Papiller Tiroid Kanseri
Papiller tiroid kanserinin seyrini, lenf bezi yayılımını ve küçük odakların izlemini bu sayfada ayrıntılı anlattım.
Papiller tiroid kanseri, tiroid bezinde en sık karşılaşılan kötü huylu tümör tipi olarak bilinir. Bu tümör bezin hormon üreten hücrelerinden gelişir ve çoğu kişide yavaş büyür. Hastalığın seyri genellikle sakin ilerler ve tedavi sonrası uzun yıllar sorunsuz geçen kişilerle sık karşılaşıyorum. Tanı çoğu zaman boyunda saptanan ağrısız bir nodül üzerinden konur. Bu sayfada tümörün nasıl geliştiğini, hangi bulgularla saptandığını ve tedavi sonrası izlem düzenini anlatıyorum.
Papiller Tümör Hangi Hücrelerden Gelişir?
Papiller tümör, tiroid bezinin hormon üreten kesecik hücrelerinden gelişir. Bu hücreler bezin içindeki küçük keseciklerin duvarını kaplar. Hücrelerin görevi kandaki iyodu alıp hormon üretmektir. Bölünmeyi denetleyen genlerde hasar oluştuğunda bu düzen bozulur. Bozulan düzen zamanla bezin içinde bir odak oluşturur. Odak büyüdükçe çevresindeki dokuyu iterek yer kaplar. Tümör hücreleri normal hücrelere büyük ölçüde benzemeyi sürdürür. Bu benzerlik nedeniyle tümör diferansiye grubun içinde sayılır. Hücreler iyodu içine alma davranışını da korur. Korunan bu davranış tedavi seçeneklerini genişletir. Tümör çoğu zaman bezin tek bir bölümünde başlar.
Bir süre sonra aynı bezde başka odaklar da ortaya çıkabilir. Odakların iki lobda birden görülmesi seyrek değildir. Bu duruma çok odaklı tümör adı verilir. Çok odaklı yapı, cerrahi kapsamı doğrudan etkileyen bir bulgudur. Tümör uzun süre bezin kendi sınırları içinde kalabilir. Sınırı aşan tümörlerde çevre dokulara ilerleme görülür. İlerleme nefes borusuna ve boyun kaslarına doğru olabilir. Hücrelerin kaynağını patoloji incelemesi kesin olarak gösterir. Bu inceleme olmadan tümörün tipini söylemek doğru değildir. İğne biyopsisi bu tipte tanıyı çoğu zaman netleştirir. Çekirdek görünümündeki değişiklikler tanıda belirleyici rol oynar. Bu nedenle biyopsi raporunu ayrıntılı biçimde okuyorum.
Hastalık Neden Bu Kadar Sık Görülür?
Hastalık, hem gerçek sıklığının artması hem de görüntülemenin yaygınlaşması nedeniyle sık görülür. Boyun bölgesine yapılan incelemeler son yıllarda belirgin biçimde çoğalmıştır. Bu incelemelerde çok küçük odaklar bile saptanabilir. Daha önce fark edilmeyen tümörler böylece görünür hâle gelir. Saptanan odakların büyük bölümü küçük boyutta kalır. Küçük odakların seyri çoğu kişide oldukça sakin ilerler. Görüntülemenin yaygınlaşması tek başına açıklama sağlamaz. Boyun bölgesine uygulanan ışın öyküsü de sıklığı artıran etkenler arasında yer alır. Çocukluk çağında alınan ışın bu yönden ayrı bir önem taşır. Ailesinde bez tümörü bulunan kişilerde eğilim yükselir. İyot alımındaki değişiklikler de bez yapısını etkileyen başlıklar arasında sayılır.
Kadınlarda tümör erkeklere göre daha sık saptanır. Hormon düzeyindeki farkların bu tabloya katkı sağladığı düşünülür. Aşırı kilo da son yıllarda üzerinde durulan etkenler arasında yer alır. Bu etkenlerin hiçbiri tek başına hastalık yaratmaz. Etkenler bir araya geldiğinde olasılık artar. Hiçbir etkeni olmayan kişilerde de tümör gelişebilir. Bu nedenle nodülleri etken varlığına göre ayırmıyorum. Her nodülü kendi görüntüleme özellikleriyle değerlendiriyorum. Sıklığın artması kaygı nedeni olarak görülmemelidir. Saptanan tümörlerin çoğu erken dönemde yakalanır. Erken dönemde yakalanan tümörlerde seçenekler geniş kalır. Bu tabloyu hastalarıma sakin bir dille anlatıyorum.
