Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Tiroid Kanseri Çeşitleri

Tiroid kanseri çeşitlerini, hangi hücreden geliştiklerini ve tür ayrımının tedaviye etkisini bu yazıda bir arada topladım.

Tiroid kanseri çeşitleri, tümörün kaynaklandığı hücre tipine ve mikroskoptaki görünümüne göre birbirinden ayrılır. Aynı bezde gelişen iki tümör farklı yapıda olduğunda seyirleri de farklı ilerler. Bu nedenle tanı aşamasında tümörün yalnızca adını değil, yapısını da öğrenmek gerekir. Hastalarım sonuç raporundaki tür adını çoğu zaman merak eder. Bu sayfada bez tümörlerinin gruplarını, birbirinden ayrılan yönlerini ve bu ayrımın tedaviye yansımasını anlatıyorum.

Tiroid Kanserleri Neye Göre Sınıflandırılır?

Tiroid kanserleri, tümörün hangi hücreden kaynaklandığına ve mikroskop altındaki görünümüne göre sınıflandırılır. Bezin içinde iki ana hücre tipi bulunur. Birinci tip hormon üretimini sağlayan kesecik hücrelerinden oluşur. İkinci tip kalsiyum dengesinde görev alan hücreleri kapsar. Her iki tipten de kötü huylu tümör gelişebilir. Kesecik hücrelerinden kaynaklanan tümörler grubun büyük bölümünü oluşturur. Bu grup kendi içinde birkaç alt başlığa ayrılır. Alt başlıkların ayrımı hücrelerin dizilimine ve çekirdek yapısına dayanır. Hücreler normal dokuya ne kadar benzerse tümör o kadar sakin seyreder.

Benzerlik azaldıkça hastalık daha atak bir davranış gösterir. Bu ölçüt, sınıflamanın temel mantığını oluşturur. Tümörün boyutu sınıflamada belirleyici değildir. Boyut, evre belirlenirken ayrıca hesaba katılır. Aynı bezde farklı yapıda iki odak birlikte bulunabilir. Böyle durumlarda daha atak olan yapı planı belirler. Sınıflamayı tek başına görüntüleme ile yapmak mümkün değildir. Kesin ayrım ancak doku incelemesiyle ortaya konur. Bu nedenle biyopsi ve patoloji raporunu birlikte okuyorum. Rapordaki tanım, sonraki bütün kararların çıkış noktasını oluşturur. Sınıflama yıllar içinde yeni bilgilere göre güncellenir. Eski raporlardaki adlandırmalar bugünkü karşılıklarıyla birlikte okunur. Bu karşılaştırmayı hastalarımla birlikte yapıyorum.

Hücre Kökeni Neden Önemlidir?

Hücre kökeni, hastalığın davranışını ve tedaviye verilen yanıtı doğrudan belirlediği için önemlidir. Kesecik hücrelerinden kaynaklanan tümörler iyot tutma yeteneğini korur. Bu yetenek, ameliyat sonrası iyot tedavisine zemin hazırlar. Uygulamanın nasıl yürütüldüğünü radyoaktif iyot tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım. Kalsiyum dengesiyle ilgili hücrelerden kaynaklanan tümörlerde bu yetenek bulunmaz. Bu tümörlerde iyot tedavisi beklenen etkiyi göstermez. Köken ayrıca kan tahlillerinde izlenen belirteci değiştirir. Kesecik kökenli tümörlerde izlem için bir protein ölçülür. Diğer grupta ise farklı bir belirteç kullanılır. Kökeni bilmeden izlem planı kurmak mümkün değildir.

Hücre kökeni, ailesel geçiş olasılığını da belirler. Kalsiyum dengesiyle ilgili tipte akrabaların değerlendirilmesi gerekir. Kesecik kökenli tümörlerde böyle bir zorunluluk genellikle doğmaz. Köken bilgisi, hastalığın yayılım yolunu da açıklar. Bir grup daha çok boyundaki bezeler yoluyla ilerler. Diğer grup ise kan dolaşımıyla uzak organlara ulaşır. Bu fark, hangi görüntülemenin isteneceğini belirler. Kökeni saptamak için patoloji raporundaki boyama sonuçları kullanılır. Bu sonuçlar tümör hücrelerinin ürettiği maddeleri gösterir. Rapor eksik kaldığında ek incelemeler istiyorum. Hücre kökeni, ameliyat sırasında alınacak kararları da etkiler. Bu nedenle köken bilgisini ameliyat öncesinde netleştirmeye çalışıyorum. Belirsiz kalan tablolarda planı esnek tutuyorum.

