Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Meme Kanseri Risk Faktörleri

Meme kanseri risk faktörleri nelerdir, hangileri değiştirilebilir? Elimizde olan ve olmayan etkenleri ayrı ayrı sıraladım.

Meme kanseri risk faktörleri, hastalığın kimlerde daha sık görüldüğünü belirleyen etkenlerin tamamını kapsar. Bu etkenlerin bir bölümü yaşam boyunca değiştirilemez, bir bölümü ise günlük alışkanlıklarla düzenlenebilir. Risk taşımak hastalığın ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Aynı biçimde hiçbir etken taşımayan kişilerde de hastalık görülebilir. Bu sayfada etkenleri tek tek ele alıyorum ve hangilerinin elimizde olduğunu anlatıyorum.

Meme Kanserinde Risk Ne Anlama Gelir?

Meme kanserinde risk, hastalığın ortaya çıkma olasılığının toplum ortalamasına göre değişmesi anlamına gelir. Risk kavramı kesinlik değil, eğilim bildirir. Bir etken taşıyan kişide hastalık hiç görülmeyebilir. Hiçbir etken taşımayan bir kişide ise hastalık ortaya çıkabilir. Bu nedenle riski bir kader değil, bir yön göstergesi olarak açıklıyorum. Risk değerlendirmesinin amacı, izlem planını kişiye göre düzenlemektir. Etkenlerin bir araya gelmesi eğilimi belirginleştirir. Tek bir etkenin ağırlığı ise çoğu zaman sanıldığından düşüktür.

Hastalarım çoğunlukla tek bir etkene odaklanarak muayeneye gelir. Oysa değerlendirme tüm etkenlerin birlikte ele alınmasını gerektirir. Meme kanseri ana başlığı altındaki diğer sayfalar bu değerlendirmeyi tamamlar. Risk bilgisinin kaygı yaratması yerine yönlendirici olmasını isterim. Bu nedenle görüşmede rakam yerine davranış üzerinde duruyorum. Kişinin kendi elindeki etkenleri fark etmesi en kalıcı sonucu verir. Görüşmede kişinin kendi yaşam düzenini anlatmasına yeterli zaman ayırırım. Anlatılanları etken listesiyle karşılaştırarak not ederim. Böylece hangi başlığın öne çıktığı kendiliğinden belirginleşir. Değerlendirmeyi her hasta için ayrı ayrı yapıyorum.

Risk Etkenleri Hangi Gruplara Ayrılır?

Risk etkenleri, üzerinde değişiklik yapılıp yapılamamasına göre iki ana gruba ayrılır. Birinci grup değiştirilemeyen etkenlerden oluşur. Bu grupta cinsiyet, yaş, kalıtım ve doğurganlık tarihçesinin bir bölümü yer alır. İkinci grup ise günlük yaşamla ilgili etkenleri kapsar. Kilo, hareket düzeyi, alkol kullanımı ve hormon desteği bu grupta toplanır. İki grubun ağırlığı her kişide aynı değildir. Değerlendirmede iki grubu birlikte ele alıyorum. Grupları ayrı ayrı okumanın yanıltıcı sonuç verdiğini görüyorum.

Etkenlerin bir bölümü yalnız belirli yaş dönemlerinde etkili olur. Kilo fazlalığının etkisi menopoz öncesinde ve sonrasında farklı biçimde ortaya çıkar. Bazı etkenler ise yaşam boyunca aynı ağırlığı korur. Etkenleri gruplara ayırmak, hangi noktada müdahale edilebileceğini gösterir. Değiştirilemeyen grup izlem sıklığını belirler. Değiştirilebilen grup ise günlük önerilerin çerçevesini çizer. Bu ayrımı hastalarıma ilk görüşmede açıkça anlatıyorum. Hastalarımın çoğu değiştiremeyecekleri başlıklara odaklanarak yıpranır. Oysa asıl kazanç, elde bulunan başlıklar üzerinde çalışmakla elde edilir. Bu yaklaşımı ilk görüşmede açıkça ortaya koyarım. Böylece çabanın nereye yoğunlaşacağı netleşir.

Değiştirilemeyen Etkenler Nelerdir?

