Tiroid Kanserinde Evreleme ve Risk Grupları
Tiroid kanserinde evreleme nasıl yapılır, risk grupları neye göre ayrılır ve izlem sıklığı nasıl belirlenir? Adım adım açıkladım.
Tiroid kanserinde evreleme, hastalığın tanı anındaki yaygınlığını ortak bir dille tanımlayan bir sınıflandırma düzenidir. Risk grupları ise hastalığın geri dönme eğilimini öngörmeye çalışan ayrı bir değerlendirme olarak kurulur. İki kavram birbirini tamamlar, ancak aynı soruyu yanıtlamaz. Hastalarım patoloji raporunu ellerine aldıklarında çoğunlukla bu iki başlığı karıştırır. Bu sayfada evrenin hangi bilgilerden çıktığını, risk gruplarının nasıl ayrıldığını ve izlem planının nasıl kurulduğunu anlatıyorum.
Evreleme Neden ve Nasıl Yapılır?
Evreleme, hastalığın yaygınlığını ortak bir dille tanımlamak ve neden sonuç bağını kurmak amacıyla yapılır. Sınıflandırma, tümörün büyüklüğüne, bez dışına çıkıp çıkmadığına ve yayılım durumuna dayanır. Bu üç başlık bir araya getirilerek bir sınıf belirlenir. Belirlenen sınıf, hekimler arasında ortak bir dil oluşturur. Ortak dil, farklı hastanelerdeki değerlendirmelerin karşılaştırılmasını sağlar. Evreleme ayrıca izlem sıklığını ve tedavi yoğunluğunu yönlendirir. Tiroid kanserinde sınıflandırma diğer kanserlerden ayrı bir mantıkla kurulur. Bu ayrımın nedeni hastanın yaşının hesaba katılmasıdır. Başka hiçbir kanserde yaş bu kadar belirleyici bir yer tutmaz. Değerlendirme, girişimden önce bir ön aşama olarak yapılır.
Kesin sınıf ise çıkarılan dokunun incelenmesinden sonra belirlenir. Ön değerlendirmede muayene ve görüntüleme birlikte kullanılır. Boyun ultrasonu bu aşamanın temelini oluşturur. Gerektiğinde boyun ve göğüs bölgesinin ayrıntılı görüntülemesi eklenir. Patoloji raporu tabloyu tamamlayan son parçayı verir. Raporda tümörün ölçüsü ve sınırları tek tek bildirilir. Lenf bezlerinin durumu da aynı raporda yer alır. Bu bilgiler bir araya geldiğinde sınıf netleşir. Sonucu hastalarıma sade sözcüklerle açıklamayı önemsiyorum. Rakamların ardındaki anlamı bilmek kaygıyı azaltır. Bu nedenle raporu birlikte okumayı alışkanlık haline getirdim.
Evre ile Risk Grubu Arasındaki Fark Nereden Doğar?
Evre ile risk grubu arasındaki fark, iki kavramın farklı soruları yanıtlamasından doğar. Evre, hastalığın tanı anındaki yaygınlığını tanımlar. Risk grupları ise hastalığın geri dönme eğilimini öngörmeye çalışır. Bu nedenle iki kavram birbirinin yerine kullanılamaz. Aynı basamakta yer alan iki hasta farklı risk grubunda bulunabilir. Sınıflandırmada tümörün ölçüsü ve yayılımı öne çıkar. Risk değerlendirmesinde ise hücrenin davranışı da hesaba katılır. Patoloji raporundaki ayrıntılar bu nedenle ayrı bir değer taşır. Damar içine geçiş, hücrenin alt tipi ve sınır durumu bu grupta yer alır. Girişimin eksiksiz tamamlanıp tamamlanmadığı da değerlendirmeye katılır.
Evre daha çok genel bir çerçeve çizer. Risk grubu ise izlem planını günlük düzeyde biçimlendirir. Kontrol sıklığı doğrudan risk grubuna göre belirlenir. Ek tedavi kararı da aynı değerlendirmeden çıkar. Bu ayrımı hastalarıma yalın bir benzetmeyle anlatıyorum. Evre fotoğrafın çekildiği andır, risk ise sonraki yolculuğun öngörüsüdür. İki bilgi birlikte kullanıldığında plan sağlam bir zemine oturur. Yalnız evreye bakmak izlem planını eksik bırakır. Yalnız risk grubuna bakmak da hastalığın boyutunu gözden kaçırır. Bu nedenle her dosyada iki başlığı yan yana yazıyorum. Hastanın da bu iki kavramı ayırt etmesini istiyorum.
