LCIS (Lobüler Karsinoma İn Situ)
Lobüler karsinoma in situ bir tümör değil, izlem gerektiren bir işarettir. Bulgunun anlamını ve takip düzenini örneklerle açıkladım.
Lobüler karsinoma in situ, sütü üreten bezciklerin içinde atipik hücrelerin birikmesiyle ortaya çıkan bir doku değişikliğidir. Adında kanseri çağrıştıran bir sözcük bulunsa da bu tablo bir tümör olarak ele alınmaz. Bulgunun asıl anlamı, ilerleyen yıllarda meme tümörü gelişme olasılığının bir miktar yükseldiğini göstermesidir. Hastalarım raporda bu satırı okuduğunda genellikle büyük bir kaygıya kapılır. Bu sayfada bulgunun ne anlattığını, neden ayrı değerlendirildiğini ve izlemin nasıl kurulduğunu anlatıyorum.
Lobüler Karsinoma İn Situ Ne Demektir?
Lobüler karsinoma in situ, sütü üreten bezciklerin içini dolduran atipik hücreleri tanımlayan bir terimdir. Adlandırmanın ilk bölümü hücrelerin bezcik kökenli olduğunu belirtir. Ortadaki bölüm hücrelerin normalden farklı bir görünüm kazandığını anlatır. Son bölüm ise hücrelerin bulundukları yerde kaldığını gösterir. Bezciği çevreleyen ince tabaka sağlam kaldığı için hücreler dışarı geçemez. Bu nedenle bulgu, yayılma yeteneği taşıyan bir hastalık olarak değerlendirilmez. Terimin içindeki karsinoma sözcüğü tıp dilinden geldiği için yanıltıcı durur. Günlük uygulamamda bu terimin hastalarda yarattığı karışıklığı sık sık gözlemliyorum.
Terimin yanıltıcılığı nedeniyle son yıllarda farklı adlandırmalar da kullanılır. Bazı raporlarda bulgu, bezcik kökenli hücre çoğalması biçiminde bildirilir. Adlandırma değişse de bulgunun anlamı aynı kalır. Hastalarıma önce terimin sözlük karşılığını, sonra klinik karşılığını açıklıyorum. İki karşılığın birbirinden ayrılması kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Bu bulgu tek başına bir tedavi gerekçesi oluşturmaz. Asıl gereken, izlem düzeninin yeniden kurulmasıdır. Bu yaklaşımı her görüşmede yineliyorum. Terimin ağırlığı ile bulgunun ağırlığı arasındaki fark böylece netleşir. Netleşen bir tanım, sonraki kararların daha rahat alınmasını sağlar.
Bulgu Süt Bezciklerinin Neresinde Ortaya Çıkar?
Bulgu, süt bezciklerinin iç boşluğunu döşeyen hücre tabakasında ortaya çıkar. Meme dokusunda her kanalın ucunda üzüm salkımını andıran bezcik kümeleri bulunur. Süt bezcikleri, emzirme döneminde süt üretiminden sorumlu yapıları oluşturur. Bu yapılar hormon değişimlerine belirgin biçimde duyarlı davranır. Adet döngüsü boyunca bezciklerin hacmi ve hücre etkinliği değişir. Yıllar içinde yinelenen bu değişim hücrelerde küçük hatalar bırakabilir. Hatalar biriktiğinde hücreler normal görünümünden uzaklaşır. Uzaklaşan hücreler bezciğin içini doldurarak kümeler oluşturur.
Doldurulan bezcikler mikroskopta şişkin ve dolgun bir görünüm kazanır. Hücreler birbirine gevşek biçimde tutunur ve düzenli sıralar kurmaz. Bu gevşek yapı, bezcik kökenli değişikliklerin ayırt edici özelliği olarak bilinir. Değişiklik memenin tek bir bölgesinde sınırlı kalmayabilir. Çoğu kişide birden çok bezcik kümesinde aynı anda saptanır. Aynı bulgu karşı memede de bulunabilir. Bu yaygın dağılım, bulgunun neden bölgesel bir hastalık sayılmadığını açıklar. Değerlendirmeyi bu nedenle iki memeyi birlikte ele alarak yapıyorum. Tek memeye odaklanan bir izlem, diğer taraftaki değişiklikleri gözden kaçırabilir. Bu ayrıntıyı hastalarıma ilk görüşmede özellikle aktarıyorum.