Değiştirilemeyen etkenler, kişinin seçimiyle ilgisi bulunmayan yapısal özelliklerden oluşur. Bu grubun başında kadın cinsiyeti gelir. Yaşın ilerlemesi ikinci sırada yer alan güçlü etkendir. Ailede meme ya da yumurtalık kanseri bulunması da bu gruptadır. Kalıtsal gen değişikliği taşımak aynı başlık altında değerlendirilir. Adetin erken başlaması ve menopozun geç yaşta gerçekleşmesi de bu gruba girer. Daha önce meme kanseri geçirmiş olmak, karşı meme için ayrı bir etken sayılır. Bu kişilerde izlem yaşam boyu sürdürülür.

Genç yaşta göğüs bölgesine ışın tedavisi almış olmak da değiştirilemeyen etkenler arasındadır. Meme dokusunun yoğun yapıda olması yine bu gruba dahil edilir. Bu etkenlerin hiçbiri tek başına hastalık anlamına gelmez. Buna karşın izlem planını doğrudan biçimlendirir. Etken sayısı arttıkça tarama daha erken başlatılır. Bu grubu değerlendirirken aile ağacını ayrıntılı biçimde çıkarırım. Anne ve baba tarafını ayrı ayrı sorgularım. Akrabaların tanı aldığı yaşları ve hastalık türlerini ayrı ayrı kaydederim. Kişinin daha önce aldığı ışın tedavilerini de dosyaya yazarım. Bu bilgiler izlem takvimini doğrudan biçimlendirir. Bu etkenleri taşıyan kişilerde hastalık erken yakalandığında gündeme gelen lumpektomi ameliyatı seçeneğini ayrı bir sayfada anlattım. Aşağıdaki bölümlerde bu etkenleri tek tek açıklıyorum.

Yaş ve Cinsiyet Riski Nasıl Etkiler?

Cinsiyet ve yaşın riski etkileme biçimi, hastalığın dağılımını belirleyen en güçlü iki etken olmasıyla açıklanır. Hastalık büyük ölçüde kadınlarda görülür. Erkeklerde de ortaya çıkar, ancak sıklığı çok daha düşüktür. Bu fark, meme dokusunun kadınlarda hormon uyarısı altında gelişmesiyle ilişkilidir. Yaş ilerledikçe hücrelerde biriken genetik hasar çoğalır. Aynı dönemde onarım düzeneklerinin gücü de azalır. Bu iki değişiklik birlikte hastalığın görülme sıklığını artırır. Bu nedenle yaş, değerlendirmede en güçlü tek başlık olarak öne çıkar.

Hastalık kırk yaşından sonra belirgin biçimde sıklaşır. Buna karşın genç kadınlarda da görülür ve göz ardı edilmemelidir. Genç yaşta ortaya çıkan tümörler bazen daha hızlı seyredebilir. Bu nedenle yaşı, bulguyu hafife almak için gerekçe saymıyorum. Yaş ilerledikçe tarama aralıklarını düzenli tutmayı öneriyorum. İleri yaşta taramayı bırakma kararını da kişiye göre veriyorum. Genel sağlık durumu bu kararın belirleyici parçasıdır. Erkek hastalarımda da aynı soruları eksiksiz sorarım. Yaş ilerledikçe eşlik eden hastalıkların da plana katılması gerekir. Bu nedenle değerlendirmeyi yalnız meme muayenesiyle sınırlı tutmuyorum. Yaş ve cinsiyet bilgisini değerlendirmenin başlangıç noktası sayıyorum.

Aile Öyküsü ve Kalıtım Neden Önem Taşır?

Aile öyküsü, hastalığın yatkınlıkla aktarılabildiğini gösterdiği için önem taşır. Aile öyküsü denince yalnız anne tarafı akla gelmemelidir. Baba tarafındaki meme ve yumurtalık kanseri öyküsü de aynı ağırlığı taşır. Birinci derece akrabalarda hastalık bulunması en güçlü uyarıdır. Akrabaların genç yaşta hastalanmış olması değerlendirmeyi ağırlaştırır. Ailede erkek bireyde meme kanseri görülmesi de dikkat çeken bir durumdur. İki memede birden hastalık öyküsü ayrıca sorgulanır. Ailede pankreas ve prostat kanseri bulunması da aynı görüşmede sorulur.