Yaş Neden Evrelemeye Katılır?
Yaşın evrelemeye katılmasının nedeni, hastalığın gidişinin yaşla birlikte belirgin biçimde değişmesidir. Hücre yapısını koruyan tiroid kanserlerinde genç hastalar daha sakin bir gidiş gösterir. İleri yaşta tanı konulan hastalarda ise izlem daha sıkı tutulur. Bu gözlem sınıflandırma düzenine doğrudan yansıtılmıştır. Belirli bir yaşın altındaki hastalarda basamak sayısı ikiyle sınırlanır. Uzak yayılım bulunmayan genç hastalar ilk basamakta yer alır. Uzak yayılım saptandığında ise ikinci basamağa geçilir. Bu hastalarda boyun lenf bezlerinin tutulması basamağı yükseltmez. Aynı bulgu ileri yaştaki bir hastada sınıfı değiştirir. Sınır yaş olarak elli beş yaş kabul edilir.
Bu sınır uzun süreli gözlemlere dayanılarak belirlenmiştir. Sınırın hemen altındaki ve üstündeki hastalar arasındaki fark keskin değildir. Bu nedenle sınırı katı bir duvar gibi görmüyorum. Yaş yalnız bir başlık olarak değerlendirmeye katılır. Diğer başlıklarla birlikte ele alındığında anlam kazanır. Çocuklarda ve gençlerde sınıflandırma düzeni ayrıca tartışılır. Bu yaş grubunda hastalık yaygın görünse bile gidişi sakin kalır. Medüller tipte ise yaş sınıflandırma düzenine katılmaz. Bu türde basamak yalnız tümörün yayılımına göre belirlenir. Farklılaşmamış tipte de yaş ayrı bir ölçüt olarak kullanılmaz. Bu ayrımları hastalarıma raporu okurken açıklıyorum.
Tümör Boyutu Değerlendirmeyi Nasıl Değiştirir?
Tümör boyutu, sınıflandırmanın ilk basamağını oluşturduğu için değerlendirmeyi kökten değiştirir. Tümör boyutu, çıkarılan dokunun patoloji incelemesinde ölçülerek belirlenir. Girişimden önce ultrasonda yapılan ölçüm bir ön bilgi olarak kullanılır. İki ölçüm arasında küçük farklar bulunabilir. Bu nedenle kesin değer patoloji raporundan alınır. Çok küçük tümörler ayrı bir başlık altında toplanır. Bu gruptaki tümörler çoğu zaman rastlantıyla saptanır. Başka bir nedenle çıkarılan bezin içinde bulunabilir. Küçük tümörlerde izlem planı belirgin biçimde yalınlaşır. Tümör büyüdükçe değerlendirme basamak basamak yükselir.
Bezin sınırlarını zorlayan tümörler ayrı bir grupta ele alınır. Ölçü tek başına değerlendirilmez. Tümörün bezin neresinde durduğu da önem taşır. Yüzeye yakın duran küçük bir tümör sınırı kolayca aşabilir. Derinde duran daha iri bir tümör ise sınır içinde kalabilir. Odak sayısı da ayrı bir başlık olarak kaydedilir. Birden çok odak bulunması izlemi bir miktar sıkılaştırır. İki yarıda birden odak görülmesi cerrahi kararı da etkiler. Bu ayrıntıları iyi diferansiye tiroid kanserleri sayfasında genişçe ele aldım. Ölçü bilgisini hastalarıma her zaman bağlamıyla birlikte veriyorum. Tek başına bir sayı, gidişi açıklamaya yetmez.
Tümörün Bez Dışına Çıkması Ne Anlama Gelir?
Tümörün bez dışına çıkması, hücrelerin tiroidi saran zarı aşarak komşu dokuya ulaştığı anlamına gelir. Tiroid bezi ince bir zarla çevrili olarak durur. Bu zar tümör için doğal bir sınır oluşturur. Hücreler zarı aştığında değerlendirme bir basamak yükselir. Aşmanın derecesi de ayrıca not edilir. Yalnız zarın hemen dışındaki yağ dokusuna ulaşan tümörler bir grupta toplanır. Boyun kaslarına uzanan tümörler ise ayrı bir grupta ele alınır. Soluk borusu, yemek borusu ya da büyük damarların tutulması ileri bir bulgu sayılır. Bu ayrımlar tedavi planının genişliğini doğrudan belirler. Bez dışına çıkış girişimden önce görüntülemeyle öngörülebilir.
Kesin değerlendirme ise patoloji incelemesiyle yapılır. Cerrahi sırasında gözle görülen tutulum da rapora işlenir. Bu bilgi risk değerlendirmesine ayrıca katılır. Bez dışına çıkan tümörlerde izlem aralıkları kısaltılır. Ek tedavi seçenekleri de daha erken gündeme gelir. Buna karşın bez dışına çıkış tek başına umutsuzluk nedeni değildir. Uygun planla bu hastalar uzun yıllar izlenir. Hastalarıma bu ayrıntıyı sakin bir dille anlatıyorum. Raporda geçen teknik sözcükler çoğu zaman gereğinden fazla korkutur. Sözcüklerin karşılığını açıkladığımda kaygı belirgin biçimde azalır. Bu nedenle rapor okuma görüşmesine ayrı zaman ayırıyorum.
Lenf Bezi Tutulumu Değerlendirmeye Nasıl Yansır?
Lenf bezi tutulumu, hastanın yaşına ve tutulan bölgeye göre değerlendirmeye farklı biçimde yansır. Boyun lenf bezleri tiroid bezinden gelen lenf akımını toplar. Bu nedenle hücreler ilk olarak bu duraklara ulaşır. Boynun orta bölümündeki bezler ilk sırada değerlendirilir. Yan bölgelerdeki bezler ikinci sırada ele alınır. Tutulan bezlerin sayısı ve büyüklüğü rapora yazılır. Bezin dışına taşan tutulum ayrıca belirtilir. Bu ayrıntı risk değerlendirmesini doğrudan etkiler. Genç hastalarda lenf tutulumu basamağı yükseltmez. Buna karşın risk grubunu değiştirebilir.
İleri yaştaki hastalarda ise sınıf da yükselir. Küçük ve sayıca az tutulumlar daha sakin değerlendirilir. Çok sayıda ve iri bezin tutulması izlemi sıkılaştırır. Girişimden önce boyun ultrasonuyla tüm bölgeler taranır. Kuşkulu bezlerden örnek alınabilir. Bu haritalama cerrahi planı baştan belirler. Çıkarılan bezler daha sonra tek tek incelenir. İnceleme sonucu son değerlendirmeyi oluşturur. Lenf tutulumu bulunan hastalarda izlem aralıkları kısaltılır. Kan belirteci ve ultrason daha sık yinelenir. Bu planı hastamla birlikte takvim üzerinde işaretliyorum.
Uzak Yayılım Değerlendirmeyi Nasıl Etkiler?
Uzak yayılım, sınıflandırmayı en üst basamağa taşıdığı için değerlendirmeyi belirgin biçimde etkiler. Hücreler kan dolaşımına karıştığında uzak organlara ulaşabilir. En sık karşılaşılan bölgeler akciğer ve kemik olarak bilinir. Yayılım tanı anında saptanabilir. Bazı hastalarda ise yıllar sonra ortaya çıkar. Bu nedenle izlem uzun yıllar sürdürülür. Yayılımın saptanması tedavi planını genişletir. Hücre yapısını koruyan tümörlerde iyot tedavisi devreye girer. Tedavinin etkisi tüm vücut taramasıyla değerlendirilir. Taramanın ayrıntılarını tüm vücut tarama sintigrafisi sayfasında anlattım.
Uzak yayılım bulunan hastalarda bile izlem uzun süreli olabilir. Hücrelerin iyot tutma özelliği bu olanağı yaratır. Odakların büyüklüğü ve sayısı ayrıca kaydedilir. Küçük ve iyot tutan odaklar daha sakin değerlendirilir. İyot tutmayan odaklar ise farklı bir yol gerektirir. Bu durumda ek tedaviler tıbbi onkoloji bölümüyle planlanır. Kemik tutulumunda ağrı denetimi ayrı bir başlık olarak yürütülür. Akciğer tutulumunda solunum işlevleri izlenir. Hastalarıma uzak yayılımın yolun sonu olmadığını anlatıyorum. Uygun tedaviyle günlük yaşam büyük ölçüde sürdürülür. Bu çerçeveyi ilk görüşmede açıkça çiziyorum.
Patoloji Raporundaki Ayrıntılar Neden Önemlidir?
Patoloji raporundaki ayrıntılar, risk grubunu belirleyen bilgileri taşıdığı için önemlidir. Rapor yalnız tanı adını bildirmekle kalmaz. Tümörün ölçüsü, sınırları ve odak sayısı tek tek yazılır. Hücrenin alt tipi ayrıca belirtilir. Bazı alt tipler daha yakından izlenmeyi gerektirir. Damar içine geçiş bulunup bulunmadığı rapora işlenir. Bezin zarını aşan tutulum ayrı bir satırda bildirilir. Çıkarılan lenf bezlerinin sayısı ve tutulanların durumu yazılır. Cerrahi sınırın temiz olup olmadığı belirtilir. Bu bilgi ek tedavi kararında belirleyici olur.
Raporun sonunda özet bir değerlendirme yer alır. Hastalarım raporu çoğu zaman anlamadan okur. Teknik sözcükler gereksiz kaygı yaratır. Bu nedenle raporu satır satır birlikte okuyoruz. Hangi satırın planı nasıl etkilediğini açıklıyorum. Gerektiğinde raporun yeniden değerlendirilmesini isteyebilirim. İkinci bir patoloji görüşü bazı durumlarda yol gösterir. Özellikle sınırda kalan bulgularda bu yol tercih edilir. Hormon baskılayıcı tedavi kararı da rapordan çıkar. Bu tedaviyi hormon baskılayıcı tedavi sayfasında ayrıntılı anlattım. Raporun bir örneğini hastamın kendisinde saklamasını istiyorum.
Risk Grupları Nasıl Ayrılır?
Risk grupları, hastalığın geri dönme eğilimine göre düşük, orta ve yüksek olarak ayrılır. Düşük grupta tümör bez içinde sınırlı kalır. Bu grupta damar içine geçiş bulunmaz. Lenf tutulumu ya hiç görülmez ya da çok sınırlı kalır. Cerrahi sınırlar temiz olarak bildirilir. Orta grupta tümör bezin zarını hafifçe aşmış olabilir. Bu grupta lenf bezlerinde tutulum bulunabilir. Hücrenin alt tipi de daha yakın izlem gerektirebilir. Yüksek grupta tümör komşu yapıları tutar. Uzak yayılım bulunan hastalar da bu grupta yer alır.
Cerrahi sınırın temiz olmaması aynı grubu düşündürür. Grupların sınırları keskin çizgilerle ayrılmaz. Bazı hastalar iki grubun arasında değerlendirilir. Bu durumda karar hastanın tüm dosyasına bakılarak verilir. Risk grubu izlem sıklığını doğrudan belirler. Düşük grupta kontroller daha seyrek planlanır. Yüksek grupta ise aralıklar kısa tutulur. Ek tedavi seçenekleri de bu gruplandırmaya göre gündeme gelir. Hormon hedefleri aynı biçimde gruba göre ayarlanır. Bu ayarları iç salgı bezleri bölümüyle birlikte yapıyorum. Grup bilgisinin hastanın kendisinde de bulunmasını istiyorum.
Düşük Riskli Hastalarda İzlem Nasıl Kurulur?
Düşük riskli hastalarda izlem, seyrek aralıklarla yapılan kan tetkiki ve boyun ultrasonuyla kurulur. Bu grupta ek tedaviye çoğu zaman gerek duyulmaz. İyot tedavisi genellikle plana katılmaz. Hormon desteği normal sınırları koruyacak biçimde ayarlanır. Aşırı baskılama bu grupta gereksiz bulunur. İlk kontrol girişimden birkaç ay sonra yapılır. Bu kontrolde kan belirteci ve hormon düzeyi ölçülür. Boyun ultrasonu aynı görüşmede yinelenir. Sonuçlar beklenen düzeyde çıkarsa aralıklar açılır. İlk yıllarda kontroller yılda bir kez planlanabilir.
İlerleyen yıllarda aralık daha da uzayabilir. Kan belirtecinin düşük seyretmesi güven verir. Değer yükselirse inceleme yeniden genişletilir. Ultrasonda yeni bir bulgu çıkarsa plan gözden geçirilir. Düşük risk sınıflaması izlemin bırakılacağı anlamına gelmez. Kontrollerin sürdürülmesini hastalarımdan özellikle istiyorum. Yaşam düzenine ilişkin öneriler de bu dönemde verilir. Sigaranın bırakılması her hastaya önerilir. Dengeli beslenme ve düzenli hareket desteklenir. Gebelik planı varsa hormon düzeni önceden ayarlanır. Bu ayrıntıları yazılı bir planla hastama veriyorum.
Risk Değerlendirmesi Zamanla Değişir mi?
Risk değerlendirmesi, izlem sırasında elde edilen yeni bilgilerle zaman içinde yeniden düzenlenir. Tanı anındaki değerlendirme bir başlangıç noktası oluşturur. İzlem ilerledikçe elimizdeki bilgi zenginleşir. Kan belirtecinin seyri bu bilginin başında gelir. Girişimden sonra değerin hızla düşmesi güven verir. Yavaş düşen ya da yükselen değerler dikkati artırır. Boyun ultrasonundaki bulgular da değerlendirmeye katılır. Temiz seyreden bir ultrason grubu aşağı çekebilir. Yeni bir odak saptandığında ise grup yukarı taşınır. Bu güncelleme her kontrolde yeniden yapılır.
Böylece izlem planı hastanın gerçek durumuna yaklaşır. Başlangıçta orta grupta olan bir hasta yıllar içinde düşük gruba geçebilir. Bu geçiş kontrollerin seyreltilmesini sağlar. Tersi durumda aralıklar yeniden kısaltılır. Değerlendirmenin sürekli güncellenmesi hastalarımı şaşırtabilir. Bu nedenle sürecin baştan böyle kurgulandığını anlatıyorum. Sabit bir etiket yerine değişen bir tablo söz konusudur. Bu yaklaşım gereksiz tetkikten de korur. Aynı zamanda gecikmiş bulguların önüne geçer. Güncellemeleri dosyaya tarih vererek kaydediyorum. Hastamın da bu değişimi izleyebilmesini istiyorum.
Evre Bilgisi Hastanın Yaşamını Nasıl Yönlendirir?
Evre bilgisi, kontrol sıklığını, tedavi yoğunluğunu ve günlük yaşam planını yönlendirir. Alt basamaktaki hastalar olağan yaşamlarını hemen hemen değiştirmeden sürdürür. Çalışma düzeni ve seyahat planları kısa sürede eski haline döner. Spor etkinlikleri iyileşme tamamlandıktan sonra serbest bırakılır. Gebelik planı hormon düzeni dengelendikten sonra değerlendirilir. Üst basamaktaki hastalarda ise takvim daha yoğun kurulur. Tetkik ve tedavi randevuları iş düzenine göre yerleştirilir. Bu planlamayı hastamla birlikte yapmayı önemsiyorum. Sınıf bilgisi ayrıca hangi belirtilerin izleneceğini belirler. Boyunda yeni bir şişlik her basamakta bildirilmelidir.
Ses değişikliği de aynı biçimde değerlendirilir. Üst basamakta kemik ağrısı ve inatçı öksürük ayrıca sorgulanır. Bu uyarıları yazılı bir liste olarak veriyorum. Sınıfın duyulması hastalarda çoğu zaman kaygı yaratır. Oysa tiroid kanserinde bu düzen diğer kanserlerden farklı çalışır. Genç hastalarda yaygın hastalık bile alt basamakta yer alabilir. Bu ayrımı anlatmak kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Sınıf bilgisini tek başına bir yargı olarak sunmuyorum. Yanına izlem planını ve beklenen adımları da ekliyorum. Böylece hasta yolun tamamını görebilir. Yolun görünmesi süreci taşınabilir kılar.
Yayımlanma: · Son güncelleme:
Sık sorulan sorular