Bez Hücrelerinden Kaynaklanan Türler Hangileridir?

Bez hücrelerinden kaynaklanan türler, tiroid tümörlerinin en geniş grubunu oluşturur. Bu grupta hücreler normal doku yapısını büyük ölçüde korur. Grubun içinde iki ana tip öne çıkar. Birinci tip parmaksı çıkıntılar oluşturan bir dizilim gösterir. İkinci tip ise kesecik yapısını taklit eden bir düzen kurar. Her iki tipte de hücreler folikül hücreleri kökenli kabul edilir. Bu tiplerin dışında karışık görünüm veren alt biçimler tanımlanır. Alt biçimlerin bir bölümü daha sakin seyreder. Bir bölümü ise daha atak davranış gösterir.

Bu ayrım patoloji raporunda ayrıca belirtilir. Grup içindeki tümörler iyot tutma yeteneğini sürdürür. Bu nedenle tedavi ve izlem seçenekleri geniş kalır. Hastalarıma bu grubun seyrinin genellikle sakin olduğunu anlatıyorum. Yine de her tümörü kendi özellikleriyle değerlendiriyorum. Tümör boyutu, odak sayısı ve bez sınırının aşılması tabloyu değiştirir. Boyundaki bezelerde tutulum bulunması da planı etkileyen bir ayrıntıdır. Grup içindeki iki ana tipin farkını sonraki bölümlerde açıklıyorum. Bu farkları bilmek, rapor okumayı kolaylaştırır. Rapordaki terimleri hastalarıma sade bir dille aktarıyorum. Grup içindeki tümörlerin çoğu bezin içinde sınırlı kalır. Sınırlı kalan tümörlerde izlem düzeni daha rahat kurulur. Bu tabloyu hastalarıma baştan anlatıyorum.

Papiller Tip Hangi Özellikleri Taşır?

Papiller tip, yavaş büyüme ve boyundaki bezelere yayılma eğilimi gibi özellikleri taşır. Bu tip, bez tümörlerinin en sık karşılaşılan biçimini oluşturur. Hücreler mikroskopta parmaksı çıkıntılar biçiminde dizilir. Çekirdeklerin görünümü tanıda belirleyici bir ölçüt sayılır. Tümör çoğu zaman bezin içinde birden çok odak halinde bulunur. Odakların iki lobda birden görülmesi seyrek değildir. Bu tipte yayılım daha çok boyundaki bezeler yoluyla ilerler. Uzak organlara yayılım ise seyrek görülür. Genç yaşta saptanan tümörlerde seyir genellikle sakin ilerler.

Tümör içinde kireçlenme odakları bulunabilir. Bu odaklar görüntülemede dikkat çeken bir bulgu oluşturur. Çok küçük boyuttaki tümörler ayrı bir başlık altında değerlendirilir. Bu küçük odaklarda izlem bile bir seçenek olarak düşünülebilir. Tipin ayrıntılarını papiller tiroid kanseri sayfasında ele alıyorum. Tedavi kararını tümörün boyutuna ve yayılımına göre veriyorum. İyot tutma yeteneği bu tipte korunur. Bu nedenle izlem kan belirteci ile kolayca yapılır. Hastalarıma bu tipin seyrini sakin bir dille anlatıyorum. Doğru bilgi, tanı anındaki kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Bu tipin bazı alt biçimleri daha hareketli seyreder. Alt biçim raporda belirtildiğinde izlem sıklığını değiştiriyorum. Ayrıntıyı atlamamak için raporu satır satır okuyorum.

Folliküler Tip Nasıl Yayılır?