Bu Tablo Neden Kanser Olarak Değerlendirilmez?
Bu tablo kanser olarak değerlendirilmez ve bunun nedeni hücrelerin bezciği çevreleyen duvarı aşmamasıdır. Hücreler bulundukları boşlukta kalır ve çevredeki destek dokusuna geçmez. Lenf kanallarına ulaşamadıkları için koltuk altındaki bezlere de yerleşemez. Bulgu görüntülemede kendine ait bir iz bırakmaz. Elle yapılan muayenede de bir kitle olarak ele gelmez. Bu özelliklerin tamamı, bulgunun bir hastalıktan çok bir işaret olduğunu gösterir. Bulgu, ileride tümör gelişme olasılığının yükseldiğini haber veren bir risk göstergesi olarak kabul edilir. Bu nedenle plan, tedaviden çok izlem üzerine kurulur. İzlem düzeni, bulgunun gerçek karşılığını en doğru biçimde yansıtan yaklaşım olur. Bu yaklaşımı hastalarımla ilk görüşmede birlikte belirliyorum. Planın gerekçesini paylaşmak, takvimin sürdürülmesini de kolaylaştırır.
Bulgunun haber verdiği risk yalnızca bulunduğu memeyle sınırlı kalmaz. Karşı memede de olasılık benzer biçimde yükselir. İleride gelişecek tümör bezcik kökenli olmak zorunda değildir. Kanal kökenli bir tümör de aynı olasılık içinde yer alır. Meme tümörlerinin tamamının nasıl gruplandığını meme kanseri türleri sayfasında ayrıntılı olarak ele aldım. Hastalarıma bu bulgunun bir başlangıç değil, bir uyarı olduğunu anlatıyorum. Uyarının doğru okunması, izlem düzeninin oturmasını sağlar. Bu bakış süreci çok daha yönetilebilir kılar. Uyarıyı görmezden gelmek ise izlem düzenini bozar. Dengeli bir yaklaşım hem gereksiz girişimi hem de ihmali önler.
Kanal İçi Değişiklikten Hangi Yönleriyle Ayrılır?
Kanal içi değişiklikten ayrılan yönlerin başında, bulgunun öncül bir basamak sayılmaması gelir. Kanal içinde kalan hücre çoğalması, zamanla duvarı aşarak yayılıcı tümöre dönüşebilir. Bezcik içinde kalan değişiklikte ise böyle doğrudan bir ilerleme çizgisi bulunmaz. İkinci fark, bulgunun görüntülemede iz bırakmamasıdır. Kanal içindeki değişiklik kireçlenme odaklarıyla kendini gösterir. Bezcik içindeki değişiklik ise filme hiçbir işaret düşürmez. Üçüncü fark, bulgunun memenin geniş bir alanına dağılmış olmasıdır. Kanal içindeki değişiklik çoğu kez tek bir bölgede toplanır.
Dördüncü fark, cerrahi sınır kavramının burada aynı anlamı taşımamasıdır. Kanal içinde kalan hastalıkta çıkarılan dokunun kenarları titizlikle değerlendirilir. Kenarların nasıl değerlendirildiğini lumpektomi ameliyatı sayfasında ayrıntılı biçimde anlattım. Bezcik içinde kalan değişiklikte ise kenarlardaki bulgu aynı ağırlığı taşımaz. Beşinci fark, izlem planının iki memeyi birlikte kapsamasıdır. Bezcik kökenli yayılıcı tümörlerin ayrıntılarını bezciklerden başlayan yayılıcı tümör sayfasında ayrıca açıkladım. Bu farkları hastalarıma tablo halinde anlatmayı tercih ediyorum. Görsel bir karşılaştırma, iki tablonun karışmasını önler. Anlaşılan bir ayrım, gereksiz kaygının önüne geçer. İki tablonun karıştırılması, gereksiz cerrahi kararlara yol açabilir. Bu yüzden rapordaki terimin tam karşılığını her seferinde doğruluyorum.
Hastalık Hangi Yakınmalara Yol Açar?
Hastalık, hemen hiçbir kişide kendine özgü bir yakınmaya yol açmaz. Memede ağrı, sertlik ya da akıntı bu bulguya bağlanmaz. Elle yapılan muayenede ele gelen bir yumru saptanmaz. Meme başında bir değişiklik de beklenmez. Bu sessizlik, bulgunun tanınmasını güçleştiren temel özelliktir. Kişiler çoğu zaman başka bir nedenle hekime başvurur. Başvuru nedeni genellikle memede hissedilen iyi huylu bir kitledir. Bazı kişilerde ise tarama görüntülemesinde başka bir şüpheli alan saptanır.
Bu nedenlerle alınan doku örneğinde bulgu rastlantı olarak ortaya çıkar. Rapora eklenen bu satır, kişinin beklemediği bir gündem yaratır. Yakınması olmayan bir kişiye izlem gereğini anlatmak özen ister. Hastalarıma bulgunun bir hastalık değil, bir bilgi olduğunu açıklıyorum. Bu bilginin izlem düzenini değiştirdiğini de ekliyorum. Yakınma bulunmaması, izlemin gereksiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, sessiz seyreden tabloda düzenli izlem daha da önem kazanır. Bu dengeyi kurmak görüşmenin en önemli bölümünü oluşturur. Yakınmasız bir kişiye takvim vermek sabır ister. Gerekçesi anlatılan bir takvim ise çok daha kolay sürdürülür.
Tanı Genellikle Nasıl Konulur?
Tanı genellikle başka bir nedenle alınan doku örneğinin incelenmesi sırasında konulur. Görüntülemede saptanan şüpheli bir alandan örnek alınır. Alınan doku mikroskop altında ayrıntılı biçimde incelenir. İnceleme sırasında bezciklerin içini dolduran atipik hücreler dikkat çeker. Hücrelerin birbirine gevşek tutunması tanıyı destekler. Gerekli görülürse hücreler arası bağlantı proteinini gösteren özel boyama uygulanır. Bu boyamanın sonucu, bezcik kökeninin doğrulanmasını sağlar. Aynı boyama kanal kökenli değişikliklerden ayrım yapmayı da kolaylaştırır.
Raporda bulgunun yaygınlığı ve eşlik eden başka değişiklikler de bildirilir. Bulgunun tek başına mı, yoksa başka bir lezyonla birlikte mi bulunduğu belirtilir. Bu ayrıntı sonraki adımı doğrudan belirler. Görüntülemede saptanan bulgu ile patoloji sonucu birbiriyle karşılaştırılır. İkisi arasında uyumsuzluk varsa değerlendirme yeniden yapılır. Uyumsuzluk, örneğin şüpheli alandan alınmadığını düşündürebilir. Bu durumda örnekleme yinelenir ya da bölge cerrahi olarak çıkarılır. Kararı radyoloji değerlendirmesiyle birlikte veriyorum. Raporun bir kopyasını saklamayı hastalarıma ayrıca öneriyorum. İzlem yıllarında bu belge her değerlendirmede yeniden kullanılır.
Klasik Biçim ile Sıra Dışı Biçim Arasındaki Fark
Klasik biçim ile sıra dışı biçim arasındaki fark, hücrelerin çekirdek görünümünden kaynaklanır. Klasik biçimde hücreler küçük, birbirine benzer ve sakin görünümlü kalır. Bu görünüm, bulgunun yalnızca bir işaret olarak yorumlanmasını sağlar. Sıra dışı biçimde ise hücreler daha büyük ve birbirinden farklı görünür. Çekirdekler belirginleşir ve düzensiz bir yapı kazanır. Bazı kişilerde bezciklerin ortasında hücre ölümü de eşlik eder. Bu görünüm, kanal içinde kalan hastalığa yaklaşan bir davranışı düşündürür. Bu nedenle sıra dışı biçim ayrı bir başlık altında ele alınır.
Sıra dışı biçim saptandığında bölgenin cerrahi olarak çıkarılması gündeme gelir. Çıkarılan dokuda başka bir lezyon bulunma olasılığı daha yüksek seyreder. Bu biçimde kireçlenme odakları da görüntülemede saptanabilir. Görüntülemede iz bırakması, klasik biçimden ayrılan bir özellik olur. İzlem planı da bu gruplarda daha sıkı tutulur. Hastalarıma raporda hangi biçimin yazıldığını mutlaka sorgulamalarını öneriyorum. İki biçim aynı terimle adlandırılsa da yaklaşım farklılaşır. Bu ayrımı raporu birlikte okurken netleştiriyorum. Rapordaki tek bir sıfat, izlem sıklığını doğrudan değiştirir. Bu nedenle terimin tamamının okunması gerekir.
Bulgu Saptandığında Cerrahi Gerekir mi?
Bulgu saptandığında cerrahi her kişide gerekmez. Klasik biçimde ve görüntülemeyle uyumlu bir tabloda izlem çoğu kez yeterli olur. Bulgunun kendisi çıkarılmayı gerektiren bir hastalık sayılmaz. Bezciklerin geniş alana dağılması nedeniyle tümünü çıkarmak zaten olanaklı değildir. Bu gerçek, cerrahi kararının neden sınırlı tutulduğunu açıklar. Ancak bazı durumlarda bölgenin çıkarılması gündeme gelir. Sıra dışı biçim saptanması bu durumların başında gelir. İğne ile alınan örnekte bulgu tek başına bulunduğunda da değerlendirme yapılır.
Görüntülemedeki şüphe düzeyi ile patoloji sonucu uyuşmadığında cerrahi tercih edilir. Aynı bölgede başka bir şüpheli lezyon bulunması da kararı değiştirir. Çıkarılan dokuda zaman zaman beklenmeyen bir bulgu ortaya çıkar. Bu olasılık, kararın dikkatle verilmesini gerektirir. Kararı her zaman görüntüleme, patoloji ve muayene bulgularını bir arada değerlendirerek alıyorum. Gereksiz girişimlerden kaçınmayı da aynı ölçüde önemsiyorum. Hastamın beklentisi ve kaygı düzeyi de karara katılır. Ortak değerlendirme, seçimin benimsenmesini kolaylaştırır. Kararın gerekçesini bilen kişi süreci daha rahat taşır. Bu rahatlık izlem yıllarındaki uyumu da güçlendirir.
İzlem Planı Nasıl Kurulur?
İzlem planı, düzenli muayene ve görüntülemenin birlikte yürütülmesiyle kurulur. İlk yıllarda muayene aralıkları daha kısa tutulur. Muayenede her iki meme ve koltuk altı ayrı ayrı değerlendirilir. Görüntüleme ise yıllık olarak planlanır. Meme dokusu yoğun olan kişilerde ek yöntemler plana katılır. İzlem, tek bir yılla sınırlı kalmaz ve uzun yıllara yayılır. Bulgunun haber verdiği olasılık zaman içinde azalmaz. Bu nedenle izlemin sürekliliği en kritik başlık olarak durur.
İzlem planını kişinin yaşına, aile öyküsüne ve meme yapısına göre düzenliyorum. Kişinin kendi memesini tanıması da planın parçası olur. Yeni ortaya çıkan sertlik ve cilt değişikliği zaman geçirmeden bildirilmelidir. Görüntülemelerin aynı yerde yapılması karşılaştırmayı kolaylaştırır. Eski filmlerin saklanması bu karşılaştırma için gereklidir. Kontrol tarihlerini baştan belirlemek aksamaları önler. Hastalarıma izlem takvimini yazılı olarak veriyorum. Yazılı takvim, düzenin sürdürülmesini belirgin biçimde kolaylaştırır. Takvimin aile bireyleriyle paylaşılması da hatırlatmayı kolaylaştırır. Böylece kontroller arasındaki boşluklar kapanır.
Görüntüleme Yöntemleri Nasıl Seçilir?
Görüntüleme yöntemleri, kişinin yaşına ve meme dokusunun yoğunluğuna göre seçilir. Belirli bir yaştan sonra tarama görüntülemesi izlemin temelini oluşturur. Meme dokusu yoğun olan kişilerde ses dalgasıyla yapılan inceleme plana eklenir. Bu inceleme yoğun doku içindeki değişiklikleri ayırt etmeyi kolaylaştırır. Manyetik görüntüleme ise seçilmiş kişilerde kullanılır. Aile öyküsü belirgin olan ve genç yaşta bulgu saptanan kişilerde bu yöntem öne çıkar. Yöntemlerin dönüşümlü olarak planlanması da tercih edilebilir. Böylece iki kontrol arasındaki süre kısalmış olur.
Her yöntemin gösterebildiği ve gösteremediği ayrıntılar bulunur. Tek bir yöntemin tüm soruları yanıtlaması beklenmez. Bu nedenle değerlendirmeyi filmlerin tamamını yan yana koyarak yapıyorum. Görüntülemede saptanan her yeni bulgu ayrıca ele alınır. Şüphe doğuran alanlardan doku örneği alınması gündeme gelir. Gereksiz işlemlerden kaçınmak da aynı ölçüde önem taşır. Bu dengeyi kurmak deneyim gerektirir. Kararı radyoloji değerlendirmesiyle birlikte veriyorum. Yöntem seçimini her yıl yeniden gözden geçiriyorum. Meme dokusu zamanla değiştiği için plan da güncellenir.
Risk Azaltıcı Seçenekler Nelerdir?
Risk azaltıcı seçenekler, ilaçla baskılama ve seçilmiş kişilerde önleyici cerrahi başlıkları altında toplanır. İlaçla baskılama, hormonun meme dokusu üzerindeki etkisini azaltmayı amaçlar. Bu tedavi belirli bir süre boyunca düzenli olarak sürdürülür. Baskılamanın nasıl yürütüldüğünü ve nelere dikkat edildiğini hormon tedavisi sayfasında ele aldım. Tedavinin uygunluğu kişinin yaşına ve genel sağlık durumuna göre değerlendirilir. Kemik sağlığı, damar yapısı ve rahim dokusu bu değerlendirmeye katılır. Tedavi süresince düzenli kontroller planlanır. Herkese uygun bir seçenek olmadığı için karar kişiye özel verilir. Bu konuyu hastalarımla ayrıntılı biçimde konuşuyorum.
İkinci başlık, çok yüksek olasılık taşıyan kişilerde gündeme gelen önleyici cerrahidir. Bu seçenek, kalıtsal yatkınlık saptanan ve aile öyküsü ağır olan kişilerde düşünülür. Yalnızca bu bulguya dayanarak önerilen bir yol değildir. Önleyici cerrahinin kapsamını ve karar basamaklarını riski yüksek kişilerde önleyici cerrahi sayfasında ayrıca ele aldım. Üçüncü başlık, yaşam düzenine yönelik düzenlemelerden oluşur. Bu düzenlemeler her kişide önerilir ve sürdürülmesi beklenir. Seçenekleri sıralarken hastamın beklentisini de dinliyorum. Ortak karar, uzun süreli uyumu güçlendirir. Seçeneklerin tamamını bilmek, kişinin kendini sürecin dışında hissetmesini önler. Bu nedenle her başlığı ayrı ayrı anlatmaya özen gösteriyorum.
Tanı Sonrası Günlük Yaşam Nasıl Düzenlenir?
Tanı sonrası günlük yaşam, izlem takvimi çevresinde düzenlenir. Kişinin çalışma düzeninde ve sosyal yaşamında bir kısıtlama gerekmez. Spor, seyahat ve günlük etkinlikler eskisi gibi sürdürülür. Bu bulgu nedeniyle beslenmede özel bir yasak uygulanmaz. Yine de dengeli beslenme ve uygun kilo aralığının korunması önerilir. Düzenli hareket, hormon dengesi üzerinde olumlu etki bırakır. Sigara kullanımının bırakılması her hastama önerdiğim adımların başında gelir. Alkol tüketiminin sınırlanması da izlem sürecinde konuşulur.
Kişinin kendi memesini düzenli olarak tanıması alışkanlık haline getirilmelidir. Yeni bir sertlik ya da cilt değişikliği fark edildiğinde beklenmemelidir. Ruhsal yük de bu süreçte gözden kaçırılmamalıdır. Sürekli kaygı ile yaşamak, izlem düzenini bozabilir. Gerektiğinde destek almak sürecin sağlıklı yürümesini kolaylaştırır. Aile bireylerinin bilgilendirilmesi de yükü paylaştırır. Hastalarıma sorularını biriktirip görüşmeye getirmelerini öneriyorum. Düzenli izlem ve sakin bir bakış, bu süreci yönetilebilir kılar. Sorular biriktiğinde görüşme çok daha verimli geçer. Yazılı bir liste, unutulan başlıkların da konuşulmasını sağlar. Görüşme sonunda planı kısaca özetlemeyi alışkanlık haline getirdim. Bu özet, evde oluşan yeni soruların önüne geçer.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular