmez. Raporda bu ifadeyi gördüğümde hastalarıma sürecin bölgesel bir plan gerektirdiğini anlatıyorum.
Aynı memede birden fazla tümör tipi bulunabilir mi?
Evet, aynı memede iki farklı doku düzeni bir arada bulunabilir. En sık görülen birliktelik, duvarı aşan bir odak ile duvarın içinde kalan bir alanın yan yana durmasıdır. Bazen kanal kaynaklı ve bezcik kaynaklı odaklar birlikte saptanır. Patoloji raporu bu bileşenlerin her birini ayrı ayrı bildirir. Tedavi planını en ağır davranışlı bileşene göre kuruyorum.
Biyopsideki tip ameliyat sonrasında değişebilir mi?
Değişebilir, çünkü iğne ile alınan örnek tümörün yalnızca küçük bir bölümünü gösterir. Ameliyatla çıkarılan dokuda tümörün tamamı incelenir ve doku düzeni daha net görülür. Bu incelemede duvarın aşıldığı bir nokta ortaya çıkabilir. Seyrek alt gruplarda da son tanı ameliyat sonrasında kesinleşir. Bu değişikliği hastalarıma baştan anlatmayı tercih ediyorum.
Tümör tipi ile evre aynı şey midir?
Hayır, bu iki başlık birbirinden tümüyle ayrılır. Tip, hücrenin hangi yapıdan çıktığını ve nasıl bir doku düzeni kurduğunu anlatır. Evre ise hastalığın ne kadar alana yayıldığını gösterir. Aynı tipteki iki tümör birbirinden çok farklı evrelerde bulunabilir. Tedavi planını kurarken iki bilgiyi birlikte değerlendiriyorum.
Hangi grup muayenede daha zor fark edilir?
Bezciklerden çıkan yayılıcı tümörler muayenede en zor fark edilen gruptur. Bu tümörlerin hücreleri tek sıra halinde dizilir ve belirgin bir yumru oluşturmaz. Elle yapılan incelemede yalnızca yaygın bir kalınlaşma hissedilir. Görüntülemede de sınırların seçilmesi güçleşir. Bu nedenle şüphe duyduğum durumlarda ek görüntüleme isteğinde bulunuyorum.
Tümörün derecesi ne anlatır?
Derece, hücrelerin normal meme hücrelerine ne kadar benzediğini gösterir. Benzerlik azaldıkça derece yükselir ve hücrelerin daha hızlı çoğaldığı anlaşılır. Bu bilgi tümörün tipinden bağımsız olarak raporda yer alır. Derece, ek tedavi kararında ağırlık taşıyan başlıklardan biridir. Hastalarıma dereceyi tek başına değil, diğer verilerle birlikte yorumladığımı söylüyorum.
Seyrek görülen gruplar daha mı iyi seyreder?
Seyrek alt grupların büyük bölümü sık görülen tiplere göre daha yavaş ilerler. Yine de bu durum her seyrek tümör için geçerli sayılmaz. Bazı seyrek gruplar daha hızlı davranır ve yakın izlem gerektirir. Bu nedenle genelleme yapmaktan kaçınıyorum. Her tümörün kendi verileriyle değerlendirilmesi gerekir.
Erkeklerde hangi grup daha sık saptanır?
Erkeklerde kanallardan çıkan yayılıcı tümörler belirgin biçimde öne çıkar. Bunun nedeni, erkek meme dokusunda bezcik yapısının çok az gelişmesidir. Bezcik kaynaklı tümörler bu yüzden seyrek görülür. Erkeklerde tümör meme başının hemen arkasında yerleşme eğilimi taşır. Bu bölgedeki sertlikleri her zaman görüntülemeyle değerlendiriyorum.
Genç yaşta görülen tümörlerde tip farklılaşır mı?
Genç yaşta görülen tümörlerde doku tipi çoğu zaman aynı kalır, ancak hücre özellikleri değişir. Bu yaş grubunda hormon alıcısı taşımayan tümörlerin oranı yükselir. Hücrelerin çoğalma hızı da daha yüksek seyreder. Meme dokusunun yoğun olması tanıyı ayrıca zorlaştırır. Bu nedenle genç hastalarımda görüntüleme seçimini ayrı bir dikkatle yapıyorum.
İki memede aynı anda farklı tip görülebilir mi?
Evet, iki memede eş zamanlı olarak farklı doku tipleri saptanabilir. Böyle bir durumda her iki tümör ayrı birer hastalık olarak ele alınır. Her tümörün kendi raporu, kendi derecesi ve kendi alıcı durumu bulunur. Tedavi planı iki tabloyu birlikte karşılayacak biçimde kurulur. Bu tablo seyrek görülse de gözden kaçırılmaması gerekir.
Tümör tipi zaman içinde başka bir tipe döner mi?
Doku tipi genellikle aynı kalır ve kendiliğinden başka bir tipe dönüşmez. Ancak duvarın içinde kalan hastalık, zaman içinde duvarı aşarak yayılıcı gruba geçebilir. Bu geçiş tipin değişmesi değil, davranışın değişmesi anlamına gelir. Hastalık tekrarladığında hücre özellikleri farklılaşabilir. Bu nedenle tekrar durumunda yeni bir doku örneği alınması gerekir.
Hangi grupta ilaç tedavisi öne çıkar?
Hormon alıcısı taşıyan tümörlerde ilaçla baskılama tedavisi planın merkezine yerleşir. Bezciklerden çıkan tümörlerde bu alıcıların bulunma eğilimi yüksek seyreder. Büyüme sinyali taşıyan tümörlerde ise bu sinyali hedefleyen tedaviler öne çıkar. Hiçbir alıcı taşımayan tümörlerde plan başka bir yol izler. Karar her zaman patoloji raporundaki verilere dayanır.
Görüntüleme tek başına tümör tipini söyleyebilir mi?
Hayır, görüntüleme yalnızca şüphe düzeyini belirler. Filmdeki görünüm bazı tipler için yol gösterici olabilir, ancak kesin sonuç vermez. Doku tipini yalnızca mikroskop altındaki inceleme ortaya koyar. Bu nedenle şüpheli her bulguda doku örneği alınması gerekir. Görüntüleme ile doku incelemesini birbirini tamamlayan iki basamak olarak görüyorum.
Tümör tipini öğrenmek ne kadar sürer?
Doku örneği alındıktan sonra temel tip bilgisi birkaç gün içinde bildirilir. Alıcı durumunu gösteren ek boyamalar biraz daha uzun sürebilir. Bu ek inceleme tamamlayıcı bir rapor olarak gelir. Bekleme süresinin uzaması sonucun olumsuz olduğu anlamına gelmez. Hastalarıma bu süreçte beklemenin normal bir basamak olduğunu anlatıyorum.
Rapordaki tip bilgisi izlem sıklığını etkiler mi?
Evet, izlem planını doğrudan biçimlendiren başlıklardan biridir. İki memede birden gelişme eğilimi taşıyan gruplarda görüntüleme aralığı kısaltılır. Yayılım eğilimi yüksek gruplarda ilk yıllardaki kontroller daha sık planlanır. Hormon alıcısı taşıyan gruplarda izlem uzun yıllara yayılır. İzlem takvimini her hasta için ayrı olarak düzenliyorum.