Folliküler tip, daha çok kan dolaşımı yoluyla yayılır. Bu tip, bez tümörleri arasında ikinci sırada yer alır. Hücreler kesecik yapısını taklit eden bir düzen kurar. Mikroskopta hücre görünümü iyi huylu tümörlere benzer. Bu nedenle ayrım yalnızca hücre görünümüyle yapılmaz. Tanı için tümörün kapsülü ve damarları incelenir. Kapsülün aşılması kötü huylu davranışı gösterir. Damar içine geçiş de aynı anlamı taşır. Bu ayrım iğne biyopsisiyle çoğu zaman yapılamaz.

Bu yüzden şüpheli nodüllerde tanı ameliyat sonrasında netleşir. Yayılım en sık akciğer ve kemik dokusuna doğru olur. Boyundaki bezelerde tutulum ise daha seyrek görülür. Bu tipte de iyot tutma yeteneği korunur. Korunan bu yetenek, uzak yayılımların tedavisini kolaylaştırır. İleri yaşta saptanan tümörlerde seyir biraz daha hareketli olur. Tümör boyutu büyüdükçe damar geçişi olasılığı artar. Bu nedenle büyük nodüllerde kararı erkene alıyorum. Tanı sonrası izlem düzenini kan belirteci ile sürdürüyorum. Hastalarıma bu tipin sakin seyreden grup içinde yer aldığını söylüyorum. Tanı öncesinde yapılan görüntüleme bu tipte sınırlı bilgi verir. Bu nedenle karar çoğu zaman ameliyat sonrasına kalır. Süreci hastalarıma önceden açıklıyorum.

Onkositik Tip Hangi Farkı Gösterir?

Onkositik tip, iyot tutma yeteneğinin zayıf kalmasıyla farkını gösterir. Bu tip, bez hücrelerinin özel bir alt biçiminden gelişir. Hücreler mikroskopta iri ve bol taneli bir görünüm alır. Görünüm farkı patoloji raporunda ayrıca belirtilir. Tümör çoğu zaman kesecik yapısını taklit eder. Bu nedenle ayrım yine kapsül ve damar incelemesine dayanır. Tipin seyri diğer gruplara göre biraz daha hareketli olur. Boyundaki bezelerde tutulum daha sık saptanır. İyot tedavisinin etkisi bu tipte sınırlı kalır.

Bu nedenle izlemde görüntülemeye daha çok başvurulur. Kan belirteci bu tipte de izlem için kullanılır. Tümör ileri yaşta daha sık ortaya çıkar. Boyutu büyük olan tümörlerde değerlendirmeyi genişletiyorum. Tedavi planını tümörün yaygınlığına göre kuruyorum. Bu tipte cerrahi kapsam daha geniş tutulabilir. Kararı patoloji raporundaki bulgulara göre veriyorum. İzlem aralıklarını da bu gruba göre sıklaştırıyorum. Hastalarıma tipin farkını anlaşılır biçimde açıklıyorum. Bilinen bir tabloyla ilerlemek süreci kolaylaştırır. Bu tipte kan belirtecinin yükselmesi görüntülemeyi öne çeker. Görüntülemede odak saptanmazsa izlem sürdürülür. Kararı her kontrolde yeniden gözden geçiriyorum.

Az Diferansiye Tümörler Nerede Yer Alır?

Az diferansiye tümörler, sakin seyreden grup ile atak seyreden grup arasında yer alır. Bu tümörlerde hücreler normal doku yapısını kısmen yitirir. Yitirilen düzen, hastalığın davranışını hızlandırır. Mikroskopta hücreler yoğun ve düzensiz bir dizilim gösterir. Bölünme hızının yüksek olması raporda ayrıca belirtilir. Bu tümörlerde iyot tutma yeteneği azalır. Azalan yetenek, tedavi seçeneklerini bir ölçüde daraltır. Tümör çoğu zaman bezin sınırını aşmış olarak saptanır. Boyundaki bezelerde tutulum sık görülür.

Uzak organlara yayılım olasılığı da yükselir. Bu grupta tedavi planını daha hızlı kuruyorum. Ameliyat sonrası ek tedaviler çoğu kişide gündeme gelir. İzlem aralıkları belirgin biçimde sıklaştırılır. Görüntüleme yöntemleri izlemde daha ağırlıklı kullanılır. Bu tümörler her yaşta görülebilir. İleri yaşta saptandığında tablo daha ağır seyreder. Grubun tanısı yalnızca doku incelemesiyle konur. Rapordaki ayrıntıları hastalarımla birlikte gözden geçiriyorum. Sürecin her adımını önceden anlatmayı önemsiyorum. Bu grupta tedaviye verilen yanıt kişiden kişiye değişir. Yanıtı erken görmek için kontrolleri sık planlıyorum. Gerektiğinde planı yeni bulgulara göre güncelliyorum.

Medüller Tip Hangi Hücreden Gelişir?

Medüller tip, bez içinde kalsiyum dengesini düzenleyen hücrelerden gelişir. Bu hücreler hormon üreten keseciklerin arasında dağınık biçimde bulunur. Ürettikleri madde kandaki kalsiyum düzeyini etkiler. Tümör geliştiğinde bu madde kanda yükselir. Yükselen değer tanıda ve izlemde kullanılır. Bu tip, bez tümörlerinin küçük bir bölümünü oluşturur. Ailesel geçiş gösteren biçimleri bulunur. Ailesel biçimlerde başka bezlerin tümörleri de eşlik eder. Bu nedenle tanı konulan kişilerde genetik inceleme istenir.

Sonuca göre aile bireyleri de değerlendirilir. Tümör iyot tutma yeteneği taşımaz. Bu nedenle iyot tedavisi bu tipte kullanılmaz. Yayılım boyundaki bezeler yoluyla erken dönemde başlar. Bu yüzden cerrahi kapsam baştan daha geniş planlanır. İzlem tümüyle kan belirteci üzerinden sürdürülür. Belirtecin yükselmesi yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Tipin ayrıntılarını medüller tiroid kanseri sayfasında açıklıyorum. Tanı anında ailesel öyküyü ayrıntılı biçimde sorguluyorum. Bu sorgulama, aile bireylerinin erken değerlendirilmesini sağlar. Bu tipte böbreküstü bezlerinin de değerlendirilmesi gerekir. Değerlendirme ameliyat öncesinde tamamlanır. Eksik kalan inceleme sonradan güçlük doğurur.

Anaplastik Tip Neden Ayrı Değerlendirilir?

Anaplastik tip, hızlı seyri nedeniyle diğer gruplardan ayrı değerlendirilir. Bu tümörde hücreler normal doku yapısını tümüyle yitirir. Yitirilen yapı, hastalığın hızını belirgin biçimde artırır. Tümör haftalar içinde büyüyen bir boyun kitlesi biçiminde ortaya çıkar. Boyunda ağrı, ses kısıklığı ve nefes darlığı erken dönemde eklenir. Bu tip ileri yaşta daha sık görülür. Uzun yıllar taşınan guatr zemininde gelişebilir. Tanı hızlı biçimde konulmalıdır. Kalın iğneyle alınan doku örneği tanıyı netleştirir.

Tümör iyot tutma yeteneği göstermez. Bu nedenle iyot tedavisi bu grupta uygulanmaz. Tedavi planı farklı uzmanlıkların ortak kararıyla kurulur. Solunum yolunun güvenliği ilk sırada değerlendirilir. Bu grupta zaman en değerli etken olarak öne çıkar. Hastalığın seyri diğer tiplerden belirgin biçimde ayrılır. Bu nedenle bilgileri diğer gruplarla karıştırmamayı öneriyorum. Tipin ayrıntılarını anaplastik tiroid kanseri sayfasında ele alıyorum. Hızla büyüyen boyun kitlelerinde değerlendirmeyi aynı gün yapıyorum. Erken değerlendirme, seçeneklerin korunmasını sağlar. Bu grupta tedavi kararları tek bir hekimin görüşüne bırakılmaz. Ortak toplantı aynı hafta içinde düzenlenir. Sürecin hızını hastalarıma açıkça anlatıyorum.

Tiroid Bezinde Görülen Diğer Tümörler Nelerdir?

Tiroid bezinde görülen diğer tümörler, bez hücreleri dışındaki yapılardan gelişir. Bunların başında bağışıklık hücrelerinden kaynaklanan tümörler gelir. Bu tümörler bağışıklık kökenli tiroid iltihabı zemininde ortaya çıkar. Boyunda hızla büyüyen bir kitle biçiminde kendini gösterir. Tanısı doku incelemesiyle konur. Tedavisi cerrahi dışındaki yollarla yürütülür. Başka organlardan bezde yerleşen tümörler de görülebilir. Bu durum oldukça seyrek karşımıza çıkar. Böbrek ve akciğer kökenli tümörler bu grupta sayılır.

Bezde yerleşen bağ dokusu kökenli tümörler de tanımlanmıştır. Bu tümörlerin tanısı özel boyama yöntemleriyle netleşir. Seyrek görülmeleri tanıda gecikmeye yol açabilir. Bu yüzden alışılmadık tablolarda ek incelemeler istiyorum. Bezde gelişen iyi huylu tümörler de ayrı bir başlık oluşturur. Bu tümörler kapsülle çevrili ve sınırları düzgün yapıdadır. İyi huylu tümörlerde izlem çoğu zaman yeterli kalır. Büyüyen ve baskı yapan tümörlerde ise cerrahi düşünülür. Bütün bu tabloların ayrımı doku incelemesine dayanır. Rapor sonucunu beklemeden kesin konuşmuyorum. Bezde gelişen kistler de ayrı bir başlık altında değerlendirilir. Kistlerin büyük bölümü iyi huylu yapıda kalır. Kanama sonrası hızla büyüyen kistleri ayrıca inceliyorum.

Tür Ayrımı Tedaviyi Nasıl Değiştirir?

Tür ayrımı, tedavinin kapsamını ve sonrasındaki izlem düzenini değiştirir. Sakin seyreden tiplerde cerrahi kapsamı daha sınırlı tutulabilir. Atak seyreden tiplerde ise kapsam baştan genişletilir. Cerrahi kapsamın hangi ölçütlere göre belirlendiğini tiroid bezinin alınması ameliyatı sayfasında ayrıntılı yazdım. İyot tutan tiplerde ameliyat sonrası iyot tedavisi gündeme gelir. İyot tutmayan tiplerde bu basamak atlanır. Kalsiyum dengesiyle ilgili tipte boyundaki bezeler baştan değerlendirilir. Bu tipte genetik inceleme de plana eklenir. Hızlı seyreden tipte kararlar günler içinde alınır. İzlem belirteçleri de türe göre değişir.

Kesecik kökenli tümörlerde bir protein ölçülür. Diğer grupta farklı bir madde izlenir. Kontrol aralıkları türün davranışına göre belirlenir. Hormon desteğinin hedef değeri de aynı biçimde değişir. Bütün bu kararları ortak değerlendirme toplantılarında alıyorum. Tek başına verilen kararlar eksik kalabilir. Türü bilmeden tedavi planlamak doğru bir yaklaşım değildir. Bu nedenle patoloji incelemesi sonucunu beklemeyi tercih ediyorum. Rapor elime geçtiğinde planı hastalarımla birlikte konuşuyorum. Ortak karar, tedaviye uyumu belirgin biçimde artırır. Tür bilgisi, ameliyat sonrası hormon hedefini de belirler. Hedef değer her tipte aynı tutulmaz. Bu ayrıntıyı ilk kontrolde hastalarıma anlatıyorum.

Patoloji Raporunda Hangi Bilgiler Yer Alır?

Patoloji raporunda tümörün türü, boyutu ve sınırlarıyla ilgili bilgiler yer alır. Raporun başında incelenen dokunun tanımı bulunur. Ardından tümörün hücre tipi belirtilir. Alt biçim varsa bu da ayrıca yazılır. Tümörün en büyük çapı ölçülerek kaydedilir. Odak sayısı ve yerleşimi rapora eklenir. Bez kapsülünün aşılıp aşılmadığı açıkça belirtilir. Damar ve sinir çevresine ilerleme ayrı bir başlık altında yazılır. Çıkarılan bezelerin sayısı ve tutulum durumu raporda görülür.

Cerrahi sınırların temiz olup olmadığı da belirtilir. Bu bilgilerin tamamı evre belirlemede kullanılır. Rapordaki terimler hastalarıma çoğu zaman karmaşık gelir. Bu nedenle raporu birlikte okuyup sade bir dille açıklıyorum. Anlaşılmayan bir rapor gereksiz kaygı yaratır. Bazı raporlarda ek moleküler inceleme sonuçları bulunur. Bu sonuçlar tedavi seçeneklerini genişletebilir. Rapor eksik göründüğünde ek değerlendirme istiyorum. Doğru okunan bir rapor, tedavi planının sağlam temelini oluşturur. Bu nedenle rapor üzerinde ayrıntılı biçimde duruyorum. Raporun bir kopyasını hastalarımın saklamasını öneriyorum. Sonraki kontrollerde bu kopya karşılaştırma için kullanılır.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Hangi tiroid kanseri tipi en sık karşımıza çıkar?
Bez hücrelerinden kaynaklanan papiller tip en sık karşılaşılan biçimi oluşturur. Bu tipi, kesecik yapısını taklit eden folliküler tip izler. Kalsiyum dengesiyle ilgili hücrelerden gelişen tip daha seyrek görülür. Hızlı seyreden anaplastik tip ise en az rastlanan gruptur. Sıklık sıralaması tedavi kararını tek başına belirlemez.
Papiller ve folliküler tip arasındaki temel fark nedir?
İki tip arasındaki temel fark, yayılım yolunda ortaya çıkar. Papiller tip daha çok boyundaki bezeler yoluyla ilerler. Folliküler tip ise kan dolaşımı üzerinden uzak organlara ulaşır. Mikroskopta da hücre dizilimleri birbirinden ayrılır. Her iki tipte de iyot tutma yeteneği korunur.
Bir tip zamanla başka bir tipe dönüşür mü?
Tümör tipleri genellikle kendi yapısını korur. Buna karşın uzun süre izlenen bazı tümörlerde hücre yapısı zamanla bozulabilir. Bu bozulma, daha atak bir davranışın habercisi sayılır. Böyle bir değişim seyrek görülür ve doku incelemesiyle anlaşılır. Bu nedenle izlem sırasında hızlı büyüyen odakları dikkatle inceliyorum.
Biyopsi folliküler tipte neden kesin sonuç vermez?
Folliküler tipte kötü huyluluk ölçütü hücrelerin görünümü değildir. Asıl ölçüt, tümörün kapsülü aşması ya da damar içine geçmesidir. İğne ile alınan hücre örneğinde kapsül görülemez. Bu nedenle rapor çoğu zaman şüpheli olarak sonuçlanır. Kesin tanı, çıkarılan dokunun bütün olarak incelenmesiyle konur.
Mikrokarsinom denilen küçük odaklar ameliyat gerektirir mi?
Çok küçük boyuttaki odaklarda karar kişiye göre verilir. Bezin içinde kalan, tek odaklı ve şüpheli bulgusu olmayan tümörlerde izlem bir seçenek oluşturur. Boyundaki bezelerde tutulum varsa cerrahi gündeme gelir. Kişinin yaşı ve beklentisi de bu kararda yer tutar. Seçenekleri hastalarımla ayrıntılı biçimde konuşuyorum.
Medüller tip için aileme genetik test gerekir mi?
Bu tipte genetik inceleme tanı konulan kişiye öncelikle önerilir. Sonuç kalıtsal geçiş gösterirse aile bireyleri de değerlendirilir. Değerlendirme kan tahlili ve genetik inceleme ile yapılır. Erken saptanan aile bireylerinde izlem çok daha kolay yürütülür. Bu nedenle ailesel öyküyü tanı anında ayrıntılı biçimde sorguluyorum.
Hangi tiplerde atom tedavisi işe yaramaz?
İyot tutma yeteneği bulunmayan tiplerde bu tedavi beklenen etkiyi göstermez. Kalsiyum dengesiyle ilgili hücrelerden gelişen tip bu gruba girer. Hızlı seyreden anaplastik tipte de tedavi kullanılmaz. Onkositik tipte ise yanıt sınırlı kalır. Bu tiplerde izlem görüntüleme ağırlıklı biçimde sürdürülür.
Onkositik tip daha mı riskli kabul edilir?
Bu tip, diğer bez kökenli tümörlere göre biraz daha hareketli seyreder. Boyundaki bezelerde tutulum daha sık görülür. İyot tedavisine verilen yanıt da sınırlı kalır. Bu nedenle izlem aralıklarını daha sık tutuyorum. Yine de tipin adı tek başına sonucu belirlemez.
Rapordaki damar invazyonu ifadesi ne anlama gelir?
Bu ifade, tümör hücrelerinin damar duvarını aşarak damar içine geçtiğini anlatır. Bulgu, tümörün kan yoluyla yayılma eğilimini gösterir. Folliküler tipte tanının konulmasında belirleyici bir ölçüt sayılır. Damar geçişi saptandığında izlem daha yakın yürütülür. Rapordaki bu ifadeyi hastalarıma ayrı olarak açıklıyorum.
Tiroid bezinde lenfoma görülür mü?
Bağışıklık hücrelerinden kaynaklanan tümörler bezde seyrek olarak görülür. Bu tablo çoğu zaman bağışıklık kökenli tiroid iltihabı zemininde gelişir. Boyunda hızla büyüyen bir kitle biçiminde kendini gösterir. Tanısı doku incelemesiyle konur. Tedavisi cerrahi dışındaki yollarla yürütülür.
Çocuklarda hangi tip daha sık saptanır?
Çocukluk çağında papiller tip belirgin biçimde öne çıkar. Bu yaş grubunda boyundaki bezelerde tutulum daha sık görülür. Akciğere yayılım da erişkinlere göre daha çok saptanır. Buna karşın seyir genellikle sakin ilerler. Bu yaş grubunda izlem düzenini ayrıca planlıyorum.
Az diferansiye tümör nedir, nasıl ayrılır?
Az diferansiye tümör, hücre yapısını kısmen yitirmiş bir ara grubu tanımlar. Sakin seyreden tipler ile hızlı seyreden tip arasında yer alır. Ayrımı mikroskoptaki hücre dizilimi ve bölünme hızı belirler. İyot tutma yeteneği bu grupta azalır. Tanı yalnızca doku incelemesiyle konur.
Aynı bezde iki farklı tip birlikte bulunur mu?
Aynı bezde farklı yapıda odaklar birlikte bulunabilir. Bu durum özellikle çok odaklı tümörlerde karşımıza çıkar. Böyle tablolarda planı daha atak olan yapı belirler. Patoloji raporunda her odak ayrı olarak tanımlanır. Rapordaki bu ayrıntıyı tedavi kararında ayrıca gözetiyorum.
Tip bilgisi olmadan tedaviye başlanabilir mi?
Tedavi planını tip bilgisi olmadan kurmak doğru bir yaklaşım değildir. Cerrahi kapsamı, ek tedaviler ve izlem düzeni doğrudan tipe bağlıdır. Yalnızca hızla büyüyen ve solunumu zorlayan tablolarda karar beklemeden verilir. Bu durumlarda bile doku örneği hızla alınır. Diğer bütün tablolarda rapor sonucunu bekliyorum.
Tiroid bezine başka organdan tümör yayılır mı?
Başka organlardan bez dokusuna yayılım seyrek olarak görülür. En sık böbrek ve akciğer kökenli tümörler bu yolla saptanır. Bez içinde yeni gelişen ve hızla büyüyen kitlelerde bu olasılık akla gelir. Ayrım özel boyama yöntemleriyle yapılır. Böyle tablolarda tedavi ana hastalığa göre planlanır.
İyi huylu tiroid tümörleri hangi durumda ameliyat edilir?
İyi huylu tümörlerde izlem çoğu kişide yeterli kalır. Büyüyerek soluk borusuna ya da yemek borusuna baskı yapan tümörlerde cerrahi düşünülür. Biyopsi sonucu şüpheli çıkan nodüllerde de aynı karar gündeme gelir. Görünüm yönünden rahatsızlık veren büyük guatrlar ayrıca değerlendirilir. Kararı kişinin yakınmalarına göre veriyorum.