Kimlerde Daha Çok Saptanır?
Tümör, kadınlarda ve genç erişkin yaş grubunda daha çok saptanır. Kadın ve erkek arasındaki fark bu tipte belirgin biçimde öne çıkar. Erkeklerde saptanan tümörlerde boyundaki bezelerde tutulum daha sık görülür. Çocukluk çağında saptanan tümörler de benzer bir eğilim gösterir. Bu yaş grubunda akciğere yayılım erişkinlere göre daha çok bildirilir. Buna karşın çocuklarda seyir genellikle sakin ilerler. İleri yaşta saptanan tümörlerde tablo biraz daha hareketli olabilir. Geçmişinde boyun bölgesine ışın uygulanan kişiler ayrı bir grup oluşturur. Bu kişilerde izlem aralıklarını daha kısa tutuyorum. Ailesinde bez tümörü bulunan kişilerde de aynı yaklaşımı benimsiyorum. Guatr nedeniyle izlenen kişilerde yeni nodüller gelişebilir.
Bu nodüllerin bir bölümü zamanla şüpheli görünüm kazanır. Bağışıklık kökenli tiroid iltihabı olan kişilerde izlem sürdürülür. Gebelikte saptanan nodüllerde de aynı basamaklar uygulanır. Nodülü olan herkeste tümör gelişmez. Nodüllerin büyük bölümü iyi huylu yapıda kalır. Bu nedenle nodül saptanmasını kaygı nedeni olarak sunmuyorum. Karar, nodülün görüntüleme özelliklerine göre verilir. Şüpheli görünüm saptandığında biyopsi gündeme gelir. Görüntüleme sınıflamasını tiroid ultrasonografisi ve şüphe sınıflaması sayfasında açıklıyorum. Sınıflama, gereksiz biyopsilerin önüne geçer. Aynı sınıflama izlem aralıklarını da belirler. Bu düzen sayesinde kişiye özel bir plan kurulur.
Tümör Mikroskopta Nasıl Görünür?
Tümör, mikroskopta parmaksı çıkıntılar oluşturan bir dizilimle görünür. Bu çıkıntılar ince bir damar ekseni çevresinde sıralanır. Hücreler bu eksenin üzerine tek sıra hâlinde dizilir. Çekirdeklerin görünümü tanıda en belirleyici ölçütü oluşturur. Çekirdekler normalden daha soluk ve buzlu cam görünümünde izlenir. Çekirdek zarındaki kıvrımlar ve oluklar da tanıya katkı sağlar. Hücre içinde görülen küçük boşluklar aynı yönde bilgi verir. Tümör içinde yuvarlak kireçlenme odakları bulunabilir. Bu odaklar görüntülemede de dikkat çeken bir bulgu oluşturur. Kireçlenme odaklarının varlığı tanıyı destekleyen bir işaret sayılır. Bazı tümörlerde kesecik yapısı daha baskın görünür.
Bu tümörlerde tanı çekirdek özelliklerine dayanarak konur. Tümörün kendi kapsülünü aşıp aşmadığı raporda belirtilir. Damar ve sinir çevresine ilerleme ayrıca kaydedilir. Bölünme hızı da rapora eklenen bilgiler arasında yer alır. Bu bilgiler birlikte okunduğunda tümörün davranışı öngörülebilir. İğne biyopsisinde alınan hücreler aynı ölçütlerle incelenir. Bu nedenle tanı iğne biyopsisiyle çoğu zaman konulabilir. Kesin tanı ise çıkarılan dokunun incelenmesiyle netleşir. Rapordaki terimleri hastalarıma sade bir dille açıklıyorum. Anlaşılmayan bir rapor gereksiz kaygı yaratır. Gerekli gördüğüm kişilerde ek boyama sonuçları istiyorum. Ek inceleme, belirsiz kalan tabloları netleştirir.
Alt Biçimleri Arasında Ne Fark Vardır?
Alt biçimleri arasındaki fark, hücre dizilimi ve hastalığın seyrinde ortaya çıkar. Klasik biçim en sık karşılaşılan grubu oluşturur. Bu biçimde seyir genellikle sakin ilerler. Kesecik yapısının baskın olduğu biçim de sık görülür. Bu biçimde tümör çoğu zaman kapsülle çevrili bulunur. Kapsülle çevrili tümörlerde seyir daha da sakin geçer. Uzun hücrelerden oluşan biçim daha hareketli davranış gösterir. Silindirik hücreli biçim de aynı grupta değerlendirilir. Bu biçimlerde bez sınırının aşılması daha sık görülür. Boyundaki bezelerde tutulum da daha çok saptanır. Bu nedenle izlem aralıklarını bu gruplarda sıklaştırıyorum.
Alt biçim bilgisi patoloji raporunda açıkça belirtilir. Rapordaki bu bilgi tedavi kapsamını da etkiler. Hareketli seyreden biçimlerde cerrahi kapsam geniş tutulur. Ameliyat sonrası ek tedavi olasılığı da artar. Sakin seyreden biçimlerde ise plan daha sınırlı kalır. Alt biçimlerin ayrımı yalnızca doku incelemesiyle yapılır. İğne biyopsisi bu ayrımı her zaman gösteremez. Bu nedenle kesin planı ameliyat sonrasına bırakıyorum. Rapor elime geçtiğinde planı yeniden değerlendiriyorum. Beklenenden farklı çıkan sonuçlarda ek basamak gündeme gelebilir. Bu olasılığı hastalarıma baştan anlatıyorum. Önceden bilinen bir olasılık sonradan şaşırtmaz.
Mikrokarsinom Nedir, Nasıl İzlenir?
Mikrokarsinom, bir santimetrenin altında kalan küçük odakları tanımlar ve çoğu kişide izlenerek yönetilir. Mikrokarsinom çoğu zaman başka bir nedenle yapılan görüntülemede saptanır. Bu odaklar yıllarca büyümeden kalabilir. Yakınma yaratmadıkları için uzun süre fark edilmeyebilir. Saptandıklarında hemen cerrahi gerekmez. Bezin içinde sınırlı kalan ve şüpheli bulgusu olmayan odaklarda izlem seçilebilir. İzlem, belirli aralıklarla yapılan boyun görüntülemesine dayanır. Odağın boyutu ve sınırları her kontrolde karşılaştırılır. Büyüme saptanmadığı sürece izlem sürdürülür. Büyüme görüldüğünde ise cerrahi gündeme gelir. Boyundaki bezelerde tutulum saptanması da kararı değiştirir.
Nefes borusuna ya da sinire yakın yerleşim ayrıca değerlendirilir. Bu yerleşimlerde izlem yerine cerrahi tercih edilir. Genç kişilerde izlem süresi çok uzun bir dönemi kapsar. Bu nedenle kararı kişinin yaşına göre birlikte konuşuyorum. İzlemi kabul eden kişilerde kontrol düzenine uyum önem taşır. Kontrolleri aksatan kişilerde izlem güvenliği azalır. Kaygı duyan kişilerde cerrahi daha uygun bir seçenek olabilir. Kararı hastalarımla birlikte veriyorum. İzlem seçeneğini her kişiye aynı biçimde sunmuyorum. Seçeneğin uygun olduğu kişileri ayrıntılı biçimde değerlendiriyorum. İzlem sırasında yeni bir bulgu çıkarsa plan değişir. Bu esneklik, gereksiz girişimlerin önüne geçer.
Boyun Lenf Bezlerine Yayılım Nasıl Değerlendirilir?
Boyun lenf bezlerine yayılım, görüntüleme ve gerektiğinde örnekleme ile değerlendirilir. Bu tipte yayılım en sık bezeler yoluyla ilerler. Tutulum çoğu zaman tümörün bulunduğu tarafta başlar. Bezin hemen çevresindeki bölge ilk uğrak noktası olur. Daha sonra boynun yan bölümlerine doğru genişleyebilir. Görüntülemede bezelerin biçimi ve içyapısı incelenir. Yuvarlaklaşan ve merkezi yapısını yitiren bezeler şüpheli sayılır. İçinde kireçlenme görülen bezeler de aynı grupta değerlendirilir. Şüpheli bezelerden iğne ile örnek alınabilir. Alınan örnekte ayrıca özel bir belirteç ölçülebilir. Bu ölçüm tutulumu daha kesin biçimde gösterir.
Tutulum saptandığında cerrahi kapsam genişletilir. Yayılımın ayrıntısını lenf bezlerine yayılım nasıl anlaşılır sayfasında ele alıyorum. Bezelerde tutulum bulunması hastalığın seyrini tümüyle değiştirmez. Bu tipte tutulum sık görülür ve tedaviyle yönetilir. Yine de izlem aralıkları bu kişilerde kısaltılır. Ameliyat sonrası iyot tedavisi de gündeme gelebilir. Yaygın tutulum saptanan kişilerde plan ortak toplantıda kurulur. Bu bölgede uygulanan girişimi boyun lenf bezi ameliyatı sayfasında ayrıntılı anlattım. Tutulum saptanmayan kişilerde bezelerin çıkarılması gerekmez. Gereksiz genişletilen girişimler ek yük getirir. Bu nedenle kararı görüntüleme bulgularına dayandırıyorum. İşlem sırasında şüpheli görünen bezeler ayrıca değerlendirilir. Sonuçları patoloji raporuyla birlikte okuyorum.
Belirtiler Hangi Aşamada Ortaya Çıkar?
Belirtiler, çoğu kişide ancak ileri aşamada ortaya çıkar. Erken dönemde tümör hiçbir yakınma vermez. Bu sessiz seyir, tanının rastlantısal konulmasına yol açar. İlk fark edilen bulgu genellikle boyunda ağrısız bir şişliktir. Şişlik yavaş büyüdüğü için uzun süre önemsenmeyebilir. Bazı kişilerde ilk bulgu boyundaki bir bezenin büyümesidir. Yutkunma sırasında takılma duygusu sonraki aşamada eklenir. Sesteki kısıklık daha ileri dönemde ortaya çıkar. Kısıklık, ses tellerini çalıştıran sinirin etkilenmesiyle ilişkilendirilir. Nefes darlığı ancak büyük kitlelerde görülür. Boyunda ağrı bu tipte seyrek karşılaşılan bir yakınmadır.
Bezin çalışması çoğu kişide normal seyreder. Bu nedenle halsizlik ve kilo değişimi beklenmez. Hormon değerleri normal çıktığı için kişi kendini iyi hisseder. Belirti yokluğu hastalığın bulunmadığı anlamına gelmez. Bu yüzden boyunda saptanan her yeni şişliği değerlendiriyorum. Yakınmaların başlangıç zamanını ayrıntılı biçimde soruyorum. Hızla büyüyen şişlikler farklı bir tabloyu düşündürür. Böyle durumlarda değerlendirmeyi öne alıyorum. Bulguların ayrıntısını ilgili sayfalarda ayrıca anlatıyorum. Erken saptanan tümörlerde seçenekler geniş kalır. Geç kalan tanılarda ise plan daha kapsamlı kurulur. Bu nedenle bulguları zamana bırakmıyorum.
Tanı Süreci Nasıl Yürütülür?
Tanı süreci, muayene ve boyun görüntülemesiyle yürütülür. İlk basamakta boyun elle değerlendirilir. Nodülün boyutu, kıvamı ve hareketi incelenir. Boyundaki bezeler aynı sırada taranır. Ardından görüntüleme ile nodülün yapısı ortaya konur. Düzensiz sınır, kireçlenme ve artmış kanlanma şüpheli kabul edilir. Boyu eninden fazla olan nodüller de aynı grupta değerlendirilir. Şüphe derecesine göre biyopsi kararı verilir. Biyopsi ince bir iğneyle yapılır. Alınan hücreler mikroskop altında incelenir. Bu tipte tanı biyopsiyle çoğu zaman netleşir.
Sonuç belirsiz kaldığında işlem yinelenir. Bazı kişilerde ek moleküler incelemeler yapılır. Kan tahlilleri bezin çalışmasını gösterir. Hormon değerleri genellikle normal sınırlarda çıkar. Ses tellerinin durumu tanı aşamasında değerlendirilir. Bu değerlendirme sonraki karşılaştırmalar için kayıt oluşturur. Gerekli görülen kişilerde ileri görüntüleme eklenir. İleri görüntüleme tümörün komşu organlarla ilişkisini gösterir. Bütün bulgular bir araya geldiğinde plan netleşir. Eksik basamakla verilen kararlar sonradan güçlük doğurur. Bu nedenle süreci eksiksiz tamamlamayı tercih ediyorum. Önceki görüntülemeleri de karşılaştırma için istiyorum.
Cerrahi Kapsam Neye Göre Belirlenir?
Cerrahi kapsam, tümörün boyutuna, odak sayısına ve bezelerdeki tutuluma göre belirlenir. Küçük ve tek odaklı tümörlerde bezin yarısı yeterli olabilir. Çok odaklı tümörlerde kapsam genişletilir. Bez sınırını aşan tümörlerde de aynı yaklaşım benimsenir. Boyundaki bezelerde tutulum varsa bu bölge plana eklenir. Karşı lobda şüpheli nodül bulunması kararı değiştirir. Geçmişte boyun bölgesine ışın uygulanmış kişilerde kapsam geniş tutulur. Ailesinde bez tümörü bulunan kişilerde de aynı ölçüt geçerlidir. Kişinin yaşı kararda ayrı bir yer tutar. Ameliyat sonrası iyot tedavisi düşünülen kişilerde kapsam buna göre planlanır. Seçenekleri tiroidektomi seçenekleri sayfasında ayrıntılı anlatıyorum.