Hastaların büyük bölümünde ailede hiçbir öykü bulunmaz. Kalıtsal gen değişikliğine bağlı olgular tüm hastaların küçük bir bölümünü oluşturur. Bu nedenle aile öyküsü bulunmaması koruyucu bir güvence sayılmaz. Öykünün belirli özellikler taşıması durumunda genetik danışma sürecini başlatırım. Kalıtsal ve ailesel meme kanseri başlığı bu süreci ayrıntılı biçimde anlatır. Aile ağacını çıkarmayı ilk görüşmenin parçası sayıyorum. Akrabaların tanı yaşını ve hastalık türünü ayrı ayrı not ederim. Aile bireylerinin de bilgilendirilmesini ayrıca öneriyorum. Kardeşlerin ve çocukların izlem takvimi bu bilgiden etkilenir. Görüşmeye bir yakınıyla gelen hastalarda anlatım daha kalıcı olur. Bu bilgiyi izlem planının temeline yerleştiriyorum.

Adet ve Menopoz Yaşı Riski Değiştirir mi?

Adet ve menopoz yaşı, meme dokusunun hormona açık kaldığı toplam süreyi belirlediği için riski değiştirir. Adetin erken yaşta başlaması bu süreyi uzatır. Menopozun geç yaşta gerçekleşmesi de aynı sonucu doğurur. Uzayan süre boyunca meme bezi daha çok döngü yaşar. Her döngüde hücreler bölünür ve hata olasılığı artar. Bu nedenle hormona açık kalma süresi değerlendirmeye katılır. Süreyi kabaca hesaplamak bile yol gösterici olur.

Bu etkenin hiçbiri kişinin seçimiyle ilgili değildir. Yine de izlem planını biçimlendirmede yol gösterir. Erken menopoza giren kadınlarda süre kısaldığı için etki tersine döner. Yumurtalıkların alınmış olması da aynı yönde değerlendirilir. Adet öyküsünü her hastadan ayrıntılı biçimde alıyorum. İlk adet yaşını ve menopoz yaşını dosyaya kaydederim. Bu bilgiyi diğer etkenlerle birlikte yorumlarım. Gebelik sayısını ve ilk doğum yaşını da aynı bölümde sorgularım. Bu bilgiler hormona açık kalma süresini tamamlar. Verileri bir arada gördüğümde eğilim daha net ortaya çıkar. Tek bir etkeni öne çıkarmamaya özen gösteriyorum.

Değiştirilebilen Etkenler Hangileridir?

Değiştirilebilen etkenler, günlük yaşam alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili başlıklardan oluşur. Değiştirilebilen etkenler arasında vücut ağırlığı ilk sırada yer alır. Düzenli hareket etmemek ikinci önemli başlıktır. Alkol kullanımı bu grubun bir başka öğesidir. Menopoz sonrasında uzun süreli hormon desteği kullanmak da aynı grupta değerlendirilir. Doğum yapmamış olmak ve ilk doğumun ileri yaşta gerçekleşmesi de bu başlığa girer. Emzirme süresinin kısa kalması yine burada ele alınır. Sigara kullanımı da bu listeye eklenmesi gereken bir başlıktır.

Bu etkenler üzerinde yapılan düzenlemeler eğilimi olumlu yönde değiştirir. Değişikliğin etkisi kısa sürede değil, yıllar içinde ortaya çıkar. Bu nedenle sürdürülebilir alışkanlıklar öneriyorum. Kısa süreli ve sert kısıtlamalar çoğu kez kısa sürede terk edilir. Bu nedenle hedefleri kişinin yaşam düzenine göre biçimlendiririm. Küçük ama kalıcı değişikliklerin daha çok işe yaradığını görüyorum. Bu grubun ayrıntılarını aşağıdaki bölümlerde açıklıyorum. Çok sayıda hedef aynı anda verildiğinde hiçbiri uygulanmaz. Bu nedenle listeyi kısa tutar ve kontrolde gözden geçiririm. Ulaşılan her hedefin kayda geçmesi kişiyi sürdürmeye özendirir. Her hasta için yalnız birkaç hedef belirlemeyi tercih ediyorum.

Kilo ve Hareketsizlik Riski Nasıl Artırır?

Kilo fazlalığı ve hareketsizlik, yağ dokusunun hormon üretimine katkı vermesi yoluyla riski artırır. Menopoz sonrasında yumurtalıkların hormon üretimi azalır. Bu dönemde kadınlık hormonunun önemli bölümü yağ dokusunda üretilir. Yağ dokusu arttıkça meme bezinin aldığı uyarı da artar. Fazla kilo ayrıca kandaki şeker düzenini bozar. Bozulan düzen hücre bölünmesini destekleyen bir ortam yaratır. Hareketsizlik bu tabloyu daha da ağırlaştırır. Uzun süre oturarak çalışan kişilerde etki daha belirgin biçimde ortaya çıkar.

Düzenli yürüyüş bile belirgin bir katkı sağlar. Haftanın çoğu gününe yayılmış orta tempolu hareket önerilir. Kas kütlesini koruyan çalışmalar ayrıca yararlıdır. Menopoz sonrası dönemde kilo kontrolü daha da önem kazanır. Bel çevresinde biriken yağ dokusu ayrıca değerlendirilir. Bu ölçümü kontrollerde düzenli biçimde tekrarlarım. Hedefi ulaşılabilir biçimde belirlemeyi önemli buluyorum. Sert diyetler yerine sürdürülebilir bir düzen kurmayı öneriyorum. Hareket alışkanlığını günlük yaşamın içine yerleştirmek en kalıcı yoldur. Asansör yerine merdiven kullanmak bile küçük bir başlangıç sağlar. Hedefi kişinin çalışma düzenine göre biçimlendiririm. Gerektiğinde beslenme uzmanıyla birlikte plan yapıyoruz.

Doğurganlık Öyküsü ve Emzirme Ne Yapar?

Doğurganlık öyküsü ve emzirme, meme bezinin olgunlaşmasını etkileyerek riski değiştirir. Gebelik sırasında meme bezi tam olgunluğa ulaşır. Olgunlaşan hücrelerin hasara açıklığı azalır. İlk doğumun genç yaşta gerçekleşmesi bu etkiyi güçlendirir. Hiç doğum yapmamış olmak ise eğilimi bir miktar artırır. Emzirme süresi uzadıkça koruyucu etki belirginleşir. Emzirme döneminde adet döngüsünün duraklaması da katkı sağlar. Bu duraklama, hormona açık kalma süresini kısaltır.

Bu etkenler tek başına belirleyici değildir. Çok doğum yapmış ve uzun süre emzirmiş kadınlarda da hastalık görülebilir. Bu nedenle emzirmeyi bir güvence olarak sunmuyorum. Emzirmenin anne ve bebek için başka yararları da bulunur. Emzirme kararını yalnız bu başlığa dayandırmak doğru olmaz. Doğurganlık öyküsünü değerlendirmenin bir parçası olarak alıyorum. Emzirme süresini ay olarak dosyaya kaydederim. Doğum öyküsünü değerlendirirken kişinin kendi tercihlerini sorgulamıyorum. Bu başlığı bir ölçüt olarak değil, bir veri olarak kullanırım. Bilgiyi diğer etkenlerle birlikte yorumluyorum.

Hormon Desteği ve Alkol Kullanımı Riski Yükseltir mi?

Hormon desteği ve alkol kullanımı, belirli koşullarda riski yükseltir. Menopoz yakınmaları için kullanılan birleşik hormon desteği bu başlığın merkezinde yer alır. Kullanım süresi uzadıkça eğilim belirginleşir. Desteğin kesilmesinden sonra etkinin zamanla azaldığı bilinir. Bu nedenle kullanımı gerekli en kısa sürede tutmayı öneriyorum. Kararı jinekoloji hekimiyle birlikte veririz. Gebelikten korunmak için kullanılan hormon içerikli yöntemlerin etkisi ise çok daha sınırlı kalır. Bu yöntemlerin başka organlar için koruyucu etkileri de bulunur.

Alkol kullanımı, kandaki hormon düzeylerini yükselterek etki gösterir. Aynı zamanda hücre içindeki genetik yapıya zarar veren maddeler oluşturur. Etkinin miktarla birlikte arttığı bildirilmiştir. Bu nedenle alkol kullanımını azaltmayı öneriyorum. Sigara kullanımı da özellikle genç yaşta başlayanlarda değerlendirmeye alınır. Bu iki alışkanlık genel sağlık üzerinde de olumsuz etki bırakır. Kullanım miktarını azaltmak bile anlamlı bir adım sayılır. Hedefi tümüyle bırakmak olarak koymak bazı kişileri caydırır. Bu nedenle kademeli bir plan kurmayı yeğlerim. Bırakma kararını destekleyecek yöntemleri hastalarımla birlikte konuşuyorum.

Yoğun Meme Dokusu ve Önceki Hastalıklar Neden Sayılır?

Yoğun meme dokusu ve daha önce geçirilmiş bazı meme hastalıkları, hücre yapısını etkilediği için risk etkeni sayılır. Yoğun meme, bez ve bağ dokusunun yağ dokusuna göre fazla olduğu yapıyı tanımlar. Bu yapı hem eğilimi bir miktar artırır hem görüntülemeyi güçleştirir. Işınlı incelemede yoğun doku beyaz görünür ve odakları gölgeleyebilir. Bu nedenle yoğun memeli kadınlarda ek görüntüleme gündeme gelebilir. Doku yoğunluğu yaşla birlikte azalır. Menopoz sonrasında bu azalma daha belirgin biçimde görülür.

Önceki meme hastalıkları arasında hücre yapısında düzensizlik gösteren tablolar öne çıkar. Daha önce alınmış bir doku örneğinde bu tür bir bulgu saptanmışsa izlem sıklaşır. Yerinde kalan biçimde hastalık geçirmiş olmak da ayrı bir başlıktır. Basit kistler ve iyi huylu katı tümörler ise belirgin bir risk artışı yaratmaz. Bu ayrımı bilmek gereksiz kaygıyı büyük ölçüde önler. Bu ayrımı hastalarıma açık biçimde anlatıyorum. Önceki patoloji raporlarını her zaman görmek isterim. Raporlardaki tanımlar izlem planını doğrudan değiştirir. Bu nedenle eski raporları okumadan karar vermiyorum. Görüntüleme raporlarındaki doku yoğunluğu tanımını da ayrıca okurum. Yoğunluğun yıllar içinde nasıl değiştiğini karşılaştırırım. Bu karşılaştırma ek inceleme kararını kolaylaştırır. Kayıtları saklamalarını hastalarıma özellikle öneriyorum.

Riski Yüksek Kişilerde İzlem Nasıl Planlanır?

Riski yüksek bulunan kişilerde izlem, olağan tarama takviminden daha erken ve daha sık biçimde planlanır. Planın ayrıntısı, riski yükselten etkenin türüne göre değişir. Ailede genç yaşta hastalık öyküsü varsa tarama daha erken başlatılır. Kalıtsal gen değişikliği saptanan kişilerde izlem ayrı bir çerçevede yürütülür. Bu kişilerde görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılabilir. İzlem aralıklarını kişiye göre belirliyorum. Kararı yalnız bir etkene bakarak vermiyorum. Kişinin kaygı düzeyini de planın parçası olarak değerlendiririm.

İzlemin yanında değiştirilebilen etkenler üzerinde de çalışırız. Kilo kontrolü, düzenli hareket ve alkol kullanımının azaltılması bu çalışmanın parçasıdır. Meme kanserinde erken tanının önemi başlığı izlemin gerekçesini ayrıntılı biçimde açıklar. Riski çok yüksek bulunan kişilerde koruyucu seçenekler de konuşulur. Bu seçenekleri baskı kurmadan ve zaman tanıyarak anlatıyorum. Koruyucu başlıkların en çok sorulanı için önleyici mastektomi ameliyatı sayfasını hazırladım. Kişinin sorularını birkaç görüşmeye yayarak yanıtlarım. Kararın kişinin kendi tercihine dayanmasını önemli buluyorum. Planı her yıl yeniden gözden geçiririm. Aradan geçen sürede değişen alışkanlıkları da aynı görüşmede sorgularım. Böylece plan güncelliğini korur. Takvimi yazılı olarak verdiğimde uyumun arttığını görüyorum. Kontrol tarihlerini hastanın kendi takvimine not etmesini isterim. Aradaki dönemde ortaya çıkan yakınmaları beklemeden bildirmesini söylerim. Yeni bir bulgu çıktığında izlem takvimini güncelliyorum.

Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Ailemde meme kanseri yoksa risk taşımıyor muyum?
Hastaların büyük bölümünde ailede meme kanseri öyküsü bulunmaz. Kalıtsal gen değişikliğine bağlı olgular tüm hastaların küçük bir bölümünü oluşturur. Bu nedenle aile öyküsü bulunmaması koruyucu bir güvence sayılmaz. Tarama takvimi aile öyküsünden bağımsız olarak herkese önerilir. Aile öyküsü varsa yalnız takvimin başlangıcı öne çekilir.
Sütyen kullanımı meme kanserine yol açar mı?
Sütyen kullanımıyla hastalık arasında bir bağ gösterilmemiştir. Bu inanış, sütyenin lenf akımını engellediği düşüncesine dayanır. Oysa meme lenf akımı deri altındaki ağla sürer ve giysiden etkilenmez. Sıkı sütyen kullanımı yalnız deri tahrişine yol açabilir. Hastalarımın bu konudaki kaygısını görüşmede gidermeye çalışıyorum.
Deodorant ve antiperspirant kullanmak riskli midir?
Koltuk altı ürünleriyle meme kanseri arasında bir bağ ortaya konmamıştır. Bu konudaki iddia, ürünlerin ter bezlerini tıkadığı düşüncesinden doğmuştur. Meme dokusundaki hücre değişiklikleri ise deri yüzeyindeki uygulamalardan bağımsız gelişir. Ürün kullanımının bırakılmasını gerektiren bir gerekçe bulunmaz. Görüntüleme öncesinde ürün kullanılmaması ise ayrı bir teknik gerekliliktir.
Doğum kontrol hapı kullanmak riski artırır mı?
Hormon içerikli korunma yöntemlerinin etkisi çok sınırlı biçimde bildirilmiştir. Bu etki kullanım sürdüğü dönemde geçerlidir ve bırakıldıktan sonra zamanla kaybolur. Aynı yöntemlerin başka organlar için koruyucu etkileri de bulunur. Kararı jinekoloji hekimiyle birlikte vermenizi öneriyorum. Aile öyküsü belirgin olan kadınlarda değerlendirmeyi ayrıca yapıyorum.
Kilo vermek riski gerçekten azaltır mı?
Menopoz sonrasında kadınlık hormonunun önemli bölümü yağ dokusunda üretilir. Yağ dokusu azaldığında meme bezinin aldığı uyarı da azalır. Kilo kontrolü ayrıca kan şekeri düzenini iyileştirir. Bu iki etki birlikte eğilimi olumlu yönde değiştirir. Kalıcı bir düzen kurmayı, hızlı kilo vermekten daha değerli buluyorum.
Emzirmek meme kanserinden korur mu?
Emzirme süresi uzadıkça koruyucu etkinin belirginleştiği bildirilmiştir. Bu etki, meme bezinin olgunlaşması ve adet döngüsünün duraklamasıyla açıklanır. Buna karşın uzun süre emzirmiş kadınlarda da hastalık görülebilir. Bu nedenle emzirmeyi bir güvence olarak sunmuyorum. Emzirmenin anne ve bebek için başka yararlarını da anlatıyorum.
Sigara kullanımı meme kanseri riskiyle ilişkili midir?
Sigara kullanımı, özellikle genç yaşta başlayanlarda eğilimi bir miktar artırır. Duman içindeki maddeler hücrelerin genetik yapısına zarar verir. Sigara ayrıca tedavi sürecinde yara iyileşmesini olumsuz etkiler. Bu nedenle bırakma kararını her hastamda destekliyorum. Bırakmayı kolaylaştıran yöntemleri birlikte konuşuyoruz.
Gece çalışmak ve uyku düzensizliği risk yaratır mı?
Gece çalışan kişilerde eğilimin bir miktar arttığı bildirilmiştir. Bu ilişki, karanlıkta salgılanan uyku hormonunun azalmasıyla açıklanmaya çalışılır. Bulgular henüz kesin bir sonuç vermemiştir. Yine de düzenli uyku alışkanlığını genel sağlık için öneriyorum. Çalışma düzenini değiştiremeyen kişilerde diğer etkenlere ağırlık veriyorum.
Meme büyütme ameliyatı riski etkiler mi?
Protez yerleştirilmesinin hastalık riskini artırdığı gösterilmemiştir. Protezler meme dokusunun bir bölümünü görüntülemede gölgeleyebilir. Bu nedenle inceleme protezi dikkate alan özel çekim biçimleriyle yapılır. Gerekli durumlarda ultrason ve manyetik rezonans incelemesi eklenir. Protez bilginizi her muayenede paylaşmanızı isterim.
Geçirilmiş iyi huylu meme hastalığı risk sayılır mı?
İyi huylu meme hastalıklarının büyük bölümü risk artışı yaratmaz. Basit kistler ve iyi huylu katı tümörler bu gruptadır. Buna karşın hücre yapısında düzensizlik gösteren tablolar ayrı değerlendirilir. Daha önce alınmış doku örneğinde böyle bir bulgu varsa izlem sıklaşır. Bu nedenle önceki patoloji raporlarını saklamanızı öneriyorum.
Riski yüksek kişide tarama hangi yaşta başlamalıdır?
Tarama başlangıcı, riski yükselten etkenin türüne göre belirlenir. Ailede genç yaşta hastalık öyküsü varsa takvim öne çekilir. Kalıtsal gen değişikliği saptanan kişilerde izlem ayrı bir çerçevede yürütülür. Bu kişilerde görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılabilir. Başlangıç yaşını her hasta için ayrı ayrı belirliyorum.
Genetik test herkese yapılmalı mıdır?
Genetik inceleme, belirli ölçütleri karşılayan kişilere önerilir. Ailede birden çok yakın akrabada hastalık bulunması bu ölçütlerden biridir. Genç yaşta ortaya çıkan hastalık ve iki memede birden tutulum da aynı gruptadır. Test öncesinde ve sonrasında genetik danışma alınması gerekir. Sonucun nasıl yorumlanacağını baştan konuşmayı önemli buluyorum.
Beslenme düzeni riski ne ölçüde etkiler?
Beslenmenin etkisi çoğunlukla vücut ağırlığı üzerinden ortaya çıkar. Sebze, meyve ve tam tahıl ağırlıklı düzenler genel sağlığı destekler. Aşırı işlenmiş ürünlerin ve fazla alkolün azaltılması önerilir. Tek bir besinin koruyucu olduğunu söyleyen iddialara temkinli yaklaşıyorum. Sürdürülebilir bir düzeni tek seferlik kısıtlamalardan daha değerli buluyorum.
Stres meme kanserine yol açar mı?
Stresin doğrudan hastalık başlattığı gösterilmemiştir. Buna karşın uzun süren stres uyku, beslenme ve hareket düzenini bozar. Bozulan düzen dolaylı olarak eğilimi etkileyebilir. Stres yönetiminin genel yaşam kalitesine katkısı da açıktır. Bu nedenle destek almayı gerektiğinde öneriyorum.
Erkeklerde meme kanseri riskini ne artırır?
Erkeklerde ailede meme kanseri öyküsü ve kalıtsal gen değişikliği ilk sırada yer alır. Kadınlık hormonu düzeyini yükselten karaciğer hastalıkları da eğilimi artırır. Fazla kilo ve hormon içerikli ürün kullanımı aynı yönde etki gösterir. Genç yaşta göğüs bölgesine ışın tedavisi almış olmak da değerlendirilir. Erkek hastalarda meme başı altındaki sertliği her zaman inceliyorum.
Riskimi öğrenmek için hangi hekime başvurmalıyım?
Değerlendirme için meme hastalıklarıyla ilgilenen bir genel cerrahi hekimine başvurmak yerinde olur. Görüşmede aile ağacı çıkarılır ve kişisel öykü ayrıntılı biçimde alınır. Gerekli görülürse genetik danışma birimine yönlendirme yapılır. Sonuçlara göre izlem takvimi kişiye özel biçimde düzenlenir. Değerlendirmeyi yılda bir kez yenilemenizi öneriyorum.