Paratiroid Hastalıkları
Paratiroid hastalıkları hangi gruplara ayrılır, nasıl tanınır ve ne zaman cerrahi gündeme gelir? Ana başlıkları tek sayfada topladım.
Paratiroid hastalıkları, boyunda tiroid bezinin arkasına yerleşmiş küçük bezlerin fazla ya da az çalışmasıyla ortaya çıkan tabloları kapsar. Bu bezler kandaki kalsiyumun dar bir aralıkta tutulmasını sağlar. Salgının artması ya da azalması kemikten böbreğe kadar geniş bir alanda etkisini gösterir. Yakınmalar çoğu zaman silik olduğu için tanı gecikebilir. Bu sayfada hastalık gruplarını ana hatlarıyla tanıtıyorum ve her başlığın ayrıntısını kendi sayfasına bırakıyorum.
Paratiroid Bezleri Hangi Görevi Üstlenir?
Paratiroid bezleri, kandaki kalsiyumun sabit bir aralıkta tutulması görevini üstlenir. Bezler çoğu kişide tiroid bezinin arka yüzüne yerleşir. Boyutları mercimek tanesi kadar küçük kalır. Küçük olmalarına karşılık salgıladıkları hormon güçlü etki gösterir. Bu hormon kemik, böbrek ve bağırsak üzerinde aynı anda çalışır. Kanda kalsiyum düştüğünde salgı hızla yükselir. Kalsiyum yükseldiğinde ise salgı kendiliğinden azalır. Bu geri bildirim düzeni günün her saatinde işler. Parathormon adı verilen salgı, kemikten kana kalsiyum geçişini hızlandırır. Aynı hormon böbrekte kalsiyumun geri emilimini artırır.
Hormon ayrıca D vitamininin etkin biçime dönüşmesini uyarır. Etkin biçim arttıkça bağırsaktan emilen kalsiyum da yükselir. Fosforun idrarla atılımı ise hormon yükseldiğinde artar. Bu dört etki birlikte düşünüldüğünde dengenin nasıl kurulduğu anlaşılır. Kalsiyum kas kasılmasında ve sinir iletiminde görev alır. Kalp ritminin düzenli sürmesi de bu değere bağlanır. Kanın pıhtılaşma düzeneği aynı elementi kullanır. Bu nedenle küçük bezlerin bozulması geniş bir yakınma listesine yol açar. Bezlerin yerleşimi kişiden kişiye belirgin biçimde değişebilir. Bazı kişilerde bezlerden biri göğüs boşluğuna doğru uzanır. Bu anatomik değişkenlik cerrahi planlamayı doğrudan ilgilendirir. Bezlerin görevini bilmek, ortaya çıkan yakınmaları anlamayı kolaylaştırır.
Paratiroid Hastalıkları Hangi Gruplara Ayrılır?
Paratiroid hastalıkları, hormon salgısının yönüne ve bezdeki yapısal değişikliğe göre gruplara ayrılır. Birinci grupta hormonun gereğinden fazla salgılandığı tablolar yer alır. İkinci grupta salgının yetersiz kaldığı durumlar bulunur. Üçüncü grupta bezin kendisinden gelişen kitleler değerlendirilir. Fazla çalışma en sık karşılaşılan başlık olarak öne çıkar. Az çalışma çoğunlukla boyun ameliyatlarının ardından görülür. Bezden gelişen kitlelerin büyük bölümü iyi huylu kabul edilir. Kötü huylu tümörlere ise çok seyrek rastlanır. Her grubun yakınmaları birbirinden belirgin biçimde ayrılır. Tanı basamakları ise büyük ölçüde benzer ilerler.
Gruplar arasındaki ayrımı kan ölçümleri sağlar. Kalsiyum ve hormon değerlerinin birlikte okunması yön gösterir. İkisinin de yüksek bulunması bezlerin kendi başına çalıştığını düşündürür. Kalsiyum düşükken hormonun yüksek olması dışarıdan gelen bir uyarıyı işaret eder. Her iki değerin birden düşmesi salgı yetersizliğini akla getirir. Bu üç kalıp tanının iskeletini oluşturur. Ayrıntılı değerlendirme her hasta için ayrı yürütülür. Sayfanın devamında her grubu kısaca tanıtıyorum.
Hormonun Fazla Salgılandığı Durumlar Neleri Kapsar?
Hormonun fazla salgılandığı durumlar, kanda kalsiyum yüksekliğiyle seyreden tabloları kapsar. Bu grubun en sık nedeni bezlerden birinin büyümesidir. Bazı kişilerde birden çok bez aynı anda büyür. Salgının artması kemikten kana kalsiyum geçişini hızlandırır. Böbrekten atılan kalsiyum miktarı da yükselir. Yakınmalar çoğu zaman yorgunluk ve halsizlikle başlar. Kemik ve eklem ağrıları tabloya eklenebilir. Sık idrara çıkma ve aşırı susama görülebilir. Bazı hastalarda kabızlık ve mide yakınmaları öne geçer. Unutkanlık ve isteksizlik gibi yakınmalar da bildirilir.
Bu belirtiler başka hastalıklarla kolayca karışır. Bu nedenle tanı sıklıkla rutin kan tetkikiyle konur. Hiperparatiroidi belirtileri başlığı altında bu yakınmaları ayrıntılı olarak ele alıyorum. Tablonun ağırlığı hastadan hastaya değişir. Kimi kişide hiçbir yakınma bulunmaz. Kimi kişide ise böbrek taşı ilk bulgu olarak karşımıza çıkar. Ayrımı yapmak için hormon ölçümü şart olur. Değerlendirmeyi her zaman bütüncül biçimde yürütüyorum.
Hormonun Az Salgılandığı Durumlar Nasıl Ortaya Çıkar?
Hormonun az salgılandığı durumlar, kanda kalsiyum düşüklüğü ile ortaya çıkar. Bu tablonun en sık nedeni boyun bölgesine yapılan ameliyatlardır. Tiroid ameliyatı sırasında bezlerin kanlanması geçici olarak bozulabilir. Bozulan kanlanma salgıyı bir süre baskılar. Çoğu hastada bu durum haftalar içinde düzelir. Az sayıda kişide ise kalıcı hale gelir. Doğuştan gelen seyrek nedenler de bilinir. Bağışıklık sisteminin bezlere zarar verdiği tablolar bildirilir. Kalsiyum düştüğünde parmak uçlarında uyuşma belirir. Dudak çevresinde karıncalanma duygusu eşlik eder.
Kaslarda kasılma ve kramp yakınması artar. Ağır düşüşlerde kas kasılmaları belirginleşir. Kalp ritminde değişiklik gelişebilir. Hormonun az salgılandığı tablo kendi sayfasında ayrıntılı olarak anlatılır. Tedavi kalsiyum ve etkin vitamin biçimi ile yürütülür. Doz ayarı düzenli kan ölçümüyle yapılır. Hastaların kendi kararıyla ilacı kesmesini doğru bulmuyorum. İzlem sürecini uzun soluklu biçimde planlıyorum.
Aşırı Çalışmanın Alt Türleri Nelerdir?
Aşırı çalışmanın alt türleri, hormonu yükselten nedene göre birbirinden ayrılır. Birinci türde sorun doğrudan bezlerin kendisinde bulunur. Bezlerden biri büyür ve denetimden çıkarak salgı yapar. Kanda hem kalsiyum hem hormon birlikte yükselir. İkinci türde bezler dışarıdan gelen bir uyarıyla çalışır. Bu uyarı çoğunlukla böbrek yetmezliğinden ya da uzun süren vitamin eksikliğinden doğar. Kanda kalsiyum düşük ya da normal kalırken hormon yükselir. Üçüncü türde uzun süre uyarılan bezler bağımsız çalışmaya başlar. Uyarı ortadan kalksa bile salgı yüksek seyreder. Bu aşamada kalsiyum da yükselir.