Kararı tek başına boyuta bakarak vermiyorum. Görüntüleme, biyopsi ve muayene bulgularını birlikte okuyorum. Kapsam sonradan patoloji raporuna göre yeniden değerlendirilir. Rapor beklenenden farklı çıktığında ek girişim gündeme gelebilir. Bu olasılığı hastalarıma önceden anlatıyorum. Kalsiyum dengesini düzenleyen küçük bezlerin korunması ayrı bir önem taşır. Ses tellerini çalıştıran sinirin korunması da aynı biçimde gözetilir. Bu iki başlık kapsam kararında belirleyici rol oynar. Geniş kapsam her zaman daha uygun bir sonuç getirmez. Gereksiz genişletilen girişimler ek yük doğurur. Bu nedenle kapsamı kişiye göre belirliyorum. Kararı hastalarımla birlikte konuşarak veriyorum.
Ameliyat Sonrası Hangi Basamaklar İzlenir?
Ameliyat sonrası basamaklar, patoloji raporunun içeriğine göre izlenir. İlk günlerde kalsiyum düzeyi yakından değerlendirilir. Hormon desteği bez tamamen alınan kişilerde hemen başlar. Destek, eksik hormonu tamamlayacak biçimde ayarlanır. Bezi uyaran hormonun hedef değeri hastalığın yaygınlığına göre belirlenir. Yaygınlığı düşük olan kişilerde hedef daha rahat tutulur. Yaygınlığı yüksek olan kişilerde ise daha aşağıda tutulur. Rapordaki bulgulara göre iyot tedavisi düşünülebilir. Küçük ve sınırlı tümörlerde bu tedavi genellikle gerekmez. Bez sınırını aşan tümörlerde ise gündeme gelir. Tedavi kararını ortak toplantıda alıyorum.
İyot tedavisi uygulanan kişilerde hazırlık dönemi gerekir. Hazırlıkta iyottan fakir beslenme düzeni izlenir. Uygulamanın basamaklarını radyoaktif iyot tedavisi sayfasında ayrı olarak yazdım. Tedaviden sonra tüm vücut taraması yapılır. Ses kısıklığı gelişen kişilerde gırtlak incelemesi yinelenir. Bu tablo çoğu kişide geçici kalır ve zamanla düzelir. Yara bakımı ve iz konusunda ayrıntılı bilgi veriyorum. İlk kontrol ameliyattan birkaç hafta sonra yapılır. Bu kontrolde kan tahlilleri ve muayene birlikte değerlendirilir. Hormon miktarı sonuçlara göre yeniden düzenlenir. Günlük yaşama dönüş hızı kişiden kişiye değişir. Çoğu kişi kısa sürede eski düzenine döner. Sürecin her adımını önceden anlatmayı önemsiyorum.
Uzun Dönem İzlem Nasıl Planlanır?
Uzun dönem izlem, kan tahlilleri ve boyun görüntülemesi üzerinden planlanır. Kanda ölçülen protein geride kalan doku hakkında bilgi verir. Bu değerin yükselmesi yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Aynı tahlilde ölçülen antikorlar sonucu etkileyebilir. Bu nedenle iki değeri birlikte yorumluyorum. Boyun görüntülemesi bezelerin durumunu gösterir. İlk yıllarda kontroller daha sık yapılır. Sonraki yıllarda aralıklar giderek açılır. İlk yılın sonunda yapılan değerlendirme yol haritasını netleştirir. Sonuçlar iyi seyrettiğinde izlem hafifletilir. Hormon hedefi de bu aşamada gevşetilebilir.
Şüpheli bulgu saptandığında ileri görüntüleme yapılır. Gerekli görülen kişilerde tüm vücut taraması eklenir. Yeniden ortaya çıkan odaklarda plan baştan kurulur. Bu durumda bile seçenekler geniş kalır. Hastalığın yeniden görülmesi tedavinin sonuçsuz kaldığı anlamına gelmez. İzlem yıllar boyunca sürdürülür. Kontrolleri aksatan kişilerde sorunlar geç fark edilir. Bu nedenle kontrol tarihlerini birlikte belirliyorum. Gebelik planlayan kişilerde izlem düzeni ayrıca gözden geçirilir. Hormon hedefi gebelik döneminde yeniden ayarlanır. Hastalarımın çoğu izlem sürecini günlük yaşamına kolayca uydurur. Bu uyum, uzun dönem güvenliğini doğrudan destekler.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular