Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

DCIS (Kanal İçi Karsinom)

Kanal içi karsinom (DCIS) neden yerinde kalan hastalık sayılır, taramada nasıl yakalanır? Süreci basamak basamak yazdım.

Kanal içi karsinom, meme kanserinin en erken biçimi olarak tanımlanır ve hücrelerin süt kanalının içinde sınırlı kaldığı durumu anlatır. Bu tabloda hücreler kanser özelliği kazanmıştır, ancak kanalı saran ince tabakayı henüz aşmamıştır. Tanı çoğu kez tarama görüntülemesinde saptanan küçük izler sayesinde konulur. Hastalarım bu tanıyı duyduğunda kanser sözcüğü ile yerinde kalma ifadesini bir arada anlamlandırmakta zorlanır. Bu sayfada hastalığın nasıl başladığını, hangi yolla saptandığını ve tanı sonrasında sürecin nasıl ilerlediğini anlatıyorum.

Kanal İçi Karsinom Ne Anlama Gelir?

Kanal içi karsinom, sütü meme başına ileten kanalların iç yüzeyindeki hücrelerin denetimsiz çoğalmasını tanımlar. Adlandırmanın ilk bölümü hücrelerin kanal kökenli olduğunu belirtir. İkinci bölümü ise hücrelerin bulunduğu yerde kaldığını, kanal duvarını aşmadığını gösterir. Kanalı çevreleyen ince tabaka sağlam kaldığı sürece hücrelerin dışarı geçme yolu bulunmaz. Bu nedenle hastalık, evre sıralamasının en başında yer alır. Hücreler mikroskop altında kanser hücrelerine özgü tüm özellikleri gösterir. Bu yüzden tanı, iyi huylu bir değişiklik olarak değerlendirilmez. Buna karşın hastalığın davranışı yayılıcı tümörlerden belirgin biçimde ayrılır.

Hastalarıma bu ayrımı anlatırken kapalı bir borunun içinde biriken suyu örnek veriyorum. Su borunun içinde kaldığı sürece çevreye zarar vermez. Boru delindiğinde ise durum tümüyle değişir. Aynı mantıkla, hücreler kanalın içinde kaldığı sürece uzak bölgelere ulaşamaz. Bu bilgi, tanı sonrası oluşan kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Yine de hastalığın kendi haline bırakılması doğru bir yaklaşım sayılmaz. Zaman içinde duvarın aşılma olasılığı bulunduğu için tedavi planlanır. Bu dengeyi hastalarıma açık biçimde aktarmayı önemsiyorum. Tanının adı ürkütücü dursa da hastalığın seyri sakin ilerler. Bu gerçeği bilmek, karar sürecinin daha rahat yürümesini sağlar.

Hastalık Süt Kanalının Neresinde Başlar?

Hastalık, süt kanalının iç yüzeyini döşeyen tek sıra hücre tabakasından başlar. Meme dokusunda onlarca kanal, meme başına doğru ağaç dalları gibi uzanır. Her kanalın ucunda süt üreten bezcik kümeleri bulunur. Süt kanalı ile bezcik arasındaki geçiş bölgesi, hücre değişikliklerinin en sık başladığı alan olarak bilinir. Bu bölgedeki hücreler hormon değişimlerine daha duyarlı davranır. Duyarlılık arttıkça bölünme hızı yükselir ve hata olasılığı doğar. Bölünmeyi denetleyen genlerde hasar biriktiğinde hücreler düzenini yitirir. Düzenini yitiren hücreler kanalın içini doldurmaya başlar.

Kanalın içi dolduğunda ortadaki hücreler yeterince beslenemez. Beslenemeyen hücreler ölür ve geride kalsiyum birikimi bırakır. Bu birikim, görüntülemede saptanan küçük beyaz noktaların kaynağını oluşturur. Hücrelerin çoğalması kanal boyunca uzanarak ilerler. Bu nedenle hastalık dallanan bir ağ biçiminde geniş bir alana yayılabilir. Yayılım alanının genişliği kişiden kişiye büyük fark gösterir. Bazı kişilerde tek bir kanal bölümü tutulur. Başka kişilerde ise memenin bir çeyreğine yakın bölümü etkilenir. Tutulan alanın genişliği, tanı sırasında ayrıntılı olarak belirlenir. Bu belirleme sonraki tüm basamakların dayanağını oluşturur. Alanın ölçülmesi yalnızca görüntülemeyle sınırlı kalmaz. Ameliyat sonrası inceleme gerçek genişliği ortaya koyar. Memenin büyük bölümünü tutan hastalıkta gündeme gelen mastektomi ameliyatı kararını ayrı bir sayfada anlattım.

Yerinde Kalan Hastalık Neden Ayrı Değerlendirilir?

Yerinde kalan hastalık, yayılma yeteneği taşımadığı için ayrı bir başlık altında değerlendirilir. Hücreler kanalın dışına çıkmadığı sürece lenf kanallarına ulaşamaz. Lenf kanallarına ulaşamayan hücreler koltuk altındaki bezlere de yerleşemez. Aynı gerekçeyle kan dolaşımına karışma olasılığı da doğmaz. Bu özellikler hastalığın izlem planını kökten değiştirir. Yayılıcı tümörlerde uygulanan geniş değerlendirme basamakları burada gerekmez. Meme dışındaki organlara yönelik incelemeler çoğu kez planlanmaz. Bu farkın anlaşılması, sürecin daha sakin geçmesini sağlar.

Yerinde kalan grubun ikinci üyesi bezciklerin içinde kalan hücre değişikliğidir. İki tablo adlandırma bakımından benzese de anlam bakımından ayrılır. Kanal içindeki değişiklik gerçek bir öncül lezyon olarak kabul edilir. Bezcik içindeki değişiklik ise daha çok bir risk göstergesi sayılır. Meme tümörlerinin tamamının nasıl gruplandığını meme kanseri türleri sayfasında ayrıntılı biçimde ele aldım. Hastalarıma bu iki tablonun karıştırılmaması gerektiğini özellikle hatırlatıyorum. Rapordaki tek bir sözcük, izlem planının yönünü değiştirir. Bu nedenle raporu birlikte okumaya özen gösteriyorum. Anlaşılmayan bir terim kaldığında süreç gereksiz yere ağırlaşır. Açık bir anlatım, hastamın kendi kararına katılmasını kolaylaştırır.

Kanal İçi Karsinom Hangi Bulgularla Fark Edilir?

Kanal içi karsinom, çoğu kişide hiçbir yakınmaya yol açmadan seyreder. Elle yapılan muayenede sert bir kitle genellikle ele gelmez. Bu sessiz seyir, tanının tarama görüntülemesine bağlı kalmasına yol açar. Az sayıda kişide meme başından gelen kanlı ya da berrak akıntı ilk bulgu olur. Bazı kişilerde meme başı çevresinde kabuklanma ve kızarıklık ortaya çıkar. Seyrek olarak elle hissedilen yumuşak bir dolgunluk fark edilir. Bulguların hepsi iyi huylu meme değişikliklerinde de görülebilir. Bu nedenle bulgunun kendisi tek başına tanı koydurmaz.

Hastalarıma düzenli tarama alışkanlığının önemini bu noktada anlatıyorum. Yakınma beklendiğinde hastalık çoğu zaman ilerlemiş olur. Tarama görüntülemesi ise henüz sessiz dönemdeki değişiklikleri yakalayabilir. Meme başında yeni başlayan ve geçmeyen değişiklikler dikkat gerektirir. Tek taraflı ve kendiliğinden gelen akıntı da değerlendirilmelidir. Muayenede belirgin bulgu olmaması, görüntülemeden vazgeçmeyi gerektirmez. Bu yaklaşımı her muayenede hastalarıma yineliyorum. Erken dönemde yakalanan hastalıkta seçenek sayısı belirgin biçimde artar. Tarama düzenini aksatmamak bu nedenle büyük önem taşır. Aralık uzadığında sessiz değişiklikler gözden kaçabilir.

Görüntülemede Hangi İzler Dikkat Çeker?

Görüntülemede dikkat çeken izler, çoğunlukla küçük ve kümelenmiş kalsiyum birikimleridir. Bu birikimler filmde ince beyaz noktalar biçiminde belirir. Noktaların tek başına bulunması çoğu kez önemsiz kabul edilir. Asıl dikkat çeken durum, noktaların bir hat boyunca dizilmesidir. Dizilim kanalın gidişini izlediğinde şüphe düzeyi belirgin biçimde yükselir. Noktaların biçimi de değerlendirmede ağırlık taşır. Düzensiz kenarlı ve birbirinden farklı büyüklükteki noktalar daha uyarıcı kabul edilir. Bazı kişilerde görüntülemede yumuşak doku yoğunluğu da eşlik eder.

Ultrason incelemesi bu hastalıkta her zaman yol gösterici olmaz. Kanal içinde kalan değişiklikler ses dalgalarıyla çoğu kez seçilemez. Buna karşın kanal genişlemesi ve kanal içi dolgunluk saptanabilir. Manyetik görüntüleme yayılım alanını göstermekte daha başarılı sonuç verir. Bu inceleme özellikle geniş alana yayılan hastalıkta planlamayı kolaylaştırır. Görüntüleme yöntemlerini birbirinin yerine değil, birbirini tamamlayacak biçimde kullanıyorum. Her yöntemin gösterebildiği ve gösteremediği ayrıntılar bulunur. Bu nedenle değerlendirmeyi tüm filmleri yan yana koyarak yapıyorum. Eski filmlerin saklanması bu karşılaştırmayı olanaklı kılar. Hastalarıma görüntülerini düzenli biçimde saklamalarını öneriyorum.

Kireçlenme Odakları Nasıl Yorumlanır?

Kireçlenme odakları, biçimlerine ve dizilimlerine göre ayrıntılı bir sıralama içinde yorumlanır. Yuvarlak, eşit büyüklükte ve dağınık duran odaklar genellikle iyi huylu kabul edilir. Bu tür odaklar yaşlanan meme dokusunda sık görülür. Ancak ince çizgisel, dallanan ya da toz benzeri odaklar farklı değerlendirilir. Odakların bir kanal hattı boyunca sıralanması şüpheyi artırır. Küçük bir alanda yoğunlaşan çok sayıda odak da dikkat gerektirir. Önceki filmlerle karşılaştırma bu değerlendirmenin ayrılmaz parçasıdır. Yeni ortaya çıkan odaklar, uzun süredir var olanlardan farklı yorumlanır.

Memedeki kalsiyum birikimlerinin hangi durumlarda önem taşıdığını memede kireçlenme başlığı altında ayrıca açıkladım. Şüpheli görünen odaklardan görüntüleme eşliğinde doku örneği alınır. Örnekleme sırasında odakların gerçekten alındığı kontrol edilir. Alınan örnekte kalsiyum görülmezse işlem yeniden değerlendirilir. Bu ayrıntı, tanının atlanmaması açısından büyük önem taşır. Hastalarıma kireçlenme sözcüğünün kendi başına korkutucu olmadığını anlatıyorum. Önemli olan, odakların hangi özellikleri gösterdiğidir. Değerlendirmeyi her zaman filmin bütünü üzerinden yapıyorum. Tek bir odağa bakarak verilen kararlar yanıltıcı olabilir. Bölgenin çevresindeki doku da aynı dikkatle incelenir.

Tanı Hangi Basamaklardan Sonra Kesinleşir?

Tanı, basamak basamak ilerleyen bir değerlendirme sonunda kesinleşir. İlk basamakta tarama görüntülemesinde şüpheli bir bulgu saptanır. İkinci basamakta bu bölge büyütülmüş görüntülerle yeniden incelenir. Büyütülmüş görüntüler odakların biçimini daha net ortaya koyar. Şüphe sürerse üçüncü basamakta doku örneği alınır. Örnek, görüntüleme eşliğinde ve şüpheli alandan hedeflenerek toplanır. Dördüncü basamakta alınan doku mikroskop altında incelenir. İnceleme sırasında kanal duvarının bütünlüğü tek tek değerlendirilir.

Duvarın hiçbir noktada aşılmadığı görülürse tanı yerinde kalan hastalık olarak konulur. Duvarın aşıldığı bir alan saptanırsa tanı yayılıcı gruba geçer. Bu nedenle örneğin yeterli miktarda alınması büyük önem taşır. İğne ile alınan küçük örnek bazen tüm alanı yansıtmaz. Ameliyatla çıkarılan dokuda tabloda değişiklik ortaya çıkabilir. Bu olasılığı hastalarıma baştan anlatmayı tercih ediyorum. Beklenmedik bir sonuç, sürecin kötü gittiği anlamına gelmez. İncelenen doku büyüdükçe tablonun netleşmesi doğal karşılanır. Bu nedenle son sözü ameliyat sonrası inceleme söyler. Plan da bu son rapora göre gözden geçirilir.

Patoloji Raporunda Hangi Başlıklar Yer Alır?

Patoloji raporunda yer alan başlıklar, hastalığın davranışını anlatan verilerden oluşur. Raporun ilk satırında tanının adı ve hücre kökeni bildirilir. İkinci satırda hücrelerin çekirdek özelliklerine göre belirlenen derece yazılır. Ardından kanalların ortasında hücre ölümü bulunup bulunmadığı belirtilir. Bu bulgu, hastalığın daha hızlı ilerleyen bir biçimini işaret eder. Raporun devamında hastalığın kapladığı alanın genişliği bildirilir. Cerrahi sonrası incelemede çıkarılan dokunun kenarları ayrıca değerlendirilir. Kenarlarda hastalık bulunup bulunmadığı, sonraki basamağı doğrudan belirler.

Raporun son bölümünde hücrelerin hormon alıcısı taşıyıp taşımadığı bildirilir. Bu bilgi, koruyucu ilaç tedavisinin gündeme gelip gelmeyeceğini gösterir. Bazı merkezlerde bu bölüm birkaç gün sonra tamamlayıcı rapor olarak ulaşır. Gecikme, sonucun olumsuz olduğu anlamına gelmez. Raporun dili hastalar için çoğu zaman yabancı kalır. Bu nedenle her satırın karşılığını birlikte okumayı alışkanlık haline getirdim. Anlaşılmayan bir satırın soru olarak kalması süreci zorlaştırır. Raporun bir kopyasını saklamayı da hastalarıma öneriyorum. İzlem yıllarında bu belge her değerlendirmede yeniden kullanılır. Eski rapor, yeni bulguların yorumlanmasını kolaylaştırır.

Derece Bilgisi Süreci Nasıl Etkiler?

Derece bilgisi, hücrelerin normal meme hücrelerine ne kadar benzediğini göstererek süreci etkiler. Benzerlik yüksek olduğunda derece düşük olarak bildirilir. Düşük dereceli hastalıkta hücreler daha yavaş çoğalır. Benzerlik azaldıkça derece yükselir ve hücrelerin davranışı hareketlenir. Yüksek dereceli hastalıkta kanalların ortasında hücre ölümü daha sık görülür. Bu bulgu, hastalığın duvarı aşma eğiliminin arttığını düşündürür. Derece bilgisi bu nedenle tedavi kapsamını belirleyen başlıklardan biri olur. Aynı büyüklükteki iki hastalık, derece farkı nedeniyle farklı planlanır.

Derecenin yanı sıra hastalığın kapladığı alan da değerlendirilir. Geniş alana yayılan hastalıkta cerrahi planın kapsamı genişler. Dar alanda toplanan hastalıkta ise daha sınırlı bir yaklaşım yeterli olur. Hücrelerin hormon alıcısı taşıması ek seçenekler doğurur. Tüm bu veriler tek bir tabloda yan yana getirilir. Kararı bu tablonun tamamına bakarak veriyorum. Tek bir satıra dayanan kararların yanıltıcı olabileceğini hastalarıma anlatıyorum. Bütünsel değerlendirme, planın sağlam kurulmasını sağlar. Aynı rapor farklı gözlerle okunduğunda ayrıntılar daha net belirir. Bu yüzden değerlendirmeyi ortak toplantıda gözden geçiriyorum.

Hastalık Yayılıcı Tümöre Dönüşür mü?

Hastalık, tedavi edilmediğinde zaman içinde yayılıcı tümöre dönüşebilir. Bu dönüşüm her kişide ve her zaman gerçekleşmez. Bazı kişilerde hücreler yıllarca kanalın içinde hareketsiz kalır. Başka kişilerde ise duvar görece kısa sürede aşılır. Dönüşümün hangi durumda gerçekleşeceğini önceden kestirmek bugün için güçtür. Yüksek dereceli hastalıkta dönüşüm eğiliminin arttığı bilinir. Geniş alana yayılan hastalıkta da izlem daha dikkatli sürdürülür. Bu belirsizlik, tedavinin planlanma gerekçesini oluşturur.

Hastalarım bu noktada çoğu zaman bekleyip göremez miyiz sorusunu sorar. Bu soruya, belirsizliğin kabul edilebilir sınırları aştığını anlatarak yanıt veriyorum. Duvarın aşıldığı an bir belirti vermez ve fark edilmez. Dönüşüm gerçekleştiğinde hastalık farklı bir başlık altına geçer. Bu geçişten sonra izlenecek yol belirgin biçimde genişler. Bu nedenle erken dönemde ele alınan hastalıkta seçenek sayısı daha fazla olur. Kararı hastamla birlikte, tüm verileri paylaşarak alıyorum. Ortak karar, sürecin benimsenmesini kolaylaştırır. Hastamın soruları bittiğinde plan gerçekten paylaşılmış olur. Bu paylaşım, izlem yıllarındaki uyumu da güçlendirir.

Tedavi Kararı Hangi Ölçütlere Göre Verilir?

Tedavi kararı, hastalığın kapladığı alana, derecesine ve kişinin kendi tercihlerine göre verilir. İlk ölçüt, hastalığın meme içinde ne kadar alana yayıldığıdır. Dar alanda toplanan hastalıkta meme dokusunun korunduğu yaklaşım öne çıkar. Geniş alana yayılan ya da birden çok odakta bulunan hastalıkta plan değişir. İkinci ölçüt, hücrelerin derecesi ve davranış eğilimidir. Üçüncü ölçüt, hormon alıcısı durumudur. Dördüncü ölçüt ise kişinin yaşı, aile öyküsü ve beklentileridir. Tüm bu başlıkları birlikte değerlendirerek plan oluşturuyorum.

Meme dokusunun korunduğu yaklaşımın ayrıntılarını meme koruyucu cerrahi sayfasında ayrı ayrı açıkladım. Cerrahi sonrasında ışın tedavisinin gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilir. Bu kararın hangi ölçütlere dayandığını meme kanserinde ışın tedavisi sayfasında ele aldım. Hormon alıcısı taşıyan hastalıkta koruyucu ilaç tedavisi gündeme gelir. Bu tedavilerin tamamı farklı uzmanlık alanlarının ortak toplantısında ele alınır. Ortak karar, planın her yönüyle gözden geçirilmesini sağlar. Hastamın sürece katılmasını her aşamada önemsiyorum. Kararın gerekçesini anlamak, uyumu belirgin biçimde artırır. Planı yazılı olarak da paylaşmayı alışkanlık haline getirdim. Yazılı plan, evde oluşan soruların önüne geçer. Aile bireylerinin süreci anlaması da bu yolla kolaylaşır.

Tanı Sonrası İzlem Nasıl Sürdürülür?

Tanı sonrası izlem, düzenli muayene ve görüntüleme ile sürdürülür. İlk yıllarda kontroller daha sık aralıklarla planlanır. Muayenede her iki meme ve koltuk altı birlikte değerlendirilir. Görüntüleme ise genellikle yıllık olarak yinelenir. Meme dokusu yoğun olan kişilerde ek yöntemler plana katılır. Ameliyat geçirilen bölgede oluşan doku değişiklikleri ayrıca izlenir. Bu değişikliklerin hastalık tekrarından ayrılması deneyim gerektirir. Bu nedenle filmlerin aynı yerde değerlendirilmesini öneriyorum.

İzlem yalnızca görüntülemeden ibaret sayılmaz. Kişinin kendi memesini tanıması da sürecin parçası olur. Yeni ortaya çıkan sertlik, akıntı ya da cilt değişikliği bildirilmelidir. Koruyucu ilaç kullanan kişilerde ilacın etkileri düzenli olarak gözden geçirilir. Kemik sağlığı ve genel değerlendirme de plana eklenir. Yaşam düzeninde dengeli beslenme ve düzenli hareket önerilir. Sigara kullanımının bırakılması her hastama önerdiğim başlıklardan biridir. İzlem takvimini kişiye göre düzenleyerek sürdürüyorum. Kontrol tarihlerinin baştan belirlenmesi aksamayı önler. Düzenli izlem, sürecin en değerli parçası olarak durur. Kontrolleri aksatan kişilerde yeni bulgular geç fark edilir. Bu nedenle randevu düzenini her görüşmede birlikte gözden geçiriyorum.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Bu tanı gerçek bir kanser sayılır mı?
Hücreler mikroskop altında kanser hücrelerine özgü tüm özellikleri gösterir, bu nedenle tanı kanser başlığı altında değerlendirilir. Ancak hücreler bulundukları kanalın dışına çıkmadığı için davranışları yayılıcı tümörlerden ayrılır. Bu ayrım, izlenecek yolu belirgin biçimde değiştirir. Hastalarıma tanının ciddiye alınması gerektiğini, ancak paniğe yol açmaması gerektiğini anlatıyorum. İki uç arasında dengeli bir bakış sürecin en sağlıklı biçimde yürümesini sağlar.
Hücreler koltuk altı lenf bezlerine ulaşabilir mi?
Hücreler kanal duvarını aşmadığı sürece lenf kanallarına erişemez. Erişim olmadığı için koltuk altındaki bezlere yerleşme olasılığı da doğmaz. Bu nedenle bu tanıda lenf bezlerine yönelik geniş girişimler çoğu kez gerekmez. Yine de geniş alana yayılan hastalıkta bekçi bez değerlendirmesi gündeme gelebilir. Kararı hastalığın kapladığı alana bakarak veriyorum.
Memede kireçlenme görülmesi her zaman bu tanıyı gösterir mi?
Hayır, memedeki kalsiyum birikimlerinin büyük bölümü iyi huylu değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkar. Yuvarlak, eşit büyüklükte ve dağınık duran birikimler genellikle önemsiz kabul edilir. Şüphe doğuran durum, birikimlerin bir kanal hattı boyunca dizilmesidir. Biçimi düzensiz ve boyutu değişken odaklar da ayrıca değerlendirilir. Bu ayrımı filmin bütününe bakarak yapıyorum.
Bu hastalık elle muayenede anlaşılabilir mi?
Çoğu kişide elle yapılan muayenede hiçbir bulgu saptanmaz. Hücreler kanalın içinde kaldığı için sert bir kitle oluşturmaz. Az sayıda kişide meme başı akıntısı ya da meme başı çevresinde cilt değişikliği fark edilir. Bu nedenle muayenenin görüntüleme ile birlikte yürütülmesi gerekir. Muayenede bulgu bulunmaması, görüntülemeden vazgeçmeyi haklı çıkarmaz.
Tanı konulmadan önce kaç kez görüntüleme gerekir?
Tarama görüntülemesinde şüphe doğduğunda bölge büyütülmüş görüntülerle yeniden incelenir. Bu ek görüntüler odakların biçimini ve dizilimini daha net ortaya koyar. Gerekli görülürse ultrason ve manyetik görüntüleme de plana eklenir. Görüntüleme sayısı kişiden kişiye değişir. Amaç, doku örneği alınacak alanı en doğru biçimde belirlemektir.
İğne ile alınan örnek yeterli olur mu?
İğne ile alınan örnek tanının konulması için çoğu durumda yeterli olur. Ancak bu örnek hastalığın tamamını yansıtmayabilir. Ameliyatla çıkarılan dokuda duvarın aşıldığı bir alan ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda tanı yayılıcı gruba geçer ve plan yeniden düzenlenir. Bu olasılığı hastalarıma baştan açıklamayı tercih ediyorum.
Aynı memenin başka bölgesinde de bulunabilir mi?
Evet, hastalık kanal boyunca ilerlediği için memenin geniş bir bölümünü kapsayabilir. Bazı kişilerde birbirinden ayrı odaklar halinde de saptanır. Bu durum cerrahi planın kapsamını doğrudan etkiler. Yayılım alanını göstermek için ek görüntüleme yöntemlerinden yararlanırım. Alanın doğru belirlenmesi, sonraki basamakların güvenli ilerlemesini sağlar.
Karşı memede de görülme olasılığı artar mı?
Bu tanıdan sonra karşı memede yeni bir hastalık gelişme olasılığı bir miktar yükselir. Bu nedenle izlem her iki memeyi birlikte kapsar. Muayenede ve görüntülemede iki taraf ayrı ayrı değerlendirilir. Aile öyküsü bulunan kişilerde izlem daha sık planlanır. Takvimi kişiye göre düzenleyerek sürdürüyorum.
Hormon alıcısı bilgisi bu tanıda da araştırılır mı?
Evet, hücrelerin hormon alıcısı taşıyıp taşımadığı bu tanıda da incelenir. Bu bilgi, koruyucu ilaç tedavisinin gündeme gelip gelmeyeceğini belirler. Alıcı taşıyan hastalıkta uzun süreli baskılama tedavisi düşünülür. Alıcı taşımayan hastalıkta plan farklı bir yol izler. Sonucu her zaman raporun tamamıyla birlikte değerlendiriyorum.
Tanıdan sonra gebelik planlanabilir mi?
Tedavi tamamlandıktan sonra gebelik çoğu kişide planlanabilir. Zamanlamayı, uygulanan tedavilere ve kişinin yaşına göre birlikte belirliyoruz. Koruyucu ilaç kullanımı sürüyorsa planlama bu duruma göre düzenlenir. Gebelik öncesinde meme değerlendirmesinin tamamlanması gerekir. Kararı kişinin kendi beklentilerini de göz önüne alarak veriyorum.
Emzirme dönemi bu tanıdan etkilenir mi?
Tedavi görmüş memede süt üretimi azalabilir ya da tümüyle durabilir. Diğer memede emzirme genellikle sürdürülebilir. Işın tedavisi uygulanan memede kanal yapısı değiştiği için üretim kısıtlanır. Emzirme isteği bulunan kişilerde bu konuyu tedavi öncesinde konuşuyorum. Beklentinin baştan bilinmesi planı kolaylaştırır.
Aile öyküsü bulunan kişilerde seyir farklı mıdır?
Aile öyküsü, hastalığın kendi seyrini doğrudan değiştirmez. Ancak yeni bir hastalık gelişme olasılığını yükselttiği için izlem planı sıkılaştırılır. Bu kişilerde görüntüleme aralığı kısaltılır ve ek yöntemler plana katılır. Gerekli görülürse kalıtsal yatkınlık incelemesi gündeme gelir. Değerlendirmeyi aile ağacının tamamına bakarak yapıyorum.
Tanı sonrası genetik inceleme gerekir mi?
Genetik inceleme her kişide gerekmez. Erken yaşta tanı konulan, ailesinde birden çok kişide meme ya da yumurtalık hastalığı bulunan kişilerde bu inceleme düşünülür. İki memede birden hastalık saptanan kişilerde de değerlendirme yapılır. İnceleme öncesinde ayrıntılı bir görüşme planlanır. Kararı kişinin öyküsüne göre veriyorum.
Hastalık tekrarlarsa aynı biçimde mi ortaya çıkar?
Tekrarlayan hastalık bazen aynı biçimde, bazen yayılıcı tümör olarak ortaya çıkar. Bu nedenle izlem sürecinde saptanan her yeni bulgudan doku örneği alınır. Tekrarın biçimi tedavi planını yeniden belirler. Ameliyat bölgesindeki doku değişikliklerinin tekrardan ayrılması deneyim gerektirir. Filmlerin aynı yerde değerlendirilmesini bu nedenle öneriyorum.
İzlem görüntülemeleri ne sıklıkla yapılır?
İlk yıllarda muayene daha sık aralıklarla planlanır. Görüntüleme genellikle yılda bir kez yinelenir. Meme dokusu yoğun olan kişilerde ek yöntemler plana katılır. Koruyucu ilaç kullanan kişilerde ilacın etkileri de düzenli olarak gözden geçirilir. Takvimi her hasta için ayrı olarak belirliyorum.
Yaşam düzeninde hangi değişiklikler önerilir?
Dengeli beslenme, düzenli hareket ve uygun kilo aralığının korunması öncelikli başlıklar olarak öne çıkar. Sigara kullanımının bırakılması her hastama önerdiğim bir adımdır. Alkol tüketiminin sınırlanması da izlem sürecinde değerlendirilir. Uyku düzeninin oturtulması genel toparlanmayı destekler. Bu önerileri kişinin günlük yaşamına uyacak biçimde düzenliyorum.
Bu tanı ile yayılıcı hastalık arasındaki temel fark nedir?
Temel fark, hücrelerin bulunduğu yapının duvarını aşıp aşmadığıdır. Duvar sağlam kaldığında hücreler çevre dokuya, lenf kanallarına ve damarlara ulaşamaz. Duvar aşıldığında ise hastalık farklı bir başlık altına geçer ve değerlendirme genişler. Bu ayrım yalnızca mikroskop altındaki inceleme ile ortaya konulur. Raporda bu satırı hastalarımla birlikte okuyorum.