Üç türün ayrımı tedavi kararını doğrudan değiştirir. Birinci türde cerrahi seçenek öne geçer. İkinci türde önce altta yatan neden düzeltilir. Üçüncü türde ise cerrahi çoğu zaman kaçınılmaz olur. Ayrımı yapmak için kalsiyum, fosfor ve böbrek değerleri birlikte okunur. Hastanın geçmişteki hastalıkları da tabloyu aydınlatır. Her türün ayrıntısını kendi sayfasında anlatıyorum. Burada yalnızca genel çerçeveyi çiziyorum.
Böbrek Kaynaklı Tablolar Neden Ayrı Değerlendirilir?
Böbrek kaynaklı tablolar, uyarının bezlerin dışından gelmesi nedeniyle ayrı değerlendirilir. Böbrek işlevi bozulduğunda fosfor kanda birikir. Biriken fosfor kalsiyumun düşmesine yol açar. Aynı dönemde etkin vitamin biçiminin yapımı azalır. Bu iki etki bezleri sürekli uyarır. Sürekli uyarı bezlerin büyümesine neden olur. Tablo yıllar içinde ağırlaşarak ilerler. Kemiklerde ağrı ve kırılganlık gelişir. Damar duvarlarında kireçlenme görülebilir. Kaşıntı yakınması hastaları zorlar.
Tedavide öncelik böbrek hastalığının yönetimine verilir. Fosforu düşüren beslenme düzeni uygulanır. İlaç tedavisi hormonu baskılamak için kullanılır. Bu yaklaşımla çoğu hastada denge kurulur. Yanıt alınamayan kişilerde cerrahi gündeme gelir. Karar diyaliz ekibiyle birlikte verilir. Bu hastaları böbrek hekimiyle ortak izliyorum. Ortak izlem sürecin güvenli ilerlemesini sağlar.
Bezlerde Görülen Kitleler Neyi Anlatır?
Bezlerde görülen kitleler çoğunlukla hormon üretimindeki artışı anlatır. Bezlerden birinin iyi huylu biçimde büyümesi en sık rastlanan durum olarak bilinir. Büyüyen bez tek başına fazla salgı yapar. Diğer bezler bu dönemde çalışmasını azaltır. Bazı kişilerde dört bezin tamamı birden büyür. Çok bezli büyüme kalıtsal sendromlarla birlikte görülebilir. Böyle kişilerde aile öyküsü dikkatle sorgulanır. Bezden gelişen kötü huylu tümörlere çok seyrek rastlanır. Bezden gelişen kötü huylu tümör kendi sayfasında ayrıntılı biçimde ele alınır. Kitlelerin ayrımı yalnız görüntülemeyle yapılmaz.
Kanda ölçülen hormon değeri kitlenin etkinliğini gösterir. Görüntüleme ise kitlenin yerini belirlemeye yarar. Boyunda elle ele gelen bir kitle çoğu hastada bulunmaz. Bezler küçük kaldığı için muayenede fark edilmez. Bu nedenle tanı kan değerleriyle başlar. Kitlenin yerleşimi göğüs boşluğuna doğru uzanabilir. Yerleşim ayrıntısı cerrahi planı değiştirir. Planlamayı görüntüleme sonuçlarına göre şekillendiriyorum.
Kemik ve Böbrek Üzerindeki Etkiler Nasıl İzlenir?
Kemik ve böbrek üzerindeki etkiler düzenli ölçümlerle izlenir. Hormonun uzun süre yüksek kalması kemik yoğunluğunu azaltır. Azalan yoğunluk kırık riskini yükseltir. Bu nedenle kemik yoğunluğu ölçümü belirli aralıklarla yinelenir. Ölçüm bel, kalça ve ön kol bölgesinden yapılır. Ön kol ölçümü bu hastalarda ayrı önem taşır. Böbrek üzerindeki etki taş oluşumuyla kendini gösterir. İdrarla atılan kalsiyum miktarı bu nedenle ölçülür. Böbrek görüntülemesi taş varlığını ortaya koyar. Böbrek işlev değerleri de düzenli izlenir.
Kalsiyum düzeyi tek başına tablonun ağırlığını yansıtmaz. Bu yüzden organ etkilenmesi ayrıca araştırılır. Mide yakınmaları ve pankreas sorunları da sorgulanır. Ruh durumundaki değişiklikler gözden kaçırılmaz. İzlem sıklığı hastalığın seyrine göre belirlenir. Değerler sabit kalan kişilerde aralık uzatılır. Bozulma saptanan kişilerde karar yeniden gözden geçirilir. İzlem planını her hasta için ayrı yazıyorum.
Tanı Süreci Hangi Adımlardan Oluşur?
Tanı süreci kan ölçümüyle başlar ve görüntülemeyle tamamlanır. İlk adımda kanda kalsiyum değerine bakılır. Yüksek bulunan değer ikinci kez doğrulanır. Aynı örnekte hormon düzeyi de ölçülür. Kandaki proteine göre düzeltilmiş kalsiyum hesaplanır. Fosfor değeri tabloyu tamamlayan bilgi sunar. D vitamini düzeyi mutlaka araştırılır. Böbrek işlev değerleri aynı aşamada istenir. Gün boyu toplanan idrarda kalsiyum ölçülür. Bu ölçüm seyrek görülen bir kalıtsal durumu ayırmaya yarar.
Laboratuvar tanısı kesinleştikten sonra görüntülemeye geçilir. Görüntüleme hastalığın varlığını değil yerini gösterir. Boyun ultrasonu çoğu hastada ilk seçenek olur. Sintigrafi yöntemi bezin etkinliğini ortaya koyar. İki yöntemin birlikte kullanılması yerleşimi netleştirir. Sonuçlar uyumsuz kaldığında ileri görüntüleme istenir. Kemik yoğunluğu ölçümü de bu aşamada tamamlanır. Tüm sonuçları bir arada değerlendirerek karar veriyorum.
Hangi Hastalarda Cerrahi Değerlendirme Gerekir?
Cerrahi değerlendirme, kalsiyum yüksekliği süren ve organ etkilenmesi gelişen hastalarda gerekir. Belirgin yakınması bulunan kişilerde karar daha kolay verilir. Böbrek taşı saptanan hastalarda cerrahi öne geçer. Kemik yoğunluğu belirgin azalan kişilerde de aynı yol izlenir. Böbrek işlevinde bozulma gelişmesi kararı hızlandırır. Genç yaşta tanı alan kişilerde uzun dönem etkileri düşünülür. Yakınması olmayan kişilerde izlem seçeneği tartışılır. İzlem kararı verilen hastalarda ölçümler düzenli yinelenir. Değerlerde bozulma görülürse karar yeniden ele alınır. Hastanın tercihi de sürecin bir parçası olur.
Ameliyat kararını hastamla birlikte konuşarak veriyorum. Sürecin tüm basamaklarını önceden anlatıyorum. Böbrek yetmezliği olan hastalarda karar ortak yürütülür. Kalıtsal sendrom düşünülen kişilerde plan genişletilir. Ameliyatın ayrıntılarını ilgili sayfalarda bulabilirsiniz. Burada yalnızca karar ölçütlerini özetliyorum. Her hastanın yolculuğu kendine özgü ilerler. Bu nedenle hazır bir reçete sunmuyorum. Karar öncesinde hastamın günlük yaşamını ve beklentilerini dinliyorum. Alınan kararın gerekçesini yazılı olarak da paylaşıyorum. Sorular ortaya çıktığında süreci yeniden birlikte gözden geçiriyoruz. Böyle bir yaklaşım güveni güçlendirir.
Tıbbi inceleme: Prof. Dr. Hakan Mersin · Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular